Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Türkali-2 kuyusu doğal gaz akış testi programına canlı bağlantıyla katılarak yaptığı konuşmada, “Sondaj konusunda ulaştığımız teknik yeterlilikle, dışa bağımlılığımızı sona erdirdik. Araştırma ve sondaj gemilerimizi filomuza dâhil ettik. Bu gemileri, tersanelerimizdeki bakım ve geliştirme işlemlerinin ardından kendi sınıflarının en iyileri arasına soktuk. İnşallah yakın zamanda Karadeniz gazının devreye girmesiyle, kaynaktaki dışa bağımlılığımızı da önemli oranda azaltacağız” dedi. Konuşmasına, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki yangından etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarım ve Orman Bakanlığımızın, İçişleri Bakanlığımızın, Dışişleri Bakanım gerek Kültür ve Turizm Bakanım, valiliğimizin, Antalya Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimleri ihtiyaç duyulan her türlü araç, gereç ve personel ile yangına müdahale etmektedir” ifadesini kullandı.
Milletvekillerinin de bölgede olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En kısa zamanda yangını kontrol altına almak suretiyle bir an önce temennimiz o ki cana hiçbir şey gelmeden bu yangını söndürmüş olalım. Geniş bir alanda süren yangının en kısa zamanda sönmesi temennimizdir. Olay tüm boyutları ile araştırılarak yangında zarar gören vatandaşlarımıza her türlü destek sağlanacaktır. Rabbimden ülkemizi yangın ve sel başta olmak üzere her türlü afetten muhafaza etmesini niyaz ediyorum” diye konuştu.
“KARADENİZ’DE AÇTIĞIMIZ KUYULAR İLK DEĞİLDİR, SON DA OLMAYACAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl Ağustos ayında milletin uzun zamandır hasretle beklediği müjdeyi büyük bir gururla verdiklerini anımsatarak, şöyle devam etti: “Fatih Sondaj Gemimizin keşfettiği 320 milyar metreküplük doğalgaz sadece Türkiye’de değil, dünyada da büyük yankı uyandırdı. İlk keşiften yaklaşık iki ay sonra Fatih Sondaj Gemisi’ni ziyaret ederek, ilave 85 milyar metreküplük yeni keşfi de gemimizde açıklamıştık. Keşifle ilgili son müjdemizi ise Haziran ayının başlarında Filyos’ta düzenlenen törende vererek 135 milyar metreküplük yeni keşifle toplamda 540 milyar metreküpe ulaştığımızı ilan etmiştik. Karadeniz’de açtığımız bu kuyular ilk değildir, elbette son da olmayacaktır. Bununla birlikte son bir yılda açtığımız kuyuların öncekilerden büyük bir farkı vardır. Daha önce bu işleri uluslararası şirketlerle birlikte kiralama usulüyle yürütüyorduk, artık öncekilerden farklı olarak bu işleri kendi gemilerimiz ve kendi insan kaynağımızla yapıyoruz. Sondaj konusunda ulaştığımız teknik yeterlilikle dışa bağımlılığımızı sona erdirdik. Araştırma ve sondaj gemilerimizi filomuza dâhil ettik. Bu gemileri, tersanelerimizdeki bakım ve geliştirme işlemlerinin ardından kendi sınıflarının en iyileri arasına soktuk. İnşallah yakın zamanda Karadeniz gazının devreye girmesiyle kaynaktaki dışa bağımlılığımızı da önemli oranda azaltacağız. Tabii bu işler bir günde, bir gecede olmadı. Arkasında yılların emeği, ortaya konan güçlü irade ve milletimizin desteği var.”
“2018’DEN BU YANA 14 DERİN DENİZ KUYUSU AÇTIK”
Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar Türk karasularındaki hidrokarbon kaynaklarının nerede olduğuna ve bunların nasıl bulunacağına dair yeterli veri olmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet biz bu işi hakkıyla yapacaksak öncelikle teknik ekipman ve donanım işini halletmemiz gerekir’ dedik ve hemen kolları sıvadık. İlk gemimiz Barbaros Hayrettin Paşa’yı 10 yıl önce satın alarak başlattığımız süreci, Kanuni Sondaj Gemimizde bir üst aşamaya çıkardık. Ardından diğer gemilerimiz geldi, sahip olduğumuz filoyla 2018’den bu yana 14 derin deniz kuyusu açtık” dedi.
Akdeniz ve Karadeniz’deki iki ve üç boyutlu sismik araştırmaların altı yedi katına çıkarıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yaptırımlarla, tehditlerle, şantajlarla, yıldırmalarla biz engellemeye çalıştılar ancak hiçbirine eyvallah etmedik. Kararlı duruşumuzdan geri adım atmadık. Eğer biz o günün şartlarında yerli ve millî imkânlarla bu operasyonları hızlandırmasaydık, son yıllarda elde ettiğimiz başarıları başkalarının insafına bırakmış olacaktık. Akla hayale gelmeyecek türlü bahanelerle attığımız her adımın önü kesilecekti. Hamdolsun bunların hepsi geçmişte kaldı. Artık Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis sismik araştırma gemilerimiz denizlerimizin altını tarıyor, Fatih, Yavuz ve Kanuni de sondajlarını yapıyor. Bugün sismik araştırma ve sondaj çalışmalarında son bir yılda geldiğimiz noktanın önemli bir dönüm noktasını da geride bırakacağız.”
“KARADENİZ GAZININ İLK FAZINI 2023’E YETİŞTİRMEK İÇİN BÜYÜK BİR EMEK HARCANIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sondaj Gemisi’nin açtığı, Kanuni Sondaj Gemisi’nin tamamlamasını yaptığı Türkali-2 kuyusu gaz akış testini gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, “Bir başka ifadeyle keşfettiğimiz ve yerin yüzlerce metre altından çıkartmaya başladığımız Karadeniz gazını, bugün ilk defa yerinde yakacağız. Keşfettiğimiz gazın değerini mesnetsiz iddialarla düşürmeye çalışanlar, bugün burada yanan ateşe iyi baksınlar. Biz burada bilimle, bilgiyle, teknikle konuşarak birilerinin yalanlarla, çarptırmalarla, manipülasyonlarla oluşturmaya çalıştığı algıya da en güzel cevabı veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Kuyuda bu aşamaya kadar yapılan işlemler hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce Türkali-2 kuyusunda üç seviyede uzun süreli akış testleri yapıldığını, 135 metre perforasyon ve çakıl filtre ile kuyu tamamlama işlemleri yürütüldüğünü söyledi.
Bu işlemin Türkiye’de ilk defa derin denizde, Türkali-2 kuyusunda uygulandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İkinci aşamada yüzeyden kontrol edilen akıllı vanalar ve deniz tabanı test vanaları devreye sokuldu. Son aşamada da yüzey test ekipmanları ve flare ile gaz akışa verildi. Bütün bu operasyon, toplamda 247 saatlik bir akış sürecinde gerçekleştirildi. Karadeniz gazının ilk fazını 2023’e yetiştirmek için hem masa başında hem de sahada büyük bir emek harcanıyor. Proje elbette kendi içinde doğal ve teknik zorluklar içeriyor. Hamdolsun şu ana kadar iyi bir planlama ve detaylı iş takvimiyle hedeflerimizden herhangi bir sapma yaşamadık. Bundan sonrası için de çalışmalar aynı titizlikle devam edecek.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir yılda Tuna-1, Türkali-1, Türkali-2, Türkali-3 ve Amasra-1 olmak üzere toplam beş kuyu açtıklarını ve her bir kuyuda keşfedilen gaz miktarını doğruladıklarını belirterek, Tuna-1 kuyusunun 40 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Amasra-1 kuyusunun daha önce elde edilen sismik verilerin yorumlanmasıyla açıldığını bildirdi.
“DOĞAL GAZ ARZ GÜVENLİĞİNDE BÖLGEMİZİN REFAHI İÇİN KİLİT BİR ROLDEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece 135 milyar metreküplük yeni bir rezerv daha yakaladık. Amasra-1 kuyusunun keşfini Sakarya gaz sahasındaki benzer keşiflerin de habercisi olarak görüyoruz. Sahanın etrafındaki çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah buralardan gelecek müjdeli haberleri de milletimizle paylaşacağız” dedi.
Gazı karaya çıkaracak deniz tabanı üretim sistemleri ve kara gaz işleme tesislerinin süreçlerinin eş zamanlı sürdüğünü bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son aşamada ise her iki üniteyi birbirine bağlayacak boru hatlarını inşa edeceklerini kaydetti. Derin deniz etüt ile boru hattı rotalarının çalışmalarının sona erdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Önümüzdeki yıl 169 kilometre boruyu denizin dibine döşeyeceğiz. Bu operasyon dünyanın en uzun derin deniz taban bağlantısı olacak. Kara gaz işleme tesislerinin temelini haziran ayının başında atmıştık. Orada da yoğun bir faaliyet devam ediyor. Karadeniz gazı tüm tesisleriyle biterek, kullanıma girdiğinde Türkiye’nin derin denizlerde arama, sondaj ve üretim kabiliyetlerini üst bir noktaya taşıyacaktır. Bu gazın karaya çıkarılması için yürütülen çalışmalar doğal gaz endüstrisini besleyen yan sanayinin gelişimine de önemli katkı sağlayacaktır. Burada kullanılacak ekipmanın önemli bir kısmı yerli üretim olacaktır.”
Bütün bu faaliyetlerin, Türkiye’nin doğal gazda üretimden taşımaya kadar her aşamada ulaştığı etkinliği ortaya koyduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Doğal gaz arz güvenliğinde bölgemizin refahı için kilit bir roldeyiz. Bölge kaynaklarının uluslararası pazarlarla buluşması için her zaman yapıcı bir pozisyon üstlendik, üstlenmeye de devam ediyoruz. Bölgesinin siyasi ve ekonomik bakımından en güçlü ülkesi olan Türkiye’nin uzattığı dost elini tutanlar bugüne kadar hep kazançlı çıktı. Biz karşılıklı saygı ve haklara riayet çerçevesinde kapalı kapılar ardında ne diyorsak, dışarıda da aynısını söyleyen bir ülke ve yönetimiz. Bazıları gibi yolun başında ayrı, ortasında ayrı, sonunda bambaşka konuşmuyoruz. Kendi gazımızın bölge refahına sağlayacağı katkının farkındayız. Bu projenin, Türkiye’nin enerjide merkez ülke rolüne koyacağı katkıyı da iyi biliyoruz. Türkiye’nin tecrübesinden, bilgi birikiminden, dostluğundan faydalanmak isteyen herkese kapımız sonuna kadar açıktır. Türkiye ile iş yapan bugüne kadar kaybetmedi, bundan sonra da kaybetmeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkali-2 kuyusu akış testinin hayırlı olmasını dileyerek, “En başından bugüne kadar projenin hayata geçmesinde emeği olan Enerji Bakanlarımıza ve diğer herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Canlı bağlantı sırasında Fatih Sondaj Gemisi’ndeki ekip için “Şu anda karşımda doğal gaz millî ekibini görüyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm ekibe şahsım, ailem, milletim adına en kalbi şükranlarımı Ankara’dan bildiriyorum, tekrar tekrar başarılarının devamını diliyorum. Bu yanan ateşlerimiz inşallah hiç sönmesin” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Kısa adı TESK olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 22’inci Olağan Genel Kurulu Ankara Intercontinental otelde gerçekleştirildi.
22’inci Olağan Genel Kurul’da yapılan seçim sonucu Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanlığına Mehmet Yiğiner seçildi.
Tek adaylı 22’inci Olağan Genel Kurulu’da Mehmet Yiğiner, başkanlığa seçilirken oy kullanan 645 delegeden 560’ının oyunu alarak başkanlık koltuğuna oturdu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.