Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emek Sofrası Buluşması” iftar programında yaptığı konuşmada, “Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla; işçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. Yıllardır bizden önceki siyasilerin, vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda devrim niteliğinde adımlar attık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen “Emek Sofrası Buluşması” iftar programına katılarak bir konuşma yaptı.
Herkesin mübarek Ramazan ayını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İftarını bizimle açan siz emekçi kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Bizleri bir araya getiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza, Sayın Bakan’ımıza ve ekibine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı ramazana erişmenin coşkusunu yaşarken diğer taraftan Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorbayla iftar yapmak zorunda kalanların sızısını yüreklerinde hissettiklerini ifade etti.
“10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükûmeti, Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinlinin şehit olduğunu, 2 bine yakın Filistinlinin yaralandığını bildirdi.
İnsani yardım malzemelerinin girişinde hâlen ciddi güçlükler çekildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazze’nin nefes borusu olan Refah Sınır Kapısı’nda kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mübarek günlerin en başta Filistin’in kahraman evlatları olmak üzere dünyanın dört bir yanında onurunu, haysiyetini ve hürriyetini korumak için mücadele eden tüm mazlumların kurtuluşuna, hasretle bekledikleri huzura kavuşmalarına vesile olmasını dileyerek, “Gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesindeki kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyor, dualarımızın onlarla olduğunu ifade ediyorum. Cenab-ı Allah Gazze’deki mazlumlarla birlikte zulüm ve eziyet gören tüm kardeşlerimizin yardımcısı olsun diyorum” diye konuştu.
“DEVRİM NİTELİĞİNDE ADIMLAR ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emek, alın teri ve helal kazancın medeniyetin tam merkezinde yer alan kutsal değerler olduğunu, bu kavramların adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihin köşe taşları olduğunu belirtti.
Asırlar boyunca Ahi teşkilatı, loncalar ve orta sandıklarının sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmadığını aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ahi Evran’ın ‘Eşine, işine, aşına özen göster.’ sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002’den beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye, adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik” ifadelerini kullandı.
İlk günden itibaren hedeflerinin işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu, iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkeye kazandırmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık ne sermayeyi renklere ayırdık ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda devrim niteliğinde adımlar attık.”
“KADINLARIN ÇALIŞMA HAYATINDAKİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ GARANTİ ALTINA ALDIK”
1 Mayıs’ın bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmî tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara son verdiklerini söyledi.
İşçilerin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu çıkardıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendikaların kuruluş şartlarını kolaylaştırdıklarını, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu revize ederek iyileştirdiklerini belirtti.
Sendikal güvenceleri ve grev hakkını güçlendirdiklerini, kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıdıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor. Burada şunu da önemle ifade etmek durumundayım, yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin, Anayasa’mızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. Sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş, bin yıldır İ’la-yi Kelimetullah’ın sancaktarlığını üstlenmiş, yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların Ramazan-ı şerifin neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son derece çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar.”
“TOPLUMUN HER KESİMİNİN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ GENİŞLETMEYE ODAKLANIYORUZ”
Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp milletin inanç değerlerine ateş eden, 27 Mayıs’tan beri millî iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayanların bulunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen, zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz” diye konuştu.
Çalışma hayatına genç yaşlarda İETT’de işçi olarak adım atan bir Cumhurbaşkanı olarak, alın terinin değerini çok iyi bildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İster özel sektörde ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da ehemmiyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekliye ve emekçiye bol keseden vaat dağıttığı hâlde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevküsefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık” ifadelerini kullandı.
“DEVLETİMİZİN İMKANLARI GENİŞLEDİKÇE BUNDAN 86 MİLYONUN YARARLANMASINI SAĞLADIK”
Hep sırtta yumurta küfesini, 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşımanın şuuruyla hareket ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Devletimizin imkânları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını, zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hâle getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesinin önünü açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik, inşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.