Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat Depremleri Anma ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Osmaniye’de “Küllerinden Doğdu Yine, Türkiye’min Gücüne Bak” 6 Şubat Depremleri Anma Programı ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına Osmaniye’nin ilçelerinden gelenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde deprem bölgemiz başta olmak üzere buradan 81 ilimizin tamamına, 86 milyon vatandaşımızın her birine gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza en içten muhabbetlerimi iletiyorum. Cebelibereket Sancağı’nın merkezinde, Kuvayı Millîye ruhunun ete kemiğe büründüğü yerde Çukurova’nın bu bereketli topraklarında sizlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Millet olarak yüreklere kor bir ateş düşüren 6 Şubat depremlerinin üçüncü seneidevriyesinde Osmaniyelilerle bir arada olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, asrın felaketinde ebediyete irtihal eden 53 bin 697 vatandaşın her birine Cenabı Allah’tan rahmet diledi.
Alandakileri deprem şehitleri için Fatiha suresini okumaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Rabbim deprem şehitlerimizin kabirlerini nur, mekânlarını cennet eylesin. Bizleri de Peygamber Efendimizin, ‘Liva-ül Hamd’ ismiyle müsemma sancağı altında tüm şehitlerimizle inşallah haşr-u cem eylesin. Aynı gün yaşadığımız iki büyük deprem sebebiyle Rahmet-i Rahman’a kavuşan bu kardeşlerimizi unutmayacak, onların hatıralarını kalbimizde ve zihnimizde daima yaşatacağız. Burada bulunan siz kıymetli kardeşlerime, sizlerin şahsında tüm depremzedelerimize ve milletimizin tamamına bugün bir kez daha sabrı cemil diliyorum. Rabbim böylesi zor imtihanlarla bizleri bir daha yüz yüze getirmesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü felaketten muhafaza buyursun.
Burada şu gerçeği tüm kalbimle, bugün sizlerle paylaşmak isterim: Bizler beşer olarak elbette geçmişe dönemez, zamanı durduramaz, kaybettiğimiz canları ne yazık ki geri getiremeyiz. Evet, zaman pek çok şeyin ilacıdır, şifasıdır, yaralarımızın merhemidir. Ama şurası da bir gerçek ki bazı acıları dindirmeye zaman bile yetmez. 6 Şubat depremlerinde milyonlarca insanımızın kimi anne babasını kimi kardeşini kimi canından çok sevdiği evladını kimi de yoldaşını, hayat arkadaşını kaybetti. Nice kalpler dağlandı, nice hayatlar yarım kaldı, nice canlar bir gecede ahiret yurduna göç eyledi. Tüm bunlar şüphesiz bir milletin tarihi boyunca yaşayacağı en zorlu sınavlardan, hafızasında taşıyacağı en çetin imtihanlardan biridir. Fakat biz metanet, sabır, tevekkül ve dirayet sahibi bir milletiz. Şu anda karşımda bu dirayet sahibi milleti görüyorum. Dirayet sahibi Osmaniye’yi görüyorum.”
“BİRBİRİMİZİN YARALARINI SARDIK VE SARACAĞIZ”
Ümitsiz olmayı, yeise kapılmayı yasaklayan bir inancın mensupları olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Müslümanız. Acımız tabii ki fazla, yaşayacağız, yasımızı tabii ki tutacağız ama geleceğe bakmayı, ne olursa olsun yola devam etmeyi de asla ihmal etmeyeceğiz. Birbirimize destek olduk ve olacağız. Birbirimizin yaralarını sardık ve saracağız. Bizi büyük millet yapan ne kadar kıymet varsa hepsine sıkı sıkıya sarılacak, bunlara sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.
Alana baktığında tüm bunları başarabilmiş, en karanlık gecelerde hem devletine hem milletine güvenebilmiş, el ele, sırt sırta, yürek yüreğe vererek bu zorlukların üstesinden gelebilmiş bir vakar tablosu, bir umut zaferi gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bundan da büyük gurur ve bahtiyarlık duyuyorum. Eğilmediğiniz için yıkılmadığınız için umutsuzluk girdabına düşmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. 6 Şubat 2023’te Cumhuriyet tarihimizin en yıkıcı felaketiyle sarsıldık. 11 ilimizde 120 bin kilometrekarelik alanda yaşayan 14 milyon insanımız bu afetten doğrudan etkilendi. 53 bin 697 vatandaşımızı kara toprağın bağrına verdik. 107 bin 213 kardeşimiz ise depremden yaralı olarak kurtuldu. 3,5 milyon vatandaşımızı bölgeden tahliye etmek durumunda kaldık. Deprem bölgesindeki 2 milyon 302 bin binadan yaklaşık 39 bin 555’i afet sırasında yıkıldı. 199 binin üzerinde bina ağır hasar alırken, 36 bin bina ise orta hasarlı hâle geldi. Tarihimizin en büyük felaketlerinden biri olan bu depremlerin ekonomimize doğrudan maliyeti 104 milyar doları, dolaylı maliyeti ise 150 milyar doları buldu.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülke tarihinde doğal afetlerden kaynaklanan en ağır ekonomik kayba yol açan bu tutarın Türkiye’nin 2023’teki millî gelirinin yüzde 9’una tekabül ettiğine dikkati çekti.
Devlet olarak depremin ilk anından itibaren dakikalar içerisinde harekete geçtiklerini ve 650 bin personeli hızlıca sahaya intikal ettirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu süreçte bakanlıklarımız, belediyelerimiz, güvenlik kuvvetlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, hayırseverlerimiz adanmışlık ruhuyla seferber oldu. Hamdolsun sonunda devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk. Türkiye’mizin gücünü tüm dünyaya bir kez daha gösterdik.”
Hükûmet olarak vatandaşların hayatını kurtarmaya, onlara yepyeni bir gelecek sunmaya çalışırken, ana muhalefetin başını çektiği bazı çevrelerin depremden siyasi rant devşirmenin hesabını yaptığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Millet ve memleket hayrına ne kadar proje, eser, hizmet ve yatırım varsa hepsine çamur atmayı vazife sayan bu hazımsızlar, bu depremzedelerimizin acılarını menfaate çevirmeye, duygularını istismar etmeye çalıştılar. Deprem turistlerinin atmadıkları iftira, söylemedikleri yalan, yapmadıkları dezenformasyon kalmadı. Çıktılar hep bir ağızdan koro hâlinde ‘Devlet vatandaşını yalnız bıraktı.’ dediler. ‘Arama kurtarma faaliyetleri, yardım çalışmaları oy rengine göre yapılıyor’ dediler. ‘Bunlar bu evleri bitiremez.’ dediler. İşte evler burada. Evler burada. Kardeşlerim, bunların ‘bitmez’ dediği evler burada. Ne bir işin ucundan tuttular ne de ellerini taşın altına koydular. Maalesef böyle bir mesele bile ne yazık ki bunların gündemine gelmedi. Burada da partizanca davrandılar. Peki, sonuçta ne oldu? Hepsinin hevesi kursaklarında kaldı. İktidarımızın ve ittifakımızın enkaz altında kalmasını bekleyenler büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Bunların bizleri yıldırmayı, bizim irademizi kırmayı amaçlayan toksik siyasetine teslim olmadık. ‘Allah’ın izniyle biz bu işin altından kalkarız.’ dedik ve hemen işe koyulduk. Sadece 3 yıl gibi kısa sürede şehirlerimizi yeniden imar ve ihya ettik. İttifak ve iktidar olarak sizlere verdiğimiz sözleri yerine getirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar 433 bin 667’si konut, 21 bin 690’ı iş yeri olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşasını tamamladıklarını belirterek, “27 Aralık’ta Hatay’ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize gönül huzuruyla teslim ettik. İlk günden itibaren bize inanan, güvenen ve samimiyetle destek olan tüm vatandaşlarımıza sizlerin şahsında canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu aziz millete layıkıyla hizmet etmeyi, bu aziz milletin hizmetkârı olmayı şahsıma nasip eden Rabbime sonsuz hamdüsenalar olsun diyorum” dedi.
“SİZ İNKÂR ETSENİZ DE MİLLETİM NE YAPTIĞIMIZI ÇOK İYİ BİLİYOR”
Anma yıl dönümlerinin siyasi polemik yapma, birilerine laf yetiştirme günleri olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bugünler hem acımızı paylaşma hem kayıplarımızı özlemle yad etme hem de milletçe kenetlenmemizi güçlendirme dönemleridir. Ne yazık ki ana muhalefet başındaki zat, dört gündür akla, vicdana, ahlaka sığmayan çirkin bir üslupla bizi hedef alıyor. Laf ola beri gele misali boş atıp, dolu tutturmanın derdinde. Oysa bir siyasetçi eserleriyle konuşur. Varsa bir eserin, icraatın, projen çıkar millete anlatırsın. Ama eserin yoksa CHP Genel Başkanı gibi sadece polemik yaparsın. Ona buna sataşarak günü kurtarmaya çalışırsın. Hatasını kabul etse, belki biraz mahcup olsa, biraz kendini düzeltse biz de acemiliğine verir, bir yere kadar anlayışla karşılarız. Fakat bunda o erdem de yok. Öyle ya, madem bir işin ucundan tutmuyorsun bari hizmet edene engel olma. Madem Türkiye’ye hiçbir faydan yok bari faydası olana engel çıkartma.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Üç yıl boyunca sürekli eleştirdiniz, sürekli çamur attınız. Bari bugün 455 bin konutu teslim eden devletine bir teşekkür et. Ortadaki başarıyı gör. Verilen emekleri, dökülen terleri kuru bir cümleyle de olsa takdir et. Gözü var, görmüyor. Kulağı var, duymuyor. Dili var, hakkı konuşmuyor. İhtirasları boylarını aşan bu kifayetsizlere sadece şunu hatırlatmak isterim. Ters çevirmekle kuyudan minare olmaz. Hakikat güneşi balçıkla sıvanmaz. Sizin de yalanlarınız, çarpıtmalarınız hakikatin yerini alamaz. Siz inkâr etseniz de milletim bizim ne yaptığımızı çok iyi biliyor. İşte eserler ortada. Konutlar ortada. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. 6 Şubat 2023’ten beri 11 ilimizi ayağa kaldırmak için nasıl çırpındığımızın en yakın şahidi, işte bu meydandaki kardeşlerimdir.”
Deprem bölgesi için neler yapıldığını genel hatlarıyla ifade etmekte fayda gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremin yol açtığı kayıp ve zararların telafisi için bugüne kadar toplam 3,6 trilyon lira yani 90 milyar dolar civarında kaynak kullandık. Hasarların onarılması ve şehirlerimizin depreme karşı daha dirençli hâle getirilmesi için 2026 yılı bütçemizde 653 milyar lira ödenek ayırdık” bilgisini paylaştı.
“Afet bölgesindeki evlatlarımızın eğitimi üzerinde durduğumuz konuların başında yer alıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki 119 bin 200 dersliğin 9 bin 800’ünün kullanılamaz duruma geldiğini, 14 bin 310 derslik inşa edildiğini, 2 bin 965 dersliğin güçlendirme çalışmalarını bitirdiklerini, toplam derslik sayısını 126 bin 675’e çıkardıklarını anlattı.
Deprem illerindeki gençlerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak üzere 14 bin 400 yatak kapasiteli 15 yeni yurt projesi yürüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum, sağlık altyapısında meydana gelen hasarın telafisi için 123 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Toplamda 5 bin 864 yatak kapasiteli 36 devlet hastanesini bitirdik. İbadethanelerimizi ihya ettik. Kütüphanelerimizi ayağa kaldırdık. Kültür varlıklarımızı, tarihi yapılarımızı ve müzelerimizi onardık. Adalet ve emniyet hizmetlerinin hiçbir aksaklığa mahal verilmeden devam ettirilmesi için gerekli tüm adımları attık. Deprem bölgemizde 203 bin metrekare büyüklüğünde üç adalet binası ve bir ceza infaz kurumu inşa ederek hizmete açtık. Toplam 224 bin metrekarelik dokuz adalet binası ile bir ceza infaz kurumunun yapımını da yakında tamamlıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 60 emniyet binasının inşa ve onarımı ile Jandarma’ya ait 29 hizmet binasının yapımını ve 143 binanın güçlendirme işlemlerini tamamladıklarını, 10 adet hizmet binasının yapımının ise sürdüğünü söyledi.
“ESNAFIMIZIN, SANAYİCİMİZİN, ÇİFTÇİMİZİN, ÜRETİCİMİZİN HEP YANINDA OLDUK”
Depremden etkilenen 11 ildeki huzurevleri, çocuk evleri ve sosyal hizmet merkezleri gibi hizmet binalarını da yeniden ihya ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esnafımızın, sanayicimizin, çiftçimizin, üreticimizin hep yanında olduk. Mücbir sebep hâllerini 2025 yılı sonuna kadar uzattık. Prim borçlarını erteledik ve bu borçların 31 Mart 2026’ya kadar yapılandırılmasının önünü açtık” diye konuştu.
Hizmetlerin aksamadan yürütülmesi için yerel yönetimlere ciddi miktarda nakdi yardımda bulunduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylelikle yol, su, elektrik gibi temel ihtiyaçlarla birlikte eğitim ve sağlık gibi ana hizmetlerin de karşılandığı yaşam alanları oluşturduk” dedi.
İçme suyu ve atık su altyapılarının hızla tesis edilmesi amacıyla 11 deprem ilinde 8 bin kilometre uzunluğunda boru hattı inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Su ve sulama alanında devam eden yatırımlarımız bittiğinde 110 milyar liralık bir rakamı bölgemiz için kullanmış olacağız” ifadesini kullandı.
Ulaşım yatırımları için harcanan tutarın 80 milyar lirayı bulduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu bilgileri de paylaştı: “Yeni yerleşim alanlarının ulaşımı için 294 kilometrelik bağlantı ve imar yolu yaptık. Enerji ve madencilik sektörlerindeki zararları önemli ölçüde telafi ettik. Depremde zarar gören demiryolu hatlarının onarımını gerçekleştirdik. Hatay ve Malatya havalimanlarını onararak sivil uçuşları açtık. Her iki havalimanımız da inşallah yıl sonuna kadar tam kapasite hizmet vermeye başlayacak. Madenli Yat Limanı ve Su Sporları Merkezi’nin yapımını da bu sene bitireceğiz. Deprem bölgemizdeki haberleşme altyapımızı da hızla yenileyerek daha güçlü bir seviyeye taşıdık. 6 Şubat öncesinde 58 bin kilometre olan fiber uzunluğumuz, bugün 80 bin kilometreye ulaştı. Yaklaşık 5 bin 300 adet kalıcı baz istasyonu kurduk. Sanayi yatırımlarımızı da süratle hayata geçiriyoruz. Daha burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak nice yatırımı, desteği depremden etkilenen şehirlerimizin emrine verdik.”
“KARDEŞLİKLE, DAYANIŞMAYLA, PAYLAŞMAYLA BAŞARDIK”
Alanda, deprem bölgesinde son üç yılda yapılanları anlatan videonun gösterilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün bunları kardeşlikle, dayanışmayla, paylaşmayla başardık. İnşallah omuz omuza verip çok daha fazlasını yine sizlerle birlikte başaracağız” dedi.
Depremden sonra Osmaniye’de pek çok faaliyet yürüttüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremde zarar gören okullarımızın imarından, Korkut Ata Üniversitemizin bakım ve onarım çalışmalarına, sağlıktan ulaştırma ve tarım alanındaki ihtiyaçların giderilmesine kadar her sıkıntısında şehrimizin yanında olduk” ifadelerini kullandı.
Bugün konut, köy evi ve iş yeri olmak üzere inşası tamamlanan 12 bin 557 bağımsız bölümün resmi açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca 67 bin 813 metrekare büyüklüğündeki millet bahçesi ile diğer yatırımları vatandaşların hizmetine verdiklerini söyledi.
Toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın Osmaniye’ye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımlarda emeği geçenleri tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlere şunun da müjdesini vermek istiyorum; ‘Ev Sahibi Türkiye’ sloganı ile başlattığımız 500 bin sosyal konut projesinde Osmaniye’mize 2 bin 990 konut tahsis ettik. Deprem konutlarımız gibi sosyal konutlarımızı da söz verdiğimiz vakitte inşallah sizlere teslim edeceğiz. Şundan emin olunuz, size ve milletimize asla hayal kırıklığı yaşatmayacak, şahsımıza ve ittifakımıza olan teveccühünüzü asla boşa çıkarmayacağız” diye konuştu.
Asrın felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anma programımıza teşrif eden her bir kardeşime, başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere diğer genel başkanlarımıza da tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.
DEPREMZEDE SOLAK AİLESİNİ ZİYARET ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmaniye ziyareti kapsamında Adnan Menderes Mahallesi Metin Tamer Sitesi’nde depremzede Hidayet Solak ve ailesinin yeni evine konuk oldu.
Solak ailesinin fertleriyle bir süre sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aileyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyaretinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.