Ankara’da Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Büyükelçilikleri’nden İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın 25’inci yıl kutlaması.
Asya’nın iki dev ülkesi Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara büyükelçilikleri, İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın 25’inci yılını kutladı.
Ankara!nın Çankaya ilçesinde yer alan Aşağı Ayrancı ANDREY KARLOV caddesindeki Rusya Büyükelçliği’nin ev sahipliğinde RUSYA VE ÇİN arasındaki İYİ KOMŞULUK, DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI’NIN 25’inci yılı dolayısıyla bir seminer ve kokteyl gerçekleştirildi.
Seminere, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Ekselansları Sergey Vasilyeviç VERŞİNİN ve Çin Halk Cumhuriyet’nin Ankara Büyükelçisi Ekselansları Jiang XUEBİN (Ciang Şüebin) katıldı.
Seminerde, Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu’ndan düşünce kuruluşları ile Türkiye’den Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Hüseyin Bağcı, Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi-Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hasan ÜNAL da yer aldı.
Seminerde aynı zamanda Rusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Primakov Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Müdürü Fyodor Voytolovski ile Çin Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Avrupa-Orta Asya Araştırmaları Bölümünden Kıdemli Araştımacı Lu Han hazır bulundu.
Seminerdeki İlk Konuşmayı Rusya Federasyonu Büyükelçisi Sergey VERŞİNİN yaptı. Verşinin konuşmasında şunları söyledi: ” Bugün burada, Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki İyi Komşuluk ve Dostane İşbirliği Antlaşması’nın 25. yıldönümünü kutlamak üzere bir araya geldik. Bu antlaşma, 2001 yılının tam da bugününde Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve dönemin Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Jiang Zemin tarafından imzalanmıştı. Bu nedenle, Rusya ile Çin arasındaki stratejik ortaklık bağlarının tarihine ve gelişimine adanmış ve aynı zamanda Avrasya Güvenlik Mimarisi bağlamında düzenlenen bu özel seminere ev sahipliği yapmak bizim için bir ayrıcalık ve onurdur. Seminer ayrıca çeşitli bölgesel krizlere ve bölgesel sahiplenme (“regional ownership”) ilkesine uygun olarak bu krizlerin çözüm yollarına da adanmıştır; bu nedenle, toplantımız sırasında Türkiye’nin ve diğer bölgesel güçlerin artan rolünü tartışmak son derece doğal ve yerinde olacaktır.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Rusya ve Çin’i bir araya getiren sadece ortak tarihleri ve coğrafyaları değil, aynı zamanda asırlık gelenekleri, ortak çıkarları ve çok çeşitli uluslararası ve bölgesel meselelere yönelik benzer yaklaşımlarıdır. Bu bağlamda, uluslararası arenada yakın koordinasyon ve işbirliğini sürdürme konusunda iki ülkemizin özel bir sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Bu tür bir ortaklık, on yıllar boyunca tüm dünya düzeni için en önemli istikrar faktörlerinden biri olduğunu kanıtlamıştır. 80 yıldan fazla bir süre önce, iki kahraman ve cesur ulusumuzun İkinci Dünya Savaşı sırasında, Alman Nazizmi ve Japon militarizminin nihai yenilgisine yol açan dönüm noktasını oluşturduğunu her zaman hatırlamakta fayda vardır. Dolayısıyla, Rusya ve Çin’in, savaş sonrası dönemde uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından sorumlu ana organ olan BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi arasında yer alması bir tesadüf değildir. Bu görev kuşkusuz kolay değildir; ancak bu, ülkelerimizin ve halklarımızın çok büyük bir bedel ödeyerek elde ettikleri hem asil bir görev hem de bir haktır; bu bedel asla unutulmamalıdır. Günümüzde, ortak Avrasya kıtamızda istikrarı sağlamaya özel önem vererek yeni bir çok kutuplu dünya düzeni inşa ediyoruz. Küresel çoğunluğu oluşturan ülkeler, özellikle dünya çapında devam eden jeopolitik zorluklar karşısında bizden bunu beklemektedir. Pratik açıdan bakıldığında, Şanghay İşbirliği Örgütü, BRICS, G-20 ve ASEAN gibi çeşitli bölgesel platformlarda Rusya ile Çin arasında yürütülen etkili işbirliği hayati bir rol oynamaktadır.
Bunu söyledikten sonra, bugünkü tartışmamızın üç ana konusuna kısaca değinmek istiyorum. Her şeyden önce, Avrasya Güvenlik Mimarisi kavramı; Avrasya’da eşit ve bölünmez bir güvenlik ve işbirliği alanı oluşturmak için pek çok adım atılmaktadır. Rusya ve Çin’in kıtanın büyük bir bölümünü kaplaması nedeniyle, Avrasya için böyle bir güvenlik mimarisinin kurulmasının önemi azımsanamaz. Hepimiz, karşılıklı saygı ve uluslararası hukukun temel ilkelerine bağlılığa dayalı, güvenlik ve barış içinde bir arada yaşama konusunda güçlü garantilere ihtiyacımız var. Dahası, artık hepimiz ekonomik, ticari ve yatırım faaliyetlerinin merkezlerinin, en büyük ve en zengin kıta haline gelen Avrasya’ya kaydığını görüyoruz. Hayatın kendisi, kendi çok kutuplu coğrafi ve siyasi alanımızın kapsamlı bir şekilde geliştirilmesine yönelmemizi teşvik ediyor. Bu felsefe, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2015 yılında ortaya koyduğu “Büyük Avrasya Ortaklığı” girişimine de yansımıştır; bu girişim, kıtadaki tüm ilgili devletlerin ve birliklerin katılımına açık bir entegrasyon çerçevesidir. Avrasya’da ortak güvenlik konusu, Çin ile ikili siyasi gündemimizin önceliklerinden biri haline gelmiştir. Rusya’nın Avrasya’daki gelecekteki güvenlik mimarisine ilişkin vizyonu, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Şubat 2023’te başlatılan ve tüm çatışmaların kök nedenlerinin tespit edilip ele alınmasını özellikle öngören Küresel Güvenlik Girişimi ile uyumludur. Bu, ortak vizyonumuzdur. Ayrıca, Belaruslu dostlarımızın 21. Yüzyılda Avrasya Çeşitlilik ve Çok Kutupluluk Şartı’nın geliştirilmesi yönündeki önerisini de destekliyoruz. Bunun, BM Şartı ilkelerinin bütünlüğü ve birbiriyle bağlantılılığı çerçevesinde, kıtayı kapsayan bir mimarinin siyasi ve hukuki temeli haline gelmesi gerektiğine inanıyoruz
Seminerin ikinci konusu olan krizlerin çözümü bağlamında bölgesel sahiplenme (“regional ownership”) ilkesi, az önce bahsettiğim Avrasya güvenliği için tam anlamıyla geçerlidir. Kıtanın sorunlarına çözüm aramak ve olumsuz dış müdahaleleri engellemek, tamamen Avrasya ülkelerinin sorumluluğundadır. “Kolektif Batı”, NATO merkezli bir Avrupa-Atlantik mimarisini tercih ettiği için bu tür çabalara büyük ihtiyaç duyulmakta ve bu ihtiyaç giderek daha acil hale gelmektedir. Batı, bölgedeki bölünmez güvenlik ve herhangi bir hakimiyetin reddi ilkelerine dayanan, başta Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) olmak üzere önceki çerçeve anlaşmalarını terk etmiştir. Aynı yaklaşımların dünyanın diğer bölgelerindeki Batı politikalarını da yönlendirdiği iyi bilinmektedir. Örneğin, hepimiz Orta Doğu’da, öngörülemez sonuçlara yol açabilecek tam anlamıyla bir savaşa dönüşme eğiliminde olan, eşi benzeri görülmemiş ve hâlâ devam eden bir krize tanık olduk. Yalnızca son on iki ay içinde, ABD ve İsrail’in İran’a karşı iki büyük, sebepsiz askeri saldırısı gerçekleşti: Haziran 2025’teki “Midnight Hammer” ve Şubat 2026’da başlayan “Epic Fury” operasyonları. Çeşitli arabulucuların tüm ortak çabalarına ve asil misyonlarına rağmen, Basra Körfezi’ndeki savaş sona ermekten çok uzak ve hepimizin memnuniyetle karşılayıp tam olarak desteklediğimiz İslamabad Mutabakatı, imzalanmasından birkaç gün sonra ihlal edildiği için geleceğe dair beklentiler karamsar görünüyor. Bir başka çarpıcı örnek ise Gazze Şeridi’nde uzayan insani trajedi ve bitmek bilmeyen kan dökülmesidir. Başkan Donald Trump tarafından Ekim 2025’te tasarlanan ve kötü şöhretli Gazze barış planı, eski Başkan Joe Biden tarafından ortaya konulan benzer bir planın kaderini tekrarlayan, sadece bir kağıt parçasından ibaret olduğu ortaya çıkmıştır. Bu arada, Gazze’deki gerçek durum, özellikle de acımasız İsrail bombardımanından sağ kurtulan ve şimdi açlık, yoksulluk, sefalet, umutsuzluk ve toplu cezalandırma ile karşı karşıya kalan Filistinliler için hâlâ vahimdir. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durum, uzun süredir devam eden İsrail işgali, artan aşırılıkçılık ve şiddet ile birlikte, uluslararası hukuki çözümün temelini oluşturan iki devletli çözüm umudunun İsrail hükümeti tarafından tamamen reddedilmesi ve baltalanması göz önüne alındığında, Gazze’den çok da iyi değildir.
İsrail’in tam kapsamlı bir saldırı başlatarak ülkenin güneyinin tamamını işgal etmesiyle Lübnan da Gazze’nin kaderini tekrar yaşama eşiğinde dengede durmaktadır. İsrail, “tampon bölgeler” oluşturmak amacıyla yasadışı işgali genişletme mantığını Suriye’ye, özellikle de Golan Tepeleri’ne de uygulamaktadır. Bunlar, Orta Doğu’daki tehlikeli gelişmelerin ve krizlerin yıkıcı bir şekilde çoğalmasının sadece birkaç örneğidir. Bu tür istikrarsızlık ve kargaşanın temel nedenlerinin, Batı metropollerinin sömürgeci ve yeni-sömürgeci politikalarına dayandığı bir sır değildir — ister Lübnan, Suriye ve Filistin’de İngiliz ve Fransız mandası altındaki eski topraklar için bir saatli bomba haline gelen sözde Sykes-Picot Anlaşması, ister Irak, Libya ve Afganistan’daki NATO’nun yıkıcı işgalleri. Bugün Orta Doğu’da yaşanmakta olan en kötü senaryolar, tek bir faktör olmasaydı hayal bile edilemezdi: egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı ile kendi kaderini tayin hakkı dahil olmak üzere temel uluslararası ilkelerin açık ve bariz bir şekilde ihlali niteliğindeki kolektif Batı’nın dış müdahalesi. BM Şartı’nda yer alan bu ilkeler, hakimiyetlerini ve hegemonyalarını korumak için çaresiz bir çaba içinde keyfi “kurallara dayalı düzeni” dayatmaya çalışan Batı ülkeleri için birdenbire işe yaramaz ve önemsiz hale gelmiştir.
Son konumuz Türkiye’nin yükselişi ve Orta Güçlerdir (“Middle Powers”). Her bulutun bir gümüş kenarı vardır. Küresel ve bölgesel kargaşa ve sıkıntıların ortasında, dünyanın farklı bölgelerindeki ülkelerin – Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Avrasya’daki ülkelerin – Batı tarafından kışkırtılan ve uzatılan bölgesel krizlerin çözümünde her zamankinden daha fazla kararlı bir tutum sergilemek ve belirleyici bir rol oynamak zorunda oldukları artık apaçık ortadadır. Yeni güçler, yavaş ama emin adımlarla doğrudan müdahil olmanın önemini kavrıyor ve kendi komşuluk bölgelerindeki olumsuz gelişmelerin üstesinden gelmek için somut adımlar atıyor ve pratik kararlar alıyor. Hiç şüphesiz, hem Rusya hem de Çin bu bölgesel çabaları tam olarak destekliyor ve bunların hayata geçirilmesine yardımcı oluyor. Buna dair pek çok örnek mevcuttur: Körfez bölgesinde Katar, Umman ve Pakistan’ın arabuluculuk çabaları; Filistin davası için Mısır ve Suudi Arabistan’ın çabaları; ve ivme kazanan “Afrika sorunlarına Afrika çözümü” sloganı. Ve elbette, tüm bunlar, gerçek anlamda etkili ve tanınmış bir bölgesel arabulucu ve aktör haline gelen Türkiye için de tam olarak geçerlidir. Burada, Moskova’nın çeşitli bölgesel meselelerde Ankara ile uzun ve verimli bir işbirliği geçmişine sahip olduğunu vurgulamadan edemem. Örneğin, Suriye konusunda Astana formatı, çöküşün eşiğinde olan ve eşi benzeri görülmemiş bir IŞİD terör tehdidi altında bulunan ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya belirleyici bir katkı sağlamıştır. Rus ve Türk temsilciler, Libya konusunda da koordinasyon ve işbirliği içinde hareket etmişlerdir. Moskova ve Ankara, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ın yanı sıra komşuları İran, Rusya ve Türkiye’yi de içeren 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu’nun etkin çalışmasına büyük önem vermektedir. Bunlar, karşılıklı saygıya dayalı bir işbirliği temelinde elde edilebilecek ilerlemenin sadece birkaç, ancak çok anlamlı örneğidir. Burada, Türkiye ve diğer bölgesel ortaklarla bu tür yapıcı bir ilişkiyi sürdürmeye ve geliştirmeye hazır ve kararlı olduğumuzu teyit etmek isterim. Son olarak, Çinli dostlarımızın da aynı değerlendirmeleri ve yaklaşımları paylaştıklarına inandığımı belirtmek isterim. Ayrıca, Rusya ve Çin’in stratejik ortaklar, P5 üyeleri ve tarihi müttefikler olarak birleşik olduklarından da eminim. İkili Antlaşmamızın 25. yıldönümünü kutlarken, Moskova ile Pekin arasındaki dostluğun zaman sınırları ve jeopolitik sınırlar tanımadığı için, önümüzde daha pek çok bu tür sembolik tarihlerinin olacağına şüphe yoktur. Teşekkür ederim.”
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Ekselansları Sergey Vasilyeviç VERŞİNİN’in konuşmasının ardından kürsüye Çin Halk Cumhuriyet’nin Ankara Büyükelçisi Ekselansları Jiang XUEBİN (Ciang Şüebin) geldi.
Jiang XUEBİN de konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: ” Yirmi beş yıl önce, Çin ve Rusya İyi Komşuluk ve Dostça İşbirliği Antlaşması’nı imzaladı. Yeni yüzyılda ikili ilişkiler için uzun vadeli bir yasal temel attı. Bu yıl Antlaşma tekrar uzatıldı. İlişkilerimizi yeni bir tarihsel başlangıç noktasından istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyümeye yönlendirecektir. Antlaşma, Çin ve Rusya arasındaki değişim geleneğini ileriye taşıyor ve uluslararası hukukun ilkelerini ve normlarını takip ediyor. Halklarımız arasındaki iyi komşuluğu ve onların kalıcı arkadaşlık arzusunu yansıtır. Aynı zamanda tüm insanlığın ortak değerleriyle de uyumludur.
İki devlet başkanının stratejik rehberliği, Çin-Rusya ilişkilerinin üst düzey gelişimi için en büyük güç ve temel garantidir. 2013’ten bu yana iki Başkan, ilişkiye olan bağlılıklarının bir yansıması olarak 40’tan fazla kez bir araya geldi. Bu Mayıs ayında Başkan Vladimir Putin bir kez daha Çin’i ziyaret etti ve Başkan Xi Jinping ile bir araya geldi. İki taraf iki önemli siyasi belge yayınladı. Birincisi, Kapsamlı Stratejik Koordinasyonun Daha Da Geliştirilmesi ve İyi Komşulukların ve Dostça İşbirliğinin Derinleştirilmesine İlişkin Ortak Bildiriydi. İkincisi, Çok Kutuplu Bir Dünyayı ve Yeni Tür Uluslararası İlişkileri Savunmaya İlişkin Ortak Bildiriydi. Bu belgeler, stratejik koordinasyon ve iyi komşuluk işbirliği deneyimimizi net ilkelere dönüştürüyor. Yeni çağda önceliklerimizi ve stratejik misyonlarımızı belirlediler ve ikili ilişkilere net bir yön ve yeni bir ivme kazandırdılar.
Başkanlarımızın rehberliğinde Çin ve Rusya, ikili ilişkilerin istikrarlı bir şekilde büyümesinin temelini güçlendirerek pratik işbirliğini derinleştirmeye devam etti. Ticaretimiz gelişen bir yapı ile büyümeye devam etti. 2025’te ticaret 227,9 milyar ABD’ye ulaştı. Üçüncü yıl için 200 milyar doları aşan dolar. Kaynaklarda, endüstrilerde ve pazarlarda güçlü yönlerimizden tam olarak yararlandık, karşılıklı faydalar ve kazan-kazan sonuçları getirdik. Enerji ve bağlantı işbirliği de kayda değer ilerleme kaydetti. Rusya, Power of Siberia boru hattı aracılığıyla Çin’e 100 milyar metreküpten fazla doğal gaz tedarik etti. Haziran ayının sonunda, 3 binden fazla Çin-Avrupa yük treni doğu koridoru üzerinden Rusya’dan geçti. İnsanlardan insana değişimler de genişlemeye devam etti. 2006’dan bu yana iki ülke düzenli olarak kültür, turizm, medya, bilim ve teknoloji ve sporu kapsayan ulusal tema yılları düzenledi. Bu yıl, iki ülkemiz arasındaki onuncu ulusal tema-yıl programını işaret eden Çin-Rusya Eğitim Yılları başlatıldı.
Bugün, dönüşüm ve türbülans tüm dünyada iç içedir. Savaş sonrası uluslararası düzen ve uluslararası ilişkileri yöneten temel normlar ciddi bir baskı altında. Jeopolitik çatışmalar büyüyor ve dünya gerçek bir orman yasasına geri kayma tehlikesiyle karşı karşıya. Böyle bir belirsizliğin ortasında, Çin-Rusya ilişkileri istikrar ve kesinlik sağlamaya devam ediyor. Çin-Rusya stratejik koordinasyonunun küresel stratejik istikrarı korumak, çok taraflılığı korumak ve uluslararası düzeni korumak için büyük önem taşıdığı kanıtlanmıştır.
Bu yılın Çin ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yıldönümü olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu, Ankara’daki iki büyükelçiliğimiz tarafından ortaklaşa düzenlenen bugünkü seminere özel bir anlam kazandırıyor. Türkiye yükselen bir güçtür ve uluslararası ilişkilerde daha büyük bir rol oynamaktadır. Dünya barışı ve istikrarı ve insan uygarlığının ilerlemesi ile ilgili birçok konuda üç ülkemiz ortak özlemleri paylaşıyor:
İlk olarak, hepimiz halklarımız için daha iyi bir yaşam sağlayarak ulusal kalkınmaya ve gençleşmeye bağlıyız. Bugün, üç ülke de endüstriyel dönüşüm ve yükseltmenin ve insanların geçim kaynaklarının iyileştirilmesinin kritik bir aşamasındadır. Bu fırsatı değerlendirmeli, ulusal koşullarımıza uygun kalkınma yollarını takip etmede birbirimizi sağlam bir şekilde desteklemeli, kalkınma stratejilerimizin uyumunu derinleştirmeli, işbirliğinin alanlarını ve kapsamını genişletmeli, birbirimizin başarısına katkıda bulunmalı ve ortak refaha ulaşmalıyız.
İkincisi, hepimiz eşit ve düzenli bir çok kutuplu dünyayı destekliyoruz. Birlikte çalışarak, türbülans ve dönüşümün arka planına karşı daha geniş bir uluslararası fikir birliği oluşturabiliriz.
Üçüncüsü, hepimiz ayrımcılığa ve zorbalığa karşıyız. Güçlerini zayıflara zorbalık yapmak için kullananlara karşı birlikte durmalıyız. Zor kazanılan çok taraflı ticaret sistemini savunmak için korumacılığa ve sanayi ve tedarik zincirlerini ayırma ve kesme girişimine karşı çıkmalıyız. Birlikte, tüm dünyaya fayda sağlayan evrensel olarak faydalı ve kapsayıcı ekonomik küreselleşmeyi teşvik edeceğiz.
Bugün buradaki tüm uzmanların bu seminerden tam olarak yararlanacağını, derinlemesine tartışmalara katılacağını ve Çin-Rusya kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığını daha da ilerletmek ve Çin, Rusya ve Türkiye arasındaki karşılıklı güven ve koordinasyonu daha üst seviyeye taşımak için görüşlerinize katkıda bulunacağını içtenlikle umuyorum.
Son olarak, bu seminere büyük başarılar diliyorum.
Teşekkür ederim.”
Konuşmalardan hemen sonra seminere geçildi. Sunumlar ve soru-cevap bölümünün ardından seminer bir kokteylle sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.
Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”
“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.
Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.
“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.
Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.
Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.
“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”
Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.
Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”
“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.
Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”
“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”
Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TEKNOFEST Güneydoğu” ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) Güneydoğu’da bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Perşembe günü Manisa Soma’da meydana gelen göçükte hayatını kaybeden beş madenci kardeşimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyorum. Madencilerimizin acılı ailelerine, çalışma arkadaşlarına sabır, yaralı olarak kurtarılan ve tedavileri devam eden iki madencimize acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Göçükle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının idari soruşturma, Soma Cumhuriyet Başsavcılığının da adli tahkikat başlattığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aralarında madeni işleten şirketin yetkililerinin de olduğu dokuz kişi gözaltına alınmıştır. Soruşturma çok yönlü bir şekilde devam etmektedir. İhmali veya suçu olan kim varsa hesabını mutlaka verecektir. Biz de bunun takipçisi olacağız” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ EMİN ELLERDEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akılla emeği, zekâ ile bilgiyi, fikirle projeyi buluşturan bir TEKNOFEST’te gençlerle yine beraber olduklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Türkiye’nin teknolojide ulaştığı seviyeyi, TEKNOFEST kuşağının ürettiği nitelikli eserleri bugün bir kez daha gururla seyrediyoruz. Ürünlerini sergileyen, kurduğu hayalleri TEKNOFEST Güneydoğu’da gerçeğe dönüştüren tüm gençlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. GAP Havalimanı’mızdaki bu muazzam atmosfer, buradaki gençlerimizin azmi, heyecanı, kararlılığı, bizlere çok net bir şekilde gösteriyor. Türkiye’nin geleceği hamdolsun, emin ellerdedir. Ülkemin önü de ufku da bahtı da sonuna kadar açıktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir. Her birinize iftar ediyorum. Böylesine bilgili, ahlaklı, cesur ve öz güvenli bir gençlikle yol yürüttüğü için Cenabıallah’a sonsuz hamdediyorum. Gözlerinizdeki şu ışık hiç sönmesin, kalplerinizdeki şu coşku hiç ama hiç dinmesin Rabb’im sizleri nazarlardan muhafaza eylesin” diye ekledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Teknoloji Takımı ve bu görkemli şölene katkı sunan tüm paydaşları yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevgili gençler, başından sonuna kadar sizlerin imzasını taşıyan, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’in coşkusunu bu kez Şanlıurfa’mızda yaşıyoruz. Rabb’imize hamdolsun” dedi.
“İSTEDİK Kİ GENÇLERİMİZ KÖKLERİNİ UNUTMASIN”
TEKNOFEST için Şanlıurfa’yı neden tercih ettiklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Selçuk Bey, ‘Bu programı nerede yapalım’ dediğinde ben de kendisine dedim ki, ‘Buraya Şanlıurfa yakışır’ Gerçekten de Şanlıurfa’da bu programın bu kadar coşkulu, bu kadar katılımı yüksek şekilde oluşması, şu anda ben de uçakta izlediğimde, bu güzelliği gördüm ve iftihar ettim” ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST’in Şanlıurfa’ya yakıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Unutmayın, burası her şeyden önce peygamberler şehridir. Burası binlerce yıllık bilim, kültür ve medeniyet birikimine sahiptir. Tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe, bu şehrin sınırları içindedir. Tıpta, matematikte, astronomide, geometride, fizik ve felsefede binlerce âlim en seçkin eserlerini bu şehirde vermiştir. El Battani’den Sinan bin Sabit’e, Harranlı İbni Vasıf’tan Yunus el Harrani’ye onlarca, yüzlerce bilim insanı burada yaptıkları çalışmalarla insanlığa çok kıymetli eserler hediye etmiştir. İşte bu yüzden mazinin birikimini bugünün gençleri ve geleceğin teknolojileriyle buluşturmak için TEKNOFEST’i Şanlıurfa’da düzenledik. Damada dedim ki, Şanlıurfa’ya bu yakışır. Şanlıurfa’yla inşallah şöyle bir semaya doğru huruç ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstedik ki gençlerimiz köklerini unutmasın, ecdadın eserlerinden güç ve ilham alsın. Türkiye’nin istikbalini bu şuurla inşa etsin. İstedik ki dünyanın farklı ülkelerinden TEKNOFEST’e katılan gençler, Türkiye’nin bu değerlerini, bu derinliğini daha yakından görsün, tanısın. Biliyorsunuz bu etkinliğe 2018’de 4 bin 333 takım başvuruyla başlamıştık. Başvuru sayısı her sene daha da yükseldi, maşallah bu yıl TEKNOFEST Güneydoğu’ya ilgi itibarıyla gerçekten çok yoğun. Teknoloji yarışmalarına 81 ilimizden ve dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takım, 1 milyon 600 binin üzerinde yarışmacı başvurdu. Bugüne kadar ziyaretçi sayımız ne oldu? 1 milyona yaklaştı, elhamdülillah bu ne güzellik, bu ne büyük coşku” diye ekledi.
“HER BİRİNİN ARKASINDA BÜYÜK EMEK OLAN BURADAKİ TEKNOLOJİLERİN TAMAMIYLA KIVANÇ DUYUYORUZ”
Bu sene TEKNOFEST’e yeni kategoriler ilave ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G, yapay zekâ, elektronik harp, birinci şahıs görüşlü dron izleme, ileri otonom sistemler, robotik uygulamalar, savaşan İHA’lar, hava yolu optimizasyonu ve bağımlılıkla mücadele gibi alanlarda 11 yeni yarışma kategorisi eklendiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni deneyim, sergi, uçuş ve etkinlik alanlarının ise organizasyona ayrı bir zenginlik kazandırdığını ifade ederek, “Finale çıkanlar başta olmak üzere bu yarışmalara katılan tüm takımlarımızı, yarışmacılarımızın tamamını gönülden tebrik ediyorum. Rabbim bu başarılarınızı inşallah daim eylesin” dedi.
Gençlerin etkinlikle ilgili ne düşündüğünü bilmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Burada sergilenen yerli ve millî savunma ürünlerini gördünüz değil mi? KIZILELMA’yı, KAAN’ı, GÖKBEY’i, ATAK’ı, HÜRJET’i, ANKA’yı, BAYRAKTAR TB2’yi ve son teknolojiye sahip diğer hava platformlarını beğendiniz değil mi? ZAHA, Pars, Gezgin, Boran, Fırtına, Korkut, Gökberk, Kalkan, Hisar, Ejderha ve diğer kara araçlarımız sizden tam not aldı değil mi? Albatros insansız deniz aracımız, TÜRKSAT 6A uydumuz, HİSTEP roketimiz, yerel tespit sistemimiz, gösteri uçuşlarımız, bunlar sizi heyecanlandırdı, gururlandırdı değil mi? Evet. Bizler de tıpkı sizin gibi düşünüyoruz. Heyecanlıyız, coşkuluyuz. Her birinin arkasında büyük emek olan buradaki teknolojilerin tamamıyla kıvanç duyuyoruz. Savunma sanayimizde kendi mühendislerimizin, yazılımcılarımızın, teknisyenlerimizin hayata geçirdiği bu platformlarla iftihar ediyoruz.”
“TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİNİ SİZLER OMUZLAYACAKSINIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakın, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak hayatı boyunca gençlerle yol yürümüş, gençlerin daima arkasında durmuş bir siyasetçi olarak şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim. Burada izlediğiniz, beğendiğiniz, hayran kaldığınız, görünce gururlandığınız tüm bu teknolojileri ileride inşallah, sizler üreteceksiniz. Bu ürünleri tasarlayan, geliştiren, test eden ağabeylerinizle, ablalarınızla ileride inşallah beraber çalışacaksınız. Onların Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Nuri Demirağ ve Özdemir Bayraktar gibi bu davaya ömrünü vermiş kahramanlardan devraldığı emaneti sizler yaşatacak, daha ileri noktalara sizler taşıyacaksınız. Türkiye’nin istikbalini sizler omuzlayacaksınız. Şehit ve gazilerimizin yücelttiği mücadele sancağını sizler başarıyla dalgalandıracaksınız. Şunu hiçbir zaman unutmayın, bu millet asırlardır sizi bekliyor, bu ümmet yüzyıllardır sizden işaret bekliyor. Mazlum ve mağdurlar çağlardır sizi dört gözle bekliyor” diye konuştu.
Bir hususu unutmamalarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizi durdurmak, sizi yavaşlatmak, sizin ümitlerinizi kırmak isteyenler de var. Asırlardır tetikte bekliyor, yüzyıllardır pusuda bekliyor. Bekledikleri fırsatı onlara vermeyeceksiniz. Sizi yolunuzdan döndürmek isteyenlere aman vermeyeceksiniz. İlkelerinizden, değerlerinizden, kimliğinizden, unutmayın, Kızılelma mefkûrenizden en küçük bir taviz vermeyeceksiniz” dedi.
Merhum Erdem Bayazıt’ın şiirinden, “Zaman akar, yer direnir, gökyüzü kanat gerer, siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde, karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz, soluğunuz umutsuz ceylanların gözü yaşına sünger, şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü, çatlayacak yalanın çelik kabuğu, sizin bahçenizde büyüyecek aşkın ve inancın güneş yüzlü çocuğu” mısralarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sizler yani müjdenin kurşun yükünü taşıyanlar, savaş suçlularını, insanlık düşmanlarını, soykırımcıları sizler durduracaksınız. Geliştirdiğiniz ürünlerle, hayata geçirdiğiniz projelerle, şahsiyetinizle, cesaretinizle, bilginizle, şefkat ve merhametinizle Filistin’den Lübnan’a, Yemen’den Libya’ya gönül coğrafyamızda kanayan yaraları sizler saracaksınız. Yalanın çelik kabuğunu, doğrunun, vicdanın, hakkın ve hakikatin ışığıyla sizler kıracaksınız.”
“SAVUNMA SANAYİNDEKİ BAŞARILARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Gençlere inanıp güvendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak savunma sanayindeki başarılarımızı sürdürüyoruz. Bu alanda tam bir devrime imza atıyoruz. 4 bin 500’den fazla firmamız, 100 binin üzerinde insanımız, Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda başarı çıtasını her gün daha yükseğe taşıyor. Havada, karada, denizde ve uzayda devreye aldığımız projeler, geliştirdiğimiz ürünlerle destan yazmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Yerli ve millî imkânlarla üretilen savunma ürün, yazılım, platform ve ekipmanları ordunun ve güvenlik birimlerinin envanterine dâhil ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Etkinlik ve caydırıcılığımızı artırırken, talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin de savunma ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kader birliği yaptığımız dostlarımız ne kadar güçlü olursa Türkiye’nin de o derece kuvvetli ve kudretli olacağına inanıyoruz. Bakın biz, yokluğun, başkalarına muhtaç olmanın acısını bilen bir milletiz. Bir dönem, savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlı olan bir ülkeydik. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Sadece bu yılın ağustos ayında 511,4 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik. Ocak-Ağustos dönemi ihracatımızı, geçtiğimiz senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 oranında artırdık ve 6,3 milyar dolara ulaştık. Bu rakam, biz göreve geldiğimizde yıllık sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, ürünlerini burada gördüğünüz firmalarımızın gayretleri, bizlerin de destekleriyle işte bugünlere geldi. Çalıştık, çabaladık, zorluklar karşısında pes etmedik ve bunları başardık. İnşallah daha iyi yerlere geleceğiz. İnşallah bu başarıları, yeni rekorlarla, rekabet gücü ve katma değeri yüksek yeni platformlarla daha da güçlendireceğiz.”
TEKNOFEST Güneydoğu’nun hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahipleri ve finalistler başta olmak üzere tüm takımları ve yarışmacıları tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm misafirlere ve katılımcılara şükranlarını sundu, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.
Kısa adı TASKK olan Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu 20’inci Olağan Genel Kurulu Ankara’daki Hilton Garden Inn otelde gerçekleştirildi.
20’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Başkanlığına Şener AYDIN seçildi.
Divan Başkanlığını Mehmet BAYKAN’ın yaptığı iki adaylı 20’inci Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Olağan Genel Kurulu’nda Şener AYDIN başkanlığa seçilirken oy kullanan 783 delegeden 481 oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.