Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni’nde yaptığı konuşmada “İçinde bulunduğumuz veri çağında siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askerî caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir. Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aktivasyonunu yapacakları yeni nesil mobil iletişim altyapısı 5G’nin ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğini yükseltecek, dijital bağımsızlığını daha da perçinleyecek 5G teknolojisinin hazırlık çalışmalarından test ve kurulum süreçlerine emeği geçen tüm kurumları, şirketleri, mühendis ve sektör çalışanlarını tebrik etti.
Ülkenin önünde iletişimin yanı sıra, ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir alanda yepyeni bir sayfa açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sözlerimin hemen başında şu hususun altını çizmekte fayda görüyorum; değerli kardeşlerim, günümüz dünyasında egemenlik, coğrafya temelli, fiziki ve sadece belirli bir toprak parçasıyla sınırlı olmaktan çıkmıştır. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde, teknoloji ve dijitalleşme alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler, klasik anlamdaki egemenlik mefhumunu aşındırmıştır. Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız bir defa siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak, siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız. Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir. Şurası tartışılmayacak kadar ortadadır, içinde bulunduğumuz veri çağında, siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askerî caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir. Tam tersine bunlar birbirinin tamamlayıcısı, eskilerin ifadesiyle mütemmim cüzüdür.”
“GÜÇLÜ BİR SİBER GÜVENLİK MİMARİSİ OLUŞTURMAK İÇİN NE GEREKİYORSA YAPTIK”
“Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü, sadece toprağı kontrol edenler değil, bununla birlikte veriyi yönetenler olacaktır. Bu bakımdan 5G’nin veri merkezleri, bulut altyapıları, yapay zekâ ve siber güvenlik kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde dijital egemenlik ve millî güvenlik meselesi olduğu son derece açıktır. Biz de bugün attığımız tarihî adıma, diğer hususlar yanında elbette dijital egemenlik zaviyesinden de bakıyoruz. Nitekim son 23 yılda bunun altyapısını çok güçlü bir şekilde hazırladık. Dijital dönüşümde attığımız stratejik adımlarla ülkemizi bu alanda parmakla gösterilen seviyelere çıkardık. Bu süreçte bir yandan dijital hız ve kapasitemizi artırırken, diğer yandan güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık. 2002’de 81 bin kilometre olan fiber hat uzunluğumuzu, 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla 657 bin kilometreye ulaştırdık. Aynı dönemde geniş bant internet abone sayımızı 3 binden 98 milyona, mobil telefon abone sayımızı ise 23 milyondan alıp neredeyse 100 milyona çıkardık.”
SİBER GÜVENLİK TEDBİRLERİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 55 milyonu aşkın vatandaşın bugün güvenli internet hizmetlerini kullandığını, hâlihazırda Türkiye’de mobil ve sabit hatlardan 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleştiğini dile getirdi.
Türkiye’nin aylık ortalama 494 dakika mobil kullanım süresiyle Avrupa’da birinci sırada olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geçtiğimiz sene kurduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığımız, haberleşme sistemlerimizin güvenliğini sağlamak, kritik altyapılarımızı korumak ve siber tehditlere karşı etkin bir savunma mekanizması oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde emniyet birimlerimiz, istihbarat teşkilatımız ve ilgili tüm kurumlarımız da her senaryoya hazırlıklı bir şekilde kendi önlem, aksiyon ve karşı koyma planlarını başarıyla planlayıp hayata geçiriyor. Burada şunun da altını çizmek durumundayım, biz siber güvenliğe sadece tehditler karşısında gösterilen bir tepki değil, ulusal güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak bakıyoruz. Yabancı menşeili anlık mesajlaşma ve arama uygulamalarının, özellikle Gazze soykırımından beri çeşitli tartışmalara konu olduğu görülüyor. Biz de bu tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Devlet kurumlarına ait verilerin güvenliğini özellikle güçlendirme noktasında ilave tedbirleri önümüzdeki dönemde peyderpey devreye alacağız.”
“TEKNOLOJİDE TAM BİR SEFERBERLİK İLAN ETTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden, çağa ayak uydurma kaygısından öteye geçemeyen, yeni teknolojileri tribünden izleyen, başkalarına imrenen, öz kaynaklarını değerlendiremeyen bir Türkiye’nin olduğunu belirterek, “Başörtüsü, saç-sakal, kılık-kıyafet gibi meselelerle uğraşmaktan, dünyada olup bitenleri takip edemeyen bir Türkiye vardı” ifadesini kullandı.
Yıllarca Türkiye’nin özellikle belli alanlarda geri kalmışlığını, milletin inanç değerlerine, kültür kodlarına ve insanların giydiği kıyafete bağladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yaklaşık 6 asır boyunca cihana nizam vermiş bir ecdadın torunları olarak bu kötü gidişe, bu atalete, bu ideolojik bağnazlığa biz itiraz ettik. ‘Biz yapamayız, biz beceremeyiz’ diyen öz güven yoksunlarına kulak asmadan, bu milletin evlatlarına, bu ülkenin parlak beyinlerine inanarak teknolojide tam bir seferberlik ilan ettik. Çalışmalarımızın meyvelerini de hamdolsun kısa sürede toplamayı bildik. Bugün geldiğimiz noktada hem kendi teknolojimizi üretiyoruz hem yeniliklere öncülük ediyor hem de sahip olduğumuz teknolojiyi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyoruz.”
“GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ ADIM ADIM İNŞA EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İlk yerli ve millî haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı 2024’te uzaya fırlattık, 2025’te resmen hizmete aldık ve böylece dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmayı başardık. Savunma sanayii başta olmak üzere teknolojik imkân ve kabiliyetlerin belirleyici olduğu tüm sektörlerde çağa ufuk çiziyor, yön tayin ediyoruz. Ar-Ge’den seri üretime, kendi ürün ve yazılımlarımızla kendi tesis ve mühendislerimizle yeni dünyanın semalarında kutup yıldızı gibi parlıyoruz. Avrupa ve Amerika dâhil pek çok yerde gençler daha kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösteremezken, ayak sesleri yalnızca Türkiye’yi değil kıtaları inleten TEKNOFEST Gençliği yeni projelerle, yeni tekliflerle dünyaya rol model oluyor. Velhasıl önümüze konulan bentleri yıkarak, her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ediyoruz.”
Bu başarılarda emeği geçen tüm kurumları, firmaları, sivil toplum kuruluşlarını, mühendisleri ve özellikle de gençleri ayrı ayrı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün milletimizin hizmetine sunacağımız 5G teknolojisiyle, bu başarılarımıza bir yenisini daha eklemenin haklı gururunu yaşıyoruz. 5G’nin hazırlıklarını 2016’da başlattık, 2018’de ilk testlerimizi yaptık, 2019’dan sonra da Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarımızda pilot uygulama olarak kullanıma açtık” diye konuştu.
“81 İL MERKEZİMİZDE DEVREYE ALACAĞIMIZ 5G’Yİ, 2 SENE İÇİNDE ÜLKEMİZİN HER KARIŞINDA HİZMETE SUNACAĞIZ”
Yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye’nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece çok geniş bir alanda hem yüksek hız hem de yüksek kapasiteyi aynı anda sunabilecek bir sistemler manzumesi oluşturduk. Başlangıçta 81 il merkezimizde devreye alacağımız 5G’yi, 2 sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız” bilgisini paylaştı.
Şebeke altyapısında mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve millî ürün kullanımını hedeflediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranında yerli malı, belgeli ürün, yüzde 30 oranında millî haberleşme ürününü kullanacak. Devamında bu rakamlar peyderpey arttırılabilecek” sözlerini sarf etti.
“İLETİŞİM HIZIMIZ TAM 10 KAT ARTIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G’nin neler getireceğini genel hatlarıyla paylaşmak istediğini söyleyerek, şunları kaydetti: “Beşinci nesil mobil haberleşme altyapısı, yüksek hız, düşük gecikme süresi ve geniş bağlantı kapasitesi olmak üzere üç ana özelliğiyle öne çıkıyor. 5G, saniyede iki gigabyte veri aktarımıyla bir önceki nesle oranla 10 kata kadar daha yüksek veri hızına ulaşıyor, yani iletişim hızımız tam 10 kat artıyor. 4,5 veya 4G’de ortalama 30-40 milisaniye olan gecikme süresi, 5G ile bir milisaniyeye kadar düşüyor. Son olarak daha önce binlerle ifade edilen eş zamanlı bağlantı kapasitesi 5G ile milyonlarca cihaza erişiyor. Nesnelerin internetini çok daha verimli ve süratli hâle getirecek bu sistemle kilometrekare başına milyonlarca cihaz aynı anda kesintisiz ve güvenli biçimde birbiriyle irtibat kurabilecek. 5G’yi diğerlerinden ayıran bir diğer önemli ayrıntı da bulut tabanlı ve yazılım odaklı çekirdek mimarisidir. Bu özellik şebekeyi daha esnek, daha akıllı ve ihtiyaca göre şekillenebilen bir yapıya kavuşturuyor. 5G ile birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir dönemin kapılarını aralıyoruz.”
Vatandaşların, 5G ile internet kullanımında yüksek hızlarla tanışacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sabit internetin ulaşamadığı yerlerde sabit, kablosuz erişim sayesinde fiber hızına yakın bir deneyim sunulacak. Aynı fiziksel altyapı üzerinde farklı sektörlere ait sanal ağlar kurulabilecek” dedi.
Böylelikle sağlık, üretim, lojistik ve güvenlik gibi birbirinden farklı alanlarda ihtiyaca özel hizmetler verilebileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kurumlar, kendi yerleşkeleri veya tesisleri içinde kendilerine özel, güvenli ve düşük gecikmeli şebekeler kullanabilecek. Verinin merkeze gitmeden, kaynağa en yakın noktada işlenmesi mümkün olacağı için karar alma ve tepki verme süreleri ciddi şekilde kısalacak. Diğer taraftan mobil iletişimde ve dijital hizmetlerde bekleme süreleri azalırken, gigabyte hızları artacak, evde, işte veya hareket hâlindeyken daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı standardı oluşacak” diye konuştu.
“GERÇEK ZAMANLI BAĞLANTI GEREKTİREN UYGULAMALAR DAHA STABİL ÇALIŞACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G ile gerçek zamanlı bağlantı gerektiren uygulamaların daha stabil çalışacağı bilgisini verdi.
Asıl önemli değişimin üretimde yaşanacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akıllı sensörler, robotik sistemler ve üretim hatlarının gerçek zamanlı verilerle yönetildiği, arızaların henüz oluşmadan tespit edilip üretkenliğin zirveye ulaştığı yeni bir döneme giriyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fabrikaların daha çevik, verimli ve rekabetçi hâle geleceğini ifade ederek, “Organize sanayi bölgelerinde, limanlarda, büyük tesislerde ve kritik üretim tesislerinde münhasır 5G şebekeleri yaygınlaşacak. Bu dönüşüm ise hiç şüphesiz Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesinde çarpan etkisi oluşturacak” ifadelerini kullandı.
KOBİ’lerden büyük sanayi kuruluşlarına kadar tüm işletmeler için yeni iş modellerinin önünün açılacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulusal iş markalarının yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünün daha da pekişeceğini, sağlıkta uzaktan müdahale imkânlarının gelişeceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve kritik sistemlerin eş zamanlı çalışmasının yaygınlaşacağını belirterek, şunları kaydetti: “Ultra düşük gecikme kapasitesi sayesinde, örneğin bir doktor hastasını yüzlerce kilometre öteden ameliyat edebilecek, hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek. Ulaşımda araçlar altyapı ve trafik sistemleri anlık veri paylaşabilecek, böylece yollar daha güvenli olacak, can kayıpları inşallah azalacak. Eğitimde artırılmış gerçeklik, sanal laboratuvar, simülasyon ve gerçek zamanlı etkileşim daha fazla kullanılacak. Tarımda, akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Daha fazla veriyi daha düşük enerji üretimiyle taşıyabilen 5G ile kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su, ulaşım sistemleri anlık yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak hem de kaynak kullanımında önemli bir tasarrufu beraberinde getirecek.”
“5G İLE GÜVENLİK ALANINDA DA YENİ KAZANIM VE AVANTAJLAR ELDE EDECEĞİZ”
5G ile güvenlik alanında da yeni kazanım ve avantajlar elde edileceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkânı bulacağız. Uç bilişim yaklaşımı marifetiyle verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde siber riskleri daha da azaltacağız. Kolluk kuvvetlerimizin sahada kullandığı sistemler 5G altyapısıyla çok daha etkin, hızlı ve öngörülebilir bir yapı arz edecek. Kent Güvenlik Yönetim Sistemi’nden Plaka Tanıma Sistemi’ne, hudut kapısı sisteminden narkotik UYUMA sistemine, suç analiz uygulamasından KADES’e, polis teşkilatlarımızın suç ve suçluyla mücadelesinde kullanılan sistemlerin işlevselliği daha da artmış olacak.”
“Çok geniş bir yelpazede olumlu etkilerini göreceğimiz 5G’nin ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, iletişim operatörleri ve 5G’nin hayata geçirilmesinde emeği olan herkese teşekkür etti.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.