Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda düzenlenen gemi teslim töreninde yaptığı konuşmada, “Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayiimiz oluşturuyor. Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefiyle çıktığımız yolda 23 yılda çok ciddi mesafe aldık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ile birlikte İstanbul Tersanesi Komutanlığında “Açık Deniz Karakol Gemisi CAm. Roman’ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Teslimi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Platformlarının Hizmete Giriş ve Bayrak Çekimi Töreni”ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, savunma sanayi ve gemicilik sektörünün temsilcilerini ve misafirleri selamladı.
Romanya Cumhurbaşkanı Dan ile Romanya heyetini Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu, dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği İstanbul’da denizcilik, mühendislik ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizle, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. CAm. Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgâhtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” diye konuştu.
“DÜNYAMIZ SOĞUK SAVAŞ’TAN BU YANA EN KÖKLÜ DEĞİŞİMLERDEN BİRİNİ YAŞIYOR”
Her iki platformun iki ülkeye, Karadeniz’in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgenin huzuruna büyük katkılar yapacağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız Soğuk Savaş’tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken bizim ‘Zor oyunu bozar’ dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaşılan her krizin ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlattığını kaydederek, şöyle devam etti: “Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. ‘Büyük ve güçlü Türkiye’ vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyor. Savunma sanayisinde ‘tam bağımsız Türkiye’ hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık.”
“AYNI ANDA EN FAZLA SAVAŞ GEMİSİ YAPABİLEN ÜLKELERDEN BİRİYİZ”
Türkiye’nin savunma ihracatında dünyanın 11’inci büyük ülkesi konumunda olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihî bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakamı sadece bir hafta içinde gerçekleştiriyoruz. Askerî gemi inşa sanayimiz 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140’ı aşkın deniz platformu ihraç ettik. En küçük bottan SİHA gemimiz TCG Anadolu’ya, muhriplerden denizaltılara, millî uçak gemimiz MUGEM’e, bütün su üstü ve su altı platformlarımızı millî imkân ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hâlihazırda 15’ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50’nin üzerinde savaş gemisini imal ettiğini söyledi.
“Millî uçak gemisinden hava savunma muhribine, fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla üretiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarının araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürdüklerini, yürüttükleri projelerin toplam bedelinin 25 milyar avro seviyesine ulaştığını bildirdi.
“GEMİLERİMİZ MUADİLLERİNDEN DAHA ÜSTÜN NİTELİKLERDE”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TCG Anadolu’dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan Türk donanmasının, artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuştuğunu, bunun ülke açısından gurur verici olduğunu ifade etti.
Bu kabiliyeti şimdi daha da perçinlediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, MUGEM Projesi’yle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseldiklerini söyledi.
Tüm bu platformların kritik alt sistemlerinin, radarlarının, sonarlarının, savaş yönetim sistemlerinin ve yazılımlarının Türk mühendisleri tarafından hayata geçirildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gemilerimiz, muadillerinden daha üstün niteliklerde millî mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alanda kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin iş birliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla savunma sanayisinde sahip olduğumuz imkân ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görev biliyoruz” dedi.
“CAM. ROMAN KORVETİ, KARADENİZ VE BÖLGEMİZİN GÜVENLİĞİNİ BİRLİKTE İNŞA ETME İRADESİNİN EN SOMUT GÖSTERGESİDİR”
Romanya’nın kendileri için özel öneminin olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Türkiye ile Romanya’nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler, tarihî zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz, münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören, işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş hâlidir. CAm. Roman korveti, iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgemizin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesidir.”
Karadeniz’in güvenliğinin, aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen iş birliğini bu bakımdan kıymetli bulduklarını dile getirdi ve gelecek dönemde bu iş birliğinin daha da artmasını temenni etti.
“TÜRKİYE, TARİHİNDE İLK KEZ BİR NATO VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜYESİ ÜLKEYE SAVAŞ GEMİSİ İHRAÇ ETMİŞTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün teslim ettikleri ve envantere kattıkları gemilerde kullanılan savaş yönetim sisteminin, arama ve atış kontrol radarlarının, sonar sistemlerinin ve yakın savunma silahlarının tamamen yerli ve millî şirketlere ait olduğunu belirterek, “ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız, bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekât hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır” diye konuştu.
Kahraman deniz kuvvetlerinin gücüne güç katacak TCG Koçhisar’ı da bugün hizmete aldıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık Deniz Karakol Gemisi Projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform, istihbarat, gözetleme ve keşiften arama kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekatlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin gayesi, bölgemizde gerilim üretmek değil barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir. Biz, kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz, aksine karşılıklı saygıya dayalı, güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına, menfaatlerine zarar vermesine müsaade etmeyiz. İlkemiz çok net, biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi millî kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımda denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş hâlidir.”
Millî Savunma Bakanlığını, Savunma Sanayii Başkanlığını, Deniz Kuvvetleri Komutanlığını, İstanbul Tersanesi Komutanlığını, ASFAT’ı ve projede görev alan tüm firmaları, mühendisleri, teknisyenleri ve işçileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, CAm. Roman korvetinin Romanya’ya hayırlı olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TCG Koçhisar’ın da “mavi vatan”da şanlı bayrağı gururla dalgalandıracağına yürekten inandığını ifade ederek, “Rabb’im denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Romanya Cumhurbaşkanı Dan, tören alanına birlikte gelerek tören kıtasını selamladı. İstiklal Marşı ve Romanya Ulusal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Romanya Cumhurbaşkanı Dan da konuşma yaptı. Konuşmaların ardından günün anısına fotoğraf çektirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Romanya Cumhurbaşkanı Dan, gemi komutanlarına bayrak, flandra ve gemilerin hizmete giriş belgelerini takdim etti.
Ardından gemi komutanları, ant içerek personeli gemiye sevk etti. Bayrak ve komutan flandrası gemilere toka edildi. Deniz Harp Okulu öğrencileri tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Romanya Cumhurbaşkanı Dan’a hediye takdim edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Avusturya ile ilişkilerimizde son dönemde yakaladığımız olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerimizde de görmekten memnunuz. 2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini, inşallah bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye şansölye sıfatıyla ilk ziyaretini gerçekleştiren Avusturya Şansölyesi Stocker’i Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
“AVUSTURYA TÜRK TOPLUMU, İKİ ÜLKENİN ORTAK DEĞERİ VE ZENGİNLİĞİ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR”
Tarihî ve köklü ilişkilere sahip iki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını arzu ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz nüfusu 400 bini aşan Avusturya Türk toplumu, iki ülkenin ortak değeri ve zenginliği olmayı sürdürüyor. Bu minvalde, Avusturya Türk toplumunun huzur ve refahına verdiğimiz önemi bugünkü görüşmelerimizde de vurguladık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile ikili ilişkilerin tüm veçhelerini ele aldıklarını, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını söyledi.
“AVUSTURYA İLE ULAŞTIRMA VE SAVUNMA SANAYİSİ ALANLARINDA ÖNEMLİ İŞ BİRLİĞİ POTANSİYELİNE SAHİBİZ”
Avusturya ile ilişkilerde son dönemde yakaladıkları olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerde de görmekten memnun olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz. Ülkemizde 1000’in üzerinde Avusturya firması faaliyet gösteriyor. Avusturya menşeli doğrudan yatırımlar 11 milyar doları aşmış durumda. Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları ise 1 milyar dolara yaklaşıyor. Tüm bu rakamlar, aramızdaki potansiyelin en açık göstergesidir. Bu köklü ve istikrarlı ilişkileri daha da geliştirmek üzere mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizması yerine Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi’nin tesis edilmesinin çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz. İnşallah, bu yıl sona ermeden Komite’nin ilk toplantısını da gerçekleştiririz. Avusturya ile yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma ve savunma sanayisi alanlarında önemli iş birliği potansiyeline sahibiz. Bilhassa Orta Koridoru güçlendirecek stratejik nitelikte iş birliğini birlikte hayata geçirebileceğimize inanıyoruz”
“TÜRKİYE VE AVUSTURYA OLARAK BALKANLAR’DA İSTİKRARIN SÜRMESİNE DE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Türkiye-AB ilişkilerine dair görüş ve beklentilerini Avusturya Şansölyesi Stocker’e aktardığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB’nin atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım” dedi.
Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini sağlamak öncelikli hedefimiz olmayı sürdürüyor. Avusturya’nın Suriye’nin yeniden inşa sürecine katkıda bulunmasını önemsiyoruz. Orta Doğu’da kalıcı barış için vazgeçilmez önemde olan iki devletli çözüme bağlıyız. Sayın Şansölye’nin de bilhassa hassasiyet gösterdiği Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması konusu mevcut şartlarda önemini muhafaza ediyor. Türkiye ve Avusturya olarak Balkanlar’da istikrarın sürmesine de büyük önem atfediyoruz. Değerli dostum Şansölye Stocker’e ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, ilişkilerimizde yakalanan bu olumlu ivmenin devamını diliyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “TÜRKİYE, GÜVENLİK VE GÖÇ KONUSUNDA KİLİT BİR ÜLKE”
Avusturya Şansölyesi Stocker ise açıklamasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok zengin ve çok değişken bir tarihe sahip olduğunu belirteerek, “Bugünkü görüşmelerden şunu gördük ki, gerçekten çok yakın bir iş birliğimiz var. Ekonomik, toplumsal ilişkilerimiz de bunun temelini oluşturuyor” dedi.
İki ülke arasındaki ekonomik iş birliğine değinen Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye-Avusturya arasında çok güçlü iş birliği olduğunu vurguladı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, “Avusturyalı firmaların Türkiye’deki şubelerine baktığımız zaman, çok yüksek bir oranda Türkiye’deki yatırımlara katılmış durumdalar. Jeopolitik olarak çok sıkıntılı dönemlerde olmamıza rağmen Türkiye’ye olan yatırımın çok önemli bir oranda olduğunu görüyoruz. Ticaret hacminin çok önemli bir derecede olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, görüşmede, iki ülkenin iş insanlarının bir araya gelerek, yuvarlak masa toplantısı kapsamında iş birliği konularını ele aldığını hatırlatarak, Türkiye’nin hem Avusturya hem Avrupa Birliği (AB) için güvenlik ve göç konusunda kilit bir ülke olduğunu söyledi.
Yasa dışı göç, insan ticareti ve organize suç gibi konularda, ülkesinin, Türkiye ile çok yakın iş birliği içinde olduğunu söyleyen Stocker, Türkiye’nin 10 yılı aşkın süredir Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını anımsattı.
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “ORTA DOĞU’YA BAKTIĞIMIZ ZAMAN TÜRKİYE’NİN SESİNİN BİR AĞIRLIĞININ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye’nin çok önemli bir kilit ülke olduğunu belirterek, “Ukrayna’daki Rusya’nın saldırı savaşının sona ermesi gerekiyor. Türkiye’nin bu konudaki çabalarını takdir ediyoruz, sizin şahsi çabalarınızı da özellikle takdir ediyoruz. Ben bu konuda Avusturya’nın da sizi desteklediğini ifade etmek istiyorum. Orta Doğu’ya baktığımız zaman Türkiye’nin sesinin, bir ağırlığının olduğunu görüyoruz. Bu konu da yine sizin çabalarınızdan dolayı size teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.
Özellikle Orta Doğu’da şiddet sarmalının ortadan kaldırılmasının tek çözümünün “diplomasi ve diyalog” olduğunu kaydeden Avusturya Şansölyesi Stocker, Hürmüz Boğazı’nın kalıcı bir şekilde açılmasının ve seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının önemini vurgulayarak, bu konuda ülkesinin ve Türkiye’nin hem fikir olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Avusturya bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Yemen Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nce, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen Yemen–Türkiye Forumu, Ankara’da yapıldı.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Abdülkadir NOYAN Konferans Salonu’nda Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq’in ev sahipliğindeki Yemen–Türkiye Forumu‘da Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya temsil etti.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ile Yemen Nüfus ve Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Dahan da forumda hazır bulundu.
Foruma, Milletvekilleri, Büyükelçiler kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye’de eğitim gören Yemenli öğrenciler ile Yemen diasporası katıldı.
Forum’da öncelikle ,Yemen ve Türkiya^de Sivil Toplum Kuruluşları, Yemen ve Türkiye: Yatırım Fırsatları, Ekonomik Ortaklık, Yemen’de Siyasi Durum. Son Gelişmeler, Dinamikler ve Barış Perspektifleri başlıkları altında üç ayrı panel düzenlendi.
Forumdaki bu panellerde, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulmasına yönelik mesajlar verildi.
Konuşmacılar, forumun iki ülke arasında ortak tarihî ve kültürel mirası daha fazla dayanışmacı bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürmesi gerekliliğini, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulması ile ilgili görüşleri dile getirdiler.
Bazı konuşmacılar da, forumun ortak tarihî ve kültürel mirası daha öngörülebilir bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürme çabası içinde olması yönünde görüşler açıkladılar.
Bu arada, forum dolayısıyla Yemen’e özgü kıyafetlerin ve gıda ürünlerinin yer aldığı standlar ve iki ülkenin turizm zenginliklerini gösteren fotoğrafların bulunduğu bir sergi açıldı.
Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq, Yemen–Türkiye Forumu‘ndaki konuşmasında şunları söyledi; ” Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa KULAKLIKKAYA, Sayın Büyükelçiler, ve diplomatik misyon başkanları, kardeşlerimiz ve değerli konuklarımız, seçkin Yemenli ve Türk katılımcılar, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sizleri burada ağırlamaktan mutluluk duyuyorum…
“Tarihin Yolları ve Ortak Geleceğin Ufukları” temasıyla düzenlenen Yemen-Türkiye Forumu’nun açılışında, Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında iletişimi güçlendirmek ve ortaklıklar kurmak için etkili bir platform olmasını umduğumuz bu etkinliğe katılımınız ve varlığınız için derin şükranlarımı sunuyorum.
Bu foruma ev sahipliği yaptığı ve başarılı bir şekilde düzenlenmesine katkıda bulunan iş birliği ve olanaklar sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti’ne, hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum. Değerli konuklar, iki ülke ve halkımız arasında derin tarihi ve kardeşlik bağları bulunmaktadır.
Yemen-Türkiye ilişkisi, geçici bir siyasi durumun ürünü değil, aksine derin bir tarihi, insani ve kültürel temele dayanmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında, bu forum, bu temeli hükümet, özel sektör, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşları arasında kurumsal iş birliğine ve pratik ortaklıklara dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu açılıştan önce Yemenli, Türk, Arap ve uluslararası araştırmacıların, uzmanların ve şahsiyetlerin katıldığı siyasi, ekonomik ve sosyal seminerler düzenlendi.
Bu seminerlerde sunulan fikirlerin, iki ülke ve halkımızın çıkarlarına hizmet eden girişimlere, projelere ve ortaklıklara dönüşmesini umuyoruz. Bu forum, Yemen’in devlet kurumlarına karşı yapılan darbe ve ardından gelen savaş ile yaşanan ciddi insani, ekonomik ve güvenlik krizleri nedeniyle çok hassas bir dönemden geçtiği bir zamanda düzenlenmektedir. İran rejimi tarafından desteklenen Husi milisleri, askeri tırmanışlarını sürdürerek devlet kurumlarını baltalamakta, ulusal kaynakları tüketmekte ve Yemen’in, bölgenin ve uluslararası denizciliğin güvenliğini tehdit etmektedir.
Son günlerde Marib ve Hadramawt vilayetlerinde silahlı kuvvetleri hedef alan saldırılar yaşanmış, çok sayıda şehit ve yaralı olmuştur. Şehitlerimizin ruhlarına rahmet ve yaralılara Allah’tan şifa dilerken, Yemen halkının ve devletinin, Yemen topraklarının Yemen’in, komşularının ve uluslararası su yollarının güvenliğini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesini kabul etmeyeceğini teyit ederiz. Yemenliler, savaş ve darbe nedeniyle ağır bedeller ödediler; bunlar arasında kurumların ve ekonominin yıkılması, kaynakların yağmalanması, çocukların askere alınması, sayısal üstünlüklerin sağlanması ve sivillerin ve insani yardım çalışanlarının hakları da dahil olmak üzere insan haklarının ihlali yer almaktadır.
Tüm bunlara rağmen, Yemen Cumhuriyeti stratejik bir seçenek olarak barışa bağlı kalmaya devam etmektedir, ancak gerçek barışın silahların gücünü meşrulaştırmak, azaltmak veya pekiştirmek üzerine kurulamayacağına inanmaktadır. Aksine, devlet kurumlarını ve egemenliği yeniden tesis etmek, kurumlarıyla birlikte birleşik bir Yemen devleti ve tek bir ulusal kurum ve silahlı kuvvet kurmakla ilgilidir. Hukuk ve anayasayı korumakla ilgilidir.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Dr. Raşad Muhammed el-Alimi başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve hükümet, devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, egemenliği ve ulusal kaynakları korumak, ekonomik ve hizmet koşullarını iyileştirmek ve güvenlik, istikrar ve adil ve sürdürülebilir bir barış sağlamak için çabalarını sürdürmektedir. Değerli konuklar, bu vesileyle, İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman bin Abdulaziz önderliğindeki kardeş ve kilit rol oynayan Suudi Arabistan Krallığı’na derin şükranlarımızı sunuyoruz. Krallık, Yemen devletinin ve kurumlarının en büyük destekçilerinden biri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
Ayrıca, Başkanlık Liderlik Konseyi’nin, hükümetin, ulusal ekonominin, kalkınma ve insani yardım projelerinin destekçisi ve Yemen’in güvenliğini, birliğini ve egemenliğini korumada ve barış ve istikrar çabalarına sponsor olmada kilit bir ortaktır. Yemen Cumhuriyeti’nin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki kardeşlerinin yanında durma konusundaki sarsılmaz duruşunu da yeniden teyit ediyoruz. Güvenliklerini ve emniyetlerini tehdit eden İran saldırılarını kınadığımızı yineliyoruz. Dahası, bu yazıda, Yemen Cumhuriyeti’nin Filistin davasına ve Filistin halkının meşru haklarına olan sarsılmaz desteğini yeniden teyit ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin Yemen’in birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği sarsılmaz desteğe de minnettarız. Türkiye’nin insani, kalkınma ve eğitim iş birliğini ve kurumlarının Yemen-Türkiye ilişkilerini çeşitli alanlarda geliştirmeye yönelik istekliliğini takdir ediyoruz.
Yemen Cumhuriyeti’nin yanında duran, devlet kurumlarını, ülkenin birliğini, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını destekleyen ve Yemen’deki insan acılarını hafifletmeye ve barış ve kalkınma çabalarına katkıda bulunan tüm kardeş ve dost milletlere de şükranlarımızı sunuyoruz.
Değerli katılımcılar, Yemen’in karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen, devlet yapısını ve konumunu yeniden kurmak için gerekli tarihe, konuma, kaynaklara ve insan potansiyeline sahiptir. Gerçek bir bölgesel ve uluslararası ortaklığın, özellikle Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkimizin, Yemen’in toparlanması, yeniden inşası ve kalkınması için hayati bir katalizör olabileceğine inanıyoruz.
Bu toplantının ne kazandıracağını bilmiyorum. Önemi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı’nın katıldığı Riyad Zirvesi ile aynı zamana denk gelmesinde yatıyor. Milletin özlem duyduğu bu zirve, inançlarımızı, egemenliğimizi ve bir ulus olarak onurumuzu korumak için bir dayanak noktası olacaktır.
Arap ve İslam ülkeleri. Ayrıca, bu platformdan, tüm Arap ve İslam ülkelerindeki büyük çoğunluğun arzuladığı bu toplantıya herkesin katılmasını rica ediyoruz. Ayrıca, Yemen ve Türk kurumları, şahsiyetleri, konuşmacıları ve araştırmacıları da içeren, geçtiğimiz aylarda özveriyle ve sadakatle çalışan hazırlık takip komitesine içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum.
Bu etkinliğin başarısına katkıda bulunan herkese, ayrıca Üniversite yönetimine de teşekkür ve takdirlerimi sunmalıyım. Uzun yıllara dayanan geleneğini bildiğimiz için foruma ev sahipliği yapmayı seçtiğimiz bu tarihi üniversite.
Ve nesillere sunduğu bilgi ve önemli eserler için onlara binlerce teşekkür. Allah’tan forumun çalışmalarına başarı vermesini ve sonuçlarının Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yenilenmiş bir iş birliği ve ortaklık yoluna yol açmasını niyaz ediyoruz.
Yaşasın özgür, güçlü ve birleşik Yemen Cumhuriyeti. Yaşasın Yemen-Türk kardeşliği. Selamün aleyküm ve Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya da şöyle Konuştu: ” Sayın Yemen büyükelçisi, Saygıdeğer misafirler Türkiye’deki Yemen toplumunun değerli temsilcileri. Hepinizi şahsım ve bakanlığım adına saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye-Yemen forumu vesilesiyle ülkemizin en köklü ve saygın yükseköğrenim kurumlarından biri olan Ankara üniversitesi’nde sizlerle bir arada olmaktan duyduğum onuru tekrarlamak isterim.
Türkiye ile Yemen arasındaki ilişkiler, zengin bir tarihsel hafızaya ve derin bağlara dayanmaktadır. Şehitlerimizi bağırılarına basan kardeş yemen halkı, ecdadımızın ebedi istirahatgahına sahip çıkmaya devam ediyor.
Yaklaşık 400 yıl Kader birliği yaptığımız Yemen halkıyla bu dostlukla dayanışmamız, bugün de ilişkilerimizi geliştirmemizde sağlam bir zemin teşkil ediyor.
Bu ortak miras, ülkelerimiz arasındaki bağların ve işbirliğimizin temel harcıdır. Değerli konuklar ne yazık ki kadim medeniyet düzey güzel ülke Yemen 10 yılı aşkın bir süredir çatışmaların ve bölgesel gerginliklerin ağır yükünü ve yıkıcı sonuçlarını göğüslemeye devam ediyor. İçtenlikle ifade etmek isterim ki, kardeş yemen halkının çektiği sıkıntıları ve acıları bizler de yüreklerimizde her daim hissediyoruz.
Temennimiz ve en büyük arzumuz, Yemenli kardeşlerimizin hak ettiği huzur, refah ve istikrara bir an önce kavuşmasıdır. Türkiye olarak Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü daima savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Bu trajediyi sona erdirmenin yegane yolunun kapsayıcı bir siyasiyasi diyalogdan geçtiğine inanmaktayız.
Bu çerçevede, kalıcı bir barışa ulaşılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik çabaları ve uluslararası girişimleri gönülden de destekliyoruz. Cumhurbaşkanlığı liderlik konseyi başkanı Reşat, el Alemi ve Başbakan Al Zindani başkanlığındaki Yemen meşru hükümetine, kritik bir dönemde üstlendikleri bu zorlu görevlerinde başarılar diliyorum.
Başbakan sayın Al Zindani’yi Antalya diplomatik torunu vesilesiyle ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk.
Cumhurbaşkanı, liderlik konseyi’nin ve hükümetin toplumsal barışı, milli birliğiyle istikrarı güçlendirme Yolu’nda attıkları adımların, Yemen’in hak ettiği barışa ve huzura erişmesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Değerli konuklar, zorlu şartlara rağmen Türkiye ile Yemen arasındaki ticari ve kültürel münasebetlerin artarak devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yemenli öğrencilerin yüksek öğrenimlerine ülkemizde sürdürme yönündeki güçlü ilgisini memnuniyetle takip ediyoruz.
Bu doğrultuda, Türkiye bursları aracılığıyla Yemenli öğrencilerin eğitimlerine destek vermekteyiz, Yemen halkının gündelik yaşamındaki zorluklarına bir nebze olsun hafifletmek bizim için bir kardeşlik borcudur. Ülkemiz, tüm imkanları ile Yemenli kardeşlerimizin yanında durmaya devam ediyor. AFAD, TİKA ve Türk Kızılay’ı başta olmak üzere kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aracılığıyla insani yardımları ve kalkınma desteklerini kararlılıkla sürdürmekteyiz.
Sağlıktan eğitime, gıda yardımından altyapı desteklerine kadar her alanda Yemenli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için her daim hazırız. Değerli misafirler, Yemen’in huzuru ve istikrarı yalnızca Yemenli kardeşlerimiz için değil, Kızıldeniz’in Doğu Akdeniz’in ve tüm Orta Doğu’nun güvenliği bakımından kritik bir öneme haizdir. Son zamanlarda Kuzıldeniz’de yaşanan gerilimlerin ve çatışmaların bu bölgeye yayılması bir endişe kaynağı teşkil etmektedir.
Bu kaygılara, gidermenin yolunun bölgede yeni bir güvenlik mimarisi tesis edilmesinden geçtiğine inanmaktayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket ederek haklı aktörlerle bu forumun aramızdaki tarihi bağların daha geniş kitlere duyurulmasını ve yeni işbirliği kapılarının aralanmasına vesile olacağına da inancımız tamdır.
Yemen’in huzur ve barışa kavuşacağına yürekten inanıyor, hepinizi saygı ve sevgi sevgiyle selamlıyorum.
Konuşmaların hemen ardından sahne alan orkestra, Yemen türkülerinin de yer aldığı bir konser verdi.
Yemen – Türkiye Forumu hatıra fotoğraf çekimleriyle sona erdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.