Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Genç Memur-Sen’in büyük bir heybet ve kapasiteye sahip olduğunun altına çizdi. Ali YALÇIN, konuşmasında şunları kaydetti: “Türk Dünyası Adademisi Kapanış Buluşması ve Ödül Töreni Programımıza Hoşgeldiniz…
Bir gençlik hareketi olarak medeniyet değerlerimiz ekseninde, gençlerimize perspektif kazandırmak; Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri doğru okumalarını sağlamak amacıyla kurduğumuz Genç Memur-Sen; gençlerin medeniyet havzamızı tanıması ve bu havzaya dair temel düzeyde okur-yazarlığa sahip olması hedefiyle başlattığı akademi programları kapsamında ilk olarak 2021’de Kudüs Akademisi’ni gerçekleştirmiş, 5 hafta süren eğitimlerden sonra Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB)’nin desteği ile 56 genci Kudüs ziyaretine uğurlamıştır.
Ardından Gönül coğrafyalarımızdan Balkanlar için, Balkan Akademisi’ni gerçekleştirmiş 4 hafta süren eğitimlerden sonra yine aynı kurumlarımızın desteği ile 60 genci Balkanlara uğurlamıştır.
Genç Memur-Sen Türk Dünyası Akademisi ise; Gençlerin Türk Dünyası’na ilişkin tarihsel, siyasal, kültürel ve jeopolitik farkındalıklarını artırmayı, ortak medeniyet perspektifi çerçevesinde nitelikli bir bilinç kazanmalarını amaçlayan kapsamlı bir eğitim programıdır. Genç Memur-Sen’in ülkemizin gönül coğrafyası olarak nitelenen bölgeler ile ilgili başlattığı;
Kudüs Akademisi
Balkan Akademisi
Uluslararası Öğrenciler Yaz Seminer Programı
Akademik Düşünce Eğitim ve Medeniyet A. (ADEM)
Aile Akademisi yanı sıra Türk Dünyası Akademisi ile 6.sını yine TİKA ve YTB işbirliğinde düzenlemiş bulunuyoruz.
Program kapsamında Türk Dünyası’nın uluslararası ilişkilerdeki yeri, siyasi yapıları, güvenlik perspektifi, edebiyatı ve ekonomik entegrasyonu alanında uzman isimlerle ele alınmıştır.
Değerli Dostlar, Memur-Sen olarak “Emek hayatın tümüdür” bakışıyla mücadelemizi sadece sendikal alana sıkıştırmıyor, ülkemizin ve gönül coğrafyamızın sorunlarıyla medeniyetimizin bize gösterdiği ufuk nispetinde hayatın her alanına mücadeleyi taşıyoruz. Biz Ahlakın hukuktan, İnsanın bilgiden, Özün kabuktan, Mananın maddeden dışlandığı bu ideolojik dünya düzeninde güçlü bir itiraz, sağlam bir meydan okumayla; hak, emek, adalet mücadelesinde fikir ve eylemlerimizle ipotek altına alınmaya çalışılan geleceği inşa ediyoruz. Medeniyetimiz mayalandığı bu topraklara her biri bir ulu çınar olacak fidanlar dikiyoruz. Sendikal birikimimizi, örgütlü gücümüzü insanlığın adaletle buluşması için seferber ediyoruz.
Bu gayretlerimiz; Emperyalist/ Siyonist zulüm düzenine karşı direnişi Zihinsel sömürüye karşı bilenişi Enformatik cehalete karşı uyanışı Yalan ve talan düzenine karşı dirilişi savunmaktır.
Bu kimliğin bir tarafında emeğin, alın terinin hakkını, adil paylaşımı, hak ve özürlükleri savunmak var; diğer tarafında dinine, diline, rengine, mezhebine, meşrebine bakmadan insanı, insanlığı, mazlumu, mağduru savunmak var.
Emek ve ekmek mücadelesini insaniyet ve medeniyet mücadelesinden ayırmayarak bağrından çıktığımız milletin ve parçası olduğumuz insanlığa vefa bilinciyle hareket ediyor, milletin ve insanlığın meselelerini kendi meselemiz addediyoruz.
Çünkü biz vefa ve vakıf medeniyetinin müntesipleriyiz. Yeni bir çağ kurmanın, çağı kurtarmanın düşünü kuran Bu ülkenin gençleri, yiğitleri, bilgeleri coğrafyamızın ufuklarına bakan gençlerimiz de Memur-Sen’in öncülüğünde aynı yoldan yürümeye devam ediyorlar. Siyonist/ Emperyalist sömürü ve zulüm düzeni karşısında insanı, emeği, hakikatı ve inancı mazlumları savunuyoruz.
İnsanın ve emeğinin paranteze alındığı, bilginin, kültürün, üretim ve tüketimin ahlaktan ayrıştırıldığı, daha fazla kâra odaklanıldığı düzen karşısında ahlakı savunuyoruz.
Dijital hegemonyanın bütün ifsadına, dayatılan cinsiyetsizliğe, aile düşmanlığına karşı fıtratı ve aileyi savunuyoruz.
Bugün insanlığın dünyada en çok ihtiyaç duyduğu barış, adalet ve merhameti savunuyoruz.
Ve tüm bunları Tarihin doğru yerinde durarak lafta değil; medeniyet değerlerimize yaptığımız entelektüel katkılarımızla, eylemliliğimizle, sanatla, edebiyatla, akademik üretimle gerçekleştiriyoruz.
Bu bizim için övünçten çok ödev meselesidir. İşte, bu ödevi sırtlayan Genç Memur-Sen, medeniyet değerlerimize yaslanarak, Memur-Sen’in çeyrek asrı geride bırakan birikimiyle gençlerimizin enerjisini bir araya getiriyor.
Genç Memur-Sen’imiz bugüne kadar; Kitap Meclisi – Bir Bilenle Bilge Nesil projesi, 7 Güzel Adam Kütüphaneleri – Akademiler, Seminerler Kısa film, fotoğraf, beste, güfte, hatıra, söyleşi, deneme, mektup yarışmalarıyla,gençlerimizi, öğrencilerimizi idrak, şuur, bilgi ve eylem planında bu ufka hazırlıyor.
Genç Memur-Sen’imiz, Medeniyet hareketini; doğduğu yetiştiği toprağa vefa ile bağlanmış, bu topraktan aşk ve bilgeliği emerek büyümüş, gölgesinde insanlığa hizmet edecek gençler yetişen, ulu bir çınara dönüştürme yolunda durmadan, yorulmadan çalışıyor; Bu amaçla gençlerimizi; düzenlenen yarışmalarla kalemle ve kelamla, sanatla ve edebiyatla; Yarınımızı medeniyetimizin uç verdiği bir koca çınarın gölgesinde yetişen gençlerimizle inşa ediyoruz.
Akif İnan’ın “Kelamın en zarifini, edebin en kamilini yapmak” şeklinde vasfettiği meziyetlerle donanmış bir gençliğin peşindeyiz.
İdrak ve şuurla hareket eden; Bilgi, ahlak ve eylemiyle çağa şahitlik eden, Kelamı da, kalemi de tek bir yola, hak yoluna adamış; İnsana değer, emeğe güç katan bir nesil hedefindeyiz.
Çünkü yine üstadımızın ifadesiyle; “Biz, ucuz işlerin sendikası değiliz. Gelecek günlerin, kalıcı iş ve eylemlerin sendikasıyız.”
Amacımız; ‘Kim var’, diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan, fert fert, ‘Ben varım!’ diyecek; heybetini kökünden, gücünü medeniyet birikiminden alan, ‘hakikati söylemek devrimci bir eylemdir’, diyerek Zulmün kirli yüzüne hakikati haykıracak fikir devrimcileri gençler yetiştirmektir.
Evet, bizim derdimiz; Medeniyet kisvesiyle yutturulan herzeleri atıp insanlığa umut olmaktır.
Bakın, tarih bizi çağırıyor; Ahlaksızlığın erdemi toza çevirdiği, Savaşların, katliamların, ölümlerin kol gezdiği, Sömürünün kaynakları gaspettiği, Toprağın, havanın, suyun kirletildiği, Ekinin ve neslin ifsad edildiği, Göçlerin, yurtsuzluğun, ucuz işçiliğin yeni köleliğe dönüştüğü bir dünyada tarih bizi çağırıyor.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! diyen, tarihi değiştirecek hak ve adalet davasını sırtlanan erdemliler hareketiyiz. Emekle kurulmuş, adaletle yoğrulmuş, vicdanla ayağa kaldırılmış adil bir dünya! Evet, bu gayya kuyusundan başka türlü çıkış yolu yok! İnsanlık için refah olan küresel düzene ihtiyacımız var. Ya bu adil dünyayı kuracağız ya da yok olup gideceğiz.
Tam da bu yüzden konfor alanlarından çıkıp programlar yapıyor, derdi davası kadar büyük gençlerle buluşup İyilikle niteliği birleştiren vahalar kuruyoruz.
Memur-Sen olarak, Onlarca farklı ülkeden kardeşlerimizle dayanışmanın ve paylaşmanın yollarını bu yüzden arıyoruz.
Adil bir dünya ancak emekle kurulur diyerek bu yolda çok emek sarf ettik, çok ciddi adımlar attık, önemli sonuçlar aldık. Mücadelemizi, Emeğin küresel dayanışması için 25 ülkeden 30 milyonu aşan üyesiyle Uluslararası Emek Konfederasyonu ILC’yi kurduk.
Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki; Dünya beşten büyük, emek de sermayeden… Ve özgür, adil, müreffeh bir dünya ancak emekle, emeğin küresel dayanışmasıyla kurulur. Açlığa, zulme, köleliğe, soykırımlara karşı tek yol bu. Bakınız, Fakirlik, açlık, soykırım, mültecilik.. bunlar kader değil! Bizler insan, emek, adalet temelinde bu düzeni değiştireceğiz.
Biz Medeniyetimizin ruhundan neşet etmiş, milletin bağrından çıkmış, Hilfü’l füdul geleneğini sürdüren İnsan onur ve haysiyetini aziz bilen erdemliler hareketiyiz.
Yusuf Has Hacib’in “Ömür değil emek azizdir” ifadesini merkeze alarak yürüyen bir emek hareketi olarak hep taşıdığımız medeniyet kimliğinin şuuruyla hareket ettik, ediyoruz.
Tarihin göğsümüze taktığı bu kimlik kartı, bu aidiyet; her zaman sözümüze, eylemimize, işimize yansımıştır, yansıyor ve yansıyacak.
Adil bir dünya hayali ancak bu farklılıkların insanlık, merhamet, adalet temelinde dayanışmasıyla kurulabilir. Merhum Akif İnan’ın ifadesiyle; “Türkümüz dünyayı kardeş bilendir / Gökleri insanın ortak tarlası”… Bundandır kötülüğün egemen olduğu bir dünyada taşıdığımız bu umut.
O yüzden biz güçlü bir medeniyetin evlatları diyoruz ki; Umutsuzluk yok, yılgınlık yok, tembellik yok, durmak dinlenmek yok… gençliğin enerjisine güveniyoruz,
İnsanın ve emeğinin paranteze alarak, üretim ve tüketimin ahlaktan ayrıştırıldığı, sadece kâra odaklanıldığı düzen karşısında ahlakı merkeze alanlar olarak diyoruz ki; Sapkın lobilere ve aile düşmanlığına karşı fıtratı ve aileyi savunuyor, Soykırımcı zulüm düzene karşı medeniyet değerlerimize sımsıkı sarılarak eylemlerimizle, sanatla, edebiyatla, akademik üretimle, emekle direnişi, barış, adalet, merhameti savunmaya devam ediyoruz.
İşte bugün gerçekleştirdiğimiz program da bu bakış açımızın, bu vizyon ve perspektifimizin, bu gayret ve niyetlerimizin bir parçasıdır.
Ben bu vesileyle Program sonunda yapılan çekilişle 60 genç, Türk Dünyası Gezisi’ne katılma hakkı kazanmıştır Yine, 40 katılımcıya, Genç Memur-Senimiz kitap hediyelerini takdim etmiştir. Bu arkadaşlarımızı tebrik ediyorum, Türk Dünyası Akademisi; gençlerin akademik gelişimine katkı sunan, Türk Dünyası bilincini güçlendiren ve küresel bir perspektifi destekleyen nitelikli bir eğitim programı olarak başarıyla nihayete erdirilmiştir.