Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Şehirlerimizin tamamını binalarıyla, donanımıyla, teçhizatıyla, ambulansıyla en modern sağlık hizmetlerine kavuşturduk. İzmir’de olduğu gibi pek çok yerde faaliyete geçen şehir hastaneleriyle, sağlık hizmetlerini dünya standartlarının üstünde bir seviyeye taşıdık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesinin açılışında yaptığı konuşmada, 2 bin 60 yataklı şehir hastanesinin ve bağlantı yollarının hayırlı olmasını diledi.
Hastanenin 628 bin metrekareyi bulan kapalı alanı yüksek yatak kapasitesi, yoğun bakımları, ameliyathaneleri, kapalı-açık otopark ve diğer birimleriyle İzmir’e yakışır bir eser olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Laf değil, icraat… Bu dev hastanenin altyapısı, buranın yollarıyla alakalı, ‘acaba yollarını kim yaptı?’ diye de sorarsınız değil mi? Kimin yapması lazım? Büyükşehir Belediyesinin yapması lazım. Peki, Büyükşehir Belediyesi buranın altyapı olarak yollarını yaptı mı? Hayır… Sağ olsun Ulaştırma Bakanlığımız devreye girdi. Şu ilk etabı hâllettik ama yetmez. İnşallah ikinci etabını da yine Ulaştırma Bakanlığımız en güzel şekliyle yapacak ve hastanemize ulaşım daha da kolaylaşacak. Çünkü hastane yapınca ulaşım şart.”
“İZMİR ŞEHİR HASTANESİ SADECE ÜLKEMİZİN DEĞİL DÜNYANIN EN BÜYÜK SAĞLIK KOMPLEKSLERİNDEN BİRİDİR”
Hastaneye hızlı, emniyetli ve konforlu bir erişim için inşa ettikleri 4 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolunu ve kavşağını da hizmete açtıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İzmir Şehir Hastanesi sadece ülkemizin değil dünyanın en büyük, en yüksek kapasiteli, en modern sağlık komplekslerinden biridir. Bünyesinde 6 ayrı hastaneyi barındıran bu muhteşem yatırım, bizim eser ve hizmet siyasetimizin önemli bir nişanesidir. Şimdi seçimlere gidiyoruz. Bu seçimlerle birlikte inanıyorum ki güzel İzmir’imizin güzel insanları burada Hamza Dağ kardeşimizi büyükşehirin başına getirecek ve böylece altyapı noktasında da İzmir’imizin bu çileleri sona erecektir. Daha önce Manisa-İzmir arasında Sabuncu Beli Tüneli’ni yaptık. Aynı şekilde yine sahilde birçok yolu yaptık, Konak Tüneli’ni yaptık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek dönemde gerek merkezi yönetim gerek büyükşehir belediyesi olarak el ele vererek bütün altyapı sorunlarını ortadan kaldıracaklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu projenin, ülkenin ortak değerlerinin, milletin sembol isimlerinin arkasına gizlenerek hiçbir eser ve hizmet üretmeden yıllarca şehrin sırtına yük olanlara ibret teşkil etmesini diliyoruz” diye konuştu.
AK Parti’nin 2002’de göreve geldiğinde millete bir söz verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demiştik ki ülkemizi eğitim, sağlık, adalet, güvenlik üzerinde yükselteceğiz. Daha sonra buna ulaşımdan enerjiye, spordan sosyal desteklere, pek çok başlığı ekledik. Bugün 21 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmiş olmanın bahtiyarlığı içindeyiz” ifadesini kullandı.
Eğitim alanında okulların neredeyse tamamını yeniden inşa ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin en iyi şekilde yetişmesini sağlamak için 800 bin yeni öğretmen atadıklarını ayrıca üniversite öğrenimini herkes için hak hâline getirdiklerini vurguladı.
“Darbecilerin yıktığı mesleki eğitim sistemini yeniden ayağa kaldırdık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Sağlık dedik, şehirlerimizin tamamını binalarıyla, donanımıyla, teçhizatıyla, ambulansıyla en modern sağlık hizmetlerine kavuşturduk. İzmir’de olduğu gibi pek çok yerde faaliyete geçen şehir hastaneleriyle sağlık hizmetlerini dünya standartlarının üstünde bir seviyeye taşıdık. Yaklaşık 310 bini doktor olmak üzere 1,5 milyona yakın sağlık çalışanıyla bu alandaki insan kaynağımızı güçlendirdik. Önümüzdeki ay kamuya 15 bini hemşire olmak üzere 35 bin sağlık personeli daha alıyoruz. Ülke genelinde 2,5 milyon kişiye evde sağlık hizmeti vererek hizmeti insanımızın ayağına götürdük.”
“TERÖRÜ KAYNAĞINDA KURUTMA STRATEJİSİNE GEÇTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güvenlik dedik, terör örgütlerinin başını ezerek insanlarımızın huzur içinde hayatını sürdürmesini sağladık. Sınırlarımızın güvenliğini artırarak terörü kaynağında kurutma stratejisine geçtik. Askeriyle, polisiyle, jandarmasıyla, istihbaratıyla Türkiye’yi dünyanın en sorunlu bölgesinin en güvenli ülkesi hâline getirdik. Bitmedi, adalet dedik, yargı teşkilatımızı binasından personeline kadar baştan aşağı milletimize en iyi hizmeti vereceği altyapıya kavuşturduk. Geçmişte vesayetin daha sonra FETÖ’nün güdümünde itibar kaybeden adalet sistemimizi, adına karar verdiği milletimizin emrine amade kıldık. Yargılama sürelerini kısaltacak tedbirleri alarak adaletin hızla tesisine zemin hazırladık” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunu 6 kilometreden 30 bin kilometreye yaklaştırdıklarını söyledi.
Tünel, köprü, otoyol, hızlı ve yüksek hızlı tren hatları ve havalimanlarıyla kalkınmanın temel altyapısı olan ulaşım hatlarını çeşitlendirip güçlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir-Ankara yüksek hızlı tren hattını da etap etap hizmete alarak bu alandaki çalışmaları taçlandıracaklarını ifade etti.
Bir kısmı da İzmir’de olmak üzere yapılan stadyumlar, spor alanları, atletizm pistleri, havuzlar ve diğer tesislerle ülkeyi baştan sona donattıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece lisanslı sporcu sayımızı 15 milyonun, faal sporcu sayımız 4 milyonun üzerine çıkardık. Müsabakalarda kazandığımız 7 bin 400’den fazla madalyayla spor alanında verdiğimiz emeklerimizin karşılığını aldık” diye konuştu.
“1 MİLYONA YAKIN KONUT VE İŞ YERİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ UYGULADIK”
Millî gelirden ayrılan payı üç katına çıkartarak devletin ülkedeki kimsesizlerin kimsesi olduğunu gösterdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimsesiz çocuklardan yaşlılara, engellilerden dul kadınlara kadar tüm dezavantajlı kesimlere sahip çıktık. Bugün ülkemizdeki 4 milyon hane ve 6,5 milyon çocuğa ulaşan sosyal destek sistemimizle dünyanın örnek aldığı bir seviyeye geldik. Toplu konutta 1 milyon 314 bin inşaatta insanımızın modern, depreme dayanıklı, huzurlu yuvalara kavuşmasına öncülük ettik. 81 vilayetimize yayılan hizmete açılmış ve açılışa hazır hâle gelmiş 222 millet bahçesi ile şehirlerimizde yaşayan insanlarımızın hayat kalitesini artırdık” ifadelerini kullandı.
Atık su arıtma, düzenli depolama, hava ve su kalitesi kontrolü sistemleri ile çevreye duyarlı hayat alanları oluşturduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 1 milyona yakın konut ve iş yerinde kentsel dönüşüm projesi uyguladık. Gördüğünüz gibi ülkemize yaptığımız eser ve hizmetleri değil saatlerce, günlerce anlatsak bitmez. İzmir Şehir Hastanemiz ve bağlantı yolları da işte bu eser zincirine eklediğimiz son halkadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iki projenin de hayata geçirilmesinde emeği olanları tebrik etti.
“TÜRKİYE’NİN GÜVEN VE İSTİKRAR İKLİMİNİ KORUMAYA HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYACI BULUNUYOR”
Ülkenin geçen mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini başarıyla gerçekleştirdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de önümüzde mahalli idareler seçimleri var. İnşallah bu seçimleri de huzur içinde, hizmet yarışı şeklinde tamamlayacağız. Bölgemizde ve dünyada güç dengelerinin değiştiği, siyasi ve ekonomik krizlerin, çatışmaların derinleştiği bir dönemde Türkiye’nin güven ve istikrar iklimini korumaya her zamankinden daha çok ihtiyacı bulunuyor” diye konuştu.
Geride kalan 17 seçimin her biri gibi bu seçimin de ülkeyi siyasi açıdan istikrarsızlığa, ekonomik bakımdan çöküşe, sosyal yönden çatışmaya sürüklemenin vesilesi hâline getirmek isteyenlerin boş durmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gün bir yalan, fitne, bir başka düzenbazlıkla milletin karamsarlık bataklığına itilmeye çalışıldığını belirtti.
Bu şekilde tercihleri etkileyerek Türkiye’yi yeniden kendi senaryolarındaki konuma çekmek isteyenler olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Emin olun bu senaryonun tek bir satırı dahi ülkemizin ve milletin hayrına değildir. Kuzeyinden güneyine doğusundan batısına şöyle bir bölgemize ve dünyaya bakarsanız bu senaryolara tabi olup da huzur ve güven içinde yaşayan hiçbir ülke, hiçbir toplum göremezsiniz. Türkiye, tıpkı ecdadın, Cumhuriyetimizin kurucularının hayal ettiği gibi siyasi, ekonomik ve askerî olarak bağımsız bir güç hâline gelebildiği için bugün böylesine dik bir duruş sergileyebiliyor. Elbette bu duruşun bir bedeli var ama istiklalimizden emin olmanın, istikbalimize güvenle bakabilmenin değeri ödediğimiz bedelden çok daha fazladır. Milletimden son dönemde kamuoyunda dedikodular ve spekülasyonlar üzerinden yürütülen kampanyalara bir de bu gözle bakmasını istiyorum. Biz tüm bu tuzakları bozarak yolumuza devam ederken hiçbir zaman asıl hedeflerimizden kopmuyor, asıl mücadelemizden taviz vermiyoruz.”
“VERDİĞİMİZ MÜCADELEDE BUGÜNE KADAR EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ MİLLETİMİZİN DESTEĞİ OLMUŞTUR”
Her dönemde olduğu gibi bugün de kendilerini en iyi milletin anladığına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Verdiğimiz mücadelede bugüne kadar en büyük gücümüz milletimizin desteği olmuştur. Bundan sonra da erkeğiyle kadınıyla, genciyle yaşlısıyla bu ülkenin 85 milyonunun duası ve desteğiyle yolumuza devam edeceğiz. Çünkü biz bu milleti tarifsiz duygularla seviyoruz. Çünkü biz bu milleti özellikle yapacağımız hizmetlerle ibadet mertebesinde görüyor ve seviyoruz. Çünkü biz medeniyetimizin ve tarihimizin son kalesi bu ülkeyi mutlaka dünyada hak ettiği yere yükseltmek istiyoruz. İzmir’in de bu kutlu mücadelede bize güç, destek, heyecan vermesini bekliyoruz.”
Dünyadaki en büyük mutluluğun sağlık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesinin hayırla vesile olması temennisinde bulunarak, hastanenin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hitabının ardından İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi ve bağlantı yollarının açılışını, sağlık çalışanlarıyla beraber kurdele keserek yaptı. Daha sonra hastanede incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi.
Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi.
Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95’inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi.
Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi nedeniyle bulunduğu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.