Cumhurbaşkanı Erdoğan, Baykar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı teslimat töreninde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin son 19 yılda yazdığı başarı hikâyesinin en ön safında, hiç şüphesiz, savunma sanayimiz var. Bilhassa insansız hava araçları teknolojisinde ulaştığımız seviye, savunma sanayindeki kabiliyetlerimizin tüm dünya tarafından kabul edilen başarısının ifadesidir” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Baykar Taarruzi İnsansız Hava Aracı Akıncı teslimat ve kurs bitirme törenine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, “Bugün burada, Türkiye’nin mühendislik kabiliyetlerinin yeni sembolü, bağımsızlığımızın gökyüzündeki yeni temsilcisi Taarruzi İnsansız Hava Aracımız Akıncı’nın teslimatı vesilesiyle bir aradayız” dedi.
Ağustos ayının tarihimizde zaferler ayı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Perşembe günü 950. Sene-i devriyesini kutladığımız Malazgirt Zaferi’nden, yarın 99. yıl dönümüne kavuşacağımız İstiklal Harbimizin zirvesi olan 30 Ağustos Zaferi’ne kadar pek çok dönüm noktasını bu ay içerisinde yaşadık. Bugünkü programımızla tarihimizdeki bu zaferler halkasına bir yenisini daha eklemiş oluyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 19 yılda yazdığı başarı hikâyesinin en ön safında, hiç şüphesiz, savunma sanayiinin bulunduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilhassa insansız hava araçları teknolojisinde ulaştığımız seviye, savunma sanayindeki kabiliyetlerimizin tüm dünya tarafından kabul edilen başarısının ifadesidir. Çok değil bundan 10 yıl önce, bize bu araçları parasıyla bile satmayan, bakımlarını yaptırmak istediğimizde ‘bugün git yarın gel’ diyenler vardı. Aynı çevreler bugün, sahada oyunu değiştiren Türk İHA’larını ve onların açtığı çığırı konuşuyor” dedi.
Bu başarının gerisinde, Nuri Demirağ, Nuri Killigil ve Vecihi Hürkuş gibi vatanseverlerin akim kalmış mücadelelerini yeniden ayağa kaldıran Türk mühendisleri, teknisyenleri ve teknikerlerinin bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları kaydetti: “Bu başarının arkasında, ‘yapamayız, beceremeyiz’ diyen mandacı kafalara inat ‘en iyisini, en ilerisini biz yaparız’ diyen inanmış yürekler var. Bu adanmışlığın meyvesini bugün; sınıfında dünyanın en gelişmiş İHA’larından biri olan Akıncı’yı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine katarak alıyoruz. Taarruzi İnsansız Hava Aracımız Akıncı ile birlikte Türkiye, bu teknolojide dünyanın en ileri üç ülkesinden biri olmuştur.”
Başarının mimarları olan Bayraktar ailesini, Baykar’ın fedakâr mühendislerini, teknikerlerini, çalışanlarını ve Akıncı’nın tasarım, geliştirme, üretim safhalarında emeği geçen herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden, Akıncı’nın bölgesinde ve dünyada huzurun, güvenin, barışın ve adaletin tesisi için samimi gayret gösteren Türkiye’nin gücüne güç katmasını niyaz ediyorum” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayindeki hassasiyetinin, gözünü kan bürümesinden değil, dünyanın son bir asırdaki serencamından kaynaklandığını dile getirerek, “Son yüzyılda iki büyük savaş yaşayan dünyamız, istikrar ve düzene kavuşmak şöyle dursun daha çetin sınamalarla karşı karşıya kaldı. Dünyanın çeşitli yerlerindeki çatışmalar, kargaşalar ve sosyal düzensizlikler giderek derinleşiyor. Göç, salgın, özellikle salgın hastalık, açlık, kıtlık gibi felaketler, dünya nüfusunun en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor” diye konuştu.
“VİCDANLAR NASIL SUSKUN KALABİLİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası kuruluşların sadece 3-5 ülkenin çıkarlarına hizmet eden çarpık yapılarıyla büyük sorunlara çözüm bulmakta aciz kaldığını söyledi.
Batı’nın son bir kaç yüz yılda bilim, fen ve teknolojide elde ettiği üstünlüğü fırsat bilerek, hak, hukuk, adalet, insan onuru gibi evrensel kavramları kendi refah düzenini korumak için suistimal ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şimdi soruyorum sizlere, Afganistan’da anneler, çocuklarını dikenli tellerin ardındaki yabancı askerlere teslim etmek zorunda kalıyorsa, vicdanlar buna nasıl suskun kalabilir? Filistin’de uçurtma uçurması gereken çocukların bomba seslerinden korkan kardeşlerini teskin etmek için çırpındıkları bir dünyada başlar nasıl huzurla yastığa değebilir? Suriye’nin yerle bir olan şehirlerinde anne, babalar enkaz yığınlarında evlatlarının cansız bedenlerini ararken, dünyanın geri kalanı kendi evlatlarının geleceğine nasıl güvenle bakabilir? Umut yolculuğuna çıkan mültecilerin bedenleri, Akdeniz’in, okyanusların karanlık sularında kaybolurken insanlık buna nasıl bigane kalabilir? Dünyanın dört bir yanında benzer zulümler, farklı sebep ve şekillerle yaşanıyorsa, hangimiz sırtımızı mazlumlara ve mağdurlara dönerek yaşamaya devam edebiliriz? Tüm bu acı tablolar, insan onuruna yaraşır bir hayatı sadece kendilerine reva görenlerin eseridir. Elbette bu sorunlar çözümsüz değildir. Tarihinin hiçbir döneminde adı soykırımla, sömürgeyle, katliamla, işgalle anılmamış, umudu, vicdanı, huzuru temsil eden bir medeniyet tasavvurunu yeniden inşa ederek, karanlık tabloyu tersine çevirebiliriz ama önce buna niyetlenmek gerekiyor. En acısı da karşımızda öyle bir niyetin olmamasıdır.”
“PRENSİBİMİZ, GELİŞTİRDİĞİMİZ HER TEKNOLOJİYİ, İNSANLIĞIN TAMAMININ FAYDASINA SUNMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada olup bitenlere bakıldığında kimi ülkelerin teknolojideki üstünlüklerini, yeni kaynaklar ele geçirmek, sınırları değiştirmek için kullandıklarının görüldüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hâlbuki teknoloji, huzuru getirmek, savaşları bitirmek, soykırımları engellemek, refahı sağlamak için kullanıldığında tüm insanlığa hizmet edecektir. Türkiye olarak prensibimiz, geliştirdiğimiz her teknolojiyi ülkemizle birlikte insanlığın tamamının faydasına sunmak, hayrına kullanmaktır. Savunma sanayiinde de aynı bakış açısıyla, aynı hissiyatla hareket ediyoruz. Bugün Suriye, Libya, Azerbaycan’da önüne geçtiğimiz insanlık dramları işte bu anlayışın bir sonucudur. Türk askerinin adım attığı her toprakta, Türk bayraklı İHA ve SİHA’ların havalandığı her sema, işte bu sebeple huzur buluyor. Güney Asya’dan Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’dan Balkanlara kadar gittikleri coğrafyaların insanlarıyla, göz hizasında konuşmaya bile özellikle tenezzül etmeyenler, elbette bu durumdan memnun değildir. Hayatları boyunca hep karşısındakinden bir şeyler çalmanın, hep kendine çalışmanın derdinde olanlar, elbette bu tabloyu iyi karşılamıyor. İşte bu sebeple, bölgemizdeki ateş çemberinin içine Türkiye’yi de alacak şekilde genişletmeye çalışıyorlar. Çeşitli zamanlarda PKK’yı, FETÖ’yü, DEAŞ’ı, YPG’yi öne sürüyorlar. Ülkemizi türlü badirelerinin içine çekmek gayretinin gerisinde, hep bu strateji var. Terör örgütlerinin işe yaramadığı durumlarda, gizli, açık ambargolarla, ekonomik tuzaklarla, diplomatik sinsiliklerle netice almaya yöneldiler. Allah’ın yardımı ve milletimizin birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine sahip çıkması sayesinde hem sahada hem masada tüm bu oyunların üstesinden geldik.”
“TÜRKİYE’NİN GEÇTİĞİMİZ 19 YILDA ELDE ETTİĞİ NETİCE, 84 MİLYON İNSANIMIZIN TAMAMININ ORTAK BAŞARISIDIR”
Türkiye’nin geçen 19 yılda elde ettiği neticenin, 84 milyon insanımızın ortak başarısı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu başarıda, dünyanın dört bir yanında yüreği bizim için çarpan yüz milyonlarca kardeşimizin de büyük payı vardır. Dünyada örneklerini daha sıkça görmeye başladığımız, geçmişte milletçe de acı şekilde yaşadığımız acı tecrübeler bize, Türkiye’nin her alanda mutlaka gücünü artırması gerektiğine işaret ediyor. Bosna-Hersek’te, Karadağ’da bunu gördük” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, bu milletin ne olduğunu, olanların da hissettiğini ve bu şekilde Türkiye’ye bir yaklaşım gösterdiklerini belirterek, “Eğer ülke, millet ve devlet olarak yeterince güçlü olmazsak, bin yıllık vatanımız bu coğrafyadan, bizi adeta bıçakla kazır gibi kısa sürede tasfiye edeceklerinden şüpheniz olmasın. Değerli kardeşlerim, bizim başka vatanımız yok. Bizim gidecek başka bir yerimiz de yok. Onun için ülkemize, vatanımıza, devletimize sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Üstelik bizim sorumluluklarımız sadece 780 bin kilometrekare ile de sınırlı değil. Eğer bölgemizde, dünyada istikrar, huzur ve düzen sağlanacaksa bunun Türkiyesiz gerçekleştirilmesi düşünülemez” ifadelerini kullandı.
Her alanda bağımsızlığın sağlanmasının dosta güven, hasma korku vermenin en başta gelen şartının savunma sanayinde güçlü olmaktan geçtiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şüphesiz yüzde 20’lerde yerli oranına sahip savunma sanayisini bu kadar kısa sürede yüzde 80 yerliliğe yaklaştırmak, Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarından biridir. Kamu, özel sektör vasıtasıyla edindiği kabiliyetlerle temelini ecdadımızın attığı savunma sanayisinde Türkiye’yi artık oyun kurucu ülkeler arasına sokmuştur” dedi.
“TÜRKİYE İNSANSIZ ARAÇ TEKNOLOJİLERİNDE KENDİNİ İSPATLAMIŞ BİR ÜLKEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, karada muharebe tankı Altay, taktik araçları Kirpi, Kobra ve Ejder Yalçın, seyyar yüzücü hücum köprüsü Samur ile var olduklarını, denizde millî gemi MİLGEM, amfibi hücum gemileri ve denizaltılar ile bayrak gösterdiklerini dile getirdi.
Havada ise temel eğitim uçağı Hürkuş, taarruz helikopteri Atak, hava füzesi Bozdoğan, insansız hava araçları Anka ve Bayraktar’la semaları doldurduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Daha saymakla bitiremeyeceğimiz nice modern sistemlerle ülkemizin gücü tüm dünyaya kabul ettirilmiştir. Millî teknoloji hamlesi vizyonumuzla ülkemizi kritik teknolojilerin satıldığı bir pazar olmaktan çıkartarak bu ürünlerin tasarlandığı, geliştirildiği, üretildiği bir merkez yapmayı hedefliyoruz. Bu hedefe her geçen gün daha da yaklaşıyoruz. Türkiye pek çok savunma sanayi ürünü yanında özellikle insansız araç teknolojilerinde kendini ispatlamış bir ülkedir. Öyle ki bugün tüm dünya insansız hava araçlarımız vasıtasıyla Suriye’de, Libya’da ve Azerbaycan’da uyguladığımız yeni muharebe doktrinini konuşuyor. Ülkemizin sınırlarında kurulmak istenen terör koridorunu nasıl bertaraf ettiği, Akdeniz’deki tek taraflı planlara nasıl ‘Dur’ dediği, Karabağ’daki işgali nasıl sona erdirdiği enine boyuna tartışılıyor. Binlerce tır silah ve mühimmat yardımı yapılan terör örgütlerinin en gelişmiş hava savunma sistemleriyle donatılan rejimlerin Türk SİHA’ları karşısında nasıl çaresiz duruma düştükleri araştırılıyor. Her gün bir uluslararası medya kuruluşunda Türkiye’nin İHA teknolojisindeki başarılarını anlatan haberler, makaleler, röportajlar çıkıyor. Tabii bu ilginin sebebi ülkemizin İHA teknolojilerinde ulaştığı noktadan duyulan sevinç değildir. Bu yakın alakanın asıl sebebi, karşımızdakilerin sahada aldığımız neticenin sebeplerini anlamaya çalışmalarıdır.”
“BÖLGEMİZDE HERHANGİ BİR TASARRUFTA BULUNMAK İSTEYEN ÖNCE TÜRKİYE’YE BAKACAK”
Şimdi de Akıncı ile birlikte dünyanın çok daha farklı müzakerelerin içine gireceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Her şekilde olursa olsun artık şu gerçeği herkes görüyor, biliyor. Bölgemizde herhangi bir tasarrufta bulunmak isteyen önce Türkiye’ye bakacak. Bölgemizde bir taşı bile yerinden oynatmak isteyen önce Türkiye’nin rızasını arayacak. Bölgemizde operasyona niyetlenen, önce Türkiye’nin barış ve istikrar esaslı yaklaşımını değerlendirecek. Buna rağmen bir adım atmak istiyorsa da iki kere değil 200 kere, 2 bin kere düşünecek sonra hareket edecek. Bizim için bu tablo bir böbürlenme, bir kibirlenme, bir küçümseme sebebi değil. Bu konunun bizim için tek anlamı istiklalimizi ve istikbalimizi korumanın, hakkı ve adaleti savunmanın, mazlumu ve mağduru kollamanın bir aracı olmasıdır. Medeniyetimiz ve tarihimiz bize gücü böyle okumamızı, böyle kullanmamızı, böyle davranmamızı emrediyor. Şair öyle diyor, ‘Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz, gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir, öğretmişiz.’ Biz de bu yolda ülkemize ve insanlığa ne kadar çok hizmet edebilirsek onu gerçekleştirme gayreti içindeyiz.”
Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırma ve gençlere 2053, 2071 vizyonlarını miras bırakma konusunda saiklerinin aynı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki gençlerin böyle bir eseri inşa etmenin cehdi ve mutluluğu içerisinde olduğunu, o gençlerle iftihar ettiğini dile getirdi.
Türkiye’nin insansız hava aracı teknolojisindeki başarılarında Türkiye’nin ilk SİHA’sı olan Bayraktar TB2 öncü ve sürükleyici rolünün büyük olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Türk Silahlı Kuvvetleri, Millî İstihbarat Teşkilatı, Emniyet, Jandarma ve Orman Genel Müdürlüğü’nün de aktif olarak kullandığı TB2’lerin toplam uçuş süresi 350 bin saati aşarak rekorlar kırmış durumdadır. Millî bir hava aracıyla elde edilen bu rekor, Türk havacılığının ve savunma sanayimizin gelecekte elde edeceği başarıların da habercisidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayi şirketlerinin ürettiği tüm SİHA’ların dünyada yoğun rağbet gördüğünü belirterek, TUSAŞ tarafından geliştirilen ANKA’ için Tunus’la ihracat anlaşması imzalandığını, Bayraktar TB2’leri, Ukrayna, Katar ve Azerbaycan’a ihraç ettiklerini hatırlattı. Yeni anlaşmaların da yapıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polonya’nın da içinde bulunduğu 10’dan fazla ülkeyle de ihracat anlaşması imzalandığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Vakti geldiğinde bunların da teslimatı gerçekleşecek. Millî SİHA’larımız için daha pek çok ülke sırada bekliyor. Elbette bunlar her parayı basanın alabileceği ürünler değildir. Millî teknolojilerimizin, müttefik ülkelerin güvenliğine katkı sunmasını önemli görmekle birlikte kararlarımızı kendi stratejik önceliklerimize göre veriyoruz. Bundan sonra da aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Şimdi de askeri ve diplomatik gücümüzü çok daha ilerilere taşıyacak nice övgüye muhatap olacak göklerin yeni hâkimi Akıncı’yı güvenlik güçlerimizin kullanımına sunuyoruz. Baykar’ın 2005’te 6 kiloluk mini İHA ile başlayan yolculuğu, bugün elektronik aksamından, mekaniğine, yazılımına kadar tüm kritik sistemleri yerli ve milléî olarak tasarlanan 6 tonluk Akıncı’ya ulaştık.”
SİHA’LARIN DENİZ AŞIRI GÖREVLERDE DE KULLANILMASI HEDEFİ
Gelişmiş yapay zekâ sistemleri ve seyir füzesi atabilme yeteneğiyle savaş uçaklarının gerçekleştirdiği bazı görevleri de Akıncı’nın icra edebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu teknolojiyle İHA liginde ilk 3 ülke arasına girmiş olmamız yeter mi? Yetmez. Şimdi hedefimiz kendi inşa ettiğimiz kısa pistli uçak gemilerimize inip kalkabilen SİHA’lar geliştirebilmektir. İnşallah bunu da başararak SİHA’larımızı deniz aşırı görevlerde de kullanabilecek bir yetkinliğe sahip olacağız” ifadelerini kullandı.
Tüm bunların yanında, Millî Muharip Uçak ve insansız savaş uçağı projelerini de titizlikle sürdürmeye devam ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi insansız savaş uçağı teknolojisinde öncü ülke yapmakta kararlı olduklarını dile getirerek, şu değerlendirmede bulundu: “Bunu başardığımızda bize verilmeyen 5. nesil savaş uçaklarının da bir adım ötesine geçmiş olacağız. Şu anda karşımda duran ekip gibi on binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca kendisine ve ülkesine inanan, araştıran, geliştiren, üreten gençlere sahip oldukça, bu hedefler yalnızca bir adım ötemizdedir. Büyük ve güçlü Türkiye’yi sizler gibi büyük hayaller kuran, hayallerini hedefe dönüştüren azimle, cesaretle, gayretle çalışarak başaran gençlerle birlikte bunu inşa edeceğiz. Diyorlar ya Z kuşağı. İşte burada Z kuşağı. Sağda solda aramaya gerek yok. Bizim de görevimiz bu ülke için kurduğumuz her hayalde geliştirdiğiniz her projede, yanınızda olmaktır, biz yanınızdayız. Biz sizinle beraberiz, hiç merak etmeyin, sizi asla yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Unutmayın ki, en büyük işler henüz gerçekleşmemiş olanlardır. Ne diyoruz? Oku, düşün, uygula neticelendir. Sizlere güveniyorum. Tayyip Erdoğan olarak bu can bu bedende olduğu müddetçe daima yanınızda olacağımı, yoldaşınız olacağımı, kardeşiniz, arkadaşınız olacağımı bir kez daha ifade etmek istiyorum.”
“ÜLKEMİZİN SAVUNMA SANAYİ ÜSSÜ OLMASI YOLUNDA TÜM KURUMLARIMIZLA BERABER ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarılar için bireysel gayretlerin ötesinde takım oyununun ve kolektif oyunun gerektiğine dikkati çekti.
Üzerinde yerli ve millî mühimmatlar olmasaydı Akıncı’yı belki uçurabileceklerini ama asıl vazifesini yerine getirebilmesini sağlayamayacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu mühimmatların hiçbirini satın alamayacaktık. Almaya çalıştığın zaman ‘Bugün git, yarın gel’ diyeceklerdi. İşte bu yüzden kamu, üniversite ve özel sektörün iş birliğinde ülkemizin savunma sanayi üssü olması yolunda tüm kurumlarımızla beraber çalışıyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK SAGE ile havadan havaya füze sistemleri olan Gökdoğan ve Bozdoğan’a, 100 kilometreye kadar menzili olan hassas güdüm kitlerini, 250 kilometreye kadar menzile sahip ilk seyir füzesi SOM’u geliştirdiklerini kaydetti.
Roketsan ve Aselsan ile Hisar, Atmaca, Cirit, Korkut gibi birçok kritik yerli ürünü kullanıma sunduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeniden yapılandırdığımız Makine ve Kimya Endüstrisi silah, mühimmat, patlayıcı ve ekipman üretiminde hızla kendini geliştiriyor. Makine Kimya Endüstrisi son Savunma Sanayi Fuarı’nda görücüye çıkardığı elektrikli fırtına obüsünden deniz topuna kadar bir dizi yeni ürünü de kullanıcılara sunmuştur. Özel sektörümüzün ülkemizi bu alanda yurt dışına bağımlılıktan tamamen kurtaracak yeni nesil patlayıcıların üretiminden dolumuna, kovanından tapasına kadar tüm unsurlarını üretecek yatırımları var. İnşallah bu üretimi yapacak bir fabrika yakında Gerede’de faaliyete geçiyor. Kendi tasarlayıp ürettiğimiz lazer dedektörler SİHA’larımızdan, helikopterlerimizden, uçaklarımızdan atılan güdümlü füzelerimizde kullanılıyor. Yine İHA’larımız için Kalecik’te kurduğumuz test ve değerlendirme merkeziyle bu sektördeki millî üretim yetkinliklerimizi bir üst seviyeye çıkaracağız. Bütün bu yatırımlar sayesinde savunma sanayimiz giderek büyümeye devam ediyor. Ama artık savunma sanayi projeleri başta olmak üzere geleceğin teknolojilerinde vites yükseltme zamanıdır.”
Bugün dünyayı geleceğe taşıyan bilgisayar, küresel konumlama sistemi ve internet gibi tüm önemli teknolojilerin savunma sanayi menşeili olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alanda geliştirilen teknolojilerin, çok daha büyük bir ekosistemi besleme, harekete geçirme potansiyeline sahip olduğunu dile getirdi.
“125 MEZUNUMUZ AKINCI’NIN KRİTİK GÖREVLERİNDE YER ALACAK”
Savunma sanayisinde elde ettikleri bu tecrübeyi teknolojinin tüm sivil alanlarına taşıyacaklarını ve çok daha büyük başarılara imza atacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yazılımda ülkemiz parmakla gösterilen bir ülke olacak. Yapay zekâ, insansız ve otonom teknolojilerde istikamet belirleyen bir ülke olacağız” dedi.
Bugün İHA liginde Türkiye’ye basamak yükselten Akıncı TİHA’yı güvenlik güçlerinin envanterine kazandırmanın yanında Akıncı’yı kullanacak personeli de aldıkları kurslardan mezun ettiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İHA pilotu, faydalı yük operatörü, mekanik motor teknisyeni, elektronik ve silah teknisyenlerinden oluşan 125 mezunumuz, Akıncı’nın kritik görevlerinde yer alacaklar. Bu önemli yükü omuzlayacak her bir kardeşime şimdiden başarılı görevler diliyorum. Sınırlarımız içinde ve sınır ötesinde görev yapan güvenlik güçlerimiz ile ülke güvenliğimiz için savunma sanayi projelerinde çalışan tüm fedakar kardeşlerime de buradan seslenmek istiyorum. Unutmayın, sizin geçirdiğiniz her uykusuz gece milletimizin huzur içinde geçirdiği gece demektir. Önünüzdeki genç arkadaş Selçuk, hafta sonları İstanbul’a geldiğimde kendisini arardım ve aldığım cevap, ‘Akıncı için fabrikada çalışıyorum.’ Gece saat 24.00-01.00 fabrikada çalışıyor. Durmak yok, yola devam diyor. Abi kardeş, ailece fabrikada bu çalışmalarını sürdürdüler. Sonunda şu eserlere hamdolsun kavuştuk. Rabb’im sizlere güç versin, kuvvet versin, hep muvaffak etsin.”
Akıncı TİHA’nın geliştirilmesinde emeği olan herkesi, Bayraktar ailesini, Baykar ekibini, bakanlıkları, Savunma Sanayi Başkanlığını, Millî İstihbarat Teşkilatını ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akıncı’nın milyonlarca saat başarıyla uçmasını, nice kritik görevde ismi gibi öncü olup bizi gururlandıracak neticeler almasını Rabb’imden niyaz ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanına gelmeden önce pistte hazır bekletilen iki Akıncı TİHA’yı imzaladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından kursu dereceyle bitirenlere hediye ve sertifikalarını verdi. Demir ve Haluk Bayraktar konuşma sonrası ilk Akıncı teslimatını yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hava aracının 1/10 ölçekli maketini sundu.
Selçuk Bayraktar ise Erdoğan’ın mesajının hava araçlarının yazılımlarına yüklenmiş bir örneğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bayraktar Akıncı TİHA’nın taksi, kalkış ve alçak uçuşunu izledikten sonra hava araçlarının kontrol merkezine girerek incelemelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.