Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Orta Vadeli Programımız çerçevesinde ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Bu doğrultuda Uzun Süreli Bakım Sigortası Sistemi’nin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz.” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Başkent Ankara’daki Meyra Palace Otelde düzenlenen 2’inci Yaşlılık Şurası’nın kapanış programında hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz konuşmasında, yaşlılık konusunun daha belirgin bir politika alanı şeklinde ele alınmaya başlandığını belirterek, devam eden süreçte “Emekliler Yılı”, “Aile Yılı” ve “2026-2035 Aile ve Nüfus 10 Yılı” kapsamında atılan adımların da bu yaklaşımı daha geniş bir zemine taşıdığını söyledi.
Demografik dönüşüm sürecine işaret eden Yılmaz, çocuk ve genç nüfus oranı azalırken yaşlı nüfus oranının hızla arttığını, doğurganlık oranının ise düştüğünü kaydetti.
Bakan Yılmaz, Türkiye’nin, 2025 yaşlı nüfus oranına göre 194 ülke arasında 75. sırada yer aldığını, yaşlı nüfus oranının 2000’de toplam nüfusun yüzde 5,7’siyken 2023’te ilk kez yüzde 10’un üzerine çıkıp, ülkeyi çok yaşlı ülkeler kategorisine taşıdığını belirterek, “Bu yüzde 10 kritik bir eşik. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10’u aştığında o ülke artık çok yaşlı ülke kategorisine girmiş oluyor. Biz de ilginç bir şekilde Cumhuriyetimizin tam 100. yılında böyle bir eşiği aşmış olduk. TÜİK tahminlerine göre demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse 2025 yılında bu oran yüzde 11,1’e çıkacak, 2030’da yüzde 13,5’e, 2100 yılında ise neredeyse nüfusumuzun üçte birine ulaşmış olacak.” değerlendirmesini yaptı.
Geçen yıl 62 ilde yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un üzerine çıktığını aktaran Yılmaz, 7 milyondan fazla hanede en az bir yaşlı bulunduğunu, yaklaşık 2 milyon hanenin tek başına yaşayan yaşlı fertlerden oluştuğunu ifade etti.
“Uzun Süreli Bakım Sigortası Sistemi’ne yönelik çalışmaları sürdürüyoruz”
Aktif Yaşlanma Endeksi verilerine değinen Yılmaz, bireyin mutluluğu ve kendini daha iyi konumda görmesi açısından olduğu kadar, toplum genelinde de aktif ve üretken yaşlanmanın önemli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu:
“Orta Vadeli Programımız çerçevesinde ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Bu doğrultuda Uzun Süreli Bakım Sigortası Sistemi’nin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz. Bunlar olgunlaştığında uygun bir zamanlamayla mutlaka gündeme gelecektir. Bu tür sigorta sistemleri hem yaşlılıkta insanımıza çok daha büyük bir güç verecektir hem de Türkiye’nin genel tasarruf oranını artırarak finansal sistemini destekleyici olacaktır. Bu sistem sayesinde vatandaşlarımızın yaşlılık döneminde ister evlerinde ister bakım merkezlerinde ihtiyaç duyacakları hemşirelik, bakım hizmeti ve tıbbi ekipman gibi desteklere daha kolay, güvenli ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamayı hedefliyoruz.”
Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yaşlılara yönelik çalışmaların, yaşlı bireylerin aileleriyle kendi yaşam çevrelerinde aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini esas aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Bugün geldiğimiz noktada yaşlı bireylerimize sunduğumuz hizmetlerin kapsamını ve niteliğini önemli oranda geliştirmiş durumdayız. 2002 yılında 63 resmi huzurevinde yaklaşık 5 bin yaşlımıza hizmet sunarken bugün 178 resmi huzurevinden 15 bin vatandaşımıza hizmet sunuyoruz. Buna ek olarak özel huzurevlerini ve diğer kamu kurumlarının sağladığı hizmetleri topladığımızda 30 bin civarında vatandaşımıza bu hizmeti sunuyoruz. 2026 yılı içinde 8 ilimizde 900 ilave kapasiteyle bu hizmetlerimizin altyapısını genişletmeye devam edeceğiz.”
Yılmaz, yaşlı bireylerin kendi yaşam ortamlarında desteklenmesini esas alan toplum temelli hizmetleri de güçlü biçimde geliştirdiklerini vurgulayarak, “Yaşlı vatandaşlarımıza sunulan evde bakım yardımı ile gündüzlü bakım ve aktif yaşam merkezlerimiz sayesinde aile yapısını güçlendirmeyi, yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını artırmayı, kurumsal bakım ihtiyacını azaltmayı hedefliyoruz. Yerel yönetimlerimizi de sürece dahil eden yaşlı destek programımızla evde bakım, psikososyal destek ve kültürel faaliyetleri yine bütünleşik bir yapıda ele alarak güçlü bir hizmet ağı oluşturmuş durumdayız.” ifadelerini kullandı.
“Yaşlı dostu bir toplum hedefini somut bir yol haritasına dönüştürdük”
Cevdet Yılmaz, 43 ilde yaklaşık 2 bin yaşlıya dijital okuryazarlık eğitimi verildiğini, 19 ilde kurulan 21 “Dijital Bahar Odası” ile yaşlıların teknolojiye erişimini kolaylaştırdıklarını, bağımsız yaşam becerilerini desteklediklerini ve dijital hayata uyumlarını güçlendirdiklerini bildirdi.
Hizmet kalitesini artırmaya yönelik 2021 yılından itibaren bakım hizmetlerinde kapsamlı yeni standartlar oluşturduklarını belirten Yılmaz, “Politika çerçevemizi güçlendirmek amacıyla Yaşlanma Vizyon Belgesi’ni hazırladık ve bu vizyon doğrultusunda 16 hedef, 51 eylemi içeren Yaşlı Hakları Ulusal Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Bu planlamalarla yaşlı bireylerin haklarını esas alan yaşlı dostu bir toplum hedefini somut bir yol haritasına dönüştürdük.” diye konuştu.
Türkiye Yaşlı Profili Araştırması ile yaşlı bireylerin ihtiyaçlarını, risk alanlarını ve beklentilerini bütüncül bir şekilde ele alan güçlü bir veri altyapısı oluşturduklarını ifade eden Yılmaz, bu veriler doğrultusunda koruyucu ve önleyici politikalar geliştirmeyi ve hizmetleri daha isabetli bir zeminde sürdürmeyi hedeflediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gelecek dönemde temel meselenin hayatın ilerleyen yıllarını daha nitelikli, bağımsız ve güvenli kılan bir düzeni kalıcı hale getirmek olduğunu dile getirerek, “Yaşlanma olgusunu bütüncül bir yaklaşımla ele alan, veriye dayalı ve öngörülebilir politikalar geliştiren bu şuranın önümüzdeki dönemin yol haritası olacağına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla Ankara’daki Meyra Place otelde “Ulu çınarlarımızla birlikte geleceğe yürüyoruz” temasıyla düzenlenen İkinci Yaşlılık Şurası kapanış programında yaptığı konuşmada, şuranın ilkini 2019 yılında gerçekleştirdiklerini anımsattı.
Bakan Göktaş, “2. Yaşlılık Şurası ile ulaşmak istediğimiz nihai amaç, sunduğumuz hizmetleri daha etkin, daha yaygın ve daha nitelikli hale getirmektir. Yaşlı haklarının güçlendirildiği, bakım hizmetlerinin finansal ve operasyonel olarak güvence altına alındığı ‘yaşlı dostu’ bir Türkiye modelini hayata geçirmektir.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleştirilen ikinci şurayı bugün Türkiye’nin sosyal devlet anlayışını büyüten güçlü bir vizyonla tamamladıklarını belirten Göktaş, “Bu şurada yaşlılık konusunu nüfus yapısından aileye, bakım hizmetlerinden finansmana, aktif yaşlanmadan dijitalleşmeye, yaşlı dostu şehirlerden afet ve kriz yönetimine kadar geniş çerçevede ele aldık. Tüm paydaşlarımızı aynı istişare zemininde buluşturarak ortak aklı kurumsal bir güce dönüştürdük.” Dedi.
Göktaş, dünyanın yeni bir demografik döneme girdiğine işaret ederek, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 60 yaş ve üzeri nüfusun 2030’da 1,4 milyara, 2050’de 2,1 milyara çıkacağının öngörüldüğünü kaydetti.
Türkiye’de ise 65 yaş ve üzeri nüfus oranının 2025 verilerine göre yüzde 11virgül 1’ini hayata geçirdiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “2023 yılında ilk kez gerçekleştirdiğimiz Türkiye Yaşlı Profili Araştırması’ndan elde ettiğimiz verilerle koruyucu ve önleyici politikalarımızı daha güçlü şekilde planlıyoruz. Evde Bakım Yardımı ile 114 bin 823 yaşlı bireyin ailelerinin yanında desteklenmesini mümkün kılıyoruz. Ulusal Vefa Programı ile 132 bin yaşlı vatandaşımızın kişisel bakım ve ihtiyaçlarını doğrudan evlerinde karşılıyoruz. Belediyelerimizle Yaşlı Destek Programı’nı yani YADES’i yürütüyoruz. Bu programla evde bakım, gündüz bakım, evde sağlık ve gönüllülük gibi farklı hizmetleri yaygınlaştırıyoruz. 86 farklı belediyede yürütülen 123 projeyle 164 bin 169 yaşlı vatandaşımıza ulaştık. Diğer yandan, 28 Tazelenme Üniversiteleri’nde büyüklerimizin hayat boyu öğrenme imkanlarına erişimini artırıyoruz.”
“Bu yıl içerisinde 8 yeni huzurevini hizmete açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz”
Yaşlılık politikalarının merkezinde büyüklerin kendi çevresinden kopmadan, aile bağlarını koruyarak desteklenmesinin yer aldığını dile getiren Göktaş, bu anlayışın en güçlü karşılıklarından birinin gündüzlü yaşlı bakım merkezleri olduğunu ifade etti.
Göktaş, gündüzlü bakım merkezlerinin yaşlı bireylerin gün içinde ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşmasını sağlayan stratejik bir hizmet modeli olduğunu belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:: “Bu modelle hedefimiz, yaşam kalitesini yükseltmek, yalnızlığı ve bağımlılığı azaltmaktır. Bugün 42 Gündüzlü Aktif Yaşam Merkezi’mizde büyüklerimizin hayatla bağlarını güçlü tutacak hizmetler sunuyoruz. Bu merkezlerimizi farklı ihtiyaçlara göre ihtisaslaştırıyoruz. Kısa sürede hizmete açacağımız Kayseri Talas Alzheimer Gündüzlü Aktif Yaşam Merkezi, ihtisaslaşma çalışmalarımızın somut bir örneğidir.”
Gündüzlü bakım hizmetlerini yaygınlaştırmayı hedeflediklerini bildiren Göktaş, “Bunun yanı sıra bakanlığımıza bağlı 176 huzurevinde 14 bin 969, 291 özel huzurevinde ise 13 bin 614 yaşlı bireyin bakım hizmeti almasını sağlıyoruz. Bu yıl içerisinde de 8 yeni huzurevini daha hizmete açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.
Bakan Göktaş, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri ile 130 yıllık sosyal hizmet geleneğini geleceğe taşıyan bir merkez kurduklarını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla hayata geçen ve Avrupa’nın en büyüğü olan bu yapı ile vatandaşlarımıza sağlık, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini aynı çatı altında sunuyoruz. Türkiye’nin ilk resmi Alzheimer ve Demans Bakım Merkezi de burada faaliyetine başladı. Darülaceze’nin bu köklü yapısını ve kurumsal hafızasını bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağız. Bunun yanı sıra kuşaklar arası etkileşimi güçlendiren çalışmalarla, kültürel ve sportif etkinliklerle yaşlılarımızın daha aktif bir yaşam sürmelerine katkı sağlıyoruz. Günümüzde teknolojiye erişimin yaşlı bireyler için önemli bir dijital ihtiyaç olduğunu da biliyoruz. Bu kapsamda 43 ilde bulunan huzurevlerinde 1923 yaşlı birey dijital ve finansal okuryazarlık eğitimlerine katıldı. Diğer yandan 19 ilde huzurevlerimizde 21 Dijital Bahar Odası oluşturduk.”
“Yaşlılarımızı, topluma yön veren aktif ve üretken birer değer olarak görüyoruz”
Şura ile tüm bu çalışmaları daha ileriye taşıyacak önemli bir adım attıklarını belirten Göktaş, 81 ilde düzenlenen çalıştaylarla sahadaki tespit ve çözüm önerilerini kapsamlı biçimde değerlendirdiklerini, 24 bin 697 kişinin katkı sunduğu Yaşlılık Saha Araştırması’nı gerçekleştirdiklerini ve uluslararası örnekleri inceleyerek başarılı uygulamaları şura çalışmalarına dahil ettiklerini anlattı.
Göktaş, “2. Yaşlılık Şurası ile ulaşmak istediğimiz nihai amaç, sunduğumuz hizmetleri daha etkin, daha yaygın ve daha nitelikli hale getirmektir. Yaşlı haklarının güçlendirildiği, bakım hizmetlerinin finansal ve operasyonel olarak güvence altına alındığı ‘yaşlı dostu’ bir Türkiye modelini hayata geçirmektir. Hazırlanan raporlar ve alınan kararlar, bu alandaki stratejik hedeflerin temel referans kaynaklarından biri olacaktır.” diye konuştu.
“Kimseyi geride bırakmayan sosyal devlet” anlayışıyla hareket ettiklerinin altını çizen Göktaş, “Yaşlılarımızı, tecrübeleriyle topluma yön veren aktif ve üretken birer değer olarak görüyoruz. Bu doğrultuda aile dostu şehirler ve yaşam alanları oluşturmak, evde bakım ve gündüz bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak, sağlık ve sosyal hizmet entegrasyonunu güçlendirmek, aktif yaşlanmayı destekleyen politikaları hayata geçirmek, aile yapısını güçlendirerek nesiller arası dayanışmayı artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Ayrıca 12. Kalkınma Planı’nda yer alan bakım sigortasını da ülke gündemine almamız büyük önem taşıyor.” açıklamasında bulundu.
Göktaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın başkanlığını yürüttüğü Nüfus Politikaları Kurulunun, yaşlı politikalarının bütüncül çerçevede güçlü koordinasyonla ve geleceği gözeten anlayışla yürütülmesine vesile olacağını belirterek, “Unutmamalıyız ki güçlü aile, güçlü toplumun temelidir. Aileyi koruyan her politika aynı zamanda yaşlılarımızın da onurlu, sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmesini teminat altına alır. Bugün burada ortaya koyduğumuz ortak akıl ve güçlü irade, Türkiye’nin bu demografik dönüşümü bir riske değil, bir fırsata dönüştürebileceğinin en açık göstergesidir.” dedi.
Programda, şuranın hazırlık sürecini anlatan kısa film de gösterildi.
Yılmaz ile Göktaş, program öncesinde Seyranbağları, 75. Yıl ve Ümitköy Huzurevi, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon merkezleri sakinlerinin hazırladığı el emeği ürünleri inceledi, huzurevi sakinleriyle bir süre sohbet etti.
Yılmaz ve Göktaş, yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı ve yaşlılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, orman yangınlarıyla mücadelede toplam 5 bin 600 araçlık kara filosuna ulaştıklarını belirterek, “Göreve uğurlayacağımız 20 dozer, 65 arazöz ve 16 ekskavatörle ülkemizin dört bir yanında ‘yeşil vatan’ savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz.” dedi.
Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen “Yangın Söndürme Araçlarının Görev Yerlerine Uğurlanması Töreni”nde yaptığı konuşmada, göreve uğurlayacakları her aracın, ormanları koruma iradelerinin, devletin gücünün ve orman teşkilatının birer nişanesi olacağını söyledi.
İklim krizinin artık bir senaryo olmaktan öteye geçtiğine işaret eden Yumaklı, değişen iklim koşullarının dünyanın her ülkesi gibi Türkiye’yi de yoğun bir şekilde etkilemeye devam ettiğini anlattı.
Meteorolojik verilerin, tablonun ciddiyetini açık bir şekilde ortaya koyduğuna dikkati çeken Yumaklı, 2025’te sıcaklık ortalamalarının neredeyse bütün aylarda mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini, geçen yılın son 176 yılın en sıcak ikinci yılı olarak kayıtlara geçtiğini hatırlattı. Geçen yıl çok ciddi bir kuraklık yaşandığını anımsatan Yumaklı, “Bu yıl mart ve nisan aylarında, ciddi yağışlar aldık. Bu, su varlıklarımız açısından son derece önemli ancak doğanın canlanmasının avantajları kadar dezavantajları da olmaya başladı. Seller ve diğer hususları bir kenara bırakacak olursak, sadece orman yangınları açısından baktığımızda ot ve çalı formundaki bitki örtüsünün yoğun bir şekilde büyümesi ve yaz aylarında kuruyacak olması sebebiyle ince yanıcı madde miktarında artış söz konusu olacak.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, bu durumun yangınların daha kolay başlamasına ve daha hızlı bir şekilde yayılmasına neden olabileceğinin altını çizerek, sıcaklıkların artmaya başladığı anlardan itibaren açık alanda herhangi bir ateş yakılmaması gerektiğini vurguladı. Orman yangınlarına karşı hazırlıkları, iklim değişikliğinin getirdiği tüm tehditlere göre yaptıklarını aktaran Yumaklı, bu durumun yıl boyunca sürmesi gerektiğini bildirdi.
Bu mücadelenin en büyük gücünün, Orman Genel Müdürlüğü ve orman teşkilatı olduğunu vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:
“Aylar öncesinden, arkadaşlarımız sahaya indi. Köy köy, mahalle mahalle dolaşarak bilgilendirme, eğitim ve farkındalık çalışmalarını tamamladı. Başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere valilerimizle ve tüm kurumlarımızla toplantılar yaparak hem geçmiş yılın değerlendirmesini gerçekleştirdik hem de bu yıl neler yapmamız gerekiyor konuştuk. Her geçen yıl da kabiliyetimizi artırıyoruz. Orman Genel Müdürlüğünün envanterindeki ve mücadelede kullandıkları hava ve kara gücü, Cumhuriyet tarihinin en güçlü yangınla mücadele kapasitesini ifade etmektedir. 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile dünyanın sayılı filolarından birisini oluşturmuş durumdayız. Geçen yıla göre, hava aracı sayımızı artırarak 161’e ulaştık. Su atma kapasitemiz de 462 ton oldu. Hava araçlarımızın suya erişimini kolaylaştırmak için 4 bin 852 gölet ve havuz oluşturduk.”
Bakan Yumaklı, görev yerlerine uğurlayacakları araçlarla birlikte 1953 arazöz, 878 iş makinesi ve 2 bin 766 ilk müdahale aracıyla toplam 5 bin 600 araçlık kara filosuna ulaştıklarını belirterek, ormanların içinde yollar ve farklı tesislerin oluşturulmasıyla müdahale süresinin aşağı çekileceğine işaret etti.
Geçen yıl verilerine göre, orman yangınlarının yüzde 91’inin insan kaynaklı çıktığını anımsatan Yumaklı, ormanlarda ve orman yakınlarında ateş yakılmaması gerektiğini bildirdi.
Bakan Yumaklı, en küçük ihmalkarlığın bile büyük felaketlere yol açabileceğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün göreve uğurlayacağımız 20 dozer, 65 arazöz ve 16 ekskavatörle, ülkemizin dört bir yanında ‘yeşil vatan’ savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz. Araçların hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah bu arazözleri yangın söndürmek için değil, ağaçları sulamak için kullanalım. Bu vesileyle, ‘yeşil vatan’ uğruna canlarını feda etmiş bütün kardeşlerime rahmet diliyorum. Orman teşkilatımıza, her zaman çok ciddi bir şekilde destek veren, bizleri cesaretlendiren Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’a da şükranlarımı arz etmek istiyorum. Bu büyük mücadelede yalnız değiliz, bunu biliyoruz.”
Konuşmalardaan hemen sonra Bakan Yumaklı, görev yerlerine gönderilecek araçları inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN, 4 yıl sonra Fransa’da gerçekleştirilecek, teması “Fransız Alpleri’nde 2030” olan Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları sonrasına kadar KAYAK Federasyonu Başkanlığı yapacak.
Kayak Federasyonu Olağan Seçimli Genel Kurulu, AMATÖR SPOR KULÜPLERİ KONFEDERASYONU GENEL SEKRETERİ ABDULLAH ALBUNAR’ın Divan Başkanlığında gerçekleştirildi.
Ankara’daki Meyra Palace Otelde yapılan KAYAK Federasyonu’nun 6’ncı Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN başkanlığa getirildi. Tarkan SOYAK ve Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN’in yarıştığı 6’ıcı Olağan Seçimli Genel Kurul’un İki adaylı başkanlık yarışında, oy kullanan 240 delegeden 176’sinin oyunu alan Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN başkanlığa seçildi.
Başkan adayları Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN ve Tarkan SOYAK seçim öncesi konuşmalarında, Kayak Federasyonu 6’ıncı Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda 4 yıllık Başkanlık dönemlerinde gerçekleştirecekler projeler ve faaliyetler hakkında delegeleri bilgilendirdi.
Başkan adayları Tarkan SOYAK ve Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN’in konuşmalarından sonra Başkan, Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelikleri için seçim yapıldı. Oylama sonucunda Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN, KAYAK FEDERASYONU başkanlığına seçilirken yönetim kurulu üyeleri de belirlendi.
KAYAK FEDERASYONU başkanlığına seçilen Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN sonuçların belli olmasından sonra delegelere bir teşekkür konuşması yaptı,
Türkiye KAYAK Federasyonu’nun 6’ıncı Olağan Seçimli Genel Kurulu, Başkan Prof. Dr. Süleyman ŞAHİN’in tebrikleri kabulü ve yönetim kurulu üyeleri ve delegelerle hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”nde yaptığı konuşmada, “Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hukuk devletinin en genel tanımının bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulması olduğunu söyledi.
Bu tarifi, kuvveden fiile, idealden hakikate çıkaran kurumsal güvencelerin başında, adil ve etkin işleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı organının varlığının geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolunun kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir liman olduğunu belirtti.
Danıştay’ın da bu yolun bidayet, nihayet çizgisindeki son durağı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan tam 158 yıl evvel Şûrâ-yı Devlet adıyla kurulduğunda, Sultan Abdülaziz adına okunan Nutk-ı Hümayun’da hukuki güvenlik, adil ve eşit idare ilkelerinin altı çizilmiş, toplumda sınıf farkı gözetmeksizin hukukun herkes için korunacağı taahhüt edilmişti. Önce Şûrâ-yı Devlet, ardından Cumhuriyet Türkiye’sinde Danıştay, bu taahhüdü takip ederek hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve kökleşmesi için mühim hizmetler ifa etmiştir. Zamanla Danıştay’ın idari ve istişari rolü zayıflamış, buna mukabil yargısal denetim fonksiyonu öne çıkmıştır. Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimiyle Danıştay’ın gerek idari makamlara gerek alt derece mahkemelerine sağladığı rehberlik hâlen önemini koruyor.”
“HAK VE ÖZGÜRLÜKLER, BİR BAKIMA İNSANIN KORUNAKLI ALANINI BELİRLEYEN, BİREYSEL GÜVENLİĞİ TEMİN EDEN KURALLAR KÜMESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde hukuku, insanın doğuştan gelen hak ve özgürlüklerini dikkate almadan kâmilen tanımlayamadıklarını dile getirdi.
Hukukun özü ve meşruiyetini, evrensel nitelikteki bu değerlerden aldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden, kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkân yoktur. Üstelik bu bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Farkında olduğumuz bir diğer husus, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı, devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir. Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir.”
“HER TÜRLÜ AYRICALIĞA VE AYRIMCILIĞA SON VERDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 6 sene önce vefat eden Prof. Dr. İlhan Özay’ın “Gün Işığında Yönetim” kavramıyla önlerinde yeni bir pencere açtığını anımsattı.
Devletin güneşle remzedilmesi ve temel vasıflarının gün ışığına nispetle tarifinin esasen hukuk devletinin zarif ve bilgece ifadesi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Modern anlamıyla hukuk devleti, gün ortasında tam tepeye yerleşen güneş misali aydınlığını her köşeye ulaştırır, herkesi eşit derecede ısıtır ve ışıtır. Eskiler tam da bu sebeple ‘Allah devlete zeval vermesin’ demiştir. Zevalinden endişe edilen hiç kuşkusuz devletin soyut varlığı değildir, adil ve eşitlikçi karakteridir. Adalet ve eşitlik ilkeleri üzerinde neşvünema bulan bir hukuk devleti düzeninde hiç kimse için korku yoktur, ümitsizlik yoktur, çaresizlik yoktur. Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz, göz hizasında konuşur. Bu düzende imtiyazlılar, seçkinler, hukukun kapsama alanı dışında onlar yoktur. Hukuk karşısında eşitlik vardır. Bu düzende idareci, vatandaşın efendisi değil hizmetkârıdır. Bu düzende asıl olan millettir, milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım, toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik. Cumhurla cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik. İyi yönetim ideali, bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamu Denetçiliği gibi kurumlarla idarenin demokratik denetiminin önünün açıldığını belirtti.
Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gibi kurul ve düzenlemelerle vatandaşa ilave güvencelerin sağlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, idari usul açısından önemi haiz pek çok kural ve müessesenin hükûmetleri döneminde hayata geçirildiğini söyledi.
İdari yargı yolunu güçlendirmek için attıkları adımları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme sayısını 126’dan 245’e çıkartarak yüzde 68 oranında artırdıklarını, idare mahkemesi kurulu il sayısını 72’ye, vergi mahkemesi kurulu il sayısını da 39’a yükselttikleri bilgisini verdi.
Sistemdeki en büyük yeniliği 10 yıl önce istinaf yolunu getirerek yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçişin Danıştay’ın içtihat mahkemesi vasfını güçlendirdiğini, iş yükünü ciddi manada azalttığını kaydetti.
“DAHA ETKİN, DAHA HIZLI, DAHA ADİL BİR İDARİ YARGI SİSTEMİ İÇİN ÇABALARIMIZI ARTIRARAK SÜRDÜRECEĞİZ”
İstinaf öncesi sistemde açılan dosya sayısının 186 bine yaklaşmışken 2025 yılı sonu itibarıyla bu rakamın 82 bine düştüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun bilinmesini isterim ki reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür. Kamu idaresinde etkinliği, hesap verilebilirliği, katılımı ve şeffaflığı artıracak yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Kamu idaresi yanında idari yargı yolunun etkinliğini artırma hedefi de reform gündemimiz içindeki öncelikli yerini koruyor. İçinde bulunduğumuz dönemde daha etkin, daha hızlı, daha adil bir idari yargı sistemi için çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz” diye konuştu.
Adalet ve doğrulukla hükmetmenin, kamusal yetkileri bir tahakküm aracı olarak değil, halka hizmetin bir vasıtası olarak görmenin, milletin emanetini ve sorumluluğunu taşıyan herkesin asli vazifesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı organlarının objektif, adil, anayasanın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak hareket etmesinin şüphesiz diğer tüm kurum, kuruluş ve şahısların tavırlarından çok daha önemli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda oluşabilecek en küçük ihmalin veya ihlalin faturasını sadece ilgili merciler değil, millet ve devlet olarak hepimiz ödüyoruz. Madem hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız öyleyse Türkiye’nin çıkarını, Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin huzurunu gözetmek mecburiyetindeyiz. Türkiye kalkınacaksa, büyüyecekse, muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkacaksa bu ancak topyekûn bir mücadele ile gerçekleşebilir” şeklinde konuştu.
Başta Yassıada ve 12 Eylül olmak üzere yargı tarihinin her bir safhasının iftihar tablolarıyla dolu olmadığını herkesin çok iyi bildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde yakın dönem siyasi tarihte Danıştay’ın da hedef alındığı çeşitli provokasyonlara maruz kalındığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “17-25 Aralık’ta olduğu gibi yargı içine sızmış bir örgütün meşru hükûmeti devirmeyi amaçlayan hain bir darbe girişimi yaşadık. Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı, hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hâle geldiği hadiselere tanık olduk. Bunların hepsi ve daha fazlası halen hafızalarımızdadır. Şu bir gerçek ki yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur. Anayasamız yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı tutmuş, bu yetkinin bir yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını belirtmiştir. Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur. Kuşkusuz bu iki konuyu birbirinden kesin sınırlarla tefrik etmenin zorluğu, bazen tartışmalı kararlara ve eleştirilere neden olabilmektedir. Ancak bu tartışmalardan korkulmaması gerektiğine inanıyorum. Tam tersine, yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici, dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmenin yollarını aramalıyız.”
Sosyal medyada artık iyice çığırından çıkan, giderek daha seviyesiz bir hâl alan linç kültürünü bunun dışında tuttuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu linç, kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte, hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır” dedi.
Danıştay’ın temelini oluşturan Şûrâ-yı Devlet’in, 1868 yılında kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Fermanı ile başlayan dinamik bir reform döneminin tam ortasında olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şûrâ-yı Devlet’in teşekkülünden 8 yıl sonra maddi ve şekli anlamdaki ilk anayasanın yürürlük bulduğunu söyledi.
“TÜRK MİLLETİNİN İYİ BİR ANAYASA ÖZLEMİ HÂLEN DİNMEMİŞTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasaların hem devletin temel organizasyonunu hem de devletle vatandaş arasındaki ilişkileri belirleyen normatif çerçeve olduğunu, hukuk devletinin, hukuk üstünlüğünün ve iyi yönetim ilkelerinin temel dayanağının da anayasal metinler olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanun-i Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi hâlen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız. Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır. Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. kuruluş yıl dönümü ve İdari Yargı Günü’nü tebrik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.