“Tarımda Kadının Yeri” temasıyla gerçekleştirilen 4’üncü IAOM Eurasia Konferansı ve Sergisi istanbul Hilton Bomonti otelde düzenlendi.
Dünya tahıl sektörüne yön veren 4’üncü IAOM Eurasia Konferansı ve Sergisi”nin açılışına Ticaret Bakanı Ömer Bolat katıldı ve bir konuşma yaptı.
Bolat, tarım sektörü ile ticaretin birbirinden ayrılmaz iki önemli sektör olduğunun altını çizerek, dünyada kıyamete kadar yok olmayacak üç önemli sektörün var olduğunu, bu sektörlerin gıda, giyim ve inşaat olduğunu bildirdi.
Ömer Bolat, Türkiye’de de tarım ve gıda sektörünün ülke ekonomisinde çok önemli yere sahip olduğunu vurgulayarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Gerek milli gelirimizdeki payı gerek istihdamdaki gerek iç ticaretteki gerekse dış ticaretteki payı itibarıyla tarım ve gıda sektörü çok büyük önem taşımaktan . Tarladan marketlerdeki zincirlere kadar ulaşımda zincire baktığımızda yaklaşık 10 milyona yakın insanımızın bu sektörde ekmek yediğini, iş yaptığını, para kazandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Burada iftiharla vurgulamak isterim ki Türkiye’miz, tarım ve gıda sektöründe Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın, hükümetimizin çok büyük ve yoğun çalışmaları sonucunda üretimini dolar bazında son 22 yılda 3 katına yükseltmiştir, 24 milyar dolar üretimden 74 buçuk milyar dolar üretime yükseltmiştir. Bunun yanında nüfusumuzun da bu 22 yılda 65 milyon kişiden 86 milyona yaklaştığını ifade etmek isterim.
Yani nüfusumuzdaki artışta yüzde 33, üçte bir seviyesinde oldu. Ayrıca 12 milyon turiste ev sahipliği yaparken 62 milyon turiste ev sahipliği yapan bir konuma yükseldi. Bu nedenle hem vatandaşlarımızın gıda ihtiyaçları hem de ülkemize misafir gelen turistler açısından gıda sektörü bakımından Türkiye dünyada kendi kendine yeterli nadir ülkelerden biri konumundadır. Bir de Cenab-Allah’ın bahşettiği bereketli, verimli topraklarında hemen her tür üretimin, yağlı tohumlar, hububat, sebze, meyve, kuruyemişler gibi birçok ürünlerin, lezzetli ürünlerin yetiştirildiği güzel bir coğrafyaya ve ülkeye sahibiz. Hatta son yıllarda tropikal ülkelerde üretilen meyvelerin, sebzelerin dahi Türkiye’de üretiminin hızla artmakta olduğunu görüyoruz.”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, gıda sektöründe önceliğin vatandaşların gıda arz güvenliği olduğunu, sonrasında üretimin fazlası olduğu durumda ihracat yoluyla yeni pazarlar bulma, yurt dışındaki müşterilere beğenilerine göre ürünleri ihraç etme yükümlülükleri olduğunu dile getirdi.
Bolat, “Bu anlamda da ülkemiz önemli bir aşama kaydetti. Üretimini dolar bazında 3 katı artırırken aynı zamanda ihracat olarak da 22 yılda 3 milyar dolar civarında bir ihracattan 32 buçuk milyar dolar ihracata geçen yıl ulaşmayı başarmış bulunmaktayız. Yaklaşık 10 katı bir artışla ve bunların içinde baktığımızda en önemlilerinin hububat ürünleri olduğunu görmekteyiz, 12 milyar dolar. Yaş meyve, sebze var 3 virgül 2 milyar dolar, su ürünleri, hayvansal mamuller yine 3 virgül 4 milyar dolar, meyve ve sebze 2 virgül 7 milyar dolar, fındık mamulleri 2 virgül 6 kuru meyve ürünlerinde de 1 virgül 8, zeytin ve zeytinyağı da 813 milyon dolar, ana kalemler itibarıyla.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin idari yapılanmasında tarım ve gıda üretiminde Tarım ve Orman Bakanlığının ana yetkili ve sorumlu makam olduğunu belirten Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve ekibinin önceki bakanlar ve idareciler gibi tarımsal üretimin 3 katı artışında çok önemli rol oynadıklarını söyledi.
Bakan Bolat, “Burada tarım üretiminin hemen akabinde pazara ulaştıktan sonraki fiyat oluşumu açısından, tabii tüketicilerin de makul fiyatlarda gıda ürünlerini tüketmelerini sağlama konusunda da Ticaret Bakanlığı devreye giriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı koordineli bir şekilde özellikle tüketim rakamları, üretim rakamları, stok durumları ve piyasa fiyatları noktasında koordineli çalışarak enflasyon ve gıda ürünlerinde vatandaşı rahatsız edebilecek fiyat artışlarını önleme konusunda istişareyle önemli kararlar alıyorlar. Bazen Hazine ve Maliye Bakanlığı da bu konuda devreye giriyor, üçlü koordinasyonla gıda komitesinde sıkça buluşarak, görüşerek bu kararları alıyoruz.” şeklinde konuştu.
Ticaret Bakanlığının mal ve hizmet ihracatı, ithalatı, gümrüklerin yönetimi, lisanslı depoculuk, iç ticaret, tüketicinin korunması, ürün güvenliği gibi alanlardan sorumlu ve yetkili makam konumunda olduğunu dile getiren Bolat, gıda boyutunda Tarım ve Orman Bakanlığı ile yakın çalıştığını ifade etti.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin, sadece üretim boyutuyla değil, Avrasya coğrafyasındaki önemli konumu itibarıyla da hem genel ticaret açısından sanayi, hizmetler, tarım, madencilik hem de özellikle arz güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Ömer Bolat, Türkiye’nin, Kovid-19 ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başladığı dönemde de diğer kritik zamanlarda da dünya piyasaları için stratejik önemini ortaya koyarak dengeleyici bir rol oynadığını belirterek şunları ifade etti: “Rusya-Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Karadeniz’de ulaşımın mümkün olmadığı boyutta Karadeniz Tahıl Girişimi’nde Birleşmiş Milletler (BM) ile beraber ana rol oynayarak, BM ve Türkiye olarak masada çok önemli bir tahıl anlaşması yapılarak bir yılda 33 milyon ton tahılın özellikle ihtiyaç duyan başta Afrika ülkeleri olmak üzere dünya pazarlarına ulaşmasını sağlamış bulunmaktayız. Binden fazla gemilerle bu ürünler taşınmıştı. Özellikle bu hububat ve yağlı tohumlar piyasasında arz güvenliği açısından ve fiyat hareketleri ve fiyatlardaki büyük yükselişleri frenleme anlamında çok önemli bir rol oynadık. Bizim bu stratejik konumumuzun ticaretteki karşılığı şöyledir, 4 saatlik bir uçuş mesafesinde 1,5 milyar insana ulaşabilmek, 67 ülkeye ulaşabilmek… ve bu 67 ülke neredeyse dünya üretiminin yüzde 45’i, 51 virgül 2 trilyon dolarlık üretime ve 25 trilyon dolarlık da ithalat-ihracat hacmine sahip ülkeler konumunda ve Türkiye bu Avrasya coğrafyasının merkezi bir ülkesi konumundadır.”
Temel besin maddelerinin başında buğdayın geldiğini söyleyen Bolat, Türkiye’nin dünya buğday üretiminde ilk 10’a giren önemli bir oyuncu olduğuna işaret etti.
Bakan Bolat, Çin, Hindistan, Rusya ve ABD’nin önde gelen önemli üretici ve ihracatçı ülkeler olduğunu belirterek, “Bizde de özellikle üretimin pik yaptığı 2023’te 22 milyon ton buğday üretimi başarılmıştı. Bu sene itibarıyla da Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın ilk tahmin raporunda 19 virgül 6 milyon ton buğday üretimi gerçekleşmesini bekliyoruz ve burada tabii buğdayda kendimize yeterlilik anlamında üretim yeterliliği yanında gerek ihraca gerekse un, makarna ve diğer katma değerli ürünlerin üretimi ve ticaretiyle de aktif bir rol oynuyoruz. Özellikle un ihracatında dünyada birinci, makarna ihracatında da dünyada ikinci konumundayız.” İfadesini kullandı.
Ömer Bolat, dünyanın, Kovid-19 ile tarımsal üretim ve gıda üretiminin hayati önemini canlı canlı yaşadığını, özellikle son 10-15 senede artan iklim değişikliğinin sebebiyet verdiği aşırı yağışlar, soğuklar ve kuraklık gibi tabiat değişikliğinden kaynaklanan olumsuz şartlardan da çok çabuk etkilenebildiğini dile getirdi.
Bu konuda tüm hükümetler gibi kendilerinin de üretim, tüketim dengeleri ve stok dengeleri açısından kritik kararlar aldıklarını ifade eden Bolat, “Bu noktada dünyanın ortak sorunu iklim değişikliği. Çok önemli kararlar, anlaşmalar, taahhütler yapılıyor. Biz de Türkiye olarak İklim Kanunu’nu 1,5 ay kadar önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkardık ve 2021’de de Paris İklim Anlaşması’nı kabul ederek 2053’e kadar küresel ısınmada ‘sıfır’ hedefini benimseyerek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Avrupa Birliği’nin Yeşil Ekonomi Mutabakatı’na da uyum programımız hızla devam etmekte ve 2026’da başlayacak sınırda karbon vergi düzenlemeleri, ticaret emisyon sistemi gibi uygulamalar bizim iklim değişikliği kanunumuzla da mevzuatımıza girmiştir.” şeklinde konuştu.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bakanlık olarak tarımsal ticarette önemli destekler sağladıklarını belirterek, Turquality, Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi ve Gıda ve Tarım İhracatlarında Teknik Engellerin Aşılması projeleriyle verilen destekleri anlattı.
Açılış konuşmalarından hemen sonra Bolat ve beraberindekiler, “4. IAOM Eurasia Konferansı ve Sergisi”ne katılan şirketlerin stantlarını ziyaret etti ve konunun uzmanlarından bilgi aldı.
Ticaret Bakanı Ömer BOLAT, konferanstan sonra TÜYAP DÜNYA GIDA FUARINI ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.