Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenen 7’nci Mehmet Akif İnan Ödülleri düzenlenen törenle kazananlara teslim edildi.
Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen tarafından düzenlenen Mehmet Akif İnan Ödül töreni edebiyat, düşünce ve sendikal mücadele alanlarında önemli çalışmalar yapan bilim insanları ve sendikacıları buluşturdu.
Memur-Sen Genel Merkezindeki törende, Türk şair, yazar, araştırmacı ve Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın fikir dünyasını, mücadelesini ve bıraktığı mirası yaşatmak amacıyla ödüller verildi. Ödül töreninde Mehmet Akif İnan’ın düşünce hayatı ve Eğitim-Sen’i kurma yolundaki çalışmaları anlatıldı.
Törene, Milli Eğitim Bakanı Yusuf TEKİN katıldı ve bir konuşma yaptı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin konuşmasında, Mehmet Akif İnan’ın önemli bir edebiyat insanı ve fikir adamı olduğunu ifade ederek, “Mehmet Akif İnan abi, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi. Ardında bıraktığı, Hakk’a yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi. Hakk’ı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi oluşturdu. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz. Kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengamesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan abinin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır. İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor” dedi.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, Mehmet Akif İnan’ın sadece bir fikir adamı olmadığını, sendikalaşmanın kurucusu olduğunun da altını çizerek şunları söyledi:
Sayın Bakanım, Bakan Yardımcım, Siyasi Partilerimizin Saygıdeğer Genel Başkan ve Temsilcileri, Çok Kıymetli Milletvekilleri, M. Akif İnan Vakfımızın Değerli Yöneticileri, Konfederasyonumuzun ve Sendikalarımızın Kıymetli Başkanları, yönetimleri, Mehmet Akif İnan dostları, Birbirinden Değerli Konuklar, Hanımefendiler, Beyefendiler Sizleri Merhum Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan’ın “Göl kenarında nehirler düşleyen” umudu; “Dünyayı kardeş bilen” türküsü, “Her eylemde yeniden dirilen” cesareti; “Mezarından destanlar yayılan” ufkuyla; saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
Sözlerimin hemen başında, aramızdan ayrılışının 26’ncı seneyi devriyesinde,Mehmet Akif İnan’ı rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum.
Bugün, şiiri mesuliyet, fikri dirayet, eylemi samimiyet olan üstadımızın mefkuresini yarına taşımak için bir aradayız.
Bu anlamlı günde, ülkemizin maarif davasını yürekten omuzlayan, yoğun gündemine rağmen aramızda olanMillî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’e şükranlarımı sunuyorum.
Yine bugün aramızda olan Akif İnan’ın değerli ailesine ve siz kıymetli dostlarına teşrifleri için “yürekten teşekkür ediyor, hoş geldiniz, safalar getirdiniz, şeref verdiniz ” diyorum
Mehmet Akif İnan, yalnızca bir edebiyatçı değildir. O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamı… Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevver; Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı; İsminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir.
“Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir” derken, bu millete özgüven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür.
Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim-Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır.
Nitekim kendisi bir dizesinde şöyle diyordu: “Düşüncemizin kurmaylarını kurmalıyız… Kurmay, düşüncemizin kültürüne malik olandır; köklü, fakat çağdaş bir nefese sahip olandır.”
İşte biz bu şuurla hareket ediyor, insanı ahlaktan koparan, sermayeyi vicdandan ayıran, toplumu ailesiz, milleti köksüz-değersiz bırakmaya azmeden anlayışlara karşı; İnsanı, ahlakı, adil paylaşımı, aileyi, milletimizi ve medeniyet değerlerimizi savunuyoruz.
Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı “gel kurut bu çağın kargaşasını / seninle beklenen şimdi şafaktır” mesuliyetiyle atıyoruz.
Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen; kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiş bir örgütlenmedir. Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı “pabuç o kadar ucuz değil” diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek; biliniz ki, bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkûresi millî Akif İnan’ın halis fikirleri vardır
6 Şubat depremlerinde, sellerde, yangınlarda, milletçe yaşadığımız her ortak acıda “Türkiye tek yürek” diyerek yardıma koştuysak; bu duyarlılığın temelinde, memleket sevdasıyla tutuşmuş kurmay bir akıl vardır.
Bize öyle bereketli öyle güzel bir miras bıraktılar ki, İdlib’de inşa ettiğimiz 400 konutluk Mehmet Akif İnan Mahallesiyle, mazluma uzanan el oluyoruz. “Türkümüz dünyayı kardeş bilendir, Gökleri insanın ortak tarlası şiarıyla kuruluşuna öncülük ettiğimiz Uluslararası Emek Konfederasyonu ILC ile dünya emek hareketleriyle buluşuyoruz.
Biz istiyoruz ki; Mehmet Akif İnan’ın ismi bir hatıra olarak değil, bir istikamet olarak yaşasın.
Medeniyet davası topluma, insanlığa, hayata taşınsın. İşte bu anlayışla; sözde kalan değil, insana temas eden; düşüncede kalan değil, hayata geçen işler yapıyoruz.
2016 yılında kurduğumuz Mehmet Akif İnan Vakfımızla eğitimin, kültürün, geleceğin dünyasını bugünden inşa ediyoruz. 2021 yılında hayata geçirdiğimiz Mehmet Akif İnan Vakfı Akademisi ile öğretmenlerimizin ve yöneticilerimizin mesleki gelişimine ve motivasyonuna katkı sunuyoruz.
Şimdiden on binlerce eğitimciye ulaştık, ulaşmaya da devam ediyoruz.
Sayısız panel, konferans, seminer yapıyor, Akademik sendikacılığımızı Edebiyat külliyatlarıyla taçlandırıyoruz.
İşte bugün burada, Mehmet Akif İnan Ödülleriyle, bir kez daha marifet iltifata tabidir düsturuyla hareket ediyor; çalışma hayatından, kültür sanat edebiyata, uluslararası değerden, üstün hizmete vefaya kadar 6 ayrı alanda dünyaya ve ülkemize değer katan çalışmaları ödüllendiriyoruz.
Ben ödül sahiplerimizi şimdiden tebrik ediyor; hüsnü kabulleri için şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, Ödülleri seçmek için yoğun mesai harcayan kıymetli jüri üyelerimizin her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Sözlerime başlarken Mehmet Akif İnan’ın selamı ile girdim; Şimdi de izniniz ile sözlerimi üstad Nuri Pakdil’in anti-kapitalist, anti-nazist, anti-emperyalist ve anti-siyonist selamıyla bitirmek istiyorum…
Çünkü bu selam, bir sloganın değil, tarihin doğru tarafında duruşun adıdır.
Ve ne acı ki bu selamın bugün hala değişmeyen bir adresi vardır…
Evet, Gazze’de soykırım, sözde ateşkes perdesiyle devam ediyor!
Gazze’ye insani yardımların akması beklenirken; bebekler soğuktan donuyor, insanlar açlıktan ölüyor! Filistin’de hala oluk oluk kan akıyor! Batı Şeria’da baskınlar, gözaltılar, katliamlar; yerleşimci dedikleri hırsızların sayısı artıyor.
Kim ne derse desin, kim dudak bükerse büksün, kim kulağının üstüne yatarsa yatsın: Biz, Gazze’deki vahşete alışmayacağız, seyirci kalmayacağız, susarak ortak olmayacağız! Katil Netanyahu ve çetesi yargılanıncaya kadar, Gazze’de gerçek bir ateşkes, Filistin’de kalıcı barış oluncaya kadar; Filistin’le dayanışmaya devam edeceğiz!
Kudüs şairinin şanına yakışır şekilde “Nehirden Denize Özgür Filistin” demeye devam edeceğiz!
Vietnam’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya, Filistin’den Venezuela’ya elindeki gücü kan ve yıkıma dönüştüren vahşi ABD emperyalizmini bir kez daha lanetliyor; bu duygularla hepinizi saygıyla hürmetle selamlıyor;
Sağ olun, var olun.
Allaha emanet olun diyorum.
Konuşmalardan sonra hak sahiplerine ödülleri takdim edildi.
Ödül töreni hatıra fotoğraf çekimleriyle sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.