Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcılığının artması ülkemiz için tercihten öte bir zorunluluk teşkil ediyor. Bu anlayışla özellikle son 21 yılda ordumuzun gücüne güç katacak tarihî nitelikte pek çok adım attık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Kahraman Türk ordusunun tüm mensuplarının, aziz Türk milletinin her bir ferdinin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatanın bekası ve milletin istiklali uğrunda can veren şehitleri rahmetle yâd etti, gazilere şükranlarını sundu.
Kara Harp Okulundan bu yıl diplomalarını alarak ordu saflarına katılan 937 teğmen ile 76 misafir öğrenciyi kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mezunları her açıdan en donanımlı şekilde yetiştiren hocaları ve komutanları da canıgönülden tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kara Kuvvetlerinde hâlihazırda görev yapan subay ve astsubayların yarısının üniversitenin mezunlarından oluştuğuna işaret ederek, “Bu evlatlarımız terörle mücadelede, vatan savunmasında ve ülkemizi temsil ettikleri uluslararası misyonlarda başarılarıyla göz dolduruyor. Siz genç teğmenlerimizin de katılımıyla birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerimizin daha da güçleneceğine inanıyorum” diye konuştu.
Mezunlar arasında Azerbaycan’dan Bosna Hersek’e, Ürdün’den Senegal ve Somali’ye, Arnavutluk’tan Moğolistan’a 15 farklı ülkeden misafir öğrencilerin de bulunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin tarihi, kültürel ve beşeri derinliğini göstermesinin yanı sıra üniversitemizin ufkunu da yansıtan bu çeşitliliği takdirle karşılıyoruz” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Asırlar boyu barış ve huzuru tesis eden ecdadımızın bizlere bıraktığı eşsiz mirası zenginleştirmekte kararlıyız. Bunun için her alanda 360 derecelik bakış açısıyla hareket ediyoruz. Türk dünyasıyla iş birliğimizi ilerletirken Afrika’daki kardeşlerimize sırtımızı dönmüyoruz. Balkanlarda istikrarın muhafazası için samimiyetle çalışırken Avrupa ve Asya ile ilişkilerimizi daha da geliştirmenin gayretindeyiz. Komşularımızla olan sorunlarımızı yapıcı bir anlayışla çözmeye özel önem veriyoruz. Yani dostlarımızın sayısını çoğaltmak, düşmanlarımızın sayısını azaltmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Elbette sadece bunlarla yetinmiyor, işte bugün burada olduğu gibi ülkemizin imkânlarını dost ve kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz. Bugün mezun olan her bir misafir öğrencimiz inşallah bundan sonra Türkiye’nin ve Türk milletinin fahri elçisi olacaktır. Türkiye de bu öğrencilerimizin ikinci evi olmaya devam edecektir. Misafir teğmenlerimizin ülkelerine döndüklerinde Türkiye ile ana vatanları arasındaki bağların güçlenmesi için gayret göstereceklerine inanıyorum. Tüm mezunlarımıza Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum.”
“GÜÇLÜ BİR ORDUYA SAHİP OLMADAN GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE’NİN OLAMAYACAĞINI BİLİYORUZ”
Mezunlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizler yakın coğrafyamızla birlikte dünyanın birçok yerinde istikrarsızlığın arttığı bir dönemde mezun oluyorsunuz” ifadesini kullandı.
Kovid-19 salgınıyla başlayan, ardından Rusya-Ukrayna savaşıyla derinleşen küresel krizin yeni boyutlar kazanarak devam ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu kriz ve kaos ortamının olumsuz etkilerine, ekonomiden dış politikaya, geniş bir alanda şahit oluyoruz. Ekonomide gelişmiş ülkeler dahil herkes son 60-70 yılın en yüksek enflasyon rakamlarıyla karşı karşıya. Dış politikada kartlar yeniden karılırken yeni iş birliği arayışları ön plana çıkıyor. NATO, BRICS ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi çok taraflı iş birliklerinin uluslararası siyasetteki ağırlığı giderek artıyor. Kimi ekonomistler tarafından yıllarca israf ve gereksiz yaftası vurulan savunma harcamalarında adeta bir yarış söz konusu. Dünyanın her köşesinde güvenlik endişeleriyle birlikte savunmaya ayrılan bütçe rakamları da yıldan yıla yükseliyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Caydırıcılığı yüksek, güçlü, modern ve disiplinli bir orduya sahip olmanın ne kadar vazgeçilmez olduğu bugün doğu batı fark etmeksizin artık herkes tarafından kabul edilmektedir. Daha birkaç yıl öncesine kadar tarafsızlığı değer olarak pazarlayan devletler, bugün kendilerini bir savunma paktına atmanın derdine düşmüştür. Türkiye, ordu millet geleneğine sahip bir ülke olarak jeopolitiğin ve siyasi coğrafyanın öne çıktığı bu yeni döneme en hazırlıklı giren devletlerden biridir. Asırlardır yaşadığı topraklarda varlık yokluk mücadelesi veren milletimiz için güvenlik meselesi nevzuhur bir durum değildir. Her Türk asker doğar ve bundan da gurur duyar. Binlerce yıllık şanlı tarihiyle kahraman ordumuz peygamber ocağıdır. Güçlü bir orduya sahip olmadan güçlü bir Türkiye’nin olamayacağını yaşadığımız acı tecrübelerden çok iyi biliyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcılığının artması ülkemiz için tercihten öte bir zorunluluk teşkil ediyor.”
“SAVUNMA SANAYİ ALANINDA DESTAN YAZDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla özellikle son 21 yılda ordunun gücüne güç katacak tarihî nitelikte pek çok adım attıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Savunma sanayi alanında kelimenin tam anlamıyla bir destan yazdık. Yüzde 80’lerden alıp yüzde 20’lere düşürdüğümüz dışa bağımlılığımızla, cirosu 12 milyar doları aşan savunma sanayi sektörümüzle, bu sene 6 milyar doları bulacağına inandığımız savunma ihracatımızla ATAK’tan KAAN’a, AKINCI’dan AKSUNGUR’a, FIRTINA’dan SİPER’e, TCG Anadolu’dan MİLGEM’e her alanda artan kabiliyetlerimizle hâsılı savunma sanayinde 21 yıla sığdırdığımız asırlık başarılarımızla ülkemizi askerî imkân ve yetenekler bakımından en üst lige çıkardık.”
Bugün başlayan TEKNOFEST Ankara’da aralarında İHA ve SİHA’ların da bulunduğu birçok ürünün sergilendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüz binlerin bugün Ankara’da olduğunu söyledi.
Gençleri TEKNOFEST Ankara’yı ziyaret edip, millî teknoloji hamlesini bizzat görmeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hemen her hafta savunma sanayi alanında gurur verici bir haber alıyoruz. Kısa süre önce Millî Muharip Uçağımız KAAN’la ilgili müjdemizi paylaşmıştık. İnşallah 2023 senesi bitmeden uçağımızın havalandığını göreceğiz” diye konuştu.
“KIZIL ELMA’NIN TESTLERİNİ TAMAMLAYARAK BİR AN ÖNCE ORDU ENVANTERİMİZE KATMAK İSTİYORUZ”
Birkaç gün önce uzun menzilli bölge, hava ve füze savunma sistemi SİPER’in ilk atış testinin başarıyla gerçekleştirildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah, yakında olmadık bahaneler öne sürerek bize hava savunma sistemi vermeyenlere, hava savunma sistemi satacak noktaya da geleceğiz. İnsansız savaş uçağımız Kızıl Elma’nın testlerini tamamlayarak bir an önce onu da ordu envanterimize katmak istiyoruz. Diğer hedeflerimiz gibi buna da ulaşacağımızdan şüphe duymuyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 40 yıldır bölücü terörle mücadele eden bir ülke olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Vatanımızı böldürmemek, topraklarımız üzerinde ameliyat yaptırmamak için binlerce evladımızı şehit verdik. Ama ne teröre ne de terörü bir sopa olarak kullanan emperyalist güçlere boyun eğmedik. Unutmayın, ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.’ Suriye’deki olaylardan cesaret alarak farklı hevesler peşinde koşan bölücü terör örgütü mensuplarını, açtıkları çukurlara gömdük. Gabar’da gömdük. Tendürek’te gömdük. Bestler Dereler’de gömdük, gömmeye devam edeceğiz. Sadece bununla yetinmedik. Kırk yıllık terörle mücadele deneyimimizden gerekli dersleri çıkartarak, kendimizi geliştirdik. Kurumlarımızı güçlendirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadeleyi, iyi eğitim almış uzman ve profesyonel birimler vasıtasıyla yürütmeye başlamalarının bu alanda bir dönüm noktası olduğuna işaret ederek, çok sık saldırıya uğrayan üs bölgelerindeki karakollar yerine, her türlü silah ve koruma kalkanıyla donatılmış kalekollar inşa ettiklerini, sayı, sevk ve idare açısından muharip unsurların etkinliğini artırdıklarını hatırlattı.
Terörle mücadele konseptinde köklü bir değişikliğe giderek, “terör tehdidini kaynağında yok etme” stratejisi uyguladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Suriye’de tesis ettiğimiz terörden arındırılmış güvenli bölgeler sayesinde, bir taraftan sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerine ortam hazırlarken diğer taraftan da sınır hattındaki illerimizin güvenliğini sağlıyoruz. Irak’ın kuzeyinde devam eden Pençe operasyonlarıyla aynı güvenlik şeridini orada da tesis etmenin gayretindeyiz. Bölücü örgütün yuvalandığı ne kadar sığınak, dağ, tepe, kamp, in varsa inşallah hepsini teröristlerden tek tek temizleyeceğiz. Döktükleri masum kanlarının hesabını Kandil’deki terör baronlarından muhakkak soracağız. Bu kararlılığımızın gerisinde, sahip olduğumuz ileri teknoloji ürünü silahların elbette çok büyük payı var.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik birimlerinin arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin en üst düzeyde olmasının operasyonların başarısını artıran bir başka faktör olduğuna dikkati çekerek asker, polis, korucu ve istihbarat teşkilatıyla tüm güvenlik güçlerinin aynı hedefe kilitlenmesinin Türkiye’yi çok farklı bir noktaya taşıdığını söyledi.
“MİLLETİMİZİN HUZURUNA KASTETMENİN BİR BEDELİ VARDIR”
Elde edilen bu kazanımları gelecek dönemde daha da perçinleyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Sınırlarımızın ötesindeki eşkıya ile mücadele ederken, şehirlerimizin içindekileri görmezden gelmemiz asla söz konusu değildir ve olamaz. Dağdaki eşkıyanın inlerine girdiğimiz gibi şehir eşkıyalarının da tepesine biniyoruz, bineceğiz. Çok açık ve net söylüyorum, milletimizin huzuruna kastetmenin bir bedeli vardır. Devletimiz her kim ve nerede olursa olsun bu bedeli misliyle ödettirmekten çekinmeyecektir” diye konuştu.
“85 MİLYONUN HER BİR FERDİNİN MALI, CANI, NAMUSU DEVLETİMİZE EMANETTİR”
Çetesinden zehir tacirlerine, “mafya bozuntuları”ndan suç örgütlerine kadar tüm şer şebekelerinin kökünü mutlaka kazıyacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Dağdaki harekât alanı daralan bölücü terör örgütü mensuplarının başta büyük şehirlerimiz olmak üzere farklı kisveler altında vilayetlerimize sızma girişimlerine fırsat vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum. Genci, yaşlısı, kadını erkeğiyle 85 milyonun her bir ferdinin malı, canı, namusu ve esenliği devletimize emanettir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu emanetleri koruma güç ve kudretine Allah’ın izniyle fazlasıyla sahiptir. Ne oy uğruna bölücü şehir eşkıyalarına alan açanların ne terör örgütünün siyasi uzantılarıyla iş tutanların ne de marjinal yapılarla iş birliği yapanların evet bunların hiçbiri bizi vatandaşlarımızın huzur ve esenliğini temin etmekten alıkoyamayacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yabancı dil hazırlığı dahil beş yıllık zorlu bir eğitim sürecini başarıyla tamamlamanın heyecanını yaşayan mezunlara seslenerek, “Bundan sonra milletimizin üzerine titrediği kahraman ordumuzun şerefli birer subayı olarak devletimize sadakatle hizmet edeceksiniz. Muazzez ve mukaddes görevinizi hakkıyla ifa yolunda gerektiğinde şehadet şerbetini içmekten çekinmeyeceksiniz” diye konuştu.
İstiklal Marşı’nın “Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda. Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” mısralarını okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî Savunma Üniversitemizin çatısı altında aldığınız eğitimlerin sizlerin en büyük yardımcısı olacağına inanıyorum. Sizlerden her zaman milli değerlerimize sahip çıkmanızı, Türk milletinin ve millî iradenin emrinde olmanızı bekliyorum. Bu toprakları vatan yapan, şehadet kültürünü ve Millî Mücadele’yi kazanan ruhu koruyup, sizden sonra gelecek nesillere en güzel şekilde teslim edeceğinizden şüphe duymuyorum. Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık etsin diyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin tribünlerdeki anne ve babalarına da “Sizler, ebeveynler olarak bu yavrularınızı devletimize teslim ettiniz. Bu bir güvendi. Ve devletimiz de bu güveninize layık olmak için evlatlarınızı gerek size gerekse ülkemizin geleceğine en güzel şekilde hazırladı. Sizlere en kalbi duygularla şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye seslendi.
Üniversitenin rektörü, hocaları ve komutanlarına kadar öğrencilerin yetişmesinde emeği ve katkısı olan herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanımızdan, Genelkurmay Başkanımıza ve kuvvet komutanlarımıza Türkiye Yüzyılı’nın inşasına omuz veren herkesi kutluyorum” dedi.
Tüm mezunlara yeni görev yerlerinde başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dereceye girenleri de tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevginizi, bundan sonra da eğittiklerinize göstereceğinizden şüphe duymuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Avusturya ile ilişkilerimizde son dönemde yakaladığımız olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerimizde de görmekten memnunuz. 2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini, inşallah bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye şansölye sıfatıyla ilk ziyaretini gerçekleştiren Avusturya Şansölyesi Stocker’i Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
“AVUSTURYA TÜRK TOPLUMU, İKİ ÜLKENİN ORTAK DEĞERİ VE ZENGİNLİĞİ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR”
Tarihî ve köklü ilişkilere sahip iki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını arzu ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz nüfusu 400 bini aşan Avusturya Türk toplumu, iki ülkenin ortak değeri ve zenginliği olmayı sürdürüyor. Bu minvalde, Avusturya Türk toplumunun huzur ve refahına verdiğimiz önemi bugünkü görüşmelerimizde de vurguladık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile ikili ilişkilerin tüm veçhelerini ele aldıklarını, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını söyledi.
“AVUSTURYA İLE ULAŞTIRMA VE SAVUNMA SANAYİSİ ALANLARINDA ÖNEMLİ İŞ BİRLİĞİ POTANSİYELİNE SAHİBİZ”
Avusturya ile ilişkilerde son dönemde yakaladıkları olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerde de görmekten memnun olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz. Ülkemizde 1000’in üzerinde Avusturya firması faaliyet gösteriyor. Avusturya menşeli doğrudan yatırımlar 11 milyar doları aşmış durumda. Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları ise 1 milyar dolara yaklaşıyor. Tüm bu rakamlar, aramızdaki potansiyelin en açık göstergesidir. Bu köklü ve istikrarlı ilişkileri daha da geliştirmek üzere mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizması yerine Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi’nin tesis edilmesinin çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz. İnşallah, bu yıl sona ermeden Komite’nin ilk toplantısını da gerçekleştiririz. Avusturya ile yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma ve savunma sanayisi alanlarında önemli iş birliği potansiyeline sahibiz. Bilhassa Orta Koridoru güçlendirecek stratejik nitelikte iş birliğini birlikte hayata geçirebileceğimize inanıyoruz”
“TÜRKİYE VE AVUSTURYA OLARAK BALKANLAR’DA İSTİKRARIN SÜRMESİNE DE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Türkiye-AB ilişkilerine dair görüş ve beklentilerini Avusturya Şansölyesi Stocker’e aktardığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB’nin atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım” dedi.
Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini sağlamak öncelikli hedefimiz olmayı sürdürüyor. Avusturya’nın Suriye’nin yeniden inşa sürecine katkıda bulunmasını önemsiyoruz. Orta Doğu’da kalıcı barış için vazgeçilmez önemde olan iki devletli çözüme bağlıyız. Sayın Şansölye’nin de bilhassa hassasiyet gösterdiği Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması konusu mevcut şartlarda önemini muhafaza ediyor. Türkiye ve Avusturya olarak Balkanlar’da istikrarın sürmesine de büyük önem atfediyoruz. Değerli dostum Şansölye Stocker’e ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, ilişkilerimizde yakalanan bu olumlu ivmenin devamını diliyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “TÜRKİYE, GÜVENLİK VE GÖÇ KONUSUNDA KİLİT BİR ÜLKE”
Avusturya Şansölyesi Stocker ise açıklamasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok zengin ve çok değişken bir tarihe sahip olduğunu belirteerek, “Bugünkü görüşmelerden şunu gördük ki, gerçekten çok yakın bir iş birliğimiz var. Ekonomik, toplumsal ilişkilerimiz de bunun temelini oluşturuyor” dedi.
İki ülke arasındaki ekonomik iş birliğine değinen Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye-Avusturya arasında çok güçlü iş birliği olduğunu vurguladı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, “Avusturyalı firmaların Türkiye’deki şubelerine baktığımız zaman, çok yüksek bir oranda Türkiye’deki yatırımlara katılmış durumdalar. Jeopolitik olarak çok sıkıntılı dönemlerde olmamıza rağmen Türkiye’ye olan yatırımın çok önemli bir oranda olduğunu görüyoruz. Ticaret hacminin çok önemli bir derecede olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, görüşmede, iki ülkenin iş insanlarının bir araya gelerek, yuvarlak masa toplantısı kapsamında iş birliği konularını ele aldığını hatırlatarak, Türkiye’nin hem Avusturya hem Avrupa Birliği (AB) için güvenlik ve göç konusunda kilit bir ülke olduğunu söyledi.
Yasa dışı göç, insan ticareti ve organize suç gibi konularda, ülkesinin, Türkiye ile çok yakın iş birliği içinde olduğunu söyleyen Stocker, Türkiye’nin 10 yılı aşkın süredir Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını anımsattı.
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “ORTA DOĞU’YA BAKTIĞIMIZ ZAMAN TÜRKİYE’NİN SESİNİN BİR AĞIRLIĞININ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye’nin çok önemli bir kilit ülke olduğunu belirterek, “Ukrayna’daki Rusya’nın saldırı savaşının sona ermesi gerekiyor. Türkiye’nin bu konudaki çabalarını takdir ediyoruz, sizin şahsi çabalarınızı da özellikle takdir ediyoruz. Ben bu konuda Avusturya’nın da sizi desteklediğini ifade etmek istiyorum. Orta Doğu’ya baktığımız zaman Türkiye’nin sesinin, bir ağırlığının olduğunu görüyoruz. Bu konu da yine sizin çabalarınızdan dolayı size teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.
Özellikle Orta Doğu’da şiddet sarmalının ortadan kaldırılmasının tek çözümünün “diplomasi ve diyalog” olduğunu kaydeden Avusturya Şansölyesi Stocker, Hürmüz Boğazı’nın kalıcı bir şekilde açılmasının ve seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının önemini vurgulayarak, bu konuda ülkesinin ve Türkiye’nin hem fikir olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Avusturya bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Yemen Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nce, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen Yemen–Türkiye Forumu, Ankara’da yapıldı.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Abdülkadir NOYAN Konferans Salonu’nda Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq’in ev sahipliğindeki Yemen–Türkiye Forumu‘da Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya temsil etti.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ile Yemen Nüfus ve Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Dahan da forumda hazır bulundu.
Foruma, Milletvekilleri, Büyükelçiler kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye’de eğitim gören Yemenli öğrenciler ile Yemen diasporası katıldı.
Forum’da öncelikle ,Yemen ve Türkiya^de Sivil Toplum Kuruluşları, Yemen ve Türkiye: Yatırım Fırsatları, Ekonomik Ortaklık, Yemen’de Siyasi Durum. Son Gelişmeler, Dinamikler ve Barış Perspektifleri başlıkları altında üç ayrı panel düzenlendi.
Forumdaki bu panellerde, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulmasına yönelik mesajlar verildi.
Konuşmacılar, forumun iki ülke arasında ortak tarihî ve kültürel mirası daha fazla dayanışmacı bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürmesi gerekliliğini, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulması ile ilgili görüşleri dile getirdiler.
Bazı konuşmacılar da, forumun ortak tarihî ve kültürel mirası daha öngörülebilir bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürme çabası içinde olması yönünde görüşler açıkladılar.
Bu arada, forum dolayısıyla Yemen’e özgü kıyafetlerin ve gıda ürünlerinin yer aldığı standlar ve iki ülkenin turizm zenginliklerini gösteren fotoğrafların bulunduğu bir sergi açıldı.
Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq, Yemen–Türkiye Forumu‘ndaki konuşmasında şunları söyledi; ” Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa KULAKLIKKAYA, Sayın Büyükelçiler, ve diplomatik misyon başkanları, kardeşlerimiz ve değerli konuklarımız, seçkin Yemenli ve Türk katılımcılar, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sizleri burada ağırlamaktan mutluluk duyuyorum…
“Tarihin Yolları ve Ortak Geleceğin Ufukları” temasıyla düzenlenen Yemen-Türkiye Forumu’nun açılışında, Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında iletişimi güçlendirmek ve ortaklıklar kurmak için etkili bir platform olmasını umduğumuz bu etkinliğe katılımınız ve varlığınız için derin şükranlarımı sunuyorum.
Bu foruma ev sahipliği yaptığı ve başarılı bir şekilde düzenlenmesine katkıda bulunan iş birliği ve olanaklar sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti’ne, hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum. Değerli konuklar, iki ülke ve halkımız arasında derin tarihi ve kardeşlik bağları bulunmaktadır.
Yemen-Türkiye ilişkisi, geçici bir siyasi durumun ürünü değil, aksine derin bir tarihi, insani ve kültürel temele dayanmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında, bu forum, bu temeli hükümet, özel sektör, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşları arasında kurumsal iş birliğine ve pratik ortaklıklara dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu açılıştan önce Yemenli, Türk, Arap ve uluslararası araştırmacıların, uzmanların ve şahsiyetlerin katıldığı siyasi, ekonomik ve sosyal seminerler düzenlendi.
Bu seminerlerde sunulan fikirlerin, iki ülke ve halkımızın çıkarlarına hizmet eden girişimlere, projelere ve ortaklıklara dönüşmesini umuyoruz. Bu forum, Yemen’in devlet kurumlarına karşı yapılan darbe ve ardından gelen savaş ile yaşanan ciddi insani, ekonomik ve güvenlik krizleri nedeniyle çok hassas bir dönemden geçtiği bir zamanda düzenlenmektedir. İran rejimi tarafından desteklenen Husi milisleri, askeri tırmanışlarını sürdürerek devlet kurumlarını baltalamakta, ulusal kaynakları tüketmekte ve Yemen’in, bölgenin ve uluslararası denizciliğin güvenliğini tehdit etmektedir.
Son günlerde Marib ve Hadramawt vilayetlerinde silahlı kuvvetleri hedef alan saldırılar yaşanmış, çok sayıda şehit ve yaralı olmuştur. Şehitlerimizin ruhlarına rahmet ve yaralılara Allah’tan şifa dilerken, Yemen halkının ve devletinin, Yemen topraklarının Yemen’in, komşularının ve uluslararası su yollarının güvenliğini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesini kabul etmeyeceğini teyit ederiz. Yemenliler, savaş ve darbe nedeniyle ağır bedeller ödediler; bunlar arasında kurumların ve ekonominin yıkılması, kaynakların yağmalanması, çocukların askere alınması, sayısal üstünlüklerin sağlanması ve sivillerin ve insani yardım çalışanlarının hakları da dahil olmak üzere insan haklarının ihlali yer almaktadır.
Tüm bunlara rağmen, Yemen Cumhuriyeti stratejik bir seçenek olarak barışa bağlı kalmaya devam etmektedir, ancak gerçek barışın silahların gücünü meşrulaştırmak, azaltmak veya pekiştirmek üzerine kurulamayacağına inanmaktadır. Aksine, devlet kurumlarını ve egemenliği yeniden tesis etmek, kurumlarıyla birlikte birleşik bir Yemen devleti ve tek bir ulusal kurum ve silahlı kuvvet kurmakla ilgilidir. Hukuk ve anayasayı korumakla ilgilidir.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Dr. Raşad Muhammed el-Alimi başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve hükümet, devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, egemenliği ve ulusal kaynakları korumak, ekonomik ve hizmet koşullarını iyileştirmek ve güvenlik, istikrar ve adil ve sürdürülebilir bir barış sağlamak için çabalarını sürdürmektedir. Değerli konuklar, bu vesileyle, İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman bin Abdulaziz önderliğindeki kardeş ve kilit rol oynayan Suudi Arabistan Krallığı’na derin şükranlarımızı sunuyoruz. Krallık, Yemen devletinin ve kurumlarının en büyük destekçilerinden biri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
Ayrıca, Başkanlık Liderlik Konseyi’nin, hükümetin, ulusal ekonominin, kalkınma ve insani yardım projelerinin destekçisi ve Yemen’in güvenliğini, birliğini ve egemenliğini korumada ve barış ve istikrar çabalarına sponsor olmada kilit bir ortaktır. Yemen Cumhuriyeti’nin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki kardeşlerinin yanında durma konusundaki sarsılmaz duruşunu da yeniden teyit ediyoruz. Güvenliklerini ve emniyetlerini tehdit eden İran saldırılarını kınadığımızı yineliyoruz. Dahası, bu yazıda, Yemen Cumhuriyeti’nin Filistin davasına ve Filistin halkının meşru haklarına olan sarsılmaz desteğini yeniden teyit ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin Yemen’in birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği sarsılmaz desteğe de minnettarız. Türkiye’nin insani, kalkınma ve eğitim iş birliğini ve kurumlarının Yemen-Türkiye ilişkilerini çeşitli alanlarda geliştirmeye yönelik istekliliğini takdir ediyoruz.
Yemen Cumhuriyeti’nin yanında duran, devlet kurumlarını, ülkenin birliğini, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını destekleyen ve Yemen’deki insan acılarını hafifletmeye ve barış ve kalkınma çabalarına katkıda bulunan tüm kardeş ve dost milletlere de şükranlarımızı sunuyoruz.
Değerli katılımcılar, Yemen’in karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen, devlet yapısını ve konumunu yeniden kurmak için gerekli tarihe, konuma, kaynaklara ve insan potansiyeline sahiptir. Gerçek bir bölgesel ve uluslararası ortaklığın, özellikle Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkimizin, Yemen’in toparlanması, yeniden inşası ve kalkınması için hayati bir katalizör olabileceğine inanıyoruz.
Bu toplantının ne kazandıracağını bilmiyorum. Önemi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı’nın katıldığı Riyad Zirvesi ile aynı zamana denk gelmesinde yatıyor. Milletin özlem duyduğu bu zirve, inançlarımızı, egemenliğimizi ve bir ulus olarak onurumuzu korumak için bir dayanak noktası olacaktır.
Arap ve İslam ülkeleri. Ayrıca, bu platformdan, tüm Arap ve İslam ülkelerindeki büyük çoğunluğun arzuladığı bu toplantıya herkesin katılmasını rica ediyoruz. Ayrıca, Yemen ve Türk kurumları, şahsiyetleri, konuşmacıları ve araştırmacıları da içeren, geçtiğimiz aylarda özveriyle ve sadakatle çalışan hazırlık takip komitesine içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum.
Bu etkinliğin başarısına katkıda bulunan herkese, ayrıca Üniversite yönetimine de teşekkür ve takdirlerimi sunmalıyım. Uzun yıllara dayanan geleneğini bildiğimiz için foruma ev sahipliği yapmayı seçtiğimiz bu tarihi üniversite.
Ve nesillere sunduğu bilgi ve önemli eserler için onlara binlerce teşekkür. Allah’tan forumun çalışmalarına başarı vermesini ve sonuçlarının Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yenilenmiş bir iş birliği ve ortaklık yoluna yol açmasını niyaz ediyoruz.
Yaşasın özgür, güçlü ve birleşik Yemen Cumhuriyeti. Yaşasın Yemen-Türk kardeşliği. Selamün aleyküm ve Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya da şöyle Konuştu: ” Sayın Yemen büyükelçisi, Saygıdeğer misafirler Türkiye’deki Yemen toplumunun değerli temsilcileri. Hepinizi şahsım ve bakanlığım adına saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye-Yemen forumu vesilesiyle ülkemizin en köklü ve saygın yükseköğrenim kurumlarından biri olan Ankara üniversitesi’nde sizlerle bir arada olmaktan duyduğum onuru tekrarlamak isterim.
Türkiye ile Yemen arasındaki ilişkiler, zengin bir tarihsel hafızaya ve derin bağlara dayanmaktadır. Şehitlerimizi bağırılarına basan kardeş yemen halkı, ecdadımızın ebedi istirahatgahına sahip çıkmaya devam ediyor.
Yaklaşık 400 yıl Kader birliği yaptığımız Yemen halkıyla bu dostlukla dayanışmamız, bugün de ilişkilerimizi geliştirmemizde sağlam bir zemin teşkil ediyor.
Bu ortak miras, ülkelerimiz arasındaki bağların ve işbirliğimizin temel harcıdır. Değerli konuklar ne yazık ki kadim medeniyet düzey güzel ülke Yemen 10 yılı aşkın bir süredir çatışmaların ve bölgesel gerginliklerin ağır yükünü ve yıkıcı sonuçlarını göğüslemeye devam ediyor. İçtenlikle ifade etmek isterim ki, kardeş yemen halkının çektiği sıkıntıları ve acıları bizler de yüreklerimizde her daim hissediyoruz.
Temennimiz ve en büyük arzumuz, Yemenli kardeşlerimizin hak ettiği huzur, refah ve istikrara bir an önce kavuşmasıdır. Türkiye olarak Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü daima savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Bu trajediyi sona erdirmenin yegane yolunun kapsayıcı bir siyasiyasi diyalogdan geçtiğine inanmaktayız.
Bu çerçevede, kalıcı bir barışa ulaşılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik çabaları ve uluslararası girişimleri gönülden de destekliyoruz. Cumhurbaşkanlığı liderlik konseyi başkanı Reşat, el Alemi ve Başbakan Al Zindani başkanlığındaki Yemen meşru hükümetine, kritik bir dönemde üstlendikleri bu zorlu görevlerinde başarılar diliyorum.
Başbakan sayın Al Zindani’yi Antalya diplomatik torunu vesilesiyle ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk.
Cumhurbaşkanı, liderlik konseyi’nin ve hükümetin toplumsal barışı, milli birliğiyle istikrarı güçlendirme Yolu’nda attıkları adımların, Yemen’in hak ettiği barışa ve huzura erişmesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Değerli konuklar, zorlu şartlara rağmen Türkiye ile Yemen arasındaki ticari ve kültürel münasebetlerin artarak devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yemenli öğrencilerin yüksek öğrenimlerine ülkemizde sürdürme yönündeki güçlü ilgisini memnuniyetle takip ediyoruz.
Bu doğrultuda, Türkiye bursları aracılığıyla Yemenli öğrencilerin eğitimlerine destek vermekteyiz, Yemen halkının gündelik yaşamındaki zorluklarına bir nebze olsun hafifletmek bizim için bir kardeşlik borcudur. Ülkemiz, tüm imkanları ile Yemenli kardeşlerimizin yanında durmaya devam ediyor. AFAD, TİKA ve Türk Kızılay’ı başta olmak üzere kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aracılığıyla insani yardımları ve kalkınma desteklerini kararlılıkla sürdürmekteyiz.
Sağlıktan eğitime, gıda yardımından altyapı desteklerine kadar her alanda Yemenli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için her daim hazırız. Değerli misafirler, Yemen’in huzuru ve istikrarı yalnızca Yemenli kardeşlerimiz için değil, Kızıldeniz’in Doğu Akdeniz’in ve tüm Orta Doğu’nun güvenliği bakımından kritik bir öneme haizdir. Son zamanlarda Kuzıldeniz’de yaşanan gerilimlerin ve çatışmaların bu bölgeye yayılması bir endişe kaynağı teşkil etmektedir.
Bu kaygılara, gidermenin yolunun bölgede yeni bir güvenlik mimarisi tesis edilmesinden geçtiğine inanmaktayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket ederek haklı aktörlerle bu forumun aramızdaki tarihi bağların daha geniş kitlere duyurulmasını ve yeni işbirliği kapılarının aralanmasına vesile olacağına da inancımız tamdır.
Yemen’in huzur ve barışa kavuşacağına yürekten inanıyor, hepinizi saygı ve sevgi sevgiyle selamlıyorum.
Konuşmaların hemen ardından sahne alan orkestra, Yemen türkülerinin de yer aldığı bir konser verdi.
Yemen – Türkiye Forumu hatıra fotoğraf çekimleriyle sona erdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.