Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’ın Defne ilçesinde deprem bölgesindeki incelemelerinin ardından yaptığı açıklamada, “Yıkılan her binayı yeniden yaparak tek bir vatandaşımızı mağdur etmeyecek şekilde bu süreci tamamlayacağız. Allah’ın izniyle bir yıl içinde Hatay ve ilçelerini ayağa kaldırmayı planlıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından incelemelerde bulunmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile birlikte Hatay’ın Defne ilçesini ziyaret etti.
Hatay’ın Defne ilçesinde konteyner sahra hastanesini ziyaretinin ardından vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybedenler için Fatiha okudu.
Dünyada bu kadar geniş bir alanda, bu kadar büyük yıkıma yol açan deprem sayısının pek az olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye coğrafyasının eşsiz güzellikleri ve cömert imkânları yanında bu tür mihnetleri de yüklenmek mecburiyetinde bulunduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeyi afetlere hazırlamak için yürüttükleri çalışmaların geçmişteki ihmallerin ve eksiklerin yol açtığı sıkıntılar sebebiyle arzu ettikleri hızda ilerleyemediğini söyledi.
“HATAY’IN YANINDA YER ALMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Millet ve devlet olarak Kahramanmaraş merkezli depremlerden çıkardıkları dersler ışığında bu hazırlıkları daha süratli ve etkin şekilde yürüteceklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatay bu deprem afetinden en çok yıkımı yaşadığımız, en çok can kaybına uğradığımız yerdir. Tarih boyunca insanlığın en gözde yerleşim yerlerinden biri olan Defne’miz de bu afette büyük yara aldı. Kahramanmaraş merkezli afetlerden yaklaşık 2 hafta sonra 20 Şubat’ta Defne merkezde yaşanan 6,5 büyüklüğündeki deprem ilçemizdeki yıkımı daha da artırdı. Depremin ilk günlerindeki kötü hava şartları, hasar gören altyapı, kapanan yollar ve diğer sebeplerle çalışmalar çok büyük zorlukla yürütülebildi. Önümüze çıkan engelleri azim ve kararlılıkla aşarak birkaç gün içinde Hatay’da arama kurtarmadan yardım çalışmalarına kadar tüm faaliyetleri düzene koyduk. Biz de depremin üçüncü günü Hatay’a ilk ziyaretimizi yaparak durumu yerinde gördük ve gereken talimatları verdik. Bugün 3. defa Hatay’ı ziyaret ederek yürütülen çalışmaları adım adım takip ediyoruz. Cumhur İttifakı olarak Sayın Bahçeli ile birlikte tekrar buradayız. Bundan sonra da hem kalbimizle hem gözümüzle hem ziyaretlerimizle Hatay’ın yanında yer almayı sürdüreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, enkazları kaldırıma ve yeni binaları inşa etme safhasına geldiklerini, yıkılan her binayı yeniden yaparak tek bir vatandaşı mağdur etmeyecek şekilde bu süreci tamamlayacaklarını aktardı.
“BU BÜYÜK AFETİN ŞEHİRLERİMİZDEKİ İZLERİNİ TÜMÜYLE SİLECEĞİZ”
Bir yıl içinde Hatay ve ilçelerini ayağa kaldırmayı planladıklarını, kalıcı konutları yapmaya başlarken gezici ve geçici barınma imkânlarını da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İlk etapta çadırlarla bu sıkıntıyı çözme yoluna gittik. Şimdi konteyner kentler kuruyoruz. Ziyaret ettiğimiz sahra hastanemiz de konteyner sistemi ile yapılmıştır. İnşallah kısa bir süre içinde sadece Hatay’da 30 bin konteyneri hizmete alacağız. Kardeş ülke Katar’ın hibe ettiği 10 bin konteynerin büyük bölümünü Hatay’a kuracağız. Bunlardan bir kısmı Antakya’da faaliyete geçti. Amacımız insanlarımıza kalıcı konutları yapılana kadar nispeten daha insani şartlarda barınma imkânını sunmaktır. Şehirlerimizin yeniden inşası ve ihyası için kolları hemen sıvadık. Bir yıl içinde konut ve köy evi olarak 319 bin haneyi inşa ederek insanlarımızın içine taşınmasını sağlayacağız. Sadece Defne’de yapacağımız konut sayısı 26 bin 261’dir. Mevcut tespitlere göre deprem bölgesinde toplam 650 bin konut inşa etmemiz gerekiyor. Allah’ın izniyle bunların hepsini de inşa ve ihya faaliyetlerini yaparak bu büyük afetin şehirlerimizdeki izlerini tümüyle sileceğiz.”
“BİR YIL SONRA KALICI KONUTLARA GEÇMENİZİN SEVİNCİNİ BURADA BERABER YAŞAYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kaybettikleri insanları geri getiremeyeceklerini ama yıkılan her şeyi daha iyisiyle, daha güvenlisi ve daha gelişmişiyle yerine koymalarının mümkün olduğunu dile getirdi.
İktidarlarının bunu yapmaya muktedir olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar yaşanan birçok depremde ve afette bunu ispatladıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlardan yılmıyoruz. Bunu da yine aynı şekilde 1 yıl içinde başaracağız. Bir yıl sonra kalıcı konutlara geçmenizin sevincini burada yine beraber yaşayacağız. Fitne ve fesat içinde olanlara kulak asmayın. Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize halel getirerek bizi deprem yaralarını sarma çabalarımızdan uzaklaştırmak isteyenlere fırsat vermeyin. Unutmayınız, her şey gelir geçer, geride sadece sizlerin ve evlatlarınızın geleceğinin teminatı olan hayatınız, eviniz, işiniz, huzurunuz kalır” diye konuştu.
İskenderun’a kruvaziyer gemisi getirerek depremzedelerin barınmasını sağladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Enerji üretimi yapan 2 ayrı gemiyi yine o bölgeye çektik. Orada sadece kamara sistemi değil aynı zamanda eğitim öğretimi de yine orada yapmak suretiyle onu da hizmete aldık. Bütün mesele bir an önce vatandaşlarımızı şu endişelerinden kurtarıp buralarda yemesi, içmesi, yatması kalkması her şeyiyle o imkânı sağlamış olduk. Şu anda bu süreci de devam ettiriyoruz. İşte bunun için çalışıyor, mücadele ediyoruz. Rabb’im hepimizin yar ve yardımcısı olsun Rabb’im ülkemizi her türlü kazadan, beladan, afetten muhafaza etsin. Biz size inanıyoruz, siz de Cumhur İttifakı’na inanın. Sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’da Katar-Türkiye Kardeşlik Konteyner Kenti’nde incelemelerde bulunduktan sonra yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 6 Şubat sabahına ardı ardına yaşanılan Kahramanmaraş merkezli depremlerle uyandığını belirterek, binlerce artçı sarsıntıyla etkisi süren depremlerin ülkenin 14 milyon vatandaşının yaşadığı 11 ilde çok büyük can kaybına ve yıkımlara yol açtığını söyledi.
Hatay’ın bu kayıpları en ağır şekilde hisseden şehirlerin başında geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu afette binlerce yıllık tarihiyle nice medeniyetlerin gözde yerleşim yeri olan Antakya’nın çok büyük yaralar aldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yıkılan ve ağır hasar alan binalarının yol açtığı görüntüsüyle gençlik yıllarımızdan beri onlarca defa geldiğimiz Antakya’yı tanımakta doğrusu zorlandık. Depremin ağır kış şartlarının hüküm sürdüğü günlerde meydana gelmesi işleri daha da zorlaştırdı. Buna rağmen devlet ve millet el ele vererek Bakanlıklarımızla, belediyelerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla, gönüllülerimizle depremzedelerimizin imdadına koştuk. O sabahtan itibaren askerimiz buradaydı, jandarmamız buradaydı, polisimiz buradaydı, gönüllülerimiz buradaydı, hep birlikte el ele verdiler dayanışmayla sivil kurtarma, arama kurtarma ekipleriyle bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürdüler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şartların en güç olduğu yer olan Hatay’a ulaşmak için gerçekten büyük mücadele verildiğini kaydederek, “Bu tür afetlerde trafik, bütün bunların hakikaten yolların açılarak yoluna konulması öyle zannedildiği gibi kolay değil. Biz bunları Van’da yaşadık, biz bunları Bingöl’de yaşadık, biz bunları ülkemizin diğer yerlerindeki afetlerde yaşadık. Ama bunları yaşamayanlar sadece fitne, fesat, buna benzer şeyleri uydurarak bütün vatandaşların, milletin hafıza kayıtlarına girmeye çalışıyorlar. Hamdolsun kısa sürede zorlukları aşarak, arama kurtarmadan gıda ve giyim yardımına, acil barınma ihtiyacının giderilmesinden kalıcı konutlara kadar tüm çalışmaları yoluna koyduk” diye konuştu.
“10 BİN KONTEYNER PEYDERPEY GELİYOR”
Geçici barınma alanlarının inşasının bu süreçteki en önemli ihtiyaçlardan biri olarak karşılarına çıktığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evleri yıkılan, hasar gören veya sarsıntılar sebebiyle evlerine giremeyen insanlarımızı dışarıda bırakamazdık. İlk etapta çadırla işe başladık. Geçmişten bugüne şöyle masaya yatırdığımızda çadırda bile kalite neydi, bugün çadırda geldiğimiz kalite ne. Bunu bile yeterli görmüyoruz. İnşallah çadırlarda da bundan sonra çok daha farklı adımlar atacağız. Örneğin, şu anda burada değerlendirdiğimiz NATO’nun göndermiş olduğu çadırlar var, aynı şekilde İsviçre’nin göndermiş olduğu çadırlar var ve bütün bu çadırların kaliteleri çok çok farklı. Şimdi aynısını bizler çok daha kalitelisini inşallah yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Konteynerlerde de şu anda bakın, ülkemizde üretilen konteynerler var, aynı şekilde Katar’ın Dünya Kupası’nda kullandığı ve o zaman yaptırdığı konteynerler var ve şu anda bu konteynerleri biz ülkemizde kullanıyoruz. Sağ olsunlar gördük, memnun kaldık. 10 bin konteyner sözü verdiler ve bu 10 bin konteyner peyderpey geliyor. Bini geldi, 4 bini yolda ve bir ay içinde de 10 bine tamamlanacak. Bunlarla da vatandaşlarımız bu geçici konutlarda, geçici iskânda çok daha konforlu bir süreci yaşama fırsatını bulacaklar. Konteyner kentler elektriğiyle, suyuyla, kanalizasyonuyla, yoluyla hizmet birimleriyle âdeta birer şehir altyapısı üzerine inşa ediliyor. Bin konteynerlik yer demek, 5 bin nüfuslu bir ilçe kurmak demektir. 2 ay içinde 100 bin konteyneri faaliyete geçirdiğimizde 500 bin nüfuslu bir şehrin altyapısını da inşa etmiş olacağız. Böylesine büyük bir işin, böylesine kısa bir sürede tamamlanabilmesi dünyada benzeri olmayan bir başarıdır.”
Depremin ilk anından itibaren dünyadaki dostları da Türkiye’nin yanında görmekten memnuniyet duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’ın her zaman olduğu gibi depremde de alicenaplığını göstererek hem ciddi bir maddi yardımda bulunduğunu hem de 10 bin konteyner gönderme sözü verdiğini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda Katar’da düzenlenen Dünya Kupası için hazırlanan yüksek standartlı konteynerlerin gemilerle Türkiye’ye getirildiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün burada ilk üç geminin ülkemize getirdiği 715 konteynerle kurduğumuz ilk geçici barınma merkezindeyiz. Sevkiyatlar ulaştıkça böyle onlarca konteyner şehir kurarak, Hataylı kardeşlerimizin hizmetine vereceğiz. Bu arada kalıcı konutların inşasına da başladık. İnşallah bir yıl içinde 244 bin konutun ve 75 bin köy evinin inşasını tamamlayarak acil ihtiyacı gidereceğiz. Geçmişte yaşanan depremlerde, yangınlarda, sellerde nasıl verdiğimiz sözleri tutup insanlarımızı kısa sürede evlerine kavuşturduysak inşallah bunda da aynını yapacağız. Sizlerden bir yıl sabretmenizi istiyorum. Sizlerden bize bir sene müsaade etmenizi bekliyorum. Evi yıkılan veya kullanılamaz hâle gelen hiçbir vatandaşımızın mağduriyetine meydan vermeden herkesi sağlam, güvenli, huzurlu yuvalarına kavuşturacağız. Az önce Sahra Hastanemizi ziyaret ettik ve Sahra Hastanemizin de konforu, her şeyi bizleri ayrıca mutlu etti. Şehirlerimizin yeniden inşası ve ihyasını yaparken sadece barınma değil, ticaretten eğitime ve sağlığa kadar her konuda hizmetlerin kesintisiz sürmesini temin edecek altyapıyı da kuruyoruz, yine bu inşa ve ihya faaliyetlerini, coğrafyamızın tarihî ve kültürel değerlerini koruyarak yürütecek bir planlama içindeyiz. İnşallah bir yıl sonra Antakya’da sizlerle kalıcı konutların tesliminde buluştuğumuzda bu sözlerin hepsinin de hayata geçtiğini beraberce göreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi.
Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi.
Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95’inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi.
Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi nedeniyle bulunduğu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.