Türkiye’nin Afet Risk Yönetimi Yirmisekizinci Yuvarlak Masa Toplantısı Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.
ODTÜ Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezinin 1998 yılından başlayarak her yıl düzenlemekte olduğu Yuvarlak Masa Toplantısı çeşitli afetlerle ilgili faaliyet gösteren farklı disiplinlerden çok sayıda yönetici, uygulayıcı ve araştırmacının buluştuğu ve tartıştığı bir bilgi alışverişi platformu olarak düzenleniyor.
Türkiye’nin Afet Risk Yönetimi Yirmisekizinci Yuvarlak Masa Toplantısı açılış konuşmalarıyla başladı.
Meltem Şenol Balaban, konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye’nin Afet Risk Yönetimi Yuvarlak Masa Toplantısı” bilimsel etkinliğimizde önceki yıllarda olduğu gibi sizleri misafir etmekten dolayı memnuniyet duyuyoruz. Bildiğiniz üzere bu toplantılarımız afetlerle ilgili faaliyet gösteren farklı disiplinlerden çok sayıda yönetici, uygulayıcı ve araştırmacının buluştuğu bir bilgi alışverişi platformu olarak düzenleniyor. Özellikle 6 Şubat 2023’de yaşanan depremlerin yarattığı büyük kayıplar Türkiye’nin pek çok yerleşmesinin benzer durumlarla karşı karşıya kalabileceğini gösterir biçimde bir felakete dönüşmüştür. Bu felaketin yarattığı kayıplar ve sorunlar halen ülkemizi derinden etkilemektedir ve önümüzdeki yıllarda da etkilemeye devam edecektir. Sadece doğa kaynaklı değil en yakinen yaşadığımız insan etkisiyle ortaya çıkabilen karayolu kazaları, yangınlar gibi birkaç gerekli tedbir ve hazırlıkla ortadan kaldırılabilecek olaylarda; bu tedbir ve hazırlıklar göz ardı edildiğinde çok acı can kayıplarına yol açabilmektedir. Ülkemizde yaşanabilecek bu türden olayların afetlere dönüşmeden gerekli tedbirlerin alınması, hazırlıkların zamanında yapılması, afet risklerinin azaltılması için ortak çalışma kültürünün yaygınlaşması ve afet risklerini azaltma kültürünün tüm topluma hakim olması hepimizin ortak amacı olmalıdır.”
Esri Türkiye’den Kıdemli Çözüm Mühendisi Fatma Nur Özer Yıldız, “ArcGIS ile Afet Yönetim Çözümleri” başlıklı konuşmasında Coğrafi Bilgi Sistemleri yazılım öncüsü Esri’nin ArcGIS teknolojisinin afet yönetimi süreçlerine sağladığı katkıyı; Kaliforniya yangınları, Şubat depremleri gibi gerçek örnekler üzerinden gerçekleştirdi.
Sunumda, farklı veri katmanlarının tek bir ortamda bir araya getirilmesiyle olayın kapsamı, yayılım yönü ve etkilediği alanların bütüncül şekilde görüntülenebildiği; canlı görüntüler ve sahadan beslenen anlık verilerle hazırlık aşamasından başlayarak risk azaltma, müdahale ve iyileştirme adımlarının tek bir döngü içinde yönetilebileceği vurgulandı. Deprem gibi farklı afet türlerinde de aynı yaklaşımın uygulanabildiği; etki analizleriyle hangi bölgelerin ne ölçüde etkilenebileceğinin önceden modellenebildiği belirtildi.
Nüfus ve demografik kırılımlar üzerinden (çocuk sayısı, kadın nüfusu, yaş grupları gibi) ihtiyaç analizleri yapılabildiği; riskli bölgelerin belirlenmesinin ise afet öncesi planlama için kritik olduğu ifade edildi. Bu kapsamda riskli binaların tespiti ve önceliklendirilmesi, altyapı kırılganlıklarının belirlenmesi, ruhsatlı yapılar ile dönüşüme girmiş/girmemiş yapı stokunun ayrıştırılması gibi analizlerle sahaya yönelik aksiyon planlarının güçlendirilebildiği konusunda bilgilendirildi..
ArcGIS’in gerçek zamanlı analiz ve yönlendirme kabiliyeti sayesinde kamuoyu ile doğru ve güncel bilginin paylaşılabildiği; yapay zekâ destekli veri toplama ve sınıflandırma yaklaşımlarının da süreçleri hızlandırdığına dikkat çekildi. Hasar bildirimi veya yardım talebi gelen noktalarda anlık durum bilgilendirmesinin raporlanabildiği; kapanan yollar gibi kritik değişkenlerin hızla harita üzerinde güncellenerek müdahale ekiplerinin karar süreçlerinin desteklenebildiği belirtildi.
İhbar ve bildirimlerin toplanmasında, kullanıcı dostu formlar aracılığıyla hızlı veri girişinin mümkün olduğu; ses kaydı gibi ek içeriklerle verinin zenginleştirilebildiği paylaşıldı. Afet anında zamanın sınırlı olduğu, bu nedenle tek tuşla iletilebilen basit formların sahadan veri toplamayı kolaylaştırdığı vurgulandı.
Ayrıca, afet anında oluşan panik ortamında “önceliklendirme” ihtiyacının altı çizildi. Hangi ekibin hangi noktaya ilk müdahale edeceğinin veriye dayalı biçimde planlanması; nüfus yoğunluğu, hasar durumu, gelen yardım kaynakları ve erişilebilirlik gibi değişkenlerin birlikte değerlendirilmesiyle daha doğru operasyonel kararlar alınabileceği ifade edildi. Rota optimizasyonu ile en uygun güzergâhların belirlenebildiği; müdahalede gecikmenin olası sonuçlarının da ölçümlenebilir hâle geldiği gündeme getirildi..
Konuşmanın sonunda, makine öğrenimi tabanlı hasar tespiti uygulamalarına değinildi. Afet sonrası görüntüler üzerinden binaların hızlı şekilde analiz edilerek hasarlı/hasarsız ayrımının yapılabildiği; fotoğraf ve görüntü verisinden otomatik sınıflandırma ile sahadaki değerlendirme süreçlerinin hızlandırılabileceği belirtildi. Bu yaklaşımın, daha hızlı müdahale ve daha etkin kaynak yönetimi için afet yönetiminde önemli bir değer sunduğu vurgulandı.”
ODTÜ İnşaat mühendiliği emekli öğretim üyesi Haluk Sucuoğlu da Türkiye’de Deprem Güvenliği Sorunu Çerçevesinde Deprem Yönetmeliği, Yapı Denetim Sistemi Yasal Sorumluluklar konusunda bir sunum yaptı.
Türk-Japon Vakfı ikinci Başkanı Emin ÖZDAMAR ise Türk-Japon Vakfı’nın Türkiye’deki Afet Risk Azaltmaya Yönelik Faaliyetleri ile ilgili katılımcıları bilgilendirdi.
AFAD Saha Gönüllüsü Cüneyt AKYILDIZ ise Mahalle Afet Gönüllüleri mi STK Örgütlenmeleri mi? başlıklı konuşmasında şunları söyledi. “
Mahalli idareler, Kamu yönetimi ve Adalet bölümünden mezunum.
Mahalle afet gönüllüleri ve Sivil Toplum Kuruluşları 2 ayrı şekilde değerlendirmelidir.
Neden çünkü örgütlenme modeli farklıdır.
Mahalle afet gönüllüleri ; kamu(muhtarlık, kaymakamlık) ve vatandaşlardan oluşur.
Stk’’lar kamu ve özel kurum kurumlardan oluşur.
Mevcut bilgilerime göre şu anda Türkiye genelinde Mahalle Afet Gönüllüleri olarak üst düzey bir örgütlenme yok. Öneri:
Muhtarlarlıklar ile işbirliği içinde her mahalle de , her köyde istekli olanlara eğitim aralıklarla devamlılık , güncellemeler ile her zaman hazır olunması sağlanabilir.
Böylece gönüllü olarak faydalı olma ,enerjisini,tecrübesini paylaşma ,sosyalleşme ,duygu tatmini ve daha bir çok konuda hızlı ve etkili hareket etme oluşur.
Afet anı ve sonrasında özellikle meslek gruplarının varlığı mahalle afet gönüllülerinin büyük etkili organize olmuş ,güçlü başarı oranı ve faydası yüksek,ekip ve grup varlığını ortaya çıkaracaktır.
-Stk’lar kurumsal, uzmanlık ,bilgi tecrübe, koordinasyonun mikro düzeyde sağlandığı yapılardır.
Örgütlenmede gönüllülük , istekli olma ,sorumluluk duygusu vardır. Belirli meslek grupları Stk’ları daha çok tercih eder. Çünkü Motivasyon yüksektir çünkü Stk’larda grup olma ,birlikte hareket etme,riski yayma,kuralların varlığı ,aidiyet duygusu ,statü sahibi olma gibi kavramlar olduğu için ve tecrübe paylaşımı imkanı daha çekici gelmektedir.
Üyelik ücreti,bağış sosyal kurumsal etkinlik ücretsiz eğitim sosyallik unsurlara göre Stk’nın örgütlenmesi farklı olabilir. -Mahalle örgütlenmesi dikey Stk’lar da yataydır.
Geçmişe baktığımızda çoğunluğun organize olmayan bireysel gönüllü faydası sağladığı bunun sonucunda başarı ve doğru fayda anlamında eksiklikler olduğu görülüyor. -Gönülülükte kamu, özel sektör farkı var.Kamu da afetler de görev alındığında idari izinli sayılırken Özel de bu durum yok .
-Mevcutta gönüllülük sözleşmesi var Stklar da.
Mahalle afet gönüllüleri için hiç bir şey yok.Özellikle engelli vb kişiler için düzenlemeler de görmedim duymadım .
Mahalle afet gönüllerinin sadece beslenme değil ücret ve-ya harcırah, sağlık sorunu,can güvenliği ve diğer riskler gibi bugün,afet anı, sonrası ve gelecekte yaşanan veya yaşanabilecek olumsuz durumlarda güvence altına alınmış hakların olması gerekiyor
Aynı şekilde Stk’lar için kamudan farklı olarak kanuni düzenlemelerin olması zaruri bir durumdur.
Mevcut durumda kamu izni olmadan Stklar kendi başına hareket edemiyor. -Stklar içinde mahalle afet gönüllerinde olduğu gibi güvence şartları sağlanması zaruridir. -Kanunlar da afet zamanlarında yapılacak herşey detaylı şeffaf ve gerçeklik olarak düzenlenmelidir. Risk ,tazminat ,hukuksal vb.
Afetler de çalışma şartları ve saatleri de belli olmadığından bunların da düşünülmesi gerekiyor. -Mahalle örgütlenmelerinde cadde sokak ,2-3 bina ,site gibi durumlar yerine göre olabilir.
İsteğe göre temel ,orta,yüksek seviye eğitimle oluşan ekipler belirli süreli güncellik taşıyan pratik teorik eğitim ile hazır olabilir. Son olarak : Stk’ların çeşitliliği ,Kamu , Özel sektör düşünüldüğünde kamu kurum ve kuruluşlarının kendi içinde oluşturduğu eğitim alan gönüllüler ile özel sektörde şirket , oda, borsa, esnafların Gönüllü örgütlenmelerinin aynı olmayacağı bilinen ve önemli ve gözönüne alınması gereken bir gerçek durumdur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.