İstanbul’da bir yatta düzenlenen kutlamaya İstanbul Başkonsolosu Rafael Quintero CUBIDES ve eşleri hanımefendi Lina ROSES ev sahipliği yaptı.
Kolımbiya’nın Bağımsızlık Günü dolayısıyla gerçekleştirilen kutlamada Kolombiya’nın Ankara Büyükelçisi Julio Anibai Riana da hazır bulundu.
Bağımsızlık yıldönümü töreninde Türkiye’yi Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliğinden Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Mustafa Şimşek ve eşleri Hanımefendi Miray Şimşek temsil etti.
Brezilya’nın Ankara Büyükelçisi Gilda Motta Santos NEVES de konuklar arasındaydı.
Kutlamaya, Türkiye’de ikamet eden Kolombiya vatandaşları ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Kolombiya’nın Bağımsızlık yıldönümü kutlama töreni Kolombiya ve Türk Milli marşlarının seslendirilmesiyle başladı.
İki ülkenin Milli marşlarının seslendirilmesinden sonra konuşmalara geçildi.
Kolombiya’nın İstanbul Başkonsolosu Rafael CUBIDES konuşmasında şunları söyledi: “Kolombiya Cumhuriyeti 215’inci Bağımsızlık Günü Anma Töreni vesilesiyle İSTANBUL’DA İLK KOLOMBİYA MİLLİ GÜNÜ kutlamasına hepiniz hoş geldiniz.
Birinci Kolombiya Milli Günü, Kolombiya İstanbul Başkonsolosluğu’nun toplum önünde halka ilk arzı ve konsolosluğun kuruluşunun somut bir göstergesidir. Birkaç yıldır süregelen meşakkatli çalışmaların ardından nihayet 2025 yılında vücut bulmuş olan bu proje, Kolombiya Ankara Büyükelçiliği tarafında Sayın Büyükelçimiz Julio Aníbal Riaño’nun önderliğinde ve Kolombiya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Gustavo Petro Urrego’nun şahsen ortaya koyduğu siyasi çabaları ve arzıyla gerçekleşmiştir.
Kolombiyalılar olarak gurur duyacağımız pekçok şey var.
En başta güzelliklerin ülkesi olmamız. 215 yıl önce 1810 yılında bağımsızlığını kazanmış ilk Latin Amerika ülkesi olmamız ve o tarihden bu yana Latin Amerika’nın en uzun soluklu ve istikrarlı demokrasisine sahip olmamız. Sadece bu da değil; maddi ve fiziksel altyapımızın kalkınmasında gecikmelere, çokça acıya, ölüme ve yerinden edilmeye yol açan 20’inci yüzyılın ortalarından günümüze kadar geçen sürede, kapitalizm ve komünizm arasındaki silahlı siyasi çatışmalar, yasadışı uyuşturucuların yarattığı dünya çapındaki problemler gibi ne yarattığımız ne de istediğimiz evrensel sorunların tezahürleriyle yüzleşmek zorunda kalmamıza rağmen, Kolombiya her 4 yılda bir yapılan seçimlerin getirdiği hem özgürlük hem de demokrasi konusunda geri adım atmamıştır.
Bugün Kolombiya, tarihindeki en düşük enflasyon ve işsizlik oranlarından birine sahip, ülke içinde değerli yapısal reformlar yürütmekte, çevrenin ve İNSAN ONURUNUN küresel savunmasında öncü bir ülke olarak uluslararası alanda öne çıkmakta ve günümüzde insanlığı utandıran durumlara karşı kararlı duruşunu somut eylemlerle dile getirmekte ve desteklemektedir.
Aynı şekilde, biz Kolombiyalılar da, bireysel olarak, dünyayı gururla dolaşarak, kültürümüzü, neşemizi ve ailelerimiz, arkadaşlarımız ve bizi karşılayan ülkeye duyduğumuz sevgiyi sergiliyoruz. Bugün, kendi topraklarımızdan uzakta fakat Kolombiya’yı kalbimizde taşıyarak kutlamak istediklerimiz tam da bu değerler.
Ankara’da Kolombiya Büyükelçiliği ve İstanbul’da Kolombiya Başkonsolosluğu olarak, bugün bize eşlik eden neşeli ruhun, Kolombiyalı kimliğimiz ve bize kucak açan bu güzel ülke arasında kalıcı olmasını ve yayılmasını sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz. Sadece kendi aramızda değil, aynı zamanda Türk toplumu ve kültürüyle de saygılı, destekleyici ve kardeşçe bir topluluk oluşturmak için çaba göstereceğiz; böylece doğacak Kolombiyalı-Türk çocuklar bu güzellikler diyarını asla unutmayacak ya da ondan uzak kalmayacaklar.
Kolombiya’nın Ankara Büyükelçisi Julio Anibal RIANO da şöyle konuştu: “215’inci bağımsızlık yıldönümümüzü anmak üzere düzenlenen bu özel etkinlikte bizlerle birlikte olduğunuz için, büyükelçiliğimiz, değerli çalışanlarımız, sevgili eşim ve şahsım adına hepinize en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Bugünkü katılımınız, ülkemize ve Kolombiyalılar olarak bizlere karşı duyulan dostluğun, vatanımıza olan derin bağlılığın en güzel göstergesidir. Özellikle, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliği’nden Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Sayın Mustafa Şimşek’in, Latin Amerika Genel Müdürü Sayın Yaprak Balkan’ın liderliğinde aramızda bulunmalarını ve bugün bizimle birlikte olan Kolombiya topluluğundan Sayın Viviana Noriega Hanımefendi başta olmak üzere ve Türkiye topluluklarımızın değerli temsilcilerini kayda geçirmek isterim.
Size takdim ettiğim saygı dolu selam, diplomatik geleneklerin ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bu selam, hükümetimizin dost ülke Türkiye’ye duyduğu kardeşlik hissini ve vatanımızın anısını yâd ederken halklarımız arasında sürekli bir anlayış geliştirme arzusunu yansıtmaktadır. 67 yıllık diplomatik ilişkiler çerçevesinde, umut vadeden bir gelecek için taşıdığımız inancı göstermektedir. Türkiye ile ilişkilerimizin büyük bir memnuniyet içinde sürdüğünü ve oldukça sağlam, kapsamlı bir ikili gündeme sahip olduğunu belirtmek isterim. Bu ilişkiler, en üst düzey ziyaretlerle daha da zenginleşmiş, birçok alanda anlaşmalar imzalanmış ve Antalya, Kapadokya, İstanbul’daki konsolosluklarımızın açılmasıyla birlikte büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Ayrıca, büyükelçiliğimiz bünyesinde Polis Ataşeliği’nin oluşturulması da bu güçlü iş birliğinin göstergesidir.
Bu dinamik ilişkinin somut örnekleri arasında, yıl başında Genel Direktörümüz Büyükelçi Patricia Cortés’in İstanbul’daki Konsolosluk Genel Müdürlüğü açılışı vesilesiyle Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaret ile Sayın Büyükelçi Yaprak Balkan’ın siyasi danışma ziyaretleri ve bu hafta Latin Amerika için Dışişleri Bakan Yardımcısı Sayın Levent Gümrükçü’nün Filistin konusu nedeniyle Lahey Grubu toplantısı için Bogotá’da bulunmaları yer almaktadır. Bu ziyaretler ve halen yürürlükte olan anlaşmalar, ikili gündemi güçlendirme yönündeki siyasi ve diplomatik kararlılığın güçlü kanıtlarıdır. Çok amaçlı uygulamalar çerçevesinde, “Stratejik Ortaklık” doğrultusunda yol almaktayız.
Ekonomi ve ticaret alanında, ilişkimizi sadece pragmatik ve dinamik kılmakla kalmayıp aynı zamanda ortak bir iddialı hedef paylaşıyoruz: İkili ticaret hacmimizi 5 milyar dolara ulaştırmak. Bu hedef, sadece takdire değer bir başarı olmakla kalmayıp, iki ülkenin yüzlerce vatandaşına refah ve istihdam imkânları sunacak geniş bir ufuk açmaktadır.
Bu zenginleşme ruhu doğrultusunda, kahvemizin bu güzel ülkeye artan bir güçle ulaşmasını sağladık. Bu başarının en somut kanıtı, Türkiye’de Juan Valdez markasının kayda değer genişlemesidir. Ülke genelinde 28’den fazla mağazasıyla kahvemizin aroması ve tadı, Türk halkının bu ikonik ürünün temsil ettiği değerleri ve emeği takdir etmesini sağlamakta, ki kahve sosyo-kültürel olarak da Türkler için önemli bir semboldür.
Bu vesileyle, güzellikler ülkesi Kolombiya’nın CELAC çerçevesinde Latin Amerika ve Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum.
Sevgili hemşehrilerim, bugün, yüzyılların anılarını taşıyan Boğaz’ın görkemli sularında gezinirken, ezan sesleri sonsuzluk marşları gibi esiyor. Vatanımızın anma günü olan bu özel günde, mesafelerin kısaldığını ve bağlarımızın daha da güçlendiğini hissediyoruz. Evimizden uzakta olsak da, sembollerimizle, değerlerimizle ve vatanımıza duyduğumuz derin sevgiyle bir arada olmaya devam ediyoruz.
Bugünkü seyahatimiz sadece bir gezi değil, aynı zamanda anlamlı bir semboldür. Nerede olursak olalım, vatanın içimizde yaşadığını hatırlatan güçlü bir işarettir bu. Ve bu kutlamayı, tarih ile çevrili, Krallıkların doğuşuna ve medeniyetlerin yükselişine tanıklık etmiş, bizleri efsanevi misafirperverliğiyle bağrına basan Türkiye gibi bir ülkede, dostlarımızla birlikte gerçekleştirmekten daha güzel ne olabilir? Çünkü vatan, ruhunuzla kabul gördüğünüz yerdir de aynı zamanda.
Bugün gururla ifade edebiliriz ki artık yalnız değiliz; bu tarihi başkentte uzun yıllardır arzuladığım bir hedef gerçekleşti: Genel Konsolosluğumuz faaliyete geçti. Bu, topluluğumuzun yanında olmak, ihtiyaçlarını karşılamak ve gereksinim duyduklarında onlara el uzatmak için buradadır. Bu, sizlere somut bir şekilde “Biz buradayız, sizinleyiz” demenin yoludur. Görevdeki kariyer konsolosumuz Sayın Dr. Rafael Quintero ve uzun yıllardır dış hizmetlerde değerli destek sunan eşi Lina hanımefendi ile birlikte hizmet vermektedir. Ayrıca, kariyerli yetkili ve akademisyen Sayın Dr. Marcelo Macedo ve diğer konsolosluk personelleri de görevlerini başarıyla yürütmektedir.
Unutmayalım ki, uzak olmak yok olmak anlamına gelmez. Vatan her birimizin içinde yaşar; sözlerimizde, davranışlarımızda, değerlerimizi gururla ve onurla temsil etme şeklimizde var olur. Yurt dışında iyi bir vatandaş olmak, ülkemize saygı ve bağlılığın en güçlü göstergesidir. Bütünlüğümüzle hareket ettiğimizde, özveriyle çalıştığımızda, karşılıklı saygıyı benimsediğimizde ve bizi tanımlayan kültürü yaşattığımızda, aslında sevgili Kolombiya’mızın gerçek özünü onurlandırmış oluruz.
Bugün sesimizi coşkuyla yükseltelim, bayrağımızın renklerini gururla taşıyalım ve unutmadan hatırlayalım ki bizler, mesafelerle silinmeyecek ortak bir tarihin parçalarıyız. Ne mutlu bize, nerede olursak olalım sevgili vatanımız hep bizimle. Gelin, bu bizleri birleştiren günü sevinç ve şükranla kutlayalım, topluluğumuzu güçlendirmeye devam edelim, köklerimize sahip çıkalım ve geleceğe umutla bakalım. Bağımsızlık günümüz kutlu olsun.
Saygıdeğer konuklar,
Bu vesileyle, dünyada barış ve uyum için gece gündüz demeden çalışan, bu yüce değerleri her yerde savunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gayretlerini takdirle anmak istiyorum. Bu fedakar çaba, uluslararası toplum tarafından tanınmakta; bizler ise Türk halkının ülkemizin tam barış arzusu konusundaki desteği için minnettarız. Bu barış özlemi, devlet başkanımız Gustavo Petro’nun da büyük bir kararlılıkla savunduğu en önemli hedefimizdir.
Gandhi’nin dediği gibi: “Barış için bir yol yoktur, çünkü barış yolun ta kendisidir.” Ve bu barış, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, bugün hala evrenselliğini koruyan şu sözlerinde ölümsüzleşmiştir: “Yurtta barış, dünyada barış.” Türkiye’ye, büyük Türk milletine esenlik, refah ve daimi başarılar diliyorum.
Bağımsızlık günümüz kutlu olsun”
İstanbul’da yaşayan bir ilki gerçekleştiren Kolombiya’nın Viviana NORIEGA ise konuşmasında şunları söyledi:
“ Adım Viviana Noriega. Altı yıldır Türkiye’de yaşıyorum ve şu anda istanbul’dayım. Bir Türk vatandaşıyla evliyim ve iki çocuğumuz var. Bu paha biçilmez fırsatı değerlendirerek, İstanbul’daki Kolombiya Başkonsolosluğu’na bu etkinliği düzenlerken gösterdikleri özveri, çaba ve sıcaklık için en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bu buluşma, pekçok Kolombiyalı olarak bizlere müzik, dil ve yurttaşlarımızın eşliğinde vatanımıza daha yakın hissetmemizi sağlıyor.
Bu konsolosluk ofisinin açılışı, toplumumuz için büyük bir lütuf olmuştur. Ofisin varlığı, pasaportların verilmesi, çocuklarımızın vatandaşlığa alınması, evlilik kaydı ve bekarlık belgelerinin verilmesi gibi birçok temel prosedürün yanı sıra İstanbul ve çevresinde ikamet eden bizler için diğer temel hizmetleri kolaylaştırmaktadır.
Ayrıca, İstanbul Başkonsolosluğu’nu kurma hayalimizi gerçekleştiren Kolombiya Türkiye Büyükelçiliği’ne, Valeria, Marcelo ve Fatmagül Hanım dahil olmak üzere konsolosluktaki tüm personele ve özellikle Başkonsolos Sayın Rafael Quintero’ya Kolombiya toplumuna hizmet etme konusundaki özverileri ve çabaları için teşekkür etmek istiyorum.
Bununla birlikte, konsolosluk personeli tarafından desteklenen, savunmasız durumdaki kadınlara yönelik atölyeler, şiddete karşı farkındalık artırma oturumları ve İspanyolca hukuki danışmanlık hizmeti sunan Türk Avukat Sayın İrfan Güler ile yapılan online toplantılar gibi sosyal ve toplumsal girişimlerden dolayı da minnettarız.
Kültürel uyum sürecindeki öğrenciler için fiziksel ve ruhsal sağlık üzerine yapılan konuşmaları ve AFAD iş birliğiyle düzenlenen depreme hazırlık atölyelerini derinden takdir ediyoruz. Hafta içi çalışma saatleri nedeniyle konsolosluğu ziyaret edemeyenlere sağlanan belirli aralıklarla Cumartesi günleri verilen hizmetler için de minnet borçluyuz.
Umarım bu yeniden bir araya gelme fırsatı, bir topluluk olarak kendimizi güçlendirmemize, birbirimizi cesaretlendirmemize ve konsolosluğun refahımız için nasıl çalıştığını öğrenmemize yardımcı olur. Ayrıca, yurtdışındaki Kolombiyalıların desteklendiğini ve korunduğunu hissetmeleri için kendi girişimlerimiz aracılığıyla çeşitli etkinlikler veya atölyelerle nasıl katkıda bulunabileceğimizi düşünmenizi tavsiye ederim. Çok teşekkür ederim.
Konuşmalardan sonra konuklara Kolombiya mutfağından yiyecekler ve atıştırmalıklar ikram edildi.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.