Ankara Hakimevi’nde düzenlenen iftara, Türk Dünyası’ndan Büyükelçiler, elçilik görevlileri, yargı mensupları akademisyenler, Hukuk fakültesi öğrencileri ile seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
İftardan, oruçlar açıldıktan sonra Türk Dünyası Arabulucular Birliği’ni ve Türk Dünyası’nı tanıtan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.
Türk Dünyası Arabulucular Birliği Başkanı Yakup ERİKEL sinevizyon gösteriminden sonraki konuşmasında şunları söyledi; “Sayın büyükelçiler, değerli yargı mensupları, kıymetli akademisyenler, kıymetli meslektaşlarım, sevgili genç hukukçular ve Türk Dünyası Arabulucular Birliği’nin kıymetli dostları;
Sizleri, Türk Dünyası Arabulucular Birliği adına en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Mübarek Ramazan ayının hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor; tuttuğumuz oruçların ve yaptığımız ibadetler ve dualarımızın kabul olmasını temenni ediyorum.
Bugün çok heyecanlıyız ve çok mutluyuz.
Biraz önce sinevizyonumuzu birlikte izledik. Bu vesileyle Türk Dünyası Arabulucular Birliği’ni daha yakından tanıma imkânı bulduk.
Bu güzel çalışmayı hazırlayan, iki yıldır gece gündüz demeden emek veren, kimi zaman bir ay içinde aynı ülkeye iki kez giderek bu yürüyüşü omuzlayan, bu vizyonu fikirden sahaya taşıyan tüm çalışma arkadaşlarıma ve yol arkadaşlarıma huzurlarınızda özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Geçen gün dünya haritasına baktım. Türk Dünyası Arabulucular Birliği olarak iki yılda yaklaşık 70.500 kilometre yol ve on üç ülkeye ulaşmışız. Üstelik bu yolun bir de dönüşü var.
Aslında bu mesafe sadece bir yolculuk değil; ortak bir hedef etrafında buluşan insanların birlikte yürüdüğünde neler başarabileceğinin en güzel göstergelerinden biridir.
Her büyük yürüyüş bir fikirle başlar.
Bizim yürüyüşümüz de Türk dünyasında ortak hukuk vizyonu fikriyle başladı.
Türk Dünyası Arabulucular Birliği olarak hedefimiz; Türk devletleri başta olmak üzere dünyada arabuluculuk alanında ortak hukuk standartları oluşturmak ve hukuku sınırların ötesinde bir dayanışma dili hâline getirmektir.
Biz arabuluculuğu yalnızca bir meslek alanı olarak görmüyoruz. Biraz önce sinevizyonda da izlediğiniz gibi Arabuluculuk; güveni yeniden inşa etmektir, toplumlar arasında köprü kurmaktır ve hukuku yeniden insan merkezli hâle getirmektir. Bu nedenle iki yıl gibi kısa bir sürede yalnızca fikir üretmekle yetinmedik; sahaya indik. Azerbaycan’da mesleki temaslar gerçekleştirdik. Kırgızistan’da Adalet Bakanlığı ile protokol imzaladık ve bin arabulucunun eğitim sürecini başlattık.
Perşembe günü beş arkadaşımızla birlikte Bişkek’e, bu sürecin devamı için çalışmalara başlamak üzere onur konuğu olarak gidiyoruz.
Macaristan, Kazakistan ve Özbekistan’da kurumsal görüşmeler yaptık ve Türk devletleri arasında ortak hukuk standardı hedefini gündeme taşıdık.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Arabuluculuk Kanunu taslağını Kıbrıs Türk Barolar Birliği ile birlikte tamamladık. Şimdi bu önemli çalışmanın yasama sürecinde hayata geçmesini bekliyoruz.
Bu süreçte yalnızca Türk dünyasında değil; Kosova, Bosna Hersek, Gürcistan, Letonya, Moldova ve Belarus’ta da adalet bakanlıklarını, yüksek yargı başkan ve üyelerini, baroları ve arabuluculuk merkezlerini ziyaret ederek meslektaşlarımızla tanışma ve istişare etme imkânı bulduk.
Bu süre içerisinde yaklaşık binin üzerinde hukukçu ve arabulucu ile mesleki görüş alışverişinde bulunma fırsatı elde ettik.
29 Kasım 2024 tarihinde Ankara’da gerçekleştirdiğimiz dört günlük 1’inci Uluslararası Arabulucular Şûrası da bu sürecin önemli kilometre taşlarından biri oldu. Kardeş ülkelerden gelen 150 hukukçu ve arabulucu ile ülkemizden katılan 450 hukukçunun iştirakiyle toplam 600 hukukçunun buluştuğu bu toplantı, Türk dünyasında arabuluculuk alanında gerçekleştirilen ilk uluslararası şûra olma özelliğini taşımaktadır.
Bugün artık şu soruyu yüksek sesle soruyoruz:
Neden uyuşmazlıklarımızı başka coğrafyalarda çözelim?
Neden kendi uyuşmazlıklarımızı kendi hukukumuza göre kendi arabulucularımızla çözmeyelim? Bugün dünyada arabuluculuk alanında Singapur Konvansiyonu önemli bir referans noktasıdır.
Biz de diyoruz ki: Singapur Konvansiyonu varsa,Lefkoşa Konvansiyonu neden olmasın?
Bu yalnızca bir hedef değildir; aynı zamanda bir medeniyet çağrısıdır.
Bizim kültürümüzde uzlaşı vardır, sulh vardır. Binlerce yıl öncesine dayanan MUSLİHUN GELENEĞİ vardır.
Bu topraklarda, Kırşehir’de 12. yüzyılda doğan Ahilik geleneği vardır. Asya’daki Türk topluluklarında Dede Korkut’tan, Oğuz geleneğinden ve aksakallıların hikmetinden gelen bir uzlaştırma kültürü vardır.
Bizim hukuk ve medeniyet geleneğimizde çok kıymetli bir söz söylenir: “Sulh, hükümlerin efendisidir.” Çünkü mahkeme kararları bir uyuşmazlığı sona erdirebilir; ama sulh, kalpleri de barıştırır, ilişkileri de onarır.
Bu kadar köklü bir hukuk medeniyeti bize yalnızca bir imkân sunmuyor; aynı zamanda bir görev de yüklüyor.
Biz kendimizi bu konuda yalnızca sorumlu değil, tarih karşısında görevli görüyoruz.
Bizim buna gücümüz var. Tarihimiz buna şahittir. Medeniyetimiz buna hazırdır.
Biz adaletle hükmetmiş bir geleneğin mirasçılarıyız.
Bu kıymetli geleneğin yeniden hatırlanması için Muslihun üzerine hazırladığımız eseri Türkçe, İngilizce, Rusça ve Osmanlıca olarak bastırıp hukuk dünyasına kazandırdık.
Bizim Ahilik kültürümüzde şöyle güzel bir söz söylenir:
“Mahkemede biri kazanır, biri kaybeder; ama Ahiliğin sofrasında ikiniz de kazanabilirsiniz.”
Türk dünyasında akil insanlar geleneği vardır.
Kırgız kültüründe bir anlaşmazlık büyüdüğünde taraflar aksakallıların meclisine gider. Aksakallılardan biri taraflara şöyle der:
“Toprak onsuz da durur; ama insan ilişkisi durmaz. Bugün kavga ederseniz kaybedeceğiniz toprak değil, birbirinizdir.”
Anadolu’da ise Yozgat imecesinde şöyle bir söz söylenir:
“Toprağın sınırı vardır, komşuluğun yoktur.”
Bu söz bize şunu hatırlatır: Hukuk kadar ilişkiler de korunmalıdır.
Türkmen kültüründe ise “tülbent barışı” olarak bilinen çok güzel bir gelenek vardır. Bir anlaşmazlık büyüdüğünde obanın kadınları ellerine beyaz tülbent alır ve kavgalı evlerin kapısına gider. Beyaz tülbent; barışın, arınmanın ve yeni başlangıcın sembolüdür.
Kadınlardan biri şöyle der; “Bu kavganın sonu yoktur. Yüreğin değil, aklın yolu açılsın.”
Bu çağrıya kimse direnemez. İnsanlar konuşmaya başlar, kırgınlıklar çözülür ve aileler yeniden birbirine yaklaşır.
İşte biz bugün aslında kendi köklerimizi çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden inşa ediyoruz.
Bu yürüyüşte en büyük gücümüz gençlerdir. Bu nedenle ziyaret ettiğimiz ülkelerde üniversitelerde Arabuluculuk Kulüpleri kuruyoruz.
Bu yıl Temmuz ayında on üniversiteden yüz genç hukukçunun katılımıyla ilk Türk Dünyası Üniversiteler Arabuluculuk Yaz Okulu programını başlatıyoruz.
Hedefimiz açıktır. On yıl içinde yüz üniversitede on bin genç arabulucuyu Türk dünyası vizyonuyla tanıştırmak ve yetiştirmek.
İşte gençlerimiz bunun için bugün aramızda; sofralarımızı onlarla paylaşıyoruz.
Bugün burada bulunan üç yüz kıymetli misafirimiz, yüz öğrencimiz, avukatlarımız, akademisyenlerimiz ve değerli dostlarımız…
Sizler bu yürüyüşün bir parçasısınız. Çünkü bu birlik bir kişinin değil, bir coğrafyanın vizyonudur.
Görevler değişebilir, isimler değişebilir; ama fikirler kalır.
Ve bizim fikrimiz nettir; Türk dünyasında ve uluslararası alanda ortak hukuk, ortak standart ve ortak gelecek.
Bugün burada yalnızca bir iftar sofrasını paylaşmıyoruz; Türk dünyasının ortak hukuk geleceğini kuruyoruz.
Belki bugün bunun sadece ilk adımlarını konuşuyoruz. Ama inanıyorum ki yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, aslında burada dünya hukuk tarihinin önemli anlarından birine tanıklık ediyor olabiliriz.
Çünkü insanlık bu daveti ve bu çalışmayı bekliyor. Yanı başımızdaki gözyaşı ve hukuksuzluklar bizi daha çok çalışmaya, adalet ve arabuluculuk görevini daha güçlü şekilde üstlenmeye davet ediyor.
Biz inanıyoruz ki; konuşarak çözülen her uyuşmazlık, insanlığın ortak barışına atılmış küçük ama kıymetli bir adımdır.
Bu iki yılda sayısız etkileyici hatıra biriktirdik. Ancak bunlar arasında en etkileyici olanlardan birini, Letonya Yargıtay Başkanı ile yaşadığımız bir hatırayı sizlerle paylaşarak sözlerime son vermek istiyorum.
Katılımınız ve desteğiniz için teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.”
Konuşmalardan sonra Türk Dünyası Arabulucular Birliği Sanat Komisyonu Başkanı Meltem Türkoğlu, Türk müziğinin sevilen eserlerini seslendirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Ankara Beysukent’teki Valens Sanat Galerisi‘nde düzenlenen uluslararası katılımlı Disleksi Sanat Sergisi (Dyslexia Art Exhibition), “Disleksi bir engel değil, farklı bir bakış açısıdır”.temasıyla ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Kuratörlüğünü Şebnem ERSOY’un yaptığı sergide 5 sanatçının 40 eseri bulunuyor.
Serginin kuratörü Şebnem ERSOY, serginin açılışında Demokrat Dergimize şunları söyledi:
” Disleksi sanat inisiyatifi olarak Valens sanat galersii ile ortak bir çalışmada buluştuk. Sergi farklı bir disiplinlerden sanatçı arkadaşlarımızı biraraya getirdi. Heykel sanatçımız var, resim sanatçımız var ve fotoğraf sanatçımız var. Sanat değeri yüksek, keyifli çalışmalarda buluştuk. Disleksi sanat inisiyatifi olarak bu serginin gelirinin yüzde onunu Disleksi Derneği’ne bağışlamayı düşünüyoruz Her sene farklı illerde çalışıyoruz, sergiler açıyoruz. İlk sergimizi İstanbul’da, ikinci sergimizi Fethiye’de üçüncü sergimizi Ankara’da sanatseverlerle buluşturduk. Bir sonraki durağımaz da Ayvalık olacak çocuklarımız ile varız, onların yanındayız ve her zaman desteğimizi vereceğiz. Herkese çok teşekkür ediyorum.”
Sergide eseri bulunan sanstçılar şöyle: AYDA NAVİDİ. ASLI NOYAN, AYLİN MENEKŞE, BELGİN ALTAÇ, ÜMİT DİLEK AYDOĞAN, SEVGİ KÖKSOY, ve ŞEBNEM ERSOY.
Disleksi Sanat Sergisi, VALENS Sanat Galerisinde 14 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek.
Ankara Rus Evi’ndeki anma toplantısına Rus Evi Başkanı Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko ile Rusya Federasyonu Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Dr. Yevgeniy Bahrevskiy’in ev sahipliği yaptı.
Toplantıda, İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Nuriye Ortaylı, İlber Ortaylı’nın yakın arkadaşı Prof. Dr. Celal Şengör, Prof. Dr. Muhammet Savaş Kafkasiyalı ve seçkin bir davetli topluluğu yer aldı.
Anma toplantının açılış konuşmasını Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko yaptı. Sotniçenko konuşmasında Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Türk-Rus akademi dünyasındaki değerine vurgu yaparak iki ülke toplumlarının ve akademi dünyasının birbirini daha yakından tanımasına katkıda bulunduğunu söyledi.
Prof. Dr. Celal Şengör de konuşmasında şunları söyledi: “Ben şimdiye kadar konuşanların hocasıyım, onlarla akademik İlişkiler içinde bulundum. Ben bir programcıyım ve bu yaptığım işe biraz benziyor. Yakın bir arkadaşım.
Eşimin de arkadaşıydı, hatta bize takılırdı. Fatih Altaylı’yla beraber kendisini hastanede ziyaret ettik, Oya’ya döndü ve bak Oya deliler geldi”dedi.
Sadece Rusya’da değil, bütün dünyada tanınan bir adamdı, ben hiç unutmuyorum bir keresinde kütüphanede hakkında bir sergi vardı. Çok güzel bir sergi içinde yer aldı.
Onun orijinalini görmek için o sergiye gittim. O kitabı ilk açtığımda karşıma çıkan ilk makale İlber’in makalesi; karşılaştığımızda söyledim. Kardeşimiz dedi; Avusturyalılar. Fakat Fransızlar İlber’e haksızlık ettikleri için Avusturyalar tarafına geçiyor, Fransızların canına okuyor. Dolayısıyla “kardeşim sen niye burada varsın dedim. Cevaben Osmanlı ile olan ilişkileri var? ve baktım ki orada İlber’in makalesine atıfta bulunan 5 sayfa yazı var, arkasında çok güzel şekiller var. Nefis resimler, fotoğraflar var. Sanat eserleri var.
İlber, Rus sarayını biliyor. İngiliz sarayını tanıyor. En büyük özelliği bilgisinden ziyade tarihi anlamış oluşu.
Kaç tane tarihçi duydunuz ki? Programları 500 binin üstünde 1 milyona yakın seyredilsin. Fatih ikide birde programa davet ederdi, gel diye. Çünkü programı fazla seyrediliyor, iyi para getirıyor. Dolayısıyla ilber, tarihi anlayan bir adam. Tarihi iyi bilen bir adamdı..
ilber, şunu biliyor, bakın, çok ilginç, Fransız eski Cumhurbaşkanı CHIRAC, Fransız gizli servisinde çalışmış.
Eğer uygun görürseniz demiş, ben demiş koleksiyonu size rusça tanıtayım. CHIRAC çok memnun olmuş. İlber’in Rusçasına bir iltifat da bulunur. Çok usta anlatmış bütün koleksiyonu. İlber, böyle bir adam; kardeşim “CHIRAC” Fransız eski Cumhurbaşkanı, gizli serviste çalıştı? Nerden biliyorsun ya? Niye biliyorsun?
İlber, Osmanlı tarihçisi sadece Osmanlı tarihçisi değil. İlber, genel bir tarihçi ve entelektüeldir, Ben bunu birkaç kere yazdım. Yani benim takdir edebildiğim anlamıyla ilber, Türkiye’nin en büyük eliti.
Meşhur bir jeolog vardı, elçiymiş, meğer bu adam, kitabı var bende.
Sen dedi. meşhur rus elçisini bilirsin. Sonra ortaya çıktı ki ilber biiiliyor.Gregory Rasulav, adam ölçüydü. koca sarayı var ve Viyana jeoloji servisi uzun yıllar o sarayda oturdu. İlber, bunu da biliyor.
Osmanlı-Rus ilişkilerinde sadece burada değil, deha lafının altını çizmek istiyorum. Hiçbir şeyi unutmayın.
İnanılmaz bir hafızası vardı. Bütün bunların üstüne iyi bir insan. Yani ilberin, hiçbir atomunda bir kötülük yoktur.
Kimse için kötü bir laf ettiğini duymadım. Bakın, Türkiye ilber ile. Entegre kapasitesinin çok önemli bir kısmını kaybetmiştir.
Bana yüzlerce başsağlığı mesajı geldi. Çok yakın arkadaşım olduğu için ben hepsine cevaben diyordum ki milletimizin başı sağ olsun. Hepimizin kalbi, dolayısıyla korkunç bir gün. Ve hiç kendine bakmadı.
Bakın, kardeşi burada; Fatih ikaz ediyordu. 600 şekerle baklava yiyor ya. Yani ben hiç unutmuyorum Topkapı Sarayı’nda başkanken Salı günü saray kapalı.ve orada bütün personele, piknik adını koyduğu yemek verirdi. Bekçisi, bilmem nesi müdürü dahil. herkes dahil. Benim görevlerimden biri ona yemek götürmek. O. yemekleri börek ve baklavalar götürdü. (yedi) Karaköy’de bizim Nadir’e gidiyordum. En iyi baklavalar; onda bir keresinde söyledim. Ben dedim ilber hocaya; aa dedi bak dedi. O zaman, o zaman dedi. Şeker hastaları için dedi. İlbey hoca için özel bir baklava yaptı. Hocaya önü götürdüm. Ben, dedim “çok memnunum, en azından ötekileri yiyemezsin. “
Götürdüm, İlbey’e dedim ki “Bak bunu yiyeceksin. O dedim şeker hastaları için. Kardeşim onu yemedi gene gitti. diğer baklavaları yedi.
Çocuk kadar saf. Çocuk kadar iyi niyetli. Çocuk kadar iyi bir insan.
Yani biraz önce dedim ya, ilber hakkında konuşmaya başladım. Hepinize buraya geldiğiniz için çok teşekkür ederim.”
Prof. Dr. Muhammet Savaş Kafkasiyalı ise İlber Ortaylı’ya ilişkin ortak anıları ile bilimsel çalışmalarından söz etti.
Anma toplantısında, İlber Ortaylı’nın hayatı ve bilimsel çalışmalarına adanmış özel bir fotoğraf sergisinin açılışı da yapıldı. Sergide, Ortaylı’nın aile arşivinden fotoğraflar ile Rus haber ajanslarının ve Türk haber ajanslarının arşivlerinden fotoğraflar yer aldı.
İlber Ortaylı’yı anma toplantısı, fotoğraf çekimi, hediye takdimi ve bir resepsiyonla sona erdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.