Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki G20 Liderler Zirvesi “Kimseyi Geride Bırakmadan Kapsayıcı ve Sürdürülebilir İktisadi Büyüme: Ekonomilerin İnşası, Ticaretin Rolü, Kalkınmanın Finansmanı ve Borç Yükü” oturumunda yaptığı konuşmada, “Bugün küresel ticaretin yeniden canlanması için daha köklü bir uluslararası iş birliğine, yeni politika araçlarına ve sürdürülebilir tedarik zincirlerine ihtiyaç duyuyoruz. Uluslararası ticaret kurallarının kalkınmayı destekleyecek biçimde güçlendirilmesini ve bilhassa Dünya Ticaret Örgütü’nün özel ve lehte muamele ilkesine bağlığımızın teyit edilmesini mühim görüyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentinde gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen “Kimseyi Geride Bırakmadan Kapsayıcı ve Sürdürülebilir İktisadi Büyüme: Ekonomilerin İnşası, Ticaretin Rolü, Kalkınmanın Finansmanı ve Borç Yükü” oturumunda bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, oturumda yaptığı konuşmada, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin temelini oluşturan “kimseyi geride bırakmama” taahhüdüne rağmen, dünya genelinde her 10 kişiden birinin hâlâ aşırı yoksullukla mücadele ettiğine dikkati çekti.
2024 yılında yüzde 9 azalan toplam küresel kalkınma yardımlarının 2025 yılında yüzde 17’lere varan düşüşleri görmesinin beklendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu durum maalesef Afrika kıtası için çok büyük kayıplara işaret ediyor. Komşusu açken, tok yatmayan bir anlayışın temsilcisi olarak üzerimize düşen sorumluluğu, her türlü menfi koşula rağmen yapmaya devam ediyoruz. Resmî kalkınma yardımlarımızı 2023’te 6,8 milyar dolar seviyesinden 2024 yılında 7,4 milyar dolara çıkarttık. Ancak bu yardımlarla hedeflenen menzile ulaşmak imkânsızdır. Özellikle en az gelişmiş ülkelerde yerel kaynakların harekete geçirilmesi suretiyle sürdürülebilir kalkınma için finansman modellerinin geliştirilmesini önemsiyoruz.”
Karşı karşıya olunan sınamaların sadece en az gelişmiş ülkeleri değil, tüm ekonomileri etkisi altına aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Küresel finans krizi öncesinde ticaret, küresel büyümenin en güçlü motoruyken, kriz sonrası dönemde tablo köklü biçimde değişmiştir. 1987-2007 döneminde dünya ticareti yıllık ortalama yüzde 7 oranında artarken, 2008-2014 döneminde yüzde 3’lere gerilemiş, küresel büyümeye katkısı belirgin şekilde zayıflamıştır. Bugün küresel ticaretin yeniden canlanması için daha köklü bir uluslararası iş birliğine, yeni politika araçlarına ve sürdürülebilir tedarik zincirlerine ihtiyaç duyuyoruz. Uluslararası ticaret kurallarının kalkınmayı destekleyecek biçimde güçlendirilmesini ve bilhassa Dünya Ticaret Örgütünün özel ve lehte muamele ilkesine bağlılığımızın teyit edilmesini mühim görüyoruz.”
“DÜŞÜK GELİRLİ EKONOMİLERİN ÇOĞU İMKÂNA SAHİP DEĞİL”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde dünya genelinde toplam borçluluk oranının küresel hasılanın yüzde 324’üne ulaştığına dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Türkiye’de ise bu oran yüzde 89 seviyesinde seyrediyor. Bu görece düşük borçluluk düzeyi bize hem yapısal dönüşümü hızlandırmak hem de yatırımlar için ilave kaynak ayırmak için önemli bir mali alan sağlıyor. Ancak ne yazık ki düşük gelirli ekonomilerin çoğu bu imkâna sahip değil. Bu ülkeler yüksek finansman maliyetleriyle daralan mali alan arasında adeta sıkışmış durumdalar. Birleşmiş Milletler ‘in 2025 Borç Raporu’na göre, 3,4 milyar insanın yaşadığı ülkelerde faiz ödemeleri, sağlık ve eğitim harcamalarını aşmış vaziyette. Bilhassa düşük gelirli ülkeler için borç yeniden yapılandırma süreçlerinde adil ve eşit muameleye dayalı bir yaklaşımın benimsenmesini destekliyoruz. Türkiye olarak G20 ortak çerçevesi kapsamında katkı sunduğumuz Gana ve Etiyopya’nın borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde alınan mesafeyi memnuniyetle karşılıyoruz. Bu örnekten hareketle kimsenin geride bırakılmadığı daha kapsayıcı bir küresel ekonomi inşasında tüm G20’yi daha fazla sorumluluk üstlenmeye davet ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.