Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Yeni Delhi Liderler Zirvesi sonrası yaptığı basın açıklamasında, “Yüz binlerce insanın canına mal olan Rusya-Ukrayna savaşını sonlandırmak için yoğun çaba harcıyoruz. Tarafları aynı masa etrafında toplayan İstanbul Süreci’nden, esir takaslarına ve Karadeniz Girişimi’ne kadar pek çok diplomatik hamleye imza attık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi sonrası basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fas’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm Fas halkına “geçmiş olsun” dileğinde bulunarak, “Daha 6 ay önce asrın felaketini yaşamış bir ülke olarak tüm imkânlarımızla Faslı kardeşlerimize yardıma hazırız. 18’inci G20 Liderler Zirvesi’ni Hindistan’ın ev sahipliğinde tamamlamış bulunuyoruz. Bu vesileyle dönem başkanlığı görevini başarıyla icra eden Hindistan’ı, şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Şahsıma, eşime ve heyetime gösterdikleri misafirperverlik için Başbakan Sayın Modi başta olmak üzere emeği geçen herkese müteşekkirim” diye konuştu.
Bu seneki zirvenin temasının “Tek Dünya, Tek Aile ve Tek Gelecek” olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve oturumlarının ilkinde gezegenin karşılaştığı çevre sorunlarını istişare ettiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve üçlü gezegen krizinin etkisini daha fazla hissettirdiğini anlatarak, orman yangınlarından, sel felaketlerine, kuraklıktan ısınmaya kadar geniş bir yelpazede bunun yıkıcı sonuçlarını gördüklerini söyledi.
“NÜKLEER VE HİDROJEN YATIRIMLARINDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATIYORUZ”
Türkiye’nin özellikle sera gazı salınımlarında sorumluluğunun oldukça düşük olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna rağmen Türkiye olarak dünyanın ve insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren bu hayati meselede elini taşın altına koyduklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris İklim Anlaşması’na “2053 net sıfır emisyon” ve “yeşil kalkınma” hedefleriyle en anlamlı katkıyı yapan ülkeler arasında olduklarını belirterek, şunları kaydetti: “Hem yenilenebilir enerji hem de nükleer ve hidrojen yatırımlarında önemli adımlar atıyoruz. Yenilenebilir kurulu güç bakımından Avrupa 5’incisi dünya 12’ncisiyiz. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarında attığımız adımlar, yıllık 90 milyon ton karbon eş değeri sera gazı emisyonunu engelledi. ‘2053 yılı net sıfır emisyon’ hedefimiz doğrultusunda 2030 senesine kadarki emisyon azaltma hedefimizi iki katına çıkardık. Çölleşme ve erozyonla mücadelede dünyanın lider ülkelerinden biriyiz. Geniş bir alanda hayata geçirdiğimiz projelerle daha yeşil, daha temiz, daha yaşanabilir bir Türkiye ve dünya için çalışıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde hayata geçirilen Sıfır Atık Projesi’nin bu süreçte bir dönüm noktası olduğunu anlatarak, “Dünya Ortak Evimiz” sloganıyla yürütülen projenin üçü Birleşmiş Milletler ofis ve programlarından olmak üzere beş uluslararası ödüle layık görüldüğünü söyledi.
“GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE FİNANSMAN VE TEKNOLOJİ TRANSFERİNİN ARTTIRILMASINA DİKKAT ÇEKTİK”
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla Sıfır Atık Projesi’nin küresel bir harekete dönüştüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kararla 30 Mart ‘Uluslararası Sıfır Atık Günü’ olarak ilan edildi. Önerimiz sayesinde G20 bildirgesinde sıfır atık girişimlerinin önemine dikkat çekildi. Zirvenin ilk oturumunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki yük paylaşımının adil bir şekilde yapılmasının önemini vurguladık. Ayrıca gelişmekte olan ülkelere yönelik finansman ve teknoloji transferinin arttırılmasının ehemmiyetine dikkat çektik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonra da dünyanın korunması için çalışmaya devam edeceklerini dile getirerek, “Tek Aile başlıklı ikinci oturumda hiç kimsenin geride bırakılmaması, buradan hareketle küresel dayanışmayı güçlendirmeye yönelik çabalarımızı aktardık. Mülteciler ve yerinden edilmiş kişilerin kendi ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşleri için yapılması gerekenleri ifade ettik” şeklinde konuştu.
“HEPİMİZ 8 MİLYARLIK BÜYÜK İNSANLIK AİLESİNİN BİRER FERDİYİZ”
Bir hususun altını özellikle çizmek istediğini belirterek, “İnancımız, kültürümüz ve kökenimiz ne olursa olsun hepimiz 8 milyarlık büyük insanlık ailesinin birer ferdiyiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir parça ekmek ve su bulamadıkları için çocukların öldüğü, her yıl on binlerce umut yolcusunun çöllerde hayatını kaybettiği, denizlerimizin hızla devasa bir mülteci mezarlığına dönüştüğü, savaşlar ve çatışmalar dolayısıyla milyonların evlerini terk ettiği, onca retoriğe rağmen insan hayatının giderek değersizleştiği, ezcümle hemen yanı başımızda yürek parçalayıcı trajedilerin yaşandığı bir dünyada, hiçbirimiz kendimizi güvende hissedemeyiz. Bir tarafta 735 milyon kişi açlıkla mücadele ederken, diğer tarafta lüks, şatafat ve israf alıp başını gitmişse burada çok ciddi bir sorun var demektir.”
“600 BİNE YAKIN SURİYELİ İNSAN ONURUNA YAKIŞAN BİR ŞEKİLDE VATANINA GERİ DÖNDÜ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelinen noktada Afrika’dan Asya’ya milyarlarca insanın bir avuç elitin keyfi ve refahı için çok kötü şartlarda çalıştığını ve ter döktüğünü kaydederek, “Bu ne adildir ne insanidir ne de vicdanidir. Sorunlarımızın sebebi kaynak kıtlığı değildir, merhamet eksikliğidir” dedi.
Türkiye olarak bu adaletsizliklere itiraz ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Millî gelire oranla dünyanın en fazla yardım yapan ülkesiyiz. Ülkemize sığınan dört milyonu aşkın mazlum ve mağdura sahip çıkıyoruz. Suriye’nin kuzeyini terör örgütlerinden temizleyerek, bu bölgede kardeş ülkelerin desteğiyle kalıcı konutlar inşa ederek, eğitimden güvenliğe her alanda ihtiyaçları gidererek, insanları göçe zorlayan asıl nedenleri kaynağında ortadan kaldırıyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiye kadar 600 bine yakın Suriyelinin güvenli, gönüllü, insan onuruna yakışan bir şekilde vatanına geri döndüğünü, projelerinin hayata geçmesiyle de bu sayının daha da artacağını dile getirdi.
“33 MİLYON TON TAHIL ULUSLARARASI PİYASALARA ULAŞTIRILDI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1,5 yıldır devam eden ve yüz binlerce insanın canına mal olan Rusya-Ukrayna savaşını sonlandırmak için yoğun çaba harcadıklarını söyledi.
Tarafları aynı masa etrafında toplayan İstanbul Süreci’nden, esir takaslarına ve Karadeniz Girişimi’ne kadar pek çok diplomatik hamleye imza attıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz Girişimi çerçevesinde, 33 milyon ton tahıl uluslararası piyasalara ulaştırıldı. Girişim sayesinde gıda krizinin daha fazla derinleşmesinin önüne geçtik. Şahsi temaslarımız sonucunda, girişim üç kez uzatıldı. Hafta başında, pazartesi günü Sayın Putin’in daveti üzerine Soçi’ye yaptığım ziyarette bu meseleyi kendisiyle bir kez daha enine boynuna konuştuk” değerlendirmesinde bulundu.
“KARADENİZ’DE SÜKÛNETİ BOZACAK HER TÜRLÜ ADIMDAN UZAK DURULMALI”
Rusya-Katar ve Türkiye olarak gıda sıkıntısı çeken Afrika ülkelerine yönelik bir milyon ton tahılın işlenerek, ulaştırılmasına önem verdiklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “El ele vererek bunu gerçekleştireceğiz. Tahıl meselesinde Rusya’yı dışlayan bir sürecin sürdürülebilir olma ihtimali çok düşüktür. Karadeniz’de sükûneti bozacak, bölgede gerilimi tırmandıracak her türlü adımdan uzak durulması gerektiği kanaatindeyiz. Bugüne kadar Montrö’yü titizlikle uygulayarak ve taraflarla sürekli diyalog hâlinde kalarak, böyle bir duruma mahâl vermedik. Küresel gıda güvenliğine katkı için yakın zamanda Gıda Güvenliği Çalışma Grubu’nu toplayacağız. Gerek Rusya gerek Ukrayna gerekse Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumla yakın temas içinde olmayı sürdüreceğiz. Zirve bildirgesinde ülkemizin tüm bu çabalarından hakkıyla bahsedildi.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede ayrıca Afrika Birliği’nin G20’ye daimi üyelik talebinin Türkiye’nin de güçlü desteğiyle karara bağlandığını ifade ederek, “Afrika Birliği’nin şahsında tüm Afrikalı kardeşlerimizin G20 üyeliğinin hayırlı olmasını diliyor, kendilerine aramıza hoş geldiniz diyorum” şeklinde konuştu.
“MÜSLÜMANLARI VE MÜLTECİLERİ HEDEF ALAN SALDIRILAR TAHAMMÜL SINIRLARINI AŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek Dünya, Tek Aile ve Tek Gelecek” idealine en büyük zararı tıpkı bir veba gibi yayılan İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığının verdiğini belirtti.
Müslümanları ve mültecileri hedef alan saldırıların kimi Batı ülkelerinde artık tahammül sınırlarını aştığını, bazı yerlerde de nefret furyasına dönüştüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokrasi ve insan hakları savunuculuğu yapan ülkelerin çoğu bu barbarlık karşısında maalesef üç maymunu oynamaktır. Polis koruması altında Kur’an-ı Kerim yakılması fikir özgürlüğü değil, çok açık bir provokasyondur, nefret suçudur. Hiç kimse bizden buna sessiz ve tepkisiz kalmamızı bekleyemez. İnsanlığın ortak geleceği adına İslam düşmanlığının yükseldiği tüm ülkelerin, bu konuda artık daha kararlı politikalar izlemesi gerektiğine inanıyorum. Mevzuatla ilgili bir açık varsa giderilmelidir. Kanun gerekiyorsa süratle yapılmalıdır. Uluslararası camianın sorumlu bir üyesi olarak, ‘Dost acı söyler’ prensibinden hareketle hakikatleri tüm açıklığıyla söylemeyi görev biliyoruz. Bununla birlikte başta Birleşmiş Milletler olmak üzere üyesi bulunduğumuz platformlarda bu konuyu gündeme getiriyoruz.”
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 15 Mart’ın “İslamofobi ile Mücadele Uluslararası Günü” olarak kabul edilmesine katkı sağladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek İnsan Hakları Konseyi’nin gerekse Genel Kurul’un, Kur’an-ı Kerim’e yönelik saldırılarla ilgili kararları bu minvalde önemlidir. Kimi ülkelerin, bu eylemler karşısında çeşitli idari ve hukuki tedbirler aldığını görüyor, bundan da memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin teklif ve gayretleriyle, kutsal kitaplara saldırı G20 bildirisinde de kınanmıştır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, insani değerleri savunan, insan hak ve hürriyetlerine önem veren, farklı inanç mensuplarının barış içinde yaşayabileceğine inanan herkesi, Türkiye’nin çabalarına destek vermeye çağırdığını ifade etti.
“HİNDİSTAN İLE BAŞTA EKONOMİ OLMAK ÜZERE PEK ÇOK ALANDA CİDDİ BİR POTANSİYELE SAHİBİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl MIKTA’nın 10. kuruluş yıl dönümünün idrak edildiğini belirterek, “Endonezya’nın dönem başkanlığında liderler olarak, MIKTA’nın son 10 yılını ve geleceğe dair planlarımızı gözden geçirdik. Ziyaretim çerçevesinde Sayın Hindistan Başbakanı Modi ile ikili bir görüşmemiz oldu. Güney Asya’daki en büyük ticaret ortağımız olan Hindistan ile başta ekonomi olmak üzere pek çok alanda ciddi bir potansiyele sahibiz” dedi.
Özellikle seçim belirsizliğinin geride kalmasıyla birlikte bu potansiyeli en üst seviyede hayata geçirebilecek imkâna kavuşulduğuna inandığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüzde 90’ları bulan rekor katılımla gerçekleşen 14-28 Mayıs seçimleri, hem Türk demokrasisinin gücünü hem de milletimizin iktidarımıza olan güvenini teyit etti. Attığımız her adımla bu güveni daha da perçinliyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarşamba günü kamuoyuyla paylaştıkları Orta Vadeli Program’ın, hem içeride hem yurt dışında takdirle karşılandığını gördüklerini ifade ederek, şöyle konuştu: “Dünya Bankası tarafından yapılan açıklama, Türkiye ekonomisine duyulan güvenin bir tezahürüdür. Dünya Bankası Grubu 17 milyar dolarlık yatırım paketinin üzerine, 18 milyar dolarlık yeni bir yatırım paketi daha ekledi. Böylece bankanın, Türkiye’de önümüzdeki üç yıl içinde planladığı yatırımların büyüklüğü 35 milyar dolara ulaşacak. Ülkemize yönelik önyargılar kırıldıkça, Dünya Bankası’na yeni kurumlar eklenecektir. Ekonomimizdeki başarılarla birlikte uluslararası yatırımların daha da arttığını hep birlikte göreceğiz.”
“TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFİMİZDEN ASLA KOPMAYACAĞIZ”
Bir taraftan 6 Şubat depremlerinin yaralarını süratle sararken, diğer taraftan da Türkiye Yüzyılı hedeflerinden asla kopmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretinin, diğer hususların yanında, büyüyen ve güçlenen Türkiye gerçeğinin daha iyi anlaşılmasına vesile olduğu kanaatine vardığını söyledi.
Zirvenin ev sahibi Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yanı sıra iki günlük zirve boyunca pek çok ikili görüşme gerçekleştirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda Japonya Başbakanı Kişida Fumio, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı ve Abu Dabi Emiri Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan, Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, Almanya Federal Cumhuriyeti Başbakanı Olaf Scholz, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz El Suud, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ile son derece verimli görüşmeleri olduğunu aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün boyunca gerçekleştirdikleri tüm istişarelerin hayırlı olmasını temenni etti. Hindistan Dönem Başkanlığına teşekkürlerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevi devralan Brezilya’ya da başarılar diledi.
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’yla ilgili bir soru üzerine şöyle konuştu: “Her şeyden önce bu koridorla ilgili çalışmamızda, Körfez ülkeleri buna dâhil, Irak buna dâhil ve Türkiye üzerinden böyle bir koridorun açılmasıyla Körfezi, Basra’dan Avrupa’ya bağlayan bir koridor. Bu koridorla ilgili özellikle de Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Türkiye burada hassas davranıyoruz ve süratle de bu projeyi hayata geçirmenin gayreti içerisindeyiz. Şu an itibarıyla Dışişleri Bakanlarımız, Ulaştırma Bakanlarımız müşterek bir çalışmanın içerisine girerek, bunu birkaç ay içerisinde uygulamaya geçirmenin gayreti içinde olacağız.”
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ağırlıklı olarak Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin yarınlarına yönelik ne gibi adımlar atılacağının üzerinde durduklarını; siyasi, ekonomik, kültürel birçok konuyu aralarında görüştüklerini aktardı.
“BÖLGEYİ SÜKÛNETE DAVET ETMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki son duruma ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, şöyle konuştu: “Bununla ilgili bugün Sayın İlham Aliyev’le de görüşme yaptım. Bu görüşmeden sonra da yarın büyük ihtimalle Sayın Paşinyan’la da bir görüşmem olacak. Bölgeyi sükûnete davet etmekten başka çaremiz yok. Fakat burada özellikle Hankendi’de, Karabağ’da şu anda atılan bu adımlar, doğru adımlar değil. Bunu kabullenmek, mümkün de değil. Nitekim Avrupa Birliği üyesi ülkeler de bunu kabullenmiyor. Charles Michel’le de yaptığım görüşmede, onlar da bu gelişmelere olumlu yaklaşmıyorlar. Tabii biz de buna olumlu bakmıyoruz. Nitekim yarın yapacağımız görüşmede, Sayın Paşinyan’a da bu konuda uyarı yapmalarını ve kesinlikle böyle bir seçimi kabullenmenin mümkün olmadığını onlara da ifade edeceğiz. Şu ana kadar görüştüğümüz tüm dost, Batılı ülkeler vesaire böyle bir şeyi zaten seçimi kabullenmiyorlar. ‘Bu olacak bir iş değil. Kabul edilebilecek bir seçim değil’ diyorlar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’dan tahıl sevkiyatına yönelik eleştirilerle ilgili bir soruya şöyle cevap verdi: “Doğrusu ben bu eleştirilere katılmıyorum. Çünkü 33 milyon ton, Rusya şu ana kadar Karadeniz koridorundan tahıl ithali yaptı. Fakat burada bir gerçek var, yani bunun yüzde 44’ünü Batı aldı, yüzde 14’ü bize geldi. Bunun yüzde 14’ü Afrika ülkelerine gitti. Sayın Putin’in buradaki ısrarı, ‘Batı bize verdiği sözleri tutmadı’ diyor. ‘Biz ücretsiz olarak bilabedel bu tahılı verelim. Türkiye olarak siz bunu una çevirin. Katar’ı da yanımıza alalım. Bu şekilde fakir Afrika ülkelerine biz bu tahılı gönderelim’ diyor. Sayın Putin’in en son pazartesi günü yaptığımız görüşmede de ısrarla üzerinde durduğu, ‘Fakir ülkelere bu tahılı göndermeye ben varım bilabedel’ Biz de aynı şekilde düşünüyoruz. Katar aynı şekilde düşünüyor. Bu şekilde bu süreci işletmekten yanayız. Bu konuda Sayın Putin şimdilik bir milyon tonu kabullendi. Burada da Sayın Lavrov’la yaptığım görüşmede yine ifade ettim, ‘Bunu, bir milyon tonu bu şekilde bırakmayalım. Yeniden bunu arttırmanın gayreti içerisinde olalım. Çünkü gerçekten fakir Afrika ülkeleri buraya bakıyor. Acaba Rusya’dan ne kadar tahıl gelir?’ ‘Bunun üzerinde düşünelim’ dediler. Biz de telefon diplomasisiyle de olsa çalışmaya devam edeceğiz. Dışişleri Bakanım aynı şekilde bu süreci takip edecek. Çünkü biz fakirlikle mücadelede özellikle Afrika ülkelerine yönelik bu adımlarımızı atmaya devam edeceğiz.”
Soçi ziyareti hatırlatılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Putin’in tahıl anlaşması için iki isteğinden bahsetmiştiniz. Bununla ilgili olarak BM’nin çalışma yürüteceğini ifade ettiniz. Söz konusu çalışmalara ilişkin Sayın Guterres ile burada görüşme imkânınız oldu mu? Tahıl koridorunun geleceğini nasıl görüyorsunuz?” sorusu üzerine, şu değerlendirmede bulundu: “Tahıl koridorunun yeniden işlevsel hâle gelmesinde ümitsiz değilim, yine bu süreç başlayabilir. Ancak Guterres’in bir mektubu var. Kendisinden bu mektubu güncelleyen ikinci bir mektubun gönderilmesi noktasında bir talebimiz olacak. Bu gerek sigorta gerekse swiftle ilgili olarak bunu güncellemesiyle burada yeni bir gelişme olabilir. Bunun da takipçisi olacağız.”
Afrika Birliği’nin G20’ye üye olduğunun hatırlatılması ve “Bunu adil dünya için bir adım olarak değerlendiriyor musunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğrusu bu gelişmeler bana göre olumlu, güzel bir gelişme. Hele hele Afrika’nın buraya bu şekilde üye olması bu süreci daha da bana göre canlandırdı diye düşünüyorum. Bu konuyla ilgili olarak kabul büyük bir alkışla karşılık buldu. Bu da tabii bizi ayrıca heyecanlandırdı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonraki süreçte ilgili ülkelerin Afrika’yla olan münasebetlerini çok daha dikkatli, çok daha hassas yürüteceğini düşündüğünü belirterek, temennilerinin ise ilişkileri daha da canlı hâle getirmek ve bu süreci canlı tutmak olduğunu ifade etti.
“İSVEÇ’İN ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVLERİ YERİNE GETİRMESİ LAZIM”
Zirvede, ABD Başkanı Joe Biden ile F-16 konusuyla ilgili bir teması olup olmadığı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada da Sayın Biden’la bir görüşmemiz ayaküstü de olsa oldu. Orada F-16 konusunu da görüştük. Tabii F-16 konusunda maalesef dostlar işi alıyorlar, götürüyorlar, ‘İsveç de İsveç’ diyorlar. Şimdi bu şekilde yaklaşım bizi ciddi manada üzmektedir. Böyle dendiği zaman benim vereceğim bir cevap var. Siz her şeyi kongre kongre diyorsunuz. Benim de kongrem var. Benim kongrem neresi? Türkiye Büyük Millet Meclisi. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bu tür bir karar geçmediği sürece benim ‘evet’ demem mümkün değil. Tek başıma karar verecek noktada değilim. Meclisimden geçmesi lazım. İsveç’in üzerine düşen görevleri yerine getirmesi lazım. O da üstüne düşen görevleri yerine getirmediği sürece tabii ki ben Meclisimin vereceği kararı beklemek durumundayım.”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in zirveye katılmaması hatırlatılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İkili görüşmelerde bu konu gündeme geldi mi? İki liderin yokluğu zirveye nasıl yansıdı? Sizce gelecek G20 Zirvesi’nde bu iki lideri görebilecek miyiz?” şeklindeki soruyu da her iki lideri de temsilen Dışişleri Bakanlarının zirvede bulunduğu cevabını verdi.
Çin Başbakanı Li Çiang ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşmediğini ama Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la uzun uzadıya bir görüşme yaptığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konuyla ilgili gerek Rusya’nın buradaki duruşuyla ilgili zaten pazartesi günü Soçi’de de görüşmelerimiz olmuştu. Burada da bu görüşmeleri yaptık. Tabii ki Şi Cinping’in de burada olması isabetli olurdu ama kendilerini temsilen başbakanı gönderdiler. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bizler bulunacağız. Orada birçok liderler şüphesiz ki yine bulunacak. Onlardan da gelenlerle orada görüşmelerimiz muhakkak etraflıca olacaktır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetin boşluk kabul etmeyeceğini, kendilerinin siyasette bu boşluklara fırsat vermeyeceklerini dile getirdi.
“BAE İLE İLİŞKİLERİMİZ GÜÇLÜ BİR KONUMDADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelinen aşamada Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? BAE, Orta Doğu, Avrupa ve Hindistan arasındaki ekonomik koridorun geliştirilmesine nasıl katkıda bulundu?” sorusu üzerine, özellikle Orta Doğu’yla ilgili koridor çalışmasında BAE dâhil, Suudi Arabistan, Irak, Türkiye birlikte bu çalışmayı yürüteceklerini dile getirdi.
Bunun için de zaman kaybına tahammülleri olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızla bunu devam ettireceklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son Körfez seyahatinde 50 milyar doların üzerinde tutarı olan 13 anlaşma imzaladıklarını anımsatarak, “Bu 13 anlaşmayla özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasındaki iş birliği çok daha güçlü bir noktaya taşındı, çok daha farklı bir konuma geldi. Burada da Muhammed Bin Zayed’le yine etraflıca bir ikili görüşmemiz oldu. Bundan sonraki süreçte de bu görüşmelerimizi gerek Bakan arkadaşlarımız, gerekse şahsım devam ettireceğiz. Şu anda ilişkilerimiz güçlü bir konumdadır” ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerdeki son durumla ilgili soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle deprem bölgesine yönelik depremzedelerin bir an önce konutlarına kavuşabilmesi için çalışmalarımızı çok yoğun bir şekilde devam ettiriyoruz ve hedefimiz köy evleri, normal konutlar, bunları bir yıl ile iki yıl içerisinde tamamlamak. Şu anda ilgili Bakan arkadaşım ekipleriyle TOKİ, bu çalışmaları sürdürüyor. Dikey mimari değil daha çok yatay mimariyle bu konutları yapacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’na ilişkin soru üzerine şunları söyledi: “‘Tek Kuşak Tek Yol’, biliyorsunuz Çin’in bir projesiydi. Bu projeyi Çin takip ediyor, devam ediyor ama diğeri ise daha çok Körfez ülkelerinin sahiplendiği, bizim de içinde olduğumuz, Türkiye, Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, hep birlikte attığımız bir adım. Temenni ediyorum ki bütün bunlar tarihteki İpek Yolu’yla koordineli bir adım. En güzel şekilde bunun neticesini almak için kararlı olmamız lazım, çalışmamız lazım. Gerek altyapı gerek üstyapı çalışmalarını da sürdürmemiz gerekiyor. Bunları yaptığımız takdirde kısa zamanda netice alacağımıza inanıyorum.”
Ev sahibi ülke Hindistan’ın Başbakanı Narendra Modi’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barışı sağlama adına attığı adımlara ilişkin soruyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin gayretinin karşılığını alacağını, Hindistan’ın Başbakanı Modi’nin de kendisine göre bu alanda attığı bazı adımların olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de bu alanda attığı adımların olduğunu hatırlatarak, “Pazartesi günü Soçi’de olduğumu söyledim ve Soçi’de heyetler arası görüşmeler yaptık, Sayın Putin’le benim ikili görüşmem oldu. Bütün bunların hepsi acaba Rusya ile Ukrayna arasındaki bu savaşı nasıl durdururuz? Nasıl buna noktayı koyarız ve bölgeyi bir barış bölgesi hâline yeniden getiririz? Derdimiz bu” değerlendirmesinde bulundu.
“BİZİ 50 YILDIR AB ÜYESİ ÜLKELER HEP OYALAMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazetecilerin Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel’le görüşmesi hatırlatılarak AB’ye katılımla ilgili Türkiye’nin perspektifinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Tabii ki yani şu an Michel ile neyi görüşeceksin? AB’yi görüşeceksin. Görüştük ama Sayın Michel’in tek başına karar verme yetkisi yok. O da tabii bütün AB üyesi ülkelerle görüşerek bir karar vermenin gayreti içerisinde. Bizi 50 yıldır AB üyesi ülkeler hep oyalamıştır, bugün de oyalıyorlar, hâlâ oyalamaya devam ediyorlar. Oyalasalar da oyalamasalar da Türkiye Türkiye’dir, biz yolumuza devam ederiz.”
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Oleg Nikolenko’nun G20 Sonuç Bildirgesi’nden memnun olmadığını söylediğinin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onu yine kendisine sormak lazım. Biz gurur duyulacak bir deklarasyon olduğuna inandık ve altına imzalarımızı koyduk, hayırlı olsun” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hindistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki (BMGK) hedefiyle ilgili soru üzerine de şunları söyledi: “Hindistan gibi bir ülkenin orada bulunmasından iftihar ederiz ama biliyorsunuz dünya 5’ten büyüktür. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken burada sadece ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa, 5 ülke olsun istemiyoruz. Şu anda gerek daimi üyeler gerekse geçici üyeler, mademki bunlar 5+15, biz diyoruz ki tamamı burada daimi üye olsun, dönüşümlü olsun ve dünyada şu anda mevcut Birleşmiş Milletler’deki 195 üyenin hepsini daimi üye yapacak hâle gelelim, dönüşümlü olarak. Mademki dünya beşten büyüktür, burada hepsi de daimi üye olmak suretiyle bunun tadını alsın. 5 tane üyenin iki dudağının arasına dünyayı sıkıştırmayalım. Tüm dünyada Birleşmiş Milletler’de şu anda bulunan ülkeler, daimi-geçici ayrımına tabi olmadan, burada daimi üye olursa inanıyorum ki tüm dünya bundan mutluluk duyacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.