TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu katıldı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yapay zekâ modellerinin toplumumuzun hafızasını, değer dünyasını ve dilimizin zenginliğini yansıtması; teknolojik bağımsızlığımız için de büyük önem taşıyor.
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ” Şirketler, yapay zekayı yalnızca maliyet düşürmeye yönelik bir araç olarak değil, insan kapasitesini artıran tamamlayıcı bir araç olarak görmeli. İş gücü eğitim programlarını, iş dönüşümlerini, değişen beceri ihtiyaçlarını destekleyecek ve buna göre uyumlandıracak adımlar atmalı.“
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yapay zekâ modellerinin toplumumuzun hafızasını, değer dünyasını ve dilimizin zenginliğini yansıtması; teknolojik bağımsızlığımız için de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda, TÜBİTAK tarafından 37 milyar parametreyle geliştirilmiş Bilge Dil Modelimizi yakın zamanda geliştiricilerin kullanımına açacağız. şeklinde konuştu.
Bakan Kacır, Ankara’daki Crown Plaza otelde. iş dünyası, teknoloji ekosistemi ve kamu temsilcilerinin buluştuğu, TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi’ne katıldı. Zirvede; yapay zekânın sanayi, üretim, ticaret, finans ve hizmet sektörlerinde meydana getirdiği dönüşüm, iş dünyasının somut ihtiyaçları üzerinden ele alındı.
Zirvenin; sanayinin, KOBİ’lerin ve iş dünyasının yapay zekâ teknolojilerinden etkin şekilde yararlanması amacıyla gerçekleştirildiğini ve Millî Teknoloji Hamlesi yolculuğunda kıymetli kazanımlara vesile olacağını belirten Kacır, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ” Bazı buluşlar vardır ki medeniyetin yönünü, aklın ve üretimin rotasını baştan başa çizmiştir. Elektrik; şehirleri, fabrikaları ve günlük hayatı adeta yeniden kurdu. Bilgisayar ve internet, bilgi dolaşımını hızlandırdı; ekonominin, iletişimin ve toplumsal yaşamın çehresini değiştirdi. Bugün ise yeni bir eşiği hep birlikte yaşıyoruz. Bundan seksen yıl önce “makineler düşünebilir mi?” sorusu, ufuk açıcı bilimsel tartışmaların öznesi olarak görülürken; süper bilgisayarlarla artan veri işleme kapasitesi ve gelişmiş algoritmalar, yapay zekâyı bir gelecek tasavvurundan çıkararak hayatımızın ve ekonominin merkezine yerleştirdi.
Üretim süreçlerinden finansa, sağlık teknolojilerinden ulaştırmaya, kamu yönetiminden savunma sanayiine her alanda köklü bir dönüşümü başlatan yapay zekâ devrimi; günümüzde yeniliğin, üretkenliğin ve küresel rekabetin yönünü tayin ediyor. Geçtiğimiz yıl dünyada yapay zekâ yatırımlarının 1,5 trilyon dolar seviyesine erişmesi ve üretken yapay zekânın kısa sürede oluşturduğu ekosistem, önümüzdeki dönemde yapay zekânın küresel ekonomide oynayacağı rol hakkında ipucu veriyor. Tüm dünyada firmalar, değer zincirlerinin tüm halkalarına yapay zekâ teknolojilerini entegre ediyor, veri ve teknoloji altyapısını güçlendirecek adımlar atıyor. Kuşkusuz, gelecek ufkunu çizen yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu fırsatlar kadar; getirebilecekleri sorun ve sorumlulukları da dikkate almalıyız. Küresel teknoloji yarışının hız kazandığı günümüzde yapay zekâ alanında öncü ülkeler; kendi teknolojik üstünlüklerini muhafazaya yönelik daha korumacı, seçici ve çıkar odaklı politikalar izliyor. Kritik teknolojilere, hesaplama altyapılarına ve nitelikli veriye erişimin az sayıda ülkede ve şirketlerde yoğunlaşması; dünyanın geri kalanı için derin bir teknolojik bağımlılık riski doğuruyor. Kendi verisini yönetemeyen, kendi yapay zekâ modellerini geliştiremeyen ve kritik dijital altyapılarını inşa edemeyen ülkelerin geleceğin dünyasında dijital parya olmaya mahkûm edilecekleri bir gerçek.
Yapay zekânın güvenli, adil, etik ve sorumlu biçimde kullanımı için küresel bir zemin eksikliği; veri güvenliğinden fikrî mülkiyet haklarına, algoritmik tarafsızlıktan şeffaflığa uzanan pek çok riske kapı aralıyor. Bu riskleri doğru şekilde yönettiğimiz takdirde, yapay zekâyı; üretkenlik, yenilik ve toplumsal refah için stratejik bir kaldıraca dönüştürebiliriz. Yapay zekâyı; güvenilirlik, şeffaflık, hesap verebilirlik, insan odaklılık ve etik sorumluluk ilkeleri temelinde Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizin kalkınma yolculuğunun lokomotifi haline getirme gayretindeyiz. Son yıllarda hayata geçirdiğimiz pek çok hamleyle, bu vizyonu mümkün kılacak güçlü altyapıyı hep birlikte adım adım inşa ediyoruz.
Yapay zekâ alanındaki bilimsel birikimimizi ekonomik ve toplumsal değere dönüştürmek, kritik teknolojilerde millî yetkinliklerimizi geliştirmek ve akademi ile sanayi arasındaki iş birliğini güçlendirmek üzere TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsünü kurduk. Yapay Zekâ Ekosistem Çağrılarıyla; yapay zekâ çözümlerine ihtiyaç duyan işletmeleri, teknoloji sağlayıcı şirketleri ve araştırma kurumlarını ortak hedefler doğrultusunda buluşturuyoruz. Yapay zekâ alanında üniversitelerimiz ve şirketlerimiz bünyesindeki bilgi birikiminin ekonomik değere dönüşmesine aracılık eden programın ilk dört çağrısında 62 iş birliği projesini destekledik. Bu vesileyle; yapay zekâ sistemlerini iş süreçlerine entegre etmeyi planlayan firmaları, programın beşinci çağrısına başvurmaya davet ediyorum. 14 Eylül’e kadar açık kalacak çağrımızla; akıllı üretim sistemleri, akıllı tarım, gıda ve hayvancılık, finans teknolojileri, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik, akıllı eğitim teknolojileri başlıklarında yapay zekâ çözümlerine ihtiyaç duyan şirketlerimizin, ülkemizin inovasyon altyapısı birikiminden etkin şekilde faydalanmasını sağlayacağız.
Kurumlarımızın yapay zekâ alanındaki somut ihtiyaçlarına yerli ve özgün çözümler geliştirmek üzere attığımız bir diğer adım da Rekabet Öncesi İş Birliği Programımız kapsamında açtığımız Türkçe Büyük Dil Temel Modeli Sektörel Uyarlama Çağrısı. Çağrıyla, Türkçe büyük dil modellerini sektörlerimizin özgün ihtiyaçlarına uyarlayacak 10 stratejik projeyi destekliyoruz.
Yapay zekânın sunduğu potansiyeli ekonomik ve toplumsal değere dönüştürmek; nitelikli veriyi gelişmiş algoritmalarla işleyebilen yüksek başarımlı bir hesaplama altyapısıyla mümkün. Araştırmacılarımızın, girişimlerimizin ve sanayicilerimizin yapay zekâ modellerini geliştirme, eğitme ve ölçeklendirme süreçlerinde ihtiyaç duyduğu işlem gücünü sağlamak üzere yüksek başarımlı hesaplama kümemiz ARF’i TÜBİTAK bünyesinde hizmete aldık. Yapay zekâ girişimlerimizin EuroHPC süper bilgisayarlarından yararlanmasını ve dünyanın en güçlü 20 süper bilgisayarı arasında yer alan ve Türkiye olarak bizim de ortak olduğumuz MareNostrum 5’in işlem kapasitesine erişimini sağladık.
Ülkemizi, yüksek teknolojide dünyada hak ettiği konuma taşıyacak büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlara kapsamlı destekler sunduğumuz HIT-30 Programı’yla; yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarını hızlandırıyor, hesaplama kapasitemizi büyütüyor ve girişimlerimizin ihtiyaç duyduğu dijital altyapıyı güçlendiriyoruz. Elbette yapay zekâyı gerçek bir kalkınma kaldıracına dönüştürmek için nitelikli insan kıymeti olmazsa olmaz.
Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 110 firmadan sektör profesyonellerinin 204 üniversitede ders verdiği Sektör Kampüste Programı, yeni nesil Ecole 42 Okulları ve Yapay Zekâ ve Teknoloji Akademisi gibi öncü uygulamalarla, gençlerimizi yapay zekâ çağının gerektirdiği beceri ve yetkinliklerle donatıyoruz. Ülkemizi yapay zekâda öncü ülkeler arasına taşımak; ekosistemin tüm aktörlerini ortak hedefler etrafında buluşturan, kamu, üniversite ve özel sektör arasındaki iş birliğini güçlendiren bütüncül bir vizyonla mümkün.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, ülkemizin 2026-2030 dönemindeki yapay zekâ yol haritasını ortaya koyan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’nı geçtiğimiz ay kamuoyuyla paylaşmasıyla bu alanda atacağımız adımları dünyaya duyurmuş olduk. “Fark et, İstifade et, Üret, Yönet” olmak üzere 4 temel eksen üzerine inşa ettiğimiz planda, yapay zekâ ekosistemimizi beseleyecek 16 eylem belirledik. Eylem Planımız doğrultusunda önümüzdeki dönemde; 81 ilimizde hayata geçireceğimiz Yapay Zekâ Okuryazarlığı Atölyeleriyle; 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştireceğiz.
Sağlıktan tarıma, eğitimden elektronik ticarete kadar stratejik alanlardaki en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi’nde erişime açacak; araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin yenilikçi çözümler geliştirmesine imkân sağlayacağız. Yapay zekânın ihtiyaç duyduğu hesaplama kapasitesini büyütecek; enerji verimliliğini ve uluslararası standartları gözeterek veri merkezlerimizin kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Kamu yatırım programlarında yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 pay ayırarak teknolojik dönüşümü kamu politikalarımızın ayrılmaz bir unsuru hâline getireceğiz.
Kamu kurumlarımız, yerli ve başarılı yapay zekâ çözümlerine ilk kullanım alanı açarak; firmalarımızın ürünlerini geliştirmelerine, doğrulamalarına ve küresel pazarlara taşımalarına referans sunacak. Enerji ve dijital altyapısı hazır Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleriyle, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza fikirlerini hızla prototipe dönüştürebilecekleri ortam sağlayacağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçirerek, ülkemizin teknolojik kapasitesini daha ileri taşıyacağız.
Yenilikçi çözümlerin güvenli biçimde geliştirilip test edilebilmesi için en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracak; girişimcilerimize öngörülebilir ve yeniliği destekleyen bir uygulama zemini sunacağız. Kuşkusuz yapay zekâ modellerinin toplumumuzun hafızasını, değer dünyasını ve dilimizin zenginliğini yansıtması teknolojik bağımsızlığımız için de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda, TÜBİTAK tarafından 37 milyar parametreyle geliştirilmiş Bilge Dil Modelimizi yakın zamanda geliştiricilerin kullanımına açacağız. Yerli ve özgün çözümleri geliştiren, ticarileştiren ve küresel pazarlarda ölçekleyen yapay zekâ ekosistemimizi; nitelikli insan kaynağı, güçlü dijital altyapı, etkin kurumsal koordinasyon ve sürdürülebilir finansmanla bütüncül şekilde büyüteceğiz. Türkiye’nin, yapay zekâ devriminin sunduğu ekonomik değerden ve çok yönlü fırsatlardan en üst düzeyde istifade etmesini hep birlikte sağlayacağız.
Bu vizyonun sahadaki taşıyıcıları; yenilikçi girişimlerimiz ve ekonomimizin omurgasını oluşturan KOBİ’lerimiz olacak. Yapay zekâ girişimlerimizin sermayeye erişimini artırmak için yapay zekâ odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolar kamu kaynağı yönlendiriyoruz. KOBİ’lerimize teknolojiye erişimde fırsat eşitliği sağlamak, yüksek maliyetli dijital altyapıların oluşturduğu finansman yükünü hafifletebilmek ve yapay zekâ çözümlerini iş süreçlerine daha hızlı entegre etmelerini desteklemek üzere KOSGEB Yapay Zekâ Kredi Programı’nı uygulamaya aldık. Program kapsamında, teknogirişim rozeti sahibi girişimlerimize yüksek başarımlı hesaplama altyapısı, güvenli veri saklama hizmetleri ve yapay zekâ araçlarına erişim için 5 milyon liraya kadar faizsiz finansman sağlıyoruz. Bu imkânı, ilk 12 ayı geri ödemesiz olmak üzere 24 ay vadeyle sunuyoruz. Bu vesileyle şartları karşılayan tüm girişimlerimizi bu imkânlardan faydalanmaya davet ediyorum.
Türkiye’den doğan yapay zekâ girişimlerini dünya markalarına dönüştürmek için girişimcilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Yapay zekâ ekosistemimizi güçlendirmek üzere hayata geçirdiğimiz destekler, Millî Teknoloji Hamlesi yolculuğumuzda girişimlerimizin tecrübesine, yatırım iradesine ve yenilikçi bakış açısına güvenimizin göstergesidir.”
TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu da İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi’ndeki konuşmasında şunları söyledi:” Hızla büyüyen dev şirketlerin ortak özelliğinin, yapay zeka tabanlı, kişiselleştirilmiş tüketici deneyimini merkeze almaları olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Birleşmiş Milletler Teknoloji ve İnovasyon Raporu’na göre, yapay zeka piyasa değerinin 5 sene içinde 4,8 trilyon doları bulması bekleniyor. Piyasa değerinin bu seviyeye ulaşmasıyla yapay zekanın, nesnelerin interneti, blokzincir ve elektrikli araçları da geride bırakarak, piyasa değeri en büyük teknoloji alanı olacağı öngörülüyor.”
Rıfat Hisarcıklıoğlu, şirketlerin rekabetçi kalabilmeleri için tüm ürün ve iş süreçlerini, yapay zeka destekli dijital ortamlara taşımak zorunda olduğunu söyledi. Dijital dönüşümü başarıyla uygulayan işletmelerin, gelirlerini ve küresel pazarlara giriş yeteneklerini artırdığına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, yapay zeka ile oluşan tasarrufun, hem maliyeti düşürdüğünü, hem de çevresel etkileri azalttığını vurguladı.
Hisarcıklıoğlu, konuşmasında sözü Harvard Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya getirerek, şunları söyledi: ” Şirketler, yapay zekayı yalnızca maliyet düşürmeye yönelik bir araç olarak değil, insan kapasitesini artıran tamamlayıcı bir araç olarak görmeli. İş gücü eğitim programlarını, iş dönüşümlerini, değişen beceri ihtiyaçlarını destekleyecek ve buna göre uyumlandıracak adımlar atmalı. Ancak bu şekilde yapay zekadan maksimum fayda elde edilebilir. Peki, biz TOBB olarak neler yapıyoruz? TOBB ve TEPAV üzerinden, KOBİ’lerin dijital olgunluk seviyelerini ölçen araçlar geliştiriyoruz. Avrupa Odalar Birliği başta olmak üzere, uluslararası partnerlerimizle, yapay zeka araçlarının kullanımına yönelik eğitim ve mentörlük programları yürütüyoruz.”
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, yapay zeka odaklı, dijital dönüşümü hedefleyen ve Türkiye’ye katma değer sağlayacak her türlü projenin yanında olduklarının altını çizerek, “KOBİ’lerimizin yapay zeka araçlarını operasyonlarına dahil etmesi için rehberlik edeceğiz. Nitelikli insan kaynağımızı yetiştirmek adına eğitim ve gelişim programlarını desteklemeyi sürdüreceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
Hisarcıklıoğlu, zirve çerçevesinde, yapay zekanın somut kullanım alanlarını da paylaştıklarına değinenerek konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Anadolu’nun en ücra köşesindeki KOBİ’yi, İstanbul’daki teknoloji tedarikçisiyle aynı masaya oturtuyoruz. Bu modelle yapılan B2B toplantılarında, yapay zeka çözümü olan ile yapay zeka araçlarını kullanacak şirketleri bir araya getiriyoruz. Yeni işbirlikleri kurulmasına vesile oluyoruz. Hedefimiz, bu toplantılarımızı sanayinin güçlü olduğu şehirlerimizde yaymaktır. Anadolu iş dünyasını, yapay zeka ile buluşturacağız. Bu teknolojinin firmalarımızda üretimde ve satışta daha etkin kullanımını sağlayarak, verimliliği ve rekabet gücümüzü artıracağız.”
Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Büyüksimitci de TOBB Türkiye Yazılım Meclisi himayesinde ve Yapay Zekâ Komitesi katkılarıyla düzenlenen TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi’ne katıldı.
Mehmet Büyüksimitci zirvede yaptığı konuşmada; yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişme değil, üretimden ihracata kadar tüm sektörleri dönüştüren stratejik bir güç olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Avusturya ile ilişkilerimizde son dönemde yakaladığımız olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerimizde de görmekten memnunuz. 2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini, inşallah bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye şansölye sıfatıyla ilk ziyaretini gerçekleştiren Avusturya Şansölyesi Stocker’i Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
“AVUSTURYA TÜRK TOPLUMU, İKİ ÜLKENİN ORTAK DEĞERİ VE ZENGİNLİĞİ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR”
Tarihî ve köklü ilişkilere sahip iki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını arzu ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz nüfusu 400 bini aşan Avusturya Türk toplumu, iki ülkenin ortak değeri ve zenginliği olmayı sürdürüyor. Bu minvalde, Avusturya Türk toplumunun huzur ve refahına verdiğimiz önemi bugünkü görüşmelerimizde de vurguladık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile ikili ilişkilerin tüm veçhelerini ele aldıklarını, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını söyledi.
“AVUSTURYA İLE ULAŞTIRMA VE SAVUNMA SANAYİSİ ALANLARINDA ÖNEMLİ İŞ BİRLİĞİ POTANSİYELİNE SAHİBİZ”
Avusturya ile ilişkilerde son dönemde yakaladıkları olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerde de görmekten memnun olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz. Ülkemizde 1000’in üzerinde Avusturya firması faaliyet gösteriyor. Avusturya menşeli doğrudan yatırımlar 11 milyar doları aşmış durumda. Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları ise 1 milyar dolara yaklaşıyor. Tüm bu rakamlar, aramızdaki potansiyelin en açık göstergesidir. Bu köklü ve istikrarlı ilişkileri daha da geliştirmek üzere mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizması yerine Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi’nin tesis edilmesinin çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz. İnşallah, bu yıl sona ermeden Komite’nin ilk toplantısını da gerçekleştiririz. Avusturya ile yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma ve savunma sanayisi alanlarında önemli iş birliği potansiyeline sahibiz. Bilhassa Orta Koridoru güçlendirecek stratejik nitelikte iş birliğini birlikte hayata geçirebileceğimize inanıyoruz”
“TÜRKİYE VE AVUSTURYA OLARAK BALKANLAR’DA İSTİKRARIN SÜRMESİNE DE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Türkiye-AB ilişkilerine dair görüş ve beklentilerini Avusturya Şansölyesi Stocker’e aktardığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB’nin atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım” dedi.
Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini sağlamak öncelikli hedefimiz olmayı sürdürüyor. Avusturya’nın Suriye’nin yeniden inşa sürecine katkıda bulunmasını önemsiyoruz. Orta Doğu’da kalıcı barış için vazgeçilmez önemde olan iki devletli çözüme bağlıyız. Sayın Şansölye’nin de bilhassa hassasiyet gösterdiği Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması konusu mevcut şartlarda önemini muhafaza ediyor. Türkiye ve Avusturya olarak Balkanlar’da istikrarın sürmesine de büyük önem atfediyoruz. Değerli dostum Şansölye Stocker’e ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, ilişkilerimizde yakalanan bu olumlu ivmenin devamını diliyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “TÜRKİYE, GÜVENLİK VE GÖÇ KONUSUNDA KİLİT BİR ÜLKE”
Avusturya Şansölyesi Stocker ise açıklamasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok zengin ve çok değişken bir tarihe sahip olduğunu belirteerek, “Bugünkü görüşmelerden şunu gördük ki, gerçekten çok yakın bir iş birliğimiz var. Ekonomik, toplumsal ilişkilerimiz de bunun temelini oluşturuyor” dedi.
İki ülke arasındaki ekonomik iş birliğine değinen Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye-Avusturya arasında çok güçlü iş birliği olduğunu vurguladı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, “Avusturyalı firmaların Türkiye’deki şubelerine baktığımız zaman, çok yüksek bir oranda Türkiye’deki yatırımlara katılmış durumdalar. Jeopolitik olarak çok sıkıntılı dönemlerde olmamıza rağmen Türkiye’ye olan yatırımın çok önemli bir oranda olduğunu görüyoruz. Ticaret hacminin çok önemli bir derecede olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, görüşmede, iki ülkenin iş insanlarının bir araya gelerek, yuvarlak masa toplantısı kapsamında iş birliği konularını ele aldığını hatırlatarak, Türkiye’nin hem Avusturya hem Avrupa Birliği (AB) için güvenlik ve göç konusunda kilit bir ülke olduğunu söyledi.
Yasa dışı göç, insan ticareti ve organize suç gibi konularda, ülkesinin, Türkiye ile çok yakın iş birliği içinde olduğunu söyleyen Stocker, Türkiye’nin 10 yılı aşkın süredir Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını anımsattı.
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “ORTA DOĞU’YA BAKTIĞIMIZ ZAMAN TÜRKİYE’NİN SESİNİN BİR AĞIRLIĞININ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye’nin çok önemli bir kilit ülke olduğunu belirterek, “Ukrayna’daki Rusya’nın saldırı savaşının sona ermesi gerekiyor. Türkiye’nin bu konudaki çabalarını takdir ediyoruz, sizin şahsi çabalarınızı da özellikle takdir ediyoruz. Ben bu konuda Avusturya’nın da sizi desteklediğini ifade etmek istiyorum. Orta Doğu’ya baktığımız zaman Türkiye’nin sesinin, bir ağırlığının olduğunu görüyoruz. Bu konu da yine sizin çabalarınızdan dolayı size teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.
Özellikle Orta Doğu’da şiddet sarmalının ortadan kaldırılmasının tek çözümünün “diplomasi ve diyalog” olduğunu kaydeden Avusturya Şansölyesi Stocker, Hürmüz Boğazı’nın kalıcı bir şekilde açılmasının ve seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının önemini vurgulayarak, bu konuda ülkesinin ve Türkiye’nin hem fikir olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Avusturya bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Yemen Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nce, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen Yemen–Türkiye Forumu, Ankara’da yapıldı.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Abdülkadir NOYAN Konferans Salonu’nda Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq’in ev sahipliğindeki Yemen–Türkiye Forumu‘da Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya temsil etti.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ile Yemen Nüfus ve Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Dahan da forumda hazır bulundu.
Foruma, Milletvekilleri, Büyükelçiler kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye’de eğitim gören Yemenli öğrenciler ile Yemen diasporası katıldı.
Forum’da öncelikle ,Yemen ve Türkiya^de Sivil Toplum Kuruluşları, Yemen ve Türkiye: Yatırım Fırsatları, Ekonomik Ortaklık, Yemen’de Siyasi Durum. Son Gelişmeler, Dinamikler ve Barış Perspektifleri başlıkları altında üç ayrı panel düzenlendi.
Forumdaki bu panellerde, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulmasına yönelik mesajlar verildi.
Konuşmacılar, forumun iki ülke arasında ortak tarihî ve kültürel mirası daha fazla dayanışmacı bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürmesi gerekliliğini, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulması ile ilgili görüşleri dile getirdiler.
Bazı konuşmacılar da, forumun ortak tarihî ve kültürel mirası daha öngörülebilir bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürme çabası içinde olması yönünde görüşler açıkladılar.
Bu arada, forum dolayısıyla Yemen’e özgü kıyafetlerin ve gıda ürünlerinin yer aldığı standlar ve iki ülkenin turizm zenginliklerini gösteren fotoğrafların bulunduğu bir sergi açıldı.
Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq, Yemen–Türkiye Forumu‘ndaki konuşmasında şunları söyledi; ” Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa KULAKLIKKAYA, Sayın Büyükelçiler, ve diplomatik misyon başkanları, kardeşlerimiz ve değerli konuklarımız, seçkin Yemenli ve Türk katılımcılar, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sizleri burada ağırlamaktan mutluluk duyuyorum…
“Tarihin Yolları ve Ortak Geleceğin Ufukları” temasıyla düzenlenen Yemen-Türkiye Forumu’nun açılışında, Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında iletişimi güçlendirmek ve ortaklıklar kurmak için etkili bir platform olmasını umduğumuz bu etkinliğe katılımınız ve varlığınız için derin şükranlarımı sunuyorum.
Bu foruma ev sahipliği yaptığı ve başarılı bir şekilde düzenlenmesine katkıda bulunan iş birliği ve olanaklar sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti’ne, hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum. Değerli konuklar, iki ülke ve halkımız arasında derin tarihi ve kardeşlik bağları bulunmaktadır.
Yemen-Türkiye ilişkisi, geçici bir siyasi durumun ürünü değil, aksine derin bir tarihi, insani ve kültürel temele dayanmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında, bu forum, bu temeli hükümet, özel sektör, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşları arasında kurumsal iş birliğine ve pratik ortaklıklara dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu açılıştan önce Yemenli, Türk, Arap ve uluslararası araştırmacıların, uzmanların ve şahsiyetlerin katıldığı siyasi, ekonomik ve sosyal seminerler düzenlendi.
Bu seminerlerde sunulan fikirlerin, iki ülke ve halkımızın çıkarlarına hizmet eden girişimlere, projelere ve ortaklıklara dönüşmesini umuyoruz. Bu forum, Yemen’in devlet kurumlarına karşı yapılan darbe ve ardından gelen savaş ile yaşanan ciddi insani, ekonomik ve güvenlik krizleri nedeniyle çok hassas bir dönemden geçtiği bir zamanda düzenlenmektedir. İran rejimi tarafından desteklenen Husi milisleri, askeri tırmanışlarını sürdürerek devlet kurumlarını baltalamakta, ulusal kaynakları tüketmekte ve Yemen’in, bölgenin ve uluslararası denizciliğin güvenliğini tehdit etmektedir.
Son günlerde Marib ve Hadramawt vilayetlerinde silahlı kuvvetleri hedef alan saldırılar yaşanmış, çok sayıda şehit ve yaralı olmuştur. Şehitlerimizin ruhlarına rahmet ve yaralılara Allah’tan şifa dilerken, Yemen halkının ve devletinin, Yemen topraklarının Yemen’in, komşularının ve uluslararası su yollarının güvenliğini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesini kabul etmeyeceğini teyit ederiz. Yemenliler, savaş ve darbe nedeniyle ağır bedeller ödediler; bunlar arasında kurumların ve ekonominin yıkılması, kaynakların yağmalanması, çocukların askere alınması, sayısal üstünlüklerin sağlanması ve sivillerin ve insani yardım çalışanlarının hakları da dahil olmak üzere insan haklarının ihlali yer almaktadır.
Tüm bunlara rağmen, Yemen Cumhuriyeti stratejik bir seçenek olarak barışa bağlı kalmaya devam etmektedir, ancak gerçek barışın silahların gücünü meşrulaştırmak, azaltmak veya pekiştirmek üzerine kurulamayacağına inanmaktadır. Aksine, devlet kurumlarını ve egemenliği yeniden tesis etmek, kurumlarıyla birlikte birleşik bir Yemen devleti ve tek bir ulusal kurum ve silahlı kuvvet kurmakla ilgilidir. Hukuk ve anayasayı korumakla ilgilidir.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Dr. Raşad Muhammed el-Alimi başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve hükümet, devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, egemenliği ve ulusal kaynakları korumak, ekonomik ve hizmet koşullarını iyileştirmek ve güvenlik, istikrar ve adil ve sürdürülebilir bir barış sağlamak için çabalarını sürdürmektedir. Değerli konuklar, bu vesileyle, İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman bin Abdulaziz önderliğindeki kardeş ve kilit rol oynayan Suudi Arabistan Krallığı’na derin şükranlarımızı sunuyoruz. Krallık, Yemen devletinin ve kurumlarının en büyük destekçilerinden biri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
Ayrıca, Başkanlık Liderlik Konseyi’nin, hükümetin, ulusal ekonominin, kalkınma ve insani yardım projelerinin destekçisi ve Yemen’in güvenliğini, birliğini ve egemenliğini korumada ve barış ve istikrar çabalarına sponsor olmada kilit bir ortaktır. Yemen Cumhuriyeti’nin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki kardeşlerinin yanında durma konusundaki sarsılmaz duruşunu da yeniden teyit ediyoruz. Güvenliklerini ve emniyetlerini tehdit eden İran saldırılarını kınadığımızı yineliyoruz. Dahası, bu yazıda, Yemen Cumhuriyeti’nin Filistin davasına ve Filistin halkının meşru haklarına olan sarsılmaz desteğini yeniden teyit ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin Yemen’in birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği sarsılmaz desteğe de minnettarız. Türkiye’nin insani, kalkınma ve eğitim iş birliğini ve kurumlarının Yemen-Türkiye ilişkilerini çeşitli alanlarda geliştirmeye yönelik istekliliğini takdir ediyoruz.
Yemen Cumhuriyeti’nin yanında duran, devlet kurumlarını, ülkenin birliğini, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını destekleyen ve Yemen’deki insan acılarını hafifletmeye ve barış ve kalkınma çabalarına katkıda bulunan tüm kardeş ve dost milletlere de şükranlarımızı sunuyoruz.
Değerli katılımcılar, Yemen’in karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen, devlet yapısını ve konumunu yeniden kurmak için gerekli tarihe, konuma, kaynaklara ve insan potansiyeline sahiptir. Gerçek bir bölgesel ve uluslararası ortaklığın, özellikle Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkimizin, Yemen’in toparlanması, yeniden inşası ve kalkınması için hayati bir katalizör olabileceğine inanıyoruz.
Bu toplantının ne kazandıracağını bilmiyorum. Önemi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı’nın katıldığı Riyad Zirvesi ile aynı zamana denk gelmesinde yatıyor. Milletin özlem duyduğu bu zirve, inançlarımızı, egemenliğimizi ve bir ulus olarak onurumuzu korumak için bir dayanak noktası olacaktır.
Arap ve İslam ülkeleri. Ayrıca, bu platformdan, tüm Arap ve İslam ülkelerindeki büyük çoğunluğun arzuladığı bu toplantıya herkesin katılmasını rica ediyoruz. Ayrıca, Yemen ve Türk kurumları, şahsiyetleri, konuşmacıları ve araştırmacıları da içeren, geçtiğimiz aylarda özveriyle ve sadakatle çalışan hazırlık takip komitesine içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum.
Bu etkinliğin başarısına katkıda bulunan herkese, ayrıca Üniversite yönetimine de teşekkür ve takdirlerimi sunmalıyım. Uzun yıllara dayanan geleneğini bildiğimiz için foruma ev sahipliği yapmayı seçtiğimiz bu tarihi üniversite.
Ve nesillere sunduğu bilgi ve önemli eserler için onlara binlerce teşekkür. Allah’tan forumun çalışmalarına başarı vermesini ve sonuçlarının Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yenilenmiş bir iş birliği ve ortaklık yoluna yol açmasını niyaz ediyoruz.
Yaşasın özgür, güçlü ve birleşik Yemen Cumhuriyeti. Yaşasın Yemen-Türk kardeşliği. Selamün aleyküm ve Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya da şöyle Konuştu: ” Sayın Yemen büyükelçisi, Saygıdeğer misafirler Türkiye’deki Yemen toplumunun değerli temsilcileri. Hepinizi şahsım ve bakanlığım adına saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye-Yemen forumu vesilesiyle ülkemizin en köklü ve saygın yükseköğrenim kurumlarından biri olan Ankara üniversitesi’nde sizlerle bir arada olmaktan duyduğum onuru tekrarlamak isterim.
Türkiye ile Yemen arasındaki ilişkiler, zengin bir tarihsel hafızaya ve derin bağlara dayanmaktadır. Şehitlerimizi bağırılarına basan kardeş yemen halkı, ecdadımızın ebedi istirahatgahına sahip çıkmaya devam ediyor.
Yaklaşık 400 yıl Kader birliği yaptığımız Yemen halkıyla bu dostlukla dayanışmamız, bugün de ilişkilerimizi geliştirmemizde sağlam bir zemin teşkil ediyor.
Bu ortak miras, ülkelerimiz arasındaki bağların ve işbirliğimizin temel harcıdır. Değerli konuklar ne yazık ki kadim medeniyet düzey güzel ülke Yemen 10 yılı aşkın bir süredir çatışmaların ve bölgesel gerginliklerin ağır yükünü ve yıkıcı sonuçlarını göğüslemeye devam ediyor. İçtenlikle ifade etmek isterim ki, kardeş yemen halkının çektiği sıkıntıları ve acıları bizler de yüreklerimizde her daim hissediyoruz.
Temennimiz ve en büyük arzumuz, Yemenli kardeşlerimizin hak ettiği huzur, refah ve istikrara bir an önce kavuşmasıdır. Türkiye olarak Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü daima savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Bu trajediyi sona erdirmenin yegane yolunun kapsayıcı bir siyasiyasi diyalogdan geçtiğine inanmaktayız.
Bu çerçevede, kalıcı bir barışa ulaşılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik çabaları ve uluslararası girişimleri gönülden de destekliyoruz. Cumhurbaşkanlığı liderlik konseyi başkanı Reşat, el Alemi ve Başbakan Al Zindani başkanlığındaki Yemen meşru hükümetine, kritik bir dönemde üstlendikleri bu zorlu görevlerinde başarılar diliyorum.
Başbakan sayın Al Zindani’yi Antalya diplomatik torunu vesilesiyle ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk.
Cumhurbaşkanı, liderlik konseyi’nin ve hükümetin toplumsal barışı, milli birliğiyle istikrarı güçlendirme Yolu’nda attıkları adımların, Yemen’in hak ettiği barışa ve huzura erişmesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Değerli konuklar, zorlu şartlara rağmen Türkiye ile Yemen arasındaki ticari ve kültürel münasebetlerin artarak devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yemenli öğrencilerin yüksek öğrenimlerine ülkemizde sürdürme yönündeki güçlü ilgisini memnuniyetle takip ediyoruz.
Bu doğrultuda, Türkiye bursları aracılığıyla Yemenli öğrencilerin eğitimlerine destek vermekteyiz, Yemen halkının gündelik yaşamındaki zorluklarına bir nebze olsun hafifletmek bizim için bir kardeşlik borcudur. Ülkemiz, tüm imkanları ile Yemenli kardeşlerimizin yanında durmaya devam ediyor. AFAD, TİKA ve Türk Kızılay’ı başta olmak üzere kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aracılığıyla insani yardımları ve kalkınma desteklerini kararlılıkla sürdürmekteyiz.
Sağlıktan eğitime, gıda yardımından altyapı desteklerine kadar her alanda Yemenli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için her daim hazırız. Değerli misafirler, Yemen’in huzuru ve istikrarı yalnızca Yemenli kardeşlerimiz için değil, Kızıldeniz’in Doğu Akdeniz’in ve tüm Orta Doğu’nun güvenliği bakımından kritik bir öneme haizdir. Son zamanlarda Kuzıldeniz’de yaşanan gerilimlerin ve çatışmaların bu bölgeye yayılması bir endişe kaynağı teşkil etmektedir.
Bu kaygılara, gidermenin yolunun bölgede yeni bir güvenlik mimarisi tesis edilmesinden geçtiğine inanmaktayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket ederek haklı aktörlerle bu forumun aramızdaki tarihi bağların daha geniş kitlere duyurulmasını ve yeni işbirliği kapılarının aralanmasına vesile olacağına da inancımız tamdır.
Yemen’in huzur ve barışa kavuşacağına yürekten inanıyor, hepinizi saygı ve sevgi sevgiyle selamlıyorum.
Konuşmaların hemen ardından sahne alan orkestra, Yemen türkülerinin de yer aldığı bir konser verdi.
Yemen – Türkiye Forumu hatıra fotoğraf çekimleriyle sona erdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.