Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “İsmail Gaspıralı’nın işaret ettiği ‘dilde, fikirde, işte birlik’ hedefine doğru emin adımlarla ilerleyeceğiz. Yürek yüreğe verdiğimiz müddetçe, Allah’ın izniyle içinde bulunduğumuz asra Türk dünyasının mührünü vuracağımızdan eminiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile gerçekleştirdiği baş başa görüşme ve Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Dördüncü Toplantısı ve anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin dördüncü toplantısını biraz önce tamamladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ve heyetini bu vesileyle ikinci vatanlarında ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“ÖZBEKİSTAN’IN ULUSLARARASI PLANDA GİDEREK YÜKSELEN YILDIZINI YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
Bu sene aynı zamanda 1996 yılında imzalanan ebedi dostluk ve iş birliği anlaşmasının 30. yıl dönümünü idrak ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kardeş ülke Özbekistan’ın Mirziyoyev’in dirayetli ve güçlü liderliğinin yanında, devlet geleneğiyle Orta Asya’nın bölgesel entegrasyonu konusunda öncü rol oynadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’ın uluslararası planda giderek yükselen yıldızını yakından takip ettiklerini, bundan mutluluk duyduklarını ve samimiyetle desteklediklerini ifade etti.
Türkiye ve Özbekistan arasındaki dayanışmayı geliştirmekle kalmadıklarını, sürekli ileriye taşıyarak kapsamlı stratejik ortaklık seviyesine yükselttiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, teatisi yapılan anlaşmalarla gelecek döneme ilişkin yol haritasını belirlediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi, ekonomik, kültürel, beşerî ve bölgesel tüm ortak hedeflerin gerçekleştirilmesi için iki ülke kurumlarının iş birliği içinde çalıştığını kaydetti.
Geçen günlerde dışişleri bakanlarının eş başkanlıklarında Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun toplandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dışişleri, içişleri, savunma bakanları ile istihbarat teşkilatları başkanlarından oluşan 4+4 mekanizmasının birinci toplantısına da Ankara’da ev sahipliği yaptıklarını söyledi.
“SON 10 YILDA İKİLİ TİCARET HACMİMİZİ ÜÇ KAT ARTIRDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ticaret, savunma sanayi, eğitim, kültür gibi alanlarda geçtiğimiz yıllarda birçok projeyi hayata geçirdik. Son 10 yılda ikili ticaret hacmimizi üç kat artırdık. Yeni hedefimiz olan 5 milyar dolara da yakında ulaşacağımıza inanıyorum. Bugün Özbekistan ekonomisinde Şevket kardeşimin liderliğinde, önemli bir yeniden yapılanma sürecine girildiğini memnuniyetle görüyorum. Türk şirketleri, 5 milyar doları aşan yatırımlarıyla hâlihazırda Özbekistan’da ilk üç yatırımcı arasında yer alıyor. İnşallah daha iyi seviyeleri göreceğiz. Türkiye olarak gerek Özbekistan’ın gerek ata yurdumuz Orta Asya’nın refahına katkı sunma noktasında elimizden geleni yapmaya kararlıyız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’la aile meclisinin Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yakın iş birliği içinde olduklarını dile getirerek, geçen yıl kasım ayında Semerkant’ta düzenlenen UNESCO 43. Genel Konferansı’nda 15 Aralık’ın Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak ilan edilmesinde Mirziyoyev’in önemli katkıları olduğunu aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük Özbek şairi merhum Abdülhamid Süleyman Çolpan’ın “Ey bizi uyandıran üstadımız” diyerek selamladığı İsmail Gaspıralı’nın işaret ettiği “dilde, fikirde, işte birlik” hedefine doğru emin adımlarla ilerleyeceklerini kaydetti.
“ÖZBEKİSTAN, 6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE YARDIMIMIZA KOŞAN İLK ÜLKELERDEN BİRİYDİ”
“Yürek yüreğe verdiğimiz müddetçe Allah’ın izniyle içinde bulunduğumuz asra Türk dünyasının mührünü vuracağımızdan eminiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’ın, İsrail’in Gazze ve Filistin’in işgal altındaki diğer bölgelerine yönelik saldırılarında da ilkeli bir tutum sergilediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlığımızın sınandığı bir dönemde mazlumların yanında cesaretle duran Özbek kardeşlerimi Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsında bir kez daha yürekten tebrik ediyorum. Kardeşim Mirziyoyev’in Özbekistan’daki Filistinliler için sosyal hizmet sağlanmasına matuf bir fon kurma kararını da takdirle karşılıyorum. Özbek kardeşlerimizin konu Türkiye olunca sıkça kullandığı bir ifade var. ‘Dilimiz bir, tilimiz bir.’ Yani gönlümüz bir, dilimiz bir. Sadece gönlümüz ve dilimiz değil, aynı zamanda acımız da bir, hüznümüz de bir, derdimiz de bir. Mübarek ramazanda, üç sene önce bizzat tecrübe ettik. Özbekistan, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremlerinde yardımımıza koşan ilk ülkelerden biriydi. Özbek kardeşlerimizin depremin haberini alır almaz, milletimiz için nasıl seferber olduğunu biz gayet iyi biliyoruz.”
“BU PROJEDE BİR ÖZBEK MAHALLESİNİN YER ALMASI BİZİ ZİYADESİYLE MUTLU ETMİŞTİR”
Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2023 yılındaki olağanüstü zirvesinde, Özbekistan’ın teklifiyle 6 Şubat’ın, “Afet Kurbanlarını Anma ve Dayanışma Günü” olarak ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’ın bununla da yetinmediğini, TOKİ tarafından Hatay’ın Arsuz ilçesinde inşa edilen 3 bin 93 konuttan müteşekkil projede, 308 konutun yapımını üstlendiğini belirtti.
Bu projede bir Özbek mahallesinin yer almasının kendilerini ziyadesiyle mutlu ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu yerleşim, ebedi kardeşliğimizin kalıcı bir simgesi olmuştur. Birazdan bu konutların teslim törenini Sayın Mirziyoyev ile video konferans bağlantısıyla yapacağız. Depremzedelerimizin mutluluğunu bizzat paylaşmak üzere şu an burada bulunan ailelerimize yeni yuvalarının anahtarlarını Şevket kardeşimle birlikte teslim edeceğiz. Yeni konutlarımızın ailelerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Tabii sadece bununla da yetinmiyoruz. Hatay’a bağlanmadan önce Özbekistan Okulu’nun ‘taş koyuş’ merasimini yine çevrimiçi olarak gerçekleştireceğiz. Özbekistan’ın yurt dışında ilk kez inşa edeceği bu okul için İstanbul’u tercih etmesi bizleri ayrıca memnun etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taş koyuş” töreninin de hayırlara vesile olmasını dileyerek, burada eğitim görecek öğrencilere başarılar temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin en zor günlerinde sergiledikleri dayanışma için tüm Özbeklere teşekkür etti.
Türkiye’nin sadece Müslüman dünyasında değil, belki küresel ölçekte de her alanda giderek daha fazla etki kazandığını ve değerli başarılar elde ettiğini vurgulayan Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, “Türkiye Yüzyılı” stratejik programının düzenli bir şekilde uygulandığını söyledi.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Ankara’nın sesinin uluslararası arenada daha gür şekilde yankılandığını belirterek, “Ülkeniz kelimenin tam anlamıyla dünyanın yeni jeopolitik güç merkezlerinden biri hâline geliyor” ifadesini kullandı.
Bu durumun Özbekistan’ı sevindirdiğini dile getiren Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, bu başarılar dolayısıyla Özbek halkı ve kendisi adına Türkiye’yi tebrik etti.
İki ülkenin tüm hedeflerinin gerçekleşiyor olmasının dayanışma, birlik ve beraberlik neticesi olduğunu söyleyen Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Türkiye ve Özbekistan’ın son yıllarda çok fazla çalışma yaptığını ancak hedeflerinin daha da yüksek olduğunu ifade etti.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) Dördüncü Toplantısı kapsamında verimli görüşmeler yaptıklarını aktararak, İstanbul’da Özbekistan okulunun “Taş Koyuş” Merasimi ve Hatay’da inşa edilen konutların açılışının ilişkiler tarihinde şüphesiz silinmez iz bırakacağını söyledi.
Türkiye ile Özbekistan’ın dillerinin, kalplerinin ve niyetlerinin aynı olduğunu, bir sorun olduğunda beraber netice için çalıştıklarını vurgulayan Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, “Gerçekten ana dilimiz ve kutsal dinimizin müşterek olması dolayısıyla kardeş Türk halkından bizi hiçbir mesafe ayıramaz” dedi.
ÖZBEKİSTAN CUMHURBAŞKANI: “TÜRKİYE’NİN DESTEĞİNİ HER ZAMAN HİSSEDİYORUZ”
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, bugünkü ziyaretin iki ülke arasındaki Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın imzalanışının 30. yıl dönümü arifesinde gerçekleştiğine işaret ederek, “Son yıllarda ortak çabalarımızla kapsamlı stratejik ortağımız hâline gelen Türkiye’nin desteğini her zaman hissetmekteyiz, ilgiyle görmekteyiz, saygıyla karşılamaktayız” ifadesini kullandı.
Bu yıl Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), NATO Zirvesi ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlatan Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, bu küresel etkinliklerin başarılı geçmesi dileğinde bulundu.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, bugün Özbekistan-Türkiye dostluğunun karşılıklı güven, saygı ve uzun vadeli dayanışma ruhuyla hızla büyüdüğünün altını çizerek, iş birliğinin mevcut durumunu ve geleceğini analiz ettiklerini anlattı.
Her alanda somut projeler ve hedefler belirlediklerini kaydeden Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, 2026’da tüm alanlarda ikili ilişkilerin hızlı gelişimi konusunda mutabık kaldıklarını söyledi.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, her alanda ayrı ayrı herkese talimat verdiklerini ve bunun kontrolünü yapacaklarını dile getirerek, YDSK toplantılarını düzenli yapmak, Karma Ekonomik Komisyon ve Stratejik Planlama Mekanizmalarından da verimli istifade etmek konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, tüm bakanlık ve yerel düzeylerde diyalog için yeni bir format olarak ortak komitelerin faaliyetlerini başlatmaya karar verdikleri bilgisini paylaştı.
Kültürel, beşeri alandaki ilişkilerin geliştirilmesi, tiyatroların, sinema haftalarının, sergilerin gerçekleştirilmesi, inanç turizmi imkânlarından faydalanılması konusunda oy birliklerinin olduğunu dile getiren Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, müzakerelerin sonunda varılan tüm mutabakatların zamanında gerçekleştirilmesi için geniş kapsamlı yol haritasının onaylanacağını söyledi.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, İstanbul’da Özbek okulunun temel atma törenine tanıklık ettiklerini, Türkiye’de ilk Özbek okulunun inşa edilmesinin son yıllarda iki ülke arasında eğitim alanındaki ilişkilerin kalite açısından yeni düzeye yükseldiğinin bariz bir ifadesi olduğunu anlattı.
Taşkent’te Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesini açtıklarını, Ali Şir Nevai Üniversitesinde Yunus Emre Enstitüsünün faaliyetlerinin başlatıldığını aktaran Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Taşkent’te bulunan Türk okulunu genişletmek için ek arsa tahsis edilerek büyütülmesi konusunda anlaştıklarını paylaştı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, “İstanbul’daki 600 kişilik yeni Özbek okulu, buradaki Özbek vatandaşlarımızın çocukları için kendi ana dillerinde eğitim görmeleri için uygun bir fırsat yaratacak. Bu, bilim ve eğitimi, hayatın anlamı olarak gören atalarımızın, ‘okul dünyanın en yüce yapısıdır’ görüşüyle örtüşmektedir” dedi.
Hatay’daki Özbekistan Mahallesi’nin açılış törenine katılmaktan mutluluk duyduğunu belirten Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, 3 yıl önce meydana gelen depremin, Türk halkının sabrını, metanetini ciddi anlamda sınadığını dile getirdi.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, “dost kara günde belli olur” atasözünü hatırlatarak, halkının o zor günlerde Türk halkının acısını ve ıstırabını kendi meseleleri gibi kabul ettiğini ve dayanışma gösterdiğini söyledi.
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından ülkesinden çok sayıda arama kurtarma görevlisinin Türkiye’ye geldiğini ve deprem bölgelerinde çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, bu çalışmalarla ülkesinin “kardeşlik görevini” yerine getirdiğini vurguladı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Hatay’da inşa edilen deprem konutlarının, “atayurdunun mütevazı bir katkısı olarak” kabul edilmesini isteyerek, şunları kaydetti: “Bu müreffeh yerleşimler ve güzel binalar zorlu sınavlarda başlarını eğmeyen cesur Türk halkıyla olan ebedi dostluğumuzun parlak bir sembolü olacaktır. Yeni evleriniz hayırlı olsun. Bugünün istikrarsız ve hızla değişen dünyasında temiz hedeflerimizi iyi niyetlerle birleştirip cesurca ilerlersek aynı köklere sahip halklarımızı hiçbir güç, hiçbir tehlike yenemez. Bu vesileyle Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı, aziz kardeşimi, Özbekistan’a, İmam Buhari’nin ülkesine, Emine Hanımefendi ile ziyaret etmeye davet ediyorum. Kardeş Türk halkına ve güzel ülkenize barış, huzur ve devamlı kalkınmalar diliyorum. Şimdiki bizim sağlam dostluğumuza nazar değmesin diyorum.”
Hatay’da deprem konutları teslim töreninde, liderler bazı ailelere, yapılan konutların anahtarlarını teslim etti.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, tören sonunda yaptığı konuşmada, Hataylılardan müteşekkil bir heyeti Nevruz Bayramı’nda Özbekistan’a davet etti.
İki ülke arasında anlaşmaların imzalanması ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in konuşmalarının ardından, İstanbul’daki Özbekistan okulunun “Taş Koyuş” merasimi için canlı bağlantı yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Mirziyoyev daha sonra Özbekistan tarafından Hatay’ın Arsuz ilçesinde inşa edilen konutların açılışına canlı bağlantı ile katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’daki teslim töreni esnasında konutların deprem bölgesine ayrı bir güzellik kazandırdığını ifade ederek, “Bu konutlarda oturacak depremzede kardeşlerimizle bu konutlar çok daha zengin hâle gelecek. Hayırlı olsun, güle güle otursunlar inşallah” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev daha sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Hatay’dan gelen 5 depremzede aileye yeni evlerinin anahtarlarını teslim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, anahtar tesliminde ailelerle bir süre sohbet etti.
Tören sonunda, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan uygun görmesi hâlinde depremzede ailelerden bir grubu Nevruz Bayramı’nda 5 gün Özbekistan’da misafir etmek istediklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Mirziyoyev’in davetine onay verdi.
Programda, Mehteran Birliği, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Türk Dünyası Müzik Topluluğu dinletisinin yanı sıra Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Ulusal Gösteri Topluluğu gösteri sundu.
Programın ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve eşi Ziroat Mirziyoyeva onuruna yemek verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev huzurunda iki ülke arasında anlaşmalar imzalandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, “Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 4. Toplantısı Ortak Bildirisi”ni ve “Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti arasında Kapsamlı Stratejik Ortaklık İlişkilerinin İşbirliği Mekanizmaları Hakkında Karar”ı imzaladı.
Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in huzurunda iki ülke arasında imza altına alınan diğer anlaşmalar şöyle:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşma
Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı Arasında Uluslararası Ulaşım Koridorlarının ve Mevcut Uygulamaların Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Özbekistan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında 2026-2027 Yılları İçin Kültürel İşbirliği Planı
Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Özbekistan Cumhuriyeti Maden Endüstrisi ve Jeoloji Bakanlığı Arasında Madencilik Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı
Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Nezdindeki Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı Arasında Niyet Protokolü
Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Yatırım Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler/Özel Ekonomik Bölgeler Alanında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı
Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Özbekistan Ekonomi ve Maliye Bakanlığı Arasında Ekonomi ve Finansal İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim Alanında İşbirliği Anlaşması
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.