Kenya’nın Cumhuriyet Günü Ankara Gölbaşı KÖŞK tesislerinde verilen bir resepsiyonla kutlandı.
Gölbaşı Köşk tesislerindeki resepsiyona, Kenya’nın Ankara Büyükelçisi Leonard NGEYWA BOIYO ve eşi Veronica NGEYWA ev sahipliği yaptı.
Kenya Cumhuriyet Günü resepsiyonunda Türkiye’yi Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Güney Afrika Genel Müdürü Elif ÇOMOĞLU ÜLGEN temsil etti.
Resepsiyonda, Ankara’da Büyükelçilikleri bulunan ülkelerden Büyükelçiler, Askeri Ataşeler, elçilik görevlileri ve seçkin bir davetli topluluğu da yer aldı.
Kenya Milli Gün resepsiyonu Kenya ve Türk Milli Marşlarının seslendirilmesiyle başladı.
Gölbaşı Köşk tesislerindeki resepsiyonda, ilk konuşmacı olarak kürsüye Kenya’nın Ankara Büyükelçisi Leonard NGEYWA BOIYO geldi.
Kenya’nın Ankara Büyükelçisi Leonard BOIYO konuşmasına, davetlileri aralarında görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Büyükelçi BOIYO, 2023 yılının pek çok ülke ve halkı için çok zor geçtiğini, Türkiye’nin yıkıcı bir deprem yaşadığını, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarının devam ettiğini hatırlatarak, İsrail-Filistin krizinin Gazze’deki sivil halkın ve Hamas saldırılarında sevdiklerini kaybeden veya rehin alınanların büyük acılar çekmesine sebep olduğunu söyledi.
Kenya ‘nın Ankara Büyükelçisi Leonard NGEYWA BOIYO, konuşmasına konukları aralarında görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Büyükelçi Boiyo şunları söyledi.; Bugün burada Cumhuriyet (JAMHURI) günümüzü kutlamak için bize katılmak üzere ağırlamaktan mutluluk duyuyorum.
Bu arada Büyükelçi Boiyo, resepsiyonun düzenlenmesine katkıda bulunan sponsorlara ve Kenya Büyükelçilik çalışanlarına da teşekkür etti.
Kenya’nın Ankara Büyükelçisi Leonard NGEYWA BOIYO, daha sonra konuşmasına şu şekilde devam etti; “Bugün Kenya’nın 12 Aralık 1963’te kazandığı bağımsızlığın 60’ıncı yıldönümünü anıyoruz. Yüzüncü yılını iki aydan kısa bir süre önce dolduran Türkiye Cumhuriyeti kırk yıl daha yaşlı. Yaş farkımıza rağmen samimi kardeşlik ilişkiniz, işbirliğiniz ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Mustafa Kemal ATATÜRK ve yurttaşlarının başarıyla yürüttüğü bağımsızlık, egemenlik ve onur ve haysiyet mücadelesi, Kenya dahil Afrika’daki özgürlük mücadelesine ilham kaynağı oldu. Çok daha sonra, 1980’lerin sonlarından 1990’lara kadar daha geniş bir demokratik alan, anayasacılık ve hukukun üstünlüğü için yapılan ajitasyon sırasında Kenya’nın reform hareketinin liderleri JÖN TÜRKLERDEN İLHAM aldılar ve bu tarihe kadar bu terim Kenya’nın siyasi sözlüğüne derinden yerleşmiş durumda. Türkiye Yüzyıl’ına doğru ilerlerken sizinle güçlü bir ortaklık kurmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Ancak bu dönü. noktalarını kutlarken bile, bu yıl 6 Şubat’ta yaşanan YÜZYILIN DEPREMİNİN yarattığı yıkımı büyük bir üzüntüyle anıyoruz. Büyük can kayıpları, yaralanmalar, yerinden edilmeler ve sosyo-ekonomik yıkımlar karşısında taziyelerimizi sürdürürken, Türkiye halkının direncini alkışlıyor ve Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep ve Hatay ve Kahramanmaraş’ın iyi olması için dua ediyor ve Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa’nın yeniden güçlü bir şekilde yükselerek ve TÜRKİYE YÜZYILI’nın başarısına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz. Altmış yıl önce Kenya; amansız protestolar, silahlı mücadeleler, konferanslar ve uzlaşmaların ardından bağımsız ve egemen bir devlet olarak uluslar topluluğuna katıldı. Kurucu babalarımız, kapsayıcı misyonlarını, Yoksulluk, Cehalet ve Hastalıktan oluşan “KUTSAL OLMAYAN ÜÇLÜYLE mücadele etmek olarak özetlediler. Bu açıklama yeni bağımsızlığını kazanan ulusun önündeki devasa zorlukları yeterince basitleştirmedi. Bunun yerine, tüm Kenyalıların birleşmesi ve ulus inşasına katkıda bulunması için bir eylem çağrısıydı.
Son 60 yıldır Kenya, bilinçli, barışçıl, istikrarlı, uyumlu, sağlıklı ve müreffeh bir ulus yaratmaya yönelik odaklanmış ve kalibre edilmiş adımlar atıyor. Sürekli olarak ulusal vizyonun yeniden yönlendirilmesinde siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel kurumları amaca uygun hale getirmek için mühendislik yapıyor. Yetki devri ilkesi, karar alma sürecini ve kaynakları merkezi olmayan bir hale getirerek yönetimi, planlamayı ve hizmetleri halka yaklaştırıyor ve kaynakların ülke genelinde daha adil bir şekilde dağılmasını sağlıyor.
Cumhurbaşkanı William RUTO’nun öncülüğünde KENYA, (AŞAĞIDAN YUKARIYA EKONOMİ DÖNÜŞÜM GÜNDEMİ-BETA) aracılığıyla insanları ekonomik olarak güçlendirmeye odaklandı. Bu yaklaşım tarım, mikro küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler), konut ve yerleşim, sağlık hizmetleri, dijital otoyol ve yaratıcı ekonomiye vurgu yaparak iş yaratmayı, küçük işletmeleri desteklemeyi ve yaşam maliyetlerini düşürmeyi gerektirir. Kenya, 2030 yılına kadar vatandaşlarına yüksek yaşam kalitesi sağlayan, sanayileşen, orta gelirli bir ülke olmayı hedeflemektedir. Bu amaçla, önemli sosyo-ekonomik reformlar ve yatırımlar gerçekleştirerek kendisini bölgesel bir merkez, Doğu ve Orta Afrika’ya açılan bir kapı haline getirmiştir. Kenya çeşitli sektörlerde yatırım için sağlam bir ortam sunmaktadır. Nüfusunun yüzde 70’den fazlasının internet erişimi olmasıyla Afrika’daki en yüksek internet erişim oranlarından birine sahiptir. Kenya 5 yüz milyondan fazla kişiden oluşan birleşik bir pazarla Doğu Afrika Topluluğu’nun-EAC, Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı’nın-COMESA ayrılmaz bir üyesidir. Afrika içi ticaretin güçlü bir savunucusu ve aslında AFRİKA KITASAL SERBEST TİCARET BÖLGESİ’ne-AfCFTA pilot uygulama yapan ülkelerden biri. Serbest ticareti ilerlettiğimiz müddetçe vizesiz bir ülke olma yolunda ilerliyoruz. Kenya, ARABULUCULUK, ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ, BARIŞI KORUMA ve İNSANI MİSYONLAR ARACILIĞIYLA BÖLGESEL ve ULUSLARARASI İLİŞKİLERE olumlu katkıda bulunuyor. Yıllar geçtikçe KALICI BARIŞ ve GÜVENLİĞE ulaşmak için bu yetenekleri diğer zorlukların yanı sıra DEVLET İÇİ ÇATIŞMALAR, ŞİDDET İÇEREN AŞIRILIK ve küçük silahların yasadışı hareketiyle karşı karşıya kalan bölgelerde kullandık. Bu sebeple, 2 Ekim 2023’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi-UNSC, Haiti’nin ve bölgenin barışını, istikrarını ve güvenliğini baltalayan suistimaller ve ihlaller, şiddet, suç faaliyetleri ve insan haklarıyla mücadeleye yardımcı olmak amacıyla Kenya başkanlığında bir ÇOK ULUSLU GÜVENLİK DESTEĞİ-MSS misyonunun konuşlandırılmasına izin veren 2699 (2023) sayılı kararı kabul etti. İklim değişikliğinin gerçekleri giderek daha belirgin hale geldikçe Kenya, bu varoluşsal tehdide karşı bölgesel ve Uluslararası girişimlere aktif olarak katılıyor. Afrika İklim Değişikliği Devlet ve Hükümet Başkanları Komitesi’nin-CAHOSCC Başkanı olan Cumhurbaşkanı WILLIAM RUTO, iklim eyleminin sağlam ve saygın bir sesi olarak ortaya çıktı. Onun liderliğinde Kenya, kapsamlı bir iklim değişikliği politikası çerçevesi geliştirdi ve bunun uygulanmasını yönlendirecek kurumlar kurdu. Yenilenebilir Enerji Projeleri ( JEOTERMAL, RÜZGAR ve GÜNEŞ ENERJİSİ) dahil olmak üzere bir dizi yenilikçi iklim değişikliği çözümü hayata geçirdi ve bugün Kenya’da üretilen enerjinin yaklaşık yüzde 87’si YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINDAN geliyor. Ayrıca ülke genelinde 10 yıllık 15 milyar dolarlık AĞAÇ DİKME PROGRAMI’nı ve SU TASARRUFU girişimlerini başlattık.
Cumhuriyet Günü’nü kutlarken, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimizin güçlü ve karşılıklı yarara dayalı olduğunu takdirle belirtiyoruz. İşbirliğimiz, Ticaret, Sağlık, Enerji, Barış ve Güvenlik başta olmak üzere bir çok sektörü kapsıyor. Kenya ile Türkiye arasındaki ticaret istikrarlı bir şekilde büyüyerek 2022’de 3 yüz milyon ABD dolarını aştı. İyileşme için muazzam bir potansiyel var ve iki ülke de hacimleri artırmak için yeni alanlar ile EK MEKANİZMALAR keşfetmeye devam ediyor.
Yatırım konusunda Türkiye’den bir çok şirket yıllar içinde Kenya’da başarılı yatırımlar gerçekleştirdi. Türk Sanayi Holdingi Temmuz 2022’de Kenya’nın ÖZEL EKONOMİK BÖLGELERİNDEN birine 760 milyon ABD doları tutarında yatırim yaparak, ağırlıklı olarak ihracat pazarına yönelik çeşitli ürünler imal etmeye hazırlanıyor. Türk Kalkınma Ajansları ve STK’lar Kenya’nın çeşitli yerlerinde faaliyet gösteriyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı-TİKA sağlık, gıda, tarım, hayvancılık ve eğitim projelerine destek veriyor. Maarif Vakfı Okulları, Yunus Emre Enstitüsü, Kızılay, Anadolu Ajansı, Diyanet Vakfı ve Hayrat Vakfı sağlık, temizlik, su, eğitim ve İnsani çalışmalara odaklanıyor. Çeşitli kuruluşlar, Yüksek Öğretim sektöründeki Kenyalı öğrencileri Burs Programları aracılığıyla desteklemektedir. Ayrıca Kenyalı uzmanlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli bakanlık ve kurumları tarafından yürütülen güvenlik, tarım, eğitim ve sağlık alanlarındaki kapasite geliştirme programlarından da büyük kazanımlar elde etti.
İşbirliğimizi geliştirme konusundaki kararlılığımızın bir göstergesi olarak bu yılın Temmuz ayında Türkiye Cumhuriyeti ile Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması’nı-DICA imzaladık. Bekleyen diğer anlaşmaların sonuçlandırılmasına yönelik önemli ilerleme kaydedildi ve Ortak Ekonomik Komisyonu-JEC yeniden canlandırdık. Bu yıl Kenya’dan çeşitli sektörleri temsil eden çok sayıda heyet Türkiye’yi ziyaret etti. Benzer şekilde Türkiye’den başta ihracatçı ve yatırımcılar başta olmak üzere çok sayıda heyet Kenya’yı ziyaret etti. Türkiye, Kenyalı iş adamlarının yanı sıra medikal sebeplerle gelen turistleri de çekmeye devam ediyor. Farklı düzenlemelerle Türkiye’de yükseköğrenim gören Kenyalı öğrencilerin sayısı artmaya devam ediyor. Genel olarak Kenya ve Türkiye halkı arasındaki insanlar arası etkileşimler gelişmeye devam ediyor.
Kenya ve Türkiye, Uluslararası Barış ve Güvenliğe yönelik sağlam bir bağlılığı paylaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti, Bölge Devletleri’nin ve kuruluşlarının Afrika Boynuzu Bölgesi’nde BARIŞ ve İSTİKRARA yönelik girişimlerini desteklemiştir. Türkiye aynı zamanda Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışma gibi çatışmaların barışçıl çözümüne yönelik aralıksız arayışla KÜRESEL BARIŞ için bir GÜÇ olarak rolünü de ortaya koymuştur. Türkiye’yi, KARADENİZ TAHIL GİRİŞİMİ-BSGI müzakerelerinde BM ile birlikte üstlendiği öncü rolden ve özellikle Afrika’ya tahıl tedarikinde ADALET VE EŞİTLİK yönündeki çabalarından dolayı takdir ediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti aynı zamanda çok taraflı kurumların mevcut ve yeni ortaya çıkan küresel gerçekleri yansıtacak şekilde reform edilmesi çağrılarında da ön sırada yer almaktadır. CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın @DÜNYA 5’ten BÜYÜKTÜR” şeklindeki net çağrısı, büyük güç rekabetinin yeniden canlanması, devletler arası çatışmalar, iç savaşlar, ulus ötesi suçlar, terörizm ve şiddet içeren aşırıcılık, salgın hastalıklar ve iklim değişikliği gibi benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya olan bir dünyada gerçekten de tam zamanındadır.
Bağımsızlığımızın 60’ıncı yıl dönümünü kutlarken, Kenya’nın bağımsızlığını kazanması için muazzam fedakarlıklar yapan birçok erkek ve kadını onurlandırıyoruz. Kendimizi onların özgür, birleşik, barışçıl ve müreffeh bir ülke ve Uluslararası toplumun güvenilir, sorumlu ve becerikli bir üyesi olma vizyonuna adadık.
Kenya’nın Ankara Büyükelçisi Leonard NGEYWA BOIYO, konuşmasını sonlandırırken davetlilere Kenya CUMHURİYET GÜNÜ’ne katıldıkları için teşekkür etti. Büyükelçi BOIYO şöyle konuştu; “Ülkemiz için bu önemli günde değerli zamanınızı bizimle birlikte olmak için ayırdığınız için Kenya Büyükelçiliği, Ailem ve Türkiye’deki Kenyalılar adına size bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Lutfen bu etkinlik için hazırladığımız çeşitli Kenya lezzetlerini tatmak için biraz zaman ayırın. Herkese yeni yılda çalışmalarında başarılar, MUTLU NOELLER ve MUTLU VE REFAH DOLU bir 2024 diliyorum. Çok teşekkür ederim.
Kenya Büyükelçisi Leonard NGEYWA BOIYO’dan sonra kürsüye konuşmasını yapmak üzere Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Güney Afrika Genel Müdürü Elif ÇOMOĞLU ÜLGEN geldi.
Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Güney Afrika Genel Müdürü Büyükelçi Elif Çomoğlu ÜLGEN, 6O yıl önce bağımsızlığını kazanan Kenya’ nın uluslararası topluluğun saygın bir üyesi olduğunu söyledi.
Elif Çomoğlu Ülgen, Kenya’nın altmış yılda çok dinamik ekonomik reformlar ve toplumsal değişimlerle çok önemli gelişmeler gösterdiğini belirtti.
Ülgen, Sahra altı Afrika’nın en büyük ekonomilerinden biri olan Kenya’nın bölgesel finans ve ulaşım merkezi olduğunu kaydetti.
Kenya’nın bölgesel barış ve güvenliğin etkili aktörlerinden olduğuna dikkat çeken Ülgen, bu ülkenin bölgeye istikrar, güvenlik, barış ve işbirliği konularında öncülük yaptığını İfade etti.
Ülgen, Kenya’nın tüm alt Sahra ülkeleri gibi terörizm tehdidi, su kıtlığı, gıda ve doğal afetler gibi zorluklarla karşı karşıya olduğunun altını çizdi.
Ülgen daha sonra şunları söyledi; “Son aşırı yağışlar sebebiyle meydana gelen sellerden etkilenen dost Kenya halkına bu vesileyle hükümetimiz adına buradan üzüntülerimi ve taziyemizi bildirir, yaralılara da bir an önce iyileşmeleri dileklerimi iletirim.“
Türkiye’nin son yıllarda Afrika’yla yakın ilişkiler ve ortaklıklar geliştirdiğine işaret eden Ülgen, Kenya’nın Afrika ile ortaklık politikalar çerçevesinde, özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi.
Elif ÇOMOĞLU ÜLGEN, Türkiye ile Kenya arasındaki en içten dostlukla her alanda gelişen ve derinleşen ikili diplomatik bağlardan büyük bir memnuniyet duyduğunu da bildirdi.
Ülgen, Türkiye Cumhurbaşkanının 2016’da Kenya’ya yaptığı tarihi ziyaretin iki ülkenin ilişkilerinde savunmadan kültüre, spordan sağlığa yeni ekonomik ve ticari ilişkiler hedeflerini tanımlayan önemli bir kilometre taşı olduğuna da vurgu yaptı.
Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Güney Afrika Genel Müdürü Büyükelçi ÜLGEN, Kenya’daki Türk şirketlerinin altyapılar ve inşaat alanının gelişimiyle ilgili önemli katkılar yaptıklarını da sözlerini ekledi.
Genel Müdür ÜLGEN, sözlerini sonlandırırken Kenya’nın Cumhuriyet Gününün 60’ıncı yıldönümünü en içten dilekleriyle bir kez daha kutladı.
Konuşmaların hemen akabinde Kenya’nın CUMHURİYET GÜNÜ için hazırlanmış pastanın kesimi yapıldı.
Kenya’nın Ankara Büyükelçisi Leonard NGEYWA BOIYO ile Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Güney Afrika Genel Müdürü Elif ÇOMOĞLU ÜLGEN pastayı birlikte kestiler.
Kenya Cumhuriyet Günü Resepsiyonu, davetlilere Kenya ve Türk mutfağından yemek ikramı ile sona erdi.
Kenya Cumhuriyet Gününe katılan davetliler, resepsiyonda, Kenya’nın yerel müziği eşliğinde dans ederek geceyi sonlandırdılar.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.