İletişim Başkanlığı’nca Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümü dolayısıyla 955’İNCİ YILINDA MALAZGİRT ZAFERİ PANELİ ve MALAZGİRT ZAFERİ: TÜRKLERİN SAVAŞ HÜNERİ ve SANAT ESTETİĞİ kitabının tanıtımı yapıldı.
İletişim Başkanlığı konferans salonundaki 955’İNCİ YILINDA MALAZGİRT ZAFERİ paneli Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın açılış konuşmasıyla başladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr: Burhanettin Duran konuşmasında şunları söyledi: “Değerli misafirler, kıymetli akademisyenlerimiz, hanımefendiler ve beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum. Bugün, burada Türk tarihinin belki de en önemli dönüm noktalarından birisi olan ve meşhur söyleyişle bizlere Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi’nin dokuz yüz elli beşinci yıl dönümünü yad etmekte ve hafızamızı diri tutmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Bizler de bu kutlu ve mübarek zaferin yıl dönümünü anlamlı bir eserle idrak etmek istedik. İletişim başkanlığı olarak bugün huzurlarınızda hazırlamış olduğumuz Malazgirt Zaferi, Türklerin Savaş Hüneri ve Savaş Estetiği isimli kitabımızı kamuoyumuzun takdirine de sunuyoruz. Bu vesileyle kutlu zaferin büyük komutanı Sultan Alpaslan’ı ve bizlere bu toprakları vatan kılan bütün aziz şehitlerimizi, gazilerimizi, rahmet ve minnetle anıyoruz. Değerli misafirleriimiz, Tarih şuuru dediğimiz aslında muazzam bir hafızadır.
Bu hafıza, bir milletin seciyesini, istikametini ve ali değerlerini sinesinde barındırır. Bu şuur, bir milletin vahdetinin ve bin yıllara sahip kutlu yürüyüşünün tecelligahıdır. Malazgirt zaferi, bugünün zaviyesinden idrak edildiğinde Türklerin binlerce yıllık tarihi akışını Anadolu coğrafyasında buluşturan ve bu toprakların bugüne kadar bize vatan kılan bir dönüm noktasıdır.
Nitekim, YAHYA KEMAL SÜLEYMANİYE’DE BAYRAM SABAHI adlı şaheserinde bu kesintisiz yürüyüşü meşhur bir askerin simasında şöyle tarif etmektedir;
“Ne kadar saf idi siması, bu mü’min neferin!
Kimdi? banisi mi, mimarı mı ulvi eserin?
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,”
İşte Malazgirt bu kutlu yürüyüşün Anadolu’daki o ihtişamlı başlangıcıdır. 26 Ağustos 1071’de kazanılan bu Zafer, aynı zamanda Anadolu’nun kapılarını bir medeniyet tasavvuruna, bir devlet geleneğine ve köklü bir kültüre açmıştır.
Malazgirt’ten sonra Anadolu münhasıran üzerinde yaşanılan bir coğrafya olmaktan çıkmış ilimle irfanla, adaletle, vakıf kültürüyle, şehirleriyle ve eserleriyle inşa olunan büyük bir medeniyet ruhuna dönüşmüştür. Nitekim bugün tertip ettiğimiz bu panel Malazgirt’i işte bu yönüyle kültürel mirasımızın bir parçası olarak idrak etmeyi amaçlamaktadır. Konuşmamın başında bahsettiğim muazzam bir hafızadan müteşekkil tarih şuurumuz, Selçuklu devletinden Osmanlı İmparatorluğu’na cumhuriyetimizin kuruluşundan Türkiye, 100 yılına kadar milletimizi ayakta tutan en büyük kuvvet olmuştur.
İşte, bugün bizleri bir araya getiren de bu ortak şuurdur. Anadolu’nun dört bir yanını birbirine bağlayan bu görünmez bağ, kubbemizi ayakta tutan sütunlardan birisidir. 955 sene evvel Sultan Alparslan’ın ordusunda tecessüm eden birlik ruhuyla yüzyıllar sonra günümüzden tam 104 sene evvel Büyük Taarruz muharebesinde ecdadın mukaddes emanetine sahip çıkan ruh aynı ruhtur.
Dün, Cumhurbaşkanımızın Muş’ta Malazgirt zaferini anma etkinliklerinde altını çizdiği gibi biz Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasını savunmuş bu uğurda “can alıp can vermiş” istiklaline aşık bir milletiz. Bu vesileyle Büyük Taarruz zaferinin 104’üncü sene-i devriyesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bizlere bu yurdu bir kez daha vatan kılan aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyoruz.
30 Ağustos sefer bayramımızı da şimdiden tebrik ediyorum.. Bu topraklarda özgürce yaşamaya devam etmek için bu tarih ve millet şuuruna bir kez daha sıkı sıkıya sarılmanın ne kadar zaruri olduğu aşikardır.
Malazgirt, Türk milletine kıyamete kadar omuzlarımızda taşımamız gereken en büyük sorumluluklar yüklemiştir. Öncelikle orada tecessüm eden ruhu ila-nihaye muhafaza etmek sorumluluklarımızın başında gelmektedir. Malazgirt’i anlamak demek birliğimizi, beraberliğimizi ortak hedeflerimizi millet olma şuurumuzu muhafaza etmek demektir.
Üzerinden yaklaşık bin yıl geçmiş olmasına rağmen, bugün de bu değerler, Türkiye 100 yılının kulcal damarlarında dolaşmaya devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti bu tarihi sürekliliğin en köklü temsilcisidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettikleri üzere Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir.
Bugün ülkemiz, bu tarihi yürüyüşünü güçlü biçimde sürdürmek adına bir kez daha milli birliğini tahkif etmenin gayreti içerisindedir. Hepimizin bildiği gibi, ülkemiz terörün doğrudan ya da dolaylı olarak meydana getirdiği sorunlarla uzun yıllar boyunca mücadele etmiş ve bu mücadele sırasında çok tıbbi bedeller ödemiştir. Bugün ise Türkiye, sayın cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde bu sorumluluk körü kökünden çözmek, ülkemizi ve bölgemizi terörden tamamen arındırmak için kararlı adımlar atmaktadır.
Bu anlayışla sürdürülen terörsüz Türkiye, terörsüz bölge süreci, Gazi Meclisimizde kabul edilen milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanun ile bir anlamda ete kemiğe bürünmüştür. Bundan sonrasında da süreç toplumumuzun her kesiminin desteğiyle ilerletilecek ve inşallah başarıyla nihayete erdirilecektir. Terör sorununu tamamen ortadan kaldıracak iradenin en önemli dayanaklarından biri de Anadolu’yu ortak bir vatan müşterek bir kader ve birlikte yaşama iradesi etrafında buluşturan milli birlik şuurumuz olacaktır.
Ülkemizin, Türkiye yüzyılı hedeflerine doğru yürüyüşü, küresel düzlemde artan belirsizliklere ve bölgemizde oluşturulmak istenen istikrarsızlığa rağmen devam edecektir. Milletimizin bu topraklardaki meşru varlığına yönelik doğrudan ya da dolaylı her türlü tehdit, ima ve söylem Türkiye Cumhuriyeti Devleti için yok hükmündedir. Bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen uluslararası hukuku hiçe sayan, sivilleri hedef alıp saldırılarıyla bütün dünyanın vicdanında mahkum edenler tabi ki Türkiye’nin bu yürüyüşüne hiçbir türlü engel olamayacaklardır. Tabi ki bugün biz Türkiye olarak terörsüz Türkiye’nin, terörsüz bölge olarak başarılı olmasını istiyoruz. Dolayısıyla Suriye’de ortaya çıkan gelişmeler olumlu gelişmeler, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefine atılmış, yönelim olarak atılmış adımlardır.
Türkiye, bölgede istikrarı, barışı, refahı, ekonomik işbirliğini öncelemektedir. Saldırganlığa ve yayılmacılığa karşıdır. Bu tür güçler, bizim barış yolunda, istikrar yolunda, işbirliği yönünde adalet ve istikrar yönündeki gayretlerimizi engelleyemeyecektir.
Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye’den Irak’a Lübnan’dan Filistin’e, Körfez’den Afrika’ya Balkanlar’dan Kafkasya’ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyoruz. Bu cumhurbaşkanımızın en son kabine toplantısından sonra kullandığı cümleler, işte biz cumhurbaşkanımızın işaret ettiği bu kardeşlik siyasetini yüceltmek için uğraşıyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz.
Hiç kimse tarihi gerçekleri ya da jeopolitik hakikatleri başka türlü yorumlayarak ülkemize yönelik çeşitli saldırılar yapmaya yönelmesin. Türkiye olarak biz bunları karşılayacak güçteyiz. Türkiye kudretli bir devlettir ve gereken neyse o yapılır ve yapılmaktadır.
Gittikçe sertleşen uluslararası rekabet artık yalnızca askeri, ekonomik ya da diplomatik alanda gerçekleşmiyor. İletişim alanı da bu rekabetin en önemli cephelerinden birisi haline geldi. Özellikle dezenformasyon ve bilgi kirliliği bu cephenin en güçlü tehditleri arasında yer almaktadır.
Bugünün iletişimcileri, tarihçileri, akademisyenleri, kamu görevlileri olarak bizlere düşen en önemli sorumluluklardan birisi, tarihimizin algoritmalarda kaybolmasının önüne geçmektir. Bir daha tekrar ediyorum. Tarihimizin, medeniyetimizin değerlerinin algoritmalar arasında kaybolmasını engellemek zorundayız.
Bunun da yolu, bizim yapacağımız yeni kültürel üretimlerden, tarihimize sahip çıkan eserleri ortaya koymaktan geçer. İşte bugün sizler için hazırladığımız Malazgirt kitabımız da buna bir örnektir ve bu tür çalışmalarımıza sizlerin destekleriyle katkılarıyla devam edeceğiz. Bugün karşı karşıya olduğumuz esas meydan okumanın yanlış bir bilgiye karşı doğru bilgiyi savunmak olmadığını aksine, bizim kendi değerlerimizi tarihsel hafızamızı korumak olduğunu düşünüyoruz.
Dolayısıyla bunları sahih kaynaklarla anlatmak ve bu gerçekleri kayda geçirmek durumundayız. Bunun için yapılacak çok şey var. Bunları hep birlikte üniversitelerimiz başta olmak üzere bütün kültür üreten kurumlarımızla birlikte elbette iletişim başkanlığı olarak da buna devam etmek istiyoruz.
360 derece iletişim perspektifi ve stratejik iletişimin imkanlarıyla biz bunların ele alınarak Türkiye’nin kamu diplomasisinde öne çıkması gerektiği görüşündeyiz. Hakikatin savunulması ile tarih bilincinin güçlendirilmesi, yan yana gitmesi gereken ilkelerdir. İşte iletişim başkanlığı olarak da bunu birlikte yapmaya çalışıyoruz.
Çünkü doğru bilgi önemlidir ama tarihin gerçeklerinin iletilmesi de gençlerimizin bu sosyalleşmeyle yetiştirilmesi de bizim millet olarak ayakta kalmamız için en vazgeçilmez ögelerdir. Bu anlayışla hazırladığımız yayınlar, gerçekleştirdiğimiz programlar ve bugün düzenlediğimiz bu panel yalnızca geçmişi anma amacı taşımıyor. Aynı zamanda hedefimiz tarihimizi bilimsel bir perspektifle değerlendirmek, özellikle genç kuşaklarımızın kendi medeniyet mirasını sağlam kaynaklardan öğrenmesini temin etmektir.
Sözlerime son verirken müsaadelerinizde şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.. 1071 yılında Malazgirt Ovası’nda kurulan birlik, bugün de bu milletin mayasını oluşturmaktadır. Bu birlik ruhu var oldukça Anadolu üzerinde hesap yapanlar da milletimizin varlığına gölge düşürmemiz düşünmeye, çalışanlar da hiçbir zaman emellerine kavuşamayacak.
Bütün farklı etnisiteleriyle, mezhepleriyle. dini görüşleriyle Türkiye bir bütündür ve bu birlikte yaşamanın en güzel yeri olarak Türkiye cumhuriyeti olarak güçlü bir şekilde önümüzdeki On’lu yıllara hazırlanmaktadır. Az önce belirttim. Bölgemizde saldırganlık yayılmacılık isteyenler olabilir ama Türkiye istikrarı, barışı, güvenliği ve bölgesel sahiplenmeyi ilke olarak korumaktadır ve bunun için mücadele etmektedir.
Bu mücadelemizde, millet olarak 1071 Malazgirt ruhunun bize verdiği milli şuurla hareket ettiğimiz sürece önümüzde hiçbir engel olmayacaktır ve Cumhurbaşkanımızın Türkiye vizyonu başarı ile gerçekleşecektir. Yarınlarımıza da bütün gelecek kuşaklarımıza da aydınlık bir Türkiye’yi bırakacağız.
Panele katkı sunacak kıymetli hocalarımıza teşekkür ediyor, panelimizin hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin DURAN’ın konuşmasından sonra panele geçildi.
Panelde, Malazgirt Zaferi’nin yalnızca bir askerî başarı olmadığı, Türk milletinin medeniyet tasavvurunu Anadolu’ya taşıyan bir kültür hareketi olduğuna da vurgu yapıldı.
Panelde, Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’da hâkim olan birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu da ön plana çıktı
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs’ün moderatörlüğündeki tek oturumdan oluşan panelde, eski Türk Tarih Kurumu Başkanlarından Prof. Dr. Refik Turan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Kırpık ve Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu birer konuşma yaptılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.
Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”
“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.
Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.
“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.
Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.
Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.
“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”
Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.
Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”
“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.
Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”
“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”
Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TEKNOFEST Güneydoğu” ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) Güneydoğu’da bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Perşembe günü Manisa Soma’da meydana gelen göçükte hayatını kaybeden beş madenci kardeşimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyorum. Madencilerimizin acılı ailelerine, çalışma arkadaşlarına sabır, yaralı olarak kurtarılan ve tedavileri devam eden iki madencimize acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Göçükle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının idari soruşturma, Soma Cumhuriyet Başsavcılığının da adli tahkikat başlattığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aralarında madeni işleten şirketin yetkililerinin de olduğu dokuz kişi gözaltına alınmıştır. Soruşturma çok yönlü bir şekilde devam etmektedir. İhmali veya suçu olan kim varsa hesabını mutlaka verecektir. Biz de bunun takipçisi olacağız” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ EMİN ELLERDEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akılla emeği, zekâ ile bilgiyi, fikirle projeyi buluşturan bir TEKNOFEST’te gençlerle yine beraber olduklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Türkiye’nin teknolojide ulaştığı seviyeyi, TEKNOFEST kuşağının ürettiği nitelikli eserleri bugün bir kez daha gururla seyrediyoruz. Ürünlerini sergileyen, kurduğu hayalleri TEKNOFEST Güneydoğu’da gerçeğe dönüştüren tüm gençlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. GAP Havalimanı’mızdaki bu muazzam atmosfer, buradaki gençlerimizin azmi, heyecanı, kararlılığı, bizlere çok net bir şekilde gösteriyor. Türkiye’nin geleceği hamdolsun, emin ellerdedir. Ülkemin önü de ufku da bahtı da sonuna kadar açıktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir. Her birinize iftar ediyorum. Böylesine bilgili, ahlaklı, cesur ve öz güvenli bir gençlikle yol yürüttüğü için Cenabıallah’a sonsuz hamdediyorum. Gözlerinizdeki şu ışık hiç sönmesin, kalplerinizdeki şu coşku hiç ama hiç dinmesin Rabb’im sizleri nazarlardan muhafaza eylesin” diye ekledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Teknoloji Takımı ve bu görkemli şölene katkı sunan tüm paydaşları yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevgili gençler, başından sonuna kadar sizlerin imzasını taşıyan, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’in coşkusunu bu kez Şanlıurfa’mızda yaşıyoruz. Rabb’imize hamdolsun” dedi.
“İSTEDİK Kİ GENÇLERİMİZ KÖKLERİNİ UNUTMASIN”
TEKNOFEST için Şanlıurfa’yı neden tercih ettiklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Selçuk Bey, ‘Bu programı nerede yapalım’ dediğinde ben de kendisine dedim ki, ‘Buraya Şanlıurfa yakışır’ Gerçekten de Şanlıurfa’da bu programın bu kadar coşkulu, bu kadar katılımı yüksek şekilde oluşması, şu anda ben de uçakta izlediğimde, bu güzelliği gördüm ve iftihar ettim” ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST’in Şanlıurfa’ya yakıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Unutmayın, burası her şeyden önce peygamberler şehridir. Burası binlerce yıllık bilim, kültür ve medeniyet birikimine sahiptir. Tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe, bu şehrin sınırları içindedir. Tıpta, matematikte, astronomide, geometride, fizik ve felsefede binlerce âlim en seçkin eserlerini bu şehirde vermiştir. El Battani’den Sinan bin Sabit’e, Harranlı İbni Vasıf’tan Yunus el Harrani’ye onlarca, yüzlerce bilim insanı burada yaptıkları çalışmalarla insanlığa çok kıymetli eserler hediye etmiştir. İşte bu yüzden mazinin birikimini bugünün gençleri ve geleceğin teknolojileriyle buluşturmak için TEKNOFEST’i Şanlıurfa’da düzenledik. Damada dedim ki, Şanlıurfa’ya bu yakışır. Şanlıurfa’yla inşallah şöyle bir semaya doğru huruç ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstedik ki gençlerimiz köklerini unutmasın, ecdadın eserlerinden güç ve ilham alsın. Türkiye’nin istikbalini bu şuurla inşa etsin. İstedik ki dünyanın farklı ülkelerinden TEKNOFEST’e katılan gençler, Türkiye’nin bu değerlerini, bu derinliğini daha yakından görsün, tanısın. Biliyorsunuz bu etkinliğe 2018’de 4 bin 333 takım başvuruyla başlamıştık. Başvuru sayısı her sene daha da yükseldi, maşallah bu yıl TEKNOFEST Güneydoğu’ya ilgi itibarıyla gerçekten çok yoğun. Teknoloji yarışmalarına 81 ilimizden ve dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takım, 1 milyon 600 binin üzerinde yarışmacı başvurdu. Bugüne kadar ziyaretçi sayımız ne oldu? 1 milyona yaklaştı, elhamdülillah bu ne güzellik, bu ne büyük coşku” diye ekledi.
“HER BİRİNİN ARKASINDA BÜYÜK EMEK OLAN BURADAKİ TEKNOLOJİLERİN TAMAMIYLA KIVANÇ DUYUYORUZ”
Bu sene TEKNOFEST’e yeni kategoriler ilave ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G, yapay zekâ, elektronik harp, birinci şahıs görüşlü dron izleme, ileri otonom sistemler, robotik uygulamalar, savaşan İHA’lar, hava yolu optimizasyonu ve bağımlılıkla mücadele gibi alanlarda 11 yeni yarışma kategorisi eklendiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni deneyim, sergi, uçuş ve etkinlik alanlarının ise organizasyona ayrı bir zenginlik kazandırdığını ifade ederek, “Finale çıkanlar başta olmak üzere bu yarışmalara katılan tüm takımlarımızı, yarışmacılarımızın tamamını gönülden tebrik ediyorum. Rabbim bu başarılarınızı inşallah daim eylesin” dedi.
Gençlerin etkinlikle ilgili ne düşündüğünü bilmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Burada sergilenen yerli ve millî savunma ürünlerini gördünüz değil mi? KIZILELMA’yı, KAAN’ı, GÖKBEY’i, ATAK’ı, HÜRJET’i, ANKA’yı, BAYRAKTAR TB2’yi ve son teknolojiye sahip diğer hava platformlarını beğendiniz değil mi? ZAHA, Pars, Gezgin, Boran, Fırtına, Korkut, Gökberk, Kalkan, Hisar, Ejderha ve diğer kara araçlarımız sizden tam not aldı değil mi? Albatros insansız deniz aracımız, TÜRKSAT 6A uydumuz, HİSTEP roketimiz, yerel tespit sistemimiz, gösteri uçuşlarımız, bunlar sizi heyecanlandırdı, gururlandırdı değil mi? Evet. Bizler de tıpkı sizin gibi düşünüyoruz. Heyecanlıyız, coşkuluyuz. Her birinin arkasında büyük emek olan buradaki teknolojilerin tamamıyla kıvanç duyuyoruz. Savunma sanayimizde kendi mühendislerimizin, yazılımcılarımızın, teknisyenlerimizin hayata geçirdiği bu platformlarla iftihar ediyoruz.”
“TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİNİ SİZLER OMUZLAYACAKSINIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakın, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak hayatı boyunca gençlerle yol yürümüş, gençlerin daima arkasında durmuş bir siyasetçi olarak şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim. Burada izlediğiniz, beğendiğiniz, hayran kaldığınız, görünce gururlandığınız tüm bu teknolojileri ileride inşallah, sizler üreteceksiniz. Bu ürünleri tasarlayan, geliştiren, test eden ağabeylerinizle, ablalarınızla ileride inşallah beraber çalışacaksınız. Onların Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Nuri Demirağ ve Özdemir Bayraktar gibi bu davaya ömrünü vermiş kahramanlardan devraldığı emaneti sizler yaşatacak, daha ileri noktalara sizler taşıyacaksınız. Türkiye’nin istikbalini sizler omuzlayacaksınız. Şehit ve gazilerimizin yücelttiği mücadele sancağını sizler başarıyla dalgalandıracaksınız. Şunu hiçbir zaman unutmayın, bu millet asırlardır sizi bekliyor, bu ümmet yüzyıllardır sizden işaret bekliyor. Mazlum ve mağdurlar çağlardır sizi dört gözle bekliyor” diye konuştu.
Bir hususu unutmamalarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizi durdurmak, sizi yavaşlatmak, sizin ümitlerinizi kırmak isteyenler de var. Asırlardır tetikte bekliyor, yüzyıllardır pusuda bekliyor. Bekledikleri fırsatı onlara vermeyeceksiniz. Sizi yolunuzdan döndürmek isteyenlere aman vermeyeceksiniz. İlkelerinizden, değerlerinizden, kimliğinizden, unutmayın, Kızılelma mefkûrenizden en küçük bir taviz vermeyeceksiniz” dedi.
Merhum Erdem Bayazıt’ın şiirinden, “Zaman akar, yer direnir, gökyüzü kanat gerer, siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde, karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz, soluğunuz umutsuz ceylanların gözü yaşına sünger, şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü, çatlayacak yalanın çelik kabuğu, sizin bahçenizde büyüyecek aşkın ve inancın güneş yüzlü çocuğu” mısralarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sizler yani müjdenin kurşun yükünü taşıyanlar, savaş suçlularını, insanlık düşmanlarını, soykırımcıları sizler durduracaksınız. Geliştirdiğiniz ürünlerle, hayata geçirdiğiniz projelerle, şahsiyetinizle, cesaretinizle, bilginizle, şefkat ve merhametinizle Filistin’den Lübnan’a, Yemen’den Libya’ya gönül coğrafyamızda kanayan yaraları sizler saracaksınız. Yalanın çelik kabuğunu, doğrunun, vicdanın, hakkın ve hakikatin ışığıyla sizler kıracaksınız.”
“SAVUNMA SANAYİNDEKİ BAŞARILARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Gençlere inanıp güvendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak savunma sanayindeki başarılarımızı sürdürüyoruz. Bu alanda tam bir devrime imza atıyoruz. 4 bin 500’den fazla firmamız, 100 binin üzerinde insanımız, Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda başarı çıtasını her gün daha yükseğe taşıyor. Havada, karada, denizde ve uzayda devreye aldığımız projeler, geliştirdiğimiz ürünlerle destan yazmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Yerli ve millî imkânlarla üretilen savunma ürün, yazılım, platform ve ekipmanları ordunun ve güvenlik birimlerinin envanterine dâhil ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Etkinlik ve caydırıcılığımızı artırırken, talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin de savunma ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kader birliği yaptığımız dostlarımız ne kadar güçlü olursa Türkiye’nin de o derece kuvvetli ve kudretli olacağına inanıyoruz. Bakın biz, yokluğun, başkalarına muhtaç olmanın acısını bilen bir milletiz. Bir dönem, savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlı olan bir ülkeydik. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Sadece bu yılın ağustos ayında 511,4 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik. Ocak-Ağustos dönemi ihracatımızı, geçtiğimiz senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 oranında artırdık ve 6,3 milyar dolara ulaştık. Bu rakam, biz göreve geldiğimizde yıllık sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, ürünlerini burada gördüğünüz firmalarımızın gayretleri, bizlerin de destekleriyle işte bugünlere geldi. Çalıştık, çabaladık, zorluklar karşısında pes etmedik ve bunları başardık. İnşallah daha iyi yerlere geleceğiz. İnşallah bu başarıları, yeni rekorlarla, rekabet gücü ve katma değeri yüksek yeni platformlarla daha da güçlendireceğiz.”
TEKNOFEST Güneydoğu’nun hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahipleri ve finalistler başta olmak üzere tüm takımları ve yarışmacıları tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm misafirlere ve katılımcılara şükranlarını sundu, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.
Kısa adı TASKK olan Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu 20’inci Olağan Genel Kurulu Ankara’daki Hilton Garden Inn otelde gerçekleştirildi.
20’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Başkanlığına Şener AYDIN seçildi.
Divan Başkanlığını Mehmet BAYKAN’ın yaptığı iki adaylı 20’inci Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Olağan Genel Kurulu’nda Şener AYDIN başkanlığa seçilirken oy kullanan 783 delegeden 481 oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.