Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ankara Üniversitesi tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katılarak, “81 ilimizin yüz yıllık geleceğini ortaya koyan ‘Türkiye Ulusal Mekânsal Strateji Planı’ ile birlikte şehirlerin siluetinin korunması, insanlarımızın hayat kalitesinin arttırılması ve yine istihdamın güçlendirilmesini sağlayacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle birlikte mart ayında, Türkiye Mekânsal Strateji Planımızın tanıtım toplantısını da gerçekleştireceğiz…” dedi. Bakan Kurum, pandemi ve savaşların yol açtığı ekonomik krizlerle birçok ülkenin sosyal devlet anlayışını rafa kaldırdığını ifade ederek, “Bütün bu süreçte tüm sıkıntılara rağmen ülke olarak inşaat sektöründe hala dünyada ikinci sıradayız. Gayrimenkul alanındaki her hamle, 250 tane alt sektörü de beraberinde tetikliyor… 45 ilimizde 80 Tarihi Kent Meydanımızı yeniden ihya ediyoruz. Hedefimiz 2033 yılında Tarihi Kent Meydanı sayımızı tüm Türkiye’de 250’ye çıkarmak…. Altyapısını hazırlayıp vatandaşlarımıza uygun şartlarda alan tahsisi edebilmek ve eve erişimini sağlamak adına 1 milyon altyapılı arsamızı vatandaşımıza sunduk, kurallarımızı çekmeye de bugün itibariyle başladık…” diye konuştu. Türkiye Yüzyılı’nın sıfır atığın yüzyılı, sürdürülebilirliğin yüzyılı olacağını vurgulayan Bakan Kurum, “2053 Net Sıfır Emisyon hedeflerimiz doğrultusunda, her alanda koymuş olduğumuz hedeflerle büyüyeceğiz ve bu hedefleri hep birlikte gerçekleştireceğiz.” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ankara Üniversitesi tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı.
Burada bir konuşma yapan Bakan Kurum, konferansın ana temasının “Gayrimenkulde Yeni Gerçeklik ve Yeni Norma” olarak belirlendiğini ifade ederek günün ihtiyaçlarına göre gayrimenkul alanının yeni normallere göre geliştirilmesinin çok değerli olduğunu vurguladı.
“İklim krizine karşı tek çare; hayatın her alanında köklü değişikliklere gitmek ve sürdürülebilir bir yeşil dönüşümdür”
Bakan Kurum, iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan afetlerin artık yeni bir normal haline dönüştüğünü ve bununla mücadelede herkese iş düştüğünü ifade ederek, “Ortak Evimiz Dünyamız ve cennet vatanımız Türkiye, iklim krizinin ağır sonuçlarıyla karşı karşıya. Sinop, Bartın, Kastamonu, Rize büyük seller yaşadığımız illerimiz. Antalya ve Muğla’daki orman yangınları, Marmara Denizi’nde daha önce hiç görmediğimiz ama iki yıl önce rastladığımız müsilaj iklim değişikliğinin en somut örnekleridir. Bunları yeni normal olarak gösteren şey ise bu afetlerin sayısının ve çeşidinin her geçen gün artması ve hayatın doğal akışı haline gelmesidir. Bu afetleri artık doğal karşılıyoruz. Bakanlık sürecimizde, hemen hemen hiç yerimizde oturmadık. Sel oldu gittik, deprem oldu gittik, yangın vardı yine vatandaşımızın yanındaydık. Belki tarihimizde görülmedik afetleri yaşıyoruz. Bunun sebebi yeni normal, yani iklim değişikliğinin şehirlere, havamıza, suyumuza, toprağımıza olan etkileri. Peki bu krize karşı çare nedir? Aslında bu çareyi de hep birlikte ortaya koymak zorundayız. İklim krizine karşı tek çaremiz, hayatın her alanında köklü değişikliklere gitmek ve sürdürülebilir bir yeşil dönüşümdür.” şeklinde konuştu.
“Maalesef, gelişmiş ülkeler dünyanın kaynaklarını hoyratça hiç bitmeyecekmiş gibi kullandılar”
Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedeflerini ilan ettiğini vurgulayarak, “Bu doğrultuda Türkiye olarak tüm gayretlerimizi ortaya koyuyoruz. Dünyanın bu hale gelmesinde ülkemizin tarihi bir sorumluluğu yok. Gelişmiş ülkeler maalesef dünyanın kaynaklarını hoyratça hiç bitmeyecekmiş gibi kullanmışlar. Bugün gelinen noktada dünyamız 1.2 santigrat derece ısınmış, 1.5 derecede tutabilmek için bütün dünya ülkeleri mücadele veriyor. Eğer o 1.5 derecede tutabilirsek yaşanabilir bir dünya olacak. Bugün tabloya baktığımızda 1.5 derece de tutmanın zor olduğu sonucunu görüyoruz. Dolayısıyla bu mücadeleyi hep birlikte yapmak durumundayız. Sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde suyumuza da sahip çıkmalıyız. Dünya nüfusu 2050’de 10 milyarlara ulaşacak ve su kaynakları aynı, hatta iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte su kaynakları azalıyor. Dolayısıyla biz tüm alanlarda yaşam kültürümüzü yeni ihtiyaçlara yeni normale göre belirlemek durumundayız.” dedi.
“Dünya’da söz sahibi olmak için tüm alanlarda yeni teknolojiler geliştirmek zorundayız”
Bakan Kurum, iklim değişikliği ile mücadelede Türkiye’yi sürecin lideri ve rol modeli yapmak için hep birlikte gece gündüz çalıştıklarını ifade ederek, “Dünya yeni bir anlayışa lineer ekonomiden, döngüsel ekonomi anlayışına geçiyor. Bu anlayışla birlikte fırsatı değerlendiren, bu fırsatta liderlik yapan ülke olma arzusu ve isteğiyle bu süreci yönetmeye çalışıyoruz. Tüm sektörlerimizle birlikte sanayimizde, turizmimizde, yenilenebilir enerji kaynakları ile birlikte enerji üretimimizde, üniversitelerimizin AR-GE projelerinde, iklim değişikliği ile ilgili binalar geliştirelim ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilmek amacıyla yeni malzemeler geliştirelim. Bunu hep birlikte yapalım. Biz her türlü desteği vermeye hazırız. Çünkü bu yeni normalde, yeni ihtiyaçlar doğrultusunda ne kadar öne çıkarsanız ve bu teknolojileri ilk geliştiren olursanız, o ölçüde de ülkeniz sektörünüz o alan dünyada söz sahibi oluyor. Bugün nasıl ki Türkiye İHA ve SİHA’da söz sahibi ise tüm alanlarda yeni teknolojileri geliştirmek durumundayız.” diye konuştu.
“Ülke olarak inşaat sektöründe hala dünyada ikinci sıradayız”
Bakan Kurum, pandemi ve savaşların yol açtığı ekonomik krizlerle bir çok ülkenin sosyal devlet anlayışını rafa kaldırdığını ifade ederek, “Bütün bu süreçte tüm sıkıntılara rağmen ülke olarak inşaat sektöründe hala dünyada ikinci sıradayız. Gayrimenkul alanındaki her hamle, 250 tane alt sektörü de beraberinde tetikliyor. Bu hareketlenmenin hem gayri safi yurtiçi hasıladaki, hem istihdamdaki değeri çok önemli. Bugün 2 milyondan fazla kişiye istihdam sağlayarak ekonomimize büyük bir katkı sunuyoruz. Bugün sektörümüz hem başarılarını sürdürüyor, hem de köklü bir değişim yaşıyor.” dedi.
“Bugün artık gayrimenkul sektörü sadece dijitalleşme ile yetinmiyor, yeni bir ajanda üzerinde çalışıyor”
Bakan Kurum, konuşmasında GYODER’in hazırladığı analizleri paylaşarak, “2020 yılından başlayarak gayrimenkul sektörü etkisi altına alan pandemi 2022 yılının son çeyreğinde artık gündemden düşmeye başladı. Pandeminin etkileri artık azaldı ve etkilenen sektörler toparlanma sürecine girdi. Bu salgın durumu dijitalleşmenin ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu da tüm dünyaya net bir şekilde gösterdi. Bugün artık gayrimenkul sektörü sadece dijitalleşme ile yetinmiyor, yeni bir ajanda üzerinde çalışıyor. Nedir bu ajanda? diye soracak olursanız; ESG (İ, ES, Cİ) yani, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Verileri. Geçmiş yıllarda her ne kadar iklim değişikliği konusunda farkındalık yüksek olsa da bu konuda adım atan şirket sayısı yeterli düzeyde değildi. Bugün ise yatırımcılar geliştiriciler yine yöneticiler yalnızca şirketlerin ulaştığı finansal sonuçlara bakmıyor. Yatırım kararlarında çevresel sosyal ve yönetişim verilerine bakarak kararlarını buna göre veriyor. Çevresel boyutuyla bakacak olursak aslında gayrimenkul sektörü küresel ısınmayı da tetikliyor. En çok baktığınızda emisyonlarımızın yüzde yetmişinin enerji kaynaklı olduğunu düşünüyor, görüyoruz. Bina sektörü de emisyon üreten diğer başka sektörlerimiz arasında önemli bir sektör. Doğa o halde iklim değişikliği üzerine yarattığı etki ve karbon salınım miktarının azaltılması yine su tasarrufu becerisi yenilenebilir enerjinin üretilmesi enerji verimli olması ve sıfır atık uyumlu olması bundan sonraki yapacak projelerde şart.” ifadelerinde bulundu.
Türkiye Yüzyılı’nın sıfır atığın yüzyılı, sürdürülebilirliğin yüzyılı olacağını vurgulayan Bakan Kurum, “2053 Net Sıfır Emisyon hedeflerimiz doğrultusunda, her alanda koymuş olduğumuz hedeflerle büyüyeceğiz ve bu hedefleri hep birlikte gerçekleştireceğiz. Sürdürülebilirlik kriterine uymayan gayrimenkuller değer kaybı yaşamaları da kaçınılmaz. Bundan sonra bir alıcı bu kritere çok dikkat edecek. Projede bu hassasiyet var mı yok mu? Aldığımız ürünlerde, evimizde kullandığımız ürünlerde geri dönüşümden elde edilmiş mi? Edilmemiş mi? Doğaya zararlı mı? Değil mi? İşte emisyon üretimi noktasında projede emisyonu yutan, doğal kaynakların sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde yeniden kullanımını sağlayan projede detaylar var mı? 2 bin metrekareden büyük parsellerde artık yağmur suyu suyunu toplamak zorunlu hale getirdik. Bunu gerek rezervlerde gerekse bahçe sulamada kullanmak zorunlu. Bu çerçevede işte ısı yalıtım kalınlıklarını değiştirdik, B sınıfına geldik. İnşallah A’ya da götüreceğiz. Bugün tüm Türkiye’de ısı yalıtım kalınlıklarını arttırarak en fazla ithal ettiğimiz enerjinin daha az kullanılmasını sağlayacak adım atıyoruz.” dedi.
“Nüfus artıyor, kaynaklar sabit dolayısıyla bu kaynaklara göre yaşamayı öğrenmek zorundayız”
Bakan Kurum, 300 milyon metrekare atıl hazine arazisinin üreticilerin kullanımına sunduklarını hatırlatarak, “Buralarda gelsinler yenilenebilir enerji yatırımlarını yapsınlar. Bu çok önemli bir adım. Yenilenebilir enerji ile ilgili imar yönetmeliğimizde yaptığımız düzenleme ile birlikte planlı alanlar yönetmeliğinde yeni yapılacak inşaatlarda enerjisinin yüzde 5’ini şu an için yenilenebilir enerjiden üretmek zorunda. Ardından bunu kademe kademe arttıracağız. Kendi enerjisini üreten evler, AVM’ler, oteller olacak. Bu kaynaklar sınırsız değil. Nüfus artıyor, kaynaklar sabit dolayısıyla bu kaynaklara göre yaşamayı öğrenmek zorundayız.”
“Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle birlikte mart ayında, Türkiye Mekânsal Strateji Planımızın tanıtım toplantısını da gerçekleştireceğiz”
Bakan Kurum, Türkiye’nin her yerinde sanayiyle ilgili gelişimi sağlamak adında 81 ilde 84 milyon vatandaşın aynı hakları ve imkanları sunabilmek adına yeni bir hamle yaptıklarını ifade ederek, “81 ilimizin yüz yıllık geleceğini ortaya koyan “Türkiye Ulusal Mekânsal Strateji Planı” ile birlikte şehirlerin siluetinin korunması, insanlarımızın hayat kalitesinin arttırılması ve yine istihdamın güçlendirilmesini sağlayacağız. Tüm bakanlıklarımızla birlikte bu ortak çalışma yaptık ve bu çalışma çerçevesinde doğru yatırımların doğru alanlarda yapılmasına imkan sağlayacağız. Kent içi raylı sistemler, bisiklet yolları, yeşillendirilmiş ve yine güvenliği sağlanmış yürüme ağlarının kurulması gibi uygulamalarla birlikte bireylerin kent içi hareketliliğini de arttıracağız. Gelecek 10 yıl içerisinde şehirlerimizin tamamının yapısal dönüşümünü bu manada tamamlayacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle birlikte Mart ayında, Türkiye Mekânsal Strateji Planımızın tanıtım toplantısını da gerçekleştireceğiz.” şeklinde konuştu.
“Bugüne kadar ülkemizde 3,2 milyon konutun dönüşümünü tamamladık”
Vatandaşlara verdikleri sözleri tutarak yerine getirdiklerini anlatan Bakan Kurum, Türkiye’de kentsel dönüşüm seferberliğini büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini ifade ederek, “Bugüne kadar ülkemizde 3,2 milyon konutun dönüşümünü tamamladık. Yapı denetim sistemi, sosyal konut ve kentsel dönüşüm çalışmalarımızla 24 milyon vatandaşımızın can ve mal güvenliğini teminat altına aldık” cümlelerine yer verdi.
“2033 yılında Tarihi Kent Meydanı sayımızı tüm Türkiye’de 250’ye çıkaracağız”
Bakan Kurum, şehirleri güvenli hale getirirken bir taraftan da saklı hazinelerin olduğunu ifade ederek, “Bu konuyu da çok önemsiyoruz. 45 ilimizde 80 Tarihi Kent Meydanımızı yeniden ihya ediyoruz. Çalışıyoruz demek sadece lafla, söylemle olmuyor veya iş yapacağız demek söylemle olmuyor. 81 ilde icraatımız var. 45 tarihi meydanımızla ilgili 2023 yılına kadar inşallah bu çalışmalarımızı gün yüzüne çıkaracağız. Hedefimiz 2033 yılında Tarihi Kent Meydanı sayımızı tüm Türkiye’de 250’ye çıkarmak.” dedi.
“Saraçoğlu’nu, Ankara’nın cazibe merkezi haline getirecek çalışmayı tamamladık”
Bakan Kurum, Ankara’da Saraçoğlu Mahallesi’ni Mart ayında açmayı planladıklarını belirterek, “Burası ilk Türk mimarisi örneği. İlk 125 dönüm alan ve burada tescilli yapılar, tescilli ağaçlar var. O ağaçların hepsini koruduk aslına uygun bir şekilde, restorasyonlarını yaptık. Tabii buna da karşı çıkıyorlardı. Bu restorasyonları bitirdik, Şimdi orayı Ankara’mızın, ülkemizin hizmetini açıyoruz. Yemyeşil alanlarıyla, korunan ağaçlarıyla, binalarıyla orayı İnşallah canlandıracak, Ankara’nın cazibe merkezi haline getirecek çalışmayı tamamladık, Mart ayında Ankara’mıza, ülkemize armağan edeceğiz. Ebmi Ankara diye tabir edilen Altındağ Belediyesi’ni yıkarak başka bir alan olan İller Bankası Genel Müdürlüğü’nün yerine taşıdık, orayı da meydan haline getiriyoruz. Eski Ankara ihya ediyoruz. Hergelen Meydanı’ndaki binaları TOKİ Başkanlığımızla yaptığımız alana taşıyoruz. Oradaki esnafımızı ve orayı da yine kaleye kadar uzanan bir tarihi aks içerisinde yenileme çalışmalarını yürütüyoruz” dedi.
“10 bin sanayi sitesini bitirdik, yeni 10 bini açıkladık”
Sanayileşme konusuna da önem verdiklerini belirten Bakan Murat Kurum, “Yani istihdam üreteceksiniz, ekonomimize katkı sağlayacaksınız ve şehrin içindeki çöküntü alanlarını şehrin çeperine taşıyacaksınız. Daha modern alanlara taşımak suretiyle bugün TOKİ Başkanlığımız eliyle vatandaşlarımıza, esnafımıza bu imkânları sunuyoruz. Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğümüz, TOKİ Başkanlığımız bu çalışmaları yürütüyorlar. Yine bu çerçevede 10 bin sanayi sitesini bitirdik, yeni 10 bini açıkladık. Bu çalışmalarla birlikte de şehrin ekonomisine katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.
“1 milyon altyapılı arsamızı vatandaşımıza sunduk; gayrimenkul sektörümüzün gücüne güç katacağız”
Vatandaşlara yönelik 1 milyon altyapılı arsa sunduklarını kaydeden Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İşte şöyle büyük ölçekten baktığınızda, konut piyasasındaki o arzı arttırabilmek, altyapıyı hazırlayıp vatandaşlarımıza uygun şartlarda alan tahsisi edebilmek ve uygun şartlarda eve erişimini sağlamak adına 1 milyon altyapılı arsamızı yine vatandaşımıza sunduk, kurallarımızı çekmeye de bugün itibariyle başladık. 1 milyon arsa ve ilk etapta 250 bin, 2 etapta da 250 bin olmak üzere 900 milyar liralık bir yatırımla birlikte gayrimenkul sektörümüzün gücüne güç katacağız, Yine ürettiğimiz 1 milyon altyapılı arsa ile birlikte de özel sektörümüzün konut arzını yükselteceğiz ve işi hacmini arttıracağız. Bu önemli. Niçin önemli. Yeni yapacağımız konutların hepsi, işte sosyal konutlarımızı TOKİ Başkanlığımızı eliyle yapıyoruz, sıfır atık uyumlu yapıyoruz, ısı yalıtım malzemelerini kullanıyoruz. İşte yağmur sularını toplayıp bahçe sulamada kullanıyoruz. Ona da zorunlu. Yönetmelik değiştirdik, mecburen yapacak.”
“Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Yeni Evim Projesi’ni başlattık”
Bakan Murat Kurum, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile birlikte orta gelirli vatandaşların da ev sahibi olmasını istediklerini belirterek, “Bir kampanyaya daha imza atarak yeni finansman modeliyle ‘Yeni Evim’ projesini başlattık. 81 ilimizde ilk evini alacak vatandaşlarımıza ilk 3 yıl devlet katkısıyla, hane halkı gelirine uyumlu, ödeme imkânlarıyla huzurlu ve güvenli yuvalarına kavuşturuyoruz 0,69 vade oranıyla. Yani 2 milyona kadar 0,69, 2-4 arası 0,79, 4-5 arası da 0,99’dan 15 yıl vade. Bu da bir mortgage sistemi olacak. Bu projelerde inşallah bizim hem deprem noktasındaki dayanımımızı, bu manada güçlü şehirlerini inşasına ortaya koyacak, hem de vatandaşımıza bu imkânları sunmuş olacağız. Her alanda vatandaşımızın ihtiyacına cevap vermeye, medeniyetimizin bize tarif ettiği çevre ve insan odaklı şehircilik kültürünü tüm şehirlerimize yansıtmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin birikimiyle ve tecrübesiyle, sizlerin katkılarıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nda gerçekleştireceğiz” dedi.
Konferans Cuma günü yapılacak oturumlarla sona erecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi.
Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi.
Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95’inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi.
Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi nedeniyle bulunduğu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.