Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri”nde yaptığı konuşmada “Organize sanayi bölgelerinde hep o derelerimizde gördüğümüz boyalardan kaynaklı kirliliğin giderilmesine ilişkin çok önemli bir çalışmayı önümüzdeki dönemde zorunlu hale getireceğiz… Çocuklarımıza daha yeşil, daha temiz bir dünya bırakabilme adına da bu yeşil dönüşümü sanayide ve her alanda gerçekleştirmek durumundayız. Çünkü dünya ortak evimiz. Ortak evimiz dünyamıza hep birlikte sahip çıkmak zorundayız… Birleşmiş Milletlerin 2022 yılında yayınladığı küresel riskler raporu ile bir kez daha gördük ki yaşadığımız afetlerin yüzde 91’i de iklim değişikliği kaynaklı. Bu artık tüm ülkelerde yaşanan bir sorun. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla önümüzdeki yüzyıl, verimliliğin ve sürdürülebilirliğin yüzyılı olacak… COP27 toplantısında da ulusal katkı ve beyanımızda 2030 yılında emisyon artıştan, azalış hedefimizi yüzde 41’e yükselttiğimizi ifade ettik. Bu hedef doğrultusunda aslında 2030 yılı için sadece 500 milyon ton emisyon oluşumunu engelleme hedefini ortaya koyuyoruz… Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, çevremizi koruyan tesislerimize Yeşil Dönüşüm Belgesi vereceğiz… Yeşil Ekonomi ile birlikte 10 yıl içerisinde on binlerce kardeşimize istihdam oluşturacağız, ülkemizin gençliğine de umut olacağız.” şeklinde konuştu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri”nde yaptığı konuşmada, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla önümüzdeki yüzyıl, verimliliğin ve sürdürülebilirliğin yüzyılı olacak.” dedi.
Bakan Murat Kurum, Ankara Crowne Plaza Otel’de düzenlenen Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri’ne katıldı. Bakan Kurum, burada tekstil sektöründe temiz üretim uygulamaları kapsamında geliştirilen prototipleri inceledi.
Ardından seminerde konuşmasını yapan Bakan Kurum, Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB) yeni bir çalışmanın yakın zamanda hayata geçirileceğini bildirerek, “Seminere katılırken yeni hidrojen teknolojisiyle doğalgazın daha az kullanıldığına ilişkin bir ARGE çalışmasını gördük. OSB’lerdeki hep o derelerimizde gördüğümüz boyalardan kaynaklı kirliliğin giderilmesine ilişkin çok önemli bir çalışmayı inşallah önümüzdeki dönemde artık zorunlu hale getireceğiz. Derelerimizde gördüğümüz kirliliği ortadan kaldıracak bir çalışma olacak. Oradan kazanılan su ve tuzun da üretimde yeniden kullanımına ilişkin bir çalışma pilot olarak iki alanda deniyoruz. İnşallah tüm OSB’lerimizde zorunlu hale getireceğiz.” diye konuştu.
“Çocuklarımıza daha temiz bir dünya bırakabilmek için yeşil dönüşümü her alanda gerçekleştirmek zorundayız”
Bakan Kurum, Sanayide Yeşil Dönüşüm Semineri’nin Türkiye adına çok önemli bir toplantı olacağını vurgulayarak, “Bizim en önemli kaygımız geleceğimiz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız. Çocuklarımıza çok güzel, daha yeşil, daha temiz bir dünya bırakabilme adına da bu yeşil dönüşümü sanayide ve her alanda gerçekleştirmek durumundayız. Çünkü dünya ortak evimiz. Ortak evimiz dünyamıza hep birlikte sahip çıkmak zorundayız. Bu alanda hemen hemen tüm sektörlerimizi ilgilendiren adımları da hep birlikte atmak zorundayız. Bu bir bayrak yarışı. Biz de bu yarışta Türkiye Cumhuriyeti olarak inşallah en önde gideceğiz. Geleceğimiz ve gençlerimize çok daha temiz bir Türkiye, bir dünya bırakma hedefiyle çalışma hedefimizi yürüteceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, iki gün sürecek “Sanayide Yeşil Dönüşüm” seminerinde birçok alanda istişare etme fırsatı bulacaklarını belirterek 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedeflerine ulaşma noktasında yapılan tüm bu çalışmaların İklim Kanunu’na da altlık olacağını ifade etti.
“Yaşadığımız afetlerin yüzde 91’i de iklim değişikliği kaynaklı”
Çevreye ve doğaya ne kadar hassas davranılırsa, doğanın da o şekilde karşılık vereceğini vurgulayan Bakan Kurum, “Maalesef insan eliyle meydana gelen iklim değişikliği nedeniyle bugün barınmadan ulaşıma, tarımdan sanayiye ve tedarik zincirine kadar birçok alanda olumsuzluklar yaşadığımızı da hep birlikte görüyoruz. Birleşmiş Milletlerin (BM) 2022 yılında yayınladığı küresel riskler raporu ile bir kez daha gördük ki yaşadığımız afetlerin yüzde 91’i de iklim değişikliği kaynaklı. Bu artık tüm ülkelerde yaşanan bir sorun. Ülkemizin tarihsel bir sorumluluğu olmamasına rağmen biz de iklim değişikliğinden etkilenen ülkelerden bir tanesiyiz.” dedi.
Pakistan’da yaşanan sel felaketinin ardından çadır kurulacak alan bile olmadığını hatırlatan Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle son yıllara baktığımızda da, Türkiye olarak Akdeniz havzasında yer alan bir ülkeyiz ve bu afetlerden yoğun bir şekilde etkileniyoruz. Yaşadığımız sel afetleri, yangınlar, Marmara Denizi’nde daha önce hiç görmediğimiz müsilaj bunun en somut ve en üzücü maalesef örnekleri ve bunların sayısı, sıklığı, şiddeti giderek artıyor. İşte bu manzara bizlere iklim değişikliği ile mücadelenin aslında ülkemizin istikbal ve istiklal meselesi olduğunu da acı sonuçları ile birlikte net bir şekilde göstermektedir. Biz de bu noktada kararlıyız, iklim değişikliği çalışmalarımızı da tüm sektörlerimizle birlikte yürütüyoruz. Bu kapsamda çok çok önemli çalışmalar yaptık.”
“2023’te İklim Kanunu’nu, 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize uygun bir şekilde belirlemiş, ortaya koymuş olacağız”
Bakan Murat Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde tüm paydaşlarla bir araya gelindiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Geleceğimize ve 2053 vizyonumuza ilişkin çalışmaları ortaya koyuyoruz. Bu anlamda gerçekten çok önemli yol kat ettik. İlk önce ‘Yeşil Kalkınma Yolunda Türkiye’ başlığıyla bir istişare toplantısı düzenledik. Ardından Türkiye’nin ilk İklim Şurası’nı bilim insanlarımızla birlikte gerçekten toplumun tüm kesimlerinin orada olduğu, fikirlerin, önerilerin, düşüncelerin özgürce paylaşıldığı bir seminerdi. Bu seminerde çok çok önemli kararlar aldık. 217 kararla birlikte aslında bu önümüzdeki sürece ilişkin atacağımız adımlarında önemli altlığını da teşkil etti. İklim Koordinasyon Kurulumuzla birlikte de İklim Kanunu çalışmalarımızda artık sona geldik. Tabi, tüm bu yaptığımız çalıştaylar, şuralar, seminerler, görüşmelerimiz çerçevesinde İklim Kanunu altlığı hazırlandı. İnşallah, Yüce Meclis’imizin de takdiri ile 2023 yılında İklim Kanununu 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize yine uygun bir şekilde belirlemiş, ortaya koymuş olacağız.”
“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm kurumlarımızla özel sektörümüzle işbirliği içerisinde iklim değişikliği ile mücadelemizi de kararlı bir şekilde sürdürüyoruz”
Paris Antlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte Türkiye’nin bir vizyon ortaya koyduğunu belirten Bakan Kurum, “2053’e ilişkin net sıfır emisyon hedefi ile birlikte bu alanda çalışmalar yapacağımızı tüm dünyaya da ilan etmiş olduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm kurumlarımızla özel sektörümüzle işbirliği içerisinde iklim değişikliği ile mücadelemizi de kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla önümüzdeki yüzyılın verimliliğin ve sürdürülebilirliğin yüzyılı olacağını ve bu yüzyılı da işte bu salondaki siz değerli dostlarımızla birlikte inşa edeceğimizi de ifade etmek isterim.” şeklinde konuştu.
“2030 yılında 500 milyon ton emisyon oluşumunu engelleme hedefini ortaya koyuyoruz”
2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda Mısır’da COP27 toplantısına katıldıklarını hatırlatan Bakan Kurum şunları söyledi:
“Toplantıda ülkemizin ulusal katkı beyanını açıkladık ve bu çerçevede 2030 yılı için daha önce verdiğimiz emisyon artıştan yüzde 21 azalış hedefimiz vardı. Bu hedef doğrultusunda İklim Koordinasyon Kurulu ve tüm sektörlerimiz ile birlikte bilimsel bir çalışma yaptık. Bu bilimsel çalışma 2053 vizyonumuzla da uyumlu bir şekilde yapıldı ve önümüzdeki 50 yıla ilişkin hedefleri ortaya koyduk. Sanayiden ulaşıma, turizmden tarıma, yenilenebilir enerjilerin arttırılmasına, sanayideki üretim tekniklerinin gözden geçirilmesine, tarımdaki gerek ürün çeşitliliği gerek sulama projeleri ve organik üretimden tutun da insan sağlığını çevreye doğaya ilgilendiren tüm parametreler görüşüldü. Bu hedefler doğrultusunda da 2053 vizyonda uyumlu bir şekilde çalışmalar yaptık. COP27 toplantısında da ulusal katkı ve beyanımızda 2030 yılında emisyon artıştan, azalış hedefimizi yüzde 41’e yükselttiğimizi ifade ettik. Bu hedef doğrultusunda aslında 2030 yılında 500 milyon ton emisyon oluşumunu engelleme hedefini ortaya koyuyoruz. Ülkemizin gerçekleşen emisyonu yaklaşık 500 milyon ton dolayısıyla sadece 2030 yılında bugün ürettiğimiz emisyondan feragat ettiğimizi çocuklarımız, geleceğimiz adına bu mücadeleyi vereceğimizi tüm dünyaya ilan ettik. Bu önemli bir hedefti, bu hedef doğrultusunda en geç 2038 yılına kadar da emisyonlarımızı pik noktasına ulaştıracak ve akabinde de de net sıfır emisyon hedefimize de güçlü politikalarımızla birlikte ilerlemeye devam edeceğiz.”
“Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi’mizin pilot uygulaması 2024 yılında başlayacak”
Ulusal katkı kapsamında öngörüldüğü üzere enerjiden sanayiye, ulaştırmadan binalara, atık sektöründen yutak alanlara kadar her alanda bir dönüşüm süreci yaşatacaklarını dile getiren Bakan Kurum, “Bu çerçevede 2024 yılında pilot uygulamasını başlatacağımız Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi kurma çalışmalarında da artık son noktaya geldik. 2024 yılında İnşallah ülkemizde hayata geçireceğimiz Emisyon Ticaret Sistemi ile birlikte sektörümüzde artık fazla emisyon üretenlerin cezalandırıldığı az emisyon üretenlerin ödüllendirildiği bir sistemi de hayata geçirmiş olacağız. Karbon fiyatlama mekanizmasından elde edeceğimiz gelir olacak; bu da bu gelir ile birlikte de aslında sanayicilerimizin temiz üretim ve yatırım süreçlerine destek olacağız. Yani az kirleteni ödüllendirdiğimiz bir süreç üretimine ve istihdamına destek olduğumuz bir süreci de yönetmiş olacağız.” şeklinde konuştu.
“Yeşil Ekonomi ile birlikte 10 yıl içerisinde on binlerce kardeşimize istihdam oluşturacağız, ülkemizin gençliğine de umut olacağız”
“Yeşil Kalkınma devrimi çerçevesinde üretirken kirletmemeyi merkeze alacağız. Üreteceğiz büyüteceğiz, gelişeceğiz ama çevremize zarar vermeyeceğiz.” diyen Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doğamızı kirletmeyeceğiz ve üretimimizin merkezinde insanımız olacak, çevremiz olacak, doğamız olacak ve ülkemizin üretimini de ihracatını da inşallah daha da artıracağız. Bu çerçevede Emisyon Ticaret Sistemi ile yeşil kalkınma ve sürdürülebilir sanayi anlayışıyla çalışmalarımızı, üretimimizi yapacağız. Bu süreçte bir yeşil ekonomi oluşacak. Belki bugün kamuoyu insanımız bu ifadeleri yeni duymaya başladı ama önümüzdeki 50 yılda en önemli gündem maddemizin bu olacağını da burada ifade etmek isterim. 10 yıl içerisinde bu yeşil ekonomi ile birlikte on binlerce kardeşimize istihdam oluşturacağız ve ülkemizin aslında gençliğine de umut olacağız. Burada gençlerimize de çağrıda bulunmak gerekirse evet biz gençlerimiz adına bu çalışmaları yapıyoruz ki yürüdüğümüz her yolda, aldığımız her kararda, attığımız her adımda hep gençlerimizle birlikte olduk.”
Tüm Organize Sanayi Bölgelerini “Yeşil OSB’ye” çevireceklerini kaydeden Bakan Murat Kurum, OSB’lerdeki yeşil dönüşümü örnek bir modelle tüm sektörlere yayılacağını bildirdi.
OSB’lerin, sanayilerin önemli bir yükünü çektiğine dikkat çeken Bakan Murat Kurum, “Yeşil OSB anlayışıyla inşallah dalga dalga bu değişimi, bu dönüşümü gerçekleştirmiş olacağız. Atacağımız her bir adımla da sanayide yeni dönüşümde, yeşil dönüşümde yeni sayfaları hep birlikte açmış olacağız. Enerji ve kaynak verimliliği, hava, su ve toprak için sıfır kirlilik prensibini gösteren tesislere de yine çevresel üretim göstergesi olarak sanayide Yeşil Dönüşüm Belgesi vereceğiz. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, çevremizi koruyan tesislerimize bu belgelerimizi vereceğiz. Çevreci bir yaklaşımla faaliyetlerini sürdürdüklerine dair de bu belgeyi alan tesislerin çevresel taksonomi kriterlerini karşılayarak çevre yatırım fonlarından, Avrupa Birliği (AB) fonlarından, yine uluslararası fonlardan ve yeşil finansmanlarından bu belgeleri almış, sıralamaya girmiş taksonomide o sırada yer almış tesislere kredi imkânları finans imkânları sağlamaları noktasında gerekli adımları atacağız. Sanayi üretimimizin yüzde 45’ini oluşturan OSB’lerimiz inşallah yeşil dönüşümde öncü rol üstlenecekler.” dedi.
“2022 yılında 2.8 milyon ton attığı, alternatif hammadde olarak üretimde kullanımını sağladık”
Bakan Murat Kurum, bu sayede çevresel iyileştirmenin yanı sıra, ülkemiz sanayisinin dünya standartlarında üretim seviyesini yakalayacaklarını, ihracat pazarında da eşit şartlarda rekabet etme gücüne erişmesine ve dünya piyasalarında yüksek payla yer almasını sağlayacaklarını belirtti. Bakan Kurum, “Tabi güçlü bir ihracat için hammadde yönündeki eksikliklerimizi de OSB’lerimize yaptığımız dönüşümle karşılamaya gayret gösteriyoruz. Şunun altını önemle çizmek istiyorum ki; Türkiye ve sanayicilerimiz yurt dışından bir zaman çöp getirmediler. Çöp değil hammadde ithal ettiler ve sanayide yeşil dönüşümün en önemli adımlarından birini atarak tüm bu atıkları hammadde olarak kullandılar. Bu yolla 2022 yılında 2.8 milyon ton attığı, alternatif hammadde olarak sanayimizde ve üretimimizde kullanımını sağladık. Çevremizi, doğamızı bu atıklardan koruduk ve milletimizin cebine de yine gelir olarak geri döndürdük. İşte kaynaklarımız sınırsız değil diyoruz. Suyumuzu, havamızı korumak zorundayız diyoruz. İşte bir tişörtün üretiminde 2 bin 700 litre su kullanılıyor ve onu bir sezon giyiyor ve atıyoruz.” diye konuştu.
“Sürdürülebilir döngüsel ekonomi anlayışını ülkemizin merkezine oturtacağız.”
Bakan Kurum, kullanılan suyun ve ham maddelerin yeniden kullanılması noktasında üretim tekniklerini geliştirmek zorunda olduklarının altını çizerek “Şunu herkes iyi bilmelidir ki biz sanayicimizle birlikte ülkemizin kalkınması için hem doğamızı ve çevremizi koruyacağız, hem de yeşil dönüşümün tüm adımlarını birlikte atacağız. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde yürüttüğümüz sıfır atık hareketiyle okullardan kamu binalarına ve sanayi tesislerimize, yerel yönetimlerimizden insanımızın, vatandaşımızın kullandığı her alanda geri dönüşümü de yaygınlaştıracağız. Bu çerçevede sürdürülebilir döngüsel ekonomi anlayışını ülkemizin merkezine oturtacağız.” ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, Türkiye’nin yeşil dönüşüme etki eden, yön veren, lider bir ülke olarak bu süreci yürüteceğini ve hiç kimsenin, hiçbir yerin geride bırakılmadığı anlayışıyla 84 milyon vatandaşın içinde yer aldığı çalışmalar yürüteceklerini de sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ve teknik heyetini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu şampiyonu olan Galatasaray’ın heyetiyle Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, futbolcular ve teknik heyetle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’deki 26. şampiyonluğunu elde eden sarı-kırmızılı ekibi tebrik etti.
Özbek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a forma hediye ettiği kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.