Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüzyılın Konut Projesi Programı”nda yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı’nda, yüzyılın konut projesini hayata geçiriyor, 500 bin sosyal konut seferberliğimizi başlatıyoruz. Projemizle 81 ilimizin tamamına toplam 500 bin konut yapacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Başakşehir’de düzenlenen “Yüzyılın Konut Projesi Programı”na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un dört bir yanındaki vatandaşlara selamlarını gönderdi. Sosyal medya platformlarından ve radyo kanallarından kendisini takip edenlere de en kalbi muhabbetlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların karşısına her zaman olduğu gibi yeni projeler ve yatırımlarla çıkmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, heyecanıyla, ümidiyle ve enerjisiyle salonu dolduran katılımcılara ayrı ayrı teşekkür ederek, salondaki dayanışma tablosuyla yine herkese çok güçlü bir mesaj verdiklerini söyledi.
Allah’tan birlik ile beraberliklerini ve muhabbetlerini daim eylemesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde müjdesini verdikleri “Yüzyılın Konut Projesi”nin tanıtımı için bir arada olduklarını kaydetti.
“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SOSYAL DEVLET PROJELERİNDEN BİRİNİ DAHA HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün yeni umutlarla, yediden yetmişe tüm vatandaşlarımızı heyecanlandıran yeni konut hamleleriyle güzel İstanbul’umuzdayız. Bu eşsiz gururu beraber paylaştığımız her bir kardeşime ‘Hoş geldiniz, şeref verdiniz, sefalar getirdiniz.’ diyorum. Yalnızca İstanbul için değil, ülkemiz için de bir dönüm noktası olacak bu projemizin detaylarını birazdan sizlerle paylaşacağım. Türkiye’nin en büyük sosyal devlet projelerinden birini daha hayata geçirmeye başlayacak ve hep beraber ‘Ev sahibi Türkiye’ diyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başakşehir’in siyasi hayatında çok özel bir konumu olduğunu, İstanbul’da ilk toplu konut uygulamasını da yine burada başlattıklarını, temellerini burada attığını aktardı.
Bu uygulamanın başarılı olduğunu, şöhretinin kısa sürede İstanbul sınırlarını aşarak tüm Türkiye’nin örnek aldığı bir model hâline geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bu projemiz de yeni bir dönemi farklı bir şekilde başlatacaktır. Millete hizmet sevdamızın en büyük nişanelerinden olan konut projemizin şimdiden ülkemize, milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza, TOKİ’ye ve projeye destek veren tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“TAM 23 YILDIR İHTİYAÇ DUYDUĞU HER AN MİLLETİMİZİN YANINDA OLDUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kasım ayında millete hizmet yolunda tam 23 yılı, yani neredeyse çeyrek yüzyılı geride bırakacaklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bakın, iş başına geldiğimizde dedik ki ‘Bizim görevimiz insanımızın hayat standardını yükseltmektir. Görevimiz devletin sosyal sorumluluklarını yerine getirmesini sağlamaktır. Bizim sorumluluğumuz dünyanın en gelişmiş, en müreffeh ülkeleri arasında yer alabilmek için soluksuz çalışmaktır.’ Çok şükür, o günden bu yana 23 yıl geçti. Tam 23 yıldır ihtiyaç duyduğu her an milletimizin yanında olduk. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 86 milyon vatandaşımızın tamamına hizmet götürdük.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet sadece laf ve polemik üretirken kendilerinin vatandaşların her türlü ihtiyacına hızlı ve etkin çözümler ürettiklerini söyledi.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” prensibiyle devletin imkânlarını millet için seferber ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de aynı kararlılıkla çalıştıklarını, eser ve hizmetlere her gün bir yenisini eklediklerini kaydetti.
“MİLYONLARCA KARDEŞİMİZİN YUVASINI VE İŞ YERİNİ DÖNÜŞTÜRDÜK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, rehavete kapılmayıp, ivme kaybetmeyip, vitesi asla düşürmeden ve hız kesmeden yola tam gaz devam ettiklerini belirterek, milletin her ihtiyacını karşılamayı, her haneye umut, güven, mutluluk taşımayı sürdürdüklerini dile getirdi.
Her ailenin sıcak bir yuvaya, güvenli bir konuta kavuşması ve barınma ihtiyacını en düşük maliyetlerle karşılamasının kendileri için vazgeçilmez olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatırlayacaksınız Türkiye’nin kentsel dönüşüm seferberliğine 2012’de İstanbul’dan start vermiştik. 13 yıl önce modern ve güvenli şehircilik noktasında önemli bir adımı Başakşehir’de atmıştık. O tarihten itibaren milyonlarca kardeşimizin yuvasını ve iş yerini dönüştürdük” diye konuştu.
“TOKİ, ÇOK BÜYÜK BAŞARILARA İMZA ATTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi bir uçtan diğer uca yepyeni yaşam alanlarıyla donattıklarını, şehirleri, meydanları, cadde ve sokakları iyileştirip güzelleştirdiklerini aktararak, “Buralar çamur, çukur, çöp, bu hâldeydi, şimdi ne h’ale geldi. Burası böyleyken Bağcılar farklı mıydı? Küçükçekmece farklı mıydı? Avcılar farklı mıydı? Hepsi aynıydı. Hepsini de dönüştürdük. On binlerce ailemizi yeni yuvalarıyla buluşturduk. Dar gelirli kardeşlerimizin yüzlerini güldürdük” ifadelerini kullandı.
Kendi evlerini inşa edebilmeleri için altyapısı hazır arsaları vatandaşlara sunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ana muhalefetin her fırsatta eleştirdiği TOKİ, çok büyük başarılara imza attı. TOKİ’yi bile imrendirecek dedikleri projeyi bile ellerine, yüzlerine bulaştırdılar. Bu muhalefetin en başarılı, en kabiliyetli yanı neydi? Çöp, çukur, çamur. Ev sahibi olmak umuduyla kendilerine güvenen insanlarımızı mağdur ettiler. Güya TOKİ’ye rakip olmak için çıktıkları yolda dolandırıcılıktan mahkemeye düştüler. Biz ise bugüne kadar tam 1 milyon 740 bin sosyal konutu milletimizin emrine verdik.”
“MİLLETE BEDAVA EV SÖZÜ VERENLERİN SESİ SOLUĞU ÇIKMAZKEN MALATYA’DA 304 BİNİNCİ KONUTUMUZU TESLİM ETTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dar gelirli 5 milyon vatandaşı camileriyle parklarıyla yürüyüş yollarıyla modern, sağlam ve çevre dostu yaşam alanlarına kavuşturduklarını belirtti.
Afet bölgelerinde de çok büyük bir gayret ortaya koyduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta 6 Şubat’ta yaşamını yitirenler olmak üzere ebediyete uğurlananları geri getirmenin mümkün olmadığını, ama şehirleri yeniden dizayn etmenin, depreme dayanıklı evler inşa etmenin kendi ellerinde olduğunu dile getirdi.
“Unutmayalım ki tedbir bizden takdir Allah’tandır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir eksik nokta bırakmadan tedbir almakla mükellef olduklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, afet bölgesindeki vatandaşların yaralarını sarmak için çok boyutlu bir çalışma yürüttüklerine vurgu yaparak, şunları dile getirdi: “Doğrudan maliyeti 104 milyar doları, dolaylı maliyeti 150 milyar doları bulan ağır bir deprem faturasına rağmen ümidimizi asla kaybetmiyoruz. Dünyada hemen hiçbir ülkenin taşıyamayacağı ağır bir yükün altından biz alnımızın akıyla kalkıyoruz. Tamamlanan konut ve iş yerlerimizin teslimi hamdolsun başladı. Millete bedava ev sözü verenlerin sesi soluğu çıkmazken biz geçen ay Malatya’da 304 bininci konutumuzu hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Bir ay sonra inşallah 350 bininci yuvamızın anahtarlarını da aynı şekilde afetzede kardeşlerimize takdim edeceğiz. Yılbaşı’na kadar 453 bin afet konutunu depremzede vatandaşlarımıza gönül huzuruyla sorunsuz, sıkıntısız teslim edeceğiz.”
“YÜZYILIN KONUT PROJESİ’Nİ HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Yeni yuvasına kavuşmamış tek bir vatandaş kalmayıncaya kadar ter dökmeye kararlılıkla devam edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet için ortaya koydukları tüm bu çabaları yeni bir projeyle taçlandırdıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni konut projesinin detaylarını da açıklayarak, şunları kaydetti: “Türkiye Yüzyılı’nda Yüzyılın Konut Projesi’ni hayata geçiriyor, 500 bin sosyal konut seferberliğimizi başlatıyoruz. Projemizle 81 ilimizin tamamına toplam 500 bin konut yapacağız. Bu 500 bin konutun 100 binini İstanbul’a ayırdık. İstanbul’umuzun her iki yakasında toplam 100 bin konut inşa edeceğiz. Ankara’ya 30 bin, İzmir’e 21 bin, Bursa, Gaziantep ve Konya’ya 13 bin, Hatay ve Diyarbakır’a ise 12 bin yeni yuva kazandıracağız. Emanetlerine gözümüz gibi baktığımız şehitlerimizin kıymetli ailelerine, kahraman gazilerimize ve engelli kardeşlerimize yüzde 5 oranında ayrı bir kontenjan ayırdık. Aynı şekilde 3 ve daha fazla çocuğu olan ailelerimize yüzde 10’luk bir kontenjan tahsis ettik. Yıllar yılı çalışmış, emeğiyle hizmetiyle bu ülkeye değer katmış emeklilerimizi tabii ki unutmadık. Emekli vatandaşlarımıza da proje kapsamında yüzde 20 kontenjan ayırdık.”
Bir şeyi de ayrıca ifade etmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu konutları nasıl ki devlet olarak kendileri inşa ediyorsa, geleceği de bu ülkenin gençlerinin inşa edeceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı”nın mimarlarının, büyük ve güçlü Türkiye’nin mihmandarlarının gençler olacağını belirtti.
“PROJEMİZİN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜNÜ GENÇLERİMİZE AYIRDIK”
Gençlere ayrı bir önem verdiklerini, istikbali emanet ettikleri gençlerin üzerine titrediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “500 bin sosyal konut projemizin de çok önemli bir bölümünü yine gençlerimize ayırdık. Konut projemizdeki yuvaların yüzde 20’sini 18-30 yaş aralığındaki gençlerimize tahsis ediyoruz. Eğitimden iş hayatına, barınmadan ulaşıma, gençlerimizi her alanda desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşa edeceğimiz konutlar 2+1 ve 1+1 evlerden oluşacak. Evlerimizin tamamı yatay mimariye ve geleneksel dokuya uygun şekilde tasarlanacak. Projemize 18 yaşını doldurmuş tüm vatandaşlarımız başvurabilecek ancak önceliğimiz henüz evi olmayan vatandaşlarımızadır. Önce bu kardeşlerimizi ev sahibi yapmak istiyoruz. Bundan dolayı tapuda eşi veya çocuklarının üzerine kayıtlı evi olanlar bu aşamada başvuru yapamayacak” diye konuştu.
“TOKİ ELİYLE KİRALAMA SİSTEMİNİ KURUYORUZ”
Hassasiyet taşıdıkları bir diğer hususu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Asrın felaketinin ardından pek çok vatandaşımız yaşadıkları şehirlerden başka illere taşınmak durumunda kaldı. Bu kardeşlerimizin büyük bir bölümü onarım ve yeniden inşaat çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte memleketlerine döndüler. Projeye başvuru yapmak isteyen deprem bölgesindeki vatandaşlarımız için nüfus kayıt örneği veya 1 yıl ikamet şartı yeterli olacak. Bu kardeşlerimize de hayırlı olsun diyorum. Türkiye’ye ilkleri yaşatmaya devam ediyoruz. Yine bir ilki başarıyor, bu kez, bu çok önemli, kiralık konut uygulamamızı devreye alıyoruz. Şimdilik sadece İstanbul’umuzda uygulanacak bu modelle, TOKİ eliyle kiralama sistemini kuruyoruz. Proje çerçevesinde İstanbul’da 100 bin konutun yanı sıra 15 bin adet kiralık konut belirledik. Kiralık Sosyal Konut Projemiz kapsamında işçi ve memurlarımız, asgari ücretli ve sosyal hak sahibi ailelerimiz, genç çiftlerimiz ve Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamına giren hak sahiplerimiz için ayırdığımız kontenjanları önümüzdeki günlerde milletimizle paylaşacağız. Konutlarımız bölgedeki rayicin yarı fiyatına kiralanacak ve kira sözleşmeleri 3 yılı kapsayacak. Sözleşme süresi sona erdiğinde tahliye ve bakım süreçleri tamamlanarak konutlar yeniden kiraya verilecek. Bu konutlarımızın bakımı, yönetimi ve denetimi ise devletimizin teminatı altında olacak. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun. İnşallah, böylece İstanbul’daki fahiş kira sorununa ilk neşteri biz vurmuş olacağız. Bunun dışında da fahiş kira sorunuyla mücadelemiz sürecek.”
“HER YIL DAHA FAZLA SAYIDA VATANDAŞIMIZIN UYGUN ŞARTLARDA KONUTA ERİŞİMİNİN ÖNÜNÜ AÇACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüzyılın Konut Projesi”ndeki yeni evlerin fiyatlarını aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “500 bin sosyal konut projesindeki evlerimiz ayda 6 bin 750 liradan başlayan taksitlerle ödenecek. Nasıl, iyi mi? Satış bedeli ise 1 milyon 800 bin liradan başlayacak. Bu konutlar devlet güvencesiyle yüzde 10 peşinat ve 240 ay vadeyle satışa sunulacak. Yani vatandaşlarımız uzun vadeli, düşük taksitli ve güvenli bir şekilde ev sahibi olacak. Böylelikle son dönemde olağan dışı artan kira fiyatlarına karşı güçlü bir kalkan oluşturacağız. Aynı zamanda döngüsel sosyal konut modeliyle her yıl daha fazla sayıda vatandaşımızın uygun şartlarda konuta erişiminin önünü açacağız” diye konuştu.
Afetlere dirençli 500 bin yeni yuvayı milletin istifadesine sunacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başvurular 15 Kasım 2025 tarihinde başlıyor. Başvurularla birlikte inşaat çalışmalarının da startını vereceğiz. Kuraları bu yılın aralık ayında çekiyoruz. İlk teslimleri ise Mart 2027’de, Allah’ın izniyle gerçekleştireceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüzyılın Konut Projesi”nin sadece evlerden oluşmadığını anlattı. Bu projeyle aynı zamanda insan odaklı ve tam teşekküllü yeni yaşam alanları inşa ettiklerini, şehirleri de mahalle konaklarıyla süsleyeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konaklarda eski mahalle kültürümüzü tüm zenginliğiyle yaşatacak, farklı ihtiyaçlara cevap veren yeni ve canlı yapılar kuracağız. İnşa edeceğimiz 500 mahalle konağımızda çocuklar için gündüz bakım evi, yaşlılarımız için etkinlik alanları, aile sağlığı merkezleri, camiler, kafeteryalar, el sanatları üretim merkezleri, taziye evleri, spor salonları ve misafirhaneler de yer alacak. Mahalle konaklarımız da şimdiden hayırlı olsun” şeklinde konuştu.
Programda, “İlk Evim Projesi” kapsamında konutları tamamlanan 5 aileye evlerinin anahtarları teslim edildi. İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncel’in dua ettiği program fotoğraf çekimiyle son buldu.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.