Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, alan adı tahsis işlemlerine köklü değişikliklere gidildiğine dikkati çekti ve ‘com.tr’, ‘org.tr’ ve ‘net.tr’ uzantılı alan adlarının belgesiz olarak tahsis edilmeye başlandığını, alan adı tahsis işleminin de kolaylaştırıldığını bildirdi. Karaismailoğlu, “Eylül 2022’ye kadar yaklaşık 450 bin adet olan ‘.tr’ uzantılı kayıtlı alan adı sayısı TRABİS’in devreye alınması ile birlikte ilk 24 saatte yaklaşık 110 bin artışla 560 bine ulaştı. 3 ay gibi kısa sürede ‘.tr’ uzantılı alan adı sayısı yaklaşık yüzde 67 artışla 750 bin seviyesine çıktı” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, TRABİS Lansman törenine katıldı. Törende konuşan Karaismailoğlu, Haziran 2022 sonu itibariyle Türkiye’nin, toplam internet kullanıcısı sayısı açısından tüm dünya ülkeleri arasında yapılan sıralamada ilk 20 ülke arasında, Avrupa ülkeleri arasında ise ilk 5 ülke içerisinde yer aldığını söyledi.
Karaismailoğlu, “Bu kadar yüksek internet kullanım oranlarının olduğu ülkemizde, etkin ve sürdürülebilir rekabet için gerekli koşulların sağlanması, tüketicilerin/kullanıcıların hak ve menfaatlerinin korunması için gerekli tedbirlerin alınması, toplumun internetin risklerinden korunması, daha güvenilir, etkin ve bilinçli internet kullanımının yaygınlaştırılması ve sürekli gelişmekte olan internet endüstrisi içinde internet alan adı sistemine de önemli görevler düşmektedir” ifadelerini kullandı.
ALAN ADI TAHSİS İŞLEMLERİNDE KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLERE GİDİLDİ
Ulaştırma ve altyapı Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından alan adlarına ilişkin mevzuat çalışmaları neticesinde alan adı tahsis işlemlerinde köklü değişikliklere gidildiğini aktaran Karaismailoğlu, şöyle devam etti:
“Yani Türkiye, her alanda olduğu gibi, internet alanında da hem gelişim hem de milli kazanımlar için iktidarımız ile ileri görüşlü, ortak aklı önemseyen ve devlet profesyonelliğini olması gerektiği gibi uygulayan bir anlayışı hayata geçirmiştir. Çok paydaşlı kültürün geliştirilmesi amacıyla internet toplumunu oluşturan özel sektör, sivil toplum, akademi ve hükûmet temsilcilerinin alan adı yönetimine katılımının sağlandığı toplantılar düzenlenerek ilgili tarafların görüşleri alındı. Öncelikli olarak rekabetçi ve serbest bir pazar oluşturulması amacıyla alan adı yönetimi ve alan adı satış hizmetleri birbirinden ayrıldı. Bir başka ifade ile alan adları ile ilgili müşterilere yönelik işlemlerin yapılmasını sağlayan ‘Kayıt Kuruluşları’ ile ‘TRABİS’ yani ‘.tr’ alan adı sistemini yöneten kayıt otoritesi ayrıldı. Bu değişiklikle tüketici haklarının korunması, hizmet kalitesinin yükseltilmesinin teşvik edilmesi, serbest ve etkin rekabet ortamının sağlanması ve korunması hedeflendi. Yine, bu modelin doğal bir sonucu olarak alan adı sahiplerine sahip oldukları alan adını Kayıt Kuruluşları arasında transfer olanağı da yeni düzenlemelerle sağlandı. Düzenlemelerin getirdiği en önemli yeniliklerden biri, TRABIS öncesi süreçte belgeli olarak tahsis edilen ‘com.tr’, ‘org.tr’ ve ‘net.tr’ uzantılı alan adlarının belgesiz olarak tahsis edilmeye başlanmasıdır. Böylece alan adı tahsis işlemi de kolaylaştırılmış oldu. Bunun sonucu olarak da Eylül 2022’ye kadar yaklaşık 450 bin adet olan ‘.tr’ uzantılı kayıtlı alan adı sayısı TRABİS’in devreye alınması ile birlikte ilk 24 saatte yaklaşık 110 bin artışla 560 bine ulaştı. Bugün itibariyle 3 ay gibi kısa bir sürede ülkemize ait ‘.tr’ uzantılı alan adı sayısı yaklaşık yüzde 67 artışla 750 bin seviyesine çıktı. Geride bıraktığımız 20 yılda olduğu gibi sayısız yeniliği, hizmeti milletiyle buluşturan, Türkiye’nin uluslararası itibarını geliştirmeye yönelik, tarihi adımlar atan ve Cumhuriyet tarihinde her alanda rekorlar kırmaya alışık olan bizler, bu alanda da bir ilki sizlerin kullanımına sunmak için oldukça heyecanlıyız.”
ALAN ADLARI İLE İLGİLİ İŞLEMLER ARTIK DAHA GÜVENLİ VE HIZLI
Bu yenilikle birlikte “.tr” uzantılı alan adlarının sayısının önemli ölçüde artacağını şimdiden öngördüklerini aktaran Karaismailoğlu, “Bakanlık olarak yaptığımız düzenlemeler ile alan adı uyuşmazlıklarının sektörün doğasına uygun bir şekilde hızlıca sonuçlandırılabilmesi için uluslararası uygulamalarla da uyumlu olarak uyuşmazlık çözüm mekanizması kurulmasını sağladık. Bu yeni mekanizma ile alan adları ile ilgili ihtilaflar daha kısa sürede ve konunun uzmanı hakemler tarafından çözümlenebilmektedir. Günümüze kadar herhangi bir mevzuatı olmayan bu alan, düzenleyici bir çerçeveye kavuştu. Yaptığımız çalışmalarla alan adları ile ilgili işlemler artık daha güvenli ve hızlı bir zemine oturdu” dedi.
“.TR” UZANTILI ALAN ADLARINA OLAN TALEP ARTACAK
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, sayısallaşma etkileri her an hissedilen çağda siber güvenliğin göz ardı edilemeyeceğine vurgu yaparak, “TRABİS’in açılışı ile birlikte itibarımızı korumak adına da çok önemli bir adım attık. TRABİS ile temel olarak ‘.tr’ uzantılı alan adları tahsisi, mümkün olduğunca çevrim içi ve belgesiz yapılacak. Bundan önce, ‘.tr’ uzantılı alan adlarının sıkı kurallar altında tahsis edilmesi, alan adı ücretlerinin yüksek olması, bürokratik işlemlerin fazla olması gibi durumlar söz konusuydu. Binlerce kişi ‘com.tr’ yerine ‘.com’ uzantılı alan adlarını satın alıyor ve milyonlarca dolar yurt dışındaki özel şirketlere gidiyordu. TRABİS ile bu sorun ortadan kalktı. Artık ‘.tr’ uzantılı alan adlarına olan talep artacak” değerlendirmesinde bulundu.
DÜNYADA DİJİTAL DÖNÜŞÜME YAPILAN HARCAMA 2023’TE 2,3 TRİLYON DOLARA ULAŞACAK
Teknolojinin sadece bugün için değil geleceği yapılandırmak içinde gerekli olduğuna işaret eden Karaismailoğlu, bilişim ve yapay zeka sistemlerine yönelik küresel harcamanın 2025 yılında 190 milyar dolarlık hacme ulaşmasının beklendiğini kaydetti. Dünya genelinde dijital dönüşüm hizmetlerine yapılan harcamaların 2023’te 2,3 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğüne dikkati çeken Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, bu noktada, başkaları tarafından üretilen ürünleri kullanarak uzun vadede söz sahibi olunmasının mümkün olmadığını söyledi. Bunun bilinciyle özellikle haberleşme ve savunma gibi yüksek teknolojiye dayalı sektörler için üretim çalışmalarına devam ettiklerini ifade eden Karaismailoğlu, şunları dedi:
“Her 10 yılda bir yaşanan, ancak metaverse, NFT, blokzincir ve kripto para kullanımı gibi yeniliklerle daha da kısalan büyük sıçramalara hem altyapı hem de vatandaşlarımız açısından en iyi şekilde hazırlanıyoruz. Bu çalışmaların başında, haberleşme teknolojilerinde millî uygulama ve çözümler ilk sırada yer alıyor. 2021 yılında Türksat 5B ve 5A’yı uzaya fırlatarak kaydettiğimiz tarihi mesafeyi, 2023 yılında, tamamen yerli ve millî imkânlarla geliştirilen Türksat 6A’yı yine uzaya fırlatarak yeni bir tarihi adımla pekiştireceğiz. 5G alanında da hatırı sayılır pek çok çalışmayı eş zamanlı olarak yürütüyoruz. 5G Çekirdek Şebeke, 5G Sanallaşma ve Yazılım Tanımlı Ağ ve 5G Radyo gibi projelerin hayata geçmesiyle sadece insanları değil, nesneleri de birbirine daha hızlı bağlayacağız. Mobil operatörlerimizin 5G’ye hazırlık yapabilmeleri için, yerli ve yabancı üreticiler tarafından geliştirilen ürünleri mobil şebekelerinde denemeleri için birçok süreli izin verdik. İstanbul, Ankara ve İzmir dahil olmak üzere, 18 ilimizde denemelere devam ediyoruz. İstanbul Havalimanı’nı 5G’li havalimanı yaptık. Önümüzdeki günlerde bu tür kampüslerde 5G çalışmaları yapmaya devam edeceğiz. 5G alanında sağlanan her gelişme, bir üst teknoloji olan 6G’nin zeminini de oluşturuyor. ULAK ve eSIM aracılığı ile hayata geçirdiğimiz çalışmalarla 5G’yi yerli ve milli imkanlarla kullanan sayılı ülkeler arasına gireceğimizi de hatırlatmak isterim. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla temelli büyüme sürecinde olan ve ekonomide tarihi dönüşümü yaşayan ülkemizin hedeflerine çok daha hızlı şekilde ulaşması için 5G’nin sunacağı altyapı gücünün farkındayız. 5G ile ilgili çalışmalarımızla eş zamanlı olarak 6G ile ilgili gerekli tüm adımları da büyük bir titizlikle, ortak akılla atıldığını belirtmek istiyorum. Ülkemizin bu alanda hayata geçirdiği tüm çalışmalar, attığı tarihi adımların aslında çok uzak olmayan bir zaman diliminde Türkiye’ye; robotik ve otomasyon, yapay zeka, sınır bilişim, nesnelerin interneti, blok zincir, kuantum bilişim gibi alanlarda yatırım olarak dönecektir.”
DİJİTAL YOLLARI ÇEŞİTLENDİRDİK
Karaismailoğlu, Bakanlık ve BTK olarak tüm paydaşlarla birlikte Türkiye’nin dijital yollarını inşa ettiklerini ve çeşitlendirdiklerini, daha da yetenekli hale getirdiklerini belirterek, “2023 Stratejik Vizyonumuzda da yer alan bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin hedeflerimiz; ekonomimizi küresel ilk on içerisinde konumlandırmayı, bilgi-tabanlı bir topluma dönüşmeyi, bilgi ve iletişim teknolojileri için uluslararası bir merkez haline gelmeyi, bilgi ve iletişim teknolojileri tabanlı ekonomik büyümeyi sürdürmeyi ve herkes için yüksek hızlı genişbant erişim sağlamayı kapsıyor. Dijital ekonomi, iletişim altyapısı ve hizmetlerine hızlı erişim ve bunların verimli kullanılmasına dayanmaktadır. Mobil iletişim hizmetleri, fiber altyapı ve genişbant internet hizmetleri, birçok farklı hizmet türünde dünyayla rekabet edebilir bir seviyeye geldi” dedi.
E-TİCARET HACMİ 348 MİLYAR TL’YE YÜKSELDİ
Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüne yaşanan gelişmelere de değinen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, 2022 yılının ilk 6 aylık döneminde e-ticaret hacminin bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 116’lık artışla 348 milyar TL olarak gerçekleştiğini dile getirdi. 2003 yılında 23 bin olan genişbant internet abone sayısının bugün 91,3 milyona ulaştığının altını çizen Karaismailoğlu, “Nüfusumuza göre baktığımızda sabit genişbant yaygınlık oranı yaklaşık yüzde 22,2 iken mobil genişbant yaygınlık oranı yüzde 86 ye yaklaşmıştır. Toplam internet abone sayısındaki yıllık artış yüzde 4,5 olarak gerçekleşti. Fiber abone sayımız 5,2 milyonu aşmış ve yıllık olarak yüzde 20’den fazla büyüme gösterdi. Fiber altyapı açısından ise, fiber uzunluğu, 488 bin kilometreye ulaşmış ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10 oranında artış gerçekleşti. Bu uzunluğu daha da artırmak için yoğun çaba gösteriyoruz. Ayrıca, genişbant aboneliklerinin özellikle de fiber internet aboneliklerinin yaygınlaştırılması Bakanlığımızın öncelik verdiği konulardan biridir” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli ve milli üretime büyük bir önem verdiğine vurgu yapan Karaismailoğlu, bu kapsamda orta ve uzun vadede özellikle haberleşme, savunma gibi yüksek teknolojiye dayalı sektörlerde yerli ve milli imkanlarla üretim yapabilen ve kendi kendine yeten bir ülke durumuna gelmeyi hedeflediklerini aktardı. Bakanlığın gündeminde 5G ve ötesi teknolojiler bulunduğunu dile getiren Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, 5G’de yerli ve milli ürün tedariki hususlarında üniversitelerle ve sanayi ile iş birliği sağlayarak tüm paydaşları bir araya getiren projelerle sektör ihtiyaçlarına göre çalışmalara yön verdiklerini söyledi. Bilgi teknolojileri sektörünün geleceğini yerli üretim, yüksek teknoloji ve küresel marka başlıklarında ele aldıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ülkemizi yüksek teknoloji üretim üssü haline getireceğiz. Yerli üretimi teşvik etmek amacıyla Bakanlığımız ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumumuz koordinasyonunda OSTİM bünyesinde, Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi’ni kurduk. HTK üyesi 14 firma ve 3 mobil işletmeci ile ‘Uçtan Uca Yerli ve Millî 5G Haberleşme Şebekesi (UUYM5G) Projesi’ çalışmalarına başladık. 2021 yılı Mart ayı itibariyle ilk fazı tamamlanan projede, 5G altyapıları için kritik öneme sahip 5G çekirdek şebeke, 5G baz istasyonu, 5G’ye özel yönetim, servis ve yazılım ürünleri geliştiriyoruz. Projenin önemli bir aşamasını da 23 Haziran 2021 tarihinde tamamladık. Ürünlerin Ar-Ge süreçleri tamamlandı, prototipleri hazırlandı, şimdi ürünlerin ticari birer ürün olarak kullanılması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Projenin ikinci fazında da yerli ürünlerin üretimlerini gerçekleştireceğiz. Türkiye’nin teknolojiyi sadece tüketen değil, asıl olarak tasarlayan, geliştiren, üreten ve dünyaya pazarlayan bir ülke haline gelmesini hedefliyoruz. Bu hususta ülkemizin 5G ve ötesi konularında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine de ayrı bir önem veriyoruz. 5G ve Ötesi Ortak Lisansüstü Destekleme Programı’nı hayata geçirdik. Yine Bakanlık ve BTK olarak, kurmuş olduğumuz BTK Akademi aracılığıyla; çocuklarımıza gençlerimize bilişim alanında yazılım, donanım, siber güvenlik gibi farklı kategorilerde ücretsiz eğitimler veriyoruz.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, BTK Akademi Kariyer Zirvesi 22 kapsamında gençleri kariyerinde önemli bir noktaya gelen yöneticilerle bir araya getirdiklerini belirterek, eğitim portalına kayıt yaptıranların sayısının günden güne arttığını, eğitim portalının 1 milyonu geçen kayıtlı kullanıcısı bulunduğuna işaret etti. “Teknolojik gelişmeler ve kullanım yaygınlığı ile birlikte, siber güvenlik riskleri de giderek artıyor, çeşitleniyor” diyen Karaismailoğlu, siber güvenliğin, milli güvenliğin bir parçası ve ülkelerin refahını doğrudan etkileyen bir faktör haline geldiğine dikkati çekti.
2 BİN 575 YERLEŞİM YERİNE 4,5G HİZMETİ GÖTÜRDÜK
Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, “Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi bünyesinde ülke çapında 2 bin 100’ü aşkın SOME’lerimiz, ve 6 bin 500’e varan siber güvenlik uzmanlarımız ile 7/24 yürütülen etkin çalışmalarla siber vatanımızı koruyoruz. Orta yaş ve üstü kuşaklar, Türkiye’nin elektronik haberleşme alanında neler yaşadığını, nerelerden geçerek buraya geldiğini gayet iyi biliyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün hacmi 2003 yılında 20 milyar TL seviyesinde iken sektör büyüklüğü geçtiğimiz yıl, bir önceki yıla göre yüzde 41 artarak yaklaşık 266 milyar TL’ye erişti. Kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle iş birliği içinde ‘Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nı hazırlandık. Evrensel hizmet projeleri ile 2 bin 575 yerleşim yerine 4,5G hizmeti götürdük. 1600 yerleşim yerine daha evrensel hizmeti götürme çalışması devam ediyor. Tamamen yerli ve milli imkanlarla yapılan çalışmalar neticesinde ULAK 4.5G baz istasyonunu geliştirdik” diye konuştu.
E-DEVLET KAPISINI KULLANAN KİŞİ SAYISI 61,5 MİLYONU AŞTI
Vatandaşların daha şeffaf bir şekilde kamu hizmetinden faydalanmasına katkı sağlayan E-Devlet Kapısı ile 937 kurumun 6 bin 732 hizmetinin elektronik ortamda sunulduğunu belirten Karaismailoğlu, E-Devlet Kapısını kullanan kişi sayısının 61,5 milyonu aştığını dile getirdi. “Vatandaşlarımız artık kamu binalarına gitmeden sadece tek tıkla, birçok hizmete kolaylıkla erişebiliyor” diyen Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, “Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki ulaşımda olduğu gibi ülkemizin haberleşme altyapısını da devlet aklıyla planlıyor, akademik, bilimsel zeminde değerlendiriyor ve kamu-özel sektör iş birlikleriyle hayata geçiriyoruz. Ülke menfaatlerimizi gözeterek hem ulaşım hem de iletişim sektörlerinin gelişmesi için gereken her türlü çalışmanın gereğini yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi.
Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi.
Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95’inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi.
Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi nedeniyle bulunduğu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.