Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Kahramanlarımızın Anne ve Eşleriyle Anneler Günü” temasıyla gerçekleştirilen toplantıya katıldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Şehit ailelerine ve gazilerimize hizmet etmek, bizim için bir vefa meselesidir. Bir emanet meselesidir. Aziz şehitlerimizin hatırasına, gazilerimizin fedakarlığına ve siz kıymetli ailelerimizin asil duruşuna sahip çıkma meselesidir.” şeklinde konuştu.
Bakan Göktaş, Bakanlığı ve Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfınca Keçiören düzenlenen “Kahramanlarımızın Anne ve Eşleriyle Anneler Günü” temasıyla yapıllan toplantıya katıldı.
Bakan Göktaş toplantıda yaptığı konuşmasında, birkaç gün sonra Anneler Günü’nün kutlanacağını, bu özel günün öncesinde şehit aileleriyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Şehitlerin emanetinin milletin gönlünde her daim özel yere sahip olduğunu belirten Bakan Göktaş, “Siz kıymetli annelerimiz ise aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı emanetlerin en kıymetli olanısınız. Bugün aynı sofrada buluşmamız, aramızdaki gönül bağını tazelemek ve sizlere olan minnetimizi bir kez daha ifade etmek için çok değerlidir. Bu vesileyle sizlerin ve sizlerin nezdinde tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum. Vatan uğruna canını feda eden şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Sizlere ve gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum.” ifadesini kullandı.
Anneliğin sevginin, sabrın, emeğin ve duanın en güçlü hallerinden biri olduğuna işaret eden Göktaş, insanın hayata güvenle bakmasında, iyiyle kötüyü ayırt etmesinde, ailesine, milletine ve değerlerine bağlı yetişmesinde anne emeğinin belirleyici olduğunu belirtti.
Bakan Göktaş, daha sonra şöyle konuştu: “Ailenin, hayatımızda, kültürümüzde, inancımızda ve toplumsal hafızamızda annenin yeri daima her zaman ayrı tutulmuştur. Bu yüzden annelik, toplumun geleceğini şekillendiren en güçlü değerlerden biridir. Şehit annelerimiz ise yetiştirdikleri evlatlarla milletimizin hür ve güven içinde yaşamasına en büyük katkıyı sunan seçkin yüce insanlardır. Bugün ülkemizin huzurunda, bayrağımızın dalgalanmasında ve milletimizin birlik ruhunda sizlerin fedakarlığının büyük payı vardır. Bizler de Bakanlık olarak sunduğumuz tüm hizmetlerde bu fedakarlığın taşıdığı anlamı esas alıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şehit ailelerinin ve gazilerin yanında olmaya, ihtiyaç duydukları her alanda kendilerine destek sunmaya devam edeceklerini belirtten Bakan Göktaş, “Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, şehit ailelerine ve gazilerimize hizmet etmek, bizim için bir vefa meselesidir. Bir emanet meselesidir. Aziz şehitlerimizin hatırasına, gazilerimizin fedakarlığına ve siz kıymetli ailelerimizin asil duruşuna sahip çıkma meselesidir.” dedi.
Bu anlayışla şehit yakınlarının ve gazilerin hayatını kolaylaştıran her adımı büyük hassasiyetle attıklarına değinen Göktaş, şunları kaydettti: “Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, istihdamda ve sosyal hayatta sizlerin yanında olmayı devletimizin asli sorumluluğu olarak görüyoruz. Bizim için en kıymetli hizmetlerden biri de hanelerinize misafir olmak, kapınızı çalmak, halinizi, hatırınızı sormaktır. Bu inançla 2017 yılından bu yana şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi 868 bin 450 kez ziyaret ettik. Şehitlerimizin hatırasını, gazilerimizin kahramanlığını ve sizlerin taşıdığı emanet bilincini gençlerimizin yakından tanımasını önemsiyoruz. Bu amaç doğrultusunda 81 ilimizde düzenlediğimiz ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ ile evlatlarımızı şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya getiriyoruz.”
İstihdam konusunda da bugüne kadar güçlü adımlar attıklarını söyleyen Göktaş, şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarının kamuda görev alabilmeleri için yapılan düzenlemelerle 52 bin 608 kişinin atamasını gerçekleştirdiklerini anımsattı.
Göktaş, “Ulaşımda da sizlerin hayatını kolaylaştıracak imkanları genişlettik. Sağlık hizmetlerine erişimde sizlere öncelik tanınması için önemli bir adım attık. Sağlık Bakanlığımızla yürüttüğümüz çalışma sayesinde bugün şehit yakınlarımız ve gazilerimiz, Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden öncelikli randevu alabiliyor.” şeklinde konuştu.
Geçen yıl Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıyla birlikte yeni bir uygulamayı hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, “Evsel doğal gaz faturalarında yüzde 50 indirim sağladık. Özel öğretim kurumlarında ise şehit ve gazi çocuklarımızdan alınan ilave tüm ücretleri kaldırdık. Barınmadan rehabilitasyona, sosyal konutlardan kültürel faaliyetlere kadar uzanan geniş bir alanda şehit ailelerimize ve gazilerimize öncelik veriyoruz.” dedi.
“Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam” projesiyle kültür ve sanat faaliyetlerine daha aktif biçimde katılımı desteklediklerini belirten Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:”Diğer yandan, hizmetlere daha kolay ulaşmanız için dijital imkanları da devreye alıyoruz. Şehit Gazi Mobil Uygulaması’yla başvurulara, bilgilere ve haklara erişimi daha pratik hale getirdik. Geçtiğimiz mart ayında 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını başlattık. Böylece daha önce ücretsiz seyahat kartından yararlanmış ancak yaş şartı nedeniyle kartını iade etmek durumunda kalmış evlatlarımız, Şehit Gazi Mobil Uygulaması üzerinden tanıtım kartlarına ulaşabiliyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her çalışmamızda aynı samimiyet, özen ve yüksek sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz.””Türkiye olarak bütün gayretin, çocukların güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu ülke iklimini güçlendirmek olduğunu vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu:”Terörsüz Türkiye hedefimiz, bu güçlü gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından biridir. Bu hedefe yürürken en temel hassasiyetimiz şudur: Şehitlerimizin aziz hatırasına gölge düşürecek hiçbir adıma izin vermemek. Gazilerimizi incitecek hiçbir söze, hiçbir tavra müsamaha göstermemek. Şehit ailelerimizin gönlünü yaralayacak hiçbir yaklaşımı kabul etmemektir. Çünkü bu ülkenin birliği de geleceği de huzuru da şehitlerimizin bizlere bıraktığı mukaddes emanet üzerine yükselmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, terörle mücadelede büyük bir kararlılık ortaya koymuştur. Güvenliğiyle, diplomasisiyle, sosyal politikalarıyla ve kalkınma hamleleriyle geleceğe daha güçlü yürüyen bir ülke haline gelmiştir. Terörsüz Türkiye hedefi, aziz şehitlerimizin canları pahasına koruduğu emanetleri daha güçlü biçimde geleceğe taşımaktır.”
Göktaş, bu anlayışla şehitlerin emanetini baş tacı ederek, gazilerin kahramanlığını her zaman yücelterek ve ailelerinin hayır duasının en büyük dayanak olduğunu bilerek çalışmaları sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
Toplantıdan sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit aileleriyl bir süree sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, orman yangınlarıyla mücadelede toplam 5 bin 600 araçlık kara filosuna ulaştıklarını belirterek, “Göreve uğurlayacağımız 20 dozer, 65 arazöz ve 16 ekskavatörle ülkemizin dört bir yanında ‘yeşil vatan’ savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz.” dedi.
Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen “Yangın Söndürme Araçlarının Görev Yerlerine Uğurlanması Töreni”nde yaptığı konuşmada, göreve uğurlayacakları her aracın, ormanları koruma iradelerinin, devletin gücünün ve orman teşkilatının birer nişanesi olacağını söyledi.
İklim krizinin artık bir senaryo olmaktan öteye geçtiğine işaret eden Yumaklı, değişen iklim koşullarının dünyanın her ülkesi gibi Türkiye’yi de yoğun bir şekilde etkilemeye devam ettiğini anlattı.
Meteorolojik verilerin, tablonun ciddiyetini açık bir şekilde ortaya koyduğuna dikkati çeken Yumaklı, 2025’te sıcaklık ortalamalarının neredeyse bütün aylarda mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini, geçen yılın son 176 yılın en sıcak ikinci yılı olarak kayıtlara geçtiğini hatırlattı. Geçen yıl çok ciddi bir kuraklık yaşandığını anımsatan Yumaklı, “Bu yıl mart ve nisan aylarında, ciddi yağışlar aldık. Bu, su varlıklarımız açısından son derece önemli ancak doğanın canlanmasının avantajları kadar dezavantajları da olmaya başladı. Seller ve diğer hususları bir kenara bırakacak olursak, sadece orman yangınları açısından baktığımızda ot ve çalı formundaki bitki örtüsünün yoğun bir şekilde büyümesi ve yaz aylarında kuruyacak olması sebebiyle ince yanıcı madde miktarında artış söz konusu olacak.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, bu durumun yangınların daha kolay başlamasına ve daha hızlı bir şekilde yayılmasına neden olabileceğinin altını çizerek, sıcaklıkların artmaya başladığı anlardan itibaren açık alanda herhangi bir ateş yakılmaması gerektiğini vurguladı. Orman yangınlarına karşı hazırlıkları, iklim değişikliğinin getirdiği tüm tehditlere göre yaptıklarını aktaran Yumaklı, bu durumun yıl boyunca sürmesi gerektiğini bildirdi.
Bu mücadelenin en büyük gücünün, Orman Genel Müdürlüğü ve orman teşkilatı olduğunu vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:
“Aylar öncesinden, arkadaşlarımız sahaya indi. Köy köy, mahalle mahalle dolaşarak bilgilendirme, eğitim ve farkındalık çalışmalarını tamamladı. Başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere valilerimizle ve tüm kurumlarımızla toplantılar yaparak hem geçmiş yılın değerlendirmesini gerçekleştirdik hem de bu yıl neler yapmamız gerekiyor konuştuk. Her geçen yıl da kabiliyetimizi artırıyoruz. Orman Genel Müdürlüğünün envanterindeki ve mücadelede kullandıkları hava ve kara gücü, Cumhuriyet tarihinin en güçlü yangınla mücadele kapasitesini ifade etmektedir. 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile dünyanın sayılı filolarından birisini oluşturmuş durumdayız. Geçen yıla göre, hava aracı sayımızı artırarak 161’e ulaştık. Su atma kapasitemiz de 462 ton oldu. Hava araçlarımızın suya erişimini kolaylaştırmak için 4 bin 852 gölet ve havuz oluşturduk.”
Bakan Yumaklı, görev yerlerine uğurlayacakları araçlarla birlikte 1953 arazöz, 878 iş makinesi ve 2 bin 766 ilk müdahale aracıyla toplam 5 bin 600 araçlık kara filosuna ulaştıklarını belirterek, ormanların içinde yollar ve farklı tesislerin oluşturulmasıyla müdahale süresinin aşağı çekileceğine işaret etti.
Geçen yıl verilerine göre, orman yangınlarının yüzde 91’inin insan kaynaklı çıktığını anımsatan Yumaklı, ormanlarda ve orman yakınlarında ateş yakılmaması gerektiğini bildirdi.
Bakan Yumaklı, en küçük ihmalkarlığın bile büyük felaketlere yol açabileceğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün göreve uğurlayacağımız 20 dozer, 65 arazöz ve 16 ekskavatörle, ülkemizin dört bir yanında ‘yeşil vatan’ savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz. Araçların hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah bu arazözleri yangın söndürmek için değil, ağaçları sulamak için kullanalım. Bu vesileyle, ‘yeşil vatan’ uğruna canlarını feda etmiş bütün kardeşlerime rahmet diliyorum. Orman teşkilatımıza, her zaman çok ciddi bir şekilde destek veren, bizleri cesaretlendiren Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’a da şükranlarımı arz etmek istiyorum. Bu büyük mücadelede yalnız değiliz, bunu biliyoruz.”
Konuşmalardaan hemen sonra Bakan Yumaklı, görev yerlerine gönderilecek araçları inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN, 4 yıl sonra Fransa’da gerçekleştirilecek, teması “Fransız Alpleri’nde 2030” olan Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları sonrasına kadar KAYAK Federasyonu Başkanlığı yapacak.
Kayak Federasyonu Olağan Seçimli Genel Kurulu, AMATÖR SPOR KULÜPLERİ KONFEDERASYONU GENEL SEKRETERİ ABDULLAH ALBUNAR’ın Divan Başkanlığında gerçekleştirildi.
Ankara’daki Meyra Palace Otelde yapılan KAYAK Federasyonu’nun 6’ncı Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN başkanlığa getirildi. Tarkan SOYAK ve Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN’in yarıştığı 6’ıcı Olağan Seçimli Genel Kurul’un İki adaylı başkanlık yarışında, oy kullanan 240 delegeden 176’sinin oyunu alan Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN başkanlığa seçildi.
Başkan adayları Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN ve Tarkan SOYAK seçim öncesi konuşmalarında, Kayak Federasyonu 6’ıncı Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda 4 yıllık Başkanlık dönemlerinde gerçekleştirecekler projeler ve faaliyetler hakkında delegeleri bilgilendirdi.
Başkan adayları Tarkan SOYAK ve Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN’in konuşmalarından sonra Başkan, Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelikleri için seçim yapıldı. Oylama sonucunda Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN, KAYAK FEDERASYONU başkanlığına seçilirken yönetim kurulu üyeleri de belirlendi.
KAYAK FEDERASYONU başkanlığına seçilen Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN sonuçların belli olmasından sonra delegelere bir teşekkür konuşması yaptı,
Türkiye KAYAK Federasyonu’nun 6’ıncı Olağan Seçimli Genel Kurulu, Başkan Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN’in tebrikleri kabulü ve yönetim kurulu üyeleri ve delegelerle hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”nde yaptığı konuşmada, “Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hukuk devletinin en genel tanımının bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulması olduğunu söyledi.
Bu tarifi, kuvveden fiile, idealden hakikate çıkaran kurumsal güvencelerin başında, adil ve etkin işleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı organının varlığının geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolunun kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir liman olduğunu belirtti.
Danıştay’ın da bu yolun bidayet, nihayet çizgisindeki son durağı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan tam 158 yıl evvel Şûrâ-yı Devlet adıyla kurulduğunda, Sultan Abdülaziz adına okunan Nutk-ı Hümayun’da hukuki güvenlik, adil ve eşit idare ilkelerinin altı çizilmiş, toplumda sınıf farkı gözetmeksizin hukukun herkes için korunacağı taahhüt edilmişti. Önce Şûrâ-yı Devlet, ardından Cumhuriyet Türkiye’sinde Danıştay, bu taahhüdü takip ederek hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve kökleşmesi için mühim hizmetler ifa etmiştir. Zamanla Danıştay’ın idari ve istişari rolü zayıflamış, buna mukabil yargısal denetim fonksiyonu öne çıkmıştır. Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimiyle Danıştay’ın gerek idari makamlara gerek alt derece mahkemelerine sağladığı rehberlik hâlen önemini koruyor.”
“HAK VE ÖZGÜRLÜKLER, BİR BAKIMA İNSANIN KORUNAKLI ALANINI BELİRLEYEN, BİREYSEL GÜVENLİĞİ TEMİN EDEN KURALLAR KÜMESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde hukuku, insanın doğuştan gelen hak ve özgürlüklerini dikkate almadan kâmilen tanımlayamadıklarını dile getirdi.
Hukukun özü ve meşruiyetini, evrensel nitelikteki bu değerlerden aldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden, kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkân yoktur. Üstelik bu bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Farkında olduğumuz bir diğer husus, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı, devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir. Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir.”
“HER TÜRLÜ AYRICALIĞA VE AYRIMCILIĞA SON VERDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 6 sene önce vefat eden Prof. Dr. İlhan Özay’ın “Gün Işığında Yönetim” kavramıyla önlerinde yeni bir pencere açtığını anımsattı.
Devletin güneşle remzedilmesi ve temel vasıflarının gün ışığına nispetle tarifinin esasen hukuk devletinin zarif ve bilgece ifadesi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Modern anlamıyla hukuk devleti, gün ortasında tam tepeye yerleşen güneş misali aydınlığını her köşeye ulaştırır, herkesi eşit derecede ısıtır ve ışıtır. Eskiler tam da bu sebeple ‘Allah devlete zeval vermesin’ demiştir. Zevalinden endişe edilen hiç kuşkusuz devletin soyut varlığı değildir, adil ve eşitlikçi karakteridir. Adalet ve eşitlik ilkeleri üzerinde neşvünema bulan bir hukuk devleti düzeninde hiç kimse için korku yoktur, ümitsizlik yoktur, çaresizlik yoktur. Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz, göz hizasında konuşur. Bu düzende imtiyazlılar, seçkinler, hukukun kapsama alanı dışında onlar yoktur. Hukuk karşısında eşitlik vardır. Bu düzende idareci, vatandaşın efendisi değil hizmetkârıdır. Bu düzende asıl olan millettir, milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım, toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik. Cumhurla cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik. İyi yönetim ideali, bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamu Denetçiliği gibi kurumlarla idarenin demokratik denetiminin önünün açıldığını belirtti.
Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gibi kurul ve düzenlemelerle vatandaşa ilave güvencelerin sağlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, idari usul açısından önemi haiz pek çok kural ve müessesenin hükûmetleri döneminde hayata geçirildiğini söyledi.
İdari yargı yolunu güçlendirmek için attıkları adımları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme sayısını 126’dan 245’e çıkartarak yüzde 68 oranında artırdıklarını, idare mahkemesi kurulu il sayısını 72’ye, vergi mahkemesi kurulu il sayısını da 39’a yükselttikleri bilgisini verdi.
Sistemdeki en büyük yeniliği 10 yıl önce istinaf yolunu getirerek yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçişin Danıştay’ın içtihat mahkemesi vasfını güçlendirdiğini, iş yükünü ciddi manada azalttığını kaydetti.
“DAHA ETKİN, DAHA HIZLI, DAHA ADİL BİR İDARİ YARGI SİSTEMİ İÇİN ÇABALARIMIZI ARTIRARAK SÜRDÜRECEĞİZ”
İstinaf öncesi sistemde açılan dosya sayısının 186 bine yaklaşmışken 2025 yılı sonu itibarıyla bu rakamın 82 bine düştüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun bilinmesini isterim ki reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür. Kamu idaresinde etkinliği, hesap verilebilirliği, katılımı ve şeffaflığı artıracak yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Kamu idaresi yanında idari yargı yolunun etkinliğini artırma hedefi de reform gündemimiz içindeki öncelikli yerini koruyor. İçinde bulunduğumuz dönemde daha etkin, daha hızlı, daha adil bir idari yargı sistemi için çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz” diye konuştu.
Adalet ve doğrulukla hükmetmenin, kamusal yetkileri bir tahakküm aracı olarak değil, halka hizmetin bir vasıtası olarak görmenin, milletin emanetini ve sorumluluğunu taşıyan herkesin asli vazifesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı organlarının objektif, adil, anayasanın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak hareket etmesinin şüphesiz diğer tüm kurum, kuruluş ve şahısların tavırlarından çok daha önemli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda oluşabilecek en küçük ihmalin veya ihlalin faturasını sadece ilgili merciler değil, millet ve devlet olarak hepimiz ödüyoruz. Madem hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız öyleyse Türkiye’nin çıkarını, Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin huzurunu gözetmek mecburiyetindeyiz. Türkiye kalkınacaksa, büyüyecekse, muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkacaksa bu ancak topyekûn bir mücadele ile gerçekleşebilir” şeklinde konuştu.
Başta Yassıada ve 12 Eylül olmak üzere yargı tarihinin her bir safhasının iftihar tablolarıyla dolu olmadığını herkesin çok iyi bildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde yakın dönem siyasi tarihte Danıştay’ın da hedef alındığı çeşitli provokasyonlara maruz kalındığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “17-25 Aralık’ta olduğu gibi yargı içine sızmış bir örgütün meşru hükûmeti devirmeyi amaçlayan hain bir darbe girişimi yaşadık. Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı, hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hâle geldiği hadiselere tanık olduk. Bunların hepsi ve daha fazlası halen hafızalarımızdadır. Şu bir gerçek ki yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur. Anayasamız yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı tutmuş, bu yetkinin bir yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını belirtmiştir. Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur. Kuşkusuz bu iki konuyu birbirinden kesin sınırlarla tefrik etmenin zorluğu, bazen tartışmalı kararlara ve eleştirilere neden olabilmektedir. Ancak bu tartışmalardan korkulmaması gerektiğine inanıyorum. Tam tersine, yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici, dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmenin yollarını aramalıyız.”
Sosyal medyada artık iyice çığırından çıkan, giderek daha seviyesiz bir hâl alan linç kültürünü bunun dışında tuttuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu linç, kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte, hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır” dedi.
Danıştay’ın temelini oluşturan Şûrâ-yı Devlet’in, 1868 yılında kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Fermanı ile başlayan dinamik bir reform döneminin tam ortasında olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şûrâ-yı Devlet’in teşekkülünden 8 yıl sonra maddi ve şekli anlamdaki ilk anayasanın yürürlük bulduğunu söyledi.
“TÜRK MİLLETİNİN İYİ BİR ANAYASA ÖZLEMİ HÂLEN DİNMEMİŞTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasaların hem devletin temel organizasyonunu hem de devletle vatandaş arasındaki ilişkileri belirleyen normatif çerçeve olduğunu, hukuk devletinin, hukuk üstünlüğünün ve iyi yönetim ilkelerinin temel dayanağının da anayasal metinler olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanun-i Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi hâlen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız. Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır. Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. kuruluş yıl dönümü ve İdari Yargı Günü’nü tebrik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.