Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri”nde yaptığı konuşmada “Organize sanayi bölgelerinde hep o derelerimizde gördüğümüz boyalardan kaynaklı kirliliğin giderilmesine ilişkin çok önemli bir çalışmayı önümüzdeki dönemde zorunlu hale getireceğiz… Çocuklarımıza daha yeşil, daha temiz bir dünya bırakabilme adına da bu yeşil dönüşümü sanayide ve her alanda gerçekleştirmek durumundayız. Çünkü dünya ortak evimiz. Ortak evimiz dünyamıza hep birlikte sahip çıkmak zorundayız… Birleşmiş Milletlerin 2022 yılında yayınladığı küresel riskler raporu ile bir kez daha gördük ki yaşadığımız afetlerin yüzde 91’i de iklim değişikliği kaynaklı. Bu artık tüm ülkelerde yaşanan bir sorun. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla önümüzdeki yüzyıl, verimliliğin ve sürdürülebilirliğin yüzyılı olacak… COP27 toplantısında da ulusal katkı ve beyanımızda 2030 yılında emisyon artıştan, azalış hedefimizi yüzde 41’e yükselttiğimizi ifade ettik. Bu hedef doğrultusunda aslında 2030 yılı için sadece 500 milyon ton emisyon oluşumunu engelleme hedefini ortaya koyuyoruz… Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, çevremizi koruyan tesislerimize Yeşil Dönüşüm Belgesi vereceğiz… Yeşil Ekonomi ile birlikte 10 yıl içerisinde on binlerce kardeşimize istihdam oluşturacağız, ülkemizin gençliğine de umut olacağız.” şeklinde konuştu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri”nde yaptığı konuşmada, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla önümüzdeki yüzyıl, verimliliğin ve sürdürülebilirliğin yüzyılı olacak.” dedi.
Bakan Murat Kurum, Ankara Crowne Plaza Otel’de düzenlenen Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri’ne katıldı. Bakan Kurum, burada tekstil sektöründe temiz üretim uygulamaları kapsamında geliştirilen prototipleri inceledi.
Ardından seminerde konuşmasını yapan Bakan Kurum, Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB) yeni bir çalışmanın yakın zamanda hayata geçirileceğini bildirerek, “Seminere katılırken yeni hidrojen teknolojisiyle doğalgazın daha az kullanıldığına ilişkin bir ARGE çalışmasını gördük. OSB’lerdeki hep o derelerimizde gördüğümüz boyalardan kaynaklı kirliliğin giderilmesine ilişkin çok önemli bir çalışmayı inşallah önümüzdeki dönemde artık zorunlu hale getireceğiz. Derelerimizde gördüğümüz kirliliği ortadan kaldıracak bir çalışma olacak. Oradan kazanılan su ve tuzun da üretimde yeniden kullanımına ilişkin bir çalışma pilot olarak iki alanda deniyoruz. İnşallah tüm OSB’lerimizde zorunlu hale getireceğiz.” diye konuştu.
“Çocuklarımıza daha temiz bir dünya bırakabilmek için yeşil dönüşümü her alanda gerçekleştirmek zorundayız”
Bakan Kurum, Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri’nin Türkiye adına çok önemli bir toplantı olacağını vurgulayarak, “Bizim en önemli kaygımız geleceğimiz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız. Çocuklarımıza çok güzel, daha yeşil, daha temiz bir dünya bırakabilme adına da bu yeşil dönüşümü sanayide ve her alanda gerçekleştirmek durumundayız. Çünkü dünya ortak evimiz. Ortak evimiz dünyamıza hep birlikte sahip çıkmak zorundayız. Bu alanda hemen hemen tüm sektörlerimizi ilgilendiren adımları da hep birlikte atmak zorundayız. Bu bir bayrak yarışı. Biz de bu yarışta Türkiye Cumhuriyeti olarak inşallah en önde gideceğiz. Geleceğimiz ve gençlerimize çok daha temiz bir Türkiye, bir dünya bırakma hedefiyle çalışma hedefimizi yürüteceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, iki gün sürecek “Sanayide Yeşil Dönüşüm” seminerinde birçok alanda istişare etme fırsatı bulacaklarını belirterek 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedeflerine ulaşma noktasında yapılan tüm bu çalışmaların İklim Kanunu’na da altlık olacağını ifade etti.
“Yaşadığımız afetlerin yüzde 91’i de iklim değişikliği kaynaklı”
Çevreye ve doğaya ne kadar hassas davranılırsa, doğanın da o şekilde karşılık vereceğini vurgulayan Bakan Kurum, “Maalesef insan eliyle meydana gelen iklim değişikliği nedeniyle bugün barınmadan ulaşıma, tarımdan sanayiye ve tedarik zincirine kadar birçok alanda olumsuzluklar yaşadığımızı da hep birlikte görüyoruz. Birleşmiş Milletlerin (BM) 2022 yılında yayınladığı küresel riskler raporu ile bir kez daha gördük ki yaşadığımız afetlerin yüzde 91’i de iklim değişikliği kaynaklı. Bu artık tüm ülkelerde yaşanan bir sorun. Ülkemizin tarihsel bir sorumluluğu olmamasına rağmen biz de iklim değişikliğinden etkilenen ülkelerden bir tanesiyiz.” dedi.
Pakistan’da yaşanan sel felaketinin ardından çadır kurulacak alan bile olmadığını hatırlatan Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle son yıllara baktığımızda da, Türkiye olarak Akdeniz havzasında yer alan bir ülkeyiz ve bu afetlerden yoğun bir şekilde etkileniyoruz. Yaşadığımız sel afetleri, yangınlar, Marmara Denizi’nde daha önce hiç görmediğimiz müsilaj bunun en somut ve en üzücü maalesef örnekleri ve bunların sayısı, sıklığı, şiddeti giderek artıyor. İşte bu manzara bizlere iklim değişikliği ile mücadelenin aslında ülkemizin istikbal ve istiklal meselesi olduğunu da acı sonuçları ile birlikte net bir şekilde göstermektedir. Biz de bu noktada kararlıyız, iklim değişikliği çalışmalarımızı da tüm sektörlerimizle birlikte yürütüyoruz. Bu kapsamda çok çok önemli çalışmalar yaptık.”
“2023’te İklim Kanunu’nu, 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize uygun bir şekilde belirlemiş, ortaya koymuş olacağız”
Bakan Murat Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde tüm paydaşlarla bir araya gelindiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Geleceğimize ve 2053 vizyonumuza ilişkin çalışmaları ortaya koyuyoruz. Bu anlamda gerçekten çok önemli yol kat ettik. İlk önce ‘Yeşil Kalkınma Yolunda Türkiye’ başlığıyla bir istişare toplantısı düzenledik. Ardından Türkiye’nin ilk İklim Şurası’nı bilim insanlarımızla birlikte gerçekten toplumun tüm kesimlerinin orada olduğu, fikirlerin, önerilerin, düşüncelerin özgürce paylaşıldığı bir seminerdi. Bu seminerde çok çok önemli kararlar aldık. 217 kararla birlikte aslında bu önümüzdeki sürece ilişkin atacağımız adımlarında önemli altlığını da teşkil etti. İklim Koordinasyon Kurulumuzla birlikte de İklim Kanunu çalışmalarımızda artık sona geldik. Tabi, tüm bu yaptığımız çalıştaylar, şuralar, seminerler, görüşmelerimiz çerçevesinde İklim Kanunu altlığı hazırlandı. İnşallah, Yüce Meclis’imizin de takdiri ile 2023 yılında İklim Kanununu 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize yine uygun bir şekilde belirlemiş, ortaya koymuş olacağız.”
“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm kurumlarımızla özel sektörümüzle işbirliği içerisinde iklim değişikliği ile mücadelemizi de kararlı bir şekilde sürdürüyoruz”
Paris Antlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte Türkiye’nin bir vizyon ortaya koyduğunu belirten Bakan Kurum, “2053’e ilişkin net sıfır emisyon hedefi ile birlikte bu alanda çalışmalar yapacağımızı tüm dünyaya da ilan etmiş olduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm kurumlarımızla özel sektörümüzle işbirliği içerisinde iklim değişikliği ile mücadelemizi de kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla önümüzdeki yüzyılın verimliliğin ve sürdürülebilirliğin yüzyılı olacağını ve bu yüzyılı da işte bu salondaki siz değerli dostlarımızla birlikte inşa edeceğimizi de ifade etmek isterim.” şeklinde konuştu.
“2030 yılında 500 milyon ton emisyon oluşumunu engelleme hedefini ortaya koyuyoruz”
2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda Mısır’da COP27 toplantısına katıldıklarını hatırlatan Bakan Kurum şunları söyledi:
“Toplantıda ülkemizin ulusal katkı beyanını açıkladık ve bu çerçevede 2030 yılı için daha önce verdiğimiz emisyon artıştan yüzde 21 azalış hedefimiz vardı. Bu hedef doğrultusunda İklim Koordinasyon Kurulu ve tüm sektörlerimiz ile birlikte bilimsel bir çalışma yaptık. Bu bilimsel çalışma 2053 vizyonumuzla da uyumlu bir şekilde yapıldı ve önümüzdeki 50 yıla ilişkin hedefleri ortaya koyduk. Sanayiden ulaşıma, turizmden tarıma, yenilenebilir enerjilerin arttırılmasına, sanayideki üretim tekniklerinin gözden geçirilmesine, tarımdaki gerek ürün çeşitliliği gerek sulama projeleri ve organik üretimden tutun da insan sağlığını çevreye doğaya ilgilendiren tüm parametreler görüşüldü. Bu hedefler doğrultusunda da 2053 vizyonda uyumlu bir şekilde çalışmalar yaptık. COP27 toplantısında da ulusal katkı ve beyanımızda 2030 yılında emisyon artıştan, azalış hedefimizi yüzde 41’e yükselttiğimizi ifade ettik. Bu hedef doğrultusunda aslında 2030 yılında 500 milyon ton emisyon oluşumunu engelleme hedefini ortaya koyuyoruz. Ülkemizin gerçekleşen emisyonu yaklaşık 500 milyon ton dolayısıyla sadece 2030 yılında bugün ürettiğimiz emisyondan feragat ettiğimizi çocuklarımız, geleceğimiz adına bu mücadeleyi vereceğimizi tüm dünyaya ilan ettik. Bu önemli bir hedefti, bu hedef doğrultusunda en geç 2038 yılına kadar da emisyonlarımızı pik noktasına ulaştıracak ve akabinde de de net sıfır emisyon hedefimize de güçlü politikalarımızla birlikte ilerlemeye devam edeceğiz.”
“Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi’mizin pilot uygulaması 2024 yılında başlayacak”
Ulusal katkı kapsamında öngörüldüğü üzere enerjiden sanayiye, ulaştırmadan binalara, atık sektöründen yutak alanlara kadar her alanda bir dönüşüm süreci yaşatacaklarını dile getiren Bakan Kurum, “Bu çerçevede 2024 yılında pilot uygulamasını başlatacağımız Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi kurma çalışmalarında da artık son noktaya geldik. 2024 yılında İnşallah ülkemizde hayata geçireceğimiz Emisyon Ticaret Sistemi ile birlikte sektörümüzde artık fazla emisyon üretenlerin cezalandırıldığı az emisyon üretenlerin ödüllendirildiği bir sistemi de hayata geçirmiş olacağız. Karbon fiyatlama mekanizmasından elde edeceğimiz gelir olacak; bu da bu gelir ile birlikte de aslında sanayicilerimizin temiz üretim ve yatırım süreçlerine destek olacağız. Yani az kirleteni ödüllendirdiğimiz bir süreç üretimine ve istihdamına destek olduğumuz bir süreci de yönetmiş olacağız.” şeklinde konuştu.
“Yeşil Ekonomi ile birlikte 10 yıl içerisinde on binlerce kardeşimize istihdam oluşturacağız, ülkemizin gençliğine de umut olacağız”
“Yeşil Kalkınma devrimi çerçevesinde üretirken kirletmemeyi merkeze alacağız. Üreteceğiz büyüteceğiz, gelişeceğiz ama çevremize zarar vermeyeceğiz.” diyen Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doğamızı kirletmeyeceğiz ve üretimimizin merkezinde insanımız olacak, çevremiz olacak, doğamız olacak ve ülkemizin üretimini de ihracatını da inşallah daha da artıracağız. Bu çerçevede Emisyon Ticaret Sistemi ile yeşil kalkınma ve sürdürülebilir sanayi anlayışıyla çalışmalarımızı, üretimimizi yapacağız. Bu süreçte bir yeşil ekonomi oluşacak. Belki bugün kamuoyu insanımız bu ifadeleri yeni duymaya başladı ama önümüzdeki 50 yılda en önemli gündem maddemizin bu olacağını da burada ifade etmek isterim. 10 yıl içerisinde bu yeşil ekonomi ile birlikte on binlerce kardeşimize istihdam oluşturacağız ve ülkemizin aslında gençliğine de umut olacağız. Burada gençlerimize de çağrıda bulunmak gerekirse evet biz gençlerimiz adına bu çalışmaları yapıyoruz ki yürüdüğümüz her yolda, aldığımız her kararda, attığımız her adımda hep gençlerimizle birlikte olduk.”
Tüm Organize Sanayi Bölgelerini “Yeşil OSB’ye” çevireceklerini kaydeden Bakan Murat Kurum, OSB’lerdeki yeşil dönüşümü örnek bir modelle tüm sektörlere yayılacağını bildirdi.
OSB’lerin, sanayilerin önemli bir yükünü çektiğine dikkat çeken Bakan Murat Kurum, “Yeşil OSB anlayışıyla inşallah dalga dalga bu değişimi, bu dönüşümü gerçekleştirmiş olacağız. Atacağımız her bir adımla da sanayide yeni dönüşümde, yeşil dönüşümde yeni sayfaları hep birlikte açmış olacağız. Enerji ve kaynak verimliliği, hava, su ve toprak için sıfır kirlilik prensibini gösteren tesislere de yine çevresel üretim göstergesi olarak sanayide Yeşil Dönüşüm Belgesi vereceğiz. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, çevremizi koruyan tesislerimize bu belgelerimizi vereceğiz. Çevreci bir yaklaşımla faaliyetlerini sürdürdüklerine dair de bu belgeyi alan tesislerin çevresel taksonomi kriterlerini karşılayarak çevre yatırım fonlarından, Avrupa Birliği (AB) fonlarından, yine uluslararası fonlardan ve yeşil finansmanlarından bu belgeleri almış, sıralamaya girmiş taksonomide o sırada yer almış tesislere kredi imkânları finans imkânları sağlamaları noktasında gerekli adımları atacağız. Sanayi üretimimizin yüzde 45’ini oluşturan OSB’lerimiz inşallah yeşil dönüşümde öncü rol üstlenecekler.” dedi.
“2022 yılında 2.8 milyon ton attığı, alternatif hammadde olarak üretimde kullanımını sağladık”
Bakan Murat Kurum, bu sayede çevresel iyileştirmenin yanı sıra, ülkemiz sanayisinin dünya standartlarında üretim seviyesini yakalayacaklarını, ihracat pazarında da eşit şartlarda rekabet etme gücüne erişmesine ve dünya piyasalarında yüksek payla yer almasını sağlayacaklarını belirtti. Bakan Kurum, “Tabi güçlü bir ihracat için hammadde yönündeki eksikliklerimizi de OSB’lerimize yaptığımız dönüşümle karşılamaya gayret gösteriyoruz. Şunun altını önemle çizmek istiyorum ki; Türkiye ve sanayicilerimiz yurt dışından bir zaman çöp getirmediler. Çöp değil hammadde ithal ettiler ve sanayide yeşil dönüşümün en önemli adımlarından birini atarak tüm bu atıkları hammadde olarak kullandılar. Bu yolla 2022 yılında 2.8 milyon ton attığı, alternatif hammadde olarak sanayimizde ve üretimimizde kullanımını sağladık. Çevremizi, doğamızı bu atıklardan koruduk ve milletimizin cebine de yine gelir olarak geri döndürdük. İşte kaynaklarımız sınırsız değil diyoruz. Suyumuzu, havamızı korumak zorundayız diyoruz. İşte bir tişörtün üretiminde 2 bin 700 litre su kullanılıyor ve onu bir sezon giyiyor ve atıyoruz.” diye konuştu.
“Sürdürülebilir döngüsel ekonomi anlayışını ülkemizin merkezine oturtacağız.”
Bakan Kurum, kullanılan suyun ve ham maddelerin yeniden kullanılması noktasında üretim tekniklerini geliştirmek zorunda olduklarının altını çizerek “Şunu herkes iyi bilmelidir ki biz sanayicimizle birlikte ülkemizin kalkınması için hem doğamızı ve çevremizi koruyacağız, hem de yeşil dönüşümün tüm adımlarını birlikte atacağız. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde yürüttüğümüz sıfır atık hareketiyle okullardan kamu binalarına ve sanayi tesislerimize, yerel yönetimlerimizden insanımızın, vatandaşımızın kullandığı her alanda geri dönüşümü de yaygınlaştıracağız. Bu çerçevede sürdürülebilir döngüsel ekonomi anlayışını ülkemizin merkezine oturtacağız.” ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, Türkiye’nin yeşil dönüşüme etki eden, yön veren, lider bir ülke olarak bu süreci yürüteceğini ve hiç kimsenin, hiçbir yerin geride bırakılmadığı anlayışıyla 84 milyon vatandaşın içinde yer aldığı çalışmalar yürüteceklerini de sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi.
Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi.
Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95’inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi.
Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi nedeniyle bulunduğu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.