Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın’da “Ev Sahibi Türkiye” kura çekimi, anahtar teslim ve toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Ev Sahibi Türkiye sloganıyla bir konut projesi başlattık. Projemizde, ülkemiz genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 ana okulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakım evlerini, taziye evlerini, misafirhanelerini ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye’mize kazandıracağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın Büyükşehir Belediye Binası önünde düzenlenen; “Ev Sahibi Türkiye” 6.973 Kura Çekimi, 1.482 Konut Anahtar Teslimi, Şehir Hastanesi ve Yapımı Tamamlanan Diğer Yatırımların Toplu Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün hayatını kaybeden eski AK Parti Milletvekili Mehmet Altay’a Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı diledi.
Aydın’ın Büyük Menderes’in bereketiyle, zeytiniyle, inciriyle, çalışkan insanıyla Türkiye’nin yüz akı şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adnan Menderes’in demokrasi bayrağını yükselttiği ve kalesi olarak gösterdiği Aydın’ın gönüllerinde müstesna bir yerinin olduğunu belirtti.
Tarih ve medeniyet kokan ovası, dağı, deniziyle, eşsiz güzelliklere sahip Aydın’da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizi bağrınıza bastınız, kucakladınız. Bugün bir kez daha efeler şehri, merhum Menderes’in şehri olduğunuzu gösterdiniz. Coşkunuz, dayanışmanız, sevginiz, heyecanınız, ahde vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizin şu güveninizi boşa çıkarmamanın çabası içindeyiz. Aydın’a mahcup olmamak, Aydın’ı mahcup etmemek için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Büyükşehir belediyemiz bir taraftan, valiliğimiz diğer taraftan, bakanlıklarımız öbür taraftan Aydın için seferber olmuş durumdalar. Devletimizin tüm kurumları tam bir iş birliği içinde, koordinasyon içinde Aydın’ı daha da güzelleştirmenin kalkındırmanın mücadelesini veriyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, toplam değeri 87,5 milyar lirayı aşan yatırımları şehrin hizmetine sunduklarını ifade etti.
“Ev Sahibi Türkiye” sloganıyla bir konut projesi başlattıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Projemizle ülkemiz genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 anaokulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakımevlerini, taziye evlerini, misafirhaneleri ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye’mize kazandıracağız. Yüzyılın Konut Projesi’nin kura çekimlerine geçen ay başladık. Bugün de Aydın’da merkezde 2 bin 100, ilçelerde 4 bin 873 olmak üzere toplam 6 bin 973 konutun kurasını çekiyoruz. Konutlarımızın ilk teslimatlarını 2027 yılının mart ayından itibaren yapmak niyetindeyiz. Sosyal konutlarımız, şimdiden Aydınlı kardeşlerimize hayırlı uğurlu olsun.”
“MİLLETE MAHCUP OLMAMAK İÇİN ADETA ÇIRPINDIK”
Yapılacak bu konutların anahtarlarını hak sahiplerine teslim etmeyi Allah’tan dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şimdi ana muhalefetin genel başkanı yine çıkıp ‘bu evleri bitiremezler’ diyecektir. Kendisinin bile inanmadığı bir sürü abuk sabuk argümanı öne sürerek, bu evlerin niçin yapılamayacağını millete anlatmaya çalışacaktır. Bunu nereden mi biliyorum, aynısını deprem bölgesinde yaptı da ondan biliyorum. Hatırlayın, 6 Şubat depreminden sonra bize neler neler söylediler. ‘Hükûmet bu enkazın altında kalır, bunlar enkazı kaldıramaz, evleri inşa edemezler’ dediler. Aynı şeyi İzmir için de söylediler. Peki İzmir’de, o depremde, biz bütün enkazı kaldırdık mı? Vatandaşlarımızı hamdolsun o konutlara yerleştirdik mi? Dünyanın en büyük şantiyesini deprem bölgemizde kurarak, 7 gün, 24 saat esasıyla çalıştık, çabaladık, millete mahcup olmamak için adeta çırpındık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Aralık’ta, yıl bitmeden 455 bininci konutun anahtarlarını Hatay’da hak sahiplerine teslim ettiklerini anımsattı.
Millete söz verdiklerini, sözlerini de yerine getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupası dahil dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı bir yükü alnımızın akıyla sırtladık. Geçenlerde nasıl olduysa CHP Genel Başkanı’nın yolu Hatay’a düşmüş. Baktım orada kendince yaşadığı utancı gizlemeye çalışıyor. Hatay’da yapılan işleri gördükçe konutları, yolları, caddeleri, okulları, hastaneleri, ticarethaneleri gördükçe vakti zamanında ettiği o büyük laflar aklına geliyor ve herhâlde onların altında eziliyor. Normalde bizden açıkça özür dilemesi gerekirken, lafı eğip bükerek işin içinden ayrılmak istiyor, sıyrılmak istiyor. Daha fazla pot kırmasa aslında bu yaptığı anlaşılabilir. Fakat bu zat, depremin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra çıkıyor, ‘deprem bölgesini yalnız bırakmayacağız’ diyor. İyi hoş da sormazlar mı sana? ‘Üç yıldır neredeydin Özgür efendi?’ Sormazlar mı, 455 bin konut yapılıyorken sen neyle meşguldün Özgür efendi? Deprem bölgesine sahip çıkmak şimdi mi aklınıza geldi? Neredeyse üç yıldır sürecin hiçbir yerinde yoktunuz. Hayırdır, daha yeni mi ayıldınız? İnşa ve ihya çalışmaları bitmek üzere ama CHP Genel Başkanı’nın aklına deprem bölgesine sahip çıkmak daha yeni geliyor. Hep söylüyorum, bunların ülkede ne olup bittiğinden inanın haberleri yok. Bunlar, bizim verdiğimiz sözleri, kendilerinin bedava traktör vaatleri gibi zannediyorlar. Her çiftçiye bedava traktör, her depremzedeye bedava ev vereceklerdi ama bütün işleri gibi, onlar yalan oldu.”
“NE EMEKLİ UMURLARINDA NE MAAŞ YERİNE HARÇLIK VERDİKLERİ İŞÇİLER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefetin emekliler üzerinden bir istismar arayışı içinde olduğunu dile getirdi.
“Yönettikleri belediyelerde işçiye maaş yerine harçlık veren kendileri değilmiş gibi emeklilerimizi, hükûmetimize karşı kışkırtmaya çalışıyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Emekçiler, maaşlarını alamadıkları belediye önünde eylem yapıyor. Bunlar ya tropikal adalarda keyif çatıyor ya da Meclis’i panayır yerine çeviriyor. Madem emekçinin, emeklinin hakkını düşünüyorsunuz, Ankara’da kürsü basacağınıza belediye çalışanlarının maaşlarını düzenli ödeseniz ya. Maalesef işte böyle tutarsızlar. Ne emekli umurlarında ne maaş yerine harçlık verdikleri işçiler. Bunların tek bildiği hakaret etmek, çamur atmak, karalamak, kabir başında rakı kadehi tokuşturup, milletin parasıyla tropik adalarda keyif çatmak.”
İnşa ettikleri eserlerle, ülkeye kazandırdıkları hizmet ve projelerle konuştuklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bulabiliyorsanız siz de eserlerinizden bahsedin. Siz de hizmetlerinizden bahsedin Özgür efendi. Türkiye için bugüne kadar hangi katma değeri ürettiniz? Eğer cesaretiniz varsa gelin ondan bahsedin. Yapabiliyorsanız bizimle laf değil, eser yarıştırın, hizmet yarıştırın. Ege’nin incisi Aydın’dan bir kez daha ilan ediyorum, nasıl 455 bin konutu söz verdiğimiz gibi yaptıysak, 500 bin sosyal konutu da aynı hızla, aynı kararlılıkla inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal konut projesi tamamlandıktan sonra Aydın’a gelip yeni yuvalarına kavuşan hak sahipleriyle de buluşacaklarını belirterek, “Bugün ayrıca farklı mahallelerimizde inşası tamamlanan 1467 konut ve 15 iş yerini Aydınlı kardeşlerimizin kullanımına sunuyoruz. 64 bin metrekare alana sahip 4 millet bahçemizi hizmete açmıştık, 123 bin metrekare alanda yapımı devam eden 4 millet bahçemizi daha inşallah çok kısa süre içinde tamamlayacağız” bilgisini verdi.
“GURUR VERİCİ BİR ŞİFA MERKEZİNİ AYDINIMIZA KAZANDIRIYORUZ”
Yeni açılan Aydın Şehir Hastanesinin her açıdan Aydın’a layık bir eser olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçerisinde 365 polikliniğin ve 34 ameliyathanenin yer aldığı 1300 yatak kapasiteli Aydın Şehir Hastanemizin kurdelesini bugün kesiyoruz. 65,5 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip Aydın Şehir Hastanemizde 2 bin 269 araçlık açık ve kapalı iki adet otoparkımız bulunuyor. Nükleer tıp merkeziyle, 45 diyaliz cihazıyla, 16 yanık yatak sayısıyla, toplam 250 yoğun bakım yatağıyla, 3 MR, 3 tomografi cihazıyla her açıdan gurur verici bir şifa merkezini Aydınımıza kazandırıyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın Şehir Hastanesinin aynı zamanda bir eğitim ve araştırma hastanesi de olacağını dile getirerek, şunları kaydetti: “Hem nitelikli kadrosuyla Aydın halkına sağlık hizmeti sunacak hem de ülkemize tıp alanında kadro yetiştirecek. Benim Aydınlı kardeşim birinci sınıf sağlık hizmetini başka yere gitmeden kendi şehrinde alacak. Aralarında 75 yataklı Çine Devlet Hastanemizin, Didim Devlet Hastanemizin 75 yataklı ek binasının, Nazilli’de 40 üniteli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin de olduğu diğer sağlık yatırımlarımızın da şehrimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Hizmete sunduğumuz eğitim kurumları, hükûmet konakları, spor tesisleri, köprüler, 276 kilometre uzunluğunda sinyalizasyon projesi, yangın havuzu ve göletlerin de Aydın’a hayırlı olmasını diliyorum.”
Aydın Büyükşehir Belediyesinin yatırımlarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aydınlı kardeşlerimin ‘Topuklu Efesi’ Özlem Çerçioğlu, maşallah sosyal belediyecilik alanında başarı çıtasını sürekli yükseğe taşıyor. Büyükşehir Belediyemizin 8 adet projesini bugün hizmete veriyoruz. İncirliova ve Kuyucak’ta 2 adet çocuk gelişim merkezimiz tamamlandı. Efeler’de tekstil alanı içerisindeki tescilli binalarımızın restorasyonu yapıldı. Belediyemiz Didim’de huzurevimizi güçlendirdi, kültür merkezimizin bakım ve onarımını başarıyla bitirdi. Ayrıca Nazilli ilçemizin 2’nci, Aydın’ın 7’nci otizm merkezi tamamlandı. Nazilli’de diş sağlığı polikliniği, Efeler’de Acarlar-Şehir Hastanesi yolunun ve Hayvan Doğal Yaşam Alanı’mızın birinci etabının bakım işleri bitti. Bunları da sizlerin istifadesine sunuyoruz. Bu yatırımlardan emeği geçen bakanlıklarımızı, kurumlarımızı ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Yüklenici firmalarımızla birlikte şantiyede fedakârca ter döken işçi, mimar ve mühendis kardeşlerimizin tamamına gönülden teşekkür ediyorum.”
“İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASINDA KURULAN KÜRESEL NİZAM KÖKTEN ÇATIRDIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel nizamın kökten çatırdadığını belirterek, “Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir yapıya doğru hızla ilerliyoruz” dedi.
Yıllardır konforlu bir coğrafyada bulunmanın keyfini çıkaran ülkelerin ilk defa hayatın gerçekleriyle yüzleştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim senelerdir uğraştığımız meselelerin çok küçük bir kısmıyla onlar da burun buruna gelmeye başladı. Davos’taki tartışmalara baktığımızda küresel sisteme yönelik yaptığımız eleştirilerin artık Batı dünyasında da karşılık bulduğunu görüyoruz. Düne kadar bize küresel sistemi öven Batılı liderler, bugün çarpıklıktan, adaletsizlikten, sistemin sorunlarından bahsediyorlar. Bizi acımasızca eleştirenler, görüyorum ki bugün bize hak veriyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki mazlumlara sahip çıktıkları için 13 yıl boyunca kendilerine denilmedik laf kalmadığına değinerek, şöyle devam etti: “‘Türkiye yalnızlaşıyor’ dediler. ‘Türkiye, Orta Doğu bataklığına saplanıyor’ dediler. Hatta ülkemizi ‘DEAŞ terör örgütüne destek vermekle’ suçladılar. Peki sonuçta ne oldu? Suriye’de zalim rejim devrildi, zulüm bitti. Elinde 1 milyona yakın Suriyelinin kanı olan bir yönetim yerine, Türkiye’nin çok yakın dostu bir hükûmet geldi. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın dirayetli liderliğinde, ülkemizin de güçlü desteğiyle şimdi Suriye hızla toparlanıyor. 13,5 yıllık çatışmaların ardından güvenlik ve istikrar yeniden sağlanıyor. Terör örgütleri işgal ettikleri yerlerden Suriye Ordusu tarafından yavaş yavaş çıkartılıyor. Eski rejim döneminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimiz yeni Suriye’nin asli parçası oluyor, hakları en üst seviyede teslim ediliyor. Türkmen kardeşlerimiz aynı şekilde yeni yönetimde çok önemli görevler üstleniyor. DEAŞ denilen terör örgütüyle, bu belayla mücadele eskisinden bile daha güçlü ve kararlı bir hâle geliyor. Bölgemizde her türlü terörün kökü hamdolsun kurutuluyor. Yani yıllardır ülkemiz için endişe kaynağı olan sorunlar birer birer çözüme kavuşuyor. Tarihin doğru tarafında durmamızın, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirmemizin, komşuluk hukukuna riayet etmemizin meyvelerini hamdolsun topluyoruz. Halep’te, Hama’da, Humus’ta, Afrin’de, İdlib’de milyonlar cıvıl cıvıl Türkçe konuşuyor, Türkiye’yi konuşuyor. Bize hayır duaları ediyor. İnşallah çok daha iyi olacak.”
“SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ AYRILIKÇI TERÖR TEHDİDİ TAMAMEN ORTADAN KALKINCA TÜM BÖLGEMİZ RAHATLAYACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyindeki ayrılıkçı terör tehdidi tamamen ortadan kalkınca sadece Suriye halkı değil, tüm bölgemiz rahatlayacak. Suriye bölgede bir refah ve istikrar adasına dönüştükçe bundan hepimiz istifade edeceğiz. Bir bütün ve güvenli Suriye’nin kazananı Araplar, Türkmenler, Kürtler, Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar ve diğer tüm Suriye vatandaşları olacak. Bunun için önce 86 milyon olarak birbirimize kenetleneceğiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep beraber Türkiye olacağız” dedi.
İslam kardeşliğinin ortak faydasında bölgedeki halklarla bir araya geleceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağduyulu, sabırlı ve soğukkanlı davranacaklarını, oyuna gelmeyeceklerini, sosyal medyadan körüklenmek istenen fitne ateşine karşı uyanık olacaklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kutuplaşmanın, kamplaşmanın hem kendilerine hem de bölgeye acıdan başka bir şey getirmeyeceğini, etnik köken ve mezhep üzerinden gerilimin coğrafyalarına sadece hüzün ve gözyaşı getireceğini söyledi.
Hükûmet olarak, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ne yaptıklarını çok iyi bildiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İç siyasette de dış politikada da Terörsüz Türkiye sürecinde de attığımız her adımı hesaplıyor, ölçüyor, biçiyor, ondan sonra harekete geçiyoruz. Bugüne kadar ne ülkemizin ne milletimizin kılına dahi zarar getirmedik. Çevremizdeki ülkeleri tesiri altına alan yangının ülkemize sıçramasına, Allah korusun bize de sirayet etmesine izin vermedik” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok zorlu süreçleri çok başarılı şekilde yönettiklerine dikkati çekerek, “Bunu da siz Aydınlı kardeşlerimizin desteği ve duası sayesinde başardık. Şundan milletim emin olsun, Türkiye ehil kadroların yönetimindedir. Türkiye tecrübeli kadroların idaresindedir. Türkiye AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın riyasetinde tam bir güven içindedir. Rabb’im bizi milletimize hizmet yolundan ayırmasın, Rabb’im Aydınımızı daha nice güzel hizmetlerle buluşturmayı bizlere nasip etsin diyorum” ifadelerini kullandı.
Aydın halkına müjde vermek istediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Değerli kardeşlerim Aydın Çıldır Havalimanı’nın ticari uçuşlara açılması için gerekli çalışmaları başlatıyoruz. Ulaştırma Bakanıma gerekli talimatı verdim, hayırlı, uğurlu olsun. Bu düşüncelerle açılışını yaptığımız tüm eserlerin Aydınımıza, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımları şehrimize kazandıran bakanlıklarımıza, Aydın Büyükşehir Belediyemize, kurumlarımıza, firmalarımıza, mühendislerimize, işçisine, herkese, her bir kardeşime tekrar teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından açılış törenine geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çine Devlet Hastanesi ve Nazilli Sağlık Kompleksi’nin açılışını canlı bağlantıyla gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Aydın’da yapımı tamamlanan 1482 konuttan 10’unun anahtarını hak sahibi ailelere teslim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, daha sonra 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Aydın’da yapılacak 6 bin 973 konutun kurasını butona basarak noter huzurunda çekti. Yapılan duanın ardından kurdele kesilerek yapımı tamamlanan tesislerin açılışı gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından Aydın Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.