Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesi Tanıtım Programı”nda yaptığı konuşmada, “Birçok başlığın yanında bilhassa ekonomik alandaki stratejiler vizyon belgemizin belkemiğini oluşturmaktadır. Ticaret hacminin genişletilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ortak pazar hedefi mevcut ekonomik ilişkileri yeni bir düzeye taşıyacaktır. Türk devletleriyle dış ticaretimizi orta vadede 60 milyar dolara, uzun vadede 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen, “AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesi Tanıtım Programı”na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türk Dünyası Vizyon Belgesi Tanıtım Toplantısı’nın Türk dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
“SON İKİ ASRIMIZ SADECE MİLLETİMİZ İÇİN DEĞİL, BÜTÜN TÜRK DÜNYASI İÇİN ZORLUKLARLA GEÇTİ”
Bugün aynı zamanda UNESCO tarafından ilan edilen 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün idrak edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk dünyasının ve yeryüzünün farklı köşelerinde aynı dili konuştuğumuz, aynı hayali kurduğumuz, kalplerimizin beraber çarptığı tüm kardeşlerimizin Türk Dili Ailesi Günü kutlu olsun” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İşgalin ve zulmün dayanılmaz boyutlara ulaştığı 1930’larda Özbekistan’ın yiğit evladı Süleyman Çolpan, daha sonra kurşuna dizilerek bedelini hayatıyla ödeyeceği şiirinde, şöyle sesleniyordu, ‘Güzel Türkistan sana ne oldu? Seher vaktinde güllerin soldu. Çemenler berbat, kuşlar hem feryat. Hepsi de mahzun olmaz mı dil şad? Bilmem niçin kuşlar ötmez bahçelerinde.’ Son iki asrımız sadece milletimiz için değil, bütün Türk dünyası için zorluklarla, sıkıntılarla, çilelerle ve işgallerle geçti. Kültür coğrafyamızın birçok bölgesinde o toprağın kadim kimlikleri, dilleri, inanç değerleri yasaklandı, halklar parçalandı. Kelimenin tam anlamıyla bir hazan mevsimi yaşadık. Azerbaycanlı şair Rüstem Behrudi, bir dönem âdeta Türk dünyasının kaderi hâline gelen manzarayı bakın nasıl anlatıyor. ‘O hangi millettir, kaderi sırdır. Yüz ada bölündü, yine de birdir.’”
“TÜRKLERİN BİRBİRİYLE KUCAKLAŞMAMASI İÇİN TÜM YOLLAR DENENDİ”
Türklerin birbiriyle kucaklaşmaması, kaynaşmaması, tek yürek, tek bilek olmaması için tüm yolların denendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimliğini savunan, değerlerine sahip çıkan münevverlerin Turancılıkla suçlanarak ya hapse atıldığını ya sürgün edildiğini ya da Süleyman Çolpan gibi nicesinin kurşunların, darağaçlarının kurbanı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk dünyasının varlığından bahsetmenin sadece sınırların ötesinde değil, 1940’ların “tek parti” döneminde Türkiye’de de yasaklandığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1944 yılında sırf Türkiye dışındaki soydaşlarla ilgilendikleri için birçok aydın, yazar, sanat erbabının “Turancı” denilerek tabutluklara konulduğunu ve işkence gördüğünü kaydetti.
Tek parti döneminde Türkiye dışında da “Türk var” demenin suç sayıldığını, yıllarca tabutluklarda işkence görmek anlamına geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sadece bununla da kalmadılar. Türkiye’ye sığınan Azerbaycan Türklerini, Boraltan Köprüsü’nde kurşuna dizileceklerini bilerek katillerine teslim etmiş, tarihe ‘Boraltan Faciası’ olarak geçen bir utanç lekesi bulaştırmışlardır. Boraltan Faciası, CHP’nin Türkiye’nin tarihine geçmiş bir kara lekesidir. Boraltan Faciası hem milletimizin hem de Azerbaycan Türklerinin zihin ve gönül dünyasında iyileşmesi uzun yıllar alan derin yaralar açmıştır. Tek parti zihniyetinin önümüzdeki temsilcisi olan ve günümüzde de yerini koruyan CHP, Türk dünyasına hâlen şaşı bakmayı, yanlış pencereden bakmayı sürdürmektedir.”
Karabağ’ın 44 gün süren vatan muharebesinde bunu bir kez daha gördüklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin düşmanlarının servis ettiği söylentileri üzerinden, Türkiye’nin Azerbaycan’a destek vermekle suçlandığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatırlayın, CHP’nin dış politikasını yöneten isim çıktı, aynen şunu söyledi. ‘Maalesef gelen haberlerde Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor.’ dedi. Tıpkı 1945 yılında Boraltan Faciası’nda olduğu gibi Karabağ’ın azatlık mücadelesinde de yanlış yaptılar, milletimizi mahcup ettiler, utandırdılar. Sadece Karabağ’da değil, onun öncesinde Suriye ihtilafında da aynı basiretsizliğe, aynı vicdansızlığa şahit olduk. Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken, CHP’nin devrik Genel Başkanı grup kürsüsünden şunları söylüyordu, ‘Bayırbucak’tan söz ediyorlar. Ne bayırı kaldı ne bucağı kaldı. Hâlâ dünyadan haberleri yok bunların.’ Ya bu CHP, bu. Başka bir şey beklemeyin. Son yıllarda yaşadığımız iki önemli meselede CHP’nin tavrı bu oldu.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni Genel Başkan’ın geçen günlerde bir televizyon programında, elinde binlerce soydaşın kanı olan Baas diktasını sekülerlik üzerinden aklamaya çalışmasının, daha ileri giderek CHP ile Baas rejimi arasında özdeşlik kurmasının bu zihniyetin hâlen devam ettiğinin işareti olduğuna dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Alevi canlarımızla ilgili partimize yönelik iftiraları ise bühtandan öte apaçık bir provokasyondur. 86 milyonun kardeşliğini kundaklama teşebbüsüdür. Partimize oy veren milyonlarla birlikte Alevi vatandaşlarımızı da derinden yaralayan bu çirkin yakıştırmaları biz reddediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi soydaşlarıyla birlikte gönül coğrafyasındaki tüm kardeşlerinden, hatta bütün dünyadan izole ederek yönetmeye çalışanların bu büyük ülkeyi yıllarca içine kapattığını, yalnız hâle getirdiğini anımsattı.
“KARDEŞ CUMHURİYETLERİN BAĞIMSIZLIĞINI TANIYAN İLK ÜLKE TÜRKİYE OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı ile 1980’lerdeki Jivkov’un asimilasyon dayatmasına kadar sınırlar dışındaki Türklerle yeterince ilgilenilmediğini söyledi.
Bu ilgisizliğe son veren kişinin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1990’ların hemen başında Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte yeni bir dönem başladı. 1991 yılında Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuşurken, kardeş cumhuriyetlerin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. 1992 senesinde Türkiye’nin girişimleriyle Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveleri düzenlenmeye başlandı. Merhum Turgut Özal’ın ‘Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır. 21. asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözleri çok anlamlıdır. Merhum Özal’dan sonra rahmetli Demirel de Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem vermiştir. Elbette ülkemizde bu mücadelenin bayraktarlığını son nefesine kadar, Cumhur İttifakı ortağımız MHP’nin kurucusu ve ilk genel başkanı rahmetli Alparslan Türkeş yapmıştır. Bu vesileyle Türkiye’nin Türk dünyasıyla kucaklaşma için kalemiyle, kelamıyla gayret gösteren herkesi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Onların özlemini çektiği birlikteliği, dayanışmayı ve kardeşlik iklimini son 23 yıldır attığımız adımlarla biz gerçeğe dönüştürüyoruz.”
“TÜRK DÜNYASI İLE ARAMIZDA YENİ KÖPRÜLER KURDUK”
İsmail Gaspıralı’nın işaret ettiği “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına uygun şekilde Türk devletleri ile iş birliklerini her alanda güçlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2009 yılında, 9. Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’nde, Türk Konseyi’nin kuruluşuna dair Nahçıvan Antlaşması’nın imzalandığını hatırlattı.
Türk Konseyi’nin kurucu belgesi Nahçıvan Antlaşması’nın Türk dünyası açısından bir dönüm noktasını teşkil ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “2021 senesinde Türk devletlerinin bağımsızlığının 30. yıl dönümünün kutlandığı İstanbul Zirvesi’nde iş birliğimizi bir üst aşamaya çıkardık ve Türk Devletleri Teşkilatı olarak yola devam etme kararı aldık. Zirvede, ayrıca, Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi’ni kabul ettik. Teşkilatımızın gözlemci üyelerinden Macaristan’da düzenlenen zirvede ise teklifimiz üzerine 2021 Mart’ın Türk Devletleri Teşkilatı Nevruz Anma ve Kutlama Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdık. Geride bıraktığımız 34 yıllık süreçte, Türk devletleri olarak eğitimden ticarete, güvenlikten enerjiye, kültürden sanata kadar her alanda geçmişle kıyas dahi yapılamayacak sıkı bağlar geliştirdik. TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarımız aracılığıyla Türk dünyası ile aramızda yeni köprüler kurduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, bütün bu çabaları çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacak yeni bir adım attıklarının altını çizdi.
AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesine ilişkin “Türk halklarının birikimini, tecrübesini aynı ufukta buluşturan belge, gelecek yüzyılın inşasında önemli rehber niteliğindedir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Merhum Erol Güngör, ‘Türk dünyasının birliğinin ortak bir tarih ve kültür şuuruna dayanması gerektiğini’ vurgulamıştı. Mümtaz Turhan Hoca da ‘Türk dünyasının birliği için önce ortak bir alfabe ve ortak bir edebiyat dili oluşturmanın şart olduğunu’ ifade etmiştir. Bu anlayışla vizyon belgemizi 6 lehçede ve ortak alfabe ile hazırladık. Belgemiz AK Parti’nin küresel sorumluluk bilinciyle Türk dünyasında birlik ve beraberliği pekiştirme iradesinin en somut göstergesidir. Türk devletleri arasındaki entegrasyonun derinleştirilmesini ve çok boyutlu iş birliklerinin kurumsal bir çerçevede güçlendirilmesini amaçlıyoruz. Ekonomik kalkınma, kültürel dayanışma, stratejik iş birlikleri ve bölgesel barışın sağlanması vizyon belgemizin merkezinde yer alıyor. Belge hazırlanırken mevcut uluslararası anlaşmaları, ikili ve çok taraflı iş birliklerini, bölgesel ve özellikle küresel gelişmeleri dikkate aldık. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal yapısını, Türk dünyasındaki siyasi ve ekonomik dönüşümleri, partimizin dış politika perspektifini, belgeyi hazırlarken rehber ettik.”
“ALINAN KARARLAR DAHA HIZLI VE ETKİLİ HAYATA GEÇİRİLECEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Dünyası Vizyon Belgesi’nin, birbirine bağlı 61 alt başlıkta bütüncül bir yaklaşım geliştirdiğini dile getirdi.
Ekonomik entegrasyon hedeflerinden kültürel iş birliklerine, enerji güvenliğinden ulaştırma ağlarına, eğitimden gençlik politikalarına kadar geniş bir yelpazede düzenlenmiş bölümlerin, Türk devletlerinin mevcut potansiyelini verimli biçimde harekete geçirmeyi hedeflediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Özellikle son dönemde attığımız karşılıklı adımlarla ülkelerimiz arasında artan güven, bu hedeflerin uygulanabilirliğini daha da güçlendiriyor. Böylece, Türk dünyasının geleceğine yönelik planlar soyut önerilerin ötesine geçerek somut projelere dönüşüyor. Belgenin bir diğer önemli yönü kapsamlı bir kurumsal yapılanma teklifidir. Koordinasyonu güçlendiren, karar alma mekanizmalarını hızlandıran ve ortak projelerin takibini mümkün kılan bir yönetim modeli sunuyoruz. Bu adımlar sayesinde iş birlikleri daha sistematik bir çerçeveye kavuşacak, alınan kararlar daha hızlı ve etkili şekilde hayata geçirilecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik alandaki stratejilerin vizyon belgesinin belkemiğini oluşturduğunu belirterek, ticaret hacminin genişletilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ortak pazar hedefinin mevcut ekonomik ilişkileri yeni bir düzeye taşıyacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enerji koridorları, lojistik hatlar ve dijital altyapı çalışmalarının birbirini tamamlayan unsurlar hâline gelmesi, Türk dünyasını küresel düzlemde yükselen bir ekonomik güç odağına dönüştürecektir. Türk devletleri ile dış ticaretimizi inşallah, orta vadede 60 milyar dolara, uzun vadede 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.
Ulaştırma ve lojistik stratejilerinin de bu vizyonun önemli halkalarından olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, orta koridor, Bakü’den Nahçıvan’a uzanan koridor ve Hazar geçişli hatların bütünleşik bir sistem hâline getirilmesinin Türk devletleri arasındaki ticaret akışını hızlandıracağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dil, tarih, edebiyat ve sanat alanlarındaki birçok katmanlı çalışmaların kültürel bağların canlı tutulmasına katkı sağlayacağını belirterek, “Gençlik programları, değişim mekanizmaları ve ortak akademik ağların kurulması, gelecek kuşakların birbirini daha iyi tanımasını ve ilişkilerin sürekliliğini güvence altına alacaktır. Belgenin güvenlik perspektifi ise bölgesel barışın pekiştirilmesine yönelik detaylı bir yaklaşım sunuyor. Terörle mücadele başta olmak üzere çeşitli tehditlere karşı ortak hareket etme iradesi, Türk devletleri arasındaki dayanışmayı somutlaştırıyor” diye konuştu.
“SOYDAŞ VE AKRABA TOPLULUKLARIMIZLA BİRLİKTE TÜRK DÜNYASININ ETKİ ALANINI GENİŞLETEN BİR BAKIŞ AÇISI ORTAYA KOYUYORUZ”
Türk dünyası olarak güçlenen birlikteliği, tüm insanlığın barış, huzur ve dayanışmasının da güçlenmesi olarak gördüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre, iklim, sürdürülebilirlik başlıklarının çağın gereklilikleri doğrultusunda ayrıntılı biçimde belgede ele alındığını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeşil dönüşüm hedeflerinin koordineli şekilde yürütülmesinin ekolojik hassasiyetin politikalarında güçlü bir yer edinmesini sağlayacağını belirterek, su kaynaklarının korunmasının, doğal afetlere karşı dayanıklı şehirlerin inşasının ve karbon nötr hedefinin desteklenmesinin Türk dünyasının çevre politikalarında ortak bir duruş geliştirilmesine imkân verdiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vizyon belgesinin en dikkat çekici yanı, dil ve kültürel ortaklığa dayalı genişleyen bir coğrafi ufka sahip olmasıdır. Soydaş ve akraba topluluklarımızla birlikte Türk dünyasının etki alanını genişleten bir bakış açısı ortaya koyuyoruz. Bu stratejik bakış, gönül coğrafyamızda insan ve kalkınma odaklı kültürel derinliğe dayalı bir diplomasi anlayışını esas almaktadır. Türk Devletleri Teşkilatının kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, ortak dış politika mekanizmalarının oluşturulması ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası tanınırlığının artırılması gibi hedeflere de belgemizde yer verdik. Bununla birlikte bölgesel entegrasyonun sürdürülebilir olması için finansal mekanizmaların kurulması hayati önem taşıyor.”
Kamu-özel sektör iş birliği modelleri, dijital finans çözümleri ve uluslararası yatırımcıların bölgeye çekilmesi gibi kritik hususların üzerinde durduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sanayi, teknoloji, tarım, enerji ve lojistik alanlarında sahip olduğu birikimin bu noktada önemli imkânlar sunduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyon belgesinin ayırt edici yönlerinden birinin iş birliğini derinleştirmeye dönük pek çok somut öneri ortaya koyması olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Türk Dünyası Verimlilik Ajansı, Yapay Zekâ ve Dijital Dönüşüm Merkezi, Çevre Fonu, Acil Müdahale ve Sağlık Destek Birimiyle Ortak Dil Platformu kurulması gibi teklifler, müşterek ve müreffeh geleceğimizin inşasında önemli alternatifler olacaktır. Şu müjdeyi de paylaşmak isterim; bu kapsamlı vizyon belgesini hayata geçirebilmek gayesiyle bir düşünce ve araştırma merkezini kurmayı planlıyoruz. Merkezimizin Türk dünyasına şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.”
“SAMİMİYETLE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
2026 yılının Türkiye için uluslararası zirveler yılı olacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, COP31 Zirvesi vesilesiyle 200’e yakın ülkeyi Antalya’da ağırlayacaklarını, temmuzda ise NATO Zirvesi’ni Ankara’da gerçekleştireceklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi’ne de ev sahipliğini yapacaklarını belirterek, şunları kaydetti: “Türk dünyası olarak bizi birbirimize bağlayan sadece tarih kitaplarında okuduğumuz satırlar değildir. Bizleri bir arada tutan, aynı semaya bakan gözlerin, aynı rüzgârı hisseden gönüllerin kardeşliğidir. Her ziyaretimizde, her zirvemizde şunu çok net görebiliyoruz. Türk dünyası, Balkanlar’dan Hazar’a oradan Taşkent’e, Bişkek’e kadar uzanan geniş coğrafyada düşünen, üreten ve yön veren bir merkez olma potansiyeline ziyadesiyle sahiptir. Bu potansiyeli harekete geçirecek irade, azim, vizyon ve cesaret de Türk dünyası liderlerinde ve halklarında hamdolsun fazlasıyla vardır. Biz bunun için samimiyetle çalışmaya inşallah devam edeceğiz. AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesi’yle bugün işte bu yönde kıymetli bir adım atıyor, kararlılığımızı çok net ortaya koyuyoruz.”
“Yazlık Şifalı Yemekler” TEMASIYLA gerçekleştirilen KORE YEMEĞİ YARIŞMASI’na Kore’nin yeni Ankara Büyükelçisi Sukjoong Boo da katıldı. Büyükelçi eşiyle birlikte yarışmacılar yemeklerini hazırlarken onları dikkatle izledi.
Yarışma başlamadan önce Kore Kültür Merkezi Genel Müdürü Saeng PARK bir konuşma yaptı.
Seong PARK konuşmasında şunları söyledi: “2026 yılı Kore yemekleri yarışmasına katılan tüm yarışmacılarınız ve Jüri üyelerimiz hoş geldiniz.
Bu yılki yarışmamızı, Kore mutfak kültürünün temelini oluşturan fermente gıdaları tanıtmak amacıyla Kore’nin fermente gıdalarıyla hazırlanan “Yazlık Şifalı Yemekler” temasıyla gerçekleştiriyoruz.
Kore’nin fermente mutfak kültürü, doğadaki çeşitli mikro organizmalarını bir arada çalışarak sunduğu doğal bir fermantasyon sürecine dayanır. Soya fasulyesinden tencan koçucan, aynı anda elde edilen özgün salça kültürümüz ile ekleyerek probiyotik değerini en üst seviyeye çıkaran sebze fermentasyonu, bu kültürün temelini oluşturur. Özellikle mikro gözenekleri sayesinde nefes alan geleneksel toprak kaplarımız kullanılarak besin değerlerinin korunması ve derin bir lezzet elde edilmesi, Kore mutfağının ne kadar bilimsel ve özgün bir kültür olduğunun göstergesidir.
Kore’de bir evin yemeğinin tadı salçasının tadından anlaşılır şeklinde bir söz vardır. Salça, Kore fermente mutfak kültürünün en temel malzemesi olup tencere botu, Can ve kancan gibi lezzetler, basit birer çeşidi olmanın ötesinde, Kore halkının akının duygularını ruhunu ve köklü geleneklerini taşıyan birer kültür mirasıdır..
Günümüzde Türkiye’de de key drama ve filmler gibi Kore içeriklerinin etkisiyle Kore yemeklerine olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Bu güzel süreçte gerçekleşen bugünkü yarışmanın iki ülke arasındaki mutfak kültürü etkileşimini daha da canlı kılacak olacağına ve salçalarımız aracılığıyla Kore mutfağının çeşitliliğini ve derinliğini birlikte deneyimlemek için çok anlamlı bir fırsat sunacağına inanıyorum.
Gelecekte de Kore fermente mutfak kültürünün Kore yemeğini temsil eden ana üye olarak yerini sağlamlaştırmasını ve Kore sınırlarını aşarak tüm dünyadaki sofralarda hakettiği yer almasını temenni ediyorum
Bugün yarışmaya katılan herkesin emeğinin ve tutkusunun harika sonuçlara dönüşmesini diler. Hepinize sağlık, başarı ve esenlikler temenni ederim.
Başlamadan önce sizlere kısaca yarışmanın formasından bahsetmek istiyorum. Elemeleri geçerek yarışmaya hak kazanan 10 yarışmacımız, kendilerine verilen 40 dakika içerisinde hem birbirleriyle hem de zamanla yarışacaklar.”
Kore Kültür Merkezi Müdürü Saeng PARK’ın konuşmasının hemen ardından Kore Kültür Merkezi’nde düzenlenen yarışmada, 10 finalist yarışmacı, Kore’nin geleneksel fermente soslarıyla Kore yemekleri hazırladı.
Elemeleri geçen 10 yarışmacı, kendilerine verilen 40 dakika içerisinde yemeklerini hazırladıktan sonra yarışmanın jürisi yemekleri tadarak puanlama yaptı.
Puanlamadan sonra ilk üçe giren yarışmacılar açıklandı ve para ödülleri kendilerine takdim edildi.
Ankara Gençlerbirliği Spor Kulübünün olağanüstü seçimli genel kurulu Çankaya Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlendi.
Seçime tek aday giren Haydar Arda Çakmak, Genel Kuruldaki oylamada Gençlerbirliği Kulübüne Başkan seçildi.
Haydar Arda Çakmak başkan seçilmesinin hemen ardından yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Yönetim içerisinde fikir ayrılıkları olabilir, herkesin görüşüne saygımız var. Keşke bu görüş ayrılığına düşen arkadaşlar kulübümüzü bugün genel kurula götürmeselerdi de daha uygun bir zamanda yapsaydık. Çünkü bugün Gençlerbirliği’nin çözmesi gereken yüzlerce problemi var. İnanın genel kurul, Gençlerbirliği gündeminde en son olması gereken gündem maddesi. Hiçbir şekilde şu anda Gençlerbirliği’nin buna zaman ve vakit ayırmaması lazımdı. Maalesef bunu yaptık. Bugünden itibaren yeni yönetimimizle daha güçlü bir şekilde Gençlerbirliği’ni hak ettiği yerlere getireceğiz. Konuşmalar oldu, kırgınlıklar oldu. Bir hatam varsa ben kendi şahsım adına herkesten özür diliyorum. Bugün itibarıyla Gençlerbirliği’nde kırgınlıklar, kavgalar bitmiştir. Ben kendi adıma herkesi affediyorum, herkesten de af dilerim.”
Gençlerbirliği Spor Kulübünün Yönetim Kurulu da şu üyelerden oluştu;
Arif Ölmez, Gün Emre İçer, Tolga Arslan, Mehmet Doğru, Hüseyin Şen, Ahmet Turgut, Gökhan Kavlak, Cevdet Toptaş, Şevder Oyman, Hacı Mehmet Altınok, Hüseyin Yalçın, Habip Aktaş, Oktay Banlı, Latif Orhan, İbrahim Ethem Koşar, Seçkin Altınel, Arslan Atar, Tarık Demirelli, Enes Altınışık, Kadir Özgün Keskin, Cihat Murat Kahramaner, Tayfun Bağlan, Murat Ilıkan ve Bahri Kavak.
Haydar Arda Çakmak gazetecilerin soruları üzerine yaptığt açıklamada da şunları söyledi:
“Taraftar beklentisi var, ligde başlıyor, yavaş yavaş acelemiz yok, iyi bir santrafor alacağız. O konuda çalışmalarımız var. Bir transferimiz olacak. Bütçemizin biraz üzerinde bir oyuncu olacak ama onun dışında öyle bir şeyimiz yok. Yeni stad, yılbaşından sonra yetişecek biliyorsunuz. Bizim ilk yarıda iki büyük İstanbul takımıyla Ankara’da oynayacağımız maçlar var ikinci yarıda ise bir Trabzonspor maçımız var. Belki o maçlardan birini oynadıktan sonra stadın yapımı biterse; nasıl olacak olacak kaç kişi gelecek, nedir? bir denemek istiyoruz açıkçası. İnşallah stad yetişir, hedeflerimiz var.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye ile Suriye arasındaki karşılıklı ticaretin geçen yıl yüzde 40’ın üzerinde artışla yaklaşık 3 milyar 750 milyon dolara ulaştığını belirterek, “Bu rakamları ilerletme konusunda kararlıyız.” dedi.
Ankara Söğütözü’ndeki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İkiz Kuleler’de Bakan Bolat, Suriye Sınır Kapıları ve Gümrükler Genel İdaresi Başkanı Kuteybe Ahmed Bedevi ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da yer aldığı “Suriye Serbest Ticaret ve Sanayi Bölgeleri ve Yatırım Ortamı” toplantısı gerçekleştirildi.
Bakan Bolat, toplantudaki konuşmasında, TOBB ile Gümrük ve Turizm İşletmeleri AŞ’nin Türkiye’de son 22 yılda 20 gümrük kapısının modernleştirilmesi ve genişletilmesi konusunda yap-işlet-devret modeliyle çok başarılı icraatlar gerçekleştirdiğini söyledi.
Suriye’de yaşanan devrimin üzerinden çok kısa süre geçmesine rağmen ülkenin yeni, güçlü, istikrarlı ve bütünleşmiş bir yönetim anlayışı noktasında önemli ilerlemeler kaydettiğini vurgulayan Bolat, hükümet olarak Suriye’nin daha fazla mesafe katetmesi için destek vermeyi sürdüreceklerini bildirdi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, her iki ülke liderinin ortaya koyduğu 10 milyar dolarlık dış ticaret hedefine ulaşma noktasında da çalışmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Sadece geçen yıl karşılıklı ticaretimizde yüzde 40’ın üzerinde bir artışla yaklaşık 3 milyar 750 milyon dolara ulaştık. Bu rakamları ilerletme konusunda kararlıyız. Bunun gerçekleşmesi için her iki ülkede de üretim ve yatırımlar artırılmalı. Ticaretin geçiş noktası olan kara yolu gümrük kapıları ile deniz yolu ulaşım hatlarının güçlendirilmesi, genişletilmesi, modernleştirilmesi gerekiyor.”
İki ülke gümrük kapılarında ticaretin ve yolcu geçişlerinin aralıksız devam ettiğine dikkat çeken Bakan Bolat, sınırın en doğusunda bulunan Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı’nı da yıl sonuna kadar ticaret, yolcu ve transit geçişlere açmak için çalışmaları hızlandırdıklarının altını çizdi..
Nisan ayından itibaren Türkiye ile Suriye arasında transit ticaretin faal olarak başlamasıyla Lübnan, Ürdün, Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn gibi Körfez ülkelerine yönelik ticaretin gelişmesinin de olumlu bir gelişme olduğunu vurgulayan Bolat, şunları söyledi: “Körfez’deki savaşın ve Hürmüz Boğazı’nın sıklıkla kapanması karşısında dünyada enerji hatlarındaki ve çok önemli petrokimya ürünlerindeki kopukluklar, lojistik ve tedarik hatlarında yaşanan sıkıntılar, Türkiye’den ve Suriye üzerinden Ürdün, Irak ve diğer Körfez ülkelerine gerek kara yolu ulaşım koridoru gerekse petrol ve doğal gaz koridorlarının genişletilmesi, büyütülmesi ve yenilerinin yapımı konusunda büyük bir ihtiyaç olduğunu göstermiştir.”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Körfez ülkeleriyle transit ticareti hızlandırma konusunda iki ülke hükümetlerinin olumlu gelişmeler sağladığını söyledi. Yaklaşık 14 yıldır kapalı olan Suudi Arabistan üzerinden transit ticaret ile Suriye-Ürdün üzerinden transit ticaretin 15 Nisan’dan itibaren düzenli olarak yapıldığını hatırlatan Bolat, Türkiye ile Suriye arasında Ortak Gümrük Komitesinin ve JETCO’nun geçen yıl kurulduğunu, gelecek ay sonunda da Uluslararası Şam Fuarı’nın geniş katılımla yapılacağını da sözlerine ekledi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, buradaki konuşmasında Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı’nın en kısa sürede açılması için Suriye ile çalıştıklarını bildirdi.
Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın talimatları uyarınca iki ülke hükümetlerinin ve bakanlıklarının çok yakın işbirliği ve koordinasyon içinde çalıştığını söyledi.
Cumhurbaşkanlarının koyduğu yıllık 10 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefine ulaşmak için yoğun çalışma içinde olduklarını belirten Bolat, “Devrimden sonraki ilk yılda 3,7 milyar dolar dış ticaret hacmine birlikte ulaştık. Bu, yüzde 40’ın üzerinde bir artış anlamına geliyordu. Bu yıl da ticaret hacmini artırmak için karşılıklı çalışıyoruz.” dedi.
Ticaret Bakanı Bolat, enerjiden ulaştırmaya kadar uzanan alanlar ile altyapıda yapılacak inşaat ve müteahhitlik işleri noktasında da Türk firmalarının Suriye hükümet yetkilileriyle yakın çalıştığına işaret ederek, geçen yıl imzalanan anlaşmayla Ortak Gümrük Komitesini kurduklarını, koordinasyon çalışmalarının da bu komitede yürütüleceğini dile getirdi.
İki ülke arasındaki karşılıklı ticaretin artmasının yanı sıra Avrupa’dan başlayıp Türkiye ve Suriye’ye uzanan, yine Ürdün üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez’e giden, ayrıca Türkiye, Suriye üzerinden Irak’a, Kuveyt’e uzanan transit koridorlarının çalışmaya başlamasının ilerleme olduğunu vurgulayan Bolat, “Hatay Cilvegözü ve Akçakale sınır kapılarından Irak’a, Kuveyt’e, Lübnan’a, Suudi Arabistan’a, Ürdün’e transit ticaret yapılabilmektedir ve günde 300’e yakın tır geçişi transit ticaret amaçlı devam etmektedir. Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı’nın en kısa sürede açılması için birlikte çalışıyoruz.” diye konuştu.
İslahiye-Meydan-ı Ekbez Demir Yolu Hattı ve Gümrük Kapısı çalışmalarına da değinen Bolat, şunları ifade etti:
“Son Körfez Savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın zaman zaman kapatılması, Orta Doğu ülkeleri, Körfez ülkeleri, Suriye, Türkiye, Irak arasındaki yeni petrol boru hatlarının, doğal gaz hatlarının ve kara yolu, demir yolu ulaşım koridorlarının önem kazandığını göstermiştir. Bu konuda da çalışmalar bütün hızıyla devam etmektedir. Yeni projelerin hazırlanması ve inşası faaliyetleri hızlanmıştır.”
Suriye Sınır Kapıları ve Gümrükler Genel İdaresi Başkanı Kuteybe Ahmed Bedevi de Suriye ve Türkiye arasında ortak pek çok bağ bulunduğunu belirterek, “Şu anda Suriye ile Türkiye arasında tam kapasite 6 sınır kapısı çalışıyor. Bunların 5’i hem ticari hem de yolcu geçişine açık. Ancak Kesep Gümrük Kapısı’nda sadece yolcu geçişleri oluyor. Yakın zamanda Nusaybin-Kamışlı Kapısı da faaliyete geçecek. Böylece 24 saat çalışan kapı sayımız 7’ye çıkacak.” şeklinde konuştu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.