Açılış konuşmalarından önce kısa bir müzik dinletisi vardı.
Gazi Üniversitesi öğretim üyesi iki sanatçı Türk ve Dünya müziğinin sevilen eserlerini seslendirdi.
Müzik dinletisinden sonra açılış konuşmalarına geçildi.
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Konferans Salonu’nda yapılan Kongre Açılış konuşmalarıyla başladı.
Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa YILDIZ konuşmasında, şunları söyledi: “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında düzenlenecekken, Ulusumuzun yaşadığı deprem felaketinin şoku ve acısı ile ertelenen, açışını bugün yaptığımız, ‘Dördüncü Ulusal Eczacılık Eğitimi ve Akreditasyon Kongresi’ne hoş geldiniz.
Ülkemizde ‘eğitim’ alanında köklü geçmişi, yeri olan, kazanımlarını araştırma, geliştirme, toplumsal katkı alanlarındaki atılımları, oluşturduğu kalite kültürü ile perçinleyen Gazi Üniversitemiz adına sizleri saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Eczacılık Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği ve Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi iş birliğinde büyük özveri ve emek ile hazırlanan kongrenin bütün sürecini yakından takip ettim.
Çok değerli Kongre Yöneticilerine, Bilimsel Kurula, Düzenleme Kuruluna, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Şunu dile getirmek isterim ki kongrenin dikkat çekici olan, vurgulandığı için mutlu olduğum ‘‘Öğrencisinden Öğretim Üyesine Eczacılık Eğitiminde Akreditasyon Farkındalığı’ mottosu çok değerlidir.
Araştırmacı, katılımcı, girişimci, sosyal öğrenci Üniversitemizin benimsediği, içselleştirdiği sürekli iyileştirmelere konu olan önceliklerimizdendir. Kalite kültüründe; eğitimin kalitesi, eşgüdümü, akreditasyon süreçleri öğrenci ve öğretim elemanlarının yetkinliği ve mutluluğu önemli bileşenlerdir.
Araştırma Üniversiteleri arasındaki Üniversitemiz, Yüksek Öğretim Kurulunun değerlendirmesiyle 2022 yılında 30 yükseköğretim kurumu arasından 5 yıllık tam Kurumsal Akreditasyon alma başarısını gösteren 3 devlet üniversitesinden biri olmuştur. Kararlı ve özverili bir çabanın sonucu olarak elde ettiğimiz bu başarıların sürdürülebilir kılınmasında Akademik birimlerimizin çabaları, destekleri en önemli kazancımızdır. Eczacılık Fakültemiz de ikinci kez lisans eğitimi akreditasyonunu alarak akademik birimlerimiz arasında göz bebeğidir ve itici güçtür. Her türlü etkinliğinde, başarısında, talebinde takdir ve teşvik mekanizmalarımızla Fakültemizin yanında olmaya devam edeceğiz.
ECZAKDER’in sağlık alanında Eczacılık Eğitimi Akreditasyonu ile ilgili gönüllü ve yürekli çabalarını takdirle izliyorum, şahsım ve Üniversitemiz adına her bir üyesine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Süreçlerin Fakülteler arasında yaygınlaşması, farkındalık artırması adına Üniversitemiz Eczacılık Fakültesi iş birliğinde gerçeklemesine fırsat sağladıkları kongrenin başarılı, bol çıktılı ve yararlı olmasını diliyorum.”
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erden BANOĞLU da konuşmasında, “Eczacılık alanında eğitimin kalitesini artırmak ve standartları yükseltmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kongre, bizim için büyük bir öneme sahip; çünkü sağlık sektöründe etkili ve kaliteli eğitim, geleceğimizin temelini oluşturuyor.
Eczacılık, sağlık hizmetlerinin temel taşlarından biridir. Her gün milyonlarca insan, eczanelerde aldıkları ilaçlarla sağlıklarını koruyor ve iyileştiriyorlar. Dolayısıyla, eczacılık eğitiminin kalitesi ve standartları, toplum sağlığı açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.
Kongrede, farklı ülkelerden gelen uzmanlar ve paydaşlar olarak bir araya gelerek, eczacılık eğitimindeki mevcut durumu değerlendirecek ve iyileştirmek için neler yapabileceğimizi tartışacağız. Yenilikçi yaklaşımlar ve en iyi uygulamaları paylaşarak, birbirimizden öğrenmek ve birlikte daha iyi bir gelecek inşa etmek için bir fırsata sahibiz.
Kongrenin başarılı geçmesini sağlamak için buradayız ve hepinizin katkıları büyük önem taşıyor. Bu nedenle, etkinlik boyunca aktif katılımınızı ve değerli görüşlerinizi paylaşmanızı bekliyoruz. “dedi
Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem ABBASOĞLU ise konuşmasında şunları söyledi: Sözlerime başlarken mesleğimizle ilgili böylesine anlamlı bir kongrede bulunmaktan ve sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmeliyim.
Konuşmamda, eczacılık eğitimi ile ilgili genel bir çerçeve çizmek istiyorum. Türkiye’de bilimsel anlamdaki ilk eczacılık eğitimi 1839 yılında, Osmanlı ordusunun eczacı ihtiyacını karşılamak için askeri bir okul olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de başladı. 1839 senesi, modern anlamdaki Batılı üniversitelere göre geç kalınmış bir başlangıç olsa da ülkemiz şartlarına göre oldukça eski bir tarih. Şu bir gerçek ki üniversiteleri üniversite yapan ve üniversiteleri ayakta tutan şeylerin başında gelenekleri gelir ve bu gelenekler çok uzun yıllar sonunda oluşur.
Dolayısıyla aradan geçen 185 yılın, eczacılık eğitimi açısından akademik bir gelenek oluşturduğunu, bu bakımından ülkemizdeki pek çok bilim dalına ve akademik mesleğe göre ileride olduğumuzu söyleyebilirim. Tabii ilerleyen süreçte Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber üniversitelerde çağdaş bir eğitim verilmesi amacıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde üniversite reformu gerçekleştirildi. 1960 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin kurulması, 1962’de de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bağlı Eczacı Okulu’nun Eczacılık Fakültesi’ne dönüştürülmesi Cumhuriyetimizin kazanımlarından olan üniversite reformunun bir sonucudur.
1960’lardan 2000’lere kadar ülkemizde 7 Eczacılık Fakültesi varken 2000’li yıllarda hiçbir planlama olmaksızın tamamen popülist kaygılarla ardı ardına Eczacılık Fakülteleri açılmaya başlandı. Bugün ülkemizde bir bölümü henüz öğrenci alımına başlamamış 63 adet Eczacılık Fakültesi bulunuyor. Değerli katılımcılar burada dikkatinizi çekmek istiyorum: 1923’ten 2000 yılına kadar 7 fakülte varken 2024 yılında bu sayı 63’e çıkmış halde. Herhangi fizibilite çalışması yapılmadan plansızca açılan bu fakültelerin birçoğunun öğretim üyesi kadrosu eksik, laboratuvarları tamamlanmamış, kütüphanesi yetersiz, akreditasyonu yok.
Toplum sağlığının ve ülke ekonomisinin ihtiyaçları doğrultusunda yeni Eczacılık Fakülteleri açılabilir. Ancak bir yere fakülte açmak her şeyden önce ihtiyaç ve imkânla ilgilidir. Şunu açıkça söylemeliyim ki bizim ne bu kadar fakülteye ihtiyacımız ne de bu kadar fakülteyi kuracak imkânımız var. Eczacılık fakültelerinin plansızca açılmaya devam etmesinin mesleğimizin geleceğine ve halkımızın sağlığına zarar vereceği ortada. Dolayısıyla fakülteler açılırken popülist kaygılar yerine gerçek ihtiyaçlar gözetilerek bir sistem ve planlama dahilinde hareket edilmesi şart.
Üniversite açmak, fakülte kurmak işin uzmanı olmayan insanların iki dudağından çıkacak söze bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir. Binalar inşa edip üzerlerine tabelalar asmak suretiyle üniversite açılmaz, fakülteler kurulmaz. O nedenle Türkiye’nin insan gücü ihtiyaçları ile örtüşmeyen, arz fazlası oluşturan, eğitimin kalitesini düşüren yeni Eczacılık Fakülteleri açılmamalıdır. Var olan fakültelerin de en azından akreditasyon koşulları bütünüyle ve gerçek anlamda sağlanana kadar öğrenci alması durdurulmalıdır.
Biz kendi içimizde sorunlara boğulmuşken dünyanın gündemini gelişen teknoloji, bilimsel gelişmeler ve söz konusu değişimin eğitim üzerindeki etkisi oluşturuyor. Bizim eczacılık anlamında meslek örgütü ve eczacılık akademisi olarak çağdaş dünyaya entegre olma yönünde önemli adımlarımız var ancak yeterli ve kapsamlı çalışmalar olduğunu maalesef söyleyemiyorum. Çünkü Türkiye’deki eğitim sistemi kötü bir durumdayken eczacılık eğitiminin kalitesini artırmanın kolay olmadığı kanısındayım. Bu aşamada hepimize çok büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü ifade etmem gerekiyor.
Yeri gelmişken kurulduğu günden bu yana eczacılık eğitimindeki niteliğin korunması ve yükseltilmesi amacıyla canla başla çalışan ECZAKDER’in tüm değerli kadrolarına şükranlarımı sunuyorum. Eczacılık eğitimi konusunda yolumuz uzun ve çetrefilli ama ECZAKDER’in varlığı adeta kutup yıldızı gibi yolumuzu aydınlatıyor, hepimize rehberlik ediyor. Böylesine önemli kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen başta ECZAKDER’in kıymetli başkanı Prof. Dr. Seçkin ÖZDEN olmak üzere; tüm değerli hocalarıma bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. Konuşmamı Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”
Yüksek Öğretim Kalite Kurulu Üyesi Feyza ARICIOĞLU ve Türk Eczacılar Birliği Başkanı Eczacı Arman ÜNEY de konuşmalarında Eczacılık mesleğinin geldiği yer ve sorunları hakkında katılımcıları bilgilendirdiler.
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İlkay Erdoğan ORHAN, Eczacılık Eğitim Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. M. Seçkin ÖZDEN de kongrede birer konuşma yaptılar.
Açılış konuşmalarından sonra kongrede, oturumlar gerçekleştirildi.
Kongreye, yurt içinden ve dışından çok sayıda bilim insanları katıldı.
Oturumlarda söz alan konuşmacılar, uzmanlık alanları ve yaptıkları çalışmalarla ilgili meslektaşlarıyla bilgilerini paylaştılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ve teknik heyetini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu şampiyonu olan Galatasaray’ın heyetiyle Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, futbolcular ve teknik heyetle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’deki 26. şampiyonluğunu elde eden sarı-kırmızılı ekibi tebrik etti.
Özbek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a forma hediye ettiği kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.