BAKAN TUNÇ: FİLİSTİN’DE DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE MAALESEF ÇOCUK KATLİAMI YAŞANIYOR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Filistin’de dünyanın gözü önünde çocuk katliamı yaşandığını vurgulayarak, “7 Ekim’den bu yana çocuklar öldürülüyor. Maalesef bebekler katlediliyor. Filistin’de insanlık suçu işleniyor, Filistin’de savaş suçu işleniyor, Filistin’de bir soykırım yaşanıyor ve bu soykırımdan en fazla etkilenen de maalesef çocuklarımız” dedi.
‘Yarının Dünyasında Bugünün Çocuk Hakları Paneli’nde konuşan Adalet Bakanı Tunç, “Filistin’e destek mitingleriyle insanlar yürüyor. Ve oradaki çocukların artık katledilmemesi noktasındaki insanlık vicdanı meydanlarda duyarlılığını dile getiriyor. Dolayısıyla bu duyarlılık, bu insanlık vicdanının uluslararası kuruluşlara da yansıması lazım” ifadelerini kullandı.
Dünya Çocuk Hakları Günü’nü, kutlama günü olarak değil, Filistin’de şehit edilen çocukları anma günü olarak kutladıklarını söyleyen Bakan Tunç, “Hak mutlaka bir gün yerini bulacak. Elbet bir gün bu soykırımı yapanların uluslararası ceza mahkemesinin huzuruna çıkıp o çocukların o bebeklerin hesabının mutlaka verecekleri gün gelecek, buna inanıyoruz. Ve biz de bunun mücadelesini vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.
FİLİSTİN’DE İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına değinerek, Fiilstin’de bir soykırım yaşandığını söyledi. Bakan Tunç, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“İçimiz çok buruk olarak Çocuk Hakları Günü’nde bir aradayız. 7 Ekim’den bu yana dünyanın gözü önünde maalesef çocuk katliamı yaşanıyor. Çocuklar öldürülüyor. Maalesef bebekler katlediliyor. Filistin’de insanlık suçu işleniyor. Filistin’de savaş suçu işleniyor. Filistin’de bir soykırım yaşanıyor. Ve bu soykırımdan en fazla etkilenen de maalesef çocuklarımız. Çocuklar bütün savaşlarda hep en çok etkilenen, bütün olumsuzluklardan en çok etkilenen ve çevresindeki tehlikelere karşı da en korumasız kişiler. İşte Filistin’de de maalesef 7 Ekim’den bu yana 40 günü aşkın bir zamandır çocuk katliamı, insanlık dramı yaşanıyor, dünyanın gözü önünde. 12 binden fazla, 13 bine yakın insan Filistinli şehit edildi ve bunun 5 bine yakını çocuklardan oluşuyor. Ve çocuk ve kadınlardan oluşan oran yüzde 70’i geçti. Masum sivillerin üzerine maalesef bombalar yağdırılıyor. 1917 yılından bu yana toprakları işgal edile edile küçücük bir alana sığdırılan, Gazze’ye sığdırılan 2,5 milyon insan maalesef bugün bir soykırıma, topraklarını terk etmeye zorlanıyorlar. Ve bütün dünyanın gözü önünde bu gerçekleşiyor.”
DÜNYADA HAKKANİYETİ, ADALETİ, HUKUKU, İNSAN HAKLARINI, ÇOCUK HAKLARINI SAVUNMAYA DEVAM EDİYORUZ
Filistin’de yaşananlara bütün dünyanın sessiz kaldığını söyleyen Bakan Tunç, “Bütün dünyanın, uluslararası kuruluşların sessiz kaldığı bir ortamda Türkiye olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu haksızlığa, bu hukuksuzluğa, bu insanlık suçuna, bu soykırıma karşı hep yüksek sesle karşı geliyoruz. Dünyada hakkaniyeti, adaleti, hukuku, insan haklarını, çocuk haklarını savunmaya devam ediyoruz. Maalesef uluslararası kuruluşlar yetersiz kalıyor. Sessiz kalıyor. Büyük ülkelerin maalesef burada bu akan kanı durdurma noktasındaki isteksizliğini görüyoruz. Başarısızlığını görüyoruz.” diye konuştu.
Önceliğin Filistin’de akan kanın durdurulması olduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Tunç, konuşmasına şöyle devam etti;
“Sayın Cumhurbaşkanımız dünya beşten büyüktür. Daha adil bir dünya derken buna işaret ediyor. İnsanlığın sorunlarına cevap verecek insan haklarını koruyacak bir sistem mümkündür. Adalet mümkündür. İnsanlığın vicdanı bunu yapabilir. O nedenle uluslararası sistem revizyona tabi tutulmalıdır. Devletler onların hükümet başkanları kabul etmese bile insanlık vicdanı bugün Avrupa’da da birçok ülkede birçok dünya ülkesinde caddeler Filistin’e destek mitingleriyle insanlar yürüyor. Ve oradaki çocukların artık katledilmemesi noktasındaki insanlık vicdanı meydanlarda duyarlılığını dile getiriyor. Dolayısıyla bu duyarlılık, bu insanlık vicdanının uluslararası kuruluşlara da yansıması lazım. Uluslararası sözleşmelere de yansıması lazım. O nedenle bundan sonra artık bu Filistin meselesi, tabii önceliğimiz orada akan kanın bir an önce durdurulması. Türkiye olarak bunun mücadelesini hep verdik, vermeye devam ediyoruz.“
BİZİM MEDENİYETİMİZ, BİZİM KÜLTÜRÜMÜZ ÇOCUKLARA ÇOK DEĞER VEREN BİR KÜLTÜR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Türkiye’nin çocukların omuzlarında yükseleceğini, Türk kültürünün çocuklara çok değer veren bir kültür olduğunun altını çizerek, “Türkiye yüzyılı çocukların omuzlarında yükselecek. Sizler dünyaya Türkiye yüzyılı damgasını vuracaksınız. Cumhuriyetimizin yüzyılını geride bıraktık. İkinci yüzyılda sizler Türkiye yüzyılının gençleri olacaksınız. Türkiye yüzyılının büyükleri olacaksınız” dedi.
Bakan Tunç, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Sizler o güçlü Türkiye’yle dünyada hep hakkaniyetin, adaletin sözcülüğünü yapan büyük Türkiye’yle hep gurur duyacaksınız. O günün yöneticileri, o günün komisyon başkanları, o günün adalet bakanları, o günün cumhurbaşkanları sizler olacaksınız. Dolayısıyla Türkiye yüz yılı, sizin yüzyılınız olacak. Çocuklarımızın gençlerimizin yüzyılı olacak. Bizler inşa sürecini başlattık. Bu inşa sürecini en güzel şekilde koruyacak olan ve dünyaya Türkiye’nin damgasını vuracak olan sizler olacaksınız. Bizler sizlere güveniyoruz. Sizler bizim geleceğimizsiniz. Bizim medeniyetimiz çocuklara çok önem verir. Bizim dinimiz çocuklara çok önem veririz. Peygamber Efendimiz hadisi şerifinde şunu ifade eder. Çocukları sevmek ve çocukları hakkıyla korumak cehennemden kurtuluşa vesiledir der. Demek ki çocukları korumamak çocukları sevmemek çok tehlikeli bir durum. Demek ki çocukları sevmek gerekir. Onları hakkıyla korumak her türlü tehlikeden korumak her türlü istismardan korumak, fiziksel, duygusal, cinsel ve savaşlardan, çocuk ihmalinden onları korumak bizim dinimizin de emridir. O nedenle bu çocuk hakları sözleşmelerinden çok çok asırlar önce bu ilkeler ortaya konulmuş ve bize dinimiz, Peygamberimiz bunu emretmiştir. Dolayısıyla biz hem kültürümüzden, medeniyetimizden, dinimizden gelen hem de insanlığın söz verdiği bu sözleşmeleri bugün itibariyle uygulanması noktasındaki çabalarımızı da hep sürdürmeye devam edeceğiz inşallah.”
ÇOCUK HAKLARIYLA İLGİLİ OLARAK ÇOK ÖNEMLİ DÜZENLEMELERİ HAYATA GEÇİRDİK
Son 21 yılda çocuk haklarıyla ilgili olarak çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdiklerini söyleyen Adalet Bakanı Tunç, “Anayasamızda çocuk hakları yoktu. Unutulmuş darbe anayasasında, çocuk hakları çocukların korunmasına ilişkin cümleler yoktu. Her şey var. Ormanların korunmasından tutun da birçok alan düzenlenmiş ki ama çocuk haklarıyla ilgili bir cümle yoktu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a çok teşekkür ediyoruz. Anayasamıza 2010 yılında çocuk haklarını önerdi ve meclis kabul etti ve milletimiz de onayladı. Anayasamızın 41. Maddesinde artık ailenin korunması ve çocuk hakları şeklinde başlık değişti” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ve teknik heyetini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu şampiyonu olan Galatasaray’ın heyetiyle Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, futbolcular ve teknik heyetle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’deki 26. şampiyonluğunu elde eden sarı-kırmızılı ekibi tebrik etti.
Özbek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a forma hediye ettiği kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.