Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı Türkiye Ofisi 30’uncu yılını bir resepsiyonla kutladı.
Kısa adı JICA olarak bilinen Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı Türkiye Ofisi’nin 30’uncu kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir resepsiyon gerçekleştirildi.
Ankara’nın Oran semtindeki Türk Japon Vakfı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte konuşan JICA Türkiye Ofisi Başkanı Watanabe Daisuke, JICA’nın Türkiye Ofisi’nin 1995’te kurulduğunu ve 30 yılda ve bu süreçte dünyada birçok değişiklik ve yeniliklerin meydana geldiğine dikkat çekti.
Watanabe, İki ülke arasındaki işbirliği tarihinin yalnızca resmi kalkınma yardımlarıyla değil, özel sektör, sivil toplum ve diğer birçok aktörün çabalarıyla meydana geldiğini ve bunun yansıması olarak Türkiye ile Japonya arasındaki ilişkileri geliştiren bir çok tarihsel olaylar serisini anlattı.
JICA Türkiye Ofisi Başkanı Watanabe, gelecek 30 yılda nüfusun yaşlanması, afet, iklim değişikliği, yapay zekanın işlevsel bir şekilde kullanılması ve uzay teknolojileri gibi birçok birbirinden farklı konuyla haşır neşir olacaklarına vurgu yaparak, bunun sonucunda Japonya ile Türkiye’nin birlikte çözümler üretebilen ve bu zorlukların üstesinden gelebilen bir yönde hareket edebileceğini söyledi.
Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Tamura Masami de JICA Türkiye Ofisi’nin 30’uncu yıl dönümünü kutladıklarını ve kendisinin de bugün güven mektubunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduğunu belirtti.
Tamura, JICA projelerinin Japonya-Türkiye ilişkilerinin derinleşmesine katkı sağladığını hatırlatarak, “Son 30 yılda Türkiye’nin ekonomisi önemli ölçüde büyüdü, yalnızca tekstil ve tarım sektörlerinde değil, inşaat ve savunma sanayi sektörlerinde de büyüme yaşandı. Türkiye, son 30 yılda kayda değer bir ilerleme sağladı. Türkiye’nin değişen ihtiyaçlarına göre JICA Türkiye Ofisi’nin faaliyetlerinin de bunda dahli olduğuna inanıyorum.” şeklinde konuştu.
Japonya ile Türkiye arasında yeni işbirliği türleri görmek için sabırsızlandığına vurgu yapan Büyükelçi Tamura, geçen yıl iki ülke arasında diplomatik ilişki kurulmasının 100’üncü yıl dönümünü kutladıklarının altını çizdi.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı Başkan Yardımcısı Rahman Nurdun konuşmasında Japonya ve Türkiye’nin uzun süreli bir dostluğu olduğuna işaret ederek, iki ülke ilişkilerinin tarihsel gelişimine vurgu yaptı.
Nurdun, Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik işbirliğini de hatırlatarak, JICA ve TİKA’nın yakın tarihlerde kurulduğunu ve TİKA’nın adının da JICA’dan esinlendiğinin altını çizdi.
Bunun Japonya’nın birikiminden faydalanmanın göstergesi olduğunu ifade eden Nurdun, 30 yılda JICA ve TİKA’nın kapasite inşası alanında yakın işbirliği yürüttüğünü kaydetti.
Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı İnanç Özçakmak, JICA Türkiye Ofisi’nin 30’uncu yılı kutlamasıyla, Türkiye-Japonya dostluğunun sahadaki somut işbirliğini güçlendirdiğini dile söyledi.
Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı İnanç Özçakmak ise JICA Türkiye Ofisi’nin 30. yılını kutlayarak, Türkiye-Japonya dostluğunun sahadaki somut işbirliğinin güçlendiğini dile getirdi.
Özçakmak, Bakanlık olarak JICA ile işbirliğinin odağında gençler olduğunu kaydatti ve ortak yürütülen projelerden söz etti.
Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş konuşmasında, JICA’nın bilgi, deneyim ve dayanışma yoluyla birçok ülkede toplumların geleceğine katkı verdiğini kaydetti ve şöyle konuştu: “Japonya’nın afetlerle mücadele birikiminden ve teknolojik deneyimlerinden Türkiye de yararlanmaktadır. Bu noktada JICA, iki ülke arasındaki işbirliğinin en güçlü temsilcileri arasında konumlanmıştır.”
Ulutaş, Belediyeler Birliği olarak afet yönetimi, iklim değişikliği, altyapı, eğitim, sağlık ve çevre gibi konularda önemli çalışmalara imza atan JICA’yı, insana dokunan ve kalıcı etkiler oluşturan bir kalkınma ortağı olarak gördüklerini bildirdi.
Afet riskini azaltma, iklim değişikliğine ve çevre konularında JICA ile işbirliği yürütüldüğünü belirten Ulutaş, JICA ile yürütülen projelere de atıfta bulundu.
İçişleri Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanı Hüseyin Çakırtaş da bu önemli yıl dönümünün JICA’nın Türkiye’de yürüttüğü başarılı çalışmaların bir yansıması olduğunu ifade ederek, aynı zamanda Türkiye ile Japonya arasındaki köklü dostluğun ve güçlü işbirliğinin de göstergesi olduğunu söyledi.
Çakırtaş, Bakanlık olarak Japonya ile yürütülen ortak projelerin iki ülke arasındaki karşılıklı anlayış, güven ve dostluğun en somut tezahürlerinden biri olduğu bilgisini de verdi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü Kerem Dönmez ise JICA’nın afet risk yönetimi, yeniden inşa, sağlık, ulaşım, enerji ve çevre gibi çeşitli konularda güçlü destekte bulunarak Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunan önemli bir ortak olduğunu dile getirdi.
Dönmez, Japonya’nın, Türkiye’nin kalkınması için teknik işbirlikleri yoluyla katkıda bulunduğuna da sözü getirerek işbirliğinin iki ülkenin yararına olacak şekilde gelişeceğine inandığını dile getirdi.
Konuşmalardan sonra JICA Türkiye Ofisi’nin görev ve önemine ilişkin kısa bir video gösterildi.
JICA Türkiye Ofisi Başkanı Watanabe toplantıdan önce JICA’nın Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin basın mensuplarına bilgi verdi.
Watanabe, Ocak 2024’ten bu yana JUCA’nın başkanlığında bulunduğunu, uluslararası işbirlikleri aracılığıyla Türkiye ve Japonya’yı birbirine bağlayan köprü rolünü üstlenerek çalışmalarına devam ettiği bilgisini verdi.
JICA’nın Japonya’nın Resmi Kalkınma Yardımını uygulayan bağımsız bir ajans olduğunu hatırlatan Watanabe, misyonlarının insan güvenliğini artırmak, kaliteli büyümeyi ve kalkınmayı teşvik etmek olduğunu belirtti.
JICA Türkiye Ofisi Başkanı Watanabe, dünya çapında faaliyet gösterdiklerini ve Orta Doğu ve Avrupa bölgesinde Türkiye dahil 24 ülkede faaliyet gösterdiklerini söyledi.
Faaliyetlerinin iki ülke arasındaki köklü dostluktan güç aldığını belirten Watanabe, Japonya ile Türkiye arasındaki kalkınma işbirliğinin JICA Türkiye Ofisi kurulmadan önce 1959’da başladığını anlattı.
Watanabe Türkiye’de JICA ortaklığında yürütülen projelerin geçmişine dair bilgi vererek, çeşitli Türk kurumlarıyla imzalanan işbirliği mutabakat zaptlarından bahsetti.
4 öncelikli alana odaklandıklarını belirten Watanabe, bunların sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya destek, afetlere hazırlığın iyileştirilmesi, işbirliği için stratejik ortaklığın güçlendirilmesi ve ihtiyaç sahibi bireyler ve ev sahibi toplulukların desteklenmesi olduğunu bildirdi.
Watanabe, Türkiye genelinde çeşitli sektörlerde projeler hayata geçirdiklerini anlatarak, son projenin ise İzmir’de bir okulun Japon teknolojisinin kullanımıyla sismik güçlendirilme ve depreme dayanıklı hale getirilmesi için pilot bir uygulama yapılması olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) de inşaatı üstlendiğini kaydeden Watanabe, Türk hükümetiyle daha da başarılı projelerin yapılması için birlikte çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi.
Bu projenin tamamlanmasıyla ilgili törenin 6 Kasım’da İzmir’de düzenleneceğini dile getiren Watanabe, afet yönetimi ve afet riski azaltma konularında birçok proje yürüttüklerini söyledi.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün de inşaatı üstlendiğini söyleyen Watanabe, Türk hükümetiyle daha da başarılı projelerin yapılması için birlikte çalışmaya devam edecekleri bilgisini de paylaştı.
Bu projenin tamamlanması töreninin 6 Kasım’da İzmir’de düzenleneceğini belirten Watanabe, afet yönetimi ve afet riski azaltma konularında birçok proje yürüttüklerini de sözlerine ekledi. Metin ASLIM
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.