Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Bakanlığa bağlı okullarda çocuk ve gençlerde akran zorbalığını önlemeye yönelik farkındalık kazandırmak amacıyla düzenlenen “Akran Zorbalığını Önlemede Bütüncül Okul Yaklaşımı” konulu çalıştaya katıldı.
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda çocuk ve gençleri çeşitli risklerden korumak, iletişim becerilerini geliştirmek, duygularını tanıyıp sağlıklı yollarla ifade etmelerini sağlamak için gelişimsel önleyici ve iyileştirici rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri sunulmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Bakan Özer’in katılımıyla Bakanlığa akran zorbalığını önlemeye yönelik farkındalık kazandırmak amacıyla “Akran Zorbalığını Önlemede Bütüncül Okul Yaklaşımı” konulu bir çalıştay düzenlendi. Ankara Mogan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde düzenlenen çalıştayda akademisyenler başta olmak üzere İzmir’den Diyarbakır’a, Trabzon’dan Gaziantep’e uzanan çok sayıda farklı ili temsilen farklı tür ve kademelerden okul/kurum yöneticileri ile rehber öğretmen/psikolojik danışmanlar da hazır bulundu.
Çalıştayda konuşan Bakan Özer, eğitimde ortaya çıkan konuların okuldan öte okul dışı faktörlere de bağlı olduğunu belirterek “Eğitimde okul dışı faktörler, okuldaki performansın ana belirleyicilerinden biridir çünkü yaşam bir bütündür. İnsanın var olduğu her noktadaki temaslar insanı sürekli şekillendirmekte ve dönüştürmektedir. İşte hepimizin malumu, akademik başarıları belirleyen, özellikle eğitimin ilk kademelerinde belirleyen şey, bizatihi okulun kendisi değil, okul dışı faktörler ve ailelerin sosyoekonomik seviyesidir.” ifadesini kullandı.
Özer, bu sebepten dolayı çocukların ailelerinden okula taşıdığı kültürel ve sosyal sermayenin etkileri üzerine çalışıldığını kaydederek “Çocuğun okula, ailesinden taşıdığı kültürel ve sosyal sermayesinin etkisini minimize edebilmek için Bakanlık olarak okul öncesi seferberliğini uygulamaya soktuk. Çünkü biliyoruz ki okul öncesi eğitime erişenlerle erişmeyenler arasında çok ciddi bir fark var.” dedi.
Özer şöyle devam etti: “2000’li yıllarda beş yaştaki okullaşma oranları yüzde 11’di. Yani yüzde 89’u okul öncesi eğitime erişemiyordu. Kimler erişebiliyordu? Sosyoekonomik seviyesi güçlü olan ailelerin çocukları erişiyordu. Erişemeyenler birinci sınıfa geldiği zaman hazır bulunuşluklarında ciddi bir fark ortaya çıkıyor ve eğitim sistemi o farkları telafi edecek mekanizmalarını inşa edemediği müddetçe, öğretmenlerin o farkları minimize edecek farkındalığını artırmadığımız müddetçe o farklar giderek büyüyor. Nerede ortaya çıkıyor? PISA’da, 15 yaşta okuduğunu anlama, matematik ve fen okuryazarlığı araştırmasını yaptığınız zaman lisede, liseler arası başarı farkında ortaya çıkıyor. Hemen odaklanıyoruz. Demek ki lisede bir problem var. Hayır, lisede problem yok. Problem, okul öncesinde… İşte gelişmiş ülkeler artık okul öncesini bırakın üç beş yaş aralığını, ‘Sıfır üç yaşta neler yapılabilir?’… Buna bakıyorlar. Okul öncesi eğitimi, okulun dışındaki parametreleri de dikkate alan sosyal politikalarla desteklediğimiz zaman, hem akademik başarı hem akran zorbalığıyla ilgili, şiddetle ilgili, mesafeler alabilme imkânına sahibiz.”
“Toplum olarak iyiliğe değer vermemiz gerekiyor” Akran zorbalığıyla ilgili medyada görünürlüklerin arttığına değinen Özer, bu artışın okullarda yaygın bir akran zorbalığı olduğu anlamına gelmediğini, önemli olanın iyiliğe değer vermekten geçtiğine işaret etti. Bir eğitim politikasının okula sirayet etmediği takdirde retorikten öteye geçemeyeceğini bildiren Bakan Özer, “Onun için biz her projemizde 2022’de yaptığımız, 2023’te yapacağımız tüm projelerde okulu etkileyen, direkt okulda hissedilecek politikalara ağırlık veriyoruz. Okullar arası başarı farkını azaltmaktan öğretmenlerimizin çalışma, mesleki ve kişisel gelişimini destekleme mekanizmalarına, okula bütçe verilmesinden öğretmen eğitiminin okul temelli bir şekilde bütçelendirilerek yönetimine amacımız, sağlıklı ve güvenli bir okul iklimini inşa edebilmek. Eğer sağlıklı ve güvenli bir okul iklimini inşa edebilirsek o ortamda öğrenme maksimum verimlilikle gerçekleşebilir. Onun için sürekli okulu güçlendirecek, destekleyecek ayakları üzerinde duracak mekanizmaları inşa etmeye çalışıyoruz. Akran zorbalığı bunun bir parçası. Eğer biz bu iklimi güçlendirirsek çok daha sağlıklı eğitim sistemimiz olacak, çok daha sağlıklı okul iklimi inşa etmiş olacağız.” diye konuştu.
Özer, öğretmen, okul idarecisi ve orada yaşayan yetişkinlerin değerlere saygılı bir ortamda var olmaları sağlanabildiğinde müfredatın bir anlam ifade edebileceğini belirterek “Onun için her şeyi yaşama dönüştürecek, yaşam pratiklerini güçlendirecek akışkanlığa kazandırmamız lazım. Her olaya bütüncül bir şekilde, ana resmi görecek şekilde bakmamız lazım.” vurgusunu yaptı.
“Eğer okulda şiddet var diyorsak evde şiddet var demektir” “Eğer okulda şiddet var diyorsak evde şiddet var demektir, toplumda şiddet var demektir. Asıl olan şey koruyucu önlemdir, ortaya çıkmasını engelleyecek mekanizmaları sisteme enjekte edebilmektir.” diyen Özer, “Okullarımızı çok daha sağlıklı bir ortama kavuşturabilmek için öncelikle ortaöğretim yönetmeliğinde bir değişiklik yaptık. Akan zorbalığını ilk kez disiplin cezalarının içine koyduk. Burada dikey zorbalıklara da bakmamız lazım. Yani sadece öğrencinin öğrenciye, öğretmenin öğretmenine değil; öğretmenin öğrenciye ve öğrencinin öğretmene dikey zorbalıkların da olmadığı sağlıklı bir okul iklimi inşa etmek durumundayız.” bilgisini paylaştı.
Dijital dönüşümün çocukların davranışlarını da dönüştürmeye başladığını dile getiren Özer, bilgisayar başında çevrimiçi geçirilen sürenin arttığına değinerek “Aslında asıl olan ailedir. Ailedeki iletişim kanalları kopmaya başladı. Çocuk, odasında ailesiyle temas etmeden, o etkileşime girmeden, kültürel değerlerin yeniden inşasıyla ilgili vasatı ortadan kaldıracak bir mekanizma, bir yaşam biçimi ortaya çıkmaya başladı. Buna karşı çok hassas olmamız lazım.” açıklamasını yaptı.
Özer şu değerlendirmede bulundu: “Biz hep madde bağımlılıkları, somut madde bağımlılıkları üzerine yıllarca mücadele etmeyle ilgili uğraştık ama son zamanlarda artık davranış bağımlılıkları ön plana çıkmaya başladı. Artık tüm dünya madde bağımlılığının yanında davranış bağımlılığıyla da mücadele etmeye başladı. İşte akran zorbalığı bunlarla da doğrudan bağlantılı… Bakanlık olarak sadece okul değil, okul dışı ortamları da dikkate almak için 2022 yılında çok önemli bir proje başlattık: Aile Okulu projesi. Aile okulundaki amacımız şuydu: Aileyi daha muhkem kılacak, yaşam becerilerini ve aile iÇindeki iletişimi destekleyecek mekanizmalarla tanıştırabilmek, hatırlatmak… Aile bir toplumun temel yapı taşı. Eğer aile güçlü olmazsa ve dış saldırılara karşı farkındalık düzeyini artırmazsak aileyi kaybederiz. Aileyi kaybedersek toplumu kaybederiz.”
“1 milyon 147 bin 555 aileye ulaştık, bu sayının yüzde 73’ü kadınlar” Aile kavramını güçlendirme adına aile okulu projesinin başlatıldığını anımsatan Özer, şunları söyledi: “Aile okulunun içinde 56 saatlik bir eğitim gerçekleştiriyoruz. Değerler eğitimi, ahlak, aile içi iletişim, bağımlılıklarla mücadele, çevre ve iklim değişikliği farkındalığını artırma, ilk yardım eğitimi, trafik bilgisi, yaşam becerileri gibi çok boyutlu, aileyi destekleyecek bir şekilde bir eğitim paketi ortaya koyduk. Ağustosta başlattığımız projede hedefimiz 2022’nin sonuna kadar 1 milyon aileye ulaşmaktı. 1 milyon ailenin çok üzerine çıktık. 1 milyon 147 bin 555 aileye ulaşmışız ve bunların yüzde 73’ü kadınlar, 841 bin 267 kadın ulaşmışız. Bu o kadar kıymetli bir şey ki… Kadınlarımız o kadar güzel şeyler söylüyorlar ki ‘Aslında iletişim içinde değilmişiz çocuklarımızla. Bağımlılıkların farkında değilmişiz’. Bu aslında sorunun kaynağının ve çözümün odak noktasının aile olduğunu gösteriyor. Oraya sürekli destek vermemiz lazım çünkü orada olan şey, okulda karşımıza çıkıyor. Eğer bir yerde bir problem varsa o bir yerde ortaya çıkar mutlaka. Ortaya çıktığı yerde değil, nereden kaynaklandığına, o kaynağın olduğu noktaya odaklanmamız lazım. Sadece eğitim politikalarını değil, sosyal politikalarda da bu geçerli.”
Aynı çerçevede köy yaşam merkezlerinin açıldığını anlatan Bakan Özer, 2 bin 325 köy okulunun tekrar dönüştürüldüğünü kaydetti. Özer, buradaki amacın sadece çocukların anaokulu veya ilkokula erişmesini sağlamak olmadığını, aynı zamanda halk eğitimi merkezleriyle yetişkin vatandaşların ve özellikle kadınların yaşam becerilerini geliştirmek ve desteklemek olduğunu, 4-5 ay gibi kısa bir sürede bu merkezlerde 170 bin vatandaşa ulaşıldığını dile getirdi.
“Halk eğitimi merkezlerinde 13 milyonun üzerinde vatandaşa ulaştık” 2022 yılında halk eğitim merkezlerinde her ay 1 milyon vatandaşa ulaşma hedefiyle yola çıkıldığını, 13 milyonun üzerinde vatandaşa ulaşıldığını kaydeden Özer, bunların hepsinin amacının sorunlara bütüncül bir şekilde bakabilmek olduğunu söyledi. “Bizim geleneğimizde müthiş bir söz var: İnsanın en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” diyen Özer, sözlerine şöyle devam etti: “İnsanı değerli kılan bu topraklarda diğer insanların hayatına hangi güzellikleri katıyor? İşte bu, zorbalığın yok olduğu noktadır. Bu kültürü, bu kadim değerlerimizi tekrar inşa etmemiz lazım. Başkasının derdiyle dertlenen, derdinden mutluluk devşirmeyen ama mutluluğundan da hasetlik duymayan, onu da paylaşan davranışları yaygınlaştırmamız lazım. Burada çocuklarımızın hiçbir günahı yok. Sorumluluk bize düşüyor. Birbirine hoyrat davranan insanlar değil, yetişkinler değil; birbirine sevgiyle yaklaşan, derdiyle hemhâl olan ki hemhâl sözcüğü de başka bir medeniyette yoktur. Onun hâliyle halleşmek, derdiyle dertleşmek ve ona çözüm üretmek… O kadar çok sözümüz var ki ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’, toplum olarak diyor. Onun derdiyle dertlenebilmek, işte bunu tekrar tekrar dikkate almamız lazım. Bu çalıştaya destek veren ve organize eden çalışma arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.”
Konuşmasında ayrıca bir müjde de vereceğini ifade eden Özer, “Öğretmen atamasında, biliyorsunuz, her atamada öncelik verdiğimiz alanlarımız var. Mesela 2022’de okul öncesi eğitime çok büyük ağırlık verdik. Son 20 bin atamanın 7 bin 503’ünü okul öncesi öğretmenlerle yaptık çünkü öyle bir politikamız var, sahada sayıyı artırıyoruz, o zaman öğretmen de istihdam etmemiz lazım. Yakın zamanda İçişleri Bakanlığımızla bir çalışmaya başladık, özellikle bağımlılıklarla mücadeleyle ilgili çok ciddi bir seferberliğe başladık. Hedefimiz şubat ayının sonuna kadar 19 milyon öğrencimizin tamamını, öğretmenlerimizin tamamını ve ilave 5 milyon veliye ulaşarak 25 milyon vatandaşımıza bağımlılıkla ilgili bir farkındalık-önleyici davranış parametresi üretecek destekleyici mekanizmalarla ilgili eğitimleri uygulamaya başladık. Başarılı bir şekilde de gidiyor. Şimdi bu ihtiyaçlar, hep rehber öğretmen ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Onun için 2023 öğretmen atamasında her okulda en az bir rehber öğretmen olacak şekilde öncelik vermeyi planlıyoruz.” açıklamasını yaptı.
Tüm kademeler için farkındalık programları ve etkinlikler hazırlandı Diğer taraftan, akran zorbalığı konusunda tüm öğrencilere yönelik farkındalık kazandırmayı amaçlayan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademeleri için farkındalık programları ve etkinlikler hazırlandı. Bu konuda kuramsal bilgilerin yer aldığı rehber öğretmen/psikolojik danışmanlara yönelik bilgilendirici kitapçık ile rehber öğretmen/psikolojik danışmanların okullarda tüm öğretmen ve velilere uygulayabileceği her kademeye özgü sunu içerikleri oluşturuldu.
Ayrıca akran zorbalığına uğrayan ve akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin baş etme becerilerini geliştirmeye yönelik olarak ayrı ayrı ve her kademeye özgü psikoeğitim programları geliştirildi. Programların dışında öğretmen ve velilere yönelik afiş, bülten ve broşürler düzenlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.