Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Türkiye Ahilik Buluşması Ahi Esnaf Beratı Takdim Töreni’nde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da yer aldı.
Cevdet Yılmaz, konuşmasında şunları söyledi: ” Esnaf beratı, takdim töreni vesilesiyle sizlerle bir araya gelmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Esnaf ve sanatkarımızın daima en güçlü destekçisi olan cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sizlere selamlarını başarı dileklerini iletmek istiyorum.
Ahilik teşkilatının düşünce ve ahlaki temelleri hücre geleneğine dayanmaktadır.
Bu kültürde esnaf dükkanını açarken sorumluluğunu da üstlenir. Hücretinde kalite ticarette güven, kazançlı ölçü ve hakkaniyet gözetilir. Usta çırak ilişkisi, meslek bilgisinin aktarılmasının yanı sıra ahlâki, duruşun ve edebin öğrenildiği bir mektep görevi görür.
Ayrıca, Anadolu’nun sosyal ve ekonomik hayatında dengeyi besleyen bir yapı oluşturur. Sen yanlışma kültürü güçlenmiş, ihtiyaç sahiplerine hem uzatılmış. Ticari hayat güven duygusu üzerine inşa edilmiştir.
Bu esnafınızın, mahalle hayatının aslında hem ülkemiz için hem son derece kıymetlidir. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve küresel rekabet çağında da ticaret hayatımıza yol gösteren ahlaki referanslarımız işte bu kültürden beslenmektedir. Değerli misafirler, ahilik, ahiliğin günümüz temsilcileri olan esnaf ve sanatkarlarımız bugün 2 milyon 270 bine ulaşan sayılarıyla, ülkemizin ekonomik sosyal hayatında önemli bu kültürün geçmişten getirdiği mirası gelecek nesillere aktaran. mahallesini tanıyan, müşterisiyle güven ilişkisi kuran emeğinin karşılığını ölçülü ve hakkaniyetli alan bu anlayış, toplumsal bağları güçlendirmekte ve ekonomik hayatın sağlıklı işlemesini sağlamaktadır. Bu arada şunu da ifade etmemiz lazım.Esnaf deyince sadece belli yaştaki erkekleri anlamıyoruz. Kadın esnaflar çok önemli bir boyut. Kadınların özellikle esnaf olmaları aslında bu esnaf kültürünün çok daha kapsayıcı hale gelmesini sağlamıştır.
Diğer taraftan devletimiz de hiçbir dönemde esnafı yalnız bırakmamıştır.
Bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim. Dünyanın zor bir dönemindeyiz, tüm dünyada belirsizliklerin ve risklerin yükseldiği bir dönemdeyiz. Dünyadaki şartları dikkate almadan Türkiye ekonomisine ilişkin yapılacak yorumların hakkaniyetli olmadığını buradan ifade etmek istiyorum.
Dünyanın gerçek zor bir dönemindeyiz. İşte daha geçtiğimiz dönem. Uluslararası kurallar kurumlar zayıflıyor. Bunun yerine her ülkenin kendi başına aldığı kararlar daha fazla ön plana çıktı. Böyle bir dünyadayız. O eski liberal dedikleri serbest dedikleri dünya artık yok giderek zayıflıyoruz.
Bunun yerini komşularla, ilişkiler, bölgesel entegrasyonlar ülkelerin kendi güçerine değerli izlediği politikalar alıyor. Dolayısıyla bu yeni ortama biz de esnafımızla birlikte tüm 86 milyon hazır olmak durumundayız. Sadece ticaret savaşları değil. Bölgemizde maalesef savaşlar da yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz. Kuzeyinize bakıyorsunuz. Ukrayna Rusya savaşı, güneyimizde İsrail’in sorunları ve Gazze’de yaşananlar hepimizin izlediği insanlık dışı sahneler.
“Ben güçlüysem istediğim her şeyi yaparım” gibi bir anlayış maalesef dünyada yaygınlaşıyor.
Bir dönem bölgemizde savaşların yaşandığı bir dönem, bunun üstüne bir de tarihimizin en büyük afetini yaşadıklarını. Deprem. Hafızayı beşer, nisyan ile maluldur. diye bir söz var.
Deprem, hakikaten 14 milyon nüfusu etkiledi. Son 3 yılda sadece deprem için harcadığımız para, yani depremin bölgesinin ihyası için inşası için harcadığımız para 90 milyar dolar. En güçlü dediğimiz ekonomileri bile sarsacak bir rakam, Ama çok şükür Türkiye bütün az önce saydığımız dünyadaki belirsizlikler istikrarsızlar, savaşların içinde adeta istikrar adası gibi kıymetini gerçekten bilmemiz lazım.
Huzur içinde yolumuza devam ediyoruz, büyümeye devam ediyoruz. Sanayimiz tarımımız esnafımız. 193 milyar dolara yakın mal ve hizmet ihracat eden bir ülke haline geldi. Toplam ekonomik büyüklükle, şu anda dünyanın bu yıl sonu itibariyle yapılan uluslararası tahminlere göre 16, satın alma gücüne göre ise dünyanın on birinci büyük ekonomisi olacağız. Türkiye güçlü bir şekildeki de yoluna devam ediyor.
Kim ne derse desin, bu sıkıntılarımız, önceliklendirilmiş durumdalar şu anda bütün programımızın ana eksenini enflasyonla mücadeleye göre oluşturduk. Bu konuda da epeyce bir mesafe aldğımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Geçen yıl aynı zirveyi görmüştüm.
Yüzde 75 buçuğa kadar yükselen bir enflasyon o tarihten bugünlere Kasım enflasyonuna geldiğimizde de şu an 31 civarında temel mallarda yüzde yirminin altına düştü.
Bu yılı yüzde 30 civarında bir de bir enflasyonla kapatacağız. 30’un belki biraz üstünde. Ocak ayı enflasyon rakamıyla birlikte 30 altılı yani 20’li rakamları göreceğiz.
Temeli olmayan bir takım. İddialarla bu toplum bu ülkeye esnaf hiçbir yere gidemez. Gerçekçi ayakları yere basan sağlam, iyi koordine elde edilmiş politikalarla ülkenizi bir yerlere taşırsınız biz de bunu yapıyoruz.
Şu anda popülist bir takım adımlar atın bir anda alkış alabilirsiniz. Ama 3 gün sonra bunun sonucu ne olacak diye düşünmeniz lazım. 86 milyon milletimizin basiretine sonuna kadar güveniyoruz..
Amacımız, enflasyonla eriyip giden bir kazanç sağlamak değil, enflasyonun düştüğü bir ortamda kalıcı sosyal refah sağlamak. Bu yönde de hareket ediyoruz. Tabii şunu söylemek zorundayız.
Biz zaman zaman kültürümüzden dolayı belki başarıları çok fazla reklam yapmak istemiyoruz. Ama bir noktadan sonra da bunu yapmamız lazım.
Özellikle yeni nesillere örnek olmak açısından, bu kültürün toplumumuza yayılması bakımından ödüllendirmenin de önemli olduğunu inanıyoruz, ticaret bakanlığımız tarafından verilen Ahliliğin temel ilkeleri bu değerlendirme süreciyle birlikte günümüz ticari hayatında karşılık bulmaktadır. Bütün amacımız bu iyi örneklerin yaygınlaşmasıdır. Başkalarının da bu güzel örneklerle bu yolda yürümeleridir.
Ülkemizin farklı illerinden ve farklı meslek alanlarından seçilen esnaf ve sanatkarlarımızın bu merak doğrulandırılması örnek uygulamaları ön plana çıkmasını sağlayacak. Ayrıca mesleki ve teknik eğitim veren kurumlarımızda öğrenim gören lise öğrencileri olarak düzenlenen resim yarışması, gençlerimizin çok daha erken yaşta ahilik kültürüyle tanışmasına fırsat imkan sağlamıştır. Resimlerden bir kısmını görme imkanınız oldu.
Gençlerimize yürekrekten tebrik ediyorum. Gerçekten çok güzel. Bu resimler aslında Ahilik kültürünün gençlerimizin gönlünde, zihninde ne kadar güçlü bir şekilde yer ettiğini de gösteriyor. Usta-Çıtak ilişkisi çok önemli.
Bu kültürü kaybetmememiz lazım. Aslında beceri dediğimiz şey ahlak duruş..
Bu usta-Çırak ilişkisiyle gelişiyor. Bu kültürü de yaşatmak çok çok değerli diye inanıyorum. Katılımcılar, ahi esnaf beratı almaya hak kazanan tüm esnaf ve sanatkarlarımızı gönülden tebrik ediyorum.
Meslekları boyunca sergiledikleri duruş için kendilerine milletimiz adına teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, alın teriyle, emeğiyle ve sorumluluk bilinciyle ülkemizin ekonomik ve sosyal hayatına katkı sunan esnaf ve sanatkarlarımızı da şükranlarımızı sunuyoruz. Ahilik geleneğinden beslenen bu güçlü birlikteliği, esnafımızın, azmi ve devletimizin desteğiyle önümüzdeki dönemlerde de güçlere denerek devam edeceğine inanıyorum.
Türkiye yüzyılı hep söylüyoruz, Türkiye yüzyılı aynı zamanda ticaretin yüzyılı olacaktır. Bu düsturla, geçmişten aldığımız kuttuğumuz mirası geleceğe taşınmaya devam edeceğiz. Başta ticaret bakanlığımız olmak üzere bu anlamlı programın hayata geçirilmesinde emeği bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarımıza destek kuruluşlarına paylaşarak teşekkür ediyorum.
Ömer Polat, bakanımız bunu başlattı. 3 yıldır devam ediyor inşallah. Nice 3 yıllar nice yıllar bu program böylece devam ederler.
Bu bakımdan sayın bakanımıza da özel teşekkür ediyoruz. Ülkemizin dört bir yanında alın teriyle çalışan tüm esnaf ve sanatlarla aralarımızı tekrar saygılarımı sunuyorum. Ahilik kültürünün yaşatıldığı güvenin ve emeğin değer gördüğü nice bereketli yıllar diliyorum.
Konuşmama son vermeden önce 3 aylar içindeyiz. 3 aylarınızı tebrik ediyorum.
Regaib gecesi, gecemizi tekrar tebrik ediyorum. Bugün Cumalar cumanızı tebrik ediyorum. Manevi değerlerle ahilik kültürünün yoğrulduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu kültürde ülkemiz için milletimiz için çok daha güzel bir gelecek temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla muhabbetle selamlıyorum.”
Etkinlikte esnafla bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Bakan Ömer Bolat da esnafı Türkiye ekonomisinin belkemiği olarak tanımladı.
Ahilik kültürünü destekleyen esnaf ve sanatkarlara teşekkür eden Bolat, belirli kriterlere uyanlara Ahi Esnaf Beratı vermek üzere hazırlıklar yaptıklarını dile getirdi. Bu yıl Ahilik Haftası’nın her yıl olduğu gibi 22-28 Eylül tarihlerinde Kırşehir’de kutlandığını anımsatan Bolat, dolu dolu bir programla esnaflığın ve sanatkarlığın gelecekteki uygulamalarını tartıştıklarını belirtti.
Bakan Bolat, konuşmasında “Tüm bu çalışmalar ahilik değerlerini gelecek nesillere taşımayı toplum olarak amaçlıyoruz” diyerek bu kültürün önemine dikkat çekti.
Ayrıca, Türkiye’de 2 milyon 273 bin kayıtlı esnaf bulunduğunu ifade eden Bolat, TESK ve diğer birliklerin desteğiyle birlikte finansal yardım kazandırmaya devam ettiklerini bildirdi. 2013 yılında 1.6 milyon olan esnaf sayısının bugün 2.5 milyona yükseldiğini aktardı.
Bolat, “Hükümetimiz, Covid-19 sürecinde esnafımıza destek sağladı; depremin ardından da bölge esnafına çeşitli yardımlarda bulunduk” ifadelerini kullandı.
Esnaf Desteği Ekonomiye Nefes Veriyor
Bakan Bolat, esnaf desteklerinin hükûmet için öncelikli bir konu olduğunu belirterek, 2026 yılına kadar finansal yüklerin daha da azaltılacağını ve esnaf için desteklerin süreceğini müjdeledi. Esnafların ödemelerinde esnekliği artırdıklarını belirten Bolat, bu adımların esnafın şartlarını iyileştirmeyi amaçladığını kaydetti.
Bolat, meslek kuruluşları yasasında yapılacak olan değişikliklerin 6. Esnaf ve Sanatkarlar Şurası’nda duyurulacağı ile ilgili de bilgi verdi.
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ahilik değerlerine verdiği önemi vurgulayarak, gençlerin bu kültürü geleceğe taşımalarının arzu edildiğini belirtti.
Törende daha sonra meslek ahlakı ve tüketici memnuniyetine önem veren esnaf ve sanatkârlara Ahi Esnaf Beratı takdim edildi.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.