İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Rusya-Ukrayna krizinin daha da derinleşmesini önlemek için Türkiye’nin elinden geleni yaptığını belirterek, “Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden temel beklentimiz, krizin daha da derinleşmeden yönetilmesi hususunda Türkiye’ye destek olmalarıdır, küresel alanda kimlikçi siyaset yerine stratejik öncelikleri esas almalarıdır.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İletişim Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen “Türkiye-Fransa İlişkileri: Fırsatlar ve Meydan Okumalar” Paneli’ne katıldı.
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, panelin açılışında yaptığı konuşmaya, 2022 FIFA Dünya Kupası Şampiyonu olan Arjantin’i ve onunla final oynayan Fransa’yı tebrik ederek başladı.
İki ülke arasındaki final maçının heyecan verici olduğunu dile getiren İletişim Başkanı Altun, “Zannediyorum dünya futbol tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir maç izledik.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerek ikili ilişkilerde gerek bölgesel ve küresel konularda çözüm odaklı, gerçekçi, tutarlı, insanı merkeze alan ve çok boyutlu bir dış politika performansı ortaya koyduğunu belirten İletişim Başkanı Altun, bu alanda sergilenen güçlü performansın, Türk dış politika modelini bugün tüm dünyada ayırt edici bir konuma yerleştirdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye’deki gelişmelerde olduğu gibi ikili, bölgesel ve küresel konularda da sergilediği stratejik liderliğin, Türkiye’nin diplomatik gücünün, kapasitesinin ve etkisinin artmasına imkan tanıdığına işaret eden İletişim Başkanı Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye dış politikada; ikili ilişkilerin samimi bir diyalog ve kazan-kazan anlayışıyla güçlendirilmesi, bölgesel sorunlara bölgesel çözümler üretilmesi, küresel adalet mücadelesinin büyütülmesi, uluslararası örgütlerin reforme edilmesi ve dünya genelinde kutuplaşmaların, çatışmaların önüne geçilmesi ilkeleriyle hareket etmektedir. İnsani trajedilerden gıda, sağlık, enerji ve iklim krizlerine, tüm dünyayı ilgilendiren sorunların çözümüne katkı sunan ülkemiz; terör, nefret söylemi, İslamofobi, antisemitizm ve dezenformasyon gibi küresel tehditlerle mücadelede de öncü bir rol oynamaktadır.”
Türkiye’nin, bu temel sütunlar üzerinde yükselttiği dış politika vizyonuyla milli menfaatlerini korurken, diğer yandan dünya barışına da hizmet etme amacı güttüğünü dile getiren İletişim Başkanı Altun, “Suriye ihtilafına ve bunun sebep olduğu insani krize çözüm ararken, Rusya-Ukrayna savaşında yürüttüğümüz barış diplomasisiyle ya da hiçbir ayrım yapmaksızın bütün terör örgütlerine karşı verdiğimiz etkin mücadeleyle elde ettiğimiz neticeler, Türkiye’nin bu içinde yaşadığımız küresel belirsizlik, küresel kaos çağında istikrarlaştırıcı bir güç olarak öne çıkmasını sağlamıştır.” diye konuştu.
İletişim Başkanı Altun, Türkiye’de olduğu gibi bölgede ve tüm dünyada istikrarın, barışın, huzurun ve emniyetin hâkim olması için üzerlerine düşen sorumluluğu bundan sonra da yerine getirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
“İşbirliklerinin geliştirilmesi oldukça önem arz etmektedir”
Suriye krizinin sonuçlarından biri olan mülteci meselesine henüz çözüm üretemeyen Avrupa’nın, enerji ve gıda güvenliğinin de pamuk ipliğine bağlı olduğunun, ne yazık ki Rusya-Ukrayna savaşında gözler önüne serildiğini aktaran İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:
“Türkiye, öncülük ettiği tahıl koridorunun yanı sıra enerji koridoru gibi girişimlerle de Avrupa’nın karşı karşıya olduğu tüm bu meselelerin çözümü noktasında kilit bir rol oynamıştır, oynamaya da devam edecektir. Bu gerçeklikten hareketle, Avrupa’nın da diplomatik ve ekonomik işbirliğinden terörle mücadeleye, her konuda Türkiye ile ilişkilerini samimi bir yaklaşımla derinleştirmesi ve güçlendirmesi gerektiğine inanıyoruz. Uzun bir geçmişe sahip olan Türkiye ve Fransa ilişkilerinde de ikili ve bölgesel boyutta ortak çalışmalar yürütülmesi, işbirliklerinin geliştirilmesi oldukça önem arz etmektedir.”
“Avrupa ülkelerinden beklentimiz, Türkiye’ye destek olmalardır”
İletişim Başkanı Altun, Rusya-Ukrayna savaşının; tahıl, enerji ve gübre krizinde görüldüğü üzere hem küresel hem de bölgesel düzlemde hala bu savaşın derin istikrarsızlıklar üretme potansiyeline sahip olduğu gerçeğini gözler önüne serdiğini dile getirdi.
Türkiye’nin, savaşan her iki devletin de güvendiği bir aktör olarak ürettiği çözümler ve arabulucu rolüyle krizin daha da derinleşmesini önlediğini, burada da istikrarlaştırıcı bir aktör olarak Türkiye’nin ön plana çıktığını vurgulayan İletişim Başkanı Altun, şunları kaydetti:
“Rusya-Ukrayna krizinin daha da derinleşmesini önlemek için biz elimizden geleni yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Krizin bir an önce son bulması Avrupa ülkelerini de ağır maliyetlerden, ağır meydan okumalardan, yeni sorunlardan koruyacaktır. O nedenle Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden temel beklentimiz var. Nedir bu beklenti? Krizin daha da derinleşmeden yönetilmesi hususunda Türkiye’ye destek olmalarıdır, küresel alanda kimlikçi siyaset yerine stratejik öncelikleri esas almalarıdır.”
“Rusya-Ukrayna savaşı insansız savaş araçlarının önemini de göstermiştir”
Rusya-Ukrayna savaşının, hava savunma sistemleri ve insansız savaş araçlarının önemini de gösterdiğini belirten İletişim Başkanı Altun, “Güçlü bir savunma sanayisi altyapısına sahip olan ülkemiz, insansız kara, deniz ve hava araçları konusunda hem yüksek teknolojiye sahip hem de maliyet etkin ürünler geliştirmektedir. Türkiye, hava savunma sistemleri konusunda da yerli ve milli sistemler geliştirmekte ve bunları adım adım devreye almaktadır. Bu alanda geliştirdiği kapasiteyle Türkiye, hiç kuşkusuz SAMP-T projesine de önemli katkılar verebilecek konumdadır. Bu projenin hayata geçirilmesi savunma sanayisi alanında yeni işbirliklerinin de önünü açacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
İletişim Başkanı Altun, küresel ve bölgesel düzlemde yükselen istikrarsızlıkların, bir diğer önemli meseleyi; göç ve mülteci hareketlerini de öne çıkardığını söyledi.
Fransa ve Avrupa’nın, göç ve mülteci hareketlerinin yönetilmesi konusunda çetin meydan okumalarla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken İletişim Başkanı Altun, “Düzensiz göç ve mülteci hareketlerinin neden olduğu toplumsal ve siyasal sorunlarla boğuşan Fransa da Türkiye’nin çözüm noktasında oynadığı hayati rolün farkına varmalıdır, Suriye ve Libya gibi alanlarda politikalarını Türkiye ile uyumlu bir perspektif içine almalıdır.” dedi.
“Türkiye, Fransa’dan da PKK’nın, ülkesindeki tüm faaliyetlerine son vermesini istemektedir”
Terörle mücadeleden Karabağ meselesine, Yunanistan’la ilişkilerden Suriye ve Libya politikasına, her iki ülkenin perspektiflerinin farklılaştığı konuların bulunduğunu dile getiren İletişim Başkanı Altun, şunları paylaştı:
“Bilindiği üzere, Avrupa Birliği de PKK’yı bir terör örgütü olarak tanımaktadır. Ancak üzülerek görüyoruz ki Fransa’da PKK mensupları varlık gösterebilmektedir. Türkiye tüm NATO müttefiklerinden olduğu gibi Fransa’dan da terör örgütü PKK’nın ve uzantılarının ülkesindeki tüm faaliyetlerine son vermesini istemektedir. Türkiye aynı zamanda Suriye’deki PKK/PYD/YPG yapılanmasına karşı yürüttüğü haklı mücadelede de müttefiklerinin desteğini beklemektedir.
Terörden arındırılmış ve istikrar kazanmış bir Suriye’nin, Avrupa’nın güvenliğine de büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz, bu gerçeği unutmamalıyız. Bu bağlamda Fransız çimento şirketi Lafarge’ın Suriye’de DEAŞ dahil, terör örgütlerine destek sağladığının ortaya çıkması ise küresel terörizmle mücadele tarihinde ne yazık ki kara bir leke olarak kalacaktır.”
“Türkiye-Fransa ilişkileri, ucuz ve kısa vadeli siyasi hesaplara kurban edilmemelidir”
Batı’daki Türkiye düşmanı lobilerin ya da PKK/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerinin uzantılarının dezenformasyon kampanyalarının da iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Fransa’ya da zarar verme potansiyeline haiz hususlar olduğunu belirten İletişim Başkanı Altun, “Türkiye-Fransa ilişkileri, terör örgütlerini ya da Türkiye karşıtı lobileri memnun eden ucuz ve kısa vadeli siyasi hesaplara kurban edilmemelidir.” dedi.
Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütlerine destek sağlanmasının ve teröristlerin himaye edilmesinin, küresel terörizmle mücadeleyi akamete uğrattığının ve zayıflattığının asla unutulmamasını isteyen İletişim Başkanı Altun, şöyle konuştu:
“Terörün küresel bir tehdit olduğunu ve buna karşı mücadelenin küresel boyutta işbirliği içinde yapılması gerektiğini her platformda ifade ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, küresel terörizmle mücadele noktasında küresel işbirliğinin gereğini, bütün uluslararası platformlarda, BM dahil olmak üzere açık ve net bir biçimde ortaya koyuyorlar. Fakat Türkiye, ne yazık ki bu alanda gerekli desteği alamamaktır. Hal böyle olsa da biz kendi milli güvenliğimizin gerekliliklerini yerine getirmeyi ve terörle mücadeleyi bütün imkanlarımızla sürdürme noktasındaki kararlılığımızı devam ettireceğiz.”
Gayri askeri statüdeki adalar
Diğer taraftan Türkiye’nin, Doğu Akdeniz ve Ege’deki sorunlar karşısında uluslararası hukuk çerçevesinde samimi bir diyalogla hakkaniyetli bir çözüm için çalıştığını ve bu çözüm odaklı tutumunu sürdürdüğünü anımsatan İletişim Başkanı Altun, şu değerlendirmede bulundu:
“Gayri askeri statüdeki adaların uluslararası hukuka aykırı olarak silahlandırılmasından deniz yetki alanlarına kadar, Ege’deki meselelerin karşılıklı mutabakat temelinde, barışçı yöntemlerle çözülmesi yönündeki irademizi muhafaza ediyoruz ve gayretlerimizi sürdürüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladığı üzere Yunanistan’ın da dürüst, samimi ve anlamlı diyaloga teşvik edilmesi önem arz etmektedir. Doğu Akdeniz’de de hem Türkiye’nin egemen haklarının korunması hem de Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarının tescil edilmesi yönündeki çabalarımız da devam edecektir.
Buna ilaveten, Sayın Cumhurbaşkanımızın çözüm için bir Doğu Akdeniz konferansı düzenlenmesi yönündeki önerisinin, çağrısının bölge ülkeleri tarafından desteklenmesinin önemine inanıyoruz. Öte yandan Libya’da kurulacak istikrarlı ve demokratik bir yönetimin de Avrupa’nın hem yasadışı göç ve terör örgütleri ile mücadelesi hem de enerji güvenliği açısından büyük önemi haiz olduğuna inanıyoruz. Bu noktada da Türkiye’nin oynadığı rol, Avrupa Birliği ve Fransa tarafından takdir edilmeli ve destek görmelidir diye düşünüyoruz.”
Karabağ konusu
Bir diğer meselenin de “Karabağ” konusu olduğunu belirten İletişim Başkanı Altun, “Şunu bütün açıklığıyla vurgulamak isterim. Karabağ, uluslararası hukuka göre Azerbaycan toprağıdır. Karabağ sorununun yeni bir sıcak çatışmaya dönüşmeden kalıcı bir şekilde çözülmesi herkesin hayrınadır. Bölge ülkelerinin hayrınadır, küresel barış için gereklidir.” sözlerini sarf etti.
İletişim Başkanı Altun, bütün uluslararası aktörlerin, Azerbaycan’ın Karabağ zaferini kabullenmesinin ve politikalarını bu gerçek ekseninde şekillendirmesinin önem arz ettiğini vurguladı.
Bölgeye barışın ve huzurun gelmesiyle, refahın da geleceğini ve bundan herkesin faydalanacağını söyleyen İletişim Başkanı Altun, “Fransa’dan da bu konuda Türkiye’nin çabalarına destek vermesini bekliyoruz. Diğer taraftan Avrupa İslamofobi Raporu’na baktığımızda Fransa’da İslam karşıtlığı ve Müslümanlara yönelik sistematik ayrımcı yaklaşımların, ne yazık ki pek çok olumsuz gelişmenin cereyan ettiğini görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın birçok uluslararası toplantının gündemine getirdiği bu tehdide karşı Fransa başta olmak üzere tüm Avrupa’nın gerekli tedbirleri alması gerektiğini ve Türkiye’nin çağrılarına kulak vermesi gerektiğini düşünüyoruz.” ifadesini kullandı.
“Türkiye’nin Avrupa’dan uzak tutulması en başta Avrupa’ya zarar verecektir”
“Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın da vurguladığı gibi; Türkiye’nin, bir parçası olduğu Avrupa’dan uzak tutulması en başta Avrupa’ya zarar verecektir” diyen İletişim Başkanı Altun, Fransa’nın da ikili ilişkilerde ve bölgesel konularda Türkiye ile yakın işbirliği içinde olmanın geniş bir yelpazede sağlayacağı imkan ve faydaları görmesi gerektiğini belirtti.
Bu tür uluslararası toplantıların, Türkiye’nin çözüm odaklı, gerçekçi, tutarlı, istikrarlaştırıcı ve küresel barışa katkı sunan dış politikasının daha iyi anlaşılmasına katkı sunacağını düşündüğünü aktaran İletişim Başkanı Altun, “Küresel sınamalar ve bölgesel krizler karşısında ilişkilerimizi derinleştirmek, işbirliğimizi güçlendirmek elbette ortak menfaatimizdir.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ve teknik heyetini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu şampiyonu olan Galatasaray’ın heyetiyle Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, futbolcular ve teknik heyetle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’deki 26. şampiyonluğunu elde eden sarı-kırmızılı ekibi tebrik etti.
Özbek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a forma hediye ettiği kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.