Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’da “455 Bininci Afet Konutu Kura Çekimi, Anahtar Teslimi ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni”nde yaptığı konuşmada, “Bugün, dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı büyük bir başarıya Hatay’ımızda bizzat tanıklık ediyoruz. Depremin vurduğu 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci afet konutumuzu hak sahibi kardeşlerimize teslim etmenin gururunu yaşıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay Atatürk Caddesi’nde düzenlenen “455 Bininci Afet Konutu Kura Çekimi, Anahtar Teslimi ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı.
Binlerce yıllık tarihi, zengin kültürü, cömert ve civanmert insanıyla gönüllerinde ayrı bir yeri olan Hatay’a gelmenin bahtiyarlığını yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antakya’dan İskenderun’a, Erzin’den Yayladağı’na, Reyhanlı’dan Arsuz’a, Hassa’dan Defne’ye, Hatay’ın dört bir yanındakilere selam ve sevgilerini gönderdi.
Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya başta olmak üzere deprem bölgesinin tamamında kendilerini takip eden, gözü de kalbi de Hatay’da olan herkese muhabbetlerini gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bugün farklı inançların, farklı kültürlerin, birbirinden kıymetli değerlerin bir arada yaşadığı Hatay’dayız. Bugün merhum Cemil Meriç’in Antakyalı Münif Efendi’nin, Yahyazade Asaf Efendi’nin memleketindeyiz. Kara Hasan’ın, Hakkı Bey’in Millî Mücadele’de destan yazan Kuvayi Milliye’nin şehrindeyiz. Her zaman olduğu gibi bizleri yine hüsnükabulle karşıladığınız için bu güzel ev sahipliğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Şu sevginiz için şu muhteşem birlik ve beraberlik tablosu için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Depremzedelerimizin mutluluğunu paylaştığımız bu anlamlı günde törenimize teşrif eden tüm misafirlerimize de teşekkürlerimi ifade ediyorum. Rabbim muhabbetimizi artırsın, kardeşliğimizi daim eylesin.”
Hataylıların AK Parti hükûmetine güvendiğini ve inandığını, en zor şartlarda duaları ve oyları ile kendilerine destek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de Hataylılara layık olabilmek adına ne gerekiyorsa yaptıklarını söyledi.
“YARALARIMIZI, TÜM DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK BİR DAYANIŞMAYLA BERABERCE SARDIK”
Hatay’ın kendilerine duyduğu güveni boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Zorlukları birlikte aştık. Badireleri beraber atlattık. Yaralarımızı sabırla, şefkatle ve tüm dünyaya örnek olacak bir dayanışmayla beraberce sardık. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek istiyorum. 23 yıl boyunca, Allah’a hamdolsun, emanetinize ihanet etmedik. Size ve aziz milletimize mahcup olmadık. Tüm sabotaj girişimlerine, tüm karalama teşebbüslerine rağmen sizden aldığımız güçle bugünlere gelmeyi başardık. İşte bugün alnımız ak, başımız dik bir şekilde yine sizin karşınızdayız. Sözlerimizi tutmanın onuru, kıvancı ve elbette sonsuz bahtiyarlığıyla sizin ve aziz milletimizin huzurundayız. Bunun için Cenab-ı Allah’a binlerce kez hamdediyorum. Şahsıma, iktidar ve ittifakımıza sizlerin huzuruna böyle çıkmayı nasip eden Rabbime hamdolsun.”
“MİLLETİMİZİN EMANETİNİ, KUTLU BİR NÖBETİ TUTAR GİBİ BEKLEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin ardından deprem bölgesine gelip ahkâm kesenlerin, seçimlerde bedava ev sözü verenlerin olduğunu anımsatarak, “Enkazların önünde selfie çekip sosyal medyadan atanlar vardı. Afetzedelerimizin üzüntüsünü içtenlikle paylaşmak yerine, deprem turisti gibi ortalıkta dolananlar vardı. ‘Hükûmet bu enkazın altında kalır’ diyerek tüm umutlarını bizim başarısız olmamıza bağlayanlar vardı. Yalan ve yanlış haberlerle ortalığı karıştırmaya çalışan provokatörler vardı. Biz canımızı dişimize takıp yaraları sarmak için ter dökerken, yüzyılın felaketini istismar eden vicdansızlar vardı. Sırf seçimlerde oy vermediler diye depremzedelerimize hakaret edenler, konakladıkları misafirhanelerden kovanlar vardı. Bakın şimdi onların hiçbirisi ortalıkta yok. Deprem turistleri yok, popülizm yapanlar yok. Seçim kazanmak uğruna halkımızı vaat yağmuruna tutanlar yok. Reyting peşinde koşanlar yok. Dezenformasyon yayanlar yok. ‘Evleri mültecilere verecek’ diyenler yok. Devletle milleti karşı karşıya getirmeye çalışanların hiçbirisi yok. Ama biz buradayız. Sizlerle beraberiz. Tıpkı 6 Şubat’ta olduğu gibi sizin yanınızdayız” ifadelerini kullandı.
“Kardeşlik zor günde belli olur” diyerek afetzedeleri bir an bile çaresizliğe terk etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim ömür verdikçe bundan sonra da sizi asla yalnız bırakmayacağız. Şair ne diyor? ‘Bir değirmendir cihan, her kimse bekler nevbetin’. Evet, vaktimizin sınırlı olduğu bu dünyada biz de milletimizin emanetini, kutlu bir nöbeti tutar gibi bekleyeceğiz. Siz bize sahip çıktığınız müddetçe bu milletin başını yere eğdirmeyecek, umutlarını boşa çıkarmayacağız” diye konuştu.
Bugün dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı büyük bir başarıya Hatay’da bizzat tanıklık ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremin vurduğu 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci afet konutumuzu hak sahibi kardeşlerimize teslim etmenin gururunu yaşıyoruz” diye konuştu.
Alandakilere, yapılan konutların videosunu gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yuvalarda, Allah’a hamdolsun, şu güzelliklere bakın, şu binaların güzelliklerine bakın. Elhamdülillah, bizler Cumhur İttifakı olarak bu işi başardık. Bu yuvalarda yepyeni bir hayatın sayfasını açacak tüm vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Hanelerine kavuşan her bir kardeşime sağlıklı, mutlu, bereketli ömürler diliyorum. Rabb’im bu evlerde inşallah ağız tadıyla oturmayı nasip eylesin” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİMİZLE OMUZ OMUZA VEREREK ASRIN SEFERBERLİĞİNİ BAŞLATTIK”
Yıl sonuna kadar 453 bin bağımsız bölümün anahtarını depremzedelere teslim edeceklerini söylediklerini, bugün itibarıyla bu rakamın da üzerine çıkıp, 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni konut ve iş yerlerinin hayırlara vesile olmasını temenni ederek emeği geçenleri kutladı.
Gece gündüz demeden, 7 gün 24 saat çalışan herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin gözündeki şu sevinci görmemize vesile olan başta (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı) Murat Kurum kardeşimi, mimarlarımızı, mühendislerimizi, işçi kardeşlerimi, yüklenici firmalarımızı canıgönülden tebrik ediyor, hepsine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum” dedi.
6 Şubat 2023’te tarihin en büyük doğal afetlerinden birinin yaşandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu felakette 53 binin üzerinde canımızı içimiz yanarak, acımızı kalbimize gömerek kara toprağın bağrına verdik. Depremde kaybettiğimiz tüm canlarımızın bugün bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. 11 ilimiz, 62 ilçemiz ve 10 bin 190 köyümüzü kapsayan 110 bin kilometrekarelik bir alan art arda meydana gelen iki depremle sarsıldı. 14 milyon vatandaşımız bu felaketten etkilendi, binlerce binamız yıkıldı. Dolaylı etkilerini dahil ettiğimizde 150 milyar doları aşan ağır bir faturayla karşılaştık. Bununla birlikte endişe ve ümitsizliğe asla kapılmadık. Depremin ilk dakikalarından itibaren devlet olarak derhal harekete geçtik. Arama-kurtarma çalışmalarından sağlık hizmetlerine, enkaz kaldırma işlemlerinden psikolojik desteğe, depremzedelerimizin imdadına koştuk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kefen parasını, deprem bölgesine gönderen 84 yaşındaki Remzi dededen, kumbarasında biriktirdiği parayı depremzede kardeşlerine yollayan 8 yaşındaki Muhammed evladımıza kadar tarihimize, kimliğimize, inancımıza yaraşır dayanışma içinde, 7’den 70’e milletimizle omuz omuza vererek asrın seferberliğini başlattık. Hükûmetimizin enkazın altında kalmasını bekleyen vatan ve millet düşmanlarının sözlerine aldırmadan sadece işimize odaklandık” diye ekledi.
İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak” şiirinden, “Yeis öyle bataktır ki; düşersen boğulursun. Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun. Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar. Uğraş ki telafi edecek, bunca zarar var” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı şairinin bu mısralarından aldıkları ilhamla, yüzyılın en büyük seferberliğini başlatarak şehirleri ihya etmek için kolları sıvadıklarını söyledi.
“İSTİHDAM SAĞLAYICI PROJELERİ HAYATA GEÇİRDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “11 ilimizde 174 ayrı alanda 3 bin 481 şantiyede ter döken 200 bin mimar, mühendis ve emekçi kardeşimizle bugünlere ulaştık. Şimdi şu binaları görüyorum, Rabb’ime hamdediyorum. Ya Rab, sana hamdolsun, bu kadar kısa zamanda bu binaları bitirmeyi bizlere nasip ettin. Şimdi de kardeşlerimiz burada hayırlısıyla, inşallah otursunlar. 40 gün önce Adıyaman’da 250 bininci konutumuzun anahtarlarını hak sahiplerine teslim etmiştik. Bugün de 455 bininci yuvamızın anahtarını sizlere huzurukalple takdim ediyoruz. Hatay’ımıza anahtarlarını teslim edeceğimiz konut ve iş yerlerimizin sayısını da 153 bin 755’e çıkarmış oluyoruz. Sadece konut inşa etmedik, şehrimizin altyapısını da tamamen yeniledik. İskânın yanı sıra başta savunma sanayi olmak üzere istihdam sağlayıcı projeleri hayata geçirdik.”
“TARİHÎ YAPILARIMIZI DA ÇOK TİTİZ BİR RESTORASYON SÜRECİNDEN GEÇİRDİK”
Defne’de başlayıp Antakya merkez ve Samandağ’ı da içine alan hat boyunca Türkiye’nin en büyük atık su temelini ve tünelinin inşasına devam edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplam 1 milyon 30 dekar sulama sahasına sahip Tahtaköprü Barajı ve Reyhanlı sulamaları çalışmaları sürüyor. 180 bin metreküp kapasiteye sahip İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisimizin tamamlanmasıyla birlikte Hatay’ın kanalizasyon problemi çözülmüş, Asi Nehri’nin de kirlilik sorunu ortadan kalkmış olacak. Tarihî yapılarımızı da çok titiz bir restorasyon sürecinden geçirdik. Hatay’ın sembol eserlerinden Habib-i Neccar Camii’mizi aslına uygun şekilde ihya ederek ibadete açtık. Şehrimizin bir başka değeri olan Harbiye Şelaleleri’ni de inşallah eski güzel günlerine kavuşturacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilere, Hatay’da depremin yaralarını sarmak için yapılan çalışmaların anlatıldığı bir video izletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’daki 55 bin 681 bağımsız bölüm ile Kahramanmaraş’ta 22 bin 81, Malatya’da 11 bin 367, Adıyaman’da 4 bin 833, Osmaniye’de 3 bin 357, Elazığ’da 2 bin 568, Gaziantep’te bin 620, Şanlıurfa’da bin 333, Diyarbakır’da 887, Adana’da 692, Kilis’te 308, Kayseri’de 224, Tunceli’de 201, Bingöl’de 27 olmak üzere 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzedelere teslim edeceklerini söyledi.
“Böylece sözümüzün arkasında durarak 11 ilimizde 455 bin 357 bağımsız bölümü hak sahibi kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konutların hayırlı uğurlu olmasını diledi.
Bugün aynı zamanda toplam tutarı 200 milyar lirayı bulan 227 yatırım, eser ve hizmetin de toplu açılışını yaptıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî Eğitim Bakanlığımızın 84 projesini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın 73 projesini, İçişleri Bakanlığımızın 24 projesini, Ulaştırma Bakanlığımızın 8 projesini, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın 7 projesini hizmete veriyoruz. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığımızın 7 projesini, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın 6 projesini, Sağlık Bakanlığımızın 5 projesini, Aile, Hazine, Sanayi ve Ticaret bakanlıklarımızın birer projesini ve Hatay Valiliğimizin 9 projesini de resmen devreye alıyoruz” bilgisini paylaştı.
Eğitim kurumlarından sağlık merkezlerine, spor alanlarından sanayi sitelerine bu yatırımların Hatay’a hayırlar getirmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırım ve hizmetlerde emeği geçen tüm bakanlıklara, valiliklere, belediyelere, firmalara ve özellikle hayırseverlere teşekkür etti.
“YENİ TÜRKİYE’NİN, BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞASINI HİÇ KİMSE ENGELLEYEMEZ”
Türkiye’nin aydınlık yarınlarına güvenle yürüyebilmesi için güçlü bir AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na ihtiyacı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatandaşlarımızla birlikte Suriye, Filistin, Irak başta olmak üzere gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin bizlere ihtiyacı var” diye konuştu.
“Bölgemizde yaşananları, kimlerin hangi oyunları çevirdiğini, kimlerin kimlerle iş tuttuğunu sizler de görüyorsunuz.” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müslüman kanından beslenenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler çok büyük bir mesai içinde” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Aramıza fitne sokmaya çalışanların, etnik köken, mezhep, inanç üzerinden bizi bölmeye çalışanların kimler olduklarını hepimiz biliyoruz. Onun için kan ve kaos tüccarlarının tuzaklarına karşı çok dikkatli olacağız. Terörsüz Türkiye’den sonra terörün karanlık gölgesinin tamamen ortadan kalktığı terörsüz bölgeye de hep beraber kavuşacağız. Yeni Türkiye’nin, büyük Türkiye’nin inşasını hiç kimse engelleyemez. Unutmayın Hazreti Hızır Türbesi de bizimdir, Habibi Neccar Camii de Vakıflar köyü de bizimdir, Hazreti Musa Ağacı da Bayezid-i Bestami Türbesi de bizimdir, Ulu Camii de. Türk, Arap, Kürt, Türkmen, Sünni, Alevi, Nusayri hepimiz biriz, beraberiz, bu toprakların bin yıllık sakinleriyiz. İnşallah daha nice asırlar boyunca barış, huzur, komşuluk ve kardeşlik hukuku içinde yaşamaya devam edeceğiz.”
“MİLLETİMİZE MAHCUP OLMAYACAĞIZ”
Başvuruları 10 Kasım’da başlayan 500 bin sosyal konut projesinde deprem bölgesindeki illere daha fazla kontenjan ayırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’da 13 bin 289, Kahramanmaraş’ta 8 bin 195, Malatya’da 9 bin 609, Adıyaman’da 6 bin 620, Gaziantep’te 13 bin 890, Şanlıurfa’da 13 bin 690, Diyarbakır’da 12 bin 165, Adana’da 12 bin 400, Elazığ’da 3 bin 825, Osmaniye’de 2 bin 990, Kilis’te bin 170 sosyal konut inşa edeceklerini söyledi.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak hem Hatay hem deprem bölgesi hem de Türkiye için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayın, durmak yok, yola devam. Allah yar, yardımcımız olsun. Bundan sonra da milletin yanındayız. Milletin kutsal emanetine ihanet etmeyecek, milletimize mahcup olmayacağız” şeklinde konuştu.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.