Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramanmaraş Azerbaycan Mahallesi’nde 250 Bininci Afet Konutu Anahtar Teslimi ve Kura Çekim Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Asrın Felaketi tamamen ortadan kalksın diye, 2025 bütçemizde 584 milyar liralık kaynak ayırdık. Yıl sonunda tüm şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmayı, geride yarım kalan tek bir hikâye bırakmamayı hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kahramanmaraş Azerbaycan Mahallesi’nde 250 Bininci Afet Konutu Anahtar Teslimi ve Kura Çekim Töreni’ne katıldı.
Konuşmasında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’i Kahramanmaraş’ta ağırlamaktan bahtiyarlık duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören vesilesiyle “Bir millet iki devlet” şiarının somutlaşmasına bir kez daha şahitlik ettiklerini söyledi.
“Çünkü biz aynı bayrağın gölgesinde dua eden, aynı seccadede gözyaşı döken, aynı istiklal için can veren bir milletin iki devleti, tek yürek taşıyan evlatlarıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “‘Ayrılır mı gönül candan? Türkiye Azerbaycan’dan’ diyen şairlerin, kelimelere harf harf nakşettiği kardeşliğimizin ne manaya geldiğini bugün tüm dünyaya yeniden gösteriyoruz. Rabbim aramızdaki şu sarsılmaz dayanışmayı, şu muhabbeti daim eylesin. İlham kardeşime ve heyetine Kahramanmaraşlılar adına teşekkür ediyorum. Burada öncelikle şunu vurgulamak istiyorum. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kader birliğinin en somut örneklerinden biri açılışını yaptığımız konutlardır. Biliyorsunuz, 6 Şubat 2023’te tarihimizin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadık. Geçmişten bugüne pek çok acı hatıralarımız oldu ama o sabah 11 ilimizde gördüğümüz yıkım ve elem hepsinden ayrıydı. 12 bin 796’sı Maraş’ta olmak üzere 53 bin 735 canımızı toprağa verdik. Rabbim bizlere böyle bir acıyı tekrar yaşatmasın. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, geride kalan kardeşlerime sabırlar diliyorum.”
“ÜLKEMİZİN İMDADINA İLK KOŞANLARDAN BİRİ CAN AZERBAYCAN’DI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin ilk anından beri inançlarını hiç yitirmediklerini, yaşadıkları imtihan karşısında bir gün bile ümitsizliğe kapılmadıklarını dile getirerek, şöyle konuştu: “Milletimizle gönül gönüle verdik ve süratle kendimizi toparladık. Bu zorlu süreçte ülkemizin imdadına ilk koşanlardan biri can Azerbaycan’dı. Felaketin haberini alır almaz ‘Seninleyim Türkiye’m’ diyerek kardeş kömeği başlatan, arabasının tavanına varını yoğunu sararak milletimize yardım etmeye çalışan, duaları, destekleri, samimi gözyaşlarıyla acımızı paylaşan Azerbaycan halkının dayanışmasını hiçbir zaman unutamayız ve unutmayacağız. Özellikle İlham kardeşimin ve saygıdeğer refikası Mihriban Hanım’ın yardım seferberliğimize verdiği güçlü katkının gönlümüzde hep ayrı bir yeri var. Azerbaycan Mahallemiz bizim en değerli proje alanlarımızdan biri. Adeta gurur tablomuz. Depremle yıkılan bu mahalle şimdi Azerbaycan’ın da desteğiyle yeniden ayağa kalkıyor.”
“PROJELERİMİZİN HEMEN HEMEN YARISINI TAMAMLADIK”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in projeyi yakından takip ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşa edilen konutların ikamet edeceklere güvenli ve huzurlu bir yuva olacağını, görenleri kendisine hayran bırakacağını söyledi.
“Sadece evleri değil, parkları, bahçeleri, kültür merkezi, Haydar Aliyev İlkokulu ile burası Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirlerine yakışacak bir yaşam alanı olarak ihya ediliyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şu anda burada toplam 2 bin 778 konut, dükkân ve ofisimizin inşası tüm hızıyla devam ediyor. Bugün itibarıyla projelerimizin hemen hemen yarısını tamamladık. İnşallah yıl sonuna kadar kalan eserlerimizi de tamamlayıp hak sahiplerine teslim edeceğiz. Şunu burada büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Cenap İlham Aliyev’in öncülüğünde uzanan bu kardeşlik eli, Maraş’ın bağrına kardeşlik mührünü vurmuştur. Burada atılan her adımda, çakılan her çivide, Anadolu’da olsun, Azerbaycan’da olsun Türk’ün alın teri, samimiyeti ve duası vardır. Rabbim kendilerinden razı olsun diyorum. İşçisinden mühendisine, emeği geçen her bir kardeşime, Azerbaycanlı gönüldaşlarımızın tamamına şükranlarımı sunuyorum. Azerbaycan Devlet Konut İnşa Ajansı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığımıza ayrı ayrı şahsım ve milletim adına tebriklerimi iletmek istiyorum. Mahalle sakinlerimizin yeni evlerinde huzurla, sağlıkla, afiyetle güzel günlerde güle güle oturmalarını temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradaki gibi projelerle asrın felaketinde yıkılan şehirlere umut, geleceğe güven verecek yeni ortamlar inşa ettiklerini belirtti.
Konut projelerinin yanında sosyal donatı alanları ve altyapı projeleriyle yeni yaşam alanları kurduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihî alanları aslına uygun şekilde yeniden ayağa kaldırdıklarını söyledi.
Kahramanmaraş’taki Kapalı Çarşı’da tescilli kültür varlıklarını restore ettiklerini, tarihi Demirciler Çarşısı’ndaki iş yerlerini yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adıyaman’da tarihi kent meydanımızı, Malatya’da Şire Pazarı, Kuyumcular Çarşısı, 100. Yıl ve Bakırcılar Çarşısı’nı, Hatay’da Uzun Çarşı’yı, Habibi Neccar Camimizi, yüzlerce yıllık Kemal Paşa ve Kurtuluş caddelerini tarihi kimliğine uygun olarak ihya ediyoruz. Dünyada ve bölgemizdeki şartlar ne olursa olsun bizim önceliğimiz bellidir. Biz hükûmet olarak en kısa sürede asrın felaketinin şehirlerimizde açtığı yaraları sarmanın derdindeyiz” diye konuştu.
İktidarlarının hiçbir döneminde millete düş kırıklığı yaşatmadıklarını, seçim meydanlarında verdikleri sözleri burada da tutacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bu anlayışla, deprem bölgesini devasa bir şantiye alanına çevirdik. İnanın hiçbir ülke böyle büyük bir afetin altından bu denli hızlı kalkamaz. Felaketin ilk gününden bu yana adeta bir Avrupa ülkesi büyüklüğündeki alanı inşa ettik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 ilde kurulan şantiyelerde yüz binlerce mimar, mühendis ve işçinin gece gündüz demeden çalıştığını belirtti.
Asrın inşası faaliyetlerinde teslim edilen yuvaların sayısının her geçen gün arttığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Muhalefet tamamen kendi iç kavgasıyla meşgulken, biz altyapısı, üst yapısıyla tamamladığımız konutları hak sahipleriyle buluşturuyoruz. Teslim ettiğimiz konut, köy evi ve iş yeri sayısını Eylülde 100 bine, Ekimde 130 bine, Kasımda 155 bine, Ocakta 201 bine çıkardık. Bugün bu rakamı 250 bine yükseltiyoruz. Birazdan canlı bağlantıyla gerçekleştireceğimiz kura çekimiyle Hatay’ımızda 21 bin 114 konut ve 1125 iş yeri, Malatya’mızda 8 bin 64 konut ve 1097 iş yeri, Adıyaman’ımızda 3 bin 554 konut ve 1723 iş yeri, Gaziantep’imizde 675 konut, Diyarbakır’ımızda 2 bin 636 konut, Adana’mızda 490 konut, Şanlıurfa’mızda 1263 konut, Elazığ’ımızda 1429 konut, Osmaniye’mizde 1336 konut, Kilis’imizde 105 konut, Sivas’ımızda 85 konut, Kayseri’mizde 49 konut ile Kahramanmaraş’ımızda 3 bin 567 konut 744 iş yeri olmak üzere toplam 49 bin 56 bağımsız bölümü daha hak sahiplerimize teslim edeceğiz.”
“GERİDE YARIM KALAN TEK BİR HİKÂYE BIRAKMAMAYI HEDEFLİYORUZ”
Bu yılın sonunda hedeflerinin 453 bin bağımsız bölümü bitirmek olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiye kadar deprem bölgesine 2 trilyon lirayı aşan yatırım yapıldığını belirtti.
Asrın felaketi tamamen ortadan kalksın diye 2025 bütçesine 584 milyar liralık kaynak ayırdıklarını ifade eden Erdoğan, “Yıl sonunda tüm şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmayı, geride yarım kalan tek bir hikâye bırakmamayı hedefliyoruz. Muhalefet anlamasa da yaşadığımız süreç Millî Mücadele ile eşdeğerdir. Biz Allah’ın izniyle bu mücadeleyi alnımızın akıyla veriyoruz. Ne diyorlardı? Hükmet bu enkazın altından kalkamaz. Bu muhterislere rağmen azimle, sabırla, kararlılıkla çalışıyoruz. Her zaman söylüyorum. Herkesin denizi ufku kadardır” değerlendirmesinde bulundu.
“Her seçim döneminde bol keseden atıp tutan şimdi deprem bölgesinin yolunu dahi hatırlayamayanların ufku da ancak sandıkları kadardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşleri bitince maalesef millet akıllarına dahi gelmiyor. Koltuk kavgasından, rant mücadelesinden başlarını bile kaldıramıyorlar. Gerçekten acınacak hâldeler. Bizim pusulamız hiçbir zaman muhalefet olmadı. Biz 23 yıldır olduğu gibi yine sadece işimize bakıyoruz. Onlar umutsuzluk yayacak, biz afetzede kardeşimizin umudu, yoldaşı, kader arkadaşı olacağız. Onlar ‘yapamazsınız’ diyecek, biz şehirlerimizi hep birlikte daha güçlü biçimde ayağa kaldıracağız. Onlar engel çıkartacak, biz ya bir yol bulup ya bir yol açıp engellerin üstesinden geleceğiz. Onlar didişirken, kavga ederken boş beleş işlerle günlerini geçirirken, biz Kahramanmaraş’la birlikte tüm Türkiye’ye aşkla hizmet edeceğiz. 86 milyon olarak hep birlikte güçlü yarınlarla yürüyeceğiz. Ümitvar olmamız için elimizde birçok sebebimiz var. Bakın bunun en güzel örneği Kahramanmaraş İstiklal Spor’dur. 6 Şubat’tan önce amatör ligle mücadele eden bu spor kulübümüz, depremde 14 sporcusunu kaybetmişti. Futbol Federasyonu tarafından üçüncü lige alınan kulübümüz, faaliyetlerine bir yıl ara vermişti. Geçen sene futbolda ikinci lige, basketbolda birinci lige yükseldi. Kendilerini tebrik ediyor. Başarılarının devamını diliyorum. Benzer başarı örneklerinin depremden etkilenen diğer ilerimizde de olduğunu çok ama çok iyi biliyorum.”
“HAMLELER İVME KAZANACAK”
“Rabbim, İlham kardeşimin başkomutanlığında tam 30 yıllık işgalin ve zulmün ardından Karabağ’ın özgürlüğüne kavuştuğunu bizlere gösterdi” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Üç hafta önce, 28 Mayıs Müstakillik Günü vesilesiyle Laçın’daydık. Fuzuli ve Zengilan’ın ardından Laçın Uluslararası Havalimanı’nı da İlham kardeşimle hizmete açtık. İşgalden kurtarıldıktan sonra Karabağ’ın her köşesinde, kalkınma ve imar seferberliği tüm hızıyla devam ediyor. Azerbaycan’la Ermenistan arasında barışın tesisiyle inşallah bu hamleler ivme kazanacak. Cenabı Allah, Azerbaycan’la birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin. Bu düşüncelerle can Azerbaycan’ın 15 Haziran Millî Kurtuluş Günü’nü en içten dileklerimle tekrar tebrik ediyorum. Depremle yitirdiğimiz canları bir kez daha rahmetle, özlemle yâd ediyorum. İlham Aliyev kardeşimin nezdinde, Azerbaycan halkına dayanışmaları, destek ve duaları için en kalbi şükranlarımı sunuyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuralarını çekeceklere yeni yuva ve iş yerlerinin hayırlı olmasını dileyerek, “Konutlarımızın yapımında emeği geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızı, TOKİ’mizi, AFAD’ımızı, hayırseverlerimizi ve tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşmalarının ardından, Kahramanmaraş Kültür Merkezi’nin temelinin atılması, kura çekimi ve Adıyaman, Malatya ve Hatay’da anahtar teslimi için canlı bağlantılar yapıldı.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.