Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “TÜİK tarafından açıklanan son enflasyon verileri, enflasyonla mücadelede doğru yolda olduğumuzu tekrar teyit etmiştir. Enflasyonda düşüş trendi, inşallah, 2025 senesinde daha da hızlanacak. Bununla ilgili çok kapsamlı bir yol haritası oluşturduk” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bölgesel gelişmeler bağlamında sancılı ve sarsıntılı bir yılı geride bıraktık. Yeni beklentiler ve büyük umutlarla 2025 yılına ‘merhaba’ dedik. Yeni miladi yılın ülkemizdeki, bölgemizdeki ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
“İLK GÜNDEN BERİ FİLİSTİN’DE KANIN VE KATLİAMIN DURMASI İÇİN TÜM YOLLARI DENİYORUZ”
Özellikle, tam 15 aydır tüm dünyanın gözleri önünde son asrın en barbar soykırımlarından birini yaşayan Gazzeli kardeşlerimiz için 2025 senesinin ateşkese, barışa, huzura ve feraha vesile olmasını diliyorum.
Türkiye olarak, ilk günden beri Filistin’de kanın ve katliamın durması için tüm yolları deniyoruz. Gazze halkının çektiği sıkıntıları hafifletebilmek adına Kızılay’ı, AFAD’ı, sivil toplumu ve hayırseverleriyle tam bir seferberlik ruhuyla çalışıyoruz. Uluslararası toplumun İsrail hükûmeti üzerindeki baskıyı arttırması için de diplomatik temaslarımızı yoğunlaştırdık.
Gazze’de barış umutlarını tekrar yeşertecek bir kapının aralanması için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Netice alıncaya kadar da buna devam edeceğiz. 1 Ocak sabahı ‘Bir Güneş Doğuyor’ sloganıyla bir araya gelen Türkiye’nin ve Türk milletinin Filistinli kardeşleriyle dayanışmasını ortaya koyan tüm vatandaşlarıma buradan hassaten teşekkür ediyorum.
“BAŞKENTİ DOĞU KUDÜS OLAN BAĞIMSIZ FİLİSTİN DEVLETİ MUTLAKA KURULACAKTIR”
Yaklaşık yarım milyon kardeşimiz Gazze’nin kimsesiz ve sahipsiz olmadığını İstanbul’dan tüm dünyaya bir kez daha haykırmış, şahsımızın ve milletimizin hissiyatına tercüman olmuşlardır. Tabii burada şunu da büyük bir taaccüple ifade etmek durumundayım. Ülkemiz ve milletimiz adına iftihar verici bu sivil toplum buluşmasından, bakıyorsunuz, birileri hemen rahatsız oluyor.
Galata Köprüsü’nde vücut bulan insanlık ittifakına tepki gösterenler, açık söyleyeyim, insanlıktan nasibini almamış vicdan fukaralarıdır. Çünkü kalbinde zerre miskal merhamet olan hiç kimse insanlık vicdanının ayağa kalktığı böyle bir gaddarlık karşısında tepkisiz kalamaz. Türkiye’nin mazlumlarla dayanışma içinde olması ancak zulüm ile abad olmaya çalışan zalimleri endişelendirir, tedirgin eder, rahatsız eder.
Biz şu ilahi müjdeye tüm kalbimizle inanıyor ve iman ediyoruz; Allah, sabredenlerle beraberdir. 61 yıllık Baas zulmünün ve 13 yıllık katliamların ardından Suriye’de nasıl inanç, iman ve sabır kazanmışsa inşallah, Filistin’de de hak yerini bulacak, adalet güneşi zulmün karanlığını delip geçecektir. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip Filistin devleti mutlaka kurulacaktır. Rabbim, içinde bulunduğumuz mübarek günler hürmetine mazlum Filistin halkının yar ve yardımcısı olsun diyorum.
1 Ocak tarihi itibarıyla müşerref olduğumuz mübarek üç ayların milletimizin yanı sıra İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini, dünyanın dört bir yanında eziyet çeken müstazafların acılarının dinmesinin başlangıcı olmasını Rabbim’den niyaz ediyorum.
“ÜLKEYE VE MİLLETE UZUN VADELİ FAYDA SAĞLAYACAK KALICI KAZANIMLARA ODAKLANDIK”
İktidar sorumluluğunu üstlendiğimiz 2002 yılından beri bizim siyasetteki gayemiz hep insanımıza hizmet oldu. Eser ve hizmet siyaseti diyerek kavramsallaştırdığımız bu ilkemizden hiçbir zaman ödün vermedik. Sabun köpüğü misali gelip geçici başarılara değil, ülkeye ve millete uzun vadeli fayda sağlayacak kalıcı kazanımlara odaklandık.
Siyasette de, hükûmette de, devlet idaresinde de insan ve hizmet odaklı bir yönetim anlayışına sahibiz. 2024 yılını başta dış ticaret olmak üzere birçok alanda rekorlarla, büyük başarılar ve sevinçlerle kapattık. Bölgemizde ve dünyada nükseden tüm krizlere ve olumsuzluklara rağmen 2024 yılı mal ihracatımız 2023 yılına göre yüzde 2,5 oranında artışla 262 milyar dolara çıktı.
“2025 YILINDA MAL VE HİZMET İHRACATI HEDEFİMİZİ 390 MİLYAR DOLAR OLARAK BELİRLEDİK”
Bir diğer önemli veri olan ihracatın ithalatı karşılama oranı ise 5,5 puan artarak yüzde 76,1’e ulaştı. 2002 yılında bu oran yalnızca yüzde 50 seviyesindeydi. Bir başka çarpıcı oran şudur. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracatı 92,4 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ihracatında 110 milyar dolarlık hedefimizi zaten yakalamıştık. Şimdi bununla yetinmiyoruz. Gelecek sene için çıtayı biraz daha yukarı çekiyoruz. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatı hedefimizi 390 milyar dolar olarak belirledik. İnşallah bunun da üzerinde bir ihracat rakamıyla yılı kapatacağız. İhracatçılarımızla el ele, omuz omuza vereceğiz ve Türk ürünlerinin tanınmadığı, satılmadığı, girmediği hiçbir ülke bırakmayacağız.
Ülkemize her sene yeni rekorlar yaşatan tüm ihracatçılarımızı bugün bir kez daha tebrik ediyor, kendilerinden daha fazla çaba beklediğimi burada da vurgulamak istiyorum.
“ENFLASYON VE İSTİHDAMDA ÇOK İYİ BİR NOKTADAYIZ”
İhracat tarafında bu başarı hikâyelerini yazarken enflasyon ve istihdamda da hamdolsun çok iyi bir noktadayız. TÜİK tarafından açıklanan son enflasyon verileri, enflasyonla mücadelede doğru yolda olduğumuzu tekrar teyit etmiştir. Uyguladığımız politikalar sayesinde enflasyon aralıkta aylık bazda yüzde 1,03 olurken, yıllık bazda yüzde 44,38’e gerilemiştir.
Senelik enflasyon 2023 sonuna kıyasla 20 puan, 2024 Mayıs ayındaki zirve seviyesine göre 31 puan düşmüştür. Enflasyonda düşüş trendi, inşallah, 2025 senesinde daha da hızlanacak. Bununla ilgili çok kapsamlı bir yol haritası oluşturduk. Buna göre para politikasının enflasyona gecikmeli etkisi zamanla daha net görülecek. İkincisi, maliye politikası kanalı enflasyonla mücadeleye çok güçlü destek verecek.
Üçüncüsü, bütçe imkânları el verdikçe yönetilen ve yönlendirilen fiyatları enflasyon hedefiyle uyumlu olarak belirleyeceğiz. En son akaryakıt ÖTV’sinde bunu yaptık.
“BELLİ BAŞLI ALANLARDA FIRSATÇILIĞIN OLDUĞUNU MÜŞAHEDE EDİYORUZ”
Dördüncüsü, dezenflasyonu sadece talep yönlü politikalarla değil, gıda, konut ve enerji gibi birçok alanda arz yönlü tedbirlerle de destekleyeceğiz. Hayat pahalılığıyla ilgili milletimizin şikâyet konularının en başında, konut fiyatları ve kiralar geliyor. Bunda özellikle 6 Şubat depremleriyle beraber ortaya çıkan ilave konut talebinin şüphesiz etkisi var. Ancak belli başlı alanlarda sadece dönemsel etkilerle açıklanamayacak bir fırsatçılığın ve aşırı kâr hırsının olduğunu da müşahede ediyoruz.
2024 yılı içinde döviz kuru gibi mazeret olarak öne sürülen unsurlar stabil kaldığı hâlde bazı sektörlerde fahiş fiyatlamalar maalesef devam etti. Şöyle bir tabloya şahit oluyorsunuz. Enerji, yakıt, döviz kuru, işçilik maliyetlerinde oluşan farkla satılan ürünün veya sunulan hizmetin fiyatı arasındaki bağ kopma noktasına gelmiş.
İşçilik maliyetinde yaşanan artışla ürüne yansıyan fiyat farkı arasında da aynı şekilde kimi zaman uçurum oluşuyor. Mesela asgari ücretteki artış sebebiyle maliyet belki 2-3 birim artarken bu artış bahane edilerek fiyatlara 5 birim, 10 birim zam yapılabiliyor.
Bu fiyatlama davranışının ekonomik sebeplerden ziyade açgözlülükten, tamahkârlıktan ve vicdansızlıktan kaynaklandığı aşikârdır. Tabii ki işini düzgün yapan, helalinden kazanan, dürüst, ahlaklı, vicdanlı işletmelerimiz çoğunluktadır ve bunlar sözlerimizin muhatabı değildir. Biz de zaten bu kardeşlerimizi tenkit değil, ancak takdir ve taltif ederiz.
Partimizin Bursa İl Kongresi’nde yaptığımız çağrının gerisinde işte bu gerçekler vardır. Fırsatçılıkla mücadelede devlet elbette gerekeni yapmakla mükelleftir. Geçen yıl gerçekleştirilen denetimlerde tüketicileri mağdur eden, fahiş fiyat uygulayan ve piyasayı bozan 224 bin firmaya yaklaşık 5 milyar liralık idari para cezası kesilmiştir.
“VATANDAŞLARIMIZIN SAĞLIKLI VE GÜVENİLİR GIDAYA ERİŞİMİ İÇİN DE YOĞUN ÇABA HARCIYORUZ”
Sadece otomotiv, stokçuluk, emlak, bunun yanında kuyumculuk ve fahiş fiyat denetimlerinde bin 555 gerçek ve tüzel kişiye toplam 366 milyon liralık ceza uygulanmıştır. Bir diğer önemli konu olan vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için de yoğun çaba harcıyoruz. Bu kapsamda 2024 yılında 1,3 milyon denetim yaptık, 1,4 milyar lira para cezası tatbik ettik. 610 dosyayla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk.
Milletin lokmasına göz dikenlere, sattığı ürüne hile-hurda karıştıranlara, etiket oyunlarıyla milletin cebine el atanlara asla tolerans göstermiyoruz. 2025 senesinde bu denetimlerimiz daha da artacak. Ne şirketlerimize haksızlık edeceğiz ne de gözünü para hırsı bürümüş fırsatçıların vatandaşın hakkına girmesine eyvallah diyeceğiz.
“85 MİLYONUN HAKKINI, HUKUKUNU, ÇIKARINI EN ÜST DÜZEYDE KORUYACAĞIZ”
Serbest piyasa ilkeleri çerçevesinde 85 milyonun tamamının hakkını, hukukunu, çıkarını en üst düzeyde koruyacağız. Şunun bir defa çok iyi anlaşılması lazım. Serbest piyasa kuralsızlık demek değildir. Serbest piyasa başıbozukluk demek asla değildir. Denetimlerimizin amacı serbest piyasaya müdahale değil, işleyişin daha sağlıklı bir zeminde yürütülmesini temin etmektir. Burada şu hususu da söylemek mecburiyetindeyim. Hayat pahalılığıyla mücadeleye vatandaşlarımızın da destek olması, katkı sunması sürecin başarısı açısından çok önemlidir. Bunun yolu da Bursa İl Kongre’mizde belirttiğim üzere fahiş fiyat uygulayanları boykot etmekten geçiyor. Bakınız pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden birisi, muhalefet rahatsız olsa da, hiç şüphesiz boykottur.
Vatandaş olarak fırsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz satın almama özgürlüğünüzü kullanmaktır. Bilinçli tüketici vasfımızı geliştirerek kaliteyi normal fiyatına çekmeyi başarabiliriz. Dünyaya baktığımızda geniş bir yelpazede bunun çok sayıda örneğiyle karşılaşıyoruz. Bu konuda devlet, millet ele ele vererek çok daha etkin sonuçlar alabiliriz. Nitekim uyguladığımız politikalar neticesinde enflasyonla mücadelede son 1,5 senede hakikaten önemli mesafe katettik. Enflasyon düştükçe işçimiz, memurumuz, emeklimiz, çiftçimiz, esnafımız dâhil 85 milyonun tamamının alım gücü de artacaktır. 2025 yılında hedefimiz bu meseleyi büyük ölçüde çözüme kavuşturmaktır.
“2025 YILINDA DA DEPREM BÖLGESİ EN ÖNEMLİ VE ÖNCELİKLİ GÜNDEMİMİZ OLMAYI SÜRDÜRECEK”
Geçen yıl kabinemizin ana gündemlerinden bir diğeri, deprem bölgemizin yeniden ayağa kaldırılmasıydı. Asrın felaketinin ardından bölgede asrın inşa seferberliğini başlattık. 2023 ve 2024 yılında bu amaçla günümüz fiyatlarıyla toplam 2,6 trilyon lira harcadık. Yani bugünkü kurla 75 milyar dolar tutarında bir harcama yaptık. 155 bininci yuvarımızın anahtarlarını Kahramanmaraş’ımızda hep birlikte afetzede kardeşlerimize teslim etmiştik. İnşallah yapımını tamamladığımız 201 bininci yeni yuva ve iş yerimizin anahtarlarını da yakında hak sahibi kardeşlerimize teslim edeceğiz.
Şunu büyük bir memnuniyetle belirtmek isterim. Bugün depremzedelerimizin, barınma başta olmak üzere, temel ihtiyaçlarını giderdiğimiz umut dolu bir tabloyla karşı karşıyayız. 2025 yılında da deprem bölgesi en önemli ve öncelikli gündemimiz olmayı sürdürecek. Aynı gayret ve azimle çalışarak kalan 252 bin konut ve iş yerimizi de 365 gün içerisinde tamamlayacağız. Böylece 2025 yılı içerisinde toplamda 453 bin yuva ve iş yerimizi afetzede kardeşlerimize teslim edeceğiz. İnşallah yıl bitmeden deprem bölgesindeki 11 ilimizde tüm vatandaşlarımız huzurlu, güvenli, dayanıklı yuvalarına kavuşacak.
İş yerini açmayan hiçbir depremzede kardeşimiz kalmayacak. Şehirlerimizi süratle inşa ve ihya faaliyetlerimiz için 2025 yılı bütçesinden toplam 584 milyar lira kaynak ayırdık. ‘Erdoğan bu enkazın altında kalır’ diyerek milletin acılarına ne kadar duyarsız olduklarını gösteren müflis siyasetçileri, Allah’ın izniyle, 2025 yılında da mahcup edeceğiz.
Türkiye olarak, üç kıtanın kalbinde bulunan, stratejik önemi yüksek, küresel bilek güreşinin hiç eksik olmadığı bir coğrafyada yer alıyoruz. Böyle bir coğrafyada hayatta kalmanın birinci şartı caydırıcılıktır. Burada haklı olmak yetmez, hakkınızı korumak için aynı zamanda güçlü de olmak zorundasınız. Romantikler ve ülkemizdeki muhalefet anlamasa da bu coğrafyada masadaki gücünüz bileğinizin gücünden gelir. Bu topraklardaki bin yıllık tarihimiz boyunca bu hakikati defalarca tecrübe ettik, yaşadık ve gördük.
Sendelediğimiz her dönemde yanı başımızda ilk biten, âdeta kanımıza susamış hasımlarımız oldu. Hasta düştüğümüzde, döşümüzden bir parça et koparmak için kimlerin, hangi devletlerin sıraya girdiğini asla unutmadık ve unutmayacağız. Sevr Anlaşması, Allah korusun, zayıfladığımızda başımıza neler geleceğini gösteren bir ibret vesikası olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Millî Mücadele ile Sevr’i yırtıp atmakla kalmadık, aynı zamanda bu ülkeyi bir daha böyle bir travmayla karşı karşıya bırakmamak için yemin ettik.
“TEMEL HEDEFİMİZ MİLLETİMİZİN BİR DAHA ASLA BEKA SORUNU YAŞAMAMASIDIR”
2002’den bu yana, bizim de temel hedefimiz milletimizin bir daha asla beka sorunu yaşamamasıdır. İçeride ve dışarıda attığımız birçok adımın gerisinde yine bu vardır. Ecdadın hikmet dolu şu sözleri 22 yıldır bize rehberlik ediyor. ‘Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh.’ Eğer barış ve kurtuluş istiyorsan savaşa her an hazır olacaksın. Savunma sanayi alanındaki yatırımlarımız savaşa hazırlanmak için değil, barışı, istiklali, istikbali, bağımsızlığı muhafaza ve müdafaa içindir.
Şu politikamızı her fırsatta vurguluyoruz. Türkiye dostları için bir güven ve emniyet kaynağıdır ama vatanımıza uzanan kirli elleri de, kimin olduğuna bakmadan, kıracak kudrete fazlasıyla sahiptir.
Bu anlayışla savunma sanayi hamlelerimizi sürekli ileriye taşıyoruz. Nereden nereye geldiğimizi bugün kısaca hatırlatmak isterim. 2002’de sadece 56 firma varken, bugün bu sayı 3 bin 500’ü geçti. Savunma projelerinin sayısı son 22 yılda 62’den, yüzde 80 yerlilik oranıyla, bin 132’ye yükseldi. Büyüklüğü de 100 milyar doları aştı. Sektörün cirosu 1,1 milyar dolardan, 2023’te 15,5 milyar dolara çıktı.
İHA-SİHA, elektronik harp ve savaş gemisi üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasındayız. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımız 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 29’luk artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaştı. 2024 hedefimiz olan 64,5 milyar doları yüzde 11 oranında aşarak yeni bir rekor kırdık. Geçen yıl uzay, hava, kara, deniz, elektronik harp ve ar-ge alanlarında birçok önemli projeyi hayata geçirdik.
“2025 YILINDA YENİLERİNİ EKLEYECEĞİZ”
Millî Muharip Uçak KAAN’ın ve Hürjet’in uçuş testlerine devam edilmiş, Gökbey Helikopteri ilk teslimatını gerçekleştirmiştir. Kızılelma İnsansız Savaş Uçağı prototip üretim ve testleri sürerken, Anka-3, Bayraktar TB3-TB2, Akıncı ve Aksungur İHA’ların kabulleri yapılmıştır. TB3-TCG Anadolu’ya destek ekipmanı kullanmadan iniş ve kalkış yapmıştır. Böylece kısa pistli bir gemiden iniş-kalkış yapabilen ilk SİHA olarak tarihe geçmiştir.
Deniz sistemlerinde Piri Reis Denizaltısı’nı hizmete aldık. Hızır Reis Denizaltısı deniz denemelerine başladı. Murat Reis’in donatım çalışmalarına devam ettik. TCG Derya İstanbul, Üsteğmen Arif Ekmekçi ve MARLİN İnsansız Deniz Aracı teslim edildi. Yerli ve millî olarak geliştirilen çelik kubbe projesine bismillah dedik. Siper Ürün-1 sistemi envantere girdi, hem 800 kilometre ve üzeri menzilli füze stokumuzu güçlendirmeyi hem de 2 bin kilometre ve üzeri menzilli füze geliştirme programımızı hızlandırmayı kararlaştırdık. Daha burada saymaya kalksak saatler sürecek nice savunma projesini geride bıraktığımız yıl devreye aldık, ilerlettik veya başlattık. 2025 yılında inşallah bunlara yenilerini ekleyeceğiz.
Geçtiğimiz hafta ana muhalefetin safsata diyerek burun kıvırdığı Mavi Vatan’da donanmamızın gücüne güç katacak projelerin startını verdik. MİLGEM projemiz ile ülkemizin ilk korvet ve firkateynlerini yüzde 100 yerli ve millî olarak tasarladık, inşa ettik. Envanterdeki 5 gemimize ilaveten hâlihazırda 7 MİLGEM firkateynimizin inşası devam ediyor.
Bu projelerimizden edindiğimiz birikimlerle TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribimizin ilk kaynağını İstanbul tersanesinde ve millî denizaltımızın ilk kaynağını ise Gölcük tersanesinde gerçekleştirdik. Millî uçak gemimizi TCG Anadolu’nun ağabeyi olarak görüyoruz. Tamamlandığında Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak bu projelerin de hizmete girmesiyle çok kritik bir ihtiyacımızı daha gidermiş olacağız.
“85 MİLYON İÇİN ÇALIŞACAĞIZ, HİZMET ÜRETECEĞİZ”
Dosta güven aşılayan, düşmana korku salan bir Türkiye için savunma sanayi sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte çalışmalarımıza kararlıkla devam edeceğiz.
2024 yılına dair karnemizi 20 ana başlıkta ve 239 farklı infografikle 31 Aralık’ta sosyal medya hesabımızdan paylaştık. 2025 senesi boyunca da ‘aşkınan koşan yorulmaz’ şiarıyla gece gündüz demeden 85 milyon için çalışacağız, hizmet üreteceğiz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZE ULAŞMAK YAKIN GELECEKTEKİ EN ÖNEMLİ ÖNCELİKLERİMİZDEN BİRİDİR”
Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşmak yakın gelecekteki en önemli önceliklerimizden biridir. Terörün ve şiddettin hüküm sürdüğü bir iklimde, demokrasini neşvünema bulması, gelişmesi, serpilmesi, kendi ayakları üzerinde durması mümkün değildir. Arkasına terörü ve teröristi alarak siyaset olmaz, olamaz, dünyanın hiçbir medeni ülkesi buna izin vermez. Terörün karanlık gölgesi ülkemiz siyasetinin üzerinden çekildikçe, inşallah, Türkiye daha sağlıklı, olgun ve özgürlükçü bir zemine kavuşacaktır.
Bir diğer husus ise şudur. Komşumuz Suriye’de gerçekleşen epik devrimle birlikte hem bu ülkede hem de bölgemizde artık yeni bir dönem başlamıştır. Yeni Suriye yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde bir Suriye inşa etmeye çalıştığını, bunda da kararlı olduğunu görüyoruz. Bizim de samimi arzumuz, beklentimiz, politikamız bu yöndedir. Suriye’nin parçalanmasına, hangi kisveyle olursa olsun üniter yapısının bozulmasına rıza göstermeyiz. Bu konuda bir risk görürsek gerekli adımları süratle atarız.
“TÜRKİYE, GÜVENLİĞİNİ KORUMA NOKTASINDA NASIL TAVİZSİZ BİR İRADEYE SAHİP OLDUĞUNU PEK ÇOK KEZ GÖSTERMİŞTİR”
Suriye’deki ihtilafı ve DEAŞ tehdidini fırsata çevirip farklı hülyalar görenler son gelişmeler sonrasında bölgemizin kadim gerçekleriyle yüzleşmişlerdir. Bu gerçek bölgenin geleceğinde teröre yer olmadığıdır. Tercihini terörden ve şiddetten yana kullananlara bekleyen tek akıbet silahlarıyla birlikte toprağa gömülmektir. Açık söylüyorum, bunun önüne hiçbir güç geçemez.
Türkiye, bekasını ve güvenliğini koruma noktasında nasıl tavizsiz bir iradeye sahip olduğunu pek çok kez göstermiştir. İş o radde varırsa yine bir gece ansızın gelebiliriz. Allah’ın izniyle, bunu yapabilecek gücümüz, kapasitemiz ve kabiliyetimiz ziyadesiyle mevcuttur. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.
Bilhassa sorumluluk mevkiinde olanlar, ne provokasyonlara gelmeli ne de milleti provoke edecek cümleler kurmalıdır. Terör baronları adına milleti tehdit edenlere pabuç bırakmayacağımızı burada özellikle ifade etmek istiyorum. Kimi il ve ilçelerimizde açtıkları hendeklerle kantonculuk peşinde koşanları nasıl o çukurlara gömdüysek, bugün de aynı niyeti taşıyanlar çıkarsa bunun bedelini onlara misliyle ödetiriz.
“BÖLÜCÜ ÖRGÜT VE SURİYE’DEKİ UZANTILARI İÇİN ÇEMBER DARALIYOR”
Bölücü örgüt ve Suriye’deki uzantıları için çember daralıyor. Dün ve önceki gün de söyledim, biz iktidar ve ittifak olarak terörsüz Türkiye hedefimizi, öyle veya böyle, ama mutlaka gerçekleştireceğiz. Bu konudaki hüsnüniyetimizi ve güçlü irademizi kamuoyumuzla paylaştık. Elbette bunu suhulet ve sükûnetle olmasını temenni ederiz. Ama bu yol tıkanır veya dinamitlenirse işte o zaman devletimizin kadife eldivene sarılı demir yumruğunu kullanmaktan da çekinmeyiz. Sonuçta kardeşliğin kazanacağına, birliğin, beraberliğin ve huzurun kazanacağına yürekten inanıyoruz.
“GÜÇLÜ TOPLUM ANCAK GÜÇLÜ AİLELERLE MÜMKÜNDÜR”
Bugünkü kabine toplantımızda Aile, Ticaret ve Ulaştırma Bakanlarımızın sunumlarını dinledik.
Güçlü toplum ancak güçlü ailelerle mümkündür ancak bu konuda ciddi meydan okumalarla karşı karşıyayız. Küresel şer odaklarının teşvik ettiği cinsiyetsizleştirme politikaları herkesin malumudur. LGBT meselesi bugün ailenin varlığına yönelik en ciddi tehditlerin başında gelmektedir.
2023 yılında ülkemizdeki doğurganlık hızı 1,51 seviyesine gerilemiştir. Açıkça ifade etmek gerekirse, bu durum alarm vericidir. Türkiye açısından varoluşsal bir tehdittir. Her fırsatta yaptığımız en az 3 çocuk çağrısının ne kadar önemli olduğunu böylece tekrar görmüş oluyoruz.
Toplumun tüm kesimlerinde bir farkındalık oluşturmak amacıyla 2025 senesini ‘Aile Yılı’ ilan etmeyi kararlaştırdık. Yıl boyunca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız koordinasyonunda aile yapımızın korunması, güçlendirilmesi ve gelecek nesillere sağlam bir miras olarak aktarılması için kapsamlı çalışmalar yürüteceğiz.
“5G İHALEMİZİ 2025 SENESİ İÇİNDE YAPACAĞIZ”
Ulaştırma, hükûmetimizin en başarılı olduğu alanlardan biridir. Şimdi internet ve dijital altyapımız güçlendirecek yeni bir adım atıyoruz. Uçtan uça yerli ve millî 5G haberleşme şebekesi projemiz kapsamında 5G ihalemizi 2025 senesi içinde yapacağız. 2026 yılında da ilk sinyalimizi almayı hedefliyoruz.
Son olarak, 6-10 Ocak arası ülkemizde ‘Enerji Verimliliği Haftası’ olarak kutlanıyor. Bu hafta vesilesiyle her bir vatandaşımızdan enerjiyi daha tasarruflu ve verimli kullanmalarını istirham ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Avusturya ile ilişkilerimizde son dönemde yakaladığımız olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerimizde de görmekten memnunuz. 2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini, inşallah bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye şansölye sıfatıyla ilk ziyaretini gerçekleştiren Avusturya Şansölyesi Stocker’i Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
“AVUSTURYA TÜRK TOPLUMU, İKİ ÜLKENİN ORTAK DEĞERİ VE ZENGİNLİĞİ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR”
Tarihî ve köklü ilişkilere sahip iki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını arzu ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz nüfusu 400 bini aşan Avusturya Türk toplumu, iki ülkenin ortak değeri ve zenginliği olmayı sürdürüyor. Bu minvalde, Avusturya Türk toplumunun huzur ve refahına verdiğimiz önemi bugünkü görüşmelerimizde de vurguladık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile ikili ilişkilerin tüm veçhelerini ele aldıklarını, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını söyledi.
“AVUSTURYA İLE ULAŞTIRMA VE SAVUNMA SANAYİSİ ALANLARINDA ÖNEMLİ İŞ BİRLİĞİ POTANSİYELİNE SAHİBİZ”
Avusturya ile ilişkilerde son dönemde yakaladıkları olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerde de görmekten memnun olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz. Ülkemizde 1000’in üzerinde Avusturya firması faaliyet gösteriyor. Avusturya menşeli doğrudan yatırımlar 11 milyar doları aşmış durumda. Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları ise 1 milyar dolara yaklaşıyor. Tüm bu rakamlar, aramızdaki potansiyelin en açık göstergesidir. Bu köklü ve istikrarlı ilişkileri daha da geliştirmek üzere mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizması yerine Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi’nin tesis edilmesinin çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz. İnşallah, bu yıl sona ermeden Komite’nin ilk toplantısını da gerçekleştiririz. Avusturya ile yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma ve savunma sanayisi alanlarında önemli iş birliği potansiyeline sahibiz. Bilhassa Orta Koridoru güçlendirecek stratejik nitelikte iş birliğini birlikte hayata geçirebileceğimize inanıyoruz”
“TÜRKİYE VE AVUSTURYA OLARAK BALKANLAR’DA İSTİKRARIN SÜRMESİNE DE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Türkiye-AB ilişkilerine dair görüş ve beklentilerini Avusturya Şansölyesi Stocker’e aktardığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB’nin atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım” dedi.
Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini sağlamak öncelikli hedefimiz olmayı sürdürüyor. Avusturya’nın Suriye’nin yeniden inşa sürecine katkıda bulunmasını önemsiyoruz. Orta Doğu’da kalıcı barış için vazgeçilmez önemde olan iki devletli çözüme bağlıyız. Sayın Şansölye’nin de bilhassa hassasiyet gösterdiği Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması konusu mevcut şartlarda önemini muhafaza ediyor. Türkiye ve Avusturya olarak Balkanlar’da istikrarın sürmesine de büyük önem atfediyoruz. Değerli dostum Şansölye Stocker’e ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, ilişkilerimizde yakalanan bu olumlu ivmenin devamını diliyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “TÜRKİYE, GÜVENLİK VE GÖÇ KONUSUNDA KİLİT BİR ÜLKE”
Avusturya Şansölyesi Stocker ise açıklamasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok zengin ve çok değişken bir tarihe sahip olduğunu belirteerek, “Bugünkü görüşmelerden şunu gördük ki, gerçekten çok yakın bir iş birliğimiz var. Ekonomik, toplumsal ilişkilerimiz de bunun temelini oluşturuyor” dedi.
İki ülke arasındaki ekonomik iş birliğine değinen Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye-Avusturya arasında çok güçlü iş birliği olduğunu vurguladı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, “Avusturyalı firmaların Türkiye’deki şubelerine baktığımız zaman, çok yüksek bir oranda Türkiye’deki yatırımlara katılmış durumdalar. Jeopolitik olarak çok sıkıntılı dönemlerde olmamıza rağmen Türkiye’ye olan yatırımın çok önemli bir oranda olduğunu görüyoruz. Ticaret hacminin çok önemli bir derecede olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, görüşmede, iki ülkenin iş insanlarının bir araya gelerek, yuvarlak masa toplantısı kapsamında iş birliği konularını ele aldığını hatırlatarak, Türkiye’nin hem Avusturya hem Avrupa Birliği (AB) için güvenlik ve göç konusunda kilit bir ülke olduğunu söyledi.
Yasa dışı göç, insan ticareti ve organize suç gibi konularda, ülkesinin, Türkiye ile çok yakın iş birliği içinde olduğunu söyleyen Stocker, Türkiye’nin 10 yılı aşkın süredir Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını anımsattı.
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “ORTA DOĞU’YA BAKTIĞIMIZ ZAMAN TÜRKİYE’NİN SESİNİN BİR AĞIRLIĞININ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye’nin çok önemli bir kilit ülke olduğunu belirterek, “Ukrayna’daki Rusya’nın saldırı savaşının sona ermesi gerekiyor. Türkiye’nin bu konudaki çabalarını takdir ediyoruz, sizin şahsi çabalarınızı da özellikle takdir ediyoruz. Ben bu konuda Avusturya’nın da sizi desteklediğini ifade etmek istiyorum. Orta Doğu’ya baktığımız zaman Türkiye’nin sesinin, bir ağırlığının olduğunu görüyoruz. Bu konu da yine sizin çabalarınızdan dolayı size teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.
Özellikle Orta Doğu’da şiddet sarmalının ortadan kaldırılmasının tek çözümünün “diplomasi ve diyalog” olduğunu kaydeden Avusturya Şansölyesi Stocker, Hürmüz Boğazı’nın kalıcı bir şekilde açılmasının ve seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının önemini vurgulayarak, bu konuda ülkesinin ve Türkiye’nin hem fikir olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Avusturya bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Yemen Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nce, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen Yemen–Türkiye Forumu, Ankara’da yapıldı.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Abdülkadir NOYAN Konferans Salonu’nda Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq’in ev sahipliğindeki Yemen–Türkiye Forumu‘da Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya temsil etti.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ile Yemen Nüfus ve Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Dahan da forumda hazır bulundu.
Foruma, Milletvekilleri, Büyükelçiler kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye’de eğitim gören Yemenli öğrenciler ile Yemen diasporası katıldı.
Forum’da öncelikle ,Yemen ve Türkiya^de Sivil Toplum Kuruluşları, Yemen ve Türkiye: Yatırım Fırsatları, Ekonomik Ortaklık, Yemen’de Siyasi Durum. Son Gelişmeler, Dinamikler ve Barış Perspektifleri başlıkları altında üç ayrı panel düzenlendi.
Forumdaki bu panellerde, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulmasına yönelik mesajlar verildi.
Konuşmacılar, forumun iki ülke arasında ortak tarihî ve kültürel mirası daha fazla dayanışmacı bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürmesi gerekliliğini, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulması ile ilgili görüşleri dile getirdiler.
Bazı konuşmacılar da, forumun ortak tarihî ve kültürel mirası daha öngörülebilir bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürme çabası içinde olması yönünde görüşler açıkladılar.
Bu arada, forum dolayısıyla Yemen’e özgü kıyafetlerin ve gıda ürünlerinin yer aldığı standlar ve iki ülkenin turizm zenginliklerini gösteren fotoğrafların bulunduğu bir sergi açıldı.
Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq, Yemen–Türkiye Forumu‘ndaki konuşmasında şunları söyledi; ” Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa KULAKLIKKAYA, Sayın Büyükelçiler, ve diplomatik misyon başkanları, kardeşlerimiz ve değerli konuklarımız, seçkin Yemenli ve Türk katılımcılar, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sizleri burada ağırlamaktan mutluluk duyuyorum…
“Tarihin Yolları ve Ortak Geleceğin Ufukları” temasıyla düzenlenen Yemen-Türkiye Forumu’nun açılışında, Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında iletişimi güçlendirmek ve ortaklıklar kurmak için etkili bir platform olmasını umduğumuz bu etkinliğe katılımınız ve varlığınız için derin şükranlarımı sunuyorum.
Bu foruma ev sahipliği yaptığı ve başarılı bir şekilde düzenlenmesine katkıda bulunan iş birliği ve olanaklar sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti’ne, hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum. Değerli konuklar, iki ülke ve halkımız arasında derin tarihi ve kardeşlik bağları bulunmaktadır.
Yemen-Türkiye ilişkisi, geçici bir siyasi durumun ürünü değil, aksine derin bir tarihi, insani ve kültürel temele dayanmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında, bu forum, bu temeli hükümet, özel sektör, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşları arasında kurumsal iş birliğine ve pratik ortaklıklara dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu açılıştan önce Yemenli, Türk, Arap ve uluslararası araştırmacıların, uzmanların ve şahsiyetlerin katıldığı siyasi, ekonomik ve sosyal seminerler düzenlendi.
Bu seminerlerde sunulan fikirlerin, iki ülke ve halkımızın çıkarlarına hizmet eden girişimlere, projelere ve ortaklıklara dönüşmesini umuyoruz. Bu forum, Yemen’in devlet kurumlarına karşı yapılan darbe ve ardından gelen savaş ile yaşanan ciddi insani, ekonomik ve güvenlik krizleri nedeniyle çok hassas bir dönemden geçtiği bir zamanda düzenlenmektedir. İran rejimi tarafından desteklenen Husi milisleri, askeri tırmanışlarını sürdürerek devlet kurumlarını baltalamakta, ulusal kaynakları tüketmekte ve Yemen’in, bölgenin ve uluslararası denizciliğin güvenliğini tehdit etmektedir.
Son günlerde Marib ve Hadramawt vilayetlerinde silahlı kuvvetleri hedef alan saldırılar yaşanmış, çok sayıda şehit ve yaralı olmuştur. Şehitlerimizin ruhlarına rahmet ve yaralılara Allah’tan şifa dilerken, Yemen halkının ve devletinin, Yemen topraklarının Yemen’in, komşularının ve uluslararası su yollarının güvenliğini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesini kabul etmeyeceğini teyit ederiz. Yemenliler, savaş ve darbe nedeniyle ağır bedeller ödediler; bunlar arasında kurumların ve ekonominin yıkılması, kaynakların yağmalanması, çocukların askere alınması, sayısal üstünlüklerin sağlanması ve sivillerin ve insani yardım çalışanlarının hakları da dahil olmak üzere insan haklarının ihlali yer almaktadır.
Tüm bunlara rağmen, Yemen Cumhuriyeti stratejik bir seçenek olarak barışa bağlı kalmaya devam etmektedir, ancak gerçek barışın silahların gücünü meşrulaştırmak, azaltmak veya pekiştirmek üzerine kurulamayacağına inanmaktadır. Aksine, devlet kurumlarını ve egemenliği yeniden tesis etmek, kurumlarıyla birlikte birleşik bir Yemen devleti ve tek bir ulusal kurum ve silahlı kuvvet kurmakla ilgilidir. Hukuk ve anayasayı korumakla ilgilidir.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Dr. Raşad Muhammed el-Alimi başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve hükümet, devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, egemenliği ve ulusal kaynakları korumak, ekonomik ve hizmet koşullarını iyileştirmek ve güvenlik, istikrar ve adil ve sürdürülebilir bir barış sağlamak için çabalarını sürdürmektedir. Değerli konuklar, bu vesileyle, İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman bin Abdulaziz önderliğindeki kardeş ve kilit rol oynayan Suudi Arabistan Krallığı’na derin şükranlarımızı sunuyoruz. Krallık, Yemen devletinin ve kurumlarının en büyük destekçilerinden biri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
Ayrıca, Başkanlık Liderlik Konseyi’nin, hükümetin, ulusal ekonominin, kalkınma ve insani yardım projelerinin destekçisi ve Yemen’in güvenliğini, birliğini ve egemenliğini korumada ve barış ve istikrar çabalarına sponsor olmada kilit bir ortaktır. Yemen Cumhuriyeti’nin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki kardeşlerinin yanında durma konusundaki sarsılmaz duruşunu da yeniden teyit ediyoruz. Güvenliklerini ve emniyetlerini tehdit eden İran saldırılarını kınadığımızı yineliyoruz. Dahası, bu yazıda, Yemen Cumhuriyeti’nin Filistin davasına ve Filistin halkının meşru haklarına olan sarsılmaz desteğini yeniden teyit ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin Yemen’in birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği sarsılmaz desteğe de minnettarız. Türkiye’nin insani, kalkınma ve eğitim iş birliğini ve kurumlarının Yemen-Türkiye ilişkilerini çeşitli alanlarda geliştirmeye yönelik istekliliğini takdir ediyoruz.
Yemen Cumhuriyeti’nin yanında duran, devlet kurumlarını, ülkenin birliğini, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını destekleyen ve Yemen’deki insan acılarını hafifletmeye ve barış ve kalkınma çabalarına katkıda bulunan tüm kardeş ve dost milletlere de şükranlarımızı sunuyoruz.
Değerli katılımcılar, Yemen’in karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen, devlet yapısını ve konumunu yeniden kurmak için gerekli tarihe, konuma, kaynaklara ve insan potansiyeline sahiptir. Gerçek bir bölgesel ve uluslararası ortaklığın, özellikle Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkimizin, Yemen’in toparlanması, yeniden inşası ve kalkınması için hayati bir katalizör olabileceğine inanıyoruz.
Bu toplantının ne kazandıracağını bilmiyorum. Önemi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı’nın katıldığı Riyad Zirvesi ile aynı zamana denk gelmesinde yatıyor. Milletin özlem duyduğu bu zirve, inançlarımızı, egemenliğimizi ve bir ulus olarak onurumuzu korumak için bir dayanak noktası olacaktır.
Arap ve İslam ülkeleri. Ayrıca, bu platformdan, tüm Arap ve İslam ülkelerindeki büyük çoğunluğun arzuladığı bu toplantıya herkesin katılmasını rica ediyoruz. Ayrıca, Yemen ve Türk kurumları, şahsiyetleri, konuşmacıları ve araştırmacıları da içeren, geçtiğimiz aylarda özveriyle ve sadakatle çalışan hazırlık takip komitesine içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum.
Bu etkinliğin başarısına katkıda bulunan herkese, ayrıca Üniversite yönetimine de teşekkür ve takdirlerimi sunmalıyım. Uzun yıllara dayanan geleneğini bildiğimiz için foruma ev sahipliği yapmayı seçtiğimiz bu tarihi üniversite.
Ve nesillere sunduğu bilgi ve önemli eserler için onlara binlerce teşekkür. Allah’tan forumun çalışmalarına başarı vermesini ve sonuçlarının Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yenilenmiş bir iş birliği ve ortaklık yoluna yol açmasını niyaz ediyoruz.
Yaşasın özgür, güçlü ve birleşik Yemen Cumhuriyeti. Yaşasın Yemen-Türk kardeşliği. Selamün aleyküm ve Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya da şöyle Konuştu: ” Sayın Yemen büyükelçisi, Saygıdeğer misafirler Türkiye’deki Yemen toplumunun değerli temsilcileri. Hepinizi şahsım ve bakanlığım adına saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye-Yemen forumu vesilesiyle ülkemizin en köklü ve saygın yükseköğrenim kurumlarından biri olan Ankara üniversitesi’nde sizlerle bir arada olmaktan duyduğum onuru tekrarlamak isterim.
Türkiye ile Yemen arasındaki ilişkiler, zengin bir tarihsel hafızaya ve derin bağlara dayanmaktadır. Şehitlerimizi bağırılarına basan kardeş yemen halkı, ecdadımızın ebedi istirahatgahına sahip çıkmaya devam ediyor.
Yaklaşık 400 yıl Kader birliği yaptığımız Yemen halkıyla bu dostlukla dayanışmamız, bugün de ilişkilerimizi geliştirmemizde sağlam bir zemin teşkil ediyor.
Bu ortak miras, ülkelerimiz arasındaki bağların ve işbirliğimizin temel harcıdır. Değerli konuklar ne yazık ki kadim medeniyet düzey güzel ülke Yemen 10 yılı aşkın bir süredir çatışmaların ve bölgesel gerginliklerin ağır yükünü ve yıkıcı sonuçlarını göğüslemeye devam ediyor. İçtenlikle ifade etmek isterim ki, kardeş yemen halkının çektiği sıkıntıları ve acıları bizler de yüreklerimizde her daim hissediyoruz.
Temennimiz ve en büyük arzumuz, Yemenli kardeşlerimizin hak ettiği huzur, refah ve istikrara bir an önce kavuşmasıdır. Türkiye olarak Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü daima savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Bu trajediyi sona erdirmenin yegane yolunun kapsayıcı bir siyasiyasi diyalogdan geçtiğine inanmaktayız.
Bu çerçevede, kalıcı bir barışa ulaşılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik çabaları ve uluslararası girişimleri gönülden de destekliyoruz. Cumhurbaşkanlığı liderlik konseyi başkanı Reşat, el Alemi ve Başbakan Al Zindani başkanlığındaki Yemen meşru hükümetine, kritik bir dönemde üstlendikleri bu zorlu görevlerinde başarılar diliyorum.
Başbakan sayın Al Zindani’yi Antalya diplomatik torunu vesilesiyle ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk.
Cumhurbaşkanı, liderlik konseyi’nin ve hükümetin toplumsal barışı, milli birliğiyle istikrarı güçlendirme Yolu’nda attıkları adımların, Yemen’in hak ettiği barışa ve huzura erişmesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Değerli konuklar, zorlu şartlara rağmen Türkiye ile Yemen arasındaki ticari ve kültürel münasebetlerin artarak devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yemenli öğrencilerin yüksek öğrenimlerine ülkemizde sürdürme yönündeki güçlü ilgisini memnuniyetle takip ediyoruz.
Bu doğrultuda, Türkiye bursları aracılığıyla Yemenli öğrencilerin eğitimlerine destek vermekteyiz, Yemen halkının gündelik yaşamındaki zorluklarına bir nebze olsun hafifletmek bizim için bir kardeşlik borcudur. Ülkemiz, tüm imkanları ile Yemenli kardeşlerimizin yanında durmaya devam ediyor. AFAD, TİKA ve Türk Kızılay’ı başta olmak üzere kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aracılığıyla insani yardımları ve kalkınma desteklerini kararlılıkla sürdürmekteyiz.
Sağlıktan eğitime, gıda yardımından altyapı desteklerine kadar her alanda Yemenli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için her daim hazırız. Değerli misafirler, Yemen’in huzuru ve istikrarı yalnızca Yemenli kardeşlerimiz için değil, Kızıldeniz’in Doğu Akdeniz’in ve tüm Orta Doğu’nun güvenliği bakımından kritik bir öneme haizdir. Son zamanlarda Kuzıldeniz’de yaşanan gerilimlerin ve çatışmaların bu bölgeye yayılması bir endişe kaynağı teşkil etmektedir.
Bu kaygılara, gidermenin yolunun bölgede yeni bir güvenlik mimarisi tesis edilmesinden geçtiğine inanmaktayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket ederek haklı aktörlerle bu forumun aramızdaki tarihi bağların daha geniş kitlere duyurulmasını ve yeni işbirliği kapılarının aralanmasına vesile olacağına da inancımız tamdır.
Yemen’in huzur ve barışa kavuşacağına yürekten inanıyor, hepinizi saygı ve sevgi sevgiyle selamlıyorum.
Konuşmaların hemen ardından sahne alan orkestra, Yemen türkülerinin de yer aldığı bir konser verdi.
Yemen – Türkiye Forumu hatıra fotoğraf çekimleriyle sona erdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.