KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURIYETI’NIN 42’inci Kuruluş Yılı Başkent ANKARA’da kutlandı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 42’inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla Ankara Divan otelde bir resepsiyon düzenlendi.
KKTC’nin 42’inci yıldönümü dolayısıyla düzenlediği resepsiyonda, Türkiye’yi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK temsil etti.
Resepsiyonda, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Levent ERGUN ve Kuvvet komutanları da yer aldı.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici de resepsiyonda hazır bulundu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 42’inci Kuruluş Yıldönümü resepsiyonuna bazı ülkelerin Büyükelçileri, Askeri Ataşeleri ve seçkin bir davetli topluluğu da katıldı.
42’inci Kuruluş yıldönümü resepsiyonunda konuşmalardan önce ŞEHİTLERE SAYGI DURUŞUNDA BULUNULDU ve İSTİKLAL MARŞI seslendirildi.
İstiklal marşının seslendirilmesinin hemen ardından konuşmalara geçildi.
Kuzey Kıbrıs Yürk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi İsmet KORUKOĞLU ilk konuşmacı olarak kürsüye geldi.
Büyükelçi Ekselansları İsmet KORUKOĞLU konuşmasına davetlileri milli gün resepsiyonunda görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Ankara Divan oteldeki resepsiyona ev sahipliği yapan KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, konuşmasının başında Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen “C130” tipi askeri kargo uçağında şehit olan askerlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türkiye’ye başsağlığı ve sabırlar diledi. Kıbrıs Türk halkının bu acıyı yüreklerinde hissettiğini ve paylaştığını sözlerine ekledi.
Milli gün resepsiyonunun herhangi bir merasim olmadığını, bunun bir halkın mukadderatının sembolü olduğunu ifade eden Korukoğlu, kutlamanın “42 yıl önce kendi mukadderatını tayin eden bir halkın milli iradesinin sembolüdür.” şeklinde konuştu.
Anavatan Türkiye”de görev yapmanın her Kıbrıslı Türk diplomat için muazzam bir onur ve ayrıcalık olduğunun altını çizen KKTC Büyükelçisi Ekselansları Korukoğlu, Türk yetkililere ve Türk halkına göstermiş oldukları sıcak ilgi, samimiyet ve destek için en içten teşekkürlerini iletti.
Hürriyete olan tutkumuzu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurarak gösterdik ifadesini kullanan Büyükelçi Korukoğlu, daha sonra şunları söyledi: “20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile özgürlüğüne kavuşan Kıbrıs Türk Halkı, Anavatan Türkiye’nin desteğiyle varlığını, egemenliğini ve haklarını korumak için yıllarca kararlı bir mücadele yürütmektedir. Kendi kaderini tayin etme hakkını kullanarak 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan eden Kıbrıs Türk Halkı, 42 yıldır özgürce yaşadığı, bağımsızlığını ve bekasını güvence altına alan devletini, Türkiye ve halkının güç ve desteğiyle geleceğe emin adımlarla geleceğe taşımaktadır. İstiklal ve istikbal tutkumuzdur. Hürriyete olan tutkumuzu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurarak gösterdik.”
KKTC’de 19 Ekim 2025’te gerçekleştirilen seçimlere sözü getiren Büyükelçi Korukoğlu, bu seçimlerin “Kıbrıs Türk halkının yerleşmiş demokratik kültürünü temsil eden bir başka örnek olduğuna dikkati çekti ve “Cumhuriyetimizin ilkeleri ve halkımızın laik ve demokratik özelliğini yaşatmak vazifemizdir. Bu vazife gönüllü bir vazifedir. Seçimlerin hemen ardından sayın Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman’ın ifade ettiği gibi, KKTC’nin Türkiye ile ilişkileri, benzersiz bir dayanışma ve işbirliği örneğini temsil etmektedir. Şüphesiz, Kıbrıs meselesindeki pozisyonumuz her zaman olduğu üzre Türkiye Cumhuriyeti ile yakın istişare ve uyum içinde derinleşerek sürecektir. Bu anlayış bizim devlet geleneğimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Sayın Cumhurbaşkanımızın dün Ankara’da Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeleri bu anlayışın tezahürüdür.” dedi.
Büyükelçi Ekselansları Korukoğlu, Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşmanın, adadaki gerçekleri esas alan bir yaklaşımla mümkün olduğunu, sorunun temelinde, Ada’daki iki tarafın statüsü arasında uluslararası camia tarafından yaratılan eşitsizliğin yattığına dikkat çekti ve “Ada’daki gerçeklerle uyumlu bir anlaşma yolunu esas alan yaklaşımımız, yalnızca Kıbrıs’a değil, Doğu Akdeniz’in barış, refah ve istikrarına da önemli katkı sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.
Korukoğlu, Ada’da iki ayrı devletin bulunduğuna işaret etti ve bu devletlerden birinin KKTC olduğunu vurguladı.
Büyüjelçi Korukoğlu, KKTC’nin uluslararası hukukun öngördüğü devlet olma niteliklerinin tümünü karşılayan egemen bir devlet olduğunu hatırlatarak “KKTC’yi tanıyan tek devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir ve KKTC’nin başka devletlerce de tanınmasının Türkiye Cumhuriyeti devletinin yardımıyla başarılacağına olan inancımız tamdır. Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir anlaşma da ancak iki komşu devletin işbirliğiyle mümkün olacaktır.” şeklinde konuştu.
Kıbrıs Türk tarafının Ada’da bir anlaşmaya varmak için her zaman olumlu davrandığının altını çizen Büyükelçi, bu uzlaşmacı karakterlerinin hiçbir zaman egemenliklerinden ve Türkiye’nin Ada üzerindeki garantörlük haklarından vazgeçmek olmadığını ve asla da olmayacağına vurgu yaptı.
Güney Kıbrıs Rum Ksimi Liderliği, bırakın barışçıl bir tavır sergilemeyi, silahlanmak ve askeri ittifaklar kurmak için hiçbir fırsatı kaçırmadığına dikkat çeken Büyükelçi Korukoğlu sözlerine şu şekilde sürdürdü: “Rauf Denktaş’ın kaydettiği gibi, Rum tarafı ve Yunanistan’ın beklentisi, egemenlik haklarımızdan ve Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmemizdir. Bu beyhude bir bekleyiştir. Biz belleği zayıf bir halk değiliz, geçmişle yaşayan, ancak geçmişe takılmadan atiye bakarak yolunu çizen bir halkız. Kıbrıs Türk halkı, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesine sadık olarak, bu ilkeye ve egemenliğine bağlı kalarak, Kıbrıs Rum komşularımızla Türkiye’nin de desteğiyle kalıcı bir işbirliğine hazırdır. Maalesef sınır komşumuz Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderliği barışçıl olmayı bırakın, silahlanmak ve askeri ittifaklar kurmak için hiçbir fırsatı kaçırmamaktadır. Kendi topraklarını Gazze’de masum insanların öldürülmesi için kullandırmakta hiçbir beis görmemektedir. Artan silahlanma faaliyetleri karşısında, çelik kubbe de dahil olmak üzere, savunma sanayinde dünyada ön sıralarda yer alan Türkiye’nin desteğiyle, gerekli her türlü önlemi alabilecek kudrete sahip olduğumuz asla unutulmamalıdır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 80’inci Genel Kuruluna hitaben önceki 3 genel kuruldaki gibi bu yılki konuşmasında da, Kıbrıs’ta iki ayrı devlet ve iki halk bulunduğunu, Kıbrıs Türklerinin adanın eşit sahibi olduğunu ve azınlık olmayı kabul etmeyeceğini ifade ettiğini hatırlatan Korukoğlu, uluslararası toplumu KKTC’yi tanımaya, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya çağırdı.
Büyükelçi Ekselansları Korukoğlu, Türkiye’nin KKTC’nin ekonomik kalkınması ve genç nesillere daha müreffeh bir ülke inşa edebilmeleri için önemli desteklerini sürdürdüğünü, KKTC genelinde tamamlanan kara yolları ve altyapı çalışmaları ile dijital dönüşümünü hızlandıracak e-devlet gibi projelerin Türkiye-KKTC arasındaki yüksek düzeyli işbirliklerini daha da geliştireceğini kaydetti.
Büyükelçi Korukoğlu’ndan sonra kürsüye konuşmasını yapmak üzere Hazine ve Maliye Bakanı Ekselansları Mehmet Şimşek geldi.
Bala’n Şimşek, konuşmasında Türkiye’nin Türk kardeşlerini hiçbir zaman yalnız bırakmadı ve bırakmayacağına dikkati çekti.
Bakan Şimşek, şehitleri anarak ve başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında şunları kaydetti: “Anavatan ve garantör Türkiye, Kıbrıslı Türk kardeşlerini hiçbir zaman yalnız bırakmadı ve bırakmayacak. Bir taraftan Kıbrıs meselesine adil, sürdürülebilir ve kalıcı bir çözüm bulunması için yıllardır yoğun çaba sarf ediyoruz. Diğer taraftan, Doğu Akdeniz’de istikrarın hakim olması ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının korunması için güçlü bir irade ortaya koyuyoruz.” “KKTC’nin öne çıkması için desteğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, KKTC’nin hak ettiği şekilde uluslararası toplumun saygın ve tanınmış bir üyesi haline gelmesi ve her alanda kalkınması, gelişmesi için fikir ve gönül birliği içinde çalışmalara devam ettiklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımız son 4 yıldır Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda uluslararası toplumu KKTC’yi tanımaya ve diplomatik siyasi ekonomik ilişkiler geliştirmeye davet etmektedir. Bağımsızlık ancak güçlü iktisadi ve mali temellerle kalıcı hale gelir. Böyle bir zemin, ülkeleri dünyada hak ettikleri konuma taşır. KKTC’nin özellikle turizm, eğitim, finansal hizmetler ve dijitalleşme alanlarında öne çıkmasını sağlamak için desteğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vizyonla KKTC’nin ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğimiz iktisadi ve mali iş birliği anlaşmasıyla kalkınma hedeflerine çok güçlü destek veriyoruz. 2025 anlaşması Türkiye ile KKTC arasında bugüne kadar imzalanmış en kapsamlı mali iş birliği anlaşmasıdır. Bizler tarihimizden aldığımız kuvvetle milli davamız Kıbrıs meselesine ve Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin en önemli tezahürü olan KKTC’ye milletçe ve devletçe sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
Büyükelçi Ekselansları KORUKOĞLU ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK’in konuşmalarından sonra davetlilere KKTC ve Türk mutfağından yemekler ikram edildi.
Resepsiyonda davetliler, daha sonra birbirleri ve KKTC Büyükelçisi KORUKOLU ile hatıra fotoğraf çektirerek geceyi sonlandırdılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Siber güvenlik, bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’nde bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri’nin şehri Türkistan’da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirterek Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’e ev sahipliği için teşekkür etti.
Kadim Türkistan şehrinin, Orhun Abidelerinden Divanu Lugati’t-Türk’e, Kutadgu Bilig’den Dede Korkut’a uzanan ortak hafızanın canlı abidesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu erenlerinin feyiz aldığı Türkistan, geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz sarsılmaz köprünün en güçlü halkalarından biridir” dedi.
Zirveyi, kendileri için anlamlı kılan bir diğer hususun da Türk dünyasının ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk halkının temsil edilmesi olduğunu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı Türkistan zirvesinde görmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk dünyasının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum” dedi.
Geleceğin dünyasında daha fazla söz ve etki sahibi olabilmek için özellikle teknolojide iş birliğini en üst seviyeye çıkarmak durumunda olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Zirvemizin ‘Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma’ temasıyla gerçekleştirilmesini bu bakımdan çok isabetli buluyorum. Geleceğe yön verme noktasında, dijitalleştirerek kalkınan Türk dünyası vizyonunu benimsememiz büyük önem taşıyor. Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ şiarına 115 yıl sonra şimdi bizlerin, ‘Dijital vizyonda birlik’ ifadesini eklememizin zamanı gelmiştir. Bu vizyon nitelikli insan kaynağı, güçlü, dijital altyapılar ve veri temelli kamu idaresi anlayışı üzerine inşa edilmeli, aramızdaki dijital bağlantısallık kuvvetlendirilmelidir. Ülkelerimiz arasında ortak teknoloji projelerinin geliştirilmesi hiç şüphesiz bu vizyonu destekleyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dijital dönüşüm sürecinde geri kalmamızın bağımsızlığımızı da tehdit eden bir unsur olacağının farkındayız. Yapay zekânın bir tahakküm aracına dönüşmemesi için bu temayı doğru bir yaklaşımla fırsat zaviyesinden ele almalıyız. İnanıyorum ki cebir ve algoritmanın babası Harezmi’yi, felsefe ve mantığın piri Farabi’yi, eseriyle tıp bilimine ışık tutan İbn-i Sina’yı, astronomi biliminin önderleri Biruni, Ulubey ve Ali Kuşçu’yu yetiştiren bu mümbit topraklardan yeni bilim insanları da çıkartacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm alanlarda olduğu üzere dijital gelişmişlikte de uluslararası adaletin sağlanmasının mühim olduğunu vurgulayarak, “Gelişmiş ülkeler ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki dijital uçurumun kapatılması bu bakışımızın esasını teşkil etmelidir” dedi.
“SİBER GÜVENLİK, BUGÜNÜN DÜNYASINDA TIPKI KARA, HAVA VE DENİZDEKİ GÜVENLİK GİBİ ZARURİDİR”
Gebze’deki Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası ile Teşkilatın üye ve gözlemcilerinin iş birliğini önemsediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekâ teknolojilerinin beraberinde getirdiği yeni risk alanlarına karşı müteyakkız olunması gerektiğine dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, veri bankalarına ve kritik ulusal altyapılarına yönelik yeni nesil tehditlerin, dijital dönüşümün dikkatle yönetilmesi gereken boyutları olduğunu söyleyerek, “Siber güvenlik, bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem Başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar kültürel alanda kaydettikleri gelişmelerin, Türk bütünleşmesinin en önemli sütunlarından biri hâline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025’te Semerkant’ta düzenlenen UNESCO 43’üncü Genel Konferansı’nda, 15 Aralık’ın “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak ilan edilmesinin herkesin ortak başarısı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ortak Türk alfabesinin eğitimden kültüre, akademik iş birliğinden dijital dönüşüme kadar geniş bir alanda kullanılmasının önemli olduğunu bildirerek, “Ortak dilimizin zenginliğini dijital dünyada görünür kılacak Türk dili modeli ve benzeri yapay zekâ temelli girişimlerin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Türk Dünyası Sivil Toplum Destek Sistemi tarzı modellerle bu alanda dijital iş birliğinin güçlendirilebileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yakın çevremizde yaşanan krizler, Türk dünyasının dayanışma içinde hareket etmesinin stratejik değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Jeopolitik sınamalar karşısında istişare mekanizmalarımızı ve eş güdümümüzü güçlendirmeliyiz. TDT Plus formatının bir an önce hayata geçirilmesinde fayda görüyoruz. Bizlerin ve bakanlarımızın artan temasları Türk devletlerinin artık ortak meseleler arasında üst düzey refleksler kazandığını teyit ediyor. Bugün Hürmüz Boğazı merkezli krizinde gösterdiği üzere, Ortak Koridor başta olmak üzere Türk dünyasını birbirine bağlayan ulaşım projeleri daha uzun yıllar önceliğimiz olmayı sürdürecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin, Lübnan, İran, Ukrayna ve daha birçok kriz, savunmamızı güçlendirmemiz ve sanayi alanında iş birliğimizi artırmamız gerektiğine işaret ediyor. Türkiye olarak, yüksek teknolojiyle şekillendirdiğimiz savunma sanayiinde edindiğimiz tecrübeyi, Teşkilatımızın üyeleriyle paylaşmaya hazırız. Teşkilatımız bünyesinde savunma sanayii kurumları toplantılarının önemli olarak gerçekleştirilmesini önemsiyoruz” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ni, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sunduğu imkânları öne çıkaran bir yaklaşımla tasarladıklarını ifade ederek, “Ayrıca tarımsal üretimin desteklenmesi için teknolojinin imkânlarından azami ölçüde istifade etmeyi hedefleyen bir dönüşümün içerisindeyiz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatının 2027 Temmuz ayında yapılacak Genel Direktörlük seçimine adaylığımızı açıklamış bulunuyoruz. Bu önemli görev için tüm Türk devletlerinin ortak adayı olarak göreceğinize inandığım Dr. Mehdi Eker’e kıymetli desteğinizi bekliyoruz” dedi.
Türk Devletleri Teşkilatının bu yıl sona ermeden müteakip zirvesinde katılımcıları Ankara’da misafir etmekten bahtiyar olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle Teşkilatımızın mevcut Dönem Başkanı Can Azerbaycan’a, Aile Meclisimizin bütünleşmesine yaptığı katkılar için teşekkür ediyorum. Değerli kardeşim Sayın Tokayev’e de fevkalade ev sahipliği için bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyor, huzurlu bayram geçirmenizi diliyorum. Türkistan Zirvemizin Türk dünyası başta olmak üzere tüm dost ve kardeş ülkelere hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde düzenlenen, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’ne katıldı.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in ev sahipliğinde “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen zirve öncesinde liderler aile fotoğrafı için bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkistan Kongre Merkezi’ne gelişinde Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev tarafından karşılandı.
Burada çekilen aile fotoğrafında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev yer aldı.
TZOB Danışma Kurulu toplantısına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tarım sektörünün kalkınmaya güç vereceğini belirtti.
Toplantının basına açık bölümündeki konuşmasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı ve, politikalarını şekillendirirken ortak akıl ve istişare ile hareket ettiklerini söyledi.
Tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğuna işaret eden Yılmaz, özellikle son dönemlerde yaşanan salgın, savaşlar, iklim değişikliği tartışmaları gibi konularla tarım sektörünün stratejik öneminin daha da arttığını dile getirdi.
Yılmaz, “Hem yeterli hem kaliteli hem de erişilebilir, halkın rahat erişebileceği bir gıda, tarım sektörünün olması, gerçekten ülke için, milletin geleceği için çok kritik. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz.” dedi.
“Bu sene genel büyümemize tarımın katkısı pozitif olacak ve inşallah bu zorlu dönemde tarım sektörümüz kalkınma sürecimize büyük bir güç verecek” diyen Yılmaz, tarım sektöründe istihdamın da artış kaydetmesini beklediklerini ifade etti.
Yılmaz, tarım sektöründe yaş ortalamasının giderek yükseldiğini işaret ederek, şöyle konuştu: “Kırsal alana baktığımız zaman 55 yaş üstünün ağırlık kazandığını görüyoruz. Tarım sektöründeki bu gidişatı mutlaka durdurmamız ve geriye doğru çevirmemiz gerekiyor. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığımızın büyük bir gayret içinde olduğunu biliyorum sizlerle birlikte. Bugünün koşullarını, şartları dikkate alarak gençleri ve kadınları daha fazla tarıma cezbetme yönünde çok güçlü politikalarımız var. Bunları da hayata geçireceğiz. Bizim tarımdaki temel yaklaşımımız planlı tarım. Bu çok önemli. Tarım sektörü yıldan yıla çok farklılıklar gösterebilmekte. Buradaki beklenti yönetimi önem taşımakta. Giderek iklim değişikliğiyle, artan tüketimle su meselesinin çok daha kritik hale geldiği değerlendirildiğinde, mutlaka planlı tarımı güçlendirmemiz gerekiyor. Bütün destekleme sistemimizi de biz bu çerçevede şekillendiriyoruz ve Tarım Bakanlığımızın ana kavramı bu. Şu anda ana kavram planlı tarım. Dolayısıyla bu konuda da bir süreç başlamış durumda.”
Bölgede küresel ekonomiyi etkileyen bir savaş yaşandığına vurgu yapan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte sadece doğal gaz ve petrol değil, gübre açısından da çok sıkıntılı bir tablonun oluştuğunu ifade etmek isterim. Savaşla birlikte özellikle amonyak tedarikinde ciddi sorunlar doğmuş durumda. Yine enerji maliyetlerinin artması, mazot, sulama ve lojistik maliyetlerine yansıyor. Biz, bu maliyetleri sınırlayıcı tedbirler aldık, alıyoruz. Özellikle bu eşel mobil sistemine geçişimizle normalde dünya fiyatlarına baktığınızda mazot fiyatı, petrol fiyatı çok daha yükseğe çıkacaktı ama biz bütçeden bir anlamda vergilerimizden fedakarlık yaparak, vazgeçerek bu etkiyi sınırlandırmış olduk. Bunun da tarım sektörümüze mutlaka yansımaları söz konusu.”
Yılmaz, savaşın ilk anlarından itibaren gübre konusunda ihracatın yasaklanması, ithalatın kolaylaştırılması ve stokların yeterli seviyede olmasının, bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılmasında çok önemli pay sahip olduğuna işaret ederek, “Gübreyle ilgili baktığımızda ülkemizde bir arz problemi yaşanmadığı gibi geçen yıla göre gübre kullanımının arttığını görüyoruz. Rakamlar bunu söylüyor. Bu da bu yıl yine üretimin çok daha yüksek olacağının bir öncü göstergesi niteliğinde. Türkiye bu anlamda tedbirlerini almış durumda.” dedi.
Makro politikalarda en önemli gördükleri hususun enflasyonu aşağıya çekmek olduğunu dile getiren Yılmaz, özellikle geniş kitleler açısından konut ve gıda konusunun iki önemli başlık olduğunu söyledi.
Yılmaz, 500 bin Sosyal Konut Kampanyası başlattıklarını hatırlatarak, “Enflasyonla mücadelenin sadece para politikasıyla olmadığının farkındayız. Maliye politikamız ve yapısal dönüşümler çok kıymetli ve bu çerçevede arz yönlü tedbirler çok önemli. Bir taraftan da arzı artırmamız gerekiyor. Sosyal konut programımızı Sayın Cumhurbaşkanı’mız başlattı, bu hızla devam ediyor. Bir taraftan da gıda arzını, gıda üretimini artırmamız enflasyonla mücadelemize de doğrudan katkı sunuyor.” dedi. Sulama yatırımlarını çok ciddi ölçüde artırdıklarını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: “Tasarruf konusunu ön plana çıkardığımız, kamu harcamalarında çok ciddi sınırlamalar getirdiğimiz bir dönemde sulama harcamalarına hiçbir şekilde sınır koymadık. Tam aksine bu yatırımları artırıcı tedbirler aldık. 2026 yılı reel rakamlarıyla söylüyorum, enflasyondan arındırılmış halde, 2020 yılında reel olarak 51,2 milyar lira olan sulamaya verdiğimiz revize ödenek, 2025 yılında 173,1 milyar lirayla zirve yapmıştır. Enflasyon karşısında yatırımların reel gücünün sadece korunmakla kalmayıp, katlanarak artırılması, sahada yürüyen projelerin hız kesmeden devam etmesini sağlamıştır.2026 yılında sulama yatırımları için başlangıç ödeneğimiz 146,4 milyar lira seviyesinde. Ancak önemle ifade etmek isterim ki 2026 henüz tamamlanmadı. Yıl içinde özellikle sahadaki projelerin ivmesine bakarak sağlayacağımız ek ödeneklerle halihazırdaki rakamın çok daha yüksek noktalara çıkmasını bekliyoruz. 2020-2025 döneminde 633 bin hektar tarım arazisini modern sulama imkanlarıyla buluşturduk ve gıda güvenliğimize bu anlamda çok ciddi bir katkı sunmuş olduk. 2020 yılında sulama yatırımlarının toplam kamu yatırımları içindeki payı sadece yüzde 4,45 iken 2026 yılında bu pay yüzde 7,62 seviyesine yükselmiş durumda.”
Yılmaz, toplam tarım bütçesinin bu yıl 938 milyar Türk lirası olduğunu hatırlatarak, gelecek dönemde de sulama projelerini yine öncelikli alan olarak görmeye devam edeceklerini söyledi.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun uyguladığı hibe programıyla bugüne kadar 27 binden fazla projeye toplam 2 milyar avro destek sağlandığını, bunlarla 4,2 milyar avro tutarında yatırımın harekete geçirildiğini, 107 bin civarında istihdamın oluşturulduğunu aktaran Yılmaz, şu ifadeleri kulland:: “TKDK tarafından Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi gündemimizde. Bunu hayata geçireceğiz. Yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman desteği sağlayacak, 24 ay ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar projeleri finanse edecek bir kaynaktan bahsediyoruz. Bir taraftan da Kredi Garanti Fonu 500 milyon dolar tutarında çiftçilerin finansmana erişimine destek sağlayacak. Özellikle birincil üretim yapan çiftçilerin. Bu programın hayata geçirilmesiyle beklentimiz 250 bin civarında yeni istihdam oluşması, 5 bin yeni tesisin ülkemize kazandırılması, tarım sektörümüzün ölçek büyütmesi, daha verimli ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyetlerini sürdürmesi ve bütün bunların sonucunda da 10 milyar dolar civarında bir ihracat potansiyeli oluşturulmasıdır. Bu tabii hemen gerçekleşmeyecek, belli bir süreç içinde. İlk aşamada 750 milyon dolar tutarındaki kredi anlaşmasının ağustos ayı içinde imzalanmasını bekliyoruz. Eylül ayında ise ilk proje teklif çağrılarına çıkılmasını hedefliyoruz.”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da bu yıl tarımsal sulamayla ilgili bir problem olmayacağını belirterek, “Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim.” dedi.
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Danışma Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katılımıyla Green Park otelde yapıldı.
Burada konuşan Yumaklı, tarım sektörünün sadece bir üretim faaliyeti değil, strateji ve planlama işi olduğunu söyledi.
İklim değişikliği ve bölgesel gerilimlerin küresel üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğine işaret eden Yumaklı, “Tarım ve Orman Bakanlığı olarak tüm adımlarımızı bu gerçeklere göre planlı ve programlı şekilde atıyoruz. Tarımı teknolojiyle birleştirmek artık bir zorunluluktur.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, Türkiye’de tarım adına gelecek vizyonunu pekiştiren gelişmeler yaşandığını bildirerek, 7 aylık verilere bakıldığında son 66 yılın en yağışlı yılının yaşandığını, barajlardaki ortalama doluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıktığını söyledi.
Bu yıl sulamayla ilgili problemin olmayacağına dikkati çeken Yumaklı, konuşmasına şöyle devam etti:
“Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim. Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) de yeni hasat dönemine 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır. İki yıl önce başlattığımız, meyvelerini almaya başladığımız üretim planlamamızı güçlendirerek devam ettiriyoruz. İki yıl önce başlattığımız hayvancılıkta yol haritamızı uygulamaya devam ediyoruz. Yeni destekleme modelimizi de kadınları ve gençleri ön plana alacak şekilde sisteme entegre ettik.”
Yumaklı, ziraat odalarıyla iş birliğini daha da ileriye götürmek için gayret ettiklerini belirterek, Çiftçi Kayıt Sistemi veri girişi ve kabul işlemlerinin yürütülmesine için TZOB ile bir protokol imzaladıklarını anımsattı.
İlk etapta uygulamanın üç ilde başladığını ve geçen yıl il sayısının 21’e çıktığını anlatan Yumaklı, bu yıl hazır olan odaları da sisteme dahil edeceklerini söyledi.
Bakan Yumaklı, IPARD kapsamında hayata geçirdikleri “danışmanlık hizmetleri” ile ziraat odalarında görev yapan 600’ün üzerinde uzman danışmana eğitim desteği vermeye devam edeceklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi”nin sektörde yeni sayfa açtığını dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Proje kapsamında krediye erişim sorunu yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulması konusunu uygulamaya başlayacağız. Yaklaşık 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturulacak. Öngörümüz 250 bin vatandaşımıza istihdam sağlanacak. Ancak birilerinin, ‘tarım bitti’ diyerek çiftçilerimizi moralini bozmaya ve tüketicimizi tedirgin etmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu algı operasyonlarının üreticilerimizin moralini bozmasına izin vermeyeceğiz. Dezenformasyonla moral bozmaya çalışanlara bu sektörün verdiği en büyük cevap, tarladaki üretim, stoklarımızdaki doluluk ve burada sergilediğimiz sarsılmaz birlikteliktir.”
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ise üretim döneminin başladığı Ekim 2025’ten itibaren ülke genelinde yağışların normalin üzerinde gerçekleştiğini ve ekim alanlarındaki artışın, buğday ve arpa üretiminde bereketi beraberinde getirdiğini söyledi.
Artan nem oranının, bazı bölgelerde pas hastalığının artmasına yol açtığını ve sahada üreticilerin bu hastalıkla mücadelesinin devam ettiğini anlatan Bayraktar, şunları söyledi: “Öte yandan bölgemizde artan jeopolitik gerilim nedeniyle başta mazot ve gübre olmak üzere girdi maliyetlerimiz yükselmiştir. Üreticilerimizin bir sonraki sezon hazırlığında endişelerinin giderilmesi ve emeğinin korunması için TMO’nun, üretim maliyetlerindeki yüksek artışlar ve refah payını göz önünde bulundurarak alım fiyatlarını açıklamasını bekliyoruz.”
Açılış konuşmalarından sonra sektör temsilcilerinin de söz aldığı toplantı basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.