Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kurban Bayramı öncesinde hem gündemimizdeki konuları, hem de bayram hazırlıklarını değerlendirmek amacıyla yaptığımız kabine toplantımızı az önce tamamladık.
Türkiye’nin salgın sonrası kontrollü normalleşme süreci başarıyla yürüyor. Şu ana kadar hedeflerimizden kayda değer bir sapma hamdolsun yaşamadık. Aşılama çalışmalarını hızla sürdürüyoruz. Yapılan toplam aşı sayımız 59 milyona yaklaştı. Dünyada salgına karşı bilinen en etkili ve yaygın koruma yöntemi aşılamadır.
Virüsün yeni varyantları dünyayı tehdit ediyor. Biz hem sağlık sistemimizin gücü, hem aşılama oranlarımızla nispeten iyi bir noktadayız. Gücümüzü korumak için elimizdeki imkânları çok daha etkin kullanmalıyız. Buradan bir kez daha tüm vatandaşlarımı kendilerinin ve sevdiklerinin sağlığı için bayrama kadar aşılarını yaptırmaya davet ediyorum.
Ülkemizin normalleşme adımlarını süratle atmasında ve başarıyla sürdürmesinde aşılamada kat ettiğimiz mesafenin çok büyük payı vardır. Aşılamanın nispeten düşük olduğu yerler önümüzdeki günlerde tehdit altına girebilir. Ciddi gayretler ve fedakârlıklar neticesinde elde ettiğimiz bu avantaja hep birlikte sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Toplumsal bağışıklık sağlanana kadar temizlik, maske ve mesafe kurallarından taviz vermemeliyiz.
Kamu kurumlarımız başta olmak üzere insanların kalabalık olarak bulunduğu her yerde her organizasyonda bu kurallara riayet etmek çok daha önemlidir. Bayram günlerini de aynı şekilde kurallara uyarak geçirmeliyiz. Önümüzdeki dönemde yeniden aynı sıkıntılara düşmemek için tedbiri elden bırakmamalıyız. İşte yaşanan güzel gelişmeleri sizler de görüyorsunuz. Faaliyetlerini belirlenen kurallara göre normal düzene uyarak geçirenler işletmeler başta olmak üzere kayıpları hızla telafi ediyor. Turizm sektörü 25 milyon turist ve 20 milyar dolar turizm geliri hedefiyle son süratle çalışıyor.
Üretim ve ihracat tarafında zaten bir sıkıntımız yoktu, normalleşmeyle birlikte hamdolsun orada da bir yükseliş trendi başladı. İnşallah 2021’de ihracatımızı 200 milyar doların üzerine çıkartarak tüm zamanların rekorunu kıracağız.
Uluslararası yatırımcıların ülkemize ilgisi giderek artıyor. Kendi yatırımcılarımızın da yeni yatırım kapasite artışı, makine alımı, ham madde tedariki konusunda yoğun gayret gösterdiğini biliyoruz.
Pek çok şehrimizde organize sanayi bölgeleri yetersiz kaldığı için yenilerinin kuruluş hazırlıkları yapılıyor. Mesela Gaziantep’te 5 organize sanayi bölgesi dolduğu için şimdi 6’ncısı kuruluyor. Son dönemde ziyaret ettiğimiz şehirlerde gerçekleştirdiğimiz açılış törenlerinin listesinde mutlaka çok sayıda fabrika yer alıyor. Yetişmiş eleman istihdamı konusundaki sıkıntı arttığı için mesleki eğitimde yeni modeller üzerinde çalışıyoruz. Artık meslek liselerini ve meslek yüksekokullarını sanayi bölgeleri içinde açarak okul eğitimi ile iş başı eğitimini birleştiriyoruz. Gençlerimizin girişimcilik konusundaki iştahlarını ve kabiliyetlerini memnuniyetle takip ediyoruz. Bakanlıklarımız kendi alanlarında gençlerimizin bu potansiyellerini hayata geçirmeye yardımcı olacak pek çok program ve proje uyguluyor. Kabiliyetli ve birikimli insanlarımız için ülkemizin sunduğu imkânları yurt dışındaki alternatiflerin kat be kat üzerinde olduğunu söyleyebilirim.
Tüm bu olumlu gelişmelerin istihdama sağladığı katkının neticelerini önümüzdeki dönemde beraberce takip edeceğiz. Geçtiğimiz hafta yaptığımız kabine toplantısının ardından gerçekleştirdiğimiz millete sesleniş konuşmasında ekonomimizle ilgili kapsamlı bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşmıştım. Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar dolaştırmak için çalışanların müspet tüm gelişmelerin üzerini kapatarak umutsuzluk körükleme gayretlerinin beyhude olduğunu inşallah açıklanan her veriyle tekrar tekrar göreceğiz.
“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI YOLUNDA DİĞER ALANLARLA BİRLİKTE EKONOMİDE DE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ”
Sıkıntılarımız, sorunlarımız, kayıplarımız yok mu? Elbette var. Ama elimizdeki imkânlar, potansiyelimiz ve yakaladığımız fırsatlar bu sıkıntıların kat be kat üzerindedir. Türk ekonomisini sadece döviz kuru, faiz, enflasyon parantezine hapsetmeye çalışanların gerideki yatırım, üretim, istihdam, ihracat, büyüme temelli asıl fotoğrafı gözlerden kaçırma çabaları boşunadır. Allah’ın izniyle 2021 yılında ulaşacağımız büyüme oranıyla dünyanın yükselen ekonomisi olduğumuzu, hedeflerimize adım adım yaklaştığımızı ispatlayacağız. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda diğer alanlarla birlikte ekonomide de emin adımlarla ilerliyoruz.
Vatandaşlarımızın salgın döneminde yaşadıkları kayıpları ve çektikleri sıkıntıları telafi etmek için bugüne kadar pek çok destek ve teşvik programını hayata geçirmiştik. Önümüzdeki dönemde de ihtiyaç olması hâlinde bu adımları sürdürmekte kararlıyız. Küresel yönetim ve ekonomi sisteminin yeni baştan yapılandığı şu süreçte Türkiye’yi hak ettiği yere getirmek için son iki asrın en önemli fırsatını yakalamış durumdayız. Sürekli altını çizdiğimiz 2023 hedefleri ve 2053 vizyonu Türkiye için sıradan siyasi söylemler değil, tarihî bir kavşak noktasının ifadesidir. Geçtiğimiz 19 yılda kurduğumuz güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısı, önümüzdeki bu büyük imkânı değerlendirme konusunda bize çok önemli avantaj sağlıyor. Ülkemizi istikrar ve güven ikliminde hedeflerine doğru yaklaştırdıkça bu tabloyu çok daha net görebileceğiz.
Bugüne kadar pek çok önemli siyasi, sosyal, ekonomik, güvenlik ve son olarak sağlık krizinin üstesinden nasıl başarıyla geldiysek, inşallah ülkemizi hedeflerine de aynı şekilde başarıyla ulaştıracağız.
“ARTIK TÜRKİYE SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK DÜNYANIN EN ÜST LİGİNE ADIM ATMAK ÜZEREDİR”
Uzunca bir süredir Türkiye’ye diz çöktürmek, milletimizin umutlarını kırmak, ülkemizi demokrasi ve kalkınma çizgisinden uzaklaştırmak için kurulan her tuzak, oynanan her oyun, yapılan her saldırı milletimizle birliğimizi, beraberliğimizi, kararlılığımızı daha da pekiştirmiştir. Artık Türkiye siyasi ve ekonomik olarak dünyanın en üst ligine adım atmak üzeredir. Önümüzdeki yılları kazasız belasız geride bırakarak gündemimizdeki projeleri, yatırımları, politikaları hayata geçirdiğimizde büyük ve güçlü Türkiye’yi tamamen inşa etmiş olacağız. İşte o güne kadar durmadan, duraksamadan azimle, gayretle yolumuza devam edeceğiz.
Aziz milletim; ulaşım ülkemizin en önemli kalkınma altyapı yatırımlarını yaptığımız alanların başında geliyor. Geçtiğimiz 19 yılda bu alanda toplamda 1 trilyon 104 milyar lirayı aşan yatırım gerçekleştirilmiştir. Türkiye’yi dünyanın en konforlu ulaşım altyapısına sahip yeni lojistik süper gücü yapmak için gece-gündüz çalıştık. Hamdolsun geldiğimiz noktada hedeflerimizin önemli bir kısmına ulaştık.
Bölünmüş yol uzunluğumuzu 6.100 kilometreden 28.200 kilometreye, otoyol uzunluğumuzu 1.714 kilometreden 3.532 kilometreye çıkardık. Bu yollar üzerinde uzunluğu 567 kilometreyi bulan 364 yeni tünel, yine uzunluğu 396 kilometreyi bulan 567 yeni köprü ve viyadük inşa ettik. Demiryollarında, havayollarında ve deniz yollarında da benzer atılımları hayata geçirdik. Ülkemizi küresel bir lojistik merkezi hâline getirerek dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almamızı sağlayacak çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz. Ulaştırma projelerimizi devreye alırken farklı yatırım modelleri kullanıyoruz. Bazılarını doğrudan kamu kaynaklarıyla, bazılarını da kamu-özel sektör iş birliğiyle yapıyoruz.
Ankara-Niğde Otoyolu kamu-özel sektör iş birliği ile milletimizin hizmetine sunduğumuz yatırımlardan biridir. Üç kesim hâlinde geçtiğimiz yıl devreye aldığımız bu otoyolumuz sahip olduğu yerli ve millî akıllı ulaşım sistemleriyle kendi alanında önemli bir yatırımdır. Bu projenin hizmete girmesiyle ülkemiz Edirne’den Şanlıurfa’ya 1.230 kilometre uzunluğunda kesintisiz ulaşım yapılabilen bir otoyol ağına sahip olmuştur.
Şimdi Niğde-Ankara Akıllı Otoyolunu kullanan vatandaşlarımıza bir müjde vermek istiyorum. Artık bu otoyolda sürücülerimiz otomobilleriyle yüzde 20, minibüs, yolcu otobüsü, kamyon ve tırlarıyla da yüzde 40 indirimli olarak seyahat edebilecek. Cuma gece yarısı devreye girecek bu indirimin ülkemize ve otoyolumuzu kullanan sürücülerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Karayolları Genel Müdürlüğümüzün işletmesindeki otoyollar ve köprülerde bayram vesilesiyle uygulanacak geçişler de Cuma gece yarısı başlayacaktır.
Diğer yandan, tamamlanan ulaştırma yatırımlarımızı peyderpey hizmete açmaya devam ediyoruz. Her biri ayrı güzelliklere sahip Bartın, Amasra, Kuruca Şile, Cide arasındaki yolu tamamlayarak bu gerekten zor güzergâhın standardını yükselttik, mesafesini de 15 kilometreden 11,8 kilometreye düşürdük. Bunun için güzergah boyunca uzunluğu 5 kilometreyi bulan 3 adet çift tüp tünel uzunluğu, 267 metre olan bir adet çift viyadük, uzunluğu 320 metre olan 6 adet çift köprü, 4 adet de kavşak inşa ettik. İnşallah en yakın zamanda bu yolumuzun resmî açılışını da yapacağız.
“ÇANAKKALE 1915 KÖPRÜSÜ, CUMHURİYETİMİZİN 100. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜN EN ÖNEMLİ SEMBOLLERİNDEN BİRİ OLACAKTIR”
Çanakkale 1915 Köprüsünün de içinde yer aldığı ve Malkara-Çanakkale otoyolundaki çalışmalarımız da hızla sürüyor. Önümüzdeki yılın 18 Mart’ında hizmete açmayı planladığımız 1915 Çanakkale Köprüsünde araçların geçeceği yolun çelik döşemelerinin tabliye montajına başlıyoruz. Çanakkale Deniz Zaferinin kazanıldığı 18 Mart 1915’i işaret eden 318 metrelik çelik kuleleri ve iki kule arasındaki 2023 metrelik orta açıklığıyla bu köprümüz inşallah Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş Yıldönümünün en önemli sembollerinden biri olacaktır. Ülkemizin dört bir yanında inşası süren tünel ve köprü ve projelerimizle milletimize eser kazandırmaya devam ediyorum.
Aziz milletim; geçtiğimiz Cuma günü Diyarbakır’da vatandaşlarımızla, teşkilatlarımızla ve gençlerimizle gerçekten çok samimi, çok hasbi, çok özel bir gün geçirdik.
Türkiye’nin üzerine serpilmek istenen ölü toprağını nasıl attığının, istiklaline ve istikbaline nasıl dört elle sarıldığının en somut, en canlı örneğini Diyarbakır’da yaşadık. Coğrafyamızın ve medeniyetimizin bu kadim şehri 40 yıllık çük büyük acılar çekti, çok büyük kayıplar yaşadı. Darbelerin ve onun ikisi olan vesayetin kurduğu baskı ve zulüm düzeni ülkemizin her yeri gibi Diyarbakır’da da ağır şekilde hissedilmişti. İşte bu dönemin sembollerinden olan Diyarbakır Cezaevini hem geçmişin bir kesitinin muhafaza edildiği, hem gençlerimizin umutlarının ve heyecanlarının yaşatıldığı bir kültür merkezine dönüştürme kararı aldık.
Yaptığımız toplu açılış töreninde şehrin eğitimden sağlığa, ulaşımdan sulamaya kadar her alanda ihtiyacı olan yüzlerce kamu yatırımını halkımızın hizmetine sunduk. Ayrıca, şehir hastanesinden raylı sisteme kadar pek çok hizmetin müjdesini Diyarbakırlılarla paylaştık. Bu törende terör örgütünün vesayetinden kurtarıp halkın hizmetine verdiğimiz belediyelerimizin yatırımlarını da hizmete açtık.
Aynı şeklide Tekstil Organize Sanayi ve organize bölgesinde inşa edilen 30 yeni fabrikanın resmî açılışını gerçekleştirerek şehrimizin gelişme ve kalkınma hamlesinin sevincine ortak olduk. Bu vesileyle Diyarbakırlı kardeşlerimizle şöyle geçmişten bugüne yaşananların hasbihalini de yaptık.
Bir dönem ülkemizin ilk 5 sanayi şehri arasında yer alan Diyarbakır’ın nasıl olup da geri kalmışlık batağına saplandığından başlayıp çözüm sürecine kadar uzanan kapsamlı bir değerlendirmeyi oradaki vatandaşlarımızla ve tüm milletimizle paylaştık.
Terör örgütünün Kürt kardeşlerimizin sadece değerlerine savaş açmakla kalmayıp gözlerinin nuru erkek ve kız çocuklarını nasıl kendilerinden kopardığını, onları nasıl kasıtlı olarak ölüme sürüklediğini hatırlattık.
Her türlü riskini ve sorumluğunu üzerimize alarak sırf ülke ve bölge terör belasından kurtulsun diye başlattığımız çözüm sürecinin bölücü örgüt tarafından hangi karanlık emellerle bitirildiğini anlattık.
Türkiye’yi Suriyelileştirmek isteyenlerin taşeronluğuna soyunanların bu ülkeye ve millete yaptıkları alçakça ihanete işaret ettik.
Yasin Börü gibi nice Kürt gencini alçakça katledenlerin, çocuklarını dağa kaldırıp yüreklerini yaktıkları nice ailelere sırtını dönenlerin kendi evlatlarını nasıl ihtimamla büyüttüğünü hatırlattık.
Sokaklarda oluk oluk kan akarken belli çevreler tarafından şişirilen sözde siyasetçilerin aslında hangi oyunun figüranları, hangi silahın tetikçileri olduğunun ısrarla sorulmasını istedik.
Kimseyi izam etmedik, kimseyi itham etmedik, kimseyi karalamadık, kimseyi ötekileştirmedik, sadece vicdan ve ahlak sorgulaması yaptık.
Bölgedeki her vatandaşımıza, eğer amaç hizmetse kimin kendilerine hizmet getirdiğini, eğer amaç hak ve özgürlük mücadelesiyse kimin kendilerine bunları sağladığını düşünmeleri çağrısında bulunduk.
Diyarbakırlı kardeşlerimizden sadece yaşananları gözden geçirerek kimin istismar siyaseti, kimin eser ve hizmet siyaseti peşinde koştuğunu tespit etmelerini beklediğimizi söyledik. Bu muhasebeyi akıl, vicdan ve izan çerçevesinde yapan herkesin Türkiye’nin 81 vilayetinin her birinin Cumhuriyet döneminde ilk defa demokrasi ve kalkınma bakımından aynı şartlara ve imkânlara bizim dönemimizde kavuştuğunu idrak edeceğine inanıyoruz. Hamdolsun, ülkemizin doğusuyla batısı, kuzeyiyle güneyi arasında hem hak ve özgürlükler, hem temel hizmetler bakımından hiçbir fark kalmamıştır.
“DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGEMİZDE HIZLI BİR SANAYİ VE TİCARET ATILIMI GÖZE ÇARPIYOR”
Terör örgütünün dağdaki ve şehirdeki unsurları etkisiz hâle geldikçe, bunların istismar araçları ellerinden alındıkça, ülkemizle birlikte bölgede de bir huzur havası hâkim olmuştur. İşte bu iklimde şehirlerimiz kendi potansiyelleri ve özgün kabiliyetleri çerçevesinde kurduğumuz güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısı üzerinde gelişiyor, büyüyor, geleceğe hazırlanıyor. Uzunca bir dönem tarım ve hayvancılık dışında kayda değer bir ekonomik faaliyetin olmadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki şehirlerimizde hızlı bir sanayi ve ticaret atılımı göze çarpıyor. Yüksek istihdam kapasitesine sahip fabrikaların ardı ardına açıldığı, hizmet sektörünün canlandığı, ihracatın yaygınlaştığı bu şehirlerimiz, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına çok önemli destek veriyor. Bölge insanını baskı ve zulüm altında tutan, inim inim inleten, geri kalmışlığa mahkûm eden bu bölücü zihniyet geriledikçe, bu şehirlerimizin kalkınma ve büyüme heyecanı da güçleniyor.
Biz geçtiğimiz Cuma günü Diyarbakır’da bu heyecanı bir kez daha ve çok daha belirgin şekilde gördük. İnşallah ülke ve millet olarak hepimizin önünde aydınlık bir gelecek bizi bekliyor. Yeter ki bir olalım, iri olalım, beraber olalım, kardeş olalım hep birlikte Türkiye olalım.
“15 TEMMUZ DESTANI, ASIRLAR BOYUNCA HATIRLANACAK TARİHÎ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”
Aziz milletim; önümüzdeki Perşembe günü 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin beşinci yıl dönümüdür. Bu vesileyle ülkemizin ve milletimizin bekası yolunda hayatlarını feda eden tüm güvenlik güçlerimiz ve askerlerimizle birlikte 15 Temmuz şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum. Türk milletinin yazdığı 15 Temmuz destanı asırlar boyunca hatırlanacak ve dersler çıkartılacak tarihî bir dönüm noktasıdır. İnşallah 15 Temmuz günü bizzat iştirak edeceğimiz programlarla bu önemli hadiseyi bir kez daha ibretle anacak, milletimize şükranlarımızı tekrar ifade edeceğiz. Her 15 Temmuz tarihi bizim için ülkemize ve milletimize uzanan hain elleri kırma azmimizi bileyen bir hatırlama vesilesi olacaktır.
Diğer yandan önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Kurban Bayramı günü inşallah 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde olacağız. Bayramın 1. gününü Kıbrıslı kardeşlerimizle geçirecek ve 20 Temmuz törenlerine katılacağız. Böylece tüm dünyayı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin hak ve adalet arayışında en güçlü şekilde yanında olduğumuzun mesajını da vereceğimize inanıyorum.
Ülkemizde de Kurban Bayramı için tüm kurumlarımız hazırlıklarını yürütmektedir. Trafik düzeninden, kurban kesme organizasyonlarına kadar milletimizin hayatını kolaylaştıracak her tedbir ilgili kurumlarca alınmaktadır. Bayram tatili vesilesiyle yola çıkacak tüm vatandaşlarımdan trafik kurallarına harfiyen riayet etmelerini can ve mal kaybıyla sonuçlanacak kazalara karşı dikkatli olmalarını şimdiden özellikle Cumhurbaşkanları olarak rica ediyorum. Sürücülerimizin kesinlikle yola yorgun çıkmamaları, varacakları yere yaklaştıkça tedbiri artırmaları, yolda seyreden mobilet, motosiklet, bisiklet türü küçük araçlar konusunda dikkatli olmaları çok çok önemlidir.
İçişleri Bakanlığımıza bağlı emniyet ve jandarma birimlerimiz bayram boyunca denetimlerini kesintisiz devam ettireceklerdir. Tarım ve Orman Bakanlığımız ile diğer ilgili kurumlarımızla vatandaşlarımızın kurbanlarını gönül huzuruyla kesebilmeleri için gereken tedbirleri aldılar.
Bu arada malum üç tane yangın söndürme uçağını da filomuzun içerisine katmış bulunuyoruz, temenni ederiz ki orman yangınlarıyla bu süreç içerisinde inşallah karşı karşıya kalmayız. Ülkemizde geçtiğimiz yıl 2,8 milyonu küçükbaş, 963 bini büyükbaş olmak üzere toplam da 3 milyon 774 bin baş hayvan kurban olarak kesilmişti. Bu yıl 3,7 milyon küçükbaş ve 1 milyon 350 büyükbaş olmak üzere toplamda 5 milyon 50 bin hayvan kurban kesmek isteyen vatandaşlarımız için hazır edilmiştir. Rabbimden hepimize ve cümle ümmeti Muhammed’e manevi hazzını alarak huzurla, sağlıkla, ağız tadıyla bir bayram geçirmeyi nasip etmesini diliyorum.
Bayramın Suriye, Filistin, Yemen gibi kardeşlerimizin zulüm altında yaşadığı coğrafyalar başta olmak üzere tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.
“TÜM VATANDAŞLARIMIZIN DİN VE İNANÇ HÜRRİYETLERİNİ KORUMAK EN BAŞTA GELEN VAZİFEMİZDİR”
Tabi bu arada özellikle İstanbul Kadıköy’de bir kilise duvarının üzerine çıkılarak sergilenen saygısızlığı şu mübarek günlerde birliğimize, beraberliğimize yönelik bir provokasyon olarak görüyorum. Tüm vatandaşlarımızın din ve inanç hürriyetlerini korumak en başta gelen vazifemizdir. Benzer hadiseler gibi bu konunun da sonuna kadar takipçisi olacağız. Ve böyle bir ahlaksızlığı, böyle bir edepsizliği bizim kabullenmemiz mümkün değildir. Hangi dinden olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun kalkıp kesinlikle onların mabetlerine bu tür saldırıları kabul etmemiz asla mümkün değildir.
Bir diğer taraftan bilindiği gibi Bayram arifesi olan Pazartesi günü yarım gün, bayramın ilk gününden son gününe kadar olan Salı’dan Cuma’ya kadar ise tam gün tatildir. Kabine toplantımızda yaptığımız istişarede Pazartesi günkü yarım günü idari tatil olarak belirleme kararı aldık. Böylece vatandaşlarımız fiilen 16 Temmuz Cuma akşamından 26 Temmuz Pazartesi sabahına kadar sürecek bir tatile kavuşmuş oluyorlar. 15 Temmuz zaten malum bizim FETÖ terör hareketi sebebiyle o günü tatil olarak ilan etmiştik. O gün itibariyle başlıyoruz ve süreç bu şekilde devam ederken 16’sında herkes mesaisinde olabilecek. Bu kararın gerek bulundukları yerde kurbanlarını kesecek, gerek memleketlerine ziyarete gidecek, gerekse bu süreyi tatil için kullanacak vatandaşlarımız için hayırlı olmasını diliyorum.
Bu duygularla bir kez daha hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum ve kalın sağlıcakla diyor tekrar bayram tebrikimi tazeliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.