Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz Doğal Gazı Devreye Alma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Karadeniz doğal gazımızın ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu projenin; sismik aramasından sondajına, kuyularının açılmasından borularının döşenmesine, kara tesislerinin inşasından gazın sisteme verilmesine kadar tüm aşamalarında görev alanlara, önceki dönem Enerji Bakanı Berat beye, daha sonra Fatih beye, TPAO Yönetim Kurulu başkan ve ekibine şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zonguldak Filyos Türkiye Petrolleri Limanı’ndaki “Karadeniz Doğal Gazı Devreye Alma Töreni”nde yaptığı konuşmada katılımcıları selamlayarak, vatandaşların Ramazan Bayramı’nı tebrik etti.
“İkinci bayramımız, ülkemizin enerji bağımsızlığı yolunda tarihî bir adım olan Karadeniz gazının devreye alınmasıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin ilk adımının Ağustos 2020’de Filyos’un 175 kilometre açığındaki Sakarya Gaz Sahası’nda Fatih sondaj gemisinin vurduğu sondajla atıldığını hatırlattı.
“KARADENİZ’DEKİ GAZ REZERVİMİZ 710 MİLYAR METREKÜPE ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TUNA-1 kuyusundaki bu sondajın ön verileri bize sahada 320 milyar metreküplük rezerv olduğunu göstermişti. Ardından ilave sondajlarla bu rakam 405 milyar metreküpe yükseldi” ifadelerini kullandı.
Fatih sondaj gemisine Kanuni sondaj gemisinin de katılmasıyla genişleyen çalışmalar sonunda rezerv miktarının 540 milyar metreküpe çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yavuz gemimizin de sondaj filomuza katılmasının ardından uluslararası bir değerlendirme şirketine yaptırdığımız üç boyutlu modellemeyle Sakarya sahamızdaki gaz miktarı 652 milyar metreküp olarak tescillendi. Bu arada bir diğer saha olan ÇAYCUMA-1 kuyusunda da 58 milyar metreküp rezerv keşfi yapıldı. Böylece Karadeniz’deki gaz rezervimiz 710 milyar metreküpe ulaştı. Tabii sadece keşifle kalmadık, Ocak 2021’de kara tesisinin inşasına başladık. Aynı yılın temmuz ayında sahadan kuyuya ilk doğal gaz akışının tesislerini tamamladık. Yaklaşık bir yıl önce Karadeniz’in altında keşfettiğimiz gazı karaya taşıyacak hattın ilk kaynağını yaptık. Geçtiğimiz yılın haziranında önce sığ denizde, sonra derin denizde boru serimi aşamasına geçtik. Yılbaşından itibaren derin deniz kordon hattının etütlerine, marttan itibaren sistemin testlerine başladık.”
“ÜLKEMİZİN YILLIK İHTİYACININ YÜZDE 30’UNU BURADAN KARŞILAYABİLECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 10 bin personelin ve 50 geminin geceli gündüzlü çalışmasıyla ortaya çıkan bu başarının gururunun milletin tamamına ait olduğunu vurgulayarak, “Dünyanın diğer yerlerinde 6-7 yıl süren keşfedilen gazı kullanılabilir hale getirme süresini biz bu tempoyla 3 yılın altına indirdik. Keşiften sadece 32 ay sonra bugün Karadeniz gazımızın devreye alınma töreni ile bu uzun ve meşakkatli yolculuğun en mutlu anına geldik. Sakarya Sahası’ndan ilk etapta günde 10 milyon metreküp, açacağımız yeni kuyularla birlikte ilerleyen süreçte günde 40 milyon metreküp Allah’ın izniyle gaz çıkartacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projeyle sadece ülkenin doğal gazdaki dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltmakla kalınmadığını, aynı zamanda Filyos ve Zonguldak bölgesinin önemli bir enerji, teknoloji, lojistik üssü haline getirildiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam kapasiteye çıktığımızda ülkemizin yıllık ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu buradan karşılayabileceğiz” ifadesini kulandı.
Devreye alma töreninde 85 milyonu sevindirirken, millete gerçekten büyük bir gurur yaşatırken elbette bazılarını da üzdüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siyasi ikballerini insanlarımızın sıkıntılarına bağlayanları üzüyoruz. Türkiye’nin başarılarından rahatsız olanları üzüyoruz. Ülkemizin kalkınmasını, güçlenmesini istemeyenleri üzüyoruz. Kandil’deki o eli kanlı terör baronlarını, Pensilvanya’daki hainleri üzüyoruz” diye konuştu.
“KİFAYETSİZ MUHTERİSLERİ ÜZÜYORUZ”
Senelerce Türkiye’yi enerji yarışının dışında tutan emperyalistleri de üzdüklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “‘Her seçim öncesinde gaz buluyorlar’ iftirası atan karakter fukaralarını üzüyoruz. ‘Ortada gaz maz yok’ diye dolanan o kifayetsiz muhterisleri üzüyoruz. Milletimizin sevinci, gururu, heyecanı ve zaferleri karşısında kâbus gören mankurtları üzüyoruz. Tabii bir de daha ilk günden itibaren bize ‘Yapamazsınız’ diyen, hayırlı her işe çamur atan bay bay Kemal ve masa arkadaşlarını üzüyoruz. İnşallah bundan sonra yeni açılışlar, yeni eserler, devreye aldığımız yeni projelerle bu kaybedenler kulübünü üzmeyi sürdüreceğiz. Bunlara en büyük hayal kırıklığını, sandıkta vuracağı tokatla 14 Mayıs’ta milletimizin tattıracağına inanıyorum.”
Karadeniz doğal gazının ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu projenin sismik aramasından sondajına, kuyularının açılmasından borularının döşenmesine, kanal tesislerinin inşasından gazın sisteme verilmesine kadar tüm aşamalarda önceki dönem Enerji Bakanı Berat Bey, daha sonra Fatih Bey, bütün bunların yanında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının tüm Yönetim Kurulu başkan ve ekibine, şahsım, milletim adına çok çok teşekkür ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BOTAŞ’a, yüklenici firmalara, mühendislere, işçilere ve herkese millet adına şükranlarını sunduğunu ifade ederek, “Kendi doğal gazımızı kullanacak vatandaşlarımızdan da ülkemizin bu değerinin keyfini huzurla, güvenle, hayır duayla çıkarmalarını istiyorum. Sürecin başından beri gösterilen çabaları anlatan belgeseli bu akşam saat 11’de TRT’de izleyebilirsiniz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi doğal gazını, kendi petrolünü, kendi kaynaklarını kullanmanın önemli ve hayati olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Ama insanlarımızın aklına şu soru da mutlaka gelecektir. ‘Ülkemizin kendi gazına sahip olması benim günlük hayatıma ne fayda sağlayacak?’ Bu çok haklı bir sorudur. Size tabii bay bay Kemalvari yalanlarla bir şeyler söyleyecek değilim. Biz 21 yıldır bu ülkede yaptığımız her işi, kazandırdığımız her hizmeti hep bu soruya cevap verecek şekilde planladık. Ne diyor? ‘300 milyar dolar Londra’dan getirdim, getiriyorum’ diyor. Nereye getirdin? Ne karşılığında getirdin? Senin şu anda sıfatın ne? Esrar, eroin, bunları mı Londra’nın oradaki tüccarlarına sattın? Ne yaptın da 300 milyar doları getiriyorsun? Peki, biz ne yaptık? Okul yaptık, üniversite açtık, yurtlar kurduk, hastaneler açtık. Bütün bunların inşasını gerçekleştirdik. Evlatlarımızın daha iyi bir geleceğe sahip olmasını sağladık. 76 üniversitesi olan Türkiye’de 208 üniversiteyle 81 vilayetimizin tamamına üniversitelerimizi kurduk. Hastane yaptık. İnsanlarımızın sağlıklı bir ömür sürmeleri için gereken imkânları temin ettik. Artık hastanesi olmayan ilimiz, ilçemiz kalmadı.”
“YOL, KÖPRÜ, TÜNEL, HAVALİMANI, HIZLI TREN HATTI YAPTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerine göz açtırmadıklarını, insanların evinde, iş yerinde, okulunda, hayatının her alanında emniyet içinde yaşamasını sağladıklarını söyledi.
Gabar, Cudi, Tendürek, Bestler Dereler’de o mağaraları teröristlerin başına geçirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yol, köprü, tünel, havalimanı, hızlı tren hattı yaptık. İnsanlarımızın sevdiklerine kolayca ulaşabilmesini, ürettikleri mal ve hizmetleri kolayca kazanca dönüştürebilmelerini temin ettik. Yüksek teknolojiye dayalı sanayimizi araştırma geliştirmesiyle, tasarımıyla, yazılımıyla, üretimiyle, ihracatıyla geliştirdik. Bu arada teknolojik bağımsızlığımızı kazandık. Konut inşa ettik, mahallelerimizi dönüştürdük, millet bahçeleri yaptık. Şehirlerimizdeki hayat kalitesini yükselttik. Araç, sulama kanalı, makine modernizasyonu yaptık. Çiftçilerimizin topraklarının verimini arttırdık. İşte bu Filyos’u, Filyos deresini bu limanla bütünleştirdik. Bugün de burasını artık ülkemizin en önemli bir doğal gaz merkezi haline getirdik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, nükleerinden güneşine, rüzgârından hidroelektriğine tüm elektrik üretim potansiyelini harekete geçirdiklerini vurgulayarak, “Kalkınmanın temel altyapısı olan enerjimizi sağladık. Velhasıl, ülkemize geçtiğimiz 21 yılda yaptığımız her yatırımla insanımızın hayatını kolaylaştırmış, refahını arttırmış olduk. Bunların yanı sıra vatandaşlarımızı hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında da asla yalnız bırakmadık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen sene salgın ve küresel kriz sebebiyle artan enerji fiyatlarının olumsuz etkilerini hafifletmek için doğal gazda yüzde 75 indirim uyguladıklarını söyledi.
DOĞAL GAZ MÜJDELERİ
Milletin ödemesi gereken her 100 liralık doğal gaz faturasının 75 lirasını devlet olarak üstlendiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine hatırlarsanız Karadeniz gazının ilk keşfi yapıldığında milletimize müjdeler olsun demiştik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin imkânlarını milletin her bir ferdinin hayatına yansıyacak şekilde kullanma sözlerini de burada unutmadıklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “İşte bugün bu sözümüzün gereğini yerine getiriyoruz. Şimdi sizlerle ülkemizin her bir hanesindeki doğal gaz faturasını düşürecek 2 müjdeyi paylaşmak istiyorum. Birinci müjdemizi açıklıyorum: Vatandaşlarımızın evlerindeki mutfaklarında ve sıcak su tüketiminde kullandıkları doğal gazı bir yıl süreyle ücretsiz veriyoruz. Aylık ortalama 25 metreküpe denk gelen mutfak ve sıcak su tüketimi için gereken doğal gazın bedeli bir yıl boyunca faturalardan düşürülecektir. Bu aynı zamanda önümüzün yaz olduğunu dikkate alırsak pek çok hanenin neredeyse hiç doğal gaz faturası ödemeyeceği anlamına geliyor. Özellikle emeklisinden öğrencisine tüm dar gelirli vatandaşlarımızın bütçesine ücretsiz doğal gaz kullanımının önemli bir katkı yapacağına inanıyorum. İnşallah seçimlerden sonraki dönemde bunun benim vatandaşıma yansıması çok daha farklı, çok daha olumlu bir şekilde tecelli edecektir.”
“DOĞAL GAZ TÜKETİMİNİN TAMAMINI BİR AY SÜREYLE ÜCRETSİZ YAPIYORUZ”
“Aylık mutfak ve sıcak su tüketimini karşılayacak bedava doğal gazınız hayırlı olsun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Karadeniz gazının sevincini, mutluluğunu, coşkusunu 85 milyon doya doya yaşayabilelim diye ikinci müjdemizi açıklıyorum. Bir ay boyunca Türkiye’nin tamamındaki konutların doğal gaz tüketiminden ücret almayacağız. Yani mutfağın ve sıcak suyun yanı sıra ısınma dâhil doğal gaz tüketiminin tamamını bir ay süreyle ücretsiz yapıyoruz. Bu müjdemizin de milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Allah’ın izniyle halen sürmekte olan ve yeni başlatacağımız çalışmalarla milletimizin karşısına daha pek çok müjdeyle çıkacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Durmak yok, yola devam” derken bunu kastettiklerini ifade ederek, ülkeye eser kazandırma, millete hizmet etme ve Türkiye Yüzyılı’nın inşası yolunda durmayacaklarını anlattı.
“Yarın değil hemen şimdi” diyerek 21 yılda ülkeye kazandırdıkları demokrasi ve kalkınma altyapısını Türkiye Yüzyılı ile taçlandıracaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun için sizlerden 14 Mayıs’ta tercihinizi çok iyi ölçüp tartarak, doğru bir şekilde yapmanızı istiyorum. Türkiye geçmişte güven ve istikrar düşmanı kifayetsiz siyasetçilerden çok çekti. Bir ülkenin siyaset kurumu ve siyasi liderliği zayıf olunca herkes gözünü oraya dikiyor. Terör örgütü de ellerini ovuşturuyor. Tefeci de ellerini ovuşturuyor, Londra’dakiler gibi. Sizinle hesabı, davası olan her ülke, her kesim de ellerini ovuşturuyor. Biz bugüne kadar milletimizle birlikte verdiğimiz mücadeleyle tüm bu hevesleri kursaklarda bıraktık. Bu seçimlerde de tercihimizi, çocuklarımızın geleceğini düşünerek yaparak, Türkiye’nin diz çökmesini bekleyenleri Allah’ın izniyle hüsrana uğratacağız. İşte eser ve hizmetler, işte vizyonlar, işte sandık, hepsi de kantarınızda.”
“İNŞALLAH 2 BİN MADENCİMİZİ DE ALLAH’IN İZNİYLE İŞ SAHİBİ YAPACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceden madencilerle ilgili verdiği sözüyle 1000 kişilik eleman alımının olacağını söylediğini anımsatarak, “Bunu 2 binle perçinliyoruz. İnşallah 2 bin madencimizi de Allah’ın izniyle iş sahibi yapacağız” dedi.
Bu sırada tören alanındakilerin “Zonguldak seninle gurur duyuyor” şeklinde bağırması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Şu yerin altının dili olsa da konuşsa. Buralarda ne şehitler verdik. Bu şehitlerimizin emekleri, alın terleri üzerinde bu millet geleceğe yürüyor. İnşallah 14 Mayıs’ta milletimiz iyi ölçüp tartacak, bir kez daha kendisi ve geleceği için en doğru, en isabetli kararı verecektir” diye konuştu.
Karadeniz doğal gazının ülkeye ve millete tekrar hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konutlarda ilk 1 ay tamamen ücretsiz, bir yıl boyunca da mutfak ve su ısıtmada kullanılan kısmının ücretsiz olacağı müjdelerinin vatandaşlara hayırlı olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk gününden bugüne her aşamasında emeği geçen bakanları, kurum yöneticilerini, yüklenicileri, çalışan personeli ve herkesi tekrar tebrik ettiğini ifade ederek, “Bizlere bugün iki bayramı bir arada yaşatarak tarihe geçen kahramanlarımızı asla unutmayacağız” ifadelerini kullandı.
Tören alanındakilere “Şimdi hazır mısınız? Coşkuyla, bütün Türkiye duysun. Tamam mıyız?” diye seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız” dedi.
“MİLLETİMİZ ARTIK KENDİ GAZINI İNŞALLAH BUNDAN SONRA KULLANMAYA BAŞLIYOR”
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez günün anısına bir hediye takdim etti.
Karadeniz doğal gazı Erdoğan’ın, beraberindekilerle birlikte butona basmasıyla yakılan meşale ile karaya ulaştırılmaya başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, butona bastığı sırada, “Karadeniz gazının, ‘Sakarya saf çocuğu masum Anadolu’nun, divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun’ dedik ya işte şimdi bu yolda Allah’ın izniyle Karadeniz doğal gazını ateşliyoruz. Milletimiz artık kendi gazını inşallah bundan sonra kullanmaya başlıyor. Bismillahirrahmanirrahim” ifadelerini kullandı.
Gazın ateşlenmesinin ardından dozunun biraz daha artırılmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi basıncı biraz daha artacak ve ondan sonra gümbür gümbür doğal gazımızı daha azametli göreceğiz. Eyvallah, 85 milyonumuza hayırlı olsun. Rabbim bizlere bugünleri de nasip etti. Bereketi bol olsun inşallah” şeklinde konuştu.
Tören öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tesis içindeki seyir terasında sunum yapıldı.
Sunumda törene katılmak için gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal da hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunumun ardından tesis çalışanları ve vatandaşlarla iftarda bir araya geldi.
Tesise ilişkin görüntünün de izletildiği törende, koreografi gösterisi de yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi.
Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi.
Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95’inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi.
Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi nedeniyle bulunduğu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.