Araştırma üniversitelerini destekleme programı kısa adı ADEP değerlendirme toplantısı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmiş olmaktan Olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Bu stratejik programın 2026 yılı uygulama sonuçlarını değerlendireceğimiz ve yeni dönem yaklaşımını ele alacağımız toplantımızın ülkemiz ve yükseköğretimimiz için
Üniversitelerimizi Bireysel eğitim ve araştırma kurumu olarak görüyoruz.
Elbette, ama sadece eğitim ve araştırma kurumu olarak görmüyoruz. Aynı zamanda üniversiteleri, yükseköğretim sistemimizi kalkınmamızın önemli bir parçası ve aktörü olarak değerlendiriyoruz. Üniversitelerin araştırma gücü, bir ülkenin kalkınma vizyonunun en temel yapı taşlarından birisiidir.
Son 23 yılda 81 ilimizin tamamında üniversite oluşumunu gerçekleştirdik.
Şu anda 129’u Devlet üniversitesi olan toplam 208 yükseköğretim kurulumuzla, nitelikli, yaygın ve kolayca ulaşılabilir bir hizmeti toplumuza sunuyoruz. Türkiye ekonomisini daha rekabetli ve yüksek katma değerler üreten bir yapıya kavuşturmamız, bilimsel bilgi birikimiyle bile sanayi ve üretim sahası arasındaki sistematik bağı güçlendirmemize bağlıdır. Bu nedenle, üniversitelerimizin araştırma birikimini ve kapasitesini, ülkemiz ihtiyaç duyduğu alanlara yöneltmelerini ve elde ettikleri sonuçları ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürmelerini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz.
Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde de yükseköğretimdeki büyük kazanımları, araştırma kalitesini ve yetkinlikleri, insan odaklı kalkma kurulu politikalarımızla daha ileriye taşınma gayreti içindeyiz. Yükseköğretimde kurumsal farklılaşmayı teşvik ediyor. Her üniversitemizin güçlü olduğu alanlarda derinleşmesini ve içinde bulundukları bölgenin potansiyeline göre uzmanlaşmalarını sağlayıcı programlar uyguluyoruz.
Kalkınma Bakanı iken, ben yine YÖK ile birlikte başlattığımız bir programdı. Bu, özellikle bölgelerimizin yörelerimizin kalkınma stratejileri ile üniversitelerimizin gelişim stratejilerini örtüştürüp, böylece karşılıklı etkileşimi arttırmaya dönük bir program uygulamaya başlamıştık. Halende. O, programımız devam ediyor.
Bu program, şuanda ADEP programımızda ilave olmuş durumda. Araştırma üniversiteleri yaklaşımımızda ise bilimsel üretim kapasitesi, yüksek kurumlarımızın imkanlarını daha etkili kullanıyor. Kullanmaları ve uluslararası düzeyde daha güçlü bir koruma ulaşmalarını amaçlıyoruz.
Bir taraftan bölgelerimizin potansiyelini harekete geçirecek üniversiteler, diğer taraftan da küresel düzeyde de ülkemizin konumunu daha uç noktalara taşıyacak programlar olarak bunları değerlendirebiliriz. Mevcut durumda 20’si Devlet, 3’ü vakıf olmak üzere toplam 23 üniversitemiz araştırma üniversitesi statüsünde bulunuyor. Araştırma performansını istikrarlı biçimde geliştirirler, 10 üniversitemizi ise aday izleme programı kapsamında takip ediyoruz.
Rekabetçi bir anlayış var burada? Sabitlenmiş, üniversite listeleri söz konusu değil. Futbol tabiriyle söyleyecek olursak lige yükselmek de mümkün. Ligden düşmek de mümkün. Dolayısıyla burada rekabetçi bir anlayışla iş ver, bu da çok güzel bir yönü programım adale üniversitelerimiz var.
Mevcut üniversitelerde kendilerini bu ligde tutmak için bir gayret içindeler, gerçekten çok iyi kurgulanmış bir program. ADEP bu yapı içerisinde Devlet araştırma üniversitelerimize yönelik performans esaslı destek sadece devlet değil, vakıf üniversitesi’ne de yönelik bir program oluşturuyor. Program kapsamında 20 Devlet araştırma üniversitemize tahsis edilecek ödenekleri yıllık performans sonuçlarına göre belirliyor.
Kaynakların ülkemizin kalkımında öncelikleriyle üniversitelerimizin bilimsel yetkinlikleri doğurtusunda kullanılmalarını hedefliyoruz. Böylece üniversitelerimizin araştırma kapasiteleri desteklerken, ulusal bilim teknoloji önceliklerileriyle araştırma kapasitesinin örtüşmesini sağlıyorum. Kanun kaynaklarının kalite ve sonuç odaklı ölçülebilir sonuçlara dönüşmesinde güvence altına alıyoruz.
Bu yönüyle ADEP programı aslında örnek bir program diye diğer kamu tahsis mekanizmalarında da olabildiğince benzer ölçümlerin değerlendirmelerinin yapılması; inanıyoruz ki toplam kamu kaynağı verimliliğini de arttıracaktır. Bu bir ne diyelim? İyi uygulama örneği olarak diğer kamu harcama programlarımızda da model olarak kullanılması düşünülebilecek bir program.
ADEP için ayırdığımız kaynakları programın başladığı 2022 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde arttırdık.
2022 yılında 188 projeye 115 milyon lira destek verirken, 2026 yılında Merkezi bütçeden tahsis edilen 1,4 milyar lirayla 548 projeyi destekliyor, kapsamına almış durumdayız. 4 yılda, proje sayesinde, yaklaşık 3 katına Destek tutarının da aşağı yukarı 12 katına ulaştığını görüyoruz. Komisyon değerlendirmeleri neticesinde yaklaşık 1,9 milyon lira bütçeli, 548 proje destek alacak.
Bu bütçenin az önce söylediğim gibi 1,4 milyar lirası Merkezi bütçeden geriye kalan 548 adetsiniz, 491 milyon lirası da üniversite hastanelerimizin kendi kaynaklarından sağlanıyor. Dolayısıyla Merkezi bütçeyle üniversite kaynaklarının bir arada kullanıldığı bir kaldıraç işlevi gördüğü bir program olduğunu da söyleyebiliriz.
Üniversiteleri, kalkınma fonksiyonunu geliştirmek açısından sunumda, üniversite iş dünyası içerikli projeler alanında da Daha fazla çaba gösterme ihtiyacını görüyoruz. Ortaya çıkan büyüklük, devletimizin bilimsel araştırmaya verdiği destektir ve üniversitelerimizin bu desteğe gösterdiği karşılığın en somut ifadesidir. Önümüzdeki dönemde de başarımızı, bütçedeki artış kadar bu kaynağın ürettiği bilimsel sonuçlar ve ülkelerimize kazandırdığı ilk ülkemize kazandırdığı iktisadi ve toplumsal etkiler diller bakımından değerlendireceğiz.
Şimdi, projelerin durumunu genel harcamaların durumunu 2 şekilde değerlendirmek mümkün.
Bir de çıktılar, sonuçlar üzerine girdilere dayalı bir performans ölçümü de önemli. Elbette ama yeterli değil; esas olan sonuçlar üzerinden etkiler üzerinden yapılacak bir analiz, gerçekten hedeflediğimiz sonuçları elde ediyoruz diyoruz.
Çok iyi para harcıyor olabiliriz. Çok iyi zamanında işleri bitiriyor olabiliriz. Bunlar hepsi güzel şeyler ama arzu ettiğimiz sonuçları etkileri oluşturabiliyor muyuz? buna ekspoz değerlendirme de deniyor.
Projeler bittikten sonra da bir süre aslında bu etkileri takip etmek gerekiyor. O zaman gerçek anlamda etkisi ölçmüş oluyorsunuz, kıymetli akademisyenler da Farklı bir dünyadayız, küresel ortam geçmişe göre çok farklılaşmış durumda. Joe, politik gerilimlerin arttığı rekabetin yükseldiği, çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemdeyiz ve küresel düzeyde önemli kırılmaların yaşandığı bir dönemdeyiz.
Bir taraftan da teknolojik dönüşümlerin yine yük arttığı dijitalleşme başta olmak üzere birçok alanda teknolojik olarak dönüşümlerinlerinde hızlandı bir dönemde geçiyoruz. Bu dönemler ülkeler için kritik dönemler buradaki sıralama gibi dünyadaki hiyerarşi normal zamanlar zamanlarda çok fazla değişmiyor ama bu tür kritik dönemlerde Belirsizliğin yükseldiği dönemlerde istikrarlı koruyan doğru önceliklerle hareket edebilen ülkeler dünyadaki sıralama dahi hiyerarşide yükseliyorlar. Bunu yapamayan ülkeler ise büyük maliyetlerle karşı karşıya kalıyorlar.
Böyle bir dönemdeyiz, bunun farkında olmamız lazım ve bu dönemlerde özellikle hiç kimsenin merhametine güvenemeyiz. Kendi ayaklarımız üstünde durmak durumundayız ve kritik alanlarda özellikle bağımlılığımızı azaltmak zorundayız. Bu ortamda kaynaklarımızı daha stratejik bir şekilde kullanmak bir tercih olmanın ötesinde bir zorunluluktur.
Araştırma alanlarımız derinleşir, tahsis ettiğimiz kaynaklar büyüdükçe bu kaynakların oluşturduğu sonuçları izleme sorumluluğumuzda artıyor. Projelerden beklentimiz, nitelikli yayınlar, yeni araçlar yetişmiş insan kaynağı ve sahada doğrudan uygulanabilir sonuçlardır. Üretilen bilginin fikri mülkiyete kuvvet kurulu olması, sana ile buluşması ve ekonomik değere dönüşmesi programın etkisine dair temel başarı kriterleridir.
Bu anlayış doğrultusunda adetin yeni dönemini stratejik odak etki, karşılaştırılabilirlik ve hesap verebilirlik temelinde şekillendiriyoruz. Kaynakların üniversitelerimizin güçlü olduğu araştırma alanlarında yoğunlaşmasının ve belirlediğimiz önceliklerle daha güçlü bir şekilde ilişkili istiyor. Projelerin yeni fonlara ve araştırma ortaklıklarına zemin hazırlaması, sağladığımız desteğin çarpan etkisini arttıracak ve oluşturulacak katkı değeri daha geniş alana taşıyacaktır.
Özetlersek, sektörün burada ben katkısının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mutlaka özel sektörün de bu alanlara ilişkin hem kaynak olarak hem potansiyel olarak katkı sağırsa, bu projelerin ticarileşmesi çok daha kolay hale gelecektir. Ülke ekonomisine katkısı çok daha hızlanacaktır.
Böylece ADEP’i sadece kaynak sağlayan değil, araştırmanın bilimsel ve ekonomik etkisini her aşamada izleyen güçlü bir yapı olarak geliştiriyoruz. Kıymetli katılımcılar ADEP’te yeni dönem süreçlerin dijitalleştirilmesi ve projelerin bağımsızlığı, uzmanlarca ortak ölçüt ADEP değerlendirmesi üzerine kuruluyor.
Yeni yapıda projelerin ölçeğine göre destek şartları ve beklenen çıktılar farklılaşacak sanayi ile ve uluslararası araştırma kurullarıyla kurulan ortaklıklar; değerlendirmede daha fazla karşılık bulacağız. Genç araştırmacıların proje ekiplerinde üstleneceği rol üstlenecek. Böylece üniversiteler, yeni fikirleri büyüten yeni araştırmacılar yetiştiren ve ülkemizin ihtiyaçlarına somut çözümler üreten çalışmalara daha fazla yönelecekler.
Bu kapsamda bazı yeni inisiyatifler de söz konusu. İş-kur kanalıyla biliyorsunuz üniversitelerimizde, kampüslerde öğrencilerin çalışmalarını yarım zamanlı çalışmalarını destekliyoruz. Şimdi bu program kapsamında tartıştığımız konulardan biri bu kampüs içinde daha nitelikli işlerde öğrencilerimizi çalıştırabilir miyiz?
Özellikle bu iş gücü uyum programı dediğimiz programı araştırmalarını faaliyetlerini destekleyici bir şekilde geliştirebilir miyiz diye konuşuyoruz. Çalışma bakanlığımız, YÖK ve iş kur kanalıyla özellikle örneğin bir öğrencimiz araştırma yapan bir laboratuvarda destek sağlayıcı, bir çalışma yapabilir. Bunun karşılığında iş-kur’dan hem belli bir miktar maaş alabilir hem de bu vesileyle araştırma dünyasına da girmiş olur. Niteliklerini geliştirmiş olur. Kampüs içi çalışmalar noktasında labratuvar, kütüphane ve teknik araştırma imkanlarına daha aktif ve verimli katkı sunacak bir modele dönüşülmesi gerektiğine inanıyoruz ve bu şekilde kampüs ,ç, çalışmanın daha nitelikli hale geleceğini de düşünüyoruz. Son 23 yılda. Araştırma, kapasitemizi güçlendirmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalarını yansımasını, makro ölçekteki verilerimizde de görüyoruz.
AR-GE harcamalarımızın milli gelir içindeki payı 2002 yılında yüzde yarım civarındaydı. 2024 en son verimiz bir buçuğa aşağı yukarı yakın, yüzde bir buçuğa yakın hale gelmişiz.
Bu süreçte milli gelirimiz çok arttığı halde milli gelir içindeki pay yükselmiş durumda. Bu da önemli.
2002’de 238 milyar dolarlık bir ekonomiydi Türkiye. 2024’te 1,3 trilyon doları aştı. Bu sene de 1,8 trilyon açacağız.
Bu 1,3 trilyon içinde yüzde bir buçuğa yakın bir AR-GE harcamasından bahsediyoruz. Dolar olarak söyleyecek olursak, 1,2 milyar dolardan yaklaşık 19 milyar dolara gelen bir AR-GE harcaması var. Bunun içinde de sevindirici olan Avrupa Birliği’nin de bir kriteri, bu 3’te ikisi özel sektörden gelmeli diyorlar.3’te biri kamudan 3’te ikisi özel sektörden Türkiye’de de bugün özel sektörüne 3’te 2’ye yakın seviyelere geldiğini görüyoruz. Bu da yine çok çok sevindirici. Ama yeterli mi değil.
Mutlaka önce ikiyi, sonra daha yüksek rakamları yakalamamız lazım. AR-GE harcamaları çerçevesinde ve bunun çok daha hızlı bir şekilde ekonomiye, ticari hayata döndüğünü görmemiz lazım.
Aynı dönemde eşdeğer AR-GE personeli sayımız. 29 binden 310 bine yükseldi. Burada da büyük bir sıçrama var.
Yıllık patent başvuru sayımız ise 4 yüz ondört’ten 8 bin 600’ün üzerine çıktı. Bilimsel yayın performansımızda da olumlu bir gelişme görüyoruz. 2002 yılında 20 dokuz’uncu sıradaymışız.
Geçtiğimiz yıl 10 beş’inci sıraya yükselmiş durumdayız. Bu da çok güzel güzel. Ama Türkiye’ye her alanda ilk 10’da olmak yakışır inşallah onu da görürüz.
Araştırma üniversitelerimizde q bir ve q 2 dergilerde yayınlanan çalışmaların oranı %77’yi, geride bırakarak %58 olan Türkiye ortalamasının yaklaşık 19 puan üzerine çıktı ve aşağı yukarı OECD ortalamalarını, araştırmacı üniversitelerimizde yakalamış durumdayız. Tüm üniversitelerimiz itibariyle da buraları yakalarız. QUES dünya üniversitesi sıralaması, 2027’de Türkiye’den 6 üniversitesinin ilk 500’e girmesi de araştırma kapasitemizdeki ilerlemenin uluslararası alandaki tescilidir.
Daha fazla üniversitemizi, önümüzdeki yıllarda ilk 300’den sonra da inşallah ilk yüzde görürüz bunu temenni ediyoruz. Hocamız somut hedeflerimizi söyledi geçtiğimiz günlerde pisak dediğimiz bir ölçümüz var. OECD’nin. Milli eğitim sistemimizle ilgili, orada çok güzel sonuçlar gördük.
OECD ortalamalarını bir çok alanda yakaladık.. Üç alanda matematik. fen ve okuma- yazma becerileri, okuduğunu anlama becerileri konusunda. her üç alanda da Türkiye notunu anlamlı şekilde arttıran tek ülke oldu. Bu çok sevindirici. Üniversitelerimizde de bunun öncü işaretlerini görüyoruz.
Önümüzdeki yıllarda üniversite sistemimizle ilgili de uluslararası alandan daha yüksek notlar ve görünürlük kazanacağız. Bu vesileyle şunu da vurgulamak istiyorum. Eğitime hükümetlerimizin verdiği önemin bir sonucu olarak bunu görüyoruz.
Doğrusu kendiliğinden olmuyor. Bu işte bugün ana sınıfında yaptığımız bir şey. Bir iyileştirmenin, eğitim sistemimizin geneline işgücü piyasalarımıza yansıması der ki 20 yılı 25 yılda buluyor.
Eğitim hakikaten uzun soluklu bir alan, yaptığımız işlerin sonuçları der ki hemen çıkmayabilir ama uzun vadede bunları görüyoruz. Türkiye’nin istikrarlı bir yönetimle uzun vadeli derin bir perspektifti. Eğitime uzun dönemdir, yaptığı yatırımların meyvelerini görmeye başladığımızı ifade edebilirim inşallah üniversitelerimizde, dersde de aynı sonuçları daha iyisini inşallah hep birlikte göreceğiz.
Sizlerin katkılarıyla elbette değerli katılımcılar. Önemli bir Haberi de bu gün sizlerle paylaşmak istiyorum. Sevindirici bir gelişme, Türk yükseköğretiminin küresel cazibesini arttırma yönünde bu yıl önemli bir karar alınmış durumda.
2027’de başarılı uluslararası öğrencileri araştırma görevleri kadrolarına alarak üniversitelerimizi küresel yetenekleri buluştuğu birer cazibe Merkezi haline getirmeyi öngörüyoruz. Bu çok değerli bir şey gerçekten. Bir anlamda beyin ülkemize yönelik beyin göçünü destekliyor.
Bir yaklaşım bundan dolayı gök başkanlığımızı tebrik ediyoruz. Üniversitelerimiz için de hayırlı olmasını diliyorum. Az önce doktora sayımız aralarındaki düşüşü gördük bu anladığım kadarıyla biraz evrensel dünya ölçüyü içinde de bir eğilim ama bizim bu eğilimi kırıcı tedbirler almamız lazım.
Mutlaka burada farklılaşmamız lazım. Bu alanda da uluslararası öğrencilerin büyük bir potansiyel sunduğunu görmemiz lazım. Genel anlamda da demografik dinamiklerimize baktığımızda, iş gücü piyasalarımızın uzun vadeli eğilimlerine baktığımızda bizim uluslararası öğrencilerden çok daha yüksek düzeyde yararlanmamız lazım.
Bunlar hazır gelmişler? Dilimizi öğreniyorlar, sosyal hayatla kaylaşıyorlar, kurumlarımızı tanıyorlar bu öğrencilerin Başarılı olanlarının veya ülkemizin ihtiyaç duyduklarının Türkiye’de kalmasının daha uzun vadeli bir şekilde ekonomimize, kalkınmamıza katkı sunmasını sağlayıcı bir yaklaşımda geliştirmek durumundayız. Bu konuda da kurumlarımız arasında bir çalışma başlattık.
Bunun üzerinde kafa yoruyoruz. YĞK başkanlığımız, Çalışma bakanlığımız İçişleri bakanlığımız Dışişleri bakanlığımız, Stratejik Bütçe Başkanlığımız hep birlikte inşallah burada da bazı yeni açılımlar yapacağız. Ülkemizi bu değerli kaynakla buluşturmamız çok önemli bütün kaynaklar değerli madenler. Bunlar her şey değerli ama en değerli varlık yetişmiş insan gücü diğer bütün kaynakları da anlamlı kılar. Yetişmiş nitelikli insan gücü dolayısıyla bu konuda da ülkemizi üniversitelerimizi, cazibe Merkezi haline getirecek beyin göçünü destekleyici yeni programlara önümüzdeki dönemde de destek olacağız. Değerli katılımcılar, 2023 vizyonumuzda, küre küresel rekabetin yönünü belirleyecek alanlar arasında Yapay zeka bir o teknoloji, kuantum ve ileri üretim teknolojileri yer almaktadır.
Sayın cumhurbaşkanımız geçtiğimiz günlerde açıkladı. Türkiye stratejik, teknolojik ve insan kaynağı programı. işte bu vizyona hizmet edecek kritik bir adımdır. Bu vesileyle bu programda bilişim, teknolojide siber güvenlik, Yapay zeka ve çift teknolojileri gibi kritik alanlarda yeni bir doktora modelini de hayata geçiriyoruz.
İstihdam ile doktora eğitimini ilk kez bu ölçekte bir araya getirmiş oluyoruz, ilk etapta 550 Genç mezunumuzu Merkezi sınavda seçerek 20 araştırma üniversitesi’nde doktora ve araştırma görevlileri kadrolara alıyoruz. Bu gerçekten büyük bir imkan. Gençlerimizde de buradan sesleniyoruz.
Mutlaka bu programa ilgi göstersinler başvursun. Sunlar bizim daha fazla insanımızı bu programlarda görmemiz lazım. Bu imkanı da ben bir kez daha buradan vurgulamak istiyorum.
Kıymetli akademisyenler, değerli katılımcılar çok küresel bir güce dönüştürmek vizyonunuzu taşıyıcı sütunlarından biri olarak üniversitelere görüyoruz. Türkiye 100 yılını bilim ve teknolojide yeni atılımların 100 yıl haline getirmeye kararlıyız. Şunun altını özellikle çizmek istedi.
Teknoloji ve bilimi sadece tüketen üretmeyen bir toplumun gerçek anlamda bağımsız olması mümkün değildir. Bilim ve teknolojiyi üretip kanlama süreçlerinde bulunanları değerlendirdiğiniz zaman tam bağımsızlık hedeflerinize de ülkenizi, milletinizi, daha müref ve daha güçlü yarınlara taşıyın, taşıma vizyonuna da katkıda bulunmuş oluyorsunuz. Dolayısıyla bu çabalar biz aynı zamanda ülkemizin bağımsız bir ülke olarak müreh ve güçlü bir gelecek kurmasında çok kritik çabalar olarak görüyoruz.
Bunun altını çizmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti tüketenlerin değil üretenlerin teknolojiyi geliştirenlerin ülkesi olarak geleceğe yürüyecektir. Bu vizyonla araştırma, üniversitelerimizi ve nitelikli projelerini desteklemeye devam edecek adepi, etkin kaynak kullanımı, performans odaklılık ve yüksek katma değer ilkeleriyle geleceğe taşıyacağız.
Bu düşüncelerle, adetin gelişimine katkı sağlayan YÖK başkanlığımızı ve strateji ve bütçe başkanlığına gönülden teşekkür ediyorum. Bu 2 kurumun bundan sonra da yakın çalışmasını çok önemli olduğunu da altını çizmek istiyorum odtü’deyiz. Ben de kendimi evimde hissediyorum dediğiniz gibi ottü mezunu olmaktan da gurur duyuyorum.
Öp rektörümüze bu güzel ev sahipliği için çok çok teşekkür ediyoruz. Her gün bir başka üniversitede yapılıyor anlatın tedavi bu ev sahipliği, diğer üniversitelerimizin de yine güzel ev sahiplikleriyle bile bu süreç devam ediyor. Performanslarıyla, yüksek öğretimizi geleceğe taşıyan ve ülkemizin milli hedeflerine katkıda bulunan tüm tüm araştırma üniversitelerimizi kutluyorum.
Tüm araştırmacılarımızı, katkıda bulunan idari personeli hepsini yürekten gönülden kutluyorum. Teşekkür ediyorum. Yolumuz açık olsun diyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.
Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”
“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.
Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.
“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.
Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.
Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.
“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”
Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.
Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”
“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.
Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”
“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”
Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TEKNOFEST Güneydoğu” ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) Güneydoğu’da bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Perşembe günü Manisa Soma’da meydana gelen göçükte hayatını kaybeden beş madenci kardeşimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyorum. Madencilerimizin acılı ailelerine, çalışma arkadaşlarına sabır, yaralı olarak kurtarılan ve tedavileri devam eden iki madencimize acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Göçükle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının idari soruşturma, Soma Cumhuriyet Başsavcılığının da adli tahkikat başlattığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aralarında madeni işleten şirketin yetkililerinin de olduğu dokuz kişi gözaltına alınmıştır. Soruşturma çok yönlü bir şekilde devam etmektedir. İhmali veya suçu olan kim varsa hesabını mutlaka verecektir. Biz de bunun takipçisi olacağız” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ EMİN ELLERDEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akılla emeği, zekâ ile bilgiyi, fikirle projeyi buluşturan bir TEKNOFEST’te gençlerle yine beraber olduklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Türkiye’nin teknolojide ulaştığı seviyeyi, TEKNOFEST kuşağının ürettiği nitelikli eserleri bugün bir kez daha gururla seyrediyoruz. Ürünlerini sergileyen, kurduğu hayalleri TEKNOFEST Güneydoğu’da gerçeğe dönüştüren tüm gençlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. GAP Havalimanı’mızdaki bu muazzam atmosfer, buradaki gençlerimizin azmi, heyecanı, kararlılığı, bizlere çok net bir şekilde gösteriyor. Türkiye’nin geleceği hamdolsun, emin ellerdedir. Ülkemin önü de ufku da bahtı da sonuna kadar açıktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir. Her birinize iftar ediyorum. Böylesine bilgili, ahlaklı, cesur ve öz güvenli bir gençlikle yol yürüttüğü için Cenabıallah’a sonsuz hamdediyorum. Gözlerinizdeki şu ışık hiç sönmesin, kalplerinizdeki şu coşku hiç ama hiç dinmesin Rabb’im sizleri nazarlardan muhafaza eylesin” diye ekledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Teknoloji Takımı ve bu görkemli şölene katkı sunan tüm paydaşları yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevgili gençler, başından sonuna kadar sizlerin imzasını taşıyan, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’in coşkusunu bu kez Şanlıurfa’mızda yaşıyoruz. Rabb’imize hamdolsun” dedi.
“İSTEDİK Kİ GENÇLERİMİZ KÖKLERİNİ UNUTMASIN”
TEKNOFEST için Şanlıurfa’yı neden tercih ettiklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Selçuk Bey, ‘Bu programı nerede yapalım’ dediğinde ben de kendisine dedim ki, ‘Buraya Şanlıurfa yakışır’ Gerçekten de Şanlıurfa’da bu programın bu kadar coşkulu, bu kadar katılımı yüksek şekilde oluşması, şu anda ben de uçakta izlediğimde, bu güzelliği gördüm ve iftihar ettim” ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST’in Şanlıurfa’ya yakıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Unutmayın, burası her şeyden önce peygamberler şehridir. Burası binlerce yıllık bilim, kültür ve medeniyet birikimine sahiptir. Tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe, bu şehrin sınırları içindedir. Tıpta, matematikte, astronomide, geometride, fizik ve felsefede binlerce âlim en seçkin eserlerini bu şehirde vermiştir. El Battani’den Sinan bin Sabit’e, Harranlı İbni Vasıf’tan Yunus el Harrani’ye onlarca, yüzlerce bilim insanı burada yaptıkları çalışmalarla insanlığa çok kıymetli eserler hediye etmiştir. İşte bu yüzden mazinin birikimini bugünün gençleri ve geleceğin teknolojileriyle buluşturmak için TEKNOFEST’i Şanlıurfa’da düzenledik. Damada dedim ki, Şanlıurfa’ya bu yakışır. Şanlıurfa’yla inşallah şöyle bir semaya doğru huruç ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstedik ki gençlerimiz köklerini unutmasın, ecdadın eserlerinden güç ve ilham alsın. Türkiye’nin istikbalini bu şuurla inşa etsin. İstedik ki dünyanın farklı ülkelerinden TEKNOFEST’e katılan gençler, Türkiye’nin bu değerlerini, bu derinliğini daha yakından görsün, tanısın. Biliyorsunuz bu etkinliğe 2018’de 4 bin 333 takım başvuruyla başlamıştık. Başvuru sayısı her sene daha da yükseldi, maşallah bu yıl TEKNOFEST Güneydoğu’ya ilgi itibarıyla gerçekten çok yoğun. Teknoloji yarışmalarına 81 ilimizden ve dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takım, 1 milyon 600 binin üzerinde yarışmacı başvurdu. Bugüne kadar ziyaretçi sayımız ne oldu? 1 milyona yaklaştı, elhamdülillah bu ne güzellik, bu ne büyük coşku” diye ekledi.
“HER BİRİNİN ARKASINDA BÜYÜK EMEK OLAN BURADAKİ TEKNOLOJİLERİN TAMAMIYLA KIVANÇ DUYUYORUZ”
Bu sene TEKNOFEST’e yeni kategoriler ilave ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G, yapay zekâ, elektronik harp, birinci şahıs görüşlü dron izleme, ileri otonom sistemler, robotik uygulamalar, savaşan İHA’lar, hava yolu optimizasyonu ve bağımlılıkla mücadele gibi alanlarda 11 yeni yarışma kategorisi eklendiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni deneyim, sergi, uçuş ve etkinlik alanlarının ise organizasyona ayrı bir zenginlik kazandırdığını ifade ederek, “Finale çıkanlar başta olmak üzere bu yarışmalara katılan tüm takımlarımızı, yarışmacılarımızın tamamını gönülden tebrik ediyorum. Rabbim bu başarılarınızı inşallah daim eylesin” dedi.
Gençlerin etkinlikle ilgili ne düşündüğünü bilmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Burada sergilenen yerli ve millî savunma ürünlerini gördünüz değil mi? KIZILELMA’yı, KAAN’ı, GÖKBEY’i, ATAK’ı, HÜRJET’i, ANKA’yı, BAYRAKTAR TB2’yi ve son teknolojiye sahip diğer hava platformlarını beğendiniz değil mi? ZAHA, Pars, Gezgin, Boran, Fırtına, Korkut, Gökberk, Kalkan, Hisar, Ejderha ve diğer kara araçlarımız sizden tam not aldı değil mi? Albatros insansız deniz aracımız, TÜRKSAT 6A uydumuz, HİSTEP roketimiz, yerel tespit sistemimiz, gösteri uçuşlarımız, bunlar sizi heyecanlandırdı, gururlandırdı değil mi? Evet. Bizler de tıpkı sizin gibi düşünüyoruz. Heyecanlıyız, coşkuluyuz. Her birinin arkasında büyük emek olan buradaki teknolojilerin tamamıyla kıvanç duyuyoruz. Savunma sanayimizde kendi mühendislerimizin, yazılımcılarımızın, teknisyenlerimizin hayata geçirdiği bu platformlarla iftihar ediyoruz.”
“TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİNİ SİZLER OMUZLAYACAKSINIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakın, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak hayatı boyunca gençlerle yol yürümüş, gençlerin daima arkasında durmuş bir siyasetçi olarak şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim. Burada izlediğiniz, beğendiğiniz, hayran kaldığınız, görünce gururlandığınız tüm bu teknolojileri ileride inşallah, sizler üreteceksiniz. Bu ürünleri tasarlayan, geliştiren, test eden ağabeylerinizle, ablalarınızla ileride inşallah beraber çalışacaksınız. Onların Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Nuri Demirağ ve Özdemir Bayraktar gibi bu davaya ömrünü vermiş kahramanlardan devraldığı emaneti sizler yaşatacak, daha ileri noktalara sizler taşıyacaksınız. Türkiye’nin istikbalini sizler omuzlayacaksınız. Şehit ve gazilerimizin yücelttiği mücadele sancağını sizler başarıyla dalgalandıracaksınız. Şunu hiçbir zaman unutmayın, bu millet asırlardır sizi bekliyor, bu ümmet yüzyıllardır sizden işaret bekliyor. Mazlum ve mağdurlar çağlardır sizi dört gözle bekliyor” diye konuştu.
Bir hususu unutmamalarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizi durdurmak, sizi yavaşlatmak, sizin ümitlerinizi kırmak isteyenler de var. Asırlardır tetikte bekliyor, yüzyıllardır pusuda bekliyor. Bekledikleri fırsatı onlara vermeyeceksiniz. Sizi yolunuzdan döndürmek isteyenlere aman vermeyeceksiniz. İlkelerinizden, değerlerinizden, kimliğinizden, unutmayın, Kızılelma mefkûrenizden en küçük bir taviz vermeyeceksiniz” dedi.
Merhum Erdem Bayazıt’ın şiirinden, “Zaman akar, yer direnir, gökyüzü kanat gerer, siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde, karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz, soluğunuz umutsuz ceylanların gözü yaşına sünger, şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü, çatlayacak yalanın çelik kabuğu, sizin bahçenizde büyüyecek aşkın ve inancın güneş yüzlü çocuğu” mısralarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sizler yani müjdenin kurşun yükünü taşıyanlar, savaş suçlularını, insanlık düşmanlarını, soykırımcıları sizler durduracaksınız. Geliştirdiğiniz ürünlerle, hayata geçirdiğiniz projelerle, şahsiyetinizle, cesaretinizle, bilginizle, şefkat ve merhametinizle Filistin’den Lübnan’a, Yemen’den Libya’ya gönül coğrafyamızda kanayan yaraları sizler saracaksınız. Yalanın çelik kabuğunu, doğrunun, vicdanın, hakkın ve hakikatin ışığıyla sizler kıracaksınız.”
“SAVUNMA SANAYİNDEKİ BAŞARILARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Gençlere inanıp güvendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak savunma sanayindeki başarılarımızı sürdürüyoruz. Bu alanda tam bir devrime imza atıyoruz. 4 bin 500’den fazla firmamız, 100 binin üzerinde insanımız, Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda başarı çıtasını her gün daha yükseğe taşıyor. Havada, karada, denizde ve uzayda devreye aldığımız projeler, geliştirdiğimiz ürünlerle destan yazmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Yerli ve millî imkânlarla üretilen savunma ürün, yazılım, platform ve ekipmanları ordunun ve güvenlik birimlerinin envanterine dâhil ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Etkinlik ve caydırıcılığımızı artırırken, talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin de savunma ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kader birliği yaptığımız dostlarımız ne kadar güçlü olursa Türkiye’nin de o derece kuvvetli ve kudretli olacağına inanıyoruz. Bakın biz, yokluğun, başkalarına muhtaç olmanın acısını bilen bir milletiz. Bir dönem, savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlı olan bir ülkeydik. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Sadece bu yılın ağustos ayında 511,4 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik. Ocak-Ağustos dönemi ihracatımızı, geçtiğimiz senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 oranında artırdık ve 6,3 milyar dolara ulaştık. Bu rakam, biz göreve geldiğimizde yıllık sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, ürünlerini burada gördüğünüz firmalarımızın gayretleri, bizlerin de destekleriyle işte bugünlere geldi. Çalıştık, çabaladık, zorluklar karşısında pes etmedik ve bunları başardık. İnşallah daha iyi yerlere geleceğiz. İnşallah bu başarıları, yeni rekorlarla, rekabet gücü ve katma değeri yüksek yeni platformlarla daha da güçlendireceğiz.”
TEKNOFEST Güneydoğu’nun hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahipleri ve finalistler başta olmak üzere tüm takımları ve yarışmacıları tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm misafirlere ve katılımcılara şükranlarını sundu, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.
Kısa adı TASKK olan Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu 20’inci Olağan Genel Kurulu Ankara’daki Hilton Garden Inn otelde gerçekleştirildi.
20’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Başkanlığına Şener AYDIN seçildi.
Divan Başkanlığını Mehmet BAYKAN’ın yaptığı iki adaylı 20’inci Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Olağan Genel Kurulu’nda Şener AYDIN başkanlığa seçilirken oy kullanan 783 delegeden 481 oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.