Pakistan’ın 79’uncu bağımsızlık yıl dönümü dolayısıyla Pakistan’ın Ankara Büyükelçiliği Rezidansı’nda bir resepsiyon düzenlendi.
Pakistan Büyükelçilik rezidansında Büyükelçi YOUSAF JUNAID’in ev sahipliğindeki resepsiyona Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet YILMAZ katıldı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de resepsiyonda yer aldı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Kuvvet komutanları da resepsiyonda hazır bulundu.
Pakistan resepsiyonunda, Ankara’da Büyükelçilikleri bulunan ülkelerin Büyükelçileri, Askeri Ataşeleri, elçilik görevlileri ve seçkin bir davetli topluluğu da yer aldı.
Eski TBMM Başkanı Bülent ARINÇ ta resepiyona katıldı.
Başkent Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. Mehmet HABERAL da resepsiyonda bulundu.
Bu arada, BAĞIMSIZLIK GÜNÜ dolayısıyla Muhammed Ali Cinnah’ın fotoğraflarının yer aldığı bir sergi açıldı.
Resepsiyon Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Resepsiyonda, daha sonra Türkiye ve Pakistan’ın milli marşları seslendirildi.
Milli marşların seslendirilmesinin hemen ardından Pakistan Büyükelçisi Yousaf JUNAID kürsüye geldİ. ve bir konuşma yaptı.
Büyükelçi Yousaf JUNAID, konuşmasında, Pakistan’ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah’ı anarak “Tüm ulus, Pakistan’ı kurdukları için hem ona hem de diğer kuruculara minnet borçludur.” ifadesini kullandı. JUNAID; Türkiye-Pakistan ilişkilerinin “kültür ve dini yakınlık” gibi son derece köklü bir tarihsel arka plana dayandığına da atıfta bulunarak “Zamanın sınavından başarıyla geçtik ve inşallah buna sadık kalmaya devam edeceğiz. Çünkü ilişkimiz ihtiyaç üzerine kurulu değil. Sevgi, kardeşlik, dini ve kültürel yakınlık üzerine kurulu. Allah bize daima güç versin.” dedi.
Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf JUNAID şöyle konuştu: ” Türk toplumunun hem sivil hem de savunma kuvvetlerinin seçkin üyeleri, değerli büyükelçi arkadaşlarım, hizmetin çeşitli alanlarından saygıdeğer temsilciler ve sevgili yurttaşlarım, hepinize çok iyi bir akşam diliyorum. Pakistan’dan, bağımsızlıktan ve egemenlikten bahsetme zamanı geldiğinde, yazılı bir metin kullanmamayı asla ihmal etmem, ancak ne yazık ki dillerin yapısı nedeniyle, bugün yapacağım şey, yazılı olan konuşmamın ekranda görünmeyecek olmasıdır, çünkü kalpten gelen sözler gerçek sözlerdir.
Sayın misafirler. hepinizi ağırlamaktan büyük onur duyuyorum. Bugün, Pakistan’ın 79’uncu Bağımsızlık Günü’nü kutladığımız bu verimli günde, kolektif fedakarlığın, sonucun ve ideolojik inancın sembolü olarak tarihe kazınmış olan bu gün için, başka bir şey söylemeden önce, Pakistan’ın adını hem yurt dışında hem de Pakistan’da gurur, tutku ve vatanseverlikle yücelttiğiniz için hepinize en içten teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunmak istiyorum.
Pakistan’ın öyküsü, modern demokrasi tarihinde en uygun şekilde Pakistan anayasal mücadelesini veren büyük liderlerden bahsetmeden asla başlayamaz. Tüm ulus, Pakistan’ın varoluşuna katkıda bulunan bu liderlere ve diğer atalarına minnettardır. 14 yıl, sadece yeni bir ulusun doğuşunu değil, aynı zamanda derin bir ideolojik mücadelenin de doruk noktasıdır.
Bu mücadele, sadece bir mücadele değildi; çünkü kökleri felsefeye, dine, kültüre ve mirasa dayanan bir ideolojik mücadelenin doruk noktasıydı. Sadece bağımsızlık için.
Bu, bütün bir kültür, bütün bir din ve bir savunucunun varlığına boyun eğdirilecek bütün bir insan topluluğu için bir mücadeleydi ve bu, Pakistan dışındaki bazı bölgelerde 1947 sonrasındaki olaylara baktığımızda çok açık bir şekilde görülüyor. Müslümanlar kendi vatanlarına sahip olmak istediler çünkü bu onların kültürel bir parçasıydı, değil mi? Bu onların siyasi hakkıydı, değil mi?
Bu onların dini haklarıydı. Kaid ve diğerleri davalarını dünyaya duyurdular ve Pakistan ortaya çıktı. Bağımsızlığa giden yol ne kolay ne de kaçınılmazdı. Fedakarlıklar gerektirdi, insan kanı döküldü, Kazakistan’ın bir bölgesinden diğer bölgesine kitlesel bir hareket gerektirdi ve bu çok acı verici ve zalim bir göçtü.
Milyonlarca insan hayatını kaybetti. Neden? Çünkü bazı insanlar asla bağımsızlık istemedi, boyunduruk altında kalmayı istediler.
Bu kaynaklar yine devreye giriyor. Ancak 1947’de Çin’de yenildikleri gibi, nerede olurlarsa olsunlar, ister Pakistan’da, ister Malezya’da, ister dünyanın başka bir yerinde olsunlar, yine yenilecekler. Tüm bunları aklımızda tuttuğumuzda, yasadışı olarak işgal edilen ve Müslümanların barbarca bir yönetime tabi tutulduğu topraklarda işlenen veya tekrarlanan vahşetleri asla unutmayacağız.
Detaylara girmeyeceğim, ancak tekrar çok açık bir şekilde belirtmek istiyorum. Pakistan, BM açıklamalarına ve BM kararlarına uygun olarak, Keşmir halkının siyasi ve ahlaki mücadelesinde onlara destek vermeye devam edecektir. Ne isterlerse yapsınlar, bu da 4 Ağustos’un bize hatırlattığı bir başka önemli nokta.
Pakistan neredeyse 80 yaşında. 47’de başladık.
Kolay değildi, gıda yoktu. finansman yoktu, savunma yoktu, ama tek bir şey vardı: azim ve sevgi. Bu azimle ilerlemeyi başardık.
Biz ölüm sınavından geçtik, ilerledik. Birçok alanda Pakistan, eğitim, bilim ve araştırma alanlarında tüm dünyada daha iyi tanınıyor.
Detaylara girmeyeceğim, ancak Avrupa ve Kuzey Amerika’daki birçok ülke Pakistanlı doktorlardan faydalanıyor. Birçok ülke Pakistan’dan faydalanıyor ve biz bununla gurur duyuyoruz. Bu, tarih boyunca da yankı bulan bir mesajdır: Bir ulus insan gücüne önem verirse, bu kaynak diğer tüm uluslar için bir ışık kaynağı olabilir. Çünkü bu insanlar sadece kendileri için para kazanmıyorlar
Aynı zamanda bu ekonomilere de katkıda bulunuyorlar ve buradaki Pakistanlı topluluğunu buna eklemek istiyorum. 20 yıldır burada yaşayan herkes, 20 yılı kendi vatan hayatı olarak görsün, çünkü burası sizin vatanınız. Her gelişmeye katkıda bulunun, Pakistan daha da refah içinde olacak. Ne zaman Pakistan’dan bahsetsek,
Otomatik olarak benim aklıma geliyor. Ve bu ilişkimiz, herhangi bir ihtiyaçtan kaynaklanmıyor. Bu, kültürel ve dini yakınlığın çok köklü bir geçmişine dayanmaktadır; hatta ordunun dili olan ordudan gelen “odu” kelimesi bile, Pakistan’daki herhangi bir felaket, deprem veya düşmanlarımız arasındaki savaş gibi durumlarda birbirimize nasıl destek olduğumuzu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Zamanın sınavından geçtik ve bunu sürdüreceğiz çünkü ilişkimiz ihtiyaçtan değil, sevgi ve kardeşlikten kaynaklanmaktadır. Evet, kültürel yakınlık Tanrı’nın bize her zaman bir alan açmasını sağlamıştır.
Pakistan Ulusal Günü, bir anma gününden çok daha fazlasıdır; çünkü benim için ulusal ruhumuzu yeniden canlandırmak ve barış, adalet, eşitlik ideallerine olan bağlılığımızı yenilemek için bir çağrıdır. Çünkü bunlar gelecekteki ilerlemenin işaretleridir, biz onlara bağlı kaldık ve kalmaya devam edeceğiz. İster burada, ister başka bir yerde, ister Pakistan’da ve dostlarımızda olsun, topluluğumuzun gerçek resmi, yani insancıl, düşünceli ve uluslararası yasalara uyulan ve bunlara gerektiği gibi yanıt verilen uluslararası bir yapının parçası olmak isteyen insanların resmini çizmesi gerekir.
Bugün bayrağımızı göndere çekerken, ilkelerimize sadık, birliğimizde kararlı ve barış arayışımızda yılmaz kalma taahhüdümüzü ve kolektif sözümüzü yenilemek istiyoruz.
Sözlerimi bitirmeden önce, kardeşim Dav’a bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
Ağabeyim Sharbe ve bu milli güne çok kısa bir süre içinde gelen diğer herkese teşekkür ederim. Çünkü etkinliği çok geç bir tarihte düzenlemeye karar verdik. Bunun sebebi daha çok benimle ilgiliydi çünkü bir süreliğine ofiste değildim, ancak burada bulunma ve bu özel günü bizimle birlikte kutlama isteğime yanıt veren herkese son derece minnettarım.
Çok yaşa Pakistan, teşekkürler.
Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf JUNAID’ın konuşmasının hemen ardından kürsüye Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet YILMAZ geldi. Cevdet YILMAZ konuşmasında şunları söyledi: ” Kardeş Pakistan’ın Ankara büyükelçisi değerli kardeşim Yusuf Cüneyt, çok kıymetli misafirler, çok aziz Pakistanlı kardeşlerimiz, Ay yıldızlı bayrakların önünde sizleri şahsım ve cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan adına saygıyla sevgiyle muhabbetle selamlıyor, Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, günlüğü idrak ettiğimiz bu anlamlı günde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, Bu vesileyle Pakistan halkının bağımsızlık gününü el içten duygularınla tebrik ediyor, dost ve kardeş Pakistan’ın, huzur, istikrar ve refahının daim olmasını diliyorum.
Yine bu vesileyle, Pakistan’ın kurucularını, büyük fedakarlıklarla Pakistan’ı oluşturan Pakistanlı kardeş halkı, bugüne kadar Pakistan’a emek veren, katkı veren herkesi saygıyla şükranla yad ediyorum.
Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluğun kökleri, Pakistan’ın kuruluşundan çok daha ötesine uzanmaktadır.
Türkiye’nin İstiklal harbi sırasında Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesine verilen samimi destek ve gösterilen fedakarlık, milletimizin hafızasında daima müstesna bir yere sahibi olacak.
Bu tarihi dayanışma, Türkiye ile Pakistan arasındaki kardeşliğin, halklarımızın gönüllerinde kök salmış kadim bir bağ olduğunu ortaya koymaktadır. Bu münasebetler, ortak tarihimizden, müşterek değerlerimize ve zor zamanlarda birbirimizin yanında olma irademizden beslenen müstesna bir mahiyet taşımaktadır.
Pakistan’ın 1947 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından Türkiye, yeni Pakistan devletini tanıyan ilk ülkeler arasında yer almış. iki ülke arasındaki ilişkiler, o tarihten bu yana karşılıklı saygı, güven ve dayanışma temelinde istikrarlı bir şekilde gelişmiştir. Türkiye ve Pakistan, aradan geçen süre içerisinde küresel ölçekte yaşanan pek çok sınamada, birbirlerinin yanında omuz omuza durmuşlardır.
Doğal afetler karşısında sergilenen dayanışmadan terörle mücadele, insani krizlerden uluslararası meselelerdeki işbirliğine kadar uzanan bu ortak tutum, ilişkilerimizin sahip olduğu derinliğin en açık göstergesidir. Bugün, Türkiye Pakistan ilişkileri, tarihi kardeşliğimizin sağladığı güçlü zeminin üzerinde kapsamlı ve çok boyutlu bir stratejik ortaklık anlayışıyla ilerlemektedir. Savunma sanayi, güvenlik, ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, eğitim, teknoloji ve bağlantısallık başta olmak üzere çok geniş bir alanda işbirliğimizi geliştirmeliyiz.
Hedefimiz, mevcut potansiyelimizi daha etkin şekilde kullanmak ve ekonomik ilişkilerimizi halklarımızın refahına doğrudan katkı sağlayacak seviyelere taşımaktır, Siyasi ilişkilerimizin mükemmel konumunu derinliğini, hiç kimse tartışamaz. Ancak kendimize şu soruyu da sormamız lazım.
Bu kadar iyi siyasi ilişkiler, daha fazla ekonomik ilişki üretmeli; bunu da inşallah hep birlikte başaracağız. Bu çarçevede, Türkiye ve Pakistan arasında kurumsallaşan yüksek düzeyli stratejik işbirliği mekanizmasının yanı sıra son dönemde ortaya kurulan siyasi irade ilişkilerimize yeni bir dinamizm kazandırmış, imzalanan anlaşmalar ve hayata geçirilen ortak projeler, bu yüzden iradenin somut sonuçlara dönüştüğünü göstermektedir.
Bununla birlikte, Türkiye Pakistan ilişkilerinin bölgesel boyutunun da giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması, Mekke savunma anlaşması, bu bakımdan yalnızca 3 ülke arasındaki savunma işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme değildir. Bu anlaşma 3 ülkenin ortak güvenlik anlayışının dayanışma iradesini ve bölgesel Barış ve istikrarı sahiplenerek koruma kararlılığını ortaya koyan son derece önemli, tarihi bir Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan işbirliğinin savunma ve güvenlik alanlarının yanı sıra ekonomi, ulaştırma, teknoloji ve diğer alanlarda da geliştirilmesinin, ülkelerimizin birbirini tamamlayan imkan ve kabiliyetlerini daha etkin biçimde değerlendirmesine olanak sağlayacağına inanıyoruz.
Pakistan’ın güvenliği, istikrarı ve ekonomik kalkınması yalnızca Pakistan bakımından değil, Güney Asya’nın ve daha geniş anlamda bölgemizin geleceği açısından da önem taşımaktadır.
,Türkiye Pakistan’ın, terörizmle mücadelesini ve güvenlik alanındaki meşru hassasiyetlerini desteklemekte, bölgesel meselelerin diyalog, diplomasi, uluslararası hukuk ve karşılıklı anlayış temelinde ele alınmasının önemine inanmaktır. Bu anlayışla uluslararası platformlarda Türkiye ve Pakistan terörizmle mücadeleden insani krizlere kadar pek çok konuda ülkelerimizin sergilediği yakın dayanışma, ortak değerlerimizin dış politikamıza yansımasına önemli bir örnektir.
Öte yandan ilişkilerimizin en kalıcı güvencesi, devletlerimiz arasındaki işbirliğinin ötesinde halklarımız arasındaki bir samimi bağlardır. Türkiye’de eğitim gören Pakistanlı öğrenciler, Pakistan’da faaliyet gösteren Türk kurumları, iş insanlarımız arasında gelişen ortaklıklar ve toplumlarımız arasındaki temaslar, bu kardeşliğin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan güçlü kanallardır. Önümüzdeki dönemde de Türkiye ve Pakistan’ın sahip oldukları tarihi mirası, çağın ihtiyaçlarıyla buluşturarak ilişkilerini daha ileri noktalara taşıyacağına inanıyorum.
İki ülkenin sahip olduğu siyasi irade, ekonomik, potansiyel ve stratejik imkanlar bu hedefe ulaşmamız için güçlü bir temel sunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti olarak kardeş Pakistan’ın istikrarını ve refahını kendi istikrar ve refahımızdan ayrı görmüyoruz. Pakistan’la ilişkilerimizi her alanda daha da güçlendirme yönünde ki kararlılığımızı sürdüreceğiz.
Bu düşüncelerle, Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık gününü bir kere daha en içten dileklerimle kurtluyorum.
Yasasın, Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Zindabad Türkiye ve Zindabad Pakistan.
Kardeşliğimiz, ebedi olsun hepinizi tekrar saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Konuşmalardan sonra büyükelçiler ve protokol hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Hatıra fotoğraf çekimlerinin hemen ardından konuklara Pakistan ve Türk mutfağından yemekler ikram edildi.
“Sosyal Medya Tuzakları ve Haklarımız” temasıyla düzenlenen Geleneksel Tüketici Ödülleri resim yarışmasında Türkiye birinciliğini Bursa’nın Yıldırım ilçesi Selçuk Hatun ÖO’dan SÜLEYMAN TORUNOĞLU kazandı.
Türkiye genelinde ilk 5’e giren öğrencilere ödülleri Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından takdim edildi.
Resim yarışmasına resmi ve özel okullardan yaklaşık 1.600 eser yarışmada yer aldı.
“Dijitalleşen Dünyada Bilinçli Tüketim: Sosyal Medya Tuzakları ve Haklarımız” temaıyla düzenlenen Geleneksel Tüketici Ödülleri resim yarışmasında Türkiye birinciliğini Bursa’nın Yıldırım ilçesinden SÜLEYMAN TORUNOĞLU kazandı.
Bu arada, Geleneksel Tüketici Ödülleri töreni çerçevesinde tüketici bilinçli tüketiciler ile tüketici memnuniyetini ilke edinen firmalara da ödülleri takdim edildi.
TOBB İKİZ KULELER konferans salonunda düzenlenen 29’uncu Geleneksel Tüketici Ödül törenine Ticaret Bakanı Ömer Bolat da katıldı ve bir konuşma yaptı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Bizim buradaki en önemli düsturumuz; bilinçli tüketici, güçlü ekonominin teminatıdır. Sağlıklı bir ekonominin de temeli bilinçli tüketim ve bilinçli tüketicilerden geçmektedir” şeklinde konuştu.
Ticaret Bakanlığı’nın, tüketici bilincini geliştirmek ve tüketicilerin yasal haklarını kullanmasını özendirerek farkındalık oluşturmak amacıyla bu yıl 29’uncusunu düzenlediği ‘Geleneksel Tüketici Ödülleri Töreni, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde düzenlendi..
Bilinçli tüketicilerin yanı sıra tüketici memnuniyetini ilke edinen örnek uygulamalarıyla öne çıkan firmalar, bu alanda bilimsel çalışma yapan akademisyenler ve medya temsilcilerinin ödüllendirildiği törende açılış konuşmasını Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber yaptı.
Ardından konuşan Bakan Bolat, her alanda tüketiciyi korumaya çalıştıklarını söyledi. Bakan Bolat, yapay zeka çağında olduklarını hatırlatarak, “Birçok şey gelişiyor. Dijital çağın çok yaygınlaşması ve çok girift hale gelmesi maalesef kötü niyetlilerin haksız ve aldatıcı hileli uygulamaları açısından da mümbit bir alan oluşturuyor. İşte bu nedenle Ticaret Bakanlığı’nın önemli bir kanadı da tüketicinin korunmasıdır. Bunun içinde aldatıcı ve hileli reklamlara karşı, sosyal medya uygulamalarına karşı korunma var. Abonelik sözleşmeleri açısından korunma var. Bakarak, fiziken dokunarak almadığı e-ticaret yoluyla elde ettiği ürünler açısından korunması var. Diğer satın aldığı hizmetler açısından var. Devre mülk, tatil, eğitim, sağlık alanı, her alanda tüketici haklarının korunması önemli. Biz bunu getirdiğimiz düzenlemelerle ve yaptığımız denetimlerle denetleyici fonksiyonumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu noktada vatandaşlarımızdan, tüketici kuruluşlarından, medya kuruluşlarımızdan, medyadaki çalışan kardeşlerimizden önemli destekler alıyoruz” diye konuştu.
Bakan Bolat, özellikle tüketici hakem heyetlerinin bu noktada önemli olduğunu söyleyerek, “Satıcıyla tüketici-alıcı arasındaki uyuşmazlıkların çoğunluğunu onların ara buluculuk çalışmalarıyla dostane bir şekilde sağlamış oluyoruz. Bu nedenle bizim buradaki en önemli düsturumuz; bilinçli tüketici, güçlü ekonominin teminatıdır. Sağlıklı bir ekonominin de temeli bilinçli tüketim ve bilinçli tüketicilerden geçmektedir. Bugün Türkiye ekonomisi 1,7 trilyon dolarlık milli geliri ve 18 bin 300 dolarlık kişi başına milli gelire ulaştı ise üreticinin, yatırımcının, satıcının, ticaret erbabının yaptıkları icraatlar kadar tüketicinin de gücü, yönlendirmesi ve bilinçli tüketiminin bunda çok büyük faydası vardır” diye konuştu.
Bakan Bolat, Reklam Kurulu’nun bağımsız olduğuna vurgu yaparak, “Televizyon, radyo, yazılı basın ve internet reklamlarını titizlikle denetlemektedir. Bunun yanında sosyal medya reklamları noktasındaki ticarette de ciddi bir şekilde denetim görevlerimizi yapıyoruz. Burada aldatan, istismar eden, haksız rekabet oluşturan, kamu düzenini bozan reklam ve tanıtımlara karşı etkili kararlar alınıyor. Sadece bu yıl 33 bin kadar reklam dosyası karara bağlandı Reklam Kurulu tarafından. Ve bunlarla alakalı 230 milyon liranın üzerinde cezalar kesildi ve reklama erişim sınırlaması getirildi. Buradaki sloganımız da aldatıcı ve yanıltıcı reklamla etkin bir mücadele yapmak zorundayız. ‘Güvenilir reklam, haklı yapıcı rekabet, sağlıklı işleyen adil piyasa’. Aynı zamanda güvensiz ürüne karşı sıfır tolerans uygulamamız ve hedefimiz bulunmaktadır. Alınan ürünlerde kullanılan malzemelerdeki aldatmalar, istismarlar, tüketicinin sağlığını, güvenliğini tehlikeye atacak malzemelerden yapılması ki bunlar en çok oyuncak, ayakkabı, tekstil, kırtasiye, çocuk, bakım, kullanım, kozmetik, deterjan gibi ve birçok ürünlerde güvenli bir piyasaya arz açısından denetimlerimizin hedefi güvensiz ürüne karşı sıfır toleranstır” dedi.
Bakan Bolat, tüketicilerin bilinçli tüketimi ve uyarıları ile yaptıkları denetimler sayesinde 2011 yılında yüzde 32 olan ürünlerdeki güvensizlik oranının bugün yüzde 1’e gerilediğini, bunun büyük bir başarı olduğunu kaydetti.
Bolat, güvensiz, sağlıksız ürün, tüketiciyi aldatmaya yönelik uygulamalara karşı son 3,5 yılda 8,8 milyar TL bir ceza uygulaması olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “1 milyon 150 bin dosya karara bağlanmış. Tüketici Hakem Heyetlerimiz 1995’ten bu yana tam 19 milyon başvuruyu yargıya gitmeden, yargıyı meşgul etmeden dostane ara buluculukla çözdü. Hem üretici ve satıcı, hem de tüketici arasında uyuşmazlığı hızlı bir şekilde hallettiler. Tüketici Hakem Heyetlerimize, raportörlerine çok çok teşekkürler ediyorum. Sadece bu yıl 13,8 milyar TL bir Tüketici Hakem Heyetlerinin dostane bir şekilde çözdüğü uyuşmazlık tutarı. Geçen yılın tamamında da 12,4 milyardı. Geçen yıl 850 bin, bu yılın 9 ayında da 690 bin uyuşmazlık dosyasını çözümlemiş dostane bir şekilde”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın konuşmasının ardından, ‘Bilimsel çalışma’, ‘Yazılı basın’, ‘Radyo-televizyon programı’, ‘Bilinçli tüketici’, ‘Tüketici özel’ ve ‘Tüketici memnuniyetini ilke edinen firma’ kategorilerinde ödüller verildi.
Ödül töreninin hemen ardından verilen resepsiyondaki lezzetli yiyeceklerle çocuklar enerjilerini tazelediler. Çocuklar daha sonra ödül töreninin yapıldığı büyük salona geçerek her zaman büyük bir ciddiyetin hakim olduğu salonda oyun oynayarak çocukluklarının da tadını çıkardılar.,
Ankara THE GREENPARK otelde gerçekleştirilen 7’ici olağan mali genel kurulda faaliyet ve denetim raporları ibra edildi.
Masa Tenisi Federasyonu’nun 7’inci OLAĞAN MALİ GENEL KURULU’NA, GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI SPOR HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRÜ VELİ OZAN ÇAKIR da katıldı ve bir konuşma yaptı.
Divan başkanlığını GSB Spor Federasyonları Daire Başkanı Erbil YİĞİTBAŞ’ın yaptığı genel kurulda, faaliyet ve denetim raporları ibra edildi. 2027-2028 yıllarına ilişkin tahmini bütçeler de görüşülerek karara bağlandı.
TÜRKİYE MASA TENİSİ FEDERASYONU Başkanı KEREM KOÇ yaptığı teşekkür konuşmasında şunları söyledi:
“Kamplar eskiden otellerde olurdu. Artık farklı otellerde kamp yapmıyoruz. Spor tesislerinde kamplar yapıyoruz Sporcularımız, çok daha kaliteli yemekler yiyorlar. Diğer imkanlar da çok daha güvenli. Bunun için buradan yetkililere teşekkür ediyoruz.
Bizlere fırsatlar sunan Tohum Merkezi’nin imkanlarını kullanmaya çalışıyoruz. Burada da ciddi bir tasarruf sağladığımızı söyleyebiliriz. Kendilerine teşekkür ediyoruz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.