Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK’ın 30 milyon liralık desteğiyle ODTÜ bünyesinde kurulan Millî Teknoloji Atölyesi’nin açıldığını dile getirdi. Yeni atölyenin, gençlerin akademik bilgisini projeye ve yüksek teknoloji üretimine dönüştürmesi hedefleniyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, TÜBİTAK desteğiyle Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde kurulan Millî Teknoloji Atölyesi düzenlenen törenle açıldı. Açılışa katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, atölyenin gençlerin hayallerini, fikirlerini ve projelerini hayata geçirebilecekleri önemli bir altyapı sunacağını söyledi.
Bakan Kacır, TÜBİTAK tarafından sağlanan 30 milyon liralık destekle hayata geçirilen atölyenin, öğrencilerin üniversitede edindikleri teorik bilgiyi somut projelere dönüştürmelerine katkı sağlayacağını belirtti. Kacır, bu altyapının aynı zamanda yüksek teknoloji odaklı çalışmaların gelişmesine de zemin hazırlayacağını ifade etti.
Açılışta verilen bilgilere göre, Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda 81 ilde Millî Teknoloji Atölyeleri kurulması amaçlanıyor. ODTÜ’de açılan yeni merkez de bu vizyonun önemli halkalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Bakan Kacır konuşmasında, bilim, teknoloji ve üretim ekseninde yetişen gençlerin Türkiye’nin gelecek hedeflerinde kritik rol oynayacağını vurguladı. Gençlerin Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilik alanlarında daha aktif yer almasının, Türkiye Yüzyılı vizyonunun temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.
Konuşmasında Türkiye’nin son yıllarda bilimsel yayın, patent ve Ar-Ge kapasitesinde önemli artış sağladığını aktaran Kacır, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik adımların sürdüğünü kaydetti. Teknokentler, araştırma altyapıları ve yüksek teknoloji platformlarıyla Türkiye’nin bilim ve teknoloji tabanlı kalkınmasının desteklendiğini belirtti.
Kacır ayrıca TEKNOFEST, TÜBİTAK burs programları ve Sektör Kampüste Programı gibi uygulamalarla gençlerin fikirlerini projeye dönüştürmelerine imkân sağlandığını ifade etti. ODTÜ’de açılan Millî Teknoloji Atölyesi’nin de bu ekosistemin yeni bir parçası olacağına dikkat çekti.
DERİN AKADEMİK BİLGİ SOMUT PROJELERE DÖNÜŞECEK
BAKAN KACIR, ORTADOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİLLÎ TEKNOLOJİ ATÖLYESİ’NİN AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MEHMET FATİH KACIR:
“ODTÜ BÜNYESİNDE HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ MİLLÎ TEKNOLOJİ ATÖLYESİYLE; GENÇLERİMİZİN HAYALLERİNİ, FİKİRLERİNİ VE PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRMELERİNE OLANAK SAĞLAYACAK BİR ALTYAPIYI DAHA ÜNİVERSİTEMİZE KAZANDIRMIŞ OLDUK”
“GENÇLERİMİZİN KAMPÜS İÇERİSİNDE EDİNDİKLERİ DERİN AKADEMİK BİLGİYİ, SOMUT PROJELERE VE YÜKSEK TEKNOLOJİLİ İŞLERE DÖNÜŞTÜREBİLECEĞİ BİR ORTAM SAĞLADIK”
”MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLEMİZE ÇOK KIYMETLİ KATKILAR SUNAN ODTÜ’NÜN; BİLİMDE, TEKNOLOJİDE VE YENİLİKTE ÖNCÜ ROLÜNÜ PEKİŞTİRECEK HER PROJEYE KATKI SUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
“BU DEV ADIMLAR; TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’NİN YAZACAĞI DESTANIN YALNIZCA BİR ÖN GÖSTERİMİ, FRAGMANI, YETER Kİ; GENÇLERİMİZE GÜVENELİM, İNANALIM”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “TÜBİTAK’ın sağladığı 30 milyon lira destekle ODTÜ bünyesinde hayata geçirdiğimiz Millî Teknoloji Atölyesiyle; gençlerimizin hayallerini, fikirlerini, projelerini hayata geçirmelerine olanak sağlayacak bir altyapıyı daha üniversitemize kazandırmış olduk.” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, TÜBİTAK’ın desteğiyle, Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda, 81 ilde Millî Teknoloji Atölyeleri kurulması hedefleniyor. Bu vizyon doğrultusunda, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) hayata geçirilen Millî Teknoloji Atölyesi’nin açılışı; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.
Açılış töreninde konuşan Bakan Kacır, “Gençlerimizin kampüs içerisinde edindikleri derin akademik bilgiyi, somut projelere ve yüksek teknolojili işlere dönüştürebileceği bir ortam sağladık.” ifadelerini kullandı.
Programda, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil tarafından Bakan Kacır’a, bilimin yol göstericiliğini simgeleyen ODTÜ Bilim Ağacı maketi takdim edildi.
Bakan Kacır, konuşmasında şunları kaydetti:
TÜBİTAK Stajyer Araştırmacı Burs Programı (STAR) ile genç arkadaşlarımızın Ar-Ge ve inovasyon dünyasında aktif rol üstlenmelerini sağlıyoruz. Biliyoruz ki; bilimle beslenen, teknolojiyle güçlenen ve üretimle değer kazanan bir gençlik; Türkiye Yüzyılı’nda Millî Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmiş bir Türkiye’nin teminatı. TÜBİTAK’ın sağladığı 30 milyon lira destekle ODTÜ bünyesinde hayata geçirdiğimiz Milli Teknoloji Atölyesiyle; gençlerimizin hayallerini, fikirlerini ve projelerini hayata geçirmelerine olanak sağlayacak bir altyapıyı daha üniversitemize kazandırmış olduk. Gençlerimizin kampüs içerisinde edindikleri derin akademik bilgiyi, somut projelere ve yüksek teknolojili işlere dönüştürebileceği bir ortam sağladık. Bizler yetiştirdiği mühendislerle, araştırmacılarla ve bilim insanlarıyla Millî Teknoloji Hamlemize çok kıymetli katkılar sunan ODTÜ’nün; bilimde, teknolojide ve yenilikte öncü rolünü pekiştirecek her projeye katkı sunmaya devam edeceğiz.
Gözlem yaparak, sorgulayarak ufkunu genişletti. Bu kadim arayışı sistemli, disiplinli ve kalıcı bir yapıya kavuşturarak; bilimi, insanlığın ortak hafızası ve en güçlü ilerleme vasıtalarından biri hâline getirdi. Elbette medeniyetler tarihini, bilim tarihinden ve bilginin serüveninden ayrı düşünmek mümkün değil. Zira tarih boyunca bilim insanlarını himaye eden, bilgiyi en kıymetli hazinesi bilen ve bilime yatırım yapan milletler; tarihin akışına yön veren, çağ açan, çağ kapayan ve istikbali şekillendiren medeniyetler kurdu.
Bilimi ihmal eden, teknolojik dönüşüme seyirci kalan toplumlar ise; ne yazık ki zamanla hem ekonomik güçlerini hem de medeniyet iddialarını yitirdiler. Tarihin bizlere anlattığı bu hakikat, bugün de geçerlidir. Yapay zekâdan biyoteknolojiye, uzaydan yenilenebilir enerjiye, farklı sahalarda nitelikli insan kaynağı yetiştiren, altyapılar inşa eden ülkelerin dünyanın geleceğini şekillendirdiği bir çağda yaşıyoruz. Bu doğrultuda, Millî Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmek ve ülkemizi dünyada hak ettiği konuma ulaştırmak için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bilimsel araştırma kapasitemizi dünyada örnek gösterilen bir konuma taşıdık.
23 yıl içerisinde; Türkiye kaynaklı yıllık bilimsel yayın sayısını 9 binden 52 bine yükselttik. Dünya genelinde en fazla bilimsel yayın üreten ülkeler arasında 22’nci sıradan 14’üncü sıraya çıktık. Araştırmacılarımızın her geçen yıl niceliği ve niteliği artan bilimsel çalışmaları, fikrî mülkiyet kapasitemizde kayda değer bir ilerlemenin önünü açtı. 2002’de 414 olan yerli patent başvuru sayısı geçtiğimiz yıl 11 bin 394’e ulaştı. Yerli patent başvurularında dünyada 10’uncu sıradayız. Kadın buluşçu oranında dünya birincisiyiz.
Araştırmadan ürüne, fikirden patente, laboratuvardan fabrikaya uzanan zinciri kuvvetlendirmek, bilimsel araştırmaların ülkemizin kalkınma yolculuğunu hızlandırması için hayati önem arz ediyor. Bu anlayışla, üniversitelerimiz ile sanayimiz arasındaki sinerjiyi güçlendirmeye yönelik adımlar atıyoruz. Üniversitelerimizdeki bilimsel bilginin ekonomik değere ve yüksek katma değerli ürün ve hizmete dönüşmesinde köprü vazifesi gören teknoparklarımızın sayısı, bundan 23 yıl önce yalnızca 2’ydi.
Bugün, fikirlerin ürüne, projelerin markaya dönüştüğü; nitelikli Ar-Ge çalışmalarının yürütüldüğü 114 teknoparkı kapsayan güçlü bir Ar-Ge ekosistemine sahibiz. Eklemeli imalat, yerli ilaç ve aşı, sürdürülebilir tarım, elektrikli araç, yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi ve kuantum gibi stratejik alanlarda kurduğumuz yüksek teknoloji platformları, Ar-Ge faaliyetlerinin ticarileşmesine liderlik ediyor. 6550 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren ulusal araştırma altyapıları; kritik alanlarda yürüttüğü çalışmalarla, sanayimizin ihtiyaç duyduğu sahalarda üst düzeyde Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor.
Bilimde, araştırmada ve inovasyonda attığımız çok boyutlu adımlar; Millî Teknoloji Hamlesi vizyonumuzu hakikate dönüştürecek zemini sunuyor. Bugün insansız hava araçlarından helikopterlere, hava savunma sistemlerinden yeni nesil savaş uçağına kadar pek çok kritik platformu kendi mühendislerinin, teknisyenlerinin alın ve fikir teriyle geliştiren bir Türkiye var. Milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil özlemini Togg’la gerçeğe dönüştürdük. Kendi haberleşme uydumuzu geliştirdik, ürettik, hizmete aldık. Tüm bu dev adımlar; Türkiye Yüzyılı’nda Millî Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmiş, teknolojide küresel şampiyonlar liginde yarışan, tam bağımsız Türkiye’nin yazacağı destanın yalnızca bir ön gösterimi, fragmanı. Yeter ki; gençlerimize güvenelim, inanalım.
Milletimiz ve memleketimiz için yılmadan, pes etmeden, yorulmadan çalışmaya hazır Türk gençliğini doğru imkânlarla buluşturalım. Bu vizyonun en güçlü yansımalarından biri olan TEKNOFEST, gençlerimize fikirlerini projelere dönüştürebilecekleri bir platform sunuyor. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivallerinden biri haline gelen TEKNOFEST’le birlikte; milyonlarca gencin teknolojiyle tanışmasına, kendini geliştirmesine ve uluslararası ölçekte başarılar elde etmesine imkân tanıyoruz.
Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren Sektör Kampüste Programı ile öğrencilerimizin sektör profesyonellerinden ders almalarını sağlayarak yenilikçi teknoloji başlıklarından reel sektör deneyimi elde etmelerine imkân tanıyoruz. Millî Teknoloji Uzmanlık Programlarımızla; teknoloji geliştirme ve katma değerli üretim altyapımızın ihtiyaç duyduğu alanlarda, gençleri geleceğin yetkinlikleriyle donatıyoruz. Bilim şenlikleriyle, bilim fuarlarıyla, TÜBİTAK popüler bilim yayınlarıyla, bilim merkezleriyle 7’den 70’e her yaştan vatandaşımızın bilime olan ilgisini besliyor, araştırma ve üretme heyecanını büyütüyoruz.
2002’den bu yana; TÜBİTAK’ın bilim insanlarına ve öğrencilere yönelik bursları kapsamında; ODTÜ’de 10 bin 600 öğrenci ve araştırmacıya yaklaşık 4,8 milyar lira destek sunduk. Özel sektöre, akademiye ve kamuya yönelik destek programları kapsamında bin 936 projede 10,2 milyar lira finansman sağladık. Uluslararası Lider ve Genç Araştırmacılar Programı’yla, ülkemize gelen 31 lider araştırmacının çalışmalarını ODTÜ’de sürdürülmesini sağladık. Mikro-Elektro-Mekanik Sistemler Merkezi ile Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezine 6550 sayılı Kanun kapsamında ulusal araştırma altyapısı statüsü verdik.
Kreatif girişimler ve yenilikçi projeler için özelleştirilmiş çözümler sunan METU CREA ile Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında üniversitemiz bünyesinde imalat sanayimizin dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yanıt veren Dijital Dönüşüm ve İnovasyon Merkezini kurduk. İnanıyorum ki; bugüne dek olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da yetiştireceği nitelikli insan kaynağı, yürüteceği öncü araştırmalar ve geliştireceği yenilikçi projelerle ODTÜ, ülkemizin bilim ve teknoloji temelli kalkınma yolculuğuna eşsiz katkılar sağlayacak.
Açılış programında ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil tarafından Bakan Kacır’a, bilimin yol göstericiliğini simgeleyen ODTÜ Bilim Ağacı maketi takdim edildi. Yetkililer, yeni atölyenin ODTÜ’nün öncü araştırmalarına, yenilikçi projelerine ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme kapasitesine katkı sunmasını beklediklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Avusturya ile ilişkilerimizde son dönemde yakaladığımız olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerimizde de görmekten memnunuz. 2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini, inşallah bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye şansölye sıfatıyla ilk ziyaretini gerçekleştiren Avusturya Şansölyesi Stocker’i Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
“AVUSTURYA TÜRK TOPLUMU, İKİ ÜLKENİN ORTAK DEĞERİ VE ZENGİNLİĞİ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR”
Tarihî ve köklü ilişkilere sahip iki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını arzu ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz nüfusu 400 bini aşan Avusturya Türk toplumu, iki ülkenin ortak değeri ve zenginliği olmayı sürdürüyor. Bu minvalde, Avusturya Türk toplumunun huzur ve refahına verdiğimiz önemi bugünkü görüşmelerimizde de vurguladık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Şansölyesi Stocker ile ikili ilişkilerin tüm veçhelerini ele aldıklarını, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını söyledi.
“AVUSTURYA İLE ULAŞTIRMA VE SAVUNMA SANAYİSİ ALANLARINDA ÖNEMLİ İŞ BİRLİĞİ POTANSİYELİNE SAHİBİZ”
Avusturya ile ilişkilerde son dönemde yakaladıkları olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerde de görmekten memnun olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz. Ülkemizde 1000’in üzerinde Avusturya firması faaliyet gösteriyor. Avusturya menşeli doğrudan yatırımlar 11 milyar doları aşmış durumda. Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları ise 1 milyar dolara yaklaşıyor. Tüm bu rakamlar, aramızdaki potansiyelin en açık göstergesidir. Bu köklü ve istikrarlı ilişkileri daha da geliştirmek üzere mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizması yerine Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi’nin tesis edilmesinin çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz. İnşallah, bu yıl sona ermeden Komite’nin ilk toplantısını da gerçekleştiririz. Avusturya ile yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma ve savunma sanayisi alanlarında önemli iş birliği potansiyeline sahibiz. Bilhassa Orta Koridoru güçlendirecek stratejik nitelikte iş birliğini birlikte hayata geçirebileceğimize inanıyoruz”
“TÜRKİYE VE AVUSTURYA OLARAK BALKANLAR’DA İSTİKRARIN SÜRMESİNE DE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Türkiye-AB ilişkilerine dair görüş ve beklentilerini Avusturya Şansölyesi Stocker’e aktardığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB’nin atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım” dedi.
Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini sağlamak öncelikli hedefimiz olmayı sürdürüyor. Avusturya’nın Suriye’nin yeniden inşa sürecine katkıda bulunmasını önemsiyoruz. Orta Doğu’da kalıcı barış için vazgeçilmez önemde olan iki devletli çözüme bağlıyız. Sayın Şansölye’nin de bilhassa hassasiyet gösterdiği Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması konusu mevcut şartlarda önemini muhafaza ediyor. Türkiye ve Avusturya olarak Balkanlar’da istikrarın sürmesine de büyük önem atfediyoruz. Değerli dostum Şansölye Stocker’e ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, ilişkilerimizde yakalanan bu olumlu ivmenin devamını diliyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “TÜRKİYE, GÜVENLİK VE GÖÇ KONUSUNDA KİLİT BİR ÜLKE”
Avusturya Şansölyesi Stocker ise açıklamasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok zengin ve çok değişken bir tarihe sahip olduğunu belirteerek, “Bugünkü görüşmelerden şunu gördük ki, gerçekten çok yakın bir iş birliğimiz var. Ekonomik, toplumsal ilişkilerimiz de bunun temelini oluşturuyor” dedi.
İki ülke arasındaki ekonomik iş birliğine değinen Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye-Avusturya arasında çok güçlü iş birliği olduğunu vurguladı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, “Avusturyalı firmaların Türkiye’deki şubelerine baktığımız zaman, çok yüksek bir oranda Türkiye’deki yatırımlara katılmış durumdalar. Jeopolitik olarak çok sıkıntılı dönemlerde olmamıza rağmen Türkiye’ye olan yatırımın çok önemli bir oranda olduğunu görüyoruz. Ticaret hacminin çok önemli bir derecede olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Avusturya Şansölyesi Stocker, görüşmede, iki ülkenin iş insanlarının bir araya gelerek, yuvarlak masa toplantısı kapsamında iş birliği konularını ele aldığını hatırlatarak, Türkiye’nin hem Avusturya hem Avrupa Birliği (AB) için güvenlik ve göç konusunda kilit bir ülke olduğunu söyledi.
Yasa dışı göç, insan ticareti ve organize suç gibi konularda, ülkesinin, Türkiye ile çok yakın iş birliği içinde olduğunu söyleyen Stocker, Türkiye’nin 10 yılı aşkın süredir Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını anımsattı.
AVUSTURYA ŞANSÖLYESİ STOCKER: “ORTA DOĞU’YA BAKTIĞIMIZ ZAMAN TÜRKİYE’NİN SESİNİN BİR AĞIRLIĞININ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Avusturya Şansölyesi Stocker, Türkiye’nin çok önemli bir kilit ülke olduğunu belirterek, “Ukrayna’daki Rusya’nın saldırı savaşının sona ermesi gerekiyor. Türkiye’nin bu konudaki çabalarını takdir ediyoruz, sizin şahsi çabalarınızı da özellikle takdir ediyoruz. Ben bu konuda Avusturya’nın da sizi desteklediğini ifade etmek istiyorum. Orta Doğu’ya baktığımız zaman Türkiye’nin sesinin, bir ağırlığının olduğunu görüyoruz. Bu konu da yine sizin çabalarınızdan dolayı size teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.
Özellikle Orta Doğu’da şiddet sarmalının ortadan kaldırılmasının tek çözümünün “diplomasi ve diyalog” olduğunu kaydeden Avusturya Şansölyesi Stocker, Hürmüz Boğazı’nın kalıcı bir şekilde açılmasının ve seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının önemini vurgulayarak, bu konuda ülkesinin ve Türkiye’nin hem fikir olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Avusturya Şansölyesi Christian Stocker’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Avusturya Şansölyesi Stocker’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Avusturya bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avusturya Şansölyesi Stocker, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Yemen Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nce, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen Yemen–Türkiye Forumu, Ankara’da yapıldı.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Abdülkadir NOYAN Konferans Salonu’nda Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq’in ev sahipliğindeki Yemen–Türkiye Forumu‘da Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya temsil etti.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ile Yemen Nüfus ve Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Dahan da forumda hazır bulundu.
Foruma, Milletvekilleri, Büyükelçiler kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye’de eğitim gören Yemenli öğrenciler ile Yemen diasporası katıldı.
Forum’da öncelikle ,Yemen ve Türkiya^de Sivil Toplum Kuruluşları, Yemen ve Türkiye: Yatırım Fırsatları, Ekonomik Ortaklık, Yemen’de Siyasi Durum. Son Gelişmeler, Dinamikler ve Barış Perspektifleri başlıkları altında üç ayrı panel düzenlendi.
Forumdaki bu panellerde, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulmasına yönelik mesajlar verildi.
Konuşmacılar, forumun iki ülke arasında ortak tarihî ve kültürel mirası daha fazla dayanışmacı bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürmesi gerekliliğini, Türkiye ile Yemen arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar gündeme taşınırken iki ülke arasında daha güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulması ile ilgili görüşleri dile getirdiler.
Bazı konuşmacılar da, forumun ortak tarihî ve kültürel mirası daha öngörülebilir bir gelecek için sağlam bir temele dönüştürme çabası içinde olması yönünde görüşler açıkladılar.
Bu arada, forum dolayısıyla Yemen’e özgü kıyafetlerin ve gıda ürünlerinin yer aldığı standlar ve iki ülkenin turizm zenginliklerini gösteren fotoğrafların bulunduğu bir sergi açıldı.
Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Turiq, Yemen–Türkiye Forumu‘ndaki konuşmasında şunları söyledi; ” Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa KULAKLIKKAYA, Sayın Büyükelçiler, ve diplomatik misyon başkanları, kardeşlerimiz ve değerli konuklarımız, seçkin Yemenli ve Türk katılımcılar, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sizleri burada ağırlamaktan mutluluk duyuyorum…
“Tarihin Yolları ve Ortak Geleceğin Ufukları” temasıyla düzenlenen Yemen-Türkiye Forumu’nun açılışında, Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında iletişimi güçlendirmek ve ortaklıklar kurmak için etkili bir platform olmasını umduğumuz bu etkinliğe katılımınız ve varlığınız için derin şükranlarımı sunuyorum.
Bu foruma ev sahipliği yaptığı ve başarılı bir şekilde düzenlenmesine katkıda bulunan iş birliği ve olanaklar sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti’ne, hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum. Değerli konuklar, iki ülke ve halkımız arasında derin tarihi ve kardeşlik bağları bulunmaktadır.
Yemen-Türkiye ilişkisi, geçici bir siyasi durumun ürünü değil, aksine derin bir tarihi, insani ve kültürel temele dayanmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında, bu forum, bu temeli hükümet, özel sektör, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşları arasında kurumsal iş birliğine ve pratik ortaklıklara dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu açılıştan önce Yemenli, Türk, Arap ve uluslararası araştırmacıların, uzmanların ve şahsiyetlerin katıldığı siyasi, ekonomik ve sosyal seminerler düzenlendi.
Bu seminerlerde sunulan fikirlerin, iki ülke ve halkımızın çıkarlarına hizmet eden girişimlere, projelere ve ortaklıklara dönüşmesini umuyoruz. Bu forum, Yemen’in devlet kurumlarına karşı yapılan darbe ve ardından gelen savaş ile yaşanan ciddi insani, ekonomik ve güvenlik krizleri nedeniyle çok hassas bir dönemden geçtiği bir zamanda düzenlenmektedir. İran rejimi tarafından desteklenen Husi milisleri, askeri tırmanışlarını sürdürerek devlet kurumlarını baltalamakta, ulusal kaynakları tüketmekte ve Yemen’in, bölgenin ve uluslararası denizciliğin güvenliğini tehdit etmektedir.
Son günlerde Marib ve Hadramawt vilayetlerinde silahlı kuvvetleri hedef alan saldırılar yaşanmış, çok sayıda şehit ve yaralı olmuştur. Şehitlerimizin ruhlarına rahmet ve yaralılara Allah’tan şifa dilerken, Yemen halkının ve devletinin, Yemen topraklarının Yemen’in, komşularının ve uluslararası su yollarının güvenliğini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesini kabul etmeyeceğini teyit ederiz. Yemenliler, savaş ve darbe nedeniyle ağır bedeller ödediler; bunlar arasında kurumların ve ekonominin yıkılması, kaynakların yağmalanması, çocukların askere alınması, sayısal üstünlüklerin sağlanması ve sivillerin ve insani yardım çalışanlarının hakları da dahil olmak üzere insan haklarının ihlali yer almaktadır.
Tüm bunlara rağmen, Yemen Cumhuriyeti stratejik bir seçenek olarak barışa bağlı kalmaya devam etmektedir, ancak gerçek barışın silahların gücünü meşrulaştırmak, azaltmak veya pekiştirmek üzerine kurulamayacağına inanmaktadır. Aksine, devlet kurumlarını ve egemenliği yeniden tesis etmek, kurumlarıyla birlikte birleşik bir Yemen devleti ve tek bir ulusal kurum ve silahlı kuvvet kurmakla ilgilidir. Hukuk ve anayasayı korumakla ilgilidir.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Dr. Raşad Muhammed el-Alimi başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve hükümet, devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, egemenliği ve ulusal kaynakları korumak, ekonomik ve hizmet koşullarını iyileştirmek ve güvenlik, istikrar ve adil ve sürdürülebilir bir barış sağlamak için çabalarını sürdürmektedir. Değerli konuklar, bu vesileyle, İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman bin Abdulaziz önderliğindeki kardeş ve kilit rol oynayan Suudi Arabistan Krallığı’na derin şükranlarımızı sunuyoruz. Krallık, Yemen devletinin ve kurumlarının en büyük destekçilerinden biri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
Ayrıca, Başkanlık Liderlik Konseyi’nin, hükümetin, ulusal ekonominin, kalkınma ve insani yardım projelerinin destekçisi ve Yemen’in güvenliğini, birliğini ve egemenliğini korumada ve barış ve istikrar çabalarına sponsor olmada kilit bir ortaktır. Yemen Cumhuriyeti’nin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki kardeşlerinin yanında durma konusundaki sarsılmaz duruşunu da yeniden teyit ediyoruz. Güvenliklerini ve emniyetlerini tehdit eden İran saldırılarını kınadığımızı yineliyoruz. Dahası, bu yazıda, Yemen Cumhuriyeti’nin Filistin davasına ve Filistin halkının meşru haklarına olan sarsılmaz desteğini yeniden teyit ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin Yemen’in birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği sarsılmaz desteğe de minnettarız. Türkiye’nin insani, kalkınma ve eğitim iş birliğini ve kurumlarının Yemen-Türkiye ilişkilerini çeşitli alanlarda geliştirmeye yönelik istekliliğini takdir ediyoruz.
Yemen Cumhuriyeti’nin yanında duran, devlet kurumlarını, ülkenin birliğini, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını destekleyen ve Yemen’deki insan acılarını hafifletmeye ve barış ve kalkınma çabalarına katkıda bulunan tüm kardeş ve dost milletlere de şükranlarımızı sunuyoruz.
Değerli katılımcılar, Yemen’in karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen, devlet yapısını ve konumunu yeniden kurmak için gerekli tarihe, konuma, kaynaklara ve insan potansiyeline sahiptir. Gerçek bir bölgesel ve uluslararası ortaklığın, özellikle Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkimizin, Yemen’in toparlanması, yeniden inşası ve kalkınması için hayati bir katalizör olabileceğine inanıyoruz.
Bu toplantının ne kazandıracağını bilmiyorum. Önemi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı’nın katıldığı Riyad Zirvesi ile aynı zamana denk gelmesinde yatıyor. Milletin özlem duyduğu bu zirve, inançlarımızı, egemenliğimizi ve bir ulus olarak onurumuzu korumak için bir dayanak noktası olacaktır.
Arap ve İslam ülkeleri. Ayrıca, bu platformdan, tüm Arap ve İslam ülkelerindeki büyük çoğunluğun arzuladığı bu toplantıya herkesin katılmasını rica ediyoruz. Ayrıca, Yemen ve Türk kurumları, şahsiyetleri, konuşmacıları ve araştırmacıları da içeren, geçtiğimiz aylarda özveriyle ve sadakatle çalışan hazırlık takip komitesine içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum.
Bu etkinliğin başarısına katkıda bulunan herkese, ayrıca Üniversite yönetimine de teşekkür ve takdirlerimi sunmalıyım. Uzun yıllara dayanan geleneğini bildiğimiz için foruma ev sahipliği yapmayı seçtiğimiz bu tarihi üniversite.
Ve nesillere sunduğu bilgi ve önemli eserler için onlara binlerce teşekkür. Allah’tan forumun çalışmalarına başarı vermesini ve sonuçlarının Yemen Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yenilenmiş bir iş birliği ve ortaklık yoluna yol açmasını niyaz ediyoruz.
Yaşasın özgür, güçlü ve birleşik Yemen Cumhuriyeti. Yaşasın Yemen-Türk kardeşliği. Selamün aleyküm ve Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya da şöyle Konuştu: ” Sayın Yemen büyükelçisi, Saygıdeğer misafirler Türkiye’deki Yemen toplumunun değerli temsilcileri. Hepinizi şahsım ve bakanlığım adına saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye-Yemen forumu vesilesiyle ülkemizin en köklü ve saygın yükseköğrenim kurumlarından biri olan Ankara üniversitesi’nde sizlerle bir arada olmaktan duyduğum onuru tekrarlamak isterim.
Türkiye ile Yemen arasındaki ilişkiler, zengin bir tarihsel hafızaya ve derin bağlara dayanmaktadır. Şehitlerimizi bağırılarına basan kardeş yemen halkı, ecdadımızın ebedi istirahatgahına sahip çıkmaya devam ediyor.
Yaklaşık 400 yıl Kader birliği yaptığımız Yemen halkıyla bu dostlukla dayanışmamız, bugün de ilişkilerimizi geliştirmemizde sağlam bir zemin teşkil ediyor.
Bu ortak miras, ülkelerimiz arasındaki bağların ve işbirliğimizin temel harcıdır. Değerli konuklar ne yazık ki kadim medeniyet düzey güzel ülke Yemen 10 yılı aşkın bir süredir çatışmaların ve bölgesel gerginliklerin ağır yükünü ve yıkıcı sonuçlarını göğüslemeye devam ediyor. İçtenlikle ifade etmek isterim ki, kardeş yemen halkının çektiği sıkıntıları ve acıları bizler de yüreklerimizde her daim hissediyoruz.
Temennimiz ve en büyük arzumuz, Yemenli kardeşlerimizin hak ettiği huzur, refah ve istikrara bir an önce kavuşmasıdır. Türkiye olarak Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü daima savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Bu trajediyi sona erdirmenin yegane yolunun kapsayıcı bir siyasiyasi diyalogdan geçtiğine inanmaktayız.
Bu çerçevede, kalıcı bir barışa ulaşılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik çabaları ve uluslararası girişimleri gönülden de destekliyoruz. Cumhurbaşkanlığı liderlik konseyi başkanı Reşat, el Alemi ve Başbakan Al Zindani başkanlığındaki Yemen meşru hükümetine, kritik bir dönemde üstlendikleri bu zorlu görevlerinde başarılar diliyorum.
Başbakan sayın Al Zindani’yi Antalya diplomatik torunu vesilesiyle ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk.
Cumhurbaşkanı, liderlik konseyi’nin ve hükümetin toplumsal barışı, milli birliğiyle istikrarı güçlendirme Yolu’nda attıkları adımların, Yemen’in hak ettiği barışa ve huzura erişmesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Değerli konuklar, zorlu şartlara rağmen Türkiye ile Yemen arasındaki ticari ve kültürel münasebetlerin artarak devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yemenli öğrencilerin yüksek öğrenimlerine ülkemizde sürdürme yönündeki güçlü ilgisini memnuniyetle takip ediyoruz.
Bu doğrultuda, Türkiye bursları aracılığıyla Yemenli öğrencilerin eğitimlerine destek vermekteyiz, Yemen halkının gündelik yaşamındaki zorluklarına bir nebze olsun hafifletmek bizim için bir kardeşlik borcudur. Ülkemiz, tüm imkanları ile Yemenli kardeşlerimizin yanında durmaya devam ediyor. AFAD, TİKA ve Türk Kızılay’ı başta olmak üzere kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aracılığıyla insani yardımları ve kalkınma desteklerini kararlılıkla sürdürmekteyiz.
Sağlıktan eğitime, gıda yardımından altyapı desteklerine kadar her alanda Yemenli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için her daim hazırız. Değerli misafirler, Yemen’in huzuru ve istikrarı yalnızca Yemenli kardeşlerimiz için değil, Kızıldeniz’in Doğu Akdeniz’in ve tüm Orta Doğu’nun güvenliği bakımından kritik bir öneme haizdir. Son zamanlarda Kuzıldeniz’de yaşanan gerilimlerin ve çatışmaların bu bölgeye yayılması bir endişe kaynağı teşkil etmektedir.
Bu kaygılara, gidermenin yolunun bölgede yeni bir güvenlik mimarisi tesis edilmesinden geçtiğine inanmaktayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket ederek haklı aktörlerle bu forumun aramızdaki tarihi bağların daha geniş kitlere duyurulmasını ve yeni işbirliği kapılarının aralanmasına vesile olacağına da inancımız tamdır.
Yemen’in huzur ve barışa kavuşacağına yürekten inanıyor, hepinizi saygı ve sevgi sevgiyle selamlıyorum.
Konuşmaların hemen ardından sahne alan orkestra, Yemen türkülerinin de yer aldığı bir konser verdi.
Yemen – Türkiye Forumu hatıra fotoğraf çekimleriyle sona erdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.