Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar, Türkiye Madencilik Derneği’nin Dünya Madenciler Günü dolayısıyla gerçekleştirdiği Sorumlu Madencilik Zirvesi’ne katıldı.
Bakan Bayraktar, zirvede yaptığı konuşmasında“ Endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde iki nokta ikisi, metalik mineral rezervlerinin binde dördü, kömür rezervlerinin yüzde 1’i, jeotermal potansiyelin binde 8’i Türkiye’de. Bor, soda külü, alçı taşı ve kromda dünyada ilk 5’te yer alıyoruz.” dedi.
Bayraktar, konuşmasında şunları söyledi:
“Madencilik ve sektörümüzün çok kıymetli temsilcileri hanımefendiler, beyefendiler, kıymetli basın mensupları bugün madencilik sektörü açısından çok özel bir günde sizlerle bir aradayız. Bir taraftan Türk madenciliğinin temellerini atan adeta cumhuriyetimizle aynı yaşta bir yandan iki kardeş grubumuz, MTA ve ETİMADEN’in doksanıncı kuruluş yıl dönümünü diğer yandan da Türkiye madenciler derneği tarafından düzenlenen sorumlu madencilik zirvesi kapsamında dünya madenciler gününü kutluyoruz. Sözlerimin başında böylesine anlamlı bir toplantıda sizlerle bir arada olmaktan büyük büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Değerli misafirler madencilik ekonomilerin, sanayileşmenin ve teknolojik gelişmelerin temel yapı taşlarında bir tanesi. insanlık tarihi boyunca çıkarılan ve işlenen madenler bulundukları bölgenin ekonomik büyümesine, sosyal refahın artmasına, nüfusun but yükselmesine ve istihdama büyük katkı sağlamıştır. Ülkemizde maden zenginliği ve maden çeşitliliği açısından oldukça büyük bir potansiyele sahip dünyadaki 90 çeşit madenin yetmişi ülkemizde bulunmakta.
Maden çeşitliliğinde, dünyada yedinci sıradayız. Endüstriyel ham madde zerrelerinin yüzde 2 nokta ikisi metalik mineral rezervlerinin binde 4’ü kömür rezervlerinin yüzde biri jeotermal potansiyelin binde 8’i ülkemizde bulunmaktadır. Bor soda külü, alçı taşı ve kromda dünyada ilk beşte yer alıyoruz.
2024 yılı itibariyle sektörümüz 363 milyar liralık ekonomik büyüklüğe ve yaklaşık yüzde birlik, gayrisafi yurt içi hasılatına ve 150 bine yakın doğrudan istihdama ulaştı. Geçtiğimiz yıl 6 milyar dolar maden ihracatı gerçekleştirdik. Bu yıl 11 aydır ulaştığımız 5,1 milyar dolar seviyesinin yıl sonunda 6 milyar doların üzerine çıkacağına yürekten inanıyorum.
Madencilikte, 2002 yılında gayrisafi yurt içi hasılada yüzde elli altılarda olan pay İlk etapta bugünlerde yüzde bire ama hedef olarak ülkemiz için inşallah yüzde beşlere çıkaracağız. Bunu gerçekleştirirken malumunuz bir mottomuz var. Önce insan sonra çevre sonra katma değerli madencilik diyoruz.
Maden güvenliğinden asla taviz vermeden çevreye rağmen değil, çevreye uyum içerisinde, ham madde olarak değil, katma değerli hale getirerek ara ürün ve 3 ürüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Madencilikte arama faaliyetlerinden üretime kadar her aşamada güncel teknik teknolojileri ve inovatif yenilikçi çözümleri kullanıyoruz. Madencilerimizin sağlığı evlerine ailelerine, sevenlerine sağ salim kavuşmaları bizim en önemli önceliğimiz.
Bu nedenle sıkı ve etkin bir şekilde yürüttüğümüz madenlerdeki denetim faaliyetlerimizi artırıyoruz. 2024 yılında aylık ortalama ve 774 denetim yaparken 2025 yılında bu sayı 806’ya yükseldi. Elbette nicelik kadar denetimin niteliği de büyük önem taşır. Radar, sonar, drone, elektronik takip ve dijital uyarı sistemi sistemleriyle daha etkin denetimler gerçekleştiriyoruz. Bu yoğunlaşan denetimler sayesinde bu yıl 1323 firma idari para cezası uygulandı. Onunla birlikte 2 bin 43 faaliyet durdurma tedbiri aldık.
İnsan sağlığı ve güvenliği yanı sıra faaliyeti tamamlanan maden sahalarının rehabilitasyonuna büyük önem veriliyor. Bugüne kadar rehabilite edilen 13 bin hektarlık sahada 23 noktaya 7 milyon ağaç dikilmesini hep birlikte sağladık..
Madencilik faaliyetiyle birlikte rehabilitasyon yükümlülüğü artık eş zamanlı yürütülüyor. Kıymetli dostlar bugün doksanıncı kuruluş yıl dönümünü kutladığımız köklü çınarlarımız var. Eti Maden savunma sanayiinden nükleer teknolojilere, çelik endüstrisinden tarıma kadar kritik sektörlere yönelik bor ve türevlerini üretiyor. İhraç şampiyonumuz bor madeninde geçtiğimiz yıl 2 buçuk milyon ton satışla 1 milyar 322 milyon dolarlık gelir elde ederek tüm zamanların rekorunu kırıyor.
Yeraltı madenleri zenginliğimizi, katma değerli ürünlere dönüştürmek amacıyla karbür ve ferro bor üretim tesislerini hayata geçirdik.. Ayrıca Eskişehir, 40 kadara kadar kurulan blog tesisle lityum karbon suretinde ilk ürünümüzde elde etmiş olduk. Kumkapı’da, yıllık 600 ton kapasiteli ve endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımıza devam ediyor.
Nadir toprak elementleri son dönemde dünyada olduğu gibi bizde de oldukça gündem olan bir konu. Her ne kadar bazıları bu meseleden yeni haber olsa da MTA genel müdürlüğümüz Eskişehir Beylikova’daki NADİR toprak elementleri sahasında arama faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Yaklaşık 125 bin sondaj gerçekleşti ve bunun sonucunda 694 milyon ton ile dünyadaki tek sahada en büyük Nadir Toprak Elementi kaynağı tespit edildi.
Üretime dönük olarak bor tesisini 2023 yılında devreye aldım. İkinci safha olan endüstriyel tesisin kurulması çalışmalarına da büyük bir hız hızla büyük bir gayretle devam ediyoruz. Hedefimiz 2026 yılında endüstriyel tesisin temelini atmak 2 yıl içerisinde de bu tesisi üretime geçirmek saflaştırma oranı yüzde 92-90 üçten daha yukarılara taşıyacak teknolojiyi daha hızlı bir şekilde elde edebilmek için farklı ülkelerle ve şirketlerle böyle görüşmelerimiz müzakerelerimiz devam ediyor.
Ancak bir kez daha ifade etmek isterim. Nadir Toprak elementlerimizi en doğru şekilde ve milli menfaatlerimizi en uygun şekilde ülkemizin ekonomisine katmayı hedefliyoruz.
Kıymetli misafirler nasıl enerjide tam tam bağımsızlık hedefimiz varsa madenlerde de dışa bağımlılığı bitirmek istiyoruz. Bunu ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu anlayışla başlattığımız milli maden mücadelesinde kritik ve stratejik madenler önemli bir yer tutuyor.
Savunma sanayimiz, yerli otomobilimiz ve bor teknolojilerinin ve bir enerji ekipman üretiminin merkezinde kritik ve stratejik madenler yer alıyor. Bu yıl içerisinde Türkiye kritik ve stratejik madenler raporu malumunuz yayınladık ve kamuoyumuzla paylaştık. Böylece ülkemiz için kritik ve stratejik önemi olan toplam 37 maden türünü belirledik.
Bu madenleri artık özel bir statüde değerlendiriyoruz. Bu alanda arz güvenliği, stok ve özgün planlamaları ile teşvik mekanizmaları içerecek bir yol haritası hazırlayacaksınız.
Kritik madenler strateji belgesini de bir kısa bir süre içerisinde de kamuoyumuza paylaşacağız. Değerli dostlar, geçtiğimiz yıl dünya madenciler günü vesilesiyle buluştuğumuzda hatırlayacaksınız. Madencilikle, yatırımcılarımızın karşılaştığı sorunların en önemli gündem maddelerimizden bir tanesi olurdu ve bu konuda gerekli adımlar atacağımızı ifade etmiştik.
Nitekim bu çerçeveden Gazi meclisimiz, yoğun bir yasama süreci sonunda reform niteliğindeki yeni düzenlemeleri hayata geçirdi. Maden ve enerji alanlarında izin süreçlerini kısaltan sade ve bürokrasiyi azaltarak yatırımların önünü açan 7554 sayılı yasayı oyladı. Yasamız, sayın cumhurbaşkanımızın da onayıyla nihai olarak yürürlüğe girmiş oldu.
Böylece daha planlı ve çevreyle uyumlu yeni bir madencilik altyapısına geçilmiş oldu.
O dönem inşallah artık sona erdi. Yeni düzenlemeye madem ruhsatı verilmeden önce izinler ilgili kurumlar tarafından yatırımcı adına anacak yatırımcı ben bu işe giriyorum dediğinde neyle karşılaştığını bilecek verilen izinler ruhsal süresi boyunca korunacak. Bu da inşallah daha çok yatırım, daha çok üretim ve daha çok ihracat anlamına gelecek.
İkinci olarak arama teminatı getirerek rezerve dayalı nitelikli arma dönemi başlatıyoruz. Arama faaliyetlerinin ciddi ya da yatırım modern yöntemler bilimsel verileriyle yapılması zorunlu hale gelecek. Üçüncü olarak, biraz önce bahsettiğim şekilde Türkiye’nin stratejik vademlerini yasal güvence altına almak Bu mademler için acele kamulaştırma yetkisi kullanılacak kanunla sayın cumhurbaşkanımıza ulusal maden sigorlarını belirleme yetkisi de verilmiş olur.
Türkiye artık sadece maden çıkaran değil, madenimizi stratejik değerine göre yöneten bir ülke haline gelecek. Adeta madencilikte ezberleri bozan bu düzenlemeyle maden bulunmayan 82 bin saha sistemimizden çıkarıldı.
Bu düzenlemeyle birlikte arama adedi 90 binden 8 bine düştü. Böylece sadece gerçek potansiyeli olan sahalar kalmış oldu.
Bu kanun ile enerji arz güvenliği için de çok çok önemli bir adım atıldı.. Özellikle Muğla’daki termik santralleri yerli kömürle besleyecek düzenlemeler yapıldı. Bu bölgede bulunan zeytin ağaçlarının bilimsel esaslarla taşınmasını güvence altına alındı..
Ben inanıyorum ki bu kapsamlı düzenlemelerle madencilikte adeta yeni bir dönemin kapılarını araladık ve yepyeni bir aşamaya geçindik. Şimdi hedefimiz yeni düzenlemelerle madencilik sektörümüze sermaye katkısı yapacak gerek risk sermayesi gerekse uluslararası sermaye ülkemize çekecek ve yeni düzenlemeleri yapmak.
İstanbul’daki İstanbul finans merkezinde maden borsamızı devreye almak istiyoruz. EPİAŞ, bu konuda sermaye piyasası kurulna gerekli başvurusunu yaptı. Bu konuda gerekli izinleri vermesini bekliyoruz.
Bir başka konu daha var. O da altın ithalatı. Türkiye çok önemli bir altın ithalatçısı.
Cari açığı düşürme noktasında bu altın ithalatını mutlak surette azalmamız gerekiyor. Onun için yurt içi ve yurt dışında altın üretimini artırmalıyız. Elbette tekrar söylüyorum. İş sağlığı ve güvenliğinden asla taviz vermeden çevreyi önceleyerek bu yatırımları gerçekleştireceğiz. Şu anda 30-30 40 tonları bulan yıllık üretimi mutlak sürede 100 tonlara çıkarmamız ve yerin altındaki bu değeri ekonomimize kazandırmamız gerekiyor. Altın üretimi noktasında sadece ülkemizde değil, Asya’dan Afrika’ya geniş bir coğrafyada çalışmalar yürütüyoruz.
Afrika’da Nijer’deki altın sahasında faaliyetlerimizin ilk başını tamamladık. Ülkemiz dışında altın üretim ve ilk olarak inşallah ticaretle başlayacağız. Ben her şekilde Özbekistan’da da altın başta olmak üzere farklı maden türlerine yönelik arama faaliyetlerinizi sürdürüyoruz.
Bu ülkelere ek olarak Pakistan, Azerbaycan, Fas,Fildişi ve Suriye’de madencilik haftalarında faaliyetlerimizi somut projelere dönüştürme çalışmalarımıza büyük bir hızla devam eden.siz değerli yatırımcılarımıza, sektörümüzün değerli temsilcilerine şunu söylemek istiyorum. Yurt dışında geliştireceğimiz projelerde Devlet olarak Devlet şirketlerinin de yanınızda olacağız.
Ortaklıklar yoluyla farklı ülkelerde birlikte çalışabilir. Birlikte değer üretebiliriz. Ancak sizlere düşen çok çok önemli bir görev var.
O da sorumlu madencilik anlayışı ile arama ve üretim faaliyetlerinizi sürdürmek, vatandaşlarımızı, gençlerimizi, madenlerle, faal faaliyetlerimizde bilgilendirmeyi ihmal etmemek gerekiyor. Her şeyi devletten bekleyen bir anlayışla değil, bizimle koordineli bir şekilde üniversitelerimiz ve STK’larımızda ülkemizde bir maden seferberliği için emek verin, kafa yorun.Lütfen mesai harcayın.
Ben bu duygu ve düşüncelerle madenlerimize selametle giren geçmiş olsun diye çıkan tüm madenci kardeşlerimin, tüm emekçi kardeşlerinin dünya madenciler gününü tekrar tebrik ediyor. Helal rızık peşinde koşarken hayatını kaybeden maden şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. .
ETi MADEN’İN de MTA’nın doksanıncı kuruluş yıl dönümlerini tekrar tebrik ediyorum. Her 2 kuruluşumuzda görev yapan tüm mesai arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Bu zirvenin. Sorumlu Madencilik Zirvesi’nin ülkemize madencilerimize hayırlı olmasını temenni ediyor. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.