Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Polis, Jandarma, Sahil Güvenlik Personeli ve Güvenlik Korucuları ile İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, “Bugün ülkemizin her karışında huzur ve emniyet hâkim. Türkiye’nin batısı ne kadar güvenli ise doğusu o kadar güvenli. Kuzeyi ne kadar emniyet içinde ise güneyi o kadar emniyet içinde. Yıllarca terör tehdidi sebebiyle gidilemeyen yerlerde artık çobanlar koyun otlatıyor, yerli-yabancı turistler geziyor. Güven ortamı güçlendikçe buna paralel olarak yatırım artıyor, istihdam artıyor. Esnafın, tüccarın, çiftçinin yüzü gülüyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen, “Polis, Jandarma, Sahil Güvenlik Personeli ve Güvenlik Korucuları ile İftar Programı”na katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Süheyl Mahmud’u iftar sofrasında misafir etmekten memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu bereketli sofranın başında katılımcıları bir araya getiren İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığına da teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Bu güzel ve anlamlı buluşma vesilesiyle Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan terörle mücadeleye ve 15 Temmuz direnişine kadar mukaddes bildiğimiz bütün değerler adına insanımızın huzuru, birliği, dirliği için şehit düşen kahramanları rahmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları inşallah cennet olsun. Hayatta olan gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyorum. Şehadet ve gaza bilincini adeta hayatının merkezine koyarak çocuklarını, ‘Ya şehit ol ya gazi’ duasıyla göreve uğurlayan anne babaları şükranla anıyor, bu ruhu hâlen diri tutan tüm anne babaların ellerinden öpüyorum” ifadelerini kullandı.
Salondakilerin yanı sıra vatanın dört bir köşesinde, hudut bölgelerinde, dağlarda, denizlerde ve yurt dışı misyonlarımızda görev yapan, nöbet tutan, gerektiğinde vatanı ve milleti için feda-ı can eylemeyi cana minnet bilen güvenlik birimlerinin tüm mensuplarına ülke ve millet adına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah yar ve yardımcınız olsun. Rabbim sizleri her türlü tehditten, her türlü saldırıdan muhafaza etsin diye dua ediyorum” dedi.
Ataların altın değerindeki hikmetli sözlerinden birinin de “Dirlik olmadan birlik olmaz” manifestosu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Milletimizin dirliği aynı zamanda milletimizin birliğidir. Ucunda şehadet olsa bile hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan dirliğimizi ve birliğimizi koruyan sizlersiniz. Bugün Türkiye, dünyada ve bölgesinde gıptayla izlenen bir huzur, güven ve istikrar adasına dönüşmüşse bu başarı da aslan payı sizlerindir. Emniyet güçlerimiz yakın tarihimizde başka ülkelerle karşılaştırılmayacak ölçüde çetin mücadeleler vermiş, büyük sınavlardan başarıyla geçmiş, maruz kaldığı sayısız itibar suikastına rağmen devletimize yönelik her saldırıyı, istiklalimize yönelik her oyunu hamdolsun boşa çıkarmıştır. Hiçbir ayrım yapmadan terör örgütleriyle mücadelede destanlar yazan sizlersiniz. Organize suç örgütlerine nefes aldırmayan sizlersiniz. Zehir tüccarlarına, çetelere, kendini devletten ve kanundan üstün gören küstahlara göz açtırmayan sizlersiniz. Gezi olaylarında olduğu gibi Türkiye’yi istikrarsız hâle getirmeye yönelik kökü dışarıda kalkışmaları bertaraf eden sizlersiniz. Bukalemun gibi sürekli renk değiştiren, girdiği kabın şeklini alan omurgasız vatan hainlerinin 15 Temmuz gecesi demokrasimize kastetmesine geçit vermeyen sizlersiniz. İnsan kaçakçılarının, göçmen tacirlerinin planını bozan yine sizlersiniz. Denizlerimizde yaşanan can pazarında binlerce hayatı kurtaran sizlersiniz. İnsanlık tarihinin en zengin hazinelerini barındıran ülkemizde, yağmacılara ve talancılara aman vermeyen sizlersiniz. Aidiyetine, inancına, uyruğuna, kimliğine bakmadan gadre uğrayanların imdadına koşan, suçluların adeta adalete teslim etmeden, gözüne uyku girmeyen halkımızın huzuru için fedakârca çalışan sizlersiniz.”
“ÖZGÜRLÜKLERİMİZE VE DEMOKRASİMİZE KİM SALDIRIRSA TEPELERİNE BİNMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Polisi, bekçisi, jandarması, sahil güvenliği ve güvenlik korucularıyla İçişleri Bakanlığının tüm mensuplarını can-ı gönülden tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Cumhurbaşkanı olarak her birinizle gurur duyduğumu, her zaman gurur duyacağımı bilmenizi isterim. İnsanımızın huzurunu kim bozarsa, devletimizin güvenliğine kim el uzatırsa, özgürlüklerimize ve demokrasimize kim saldırırsa tepelerine binmeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da güvenlik birimlerinin vazifelerini rahatça ifa edebilmeleri için üzerlerine ne düşerse yapacaklarını, güvenlik görevlilerini her açıdan desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.
“HER OYUNU BOZACAK, HER KOMPLOYU BOŞA ÇIKARACAK HAZIRLIĞIMIZ VAR”
Tarih boyunca birilerinin gölgesinde kalmayı, birilerinin gölgesine sığınmayı, zül addetmiş, hür doğmuş, hür yaşamış, hür olarak emaneti teslim etmeyi her şeyden aziz görmüş bir millet olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gölge olarak sadece ay yıldızlı al bayrağın gölgesini bilir ve tanırız. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya bakınız ne güzel ifade ediyor. ‘Savaş bizi karlı dağlara çıkardığı gün kızıllığında ısındık. Dağlardan çöllere düşürdüğü gün gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün rüzgarlarla dalgalı barışın güvercini, savaşın kartalı, yüksek yerlerde açan çiçeğim. Senin dibinde doğdum, senin dibinde öleceğim.’ 86 milyonun her bir ferdi için yeryüzünde en güvenli yer, ay yıldızlı al bayrağımızın huzur veren gölgesidir. Allah’ın izniyle sizlerin de gayretiyle inşallah bu gölgede huzursuzluk, istikrarsızlık, kargaşa ve kaos çıkarılmasına izin vermeyeceğiz. Hemen her gün yeni bir krizin ve gerilimin baş gösterdiği coğrafyamızda her hamlemizi incelikle planlıyor, her adımımızı dikkatle atıyoruz. Şunu sizin ve ailelerinizin çok iyi bilmesini arzu ediyorum, her hesaba karşı unutmayın, bizim de hesabımız var. Her oyunu bozacak, her komployu boşa çıkaracak hazırlığımız var. Ne yapıyorsak 23 yılın tecrübesiyle ince bir siyasetle çok iyi planlanmış bir stratejiyle yapıyoruz. Her detayını adım adım belirlediğimiz stratejilerimizi sabırla, sükunetle ve kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Dostlarımız kadar hasımlarımızın da çok iyi gördüğü ve kabul ettiği üzere, Türkiye bugün yakın tarihinde hiç olmadığı kadar güçlüdür, müteyakkızdır, muktedirdir, inisiyatif ve irade sahibidir.”
“TÜRKİYE, ARTIK FARKLI BİR LİGİN OYUNCUSU HÂLİNE GELİYOR”
Yeniden şekillenen dünya sisteminde bölgesinin kutup başı olarak yerini pekiştiren bir Türkiye’yi süratle inşa ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şu hususu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Hamdolsun bugün ülkemizin her karışında huzur ve emniyet hâkim. Türkiye’nin batısı ne kadar güvenliyse doğusu o kadar güvenli. Kuzeyi ne kadar emniyet içindeyse güneyi o kadar emniyet içinde. Yıllarca terör tehdidi sebebiyle gidilemeyen yerlerde artık çobanlar koyun otlatıyor. Yerli yabancı turistler geziyor. Güven ortamı güçlendikçe buna paralel olarak yatırım artıyor, istihdam artıyor. Esnafın, tüccarın, çiftçinin yüzü gülüyor. Gabar’da olduğu gibi yıllarca atıl kalan petrolümüzün, doğal gazımızın ekonomiye kazandırılmasıyla 86 milyonun tamamının refah seviyesi yükseliyor. Yaklaşık yarım asır boyunca yürüyüşümüzün sekteye uğradığı, milletimizin kardeşliğini zehirleyen, ekonomimize 2 trilyon doları aşan, ağır bir fatura yükleyen terör riski ortadan kalktıkça Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni fark etmeksizin aziz milletimizin bütün fertleri kazanıyor. Türkiye, Cenabı Allah’a sonsuz hamdolsun artık farklı bir ligin oyuncusu hâline geliyor.”
“MİLLET OLARAK HEDEFİMİZE ULAŞACAĞIMIZA YÜREKTEN İNANIYORUM”
Terörsüz Türkiye süreciyle elde edilen tüm başarıları bir adım ileri taşıyıp, ülkenin kazanç hanesine silinmeyecek bir şekilde yazdırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bir yanda askeri, polisi, jandarması, istihbaratçısı, güvenlik korucusuyla devletimizin güvenlik kuvvetleri, diğer yanda millî iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz, öte yanda dayanışma içinde hareket eden Cumhur İttifakımız ve elbette attığımız her adımda bizleri hayır duasıyla yalnız bırakmayan aziz milletimizle birlikte bu süreci ilmek ilmek dokuyoruz. Küllerinden yeniden doğan ve bin yıllık tarihinde nice zorluğun üstesinden gelen bir millet olarak hedefimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Anaların ağlamadığı, hayatının baharındaki fidanların vakitsiz kırılmadığı, ocaklara ateşlerin düşmediği bir Türkiye’yi inşallah birlikte inşa edeceğiz.”
“BU DEVLET SONSUZA KADAR KAHRAMANLARIYLA VAR OLACAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinde varılan noktanın güvenlik güçlerinin kahramanlığı, gazilerin cesareti ve kalplerinin en müstesna köşesinde hatıralarını yaşattıkları aziz şehitlerin destansı mücadelesinin eseri olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Kahramanlar, şairin dediği gibi, ‘yurdu yaşatmak için vardır’ ve bir milletin bekası kahramanlarının varlığına bağlıdır. Kahramanlarımız, gazilerimiz ve şehitlerimizin omuzları üzerine yükselen bu devlet, bundan sonra da sonsuza kadar kahramanlarıyla var olacak, masum ve mazlumların umut adresi olmaya devam edecektir. Türkiye Yüzyılı vizyonunda anlamını bulan büyük ve güçlü Türkiye’ye inşallah beraberce vasıl olacağız. Rabbim yolumuzu bahtımıza açık etsin diyorum. Ülkenize ve milletinize yaptığınız hizmetlerden dolayı her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün burada bulunamayan, görev başında olan, nöbette olan tüm kardeşlerimize selamlarımı iletmenizi sizlerden istirham ediyorum. Allah yardımcınız olsun.”
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.