Cumhurbaşkanı Erdoğan, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, “Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden yapıyoruz. Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, İstanbul’da “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla “Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi” temasıyla düzenlenen iftar programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına davetlileri selamlayarak başladı. Davetlilerin vasıtasıyla ülkenin tüm kadınlarına selamlarını, saygılarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılara teşekkür etti.
Davetlilerin bereket, mağfiret, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan-ı Şerif’lerini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mübarek günlerin millete, Türk-İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak Ramazan’ın ecirlerin ve iyiliklerin katlanarak artmasına vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın düzenlenmesinde emeği geçen kurumlara teşekkür ederek, “Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak, muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan, değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şimdiden kutluyorum” ifadesini kullandı.
“BUGÜN MAALESEF DÜNYANIN FARKLI YERLERİNDE ÇATIŞMA VAR, BUNUN ACISINI EN ÇOK KADINLAR ÇEKİYOR”
Dünya Kadınlar Günü kapsamında, farklı ülkelerdeki kadınlara da tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman şehit analarının, hepsi birer metanet timsali olan şehit eşlerinin ve şehit kızlarının, Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin, acılı eşlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerini buradan hürmetle selamlıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kız çocuklarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı anneleri ayrıca selamlıyor, ülkemizdeki kadınlar adına kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Yine bu vesileyle Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarının, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarının, İsrail’in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı kadınların, Batı’da sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişlileri arasında ezilen, şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerine Türkiye’den hem dayanışma mesajlarımızı hem de kucak dolusu selamlarımızı gönderiyorum” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşlar ve zulümlerde hayatını kaybedenlerle birlikte Türkiye’de teröre ve şiddete kurban verilen tüm kadınlara Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ettiğini dile getirdi.
Dünya Kadınlar Günü’nü küresel ölçekte kadın sorunlarının ağırlaştığı, özellikle yakın çevrelerinde kadınların çok zor günler yaşadığı bir dönemde karşıladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elini vicdanına koyan herkes inanıyorum ki şu tabloyu çok net görebiliyor. Bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çatışma var, bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya büyük bir gelir dağılımı adaletsizliğiyle karşı karşıya, bundan en çok kadınlar mağdur oluyor. Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor. Bugün dünyayı devasa bir markete dönüştüren tüketim çarkı, öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor, en fazla kadın emeğini sömürüyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Gazze’de İsrail’in 2 yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye’de 13 buçuk yıllık zulmün ardından kayıplarını yüreklerine gömerek yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika’da kıtlığın, açlığın ve her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklar. Komşumuz İran’a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklar. Vicdan sahipleri olarak hepimiz bunu görüyor ve bu hazin tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Sadece görmekle kalmıyor, aynı zamanda tepkimizi de ortaya koyuyoruz.”
“TÜRKİYE, YERYÜZÜNÜN FARKLI NOKTALARINDAKİ ZULÜMLERE EN GÜÇLÜ TEPKİYİ VEREN ÜLKELERİN BAŞINDA GELİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, yakın çevresinden başlayarak yeryüzünün farklı noktalarındaki adaletsizliklere, zulümlere en güçlü tepkiyi veren, nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte komşumuz İran’da olduğu gibi, nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya, nerede bir yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşunun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir” ifadelerini kullandı.
Umutları kıran her türlü olumsuzluğa rağmen daha adil bir dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkenin kutlu mücadelesine verdikleri destek için bir kez daha kadınlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gururla ve şükranla ifade etmek isterim. Devletimiz merhum Kemal Tahir’in dediği gibi ‘Devlet Ana’ysa bu sizin kuşatıcılığınız, hamiyetiniz, şefkatiniz ve merhametiniz sayesindedir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peş peşe savaşlardan ve en son İstiklal Harbi’nden sonra yorgun düşen ülkemizi tekrar ayağa kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün biraz daha güçlendirerek 103 yaşına getirmişsek, bunda kadınlar olarak emeğinizin, fedakârlıklarınızın, çabalarınızın yadsınamaz payı vardır” dedi.
“KADIN ERKEK DEMEDEN HEPİMİZ BİR BÜTÜNÜN AYRILMAZ PARÇALARIYIZ”
Kadınların karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellere rağmen çalışkanlıkta, yetenekte, üretimde canlarını dişlerine takarak Türkiye’nin bugünkü iftihar edilen seviyelere ulaşmasına eşsiz katkılar yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her birinize, sizlerin şahsında ülkemdeki tüm kadınlara, Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına, demokrasimizin güçlenmesine, refah çıtasının yükselmesine yaptığınız katkılardan dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Farklı vesilelerle sık sık hatırlattığım bir hakikatin altını bu anlamlı günde tekrar çizmek isterim. Biz kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir, beraber gören bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bizler her varlığa, her canlıya Allah’ın ayeti nazarıyla bakan yüksek bir tasavvura sahibiz. Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa, bu sadece ve sadece takva ile liyakat ile emek ve üretkenlikledir. Irk ayrımcılığı, mezhep ayrımcılığı, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi, cinsiyet ayrımcılığı da bizim kitabımızda yer almaz. Eşrefi mahlûkat olan insanı ötekileştirmenin, sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor, hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur. Başkasının özgürlük alanını sınırlamadıkça insanların kişisel tercihlerine, hayat tarzlarına, yaratılıştan gelen özelliklerine saygı duymak, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek, sadece erdemli olmanın değil aynı zamanda insan olmanın gereğidir. Aynı şekilde küresel tüketim çarkının kadın emeğini sömürmesine, kadını metalaştırmasına özellikle karşı durmak da insanlığımızın gereğidir.”
İnsan hak ve hürriyetlerinin sadece belli bir zümrenin, gücü elinde bulunduran seçkinlerin, elitlerin değil, insan olan herkesin güvencesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hak olarak da, sorumluluk olarak da kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır, omuz omuzadır. Kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz” dedi.
“HER KİM KADINA VE ÇOCUĞA ZULMEDİYORSA İNSANLIKTAN NASİBİ ALMAMIŞ DEMEKTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, daha kötüsü zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir. Kadını ve erkeği cinsiyetçi paranteze hapsedenler, aslında her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir” diye konuştu.
Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktıkları günden beri kadınların sosyal hayata, siyasal hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kemikleşmiş ön yargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük mücadeleler verdiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması noktasında neler yaptıklarını hem salondaki misafirlerin hem de ekranları başında kendilerini izleyen vatandaşların çok iyi bildiklerini söyledi.
“KADIN KAMU ÇALIŞANLARININ ORANI SADECE SON 12 YILDA YÜZDE 34,2’DEN YÜZDE 43,38’E YÜKSELDİ”
Bu kapsamda yaptıkları bazı düzenlemeleri ve rakamları paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye çıktı. Bir diğer başarımız siyasi temsildedir. 2002’de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu. Son seçimlerde bu sayı 119’a çıktı. Kadınların Mecliste temsil oranıysa 5 kat artışla yüzde 19,83’e ulaştı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da gördüklerini dile getirerek, şunları kaydetti: “28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetinin kamuda kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokrasinin tüm katmanlarında çalışabilmelerini sağladık. Bilhassa akademi, mülkiye, adliye, askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. Bugün sadece ikna odalarında ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor. Kadınlar inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etmek arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmıyor. Bunun bir sonucu olarak kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e yükseldi.”
“KADINA ŞİDDET İNSANLIĞA İHANETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir diğer kanayan yaranın kadına ve çocuğa yönelik şiddet olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Bu konuda her zaman ‘sıfır tolerans’ yaklaşımıyla hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği açtık. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u yürürlüğe koyduk. Nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik. 2014’te Ceza Kanunumuzda yaptığımız düzenlemeyle cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “2020’de 6284 sayılı Kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 Kadın Konuk Evimiz, 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434’e çıkardığımız Sosyal Hizmet Merkezi Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları ile koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Alo 183 hattıyla kadın destek uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz.”
Burada sayılamayacak kadar nice idari ve hukuki düzenlemeyi, reformu, tedbiri, müeyyideyi hayata geçirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşlarının belli olduğunu, ne adına olursa olsun kadına şiddetin insanlığa ihanet olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydettiğine işaret ederek, “Hiçbir temeli olmayan ‘Sözleşme yaşatır’ sloganıyla hükûmetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz. Bunun için biz ‘Sözleşme değil, kanun yaşatır’ diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz. Nerede aksama ve aksaklık varsa gideriyor, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden yapıyoruz. Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz” diye konuştu.
“KAMUDA VE ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞAN ANNELERİN DOĞUM İZİN SÜRELERİNİ 16 HAFTADAN 24 HAFTAYA ÇIKARIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Meclise bir kanun teklifi ilettiklerini anımsatarak, “Buna göre, kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de kamuda olduğu gibi 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz. Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin şimdiden tüm anne babalara hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
İftar sofrasına teşrif eden misafirlere teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedî azaptan kurtuluş olan Ramazan ayını tebrik ederek, “Özellikle Ramazan-ı Şerif’e Rabbim bizleri nasıl kavuşturduysa, Ramazan Bayramı’na da aynı şekilde kavuşturmasını niyaz ettik, niyaz ediyoruz ve şimdi de Ramazan Bayramı için dualarımızı yapıyoruz. Rabbim Ramazan Bayramı’na bizleri kavuştursun. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü tekrar kutluyorum. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.