Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanlarının “İyi ki Varsın” başlıklı yazı dizisi ile dikkat çeken ünlü isimlerin bir arada bulunduğu bir platformdur.
Türkiye’nin sanayi, bilişim, eğitim, moda, sağlık, iletişim, enerji, turizm, tarım, otomotiv ve enerji piyasalarında yer alan iş insanları, ülkemizde ve yurt dışında başarılı işlere imza atmışiş kadınları, akademisyen, rektör ve hocalarımız, yazarlarımızve sivil toplum kuruluş başkanları ile birlikte platform başkanlarımı ve yazarlarımızın bir arada yer aldıkları yazı dizisidir.
Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan, tarihte birçok medeniyete beşiklik yapmış eşsiz bir şehir… Tüm ziyaretçileri kendisine aşık eden biyografisi ile, bir kere gelindi mi tarihi eserlerini, coğrafyasını, kültürünü ve eşsiz doğal güzelliklerini insana hiçbir karşılık beklemeden sunan, ülkemizin ekonomi, sanayi, turizm ve medeniyetler şehri İstanbul…
“İyi ki Varsın” yazı dizimizde, sanayi, hukuk, bilişim, eğitim alanlarından tutun da birçok alanda çok kıymetli değerlere yer verdik. Bu yazı dizimizde; iletişimden, haberleşmeye, bilişimden yenilenebilir enerjiye, enerji piyasasından savunma sanayi teknolojilerine kadar çok sayıda sektörel anlamda hizmet veren Mimar Sinan Üniversitesi arkeoloji ve sanat tarihi branş dalının ardından, Beykoz Üniversitesi klinik psikoloji yüksek lisans sahibi uzmanlaşmış profesyonel bir deneyim Ümran Coşkun’ a yer verdim.
1976 yılında yukarıda bahse konu medeniyetlerin beşiği İstanbul’da dünyaya geldi. Aile’sinde üç kardeşin en küçüğü. Ardahan kökenli bir ailenin çocuğu olarak, bir yandan doğunun güçlü dayanışma kültürüyle büyürken diğer yandan İstanbul’un çok sesli ve çok renkli yapısının içinde yetişti. Mahallelerin farklı kültürlerden, farklı yaşam tarzlarından bireyler arasında yetişme ekininde, insanları anlamaya olan merakı ile ilk tohumları o yıllarda atıldı. Henüz çocuk yaşlarda insanların aynı olaya neden farklı anlamlar yüklediğini, neden farklı hissettiğini ve birbirleriyle nasıl ilişki kurduğunu gözlemlemeyi başaran oldu.
İlk adımı attığında önünde hem heyecan hem de belirsizlik vardı. Ancak zorluklara karşı dirayet göstermesi gerektiği konusundaki inancını hep korudu.
Üniversite eğitimini Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nde tamamladı. İnsan hikâyelerine olan alakası henüz o yıllarda geçmiş uygarlıklar ve kültürler üzerinden şekillendi. Ancak mezuniyetin ardından yolu kurumsal hayata çıktı ve mesleki kariyerinde Turkcell’de tanışma imkanı sağladı.
Yaklaşık yedi yıl boyunca Turkcell’de farklı görevlerde hizmet verdi.. Çağrı merkezinde başlayan bu yolculuk bana insanı dinlemeyi, ihtiyaçları anlamayı ve iletişimin gücünü öğretti. Sonrasında Bankacılık Sektöründe Finansbank A.Ş. ile iş yaşamına devam etme kararı aldı. Bu görevinde de yaklaşık yedi yıl boyunca çalıştı. Finansbank tecrübesi kendisi adına önemli bir dönüm noktası oldu. Eğitim ve gelişim alanında görev alarak eğitimlerin hazırlanmasından planlanmasına, organizasyonundan uygulanmasına kadar sürecin her aşamasında yer aldı.
Zaman içerisinde ufkunda belirlenen tezin doğruluğunun araştırma ve detay yönünde İnsan Değişimi alanında olması gerekliliği olduğu fikrini savunduğu için;
İnsan neden değişime direniyordu? Neden bazı insanlar aynı koşullarda gelişirken bazıları zorlanıyordu? Öğrenmenin psikolojik ve biyolojik temelleri nelerdi? İşte bu sorular kendisini psikolojiyle tanıştırdı.
Kurumsal hayatın içinde çalışırken yeniden öğrenci oldum. Beykoz Üniversitesi’nde Psikoloji lisans eğitimini tamamladı. Ardından İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Genel Psikoloji yüksek lisansımı yaptı. Daha sonra yine Beykoz Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansına devam ederek insanı anlamaya yönelik akademik yolculuğumu derinleştirdi.
Psikoloji eğitimiyle birlikte yalnızca bireyi değil; ekipleri, kurumları, liderleri ve çalışma hayatını da farklı bir gözle görmeye başladı. Çünkü iş hayatındaki birçok sorunun aslında süreçlerden değil, insan ilişkilerinden kaynaklandığını fark ettim. İletişim eksiklikleri, duyguların ifade edilememesi, çatışmalar, aidiyet sorunları, tükenmişlik, stres ve belirsizlikler… Bunların hepsi insan hikâyesinin parçalarıydı.
Bu farkındalık nedeni ile eğitim ve danışmanlık alanında kendi yolunu çizmeye yöneltti..Önce bir eğitim firmasıyla çalıştı, ardından kendi şirketimi kurdum. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kurumlarla buluşuyor; iletişim, liderlik, duygusal dayanıklılık, psikolojik esneklik, psikolojik sağlamlık, stres yönetimi, duygusal okuryazarlık, tükenmişlik, satış psikolojisi ve kurumsal iletişim alanlarında eğitimler veriyor.
Yıllar boyunca binlerce insanla aynı salonda buluştu. Farklı şehirlerde, farklı sektörlerde, farklı unvanlarda çalışan insanlarla tanıştı. Ama gördü ki hepsinin ortak bir ihtiyacının var olduğunu gördü.” Anlaşılmak”- “Kendimizi ifade edebilmek”. Bir yere ait hissedebilmek. Görüldüğümüzü ve duyulduğumuzu bilmek.
Bu nedenle yazmaya başladı.
2026 yılında yayımlanan “Plazaların Dili Olsa da Konuşsa” adlı kitabı, aslında kurumsal hayatın içinden insan hikâyelerini anlatıyor. Çünkü zaman zaman iş unvanlarımızın, hedeflerimizin, performans göstergelerimizin ve yetişmemiz gereken işlerin arasında kendimizi unutabiliyoruz. Oysa her çalışanın, her yöneticinin, her ekibin arkasında bir insan var.
Kitapta iletişimin ne olduğunu, insanı anlamanın ne anlama geldiğini, birlikte çalışmanın, birlikte üretmenin ve birbirimize tutunmanın önemini anlatıyorum. Çünkü bana göre başarı sadece sonuçlardan değil; o sonuçlara giderken kurduğumuz ilişkilerden doğuyor.
Hayatının en değerli rollerinden biri ise annelik. Bugün 20 yaşında bir kızı var. Bana her gün öğrenmenin, değişmenin ve büyümenin yaşla değil merakla ilgili olduğunu hatırlatıyor.
Bugün geriye dönüp baktığımda hayatımı tek bir cümleyle özetleyebiliyorum diyen Psikolog Ümran Coşkun
“Benim hikâyem, insanı anlamaya çalışmanın hikâyesi.”
Çocukluğumun çok kültürlü mahallesinden kurumsal dünyanın koridorlarına, eğitim salonlarından psikoloji sınıflarına, danışanlardan kitap sayfalarına uzanan bu yolculukta hâlâ aynı sorunun peşindeyim:
“İnsan nedir ve birbirimizi biraz daha iyi anlamak mümkün müdür?”
Tüm çalışmalarımın, eğitimlerimin ve yazdıklarımın merkezinde de bu arayış yer alıyor.
Bugün faaliyet gösterdiğim alanda topluma sunduğum temel değerler arasında “güven, inanç ve ticari ahlak” var.
“Yaptığım iş, sadece ticari bir faaliyet değil; aynı zamanda sanat icrası anlamına geliyor.” Tezini yürütmesi “Kadınların iş dünyasında daha görünür, daha kararlı ve daha özgüvenli şekilde yer almasının çok kıymetli olduğuna inanıyorum.” Felsefesi ile işlerimi yürütüyorum.
Benim yaptığım işte farklı kılan şeyin her insanı anlamaya çalışma çabası olduğunu düşünüyorum. Çünkü işimi sadece büyütmeye değil, aynı zamanda istikrar içerisinde oluşturmaya odaklanıyorum. Benim için güven, disiplin, samimiyet ve sürdürülebilirlik her zaman çok önemli oldu. Benim için başarı, insanın kendi değerleriyle uyum içinde kalabilmesidir. Üretmek, gelişmek ve kendi merkezini koruyabilmek bu yüzden, hayat anlayışımın en önemli parçaları arasında yer alıyor. Yaşayarak gördüğüm şey şudur : Bir kadın kendi gücünü fark ettiğinde, yalnızca kendi hayatını değil, çevresini de dönüştürmeye başlar. Bu insanlara güç veriyor. Diyor.
Gelenekselliği ve çağdaşlığı aynı hamurda yoğurarak “Başarı Onu O Başarmayı Seviyor” algısını üzerinde taşımanın yükümlülüklerini biliyor.
2026 yılı itibariyle üreten ,yaşatan ve topluma değer katarak görevini ifa eden Kadın Girişimcimiz diye bahsettiğimiz Ümran Coşkun,
“Antik Yunan filozofu Sokrates’in de dediği üzere “Nezaketle dinlemek, akıllıca konuşmak, dikkatlice düşünmek ve tarafsızca karar vermek” gibi meziyetlerin tamamını üzerinde bulundurması nedeni ve kendisinin de iyi bir Anne olmasının yanı sıra, ülkesine olan sevdası, bitip tükenmek bilmeyen çalışma azmi adına, tarım ve kuyumculuk sektör hizmetlerinin, ülkemizde en üst seviyeye çıkarılması için kendi uzmanlık alanında fedakarca çalışmaları adına, Branşlarında değerli katkılarından, başarılı çalışmalarından dolayı kendilerine,