Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10. Millî İrade İftarı programında yaptığı konuşmada, “Dün gece olduğu gibi hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde bulunuyoruz. Türkiye’nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükûmetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama, bunlara doğru ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde Millî İrade Platformu tarafından düzenlenen 10. Millî İrade İftarı programına katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, katılımcıları selamlarken, geleneksel iftar buluşmasının başta platform bünyesinde güçlerini birleştiren sivil toplum kuruluşları olmak üzere millet, coğrafya ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Gönüllü teşekküllerin temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı birlikteliğe vesile olan herkese ve katılımcılara teşekkür etti.
Millî İrade Platformu’nun tüm üyelerinin Ramazan-ı Şerifi’ni tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazanda tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin, Türkiye’de ve dünyanın farklı köşelerinde yapılan hayır ve hasenatın kabul olmasını Allah’tan niyaz etti.
Platform üyelerinin Kadir Gecesi’ni de tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah ardından erişeceğimiz Ramazan Bayramı’nın da sizlere ve ailelerinize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Burada hepimizin hissiyatına tercüman olacağına inandığım şu duaya, sizlerin de yürekten amin diyeceğinize inanıyorum. ‘Devamı devlet, nasibi cennet, bekayı iman, rızayı Rahman’ Cenabı Allah hepimize bu şekilde yaşamayı, son nefesimize kadar iman üzere, istikamet üzere olmayı, sıratı müstakim üzere bir hayat sürmeyi, ruzi mahşerde de Peygamber Efendimizin livaü’l-hamd sancağı altında haşru cem olmayı bizlere nasip eylesin diyorum” ifadelerini kullandı.
“İSLAM COĞRAFYASININ BU MÜBAREK GÜNLERDE ACIYLA GÖZYAŞIYLA ANILMASI BİZLERİ MÜTEESSİR EDİYOR”
Ramazanın barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ancak İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla gözyaşıyla çatışmalarla savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze, ateşkese rağmen huzura hasret kalırken, bir de buna İsrail’in Batı Şeria’daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 1120’yi aşkın Filistinli sivil, son iki yılda İsrail güçleri veya yerleşimci teröristler tarafından hayattan koparıldı. 10 Ekim’den bu yana Gazze’de şehit edilenlerin sayısı 640’ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklarımız ya füzelerin ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor.”
Türkiye’nin komşusu İran’dan Yemen’e, Sudan’dan Somali’ye kadar coğrafyanın dört bir yanında aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıya kalındığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elimizi vicdanımıza koyup lütfen samimiyetle cevap verelim. Sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evlerine dönemediği bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Çocukların, çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın -soruyorum- tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Daha üzücü olan bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, birçok ülkede yaşanan zulme dünyanın sessiz ve duyarsız kaldığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de 13 buçuk yıl süren zulümde bunu gördük. Somali’de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı’da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. Öncesinde Srebrenitsa’da, o soykırımda bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde hem de çok acı bir şekilde gördük” ifadelerini kullandı.
Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, meydanlar vicdan sahipleriyle dolup taşarken ne yazık ki yönetimlerin kimi zaman baskıya kimi zaman şantaja boyun eğdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler, İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi, tüm bunlarla birlikte cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse çıkmadı. Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli, Suriyeli çocuğun dramı, sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi. Vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz.”
“SİNMİYORUZ, SUSMUYORUZ, FİLİSTİN’İ UNUTMUYORUZ”
Bugün Türkiye’nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşinin, gönül ve kültür coğrafyasının her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin’den Arakan’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde sizlerle varız, resmî kurumlarımızla varız, sivil toplum kuruluşlarımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin, öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki kardeşleri başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlinde olduklarının altını çizerek, “Millî İrade Platformu öncülüğünde 1 Ocak’ta Galata Köprüsü’nde bir araya gelen yüz binlerin haykırdığı gibi sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz. Şunu da bugün açık açık ilan etmek istiyorum. Bu can bu tende olduğu müddetçe mazlumların yanında duracak, zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılar karşısında sinmeyecek ve susmayacağız” diye konuştu.
Şimdiye kadar milyonların katılımıyla düzenlediği 4 Gazze mitingiyle hakkın ve haklının tarafında duran Millî İrade Platformu’nu tebrik ederek, “Cenabı Allah sizlerden razı olsun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sadece mazlum ve müstazafların değil yaklaşık 13 yıldır millî iradenin ve milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere dua ediyorum, teşekkür ediyorum. 100’ü sivil toplum kuruluşu olmak üzere 312 aktif üyeye sahip bu platform, 5 Aralık 2013’ten beri isminin hakkını ziyadesiyle vermektedir. Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi, bünyanun mersus hükmü var ya, o hükümde olduğu gibi. Birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem ellerini kırabiliriz. Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce yayınladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Allah’ın izniyle bugüne kadar aramıza mesafe koymadık. İnşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.”
“MEZHEP VE ETNİK KÖKEN TEMELLİ KIŞKIRTMALARA KARŞI ÇOK DİKKATLİ OLMANIZI İSTİYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgenin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliği güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyaçları olduğunu belirterek, “Bakınız, biz hükûmet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor, hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz. Yine bu süreçte dün gece olduğu gibi hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye’nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükûmetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama, bunlara doğru ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İran’a saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum” diye konuştu.
Uzun ince bir yola revan olduklarını, uzun soluklu bir mücadele için kollarını sıvadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm çabamız, Üstat Necip Fazıl’ın ‘İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan. Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan” dediği mukaddes ve muazzez davamızın muzaffer olması içindir” ifadelerini kullandı.
“DAHA ÇEVİK, ATILGAN OLMAMIZ GEREKEN YENİ BİR DÖNEME GİDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bizden öncekilerin büyük bir fedakârlıkla uğruna ağır bedeller ödeyerek surda açtığı gediği büyütmek için biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum, tempomuzu artırmamız, daha çevik, daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme gidiyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar güçlü, insicamlı, daha görünür olması gerekiyor. Şurası bir gerçek ki sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkânları değil, samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşalı törenlerimiz değil, dik duruşumuz, tavrımız, ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Maddi imkânları samimiyetle harmanladığımız ölçüde hedeflerimize vasıl olabiliriz. Gayemiz yine Üstat’ın ifadesiyle ‘Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik yetiştirmektir’ Bayrağı bizden devralacak, davayı bizden sonra sırtlayacak, bizim açtığımız yoldan, bizim araladığımız kapıdan yürüyecek, nitelikli, ahlaklı, şuurlu, özgüven sahibi gençleri yetiştiriyorsak, işte o zaman görevimizi layıkıyla yapıyor, emanetin hakkını veriyoruz demektir.”
Sivil toplum kuruluşlarından gençlere sahip çıkmalarını beklediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayatı anlamlandırma, dünyaya bakışlarını belirleme noktasında onlara yardımcı olmanızı, rehberlik ve yoldaşlık etmenizi sizlerden rica ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün vefat haberini almaktan büyük üzüntü duyduğum Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamıza Cenabı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Entelektüel kişiliği, engin bilgi birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısına ve sevgisine mazhar olan merhum hocamızın ailesine ve öğrencilerine de burada başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.
İftar sofrasında ekmeklerini paylaşanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşmasının ardından günün anısına hediye takdim edildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Ankara Beysukent’teki Valens Sanat Galerisi‘nde düzenlenen uluslararası katılımlı Disleksi Sanat Sergisi (Dyslexia Art Exhibition), “Disleksi bir engel değil, farklı bir bakış açısıdır”.temasıyla ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Kuratörlüğünü Şebnem ERSOY’un yaptığı sergide 5 sanatçının 40 eseri bulunuyor.
Serginin kuratörü Şebnem ERSOY, serginin açılışında Demokrat Dergimize şunları söyledi:
” Disleksi sanat inisiyatifi olarak Valens sanat galersii ile ortak bir çalışmada buluştuk. Sergi farklı bir disiplinlerden sanatçı arkadaşlarımızı biraraya getirdi. Heykel sanatçımız var, resim sanatçımız var ve fotoğraf sanatçımız var. Sanat değeri yüksek, keyifli çalışmalarda buluştuk. Disleksi sanat inisiyatifi olarak bu serginin gelirinin yüzde onunu Disleksi Derneği’ne bağışlamayı düşünüyoruz Her sene farklı illerde çalışıyoruz, sergiler açıyoruz. İlk sergimizi İstanbul’da, ikinci sergimizi Fethiye’de üçüncü sergimizi Ankara’da sanatseverlerle buluşturduk. Bir sonraki durağımaz da Ayvalık olacak çocuklarımız ile varız, onların yanındayız ve her zaman desteğimizi vereceğiz. Herkese çok teşekkür ediyorum.”
Sergide eseri bulunan sanstçılar şöyle: AYDA NAVİDİ. ASLI NOYAN, AYLİN MENEKŞE, BELGİN ALTAÇ, ÜMİT DİLEK AYDOĞAN, SEVGİ KÖKSOY, ve ŞEBNEM ERSOY.
Disleksi Sanat Sergisi, VALENS Sanat Galerisinde 14 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek.
Ankara Rus Evi’ndeki anma toplantısına Rus Evi Başkanı Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko ile Rusya Federasyonu Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Dr. Yevgeniy Bahrevskiy’in ev sahipliği yaptı.
Toplantıda, İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Nuriye Ortaylı, İlber Ortaylı’nın yakın arkadaşı Prof. Dr. Celal Şengör, Prof. Dr. Muhammet Savaş Kafkasiyalı ve seçkin bir davetli topluluğu yer aldı.
Anma toplantının açılış konuşmasını Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko yaptı. Sotniçenko konuşmasında Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Türk-Rus akademi dünyasındaki değerine vurgu yaparak iki ülke toplumlarının ve akademi dünyasının birbirini daha yakından tanımasına katkıda bulunduğunu söyledi.
Prof. Dr. Celal Şengör de konuşmasında şunları söyledi: “Ben şimdiye kadar konuşanların hocasıyım, onlarla akademik İlişkiler içinde bulundum. Ben bir programcıyım ve bu yaptığım işe biraz benziyor. Yakın bir arkadaşım.
Eşimin de arkadaşıydı, hatta bize takılırdı. Fatih Altaylı’yla beraber kendisini hastanede ziyaret ettik, Oya’ya döndü ve bak Oya deliler geldi”dedi.
Sadece Rusya’da değil, bütün dünyada tanınan bir adamdı, ben hiç unutmuyorum bir keresinde kütüphanede hakkında bir sergi vardı. Çok güzel bir sergi içinde yer aldı.
Onun orijinalini görmek için o sergiye gittim. O kitabı ilk açtığımda karşıma çıkan ilk makale İlber’in makalesi; karşılaştığımızda söyledim. Kardeşimiz dedi; Avusturyalılar. Fakat Fransızlar İlber’e haksızlık ettikleri için Avusturyalar tarafına geçiyor, Fransızların canına okuyor. Dolayısıyla “kardeşim sen niye burada varsın dedim. Cevaben Osmanlı ile olan ilişkileri var? ve baktım ki orada İlber’in makalesine atıfta bulunan 5 sayfa yazı var, arkasında çok güzel şekiller var. Nefis resimler, fotoğraflar var. Sanat eserleri var.
İlber, Rus sarayını biliyor. İngiliz sarayını tanıyor. En büyük özelliği bilgisinden ziyade tarihi anlamış oluşu.
Kaç tane tarihçi duydunuz ki? Programları 500 binin üstünde 1 milyona yakın seyredilsin. Fatih ikide birde programa davet ederdi, gel diye. Çünkü programı fazla seyrediliyor, iyi para getirıyor. Dolayısıyla ilber, tarihi anlayan bir adam. Tarihi iyi bilen bir adamdı..
ilber, şunu biliyor, bakın, çok ilginç, Fransız eski Cumhurbaşkanı CHIRAC, Fransız gizli servisinde çalışmış.
Eğer uygun görürseniz demiş, ben demiş koleksiyonu size rusça tanıtayım. CHIRAC çok memnun olmuş. İlber’in Rusçasına bir iltifat da bulunur. Çok usta anlatmış bütün koleksiyonu. İlber, böyle bir adam; kardeşim “CHIRAC” Fransız eski Cumhurbaşkanı, gizli serviste çalıştı? Nerden biliyorsun ya? Niye biliyorsun?
İlber, Osmanlı tarihçisi sadece Osmanlı tarihçisi değil. İlber, genel bir tarihçi ve entelektüeldir, Ben bunu birkaç kere yazdım. Yani benim takdir edebildiğim anlamıyla ilber, Türkiye’nin en büyük eliti.
Meşhur bir jeolog vardı, elçiymiş, meğer bu adam, kitabı var bende.
Sen dedi. meşhur rus elçisini bilirsin. Sonra ortaya çıktı ki ilber biiiliyor.Gregory Rasulav, adam ölçüydü. koca sarayı var ve Viyana jeoloji servisi uzun yıllar o sarayda oturdu. İlber, bunu da biliyor.
Osmanlı-Rus ilişkilerinde sadece burada değil, deha lafının altını çizmek istiyorum. Hiçbir şeyi unutmayın.
İnanılmaz bir hafızası vardı. Bütün bunların üstüne iyi bir insan. Yani ilberin, hiçbir atomunda bir kötülük yoktur.
Kimse için kötü bir laf ettiğini duymadım. Bakın, Türkiye ilber ile. Entegre kapasitesinin çok önemli bir kısmını kaybetmiştir.
Bana yüzlerce başsağlığı mesajı geldi. Çok yakın arkadaşım olduğu için ben hepsine cevaben diyordum ki milletimizin başı sağ olsun. Hepimizin kalbi, dolayısıyla korkunç bir gün. Ve hiç kendine bakmadı.
Bakın, kardeşi burada; Fatih ikaz ediyordu. 600 şekerle baklava yiyor ya. Yani ben hiç unutmuyorum Topkapı Sarayı’nda başkanken Salı günü saray kapalı.ve orada bütün personele, piknik adını koyduğu yemek verirdi. Bekçisi, bilmem nesi müdürü dahil. herkes dahil. Benim görevlerimden biri ona yemek götürmek. O. yemekleri börek ve baklavalar götürdü. (yedi) Karaköy’de bizim Nadir’e gidiyordum. En iyi baklavalar; onda bir keresinde söyledim. Ben dedim ilber hocaya; aa dedi bak dedi. O zaman, o zaman dedi. Şeker hastaları için dedi. İlbey hoca için özel bir baklava yaptı. Hocaya önü götürdüm. Ben, dedim “çok memnunum, en azından ötekileri yiyemezsin. “
Götürdüm, İlbey’e dedim ki “Bak bunu yiyeceksin. O dedim şeker hastaları için. Kardeşim onu yemedi gene gitti. diğer baklavaları yedi.
Çocuk kadar saf. Çocuk kadar iyi niyetli. Çocuk kadar iyi bir insan.
Yani biraz önce dedim ya, ilber hakkında konuşmaya başladım. Hepinize buraya geldiğiniz için çok teşekkür ederim.”
Prof. Dr. Muhammet Savaş Kafkasiyalı ise İlber Ortaylı’ya ilişkin ortak anıları ile bilimsel çalışmalarından söz etti.
Anma toplantısında, İlber Ortaylı’nın hayatı ve bilimsel çalışmalarına adanmış özel bir fotoğraf sergisinin açılışı da yapıldı. Sergide, Ortaylı’nın aile arşivinden fotoğraflar ile Rus haber ajanslarının ve Türk haber ajanslarının arşivlerinden fotoğraflar yer aldı.
İlber Ortaylı’yı anma toplantısı, fotoğraf çekimi, hediye takdimi ve bir resepsiyonla sona erdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.